1. bölüm · *İHANETİN AŞKI*
(İHANETİN AŞKİ) 1- bölüm
(1999 Yunanistan)"bay frek bir (oğlunuz oldu? "
"Tanrıya şükür bir oğlum oldu"
"Frenk oğlumuzun adı ne olucak?. "
"Drew... Drew olucak oğlumuzun adı"
"Drew.. Drew çok güzel bir isim
Yıl 2005 istanbul lojman
Aylardan ocak ayıydı dışarda kar yağıyordu ben ise sadece yarın okullar tatil mi? Değil mi? Diye düşünmeden uyuyamıyordum
Ama yan daireden takır takır sesler geliyor galiba bir aile taşındı..? Hee galiba bir de bir oğulları vardı..
Ertesi gün;)
Sabah olduğu zamam heryer bembeyazdı hemen yatakdan koşarak kalktım annemin yanına gittim"anne okullar tatil mi diye sordum annem 'evet' dedi odama gidip içliklerimi giyip dışarı koştum...
"Merhaba"
"Merhaba"
"Tanışalım mı? Belki... Arkadaş oluruz? "
"Olur.. Ben drew: peki sen? "
"Tanıştığıma memnun oldum drew"
"Bende sedef"
"Bende memnun oldum sedef"
Akşama kadar beraber kar topu savaşı yaptık kardan adam bile yaptık ama artık... Üşemeye başladığımız için eve gitmeye karar vermiştik..
(Sesi titreyerek ve acıyarak)
"Drew.. Dreww"
"Efe... Efendim sedef?
" Üşüdün mü?
"Evet.. Evet hemde çok üşüdüm....
Drew ellerini ceplerine sokup omuzlarını büktü. Sedef, onun bu haline dayanamayıp bir adım yaklaştı ve kendi örgü atkısını çözüp Drew’un boynuna doladı. Atkıdan yayılan o ev sıcaklığı kokusu, Drew’un yüzünde hafif bir tebessüm oluşturdu.
"Bak, böyle daha iyi," dedi Sedef, gözlerinin içi parlayarak.
Birlikte yan yana, karda bıraktıkları derin ayak izlerini takip ederek eve doğru yürümeye başladılar. Drew, Sedef’in de titrediğini fark ettiğinde, çekingen bir tavırla elini uzattı ve Sedef’in buz tutmuş parmaklarını kendi avucunun içine aldı. Eve varana kadar hiç konuşmadılar ama ikisi de artık hiç üşümediklerini biliyordu...
1 hafta sonra
Aradan bir hafta geçmişti drew den ne ses nede bir haber vardı? Artık tedirgin ve korkmaya başlamıştım ama evlerine gidip sormaya da cesaret edemiyordum..
En sonunda içimdeki endişe korkuma baskın çıktı. Atkısını geri vermek bahanesiyle lojmandaki evlerinin kapısına kadar gittim. Kalbim göğsümü delercesine çarpıyordu. Derin bir nefes alıp zile bastım ama içeriden hiçbir ses gelmedi. Bir kez daha, bir kez daha...
Tam arkamı dönüp gidecekken yan komşuları kapıyı açtı. Beni görünce acıyan bir gülümsemeyle, "Boşuna çalma güzelim," dedi. "Onlar taşınalı üç gün oldu. Babasının tayini mi çıktı, yoksa aniden mi gitmek zorunda kaldılar kimse anlamadı. Gece yarısı apar topar toplanıp gittiler."
Kulaklarım uğuldamaya başladı. Elimdeki atkı yere düşerken, Drew'un bana haber bile vermeden gidişi, içimde hiç kapanmayacak bir yaranın ilk günü oldu...
(Birinci bölüm bitişi)
