31. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Kübra beren Kaynak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: 31. Bölüm

Park
Atilla ilk yardım çantasını almak için birkaç adım uzaklaşmıştı. Toprak hâlâ kucağımdaydı, diğer çocuğumuz da yanıma sokulmıştı. Atilla geri geldiğinde yanımıza çömeldi.
Atilla: "Dur bakalım küçük hanım, bir dizine bakayım."
Toprak yüzünü buruşturdu ama bu kez ağlamadı. Atilla dikkatlice dizine baktı.
Atilla: "Çok ciddi bir şey yok. Biraz acıyacak ama geçecek."
Toprak başını salladı.
Barış: "Babba, bak!"
Barış yerdeki küçük taşı gösteriyordu. Atilla ona baktı.
Atilla: "O ne?"
Barış: "Taş."
Atilla: "Çok önemli bir taşmış gibi gösterdin."
Barış kendi kendine kıkırdadı. Ben de istemeden gülümsedim. Atilla bunu fark etti ama bir şey söylemedi; oysa bende en sevdiği şeylerden birisi gülümsememdi.
Çocuklar kısa süre sonra yeniden oyuna dalmıştı. Biri parkın kenarındaki oyuncaklara giderken diğeri yerde bulduğu taşları toplamaya başladı. Ben bankın bir ucuna oturdum. Atilla da birkaç saniye ayakta kaldıktan sonra diğer uca oturdu.
Aramızda yine mesafe vardı. Ama bu kez ikimiz de o mesafeyi kapatmaya çalışmıyorduk; sadece aynı yerde oturuyorduk. Bir süre çocukları izledik. Sonra Atilla sessizce konuştu.
Atilla: "Bugün mahkemede söylediklerimi yanlış anlama."
Alina: "Neyi?"
Atilla: "Seni affettim demedim."
Başımı salladım.
Alina: "Biliyorum."
Atilla: "Sadece... Artık sürekli kızgın kalmak istemiyorum."
Gözlerimi çocuklardan ayırmadım.
Alina: "Ben de senden bunu beklemiyorum."
Atilla bana baktı.
Atilla: "Benden ne bekliyorsun?"
Bir süre düşündüm.
Alina: "Güvenmeni."
Kaşlarını hafifçe çattı.
Atilla: "Bunu hemen yapamam."
Alina: "Biliyorum."
Atilla: "Sen de sabırsızlanmayacaksın."
Alina: "Sabırsızlanmayacağım."
Atilla: "Bunu söylemek kolay."
Alina: "Biliyorum."
Bu kez ona baktım.
Alina: "O yüzden söylemek yerine göstermeye çalışacağım."
Atilla birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra başını öne eğdi.
Atilla: "Belki de ihtiyacım olan şey tam olarak bu."
Barış koşarak yanımıza geldi.
Barış: "Ane! Babba! Bakın!"
Elindeki üç taşı gururla önümüze koydu. Atilla ciddi bir ifadeyle taşlara baktı.
Atilla: "Bunlar ne?"
Barış: "Para."
Atilla bana döndü.
Atilla: "Zengin olduk."
Gülmeye başladım.
Alina: "Bir tane de bana ver."
Barış taşı avucuma bıraktı.
Barış: "Bu çenin."
Atilla da elini uzattı.
Atilla: "Bana?"
Barış ona baktı.
Barış: "Çana yok."
Bir an sessizlik oldu. Sonra Atilla kahkahayı bastı.
Atilla: "Benim kendi çocuğum beni soyuyor!"
Ben de gülmeye başladım. Çocuklar tekrar oyunlarına döndüğünde Atilla bana baktı.
Atilla: "Uzun zamandır böyle oturmamıştık."
Alina: "Evet."
Atilla: "Çocuklar dışında hiçbir şey konuşmadan."
Alina: "Belki de buna ihtiyacımız vardı."
Atilla başını salladı. Bir süre daha sessizce oturduk. Bu kez sessizlik ağır gelmiyordu. Çocuklar önümüzde oynuyor, arada bir bize sesleniyor, biz de onlara cevap veriyorduk.
