30. bölüm · Göz yaşlarının bedeli
30. Bölüm
Mahkeme Salonu
Hakim: "Davacı Alina Hanım, mahkeme tarafından ek beyanınızın alınması uygun görülmüştür. Geçen celseden bu yana davalı tarafla aranızda herhangi bir görüşme gerçekleşti mi?"
Başımı kaldırdım.
Alina: "Hayır sayın hakim. Çocuklar dışında herhangi bir konuda görüşmedik."
Hakim başını salladı.
Hakim: "Peki çocukların durumu?"
Alina: "İyiler. Annemle birlikte kalıyorlar, babalarıyla da görüşüyorlar."
Atilla'nın avukatı ayağa kalktı.
Atilla'nın Avukatı: "Sayın hakim, müvekkilim çocuklarıyla düzenli şekilde ilgilenmektedir. Davacı tarafın bu konuda herhangi bir itirazı bulunmamaktadır."
Alina: "İtirazım yok."
Hakim birkaç not aldı.
Hakim: "Davalı Atilla Bey, sizin eklemek istediğiniz bir husus var mı?"
Atilla yavaşça ayağa kalktı.
Atilla: "Var sayın hakim."
Sesi sakindi ama onu tanıdığım için ne kadar zor konuştuğunu anlayabiliyordum.
Atilla: "Geçen celseden beri düşünmek için çok zamanım oldu."
Bir an sustu.
Atilla: "Boşanmak istememin sebebi artık sadece geçmişte yaşananlar değil. Ben o gün öğrendiğim şeylerden sonra kendimi toparlayamadım."
Gözlerimi yere indirdim.
Atilla: "Çünkü eşimin bana karşı hislerinin gerçek olduğuna inanıyordum. Sonra bunun başlangıçta böyle olmadığını öğrendim."
Hakim dikkatle dinliyordu.
Atilla: "Ama..."
Atilla'nın sesi ilk kez hafifçe kırıldı.
Atilla: "Benim iki çocuğum var. Onların annesinden nefret ederek bir hayat geçirmek istemiyorum."
Kalbim sıkıştı. Atilla devam etti:
Atilla: "Ama onu affetmekle güvenmek aynı şey değil sayın hakim. Ben hâlâ güven konusunda çok zorlanıyorum."
Hakim başını salladı.
Hakim: "Bunu anlıyorum. Peki davacı tarafın evliliğin devamı yönündeki iradesi hakkında ne düşünüyorsunuz?"
Atilla birkaç saniye sustu.
Atilla: "Bunu biliyorum."
Sonra ilk kez doğrudan bana baktı.
Atilla: "Onun hâlâ beni sevdiğini de biliyorum."
Gözlerim doldu.
Atilla: "Ama sevmesi, benim bütün yaşadıklarımı bir anda unutacağım anlamına gelmiyor."
Hakim bu kez bana döndü.
Hakim: "Alina Hanım, siz bu evliliğin devamını istiyor musunuz?"
Boğazım düğümlendi.
Alina: "Evet."
Sesim düşündüğümden daha net çıkmıştı.
Hakim: "Neden?"
Derin bir nefes aldım.
Alina: "Çünkü artık bu evliliğe başladığım günkü insan değilim."
Atilla'nın gözleri benden ayrılmadı.
Alina: "İlk başta yaptığım şeyin yanlış olduğunu kabul ediyorum. Bunu değiştiremem. Atilla'nın bana güvenmesini de zorlayamam."
Bir an durdum.
Alina: "Ama onu gerçekten seviyorum. Çocuklarımız olduktan sonra sadece bir evlilik değil, gerçekten bir aile kurduğumuzu hissettim."
Gözlerimi Atilla'ya çevirdim.
Alina: "Ve ben o aileyi kaybetmek istemiyorum."
Salonda derin bir sessizlik oldu. Hakim ellerini dosyanın üzerinde birleştirdi.
