2. bölüm / 33
Göz yaşlarının bedeliBölüm iki
Bölümler 33Şu an: Bölüm iki
- 1 İlk bölüm676 kelime
- 2 Bölüm iki536 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Bölüm üç467 kelime
- 4 Bölüm dört565 kelime
- 5 Bölüm beş506 kelime
- 6 Bölüm altı776 kelime
- 7 Bölüm yedi654 kelime
- 8 Bölüm sekiz737 kelime
- 9 Bölüm dokuz743 kelime
- 10 Bölüm on639 kelime
- 11 Bölüm on bir598 kelime
- 12 Bölüm on iki723 kelime
- 13 Bölüm on üç605 kelime
- 14 Bölüm on dört512 kelime
- 15 Bölüm on beş687 kelime
- 16 Bölüm on altı827 kelime
- 17 Bölüm on yedi923 kelime
- 18 Bölüm on sekiz1.183 kelime
- 19 19.bölüm816 kelime
- 20 20. Bölüm1.136 kelime
- 21 21. Bölüm1.470 kelime
- 22 22.Bölüm1.117 kelime
- 23 23.Bölüm892 kelime
- 24 24.bölüm1.149 kelime
- 25 25.bölüm949 kelime
- 26 Bölüm 261.505 kelime
- 27 27. Bölüm768 kelime
- 28 28. Bölüm873 kelime
- 29 29. Bölüm1.631 kelime
- 30 30. Bölüm1.451 kelime
- 31 31. Bölüm1.152 kelime
- 32 32. Bölüm1.065 kelime
- 33 33. Bölüm1.119 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Alina: Ayağa kalktım. "Akşam görüşürü—"
Atilla’nın üstüme doğru geldiğini fark etmemle geriye doğru adım atmaya başladım. Sırtım sert ve soğuk duvara değdiğinde dudaklarımdan hafif bir mırıltı dökülmüştü. Allah kahretsin...
Atilla: Kendime engel olamamıştım. Elimi beline götürüp ona doğru yaklaştım. Gözleri büyülenmişçesine dudaklarıma bakıyor, elleri belimdeki ellerimi sarıyordu. Aramızda neredeyse hiç boşluk yoktu. Nefesi denizden farksızdı; yakıcı ama bir o kadar güzel...
"Mutlaka buluşuyoruz o zaman."
Deniz: "Abi kusura bakma, ben Alina Hanım çıktı sandım."
Atilla: "Sandın, öyle mi? Oğlum, senin kapı çalma âdetin yok mu?"
Ellerim hâlâ Alina’nın belindeydi; bana kalsa bırakmayacaktım ama Alina'nın beni ittirmesiyle irkildim. Kulağına eğilip "Pardon," dedim.
Alina: Çantamı aldım. Kulağına doğru yaklaşarak "Nerede buluşacağımızı yaz bana, numaram masanda," dedim.
Hızlı adımlarla başını önüne eğmiş duran Deniz’in yanına vardım. Çenesini tutup kaldırdım.
"Alina Hanım çıktı Deniz, ne diyeceksen şimdi dersin."
Kapıyı çarptım ve çıktım. Numaramı masaya bırakmıştım; bugün yazacağına adım gibi emindim.
Hoya’yı aradım.
Alina: "Alo bebişim, yarım saat sonra bizim oradaki kafeye gelir misin?"
Hoya: "Tabii ki hayatım. Görüşmen nasıl geçti?"
Alina: "Anlatacağım hayatım. Yarım saatlik bir işim var şimdi, kapatmam lazım."
Hoya: "Tamam, çok merak ettirme kendini, öptüm!"
Alina: "Öptüm..."
Bizim buradaki sahilde oturmaya gitmiştim; iş yerine pek uzak değildi. Sahilleri çok severdim. Yanıma oturan birinin ağırlığıyla sağıma döndüm.
"Boş bank yok mu koca İstanbul’da, hayvan?"
Atilla: "Hayvan mı? Alındım ama şu an..."
Alina: "Ne işin var senin burada? Beni mi takip ettin sen?"
Atilla: "Bugün yaptığım şey için üzgünüm Alina. Normal şartlarda o kadar yaklaşmak istemezdim, kusura bakma."
Alina: Alay eder gibi özür dilemesine sinirlenmiştim. "Önemli değil, zaten bir daha bu kadar yakınlık kurmamız mümkün değil. Ben işe girersem babam beni öldürür Atilla, ama tanışmak bir zevkti."
Elimi eline değdirdim ama sonra rahatsız olabileceğini düşünerek geri çektim.
Atilla: "Alina, sen çalışmak istediğin sürece kimse sana engel olamaz."
Alina: "Babamı tanımıyorsun sen."
Atilla: "Tanırım o zaman. Kendini bu kadar yormak zorunda değilsin."
Alina: "Güzel, babamın öldüreceği kişiler listesinde tek kalmak istemiyordum ben de."
Atilla: "Bu kadar mı korkuyorsun ondan?"
Alina: "Ben bana bir şey olur diye korkmuyorum. Geride bırakacağım insanları düşünüyorum; bunlara sen de eklenme."
Atilla: "Yeter ama Alina! Bak, 'Bu kadar korkuyorum' diyorsan evlenelim."
Biliyorum saçma ama baban sana dokunamaz. Ben de sana parayı verebilirim. Aramızda bir şey de olmaz, sadece senin için... Ve benim babamın borcu yüzünden zamanında öldürülen kız kardeşim Asya için. Ben senin de böyle bir şeye kurban gitmeni istemem.
Alina: "Neyim olarak?"
Atilla: "Patronun, Alina."
Alina: "Sonra boşanır mıyız?"
Atilla: "Senin kararın. Evli olmak bana batmaz, şirket için işime yarar ama sen istersen ayrılırız."
Alina: "Tamam, ne zaman evlenebiliriz?"
Atilla: Alina'nın gözlerindeki çaresizlik, kardeşime değen namluyla beraber onun gözlerine yansıyan çaresizlikle aynıydı... Kıyamadım.
"Yarın ya da bugün. Dini nikâhı bugün, resmi olanı yarın yaparız istersen. Acele oldu, özür dilerim."
Alina: "Bir gün birinin zoruyla evlenmeyip kalbim kırık, gözlerim dolu olmazsa o gün acele etmeyi bırakacağım Atilla. Sıkma canını."
Atilla: Kalbim paramparça olmuştu. "Bin arabaya, şu dini nikâh işini bitirelim."
Alina: "Bitirelim."
Atilla: Nikâh işlemleri iki günde bitmişti. Şimdi eve girip biraz kafa dinlemek isterdim ama kafasının içinde dönenleri dinlemem gereken bir kadın vardı.
Alina: "Ben uyumak istiyorum. Odam nerede?"
Atilla: "Alina, bak sakin ol tamam mı? Mecburen aynı odadayız. Gece annemler gelecek evi düzenlemek için, yanlış anlaşılmasın."
Alina: "Tamam, koltuk falan vardır herhalde?"
Atilla: "Cık."
Bölüm etkileşimi
