Hilalin Gölgesinde — Mahur Erdem

Kitap Hakkında

İstanbul, 1522
Bazı insanlar günahın bir meyhanede başladığına inanırdı.
Oysa günahın nerede başladığını kimse gerçekten bilmezdi.
Belki de ilk yalan söylendiğinde…
Belki ilk kez bir kalp, ait olmaması gereken birine çarptığında…
Ya da bir kadın, kendisi için yazılmamış bir kaderi değiştirmeye cesaret ettiğinde.

Akşam ezanı, Haliç’in üzerine ağır ağır yayılırken Galata’nın dar sokaklarında hayat yeni başlıyordu.
Taş kaldırımlar günün sıcağını hâlâ içinde saklıyor, limandan yükselen tuz kokusuna kavrulmuş kestane, şarap, balık ve reçine kokuları karışıyordu. Rum denizciler yüksek sesle şarkılar söylüyor, Ermeni tüccarlar dükkânlarını kapatıyor, Yahudi kuyumcular son müşterilerini uğurluyor, Osmanlı askerleri ise kalabalığın arasından ağır adımlarla geçiyordu.
İstanbul, aynı gökyüzünün altında birbirine hiç benzemeyen insanların şehriydi.
Ve o gece…
Bu şehir iki yabancıyı birbirine doğru yürütüyordu.
Galata’nın en eski meyhanelerinden birinde ud sesi yükseldi.
Konuşmalar yavaşladı.
Kadehler masalara bırakıldı.
Mumların titrek ışığı, odanın ortasında duran genç kadının yüzünü aydınlattı.
Uzun siyah saçları omuzlarına dökülüyor, koyu bordo entarisinin yakasındaki ince işlemeler ışıkta parlıyordu. Boynunda taşıdığı küçük gümüş haç, nefes aldıkça usulca sallanıyordu.
“Miriam…” diye fısıldadı yaşlı meyhaneci.
“Başla artık.”
Genç kadın gözlerini kapadı.
Şarkının ilk notasını söylediğinde meyhanedeki uğultu tamamen sustu.
Çünkü Miriam’nin sesi yalnızca güzel değildi.
İnsana unuttuğu bir şeyi hatırlatıyordu.
Belki çocukluğunu…
Belki kaybettiği birini…
Belki de hiçbir zaman sahip olamadığı huzuru.
Kapının önünde duran genç adam ise ilk kez o anda başını kaldırdı.
Aslında burada olmaması gerekiyordu.
Babası, Galata meyhanelerinin adını bile anmayı hoş karşılamazdı.
Kendisiyse yalnızca devlet işi için limana kadar gelmiş, arkadaşlarının ısrarına dayanamayıp birkaç dakika dinlenmek istemişti.
Birkaç dakika…
İnsan bazen bütün hayatını değiştirecek hatayı yalnızca birkaç dakikada yapardı.
Yusuf Çelebi, genç kadının yüzüne baktı.
Miriam de tam o sırada gözlerini açtı.
Kalabalığın içinde birbirlerini tanımıyorlardı.
İsimlerini bilmiyorlardı.
Aynı dine inanmıyorlardı.
Aynı dünyaya ait değillerdi.
Ama kader insanın ait olduğu yeri değil, yüreğinin gitmek istediği yolu seçerdi.
Ve hiçbiri, şehrin başka bir köşesinde yaşlı bir kadının adaçayı yapraklarını avuçlarında ezerken sessizce,
“Rüzgâr yön değiştirdi…” diye mırıldandığını duymamıştı.

İçindekiler

  1. 1YAZARIN NOTU152 kelime
  2. 2Bölüm 11.642 kelime
  3. 3Bölüm 21.901 kelime
  4. 4Bölüm 31.263 kelime
  5. 5Bölüm 44.775 kelime
  6. 6Bölüm 53.625 kelime
  7. 7Bölüm 65.363 kelime
  8. 8Bölüm 73.322 kelime
  9. 9Bölüm 84.618 kelime
  10. 10Bölüm 94.276 kelime
  11. 11Bölüm 103.731 kelime
  12. 12Bölüm 114.835 kelime
  13. 13Bölüm 122.277 kelime
  14. 14Bölüm 133.360 kelime
  15. 15Bölüm 142.839 kelime
  16. 16Bölüm 153.350 kelime
  17. 17Bölüm 162.581 kelime
  18. 18Bölüm 173.027 kelime
  19. 19Bölüm 182.771 kelime
  20. 20Bölüm 194.021 kelime
  21. 21Bölüm 203.341 kelime
  22. 22Bölüm 215.017 kelime
  23. 23Bölüm 224.309 kelime
  24. 24Bölüm 233.967 kelime
  25. 25Bölüm 242.573 kelime
  26. 26Bölüm 253.380 kelime
  27. 27Bölüm 26 Kısım I4.778 kelime
  28. 28Bölüm 26 Kısım II3.919 kelime
  29. 29Bölüm 274.344 kelime
  30. 30Bölüm 283.784 kelime
  31. 31Bölüm 293.857 kelime
  32. 32Bölüm 30 - FİNAL1.231 kelime