Hakim: "Tarafların arasında çocukların bulunması ve davalı tarafın güven probleminin devam ettiğini belirtmesi nedeniyle, mahkemece tarafların bir süre daha ayrı şekilde değerlendirilmesi uygun görülmektedir."
Atilla'nın avukatı başını salladı. Hakim devam etti:
Hakim: "Bu aşamada boşanma yönünde kesin bir karar vermeden önce tarafların yeniden düşünmesi için süre verilmesine..."
Kalbim daha hızlı atmaya başladı.
Hakim: "...ve çocukların üstün yararı bakımından tarafların mevcut durumunun korunmasına karar verilmiştir."
Başımı kaldırdım. Yani bugün boşanmıyorduk. Ama barışmış da değildik. Hakim dosyayı kapattı.
Hakim: "Bir sonraki celse tarihi taraflara bildirilecektir. Duruşma sona ermiştir."
Herkes ayağa kalktı. Atilla birkaç saniye yerinde kaldı. Sonra bana doğru yürüdü. Yanımdan geçerken durdu. Bu kez gözlerimin içine baktı.
Atilla: "Ben hâlâ ne yapacağımı bilmiyorum Alina."
Gözlerim doldu.
Alina: "Ben de bilmiyorum."
Başını hafifçe salladı.
Atilla: "Ama çocuklar için değil..."
Sustu.
Atilla: "Sadece gerçekten ne hissettiğimizi anlayabilmek için biraz zamana ihtiyacım var."
İlk kez yüzünde öfke yerine yorgunluk gördüm.
Alina: "Beklerim."
Bunu söylerken onu ikna etmeye çalışmıyordum. Sadece gerçekten beklemeye hazırdım. Atilla birkaç saniye daha bana baktı. Sonra başını sallayıp salondan çıktı. Ben de arkasından bakakaldım.
Çünkü ilk kez önümde kesin bir son değil... Belki de yeniden başlayabilecek bir ihtimal vardı.
Mahkeme Salonu Çıkışı
Duruşma salonundan çıktığımda avukatım yanımdaydı.
Avukat: "Alina, iyi misin?"
Alina: "Bilmiyorum."
Çantamın sapını biraz daha sıkı tuttum.
Alina: "Boşanma olmadı."
Avukat: "Evet ama bu her şey düzeldi demek değil."
Alina: "Biliyorum."
Koridorun sonuna doğru baktım. Atilla hâlâ oradaydı; avukatıyla konuşuyordu. Beni gördüğünde konuşmayı bıraktı ama yanıma gelmedi. Ben de gitmedim.
İlk kez aramızdaki mesafenin sadece birkaç metre olmadığını hissettim. Beş aydır aramızda olan şey sanki o koridordan çok daha uzundu. Avukatım omzuma hafifçe dokundu.
Avukat: "Çocukları annen almıştı, değil mi?"
Alina: "Evet."
Avukat: "O zaman git onları al. Bugün kendini fazla yorma."
Başımı salladım.
Alina: "Tamam."
Tam çıkacakken arkamdan Atilla'nın sesi geldi.
Atilla: "Alina."
Olduğum yerde durdum. Yavaşça ona döndüm.
Atilla: "Çocukları bugün ben alabilir miyim?"
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Alina: "Tabii."
Atilla: "Birkaç saat geçirmek istiyorum."
Alina: "Ben de..."
Sustum. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Atilla başını eğdi.
Atilla: "Sadece çocuklar için."
Bu cümle içimde küçük bir şeyin kırılmasına sebep oldu. Ama belli etmedim.
Alina: "Biliyorum."
Yanıma geldi. Aramızda yine birkaç adım vardı.
Atilla: "Onları annenden alırım."
Alina: "Tamam."
Atilla: "Bir şeye ihtiyaçları olursa beni ara."
Başımı salladım.
Alina: "Seni ararım."