Ve ben ilk kez Atilla'nın güvenini geri kazanmak için büyük cümlelere ihtiyacım olmadığını anladım. Belki de bundan sonra yapmam gereken tek şey... Kaçmadan, zorlamadan yavaş yavaş güvenini kazanmak için çabalamaktı.
Gözlerimi çocuklardan ayırmadan konuşmaya başladım.
Alina: "Atilla..."
Atilla: "Hı?"
Alina: "Bugün söylediklerini düşünüyorum."
Atilla: "Neyi?"
Alina: "Bana güvenmek için zamana ihtiyacın olduğunu."
Atilla başını hafifçe bana çevirdi.
Atilla: "Evet."
Alina: "Ben de artık her şeyi bir anda düzeltmeye çalışmayacağım."
Bir süre sustu.
Atilla: "Bunu yapabilecek misin?"
Alina: "Bilmiyorum."
Gülümsedim.
Alina: "Ama deneyeceğim."
Atilla gözlerini tekrar çocuklara çevirdi.
Atilla: "Bazen hâlâ sana kızıyorum."
Alina: "Biliyorum."
Atilla: "Bazen de ne yaparsan yap değişmeyeceğini düşünüyorum."
Alina: "Bunu da anlıyorum."
Atilla: "Benim için kolay değil."
Alina: "Biliyorum."
Atilla: "Bazen sana bakınca geçmişte olan her şey aklıma geliyor."
Başımı eğdim.
Alina: "Haklısın."
Atilla bir süre sessiz kaldı.
Atilla: "Ama bugün..."
Cümlesini tamamlamadı.
Alina: "Bugün ne?"
Atilla: "Çocuklarla seni böyle görünce... Bilmiyorum. Bir şeylerin eskisi gibi olması gerektiğini düşünmedim."
İçimde küçük bir sıcaklık hissettim.
Alina: "Eskisi gibi olmak zorunda değiliz."
Atilla bana baktı.
Atilla: "Nasıl yani?"
Alina: "Daha iyi olabiliriz."
Birkaç saniye birbirimize baktık. Sonra Barış yine koşarak yanımıza geldi.
Barış: "Ane! Babba! Topyak düştü!"
İkimiz de aynı anda ayağa kalktık.
Alina & Atilla: "Toprak?!"
Çocukların yanına doğru koşarken Atilla bana baktı.
Atilla: "Bak, takım çalışması."
İstemeden güldüm.
Alina: "Evet. Ama sen biraz yavaş koşuyorsun."
Atilla: "Ben mi?"
Alina: "Evet, baba bey."
Atilla başını iki yana salladı.
Atilla: "Daha güvenimi yeni kazanmaya çalışıyorsun, bir de dalga geçiyorsun."
Gülerek Toprak'ın yanına çömeldim. O an fark ettim; belki de her şey bir anda düzelmeyecekti. Belki aramızdaki mesafe uzun süre kalacaktı. Ama ilk defa o mesafeye bakıp korkmuyordum. Çünkü artık ikimiz de aynı yöne doğru yürümeye başlamıştık.
Toprak'ın yanına çömeldiğimde dizini tuttuğunu gördüm.
Alina: "Canım, neresi acıyor?"
Toprak küçük eliyle dizini gösterdi.
Toprak: "Şurası..."
Atilla hemen yanına çömeldi.
Atilla: "Dur bakalım, baba bir daha baksın."
Toprak bu kez ağlamadan Atilla'nın omzuna yaslandı. Ben de yanlarına oturdum.
Alina: "Bence biraz dinlenelim, sonra tekrar oynarsınız."
Barış hemen itiraz etti.
Barış: "Ama aneee, daha taş bulacaktık!"
Atilla ciddi bir ifadeyle başını salladı.
Atilla: "Önemli bir görevimiz var. Önce kardeşini iyileştireceğiz, sonra taş hazinesine devam."
Barış düşündü.
Barış: "Tamam. Ama en büyük taşı ben bulcam."
Atilla: "Söz mü?"
Barış: "Söz."
İkisine bakarken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. Atilla bana baktı.
Atilla: "Ne oldu?"
