3. bölüm / 33
Göz yaşlarının bedeliBölüm üç
Bölümler 33Şu an: Bölüm üç
- 1 İlk bölüm676 kelime
- 2 Bölüm iki536 kelime
- 3 Bölüm üç467 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 Bölüm dört565 kelime
- 5 Bölüm beş506 kelime
- 6 Bölüm altı776 kelime
- 7 Bölüm yedi654 kelime
- 8 Bölüm sekiz737 kelime
- 9 Bölüm dokuz743 kelime
- 10 Bölüm on639 kelime
- 11 Bölüm on bir598 kelime
- 12 Bölüm on iki723 kelime
- 13 Bölüm on üç605 kelime
- 14 Bölüm on dört512 kelime
- 15 Bölüm on beş687 kelime
- 16 Bölüm on altı827 kelime
- 17 Bölüm on yedi923 kelime
- 18 Bölüm on sekiz1.183 kelime
- 19 19.bölüm816 kelime
- 20 20. Bölüm1.136 kelime
- 21 21. Bölüm1.470 kelime
- 22 22.Bölüm1.117 kelime
- 23 23.Bölüm892 kelime
- 24 24.bölüm1.149 kelime
- 25 25.bölüm949 kelime
- 26 Bölüm 261.505 kelime
- 27 27. Bölüm768 kelime
- 28 28. Bölüm873 kelime
- 29 29. Bölüm1.631 kelime
- 30 30. Bölüm1.451 kelime
- 31 31. Bölüm1.152 kelime
- 32 32. Bölüm1.065 kelime
- 33 33. Bölüm1.119 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Geldiğimiz ev büyük bir yalıydı. Aynı bizimki gibi dört katlı, havuzlu ve güzel bir bahçesi vardı. Kapıyı açtı ve kemerimi çözdü.
"Hadi in."
Çantamı aldım. "Ben inerim, iyiyim," dedim.
Ellerini çekti. "Peki."
Atilla: Karşımda yürüyen kız sallanmaya başlamıştı. Korkudan elimdeki valizleri hızla bırakıp onu kucakladım. "İyi olduğuna emin misin Alina?"
Alina: "Başım çok dönüyor, üşüyorum ben Atilla."
Atilla: "Sakin ol güzelim, ateşin çıkmış o kadar şeyden sonra."
Alina: "Güzel mi? Kim güzel?"
Atilla: Yüzüne bakıp gülümsedim. "Kim olabilir ki?"
Alina: Boşluğa gülmüştüm belki ama karşımda dudağının her köşesi kıvrık, yakışıklı bir patron dururken pek de işlemiyordu. Nereye gülsem o da gülüyor, neye ağlasam o da ağlıyordu.
Atilla: "Ben sana güzel bir çorba yapayım, bir de soğuk duş alırsın. Hiçbir şeyin kalmaz."
Atilla: Beyaz tavuk suyu çorbasını yapmış, merdivenleri çıkıyordum. Odamıza girdim. "Alina, ben geldim. Acıkmışsındır sen."
Alina: "Hıhı..."
Telefonuma uzanıyordum ki elime değen el beni durdurdu. Yatağın köşesine oturdu. Kollarımın altından kavrayıp bedenimi dikleştirdi ve çorbaya üfledi:
"Aç bakalım ağzını."
Çorbanın kokusuna karşı koyamadım ve ağzımı açtım. Ağzıma götürürken üstüme dökmüştüm. "Yandı mı?" dedi.
Alina: Göğsüme doğru inen çorbanın sıcaklığı irkilmeme neden olmuştu.
Atilla: Yandın tabii... Ne yaptın Atilla, yaktın kızı işte! Off! "Alina, özür dilerim güzelim."
Ortamdaki telaşı azaltmaya çalışırken kızı daha da yakmıştım. Pijamasını çıkarmaya çalıştım, buz koyma planlarım vardı ama Alina'nın telaşıyla tepsideki çorba üstüne döküldü.
"Tamam, sakin ol şimdi," deyip kucakladım, banyoya girdim. "Su soğuk ama hem yanmanı hem ateşini geçirecek. Hafifçe sarıldım, üstünü çıkarmak zorundayım, tamam mı?"
Alina: "Tamam."
Atilla: Hiç bakmadan üstünü çıkarıp su tuttum, saçlarını yıkadım. Sonra bornoza sardım, kucaklayıp yatağa yavaşça yatırdım. Yeni pijamalar giydirdim. Gözümü değdirmiyor, hızlıca giydiriyordum; utansın istemedim. Kurutma makinesini alıp saçlarını kuruttum. Uyur gibi oluyor, titreyerek uyanıp "Atlas" diye sayıklıyordu. Elini kavrayınca varlığımla susuyordu. Bu haliyle bile kardeşini düşünüyordu; o çok iyi bir ablaydı. Ben abi olamamış olabilirim ama o çok iyi bir ablaydı.
"Çorba alıp geliyorum Alina. Annemler de gelir şimdi, seninkileri de çağırırım ben."
Alina: "Gitme," dedim eline uzanıp. "Konuş benimle, uyumak istemiyorum."
Atilla: Uyuması gerekiyordu. Eliyle yatağa iki kez vurdu, yanına uzandım. "Ne anlatayım sana?"
Alina: "Bana neden acıdın, onu anlat Atilla. Çok mu zavallı gözüküyorum uzaktan?"
Atilla: "Ben sana acımadım, ben sana kıyamadım Alina. Kardeşim..." dedim ama elime değen dudakları cümlemi yarıda kesmeye yetti.
Alina: "Ben uyanınca bunlar hiç yaşanmamış olsun, tamam mı?"
Atilla: "Olsun Alina, olsun..." Belinden tutup kendime çektim. "Hadi biraz uyu."
Alina: "Bunu unutmam işte, bak."
Atilla: Belinden tutup kendime çekmemi unutmayacaktı. "Hadi Alina, uyu biraz."
Alina: "Hıhı..."
Atilla: Gözleri çoktan kapanmıştı. Annemler gelmiş olmalı ki zil inatla çalıyordu. Kalktığımda Alina göğsüme yaslanmış uyuyordu. Anneme mesaj attım:
— Karım uyuyor, içeri girin ama gürültü yapmayın. Biraz hasta, hizmetçiler ilgilenecek.
— Annem: Ay aman, karısı uyuyormuşmuş...
— ANNE, KARIM UYUYOR. UZATMAYIN İŞTE!
— Annem: Tamam lan, şaka yaptık. Ne hanımcı olmuşsun!
— Öyle oldu biraz.
— Annem: Hehe, biraz...
Bölüm etkileşimi