Atilla birkaç saniye yüzüme baktı, sonra gitti. Ben de arkasından bakakaldım. Bir zamanlar aynı evde yaşadığım adamla artık sadece çocuklarımızın ihtiyaçlarını konuşuyorduk. Ne garipti... Aynı insan ama bambaşka bir hayat.
Annemin Evi
Annemin evine vardığımda çocuklar beni görür görmez emekleyerek yanıma geldiler.
Çocuklar: "Ane!"
İkisini de sırayla kucağıma aldım.
Alina: "Siz beni çok özlediniz galiba?"
İkisi de ne dediğimi anlamadan gülüyordu. Annem mutfaktan çıktı.
Anne: "Nasıl geçti?"
Alina: "Dava ertelendi."
Annem yüzüme baktı.
Anne: "Atilla?"
Alina: "Çocukları bugün o alacak."
Annem birkaç saniye sustu.
Anne: "Senin için zor olacak."
Alina: "Evet."
Çocuklardan birinin saçını okşadım.
Alina: "Ama onların babası..."
Annem başını salladı.
Anne: "Haklısın."
O sırada telefonum çaldı. Atilla'ydı.
📱 Atilla: "Çocukların çantası hazır mı?"
📱 Alina: "Hazır. Bezleri, kıyafetleri ve mamaları da koydum."
📱 Atilla: "Tamam."
Bir süre sessizlik oldu.
📱 Atilla: "Bir saate alırım."
Telefon kapandı. Annem bana baktı.
Anne: "Ne oldu?"
Alina: "Hiç."
Ama gülümsememi engelleyemiyordum. Çünkü aylardır ilk defa Atilla ile yaptığımız konuşma kavga, dava ya da geçmişimizle ilgili değildi. Çocuklarımız ile ilgili konuşmuştuk; belki küçük bir şeydi ama benim için değildi.
Bir saat sonra kapı çaldı; Atilla gelmişti. Çocuklar onu görür görmez hareketlenmeye başladılar.
Çocuklar: "Babba!"
Atilla'nın yüzündeki ifade bir anda değişti; yorgunluğu gitmiş gibi oldu.
Atilla: "Bebeklerim benim..."
İkisini de sırayla kucağına aldı. Onları izlerken içimde garip bir huzur oluştu. Atilla çocukların saçlarını öptü.
Atilla: "Siz annenizi çok yordunuz mu yine?"
Biri elini onun yüzüne götürdü. Atilla güldü.
Atilla: "Tamam tamam, suçlu benim."
Ben istemeden güldüm. Atilla bana baktı; kısa bir sessizlik oldu. Sonra çocuklardan birinin üzerindeki kıyafete baktı.
Atilla: "Bunu sen mi seçtin?"
Alina: "Evet."
Atilla: "Güzelmiş."
Alina: "Teşekkür ederim."
Yine sessizlik... Atilla çocukların çantasını aldı.
Atilla: "Ben götüreyim."
Alina: "Tamam."
Kapıya doğru yürüdü. Tam çıkacakken arkasını döndü.
Atilla: "Yarın çocukları sana bırakırım."
Alina: "Ben alırım."
Atilla: "Biliyorum."
Birkaç saniye birbirimize baktık. Sonra Atilla kapıyı açtı.
Atilla: "Görüşürüz Alina."
Alina: "Görüşürüz."
Kapı kapandı. Ben olduğum yerde kaldım. Hoya'nın dün söylediği şey aklıma geldi: "Bugün daha olmamış bir şeyin yasını tutma."
Belki de haklıydı. Çünkü ilk kez aramızda tamamen kapanmış bir kapı olmadığını hissediyordum. Sadece... Henüz açılmamış bir kapı vardı.
Park
Atilla çocukları alıp parka götürdüğünde hava serinlemişti. Çocuklardan biri elini tutuyor, diğeri birkaç adım önlerinde koşturuyordu.
Çocuk: "Babba bak!"
Atilla gülerek arkasından baktı.