Alina: "Hiç."
Atilla: "Gülüyorsun."
Alina: "Gülemez miyim?"
Atilla: "Gül tabii."
Kısa bir sessizlik oldu.
Alina: "Sadece... Sizi böyle görünce hoşuma gidiyor."
Atilla'nın yüzündeki ifade biraz yumuşadı.
Atilla: "Bizi mi?"
Başımı salladım.
Alina: "Evet. İkinizi."
Barış elindeki taşı havaya kaldırdı.
Barış: "Anne! Bak, bu da senin!"
Taşı avucuma bıraktığında ona sarıldım.
Alina: "Teşekkür ederim benim küçük hazinem."
Atilla bize bakıp hafifçe gülümsedi.
Atilla: "Sen de bayağı zengin oldun."
Alina: "Evet. Hem de tahmin ettiğinden daha zengin."
Atilla: "Nasıl yani?"
İki çocuğa baktım.
Alina: "Bunlar varken başka neye ihtiyacım var?"
Atilla cevap vermedi; sadece çocuklara baktı. Sonra yavaşça ayağa kalktı.
Atilla: "Hadi bakalım. Biraz daha oturalım, sonra eve geçeriz."
Çocuklar yeniden yan yana yürümeye başladığında ben de onların birkaç adım arkasından yürüdüm. Atilla bir süre sonra yavaşlayıp benimle aynı hizaya geldi.
Atilla: "Bugün güzeldi."
Alina: "Evet."
Atilla: "Uzun zamandır ilk kez bu kadar normal hissettim."
Ben ona baktım.
Alina: "Ben de."
Bir an duraksadı.
Atilla: "Yarın yine parka gelir miyiz?"
Gülümsedim.
Alina: "Çocuklar isterse geliriz."
Atilla kaşını kaldırdı.
Atilla: "Ben de istiyorum."
İstemeden güldüm.
Alina: "O zaman geliriz."
Çocukların sesleri önümüzden gelirken birkaç adım daha yürüdük. Aramızdaki mesafe hâlâ vardı; ama artık o mesafenin bir gün kapanabileceğine inanıyordum.
Önümüzde Barış'ın küçük kahkahası duyuldu. Toprak da arkasından koşmaya çalışıyordu. Atilla hemen onlara doğru yöneldi.
Atilla: "Yavaş Toprak, düşeceksin."
Toprak arkasına dönüp babasına baktı.
Toprak: "Babba bak!"
Atilla'nın yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
Atilla: "Bakıyorum güzel kızım."
Onları izlerken içimde garip bir huzur oluştu. Belki her şey düzelmemişti. Belki Atilla'nın bana tamamen güvenmesi için daha çok zaman gerekiyordu. Ama artık ilk kez bunu zorla oldurmaya çalışmıyordum. Onun güvenini kazanmak için büyük sözlere değil, küçük şeylere ihtiyacım olduğunu anlamıştım.
Yanlarında yürümeye başladım. Bu kez birkaç adım gerilerinde değil, onların yanında...
Birkaç Gün Sonra...
Duruşma günü geldiğinde sabahın erken saatlerinde uyandım. Ev sessizdi. Barış hâlâ uyuyordu, Toprak da odasında uyuyordu.
Üzerime sade bir takım elbise giyip aynanın karşısına geçtim. Bugün farklıydı. Bugün sadece Atilla'nın karşısına çıkmayacaktım; çocuklarımızın geleceği için de orada olacaktım.
Çantamı aldım ve salona çıktığımda Atilla çoktan hazırlanmıştı. Beni görünce birkaç saniye sustu.
Atilla: "Hazır mısın?"
Alina: "Deneyeceğim."
Başını salladı.
Atilla: "Ben de."
Eskiden olsa bu cümlenin devamında mutlaka bir tartışma çıkardı. Şimdi ise sadece birbirimize baktık. Sonra kapıyı açtı.
Atilla: "Hadi."
Yan yana evden çıktık. Bu kez aramızdaki mesafe birkaç adım değildi; sadece küçük bir boşluktu. Ve nedense, o boşluğun eskisi kadar büyük olmadığını hissediyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18