Atilla: "Yavaş koş, düşeceksin."
Ama birkaç saniye sonra beklediği oldu; çocuklardan biri ayağını takıp yere düştü. Atilla hemen yanına koştu.
Atilla: "Toprak!"
Toprak önce hiçbir şey söylemedi. Sonra dizini tutup yüzünü buruşturmaya başladı.
Barış: "Kaydeşim..."
Diğer çocuk onun ağladığını görünce o da ağlamaya başladı. Atilla ikisine birden bakıp ne yapacağını şaşırdı.
Atilla: "Tamam, tamam. İkiniz de buradasınız. Bir şey olmadı."
Ama Toprak'ın gözlerinden yaşlar akmaya devam ediyordu.
Toprak: "Annemi istiyorum..."
Atilla'nın yüzündeki gülümseme kayboldu. Telefonunu çıkardı; bir an ekrana baktı, sonra Alina'yı aradı.
Telefon birkaç saniye sonra açıldı.
📱 Alina: "Alo?"
📱 Atilla: "Alina..."
Ses tonundaki değişikliği hemen fark ettim.
📱 Alina: "Ne oldu?"
📱 Atilla: "Toprak düştü."
Bir anda ayağa kalktım.
📱 Alina: "Çok mu kötü?"
📱 Atilla: "Hayır, ciddi bir şey yok. Dizini biraz incitti ama ağlıyor. Kardeşi de onu görünce ağlamaya başladı."
📱 Alina: "Ver telefonu ona."
Atilla telefonu Toprak'a uzattı.
📱 Toprak: "Ane..."
O tek kelimeyle içim parçalandı.
📱 Alina: "Buradayım canım. Korkma, baban yanında tamam mı?"
📱 Toprak: "Canım acıyor."
📱 Alina: "Biliyorum, birazdan geçecek. Sen güçlü bir çocuksun."
Atilla çocuğun saçlarını okşadı.
📱 Atilla: "Alina..."
📱 Alina: "Efendim?"
📱 Atilla: "Seni istiyorlar."
Kısa bir sessizlik oldu.
📱 Alina: "Neredesiniz?"
📱 Atilla: "Parkta."
📱 Alina: "Geliyorum."
Telefonu kapattım. Çantamı aldığım gibi evden çıktım.
Parkın girişine geldiğimde Atilla'yı çocukların yanında otururken gördüm. Toprak onun kucağındaydı, Barış da babasının koluna sarılmıştı. Beni görünce ikisi birden bana doğru uzandı.
Çocuklar: "Ane!"
Hemen yanlarına gittim.
Alina: "Aşklarım benim..."
Toprak'ı kucağıma aldım.
Alina: "Çok mu acıyor?"
Başını salladı. Atilla ayağa kalktı.
Atilla: "Kötü bir şey yok. Birazdan şişlik iner."
Başımı salladım.
Alina: "Biliyorum."
Bir süre üçümüz de sustuk. Sonra Atilla çocuklara baktı.
Atilla: "Ben ilk yardım çantasını alıp geleyim."
Arkasından baktım. Eskiden olsa onunla aynı yerde bulunmak bile beni gererdi. Şimdi ise ilk defa gitmesini istemedim. Atilla birkaç adım uzaklaşmıştı ki arkasından seslendim:
Alina: "Atilla!"
Durdu.
Alina: "Teşekkür ederim."
Bana döndü.
Atilla: "Ne için?"
Alina: "Çocukları yalnız bırakmadığın için."
Yüzünde çok küçük bir gülümseme oluştu.
Atilla: "Onlar benim de çocuklarım, Alina."
Başımı eğdim.
Alina: "Biliyorum."
Ve ilk defa bu kelimeyi söylerken içimde hiçbir öfke yoktu; sadece yorgunluk vardı. Ama o yorgunluğun yanında... Uzun zamandır hissetmediğim küçücük bir umut da vardı.
