28. bölüm / 33
Göz yaşlarının bedeli28. Bölüm
Bölümler 33Şu an: 28. Bölüm
- 1 İlk bölüm676 kelime
- 2 Bölüm iki536 kelime
- 3 Bölüm üç467 kelime
- 4 Bölüm dört565 kelime
- 5 Bölüm beş506 kelime
- 6 Bölüm altı776 kelime
- 7 Bölüm yedi654 kelime
- 8 Bölüm sekiz737 kelime
- 9 Bölüm dokuz743 kelime
- 10 Bölüm on639 kelime
- 11 Bölüm on bir598 kelime
- 12 Bölüm on iki723 kelime
- 13 Bölüm on üç605 kelime
- 14 Bölüm on dört512 kelime
- 15 Bölüm on beş687 kelime
- 16 Bölüm on altı827 kelime
- 17 Bölüm on yedi923 kelime
- 18 Bölüm on sekiz1.183 kelime
- 19 19.bölüm816 kelime
- 20 20. Bölüm1.136 kelime
- 21 21. Bölüm1.470 kelime
- 22 22.Bölüm1.117 kelime
- 23 23.Bölüm892 kelime
- 24 24.bölüm1.149 kelime
- 25 25.bölüm949 kelime
- 26 Bölüm 261.505 kelime
- 27 27. Bölüm768 kelime
- 28 28. Bölüm873 kelime · Okuduğun bölüm
- 29 29. Bölüm1.631 kelime
- 30 30. Bölüm1.451 kelime
- 31 31. Bölüm1.152 kelime
- 32 32. Bölüm1.065 kelime
- 33 33. Bölüm1.119 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Alina: "Günaydın sevgilim."
Atilla: "Günaydın Atilla'm."
Ayağa kalktım; elimi yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım. Üstümü giyindim.
Atilla: "Güzelim, dünkü fotoğrafları Hoya sana atacaktı; ben kendime atayım ondan."
Alina: "Tamam birtanem, ben kahvaltı hazırlayayım madem."
(Atilla'nın ağzından devam...)
Telefonu aldım ve şifresini girdim: 4422.
WhatsApp'tan Hoya ile mesajlarına girdim. Fotoğraflar yüklenirken elim çarptı ve mesajlar yukarı kaydı. Gördüklerimle şoka uğradım...
O ne demekti? Ne demek beni sevmesi mümkün değildi? Bunca yaşanan yalan mıydı? Bana karşı hiçbir duygusu yok muydu?
Tarihi kontrol ettim ve evlendiğimiz dönemleri gördüm. Dolan gözlerim yüzünden devamını okuyamıyordum bile; ancak kendimi zorladım.
Alina: "Hoya saçmalama, neden seveyim adamı? Boşanma davası açtım bile, onun haberi yok. Para elime geçsin, ilk fırsatta boşayacağım."
Hoya: "Aşkım sakın aşık falan olma."
Alina: "Yok yok, işim yok benim onunla. Baksana, hangi insan para vermek için evlenir ya? Saçmalık."
Hoya: "Haklısın hayatım. Soner ne oldu?"
Alina: "Hâlâ konuşuyoruz."
Bu konuşmadan sonra öyle normal devam edemeyecektim bir şeylere... Soner kimdi?
Hoya ile olan konuşmasından çıktım ve arama kısmına "Soner" yazdım. En yukarılara çıktım.
Alina: "Günaydın sevgilim."
Soner: "Günaydın Soner'im."
Soner kimdi ve Alina onunla neden konuşmuştu?
Soner: "Birtanem bugün dışarı çıkalım mı?"
Alina: "Soner, kendimi iyi hissetmiyorum. Zaten yeni evlendim, kafam allak bullak. Boşanma davasını açtım ama..."
Soner: "Biliyorum canım ama ben yanındayım."
Alina: "Ben özür dilerim, seninle sevgiliyken onunla evlendim."
Soner: "Kim olsa aynısını yapardı, paraya ihtiyacın vardı. Hem boşanacaksın, olacak bitecek."
Yaklaşık iki hafta daha konuşmuşlar... Devamını ne midem ne de gözlerim kaldırabildi. Sonra engellemiş zaten. Ama bana hiçbir şey söylememişti...
Para için miydi bana olan sevgisi? Peki ya çocuklarımız? Onları nasıl doğurmayı kabullendi? Bütün bunlar beynimi kurcalıyordu. Kendimi hiç iyi hissetmiyordum. Eğer şu anda yüzleşirsem bir yanım onu üzmekten, bir yanım da yanlış bir şeyler yapmaktan korkuyordu.
Aşağıya indim ve Alina'ya baktım. Kucağında Barış ile kahvaltı masasına tabaklar koyuyordu. Beni gördü.
Alina: "Atilla'm, bir sorun mu var?"
Sessiz kalmayı tercih ettim. Arkamı dönüp kapıya ilerlediğimde arkamdan adım sesleri geldi. Sonra kolları sırtıma dolandı.
Alina: "Kocam, ne oldu?"
Yine sessizdim; çünkü konuşursam çok ağır kelimeler dökülecekti ağzımdan. Kapıdan çıkmak için ilerlediğimde önüme geçti.
Alina: "Canım... Konuşmak istemiyor musun sen?"
Hâlâ ağzımdan bir kelime çıkmıyordu, daha doğrusu çıkamıyordu...
Alina: "Tamam birtanem, sen şimdi çık biraz hava al, sonra gelince konuşalım. Hadi ama geç kalma, tamam mı?"
Gözlerimde ne gördüyse bir sorun olduğunu anlamıştı. Onu her şeyden çok seviyordum. Benim için bu kadar şey yapmıştı; ama ona para verdiğim için miydi, yoksa beni sevdiği için mi, bilmiyordum.
Evden çıktım ve kapıyı arkamda bırakarak yürümeye başladım. Bir çocuk parkına vardığımda sessizce banka oturdum. Etrafta bir sürü çocuk vardı; hepsi bağırıyor, oyunlar oynuyordu ama ben hiçbirini duyamıyor gibiydim. Sanki dünya dönüyordu ama benim içimde bir şeyler durmuştu.
Çocuğun biri yanıma yaklaştı:
Çocuk: "Abi iyi misin? Çok düşüncelisin."
Atilla: "Değilim..."
Çocuk: "Yapabileceğim bir şey var mı?"
Atilla: "Yok."
Çocuk yavaşça uzaklaştı ve oyununa devam etti. İnsanlar böyle olurdu; kimse kimsenin sorununu bilmezdi. Kimse birinin o gün bir ölüye ağladığını, birinin doğum gününü kutladığını, kiminin bir parça yiyecek için sokaklarda kendini feda ettiğini bilmezdi, bilemezdi... Hayat döner dururdu. Kimse kimsenin acısını ondan fazla hissedemezdi.
İyice düşündüm ve sakinleştiğime emin olduğumda eve doğru yürümeye başladım. Bu konuşmayı bugün yapmalıydım; içimdeki soru işaretleriyle bir ömür yaşayamazdım. Bugün kavga edilecekse edilecekti.
Evin kapısından içeri girdiğimde Alina koltukta ağlıyordu. Acaba görmüş müydü benim gördüklerimi... Gözleri bana doğru döndüğünde içim yanmıştı; karımın gözleri kıpkırmızıydı. Onu ilk defa bu hâlde görmüştüm. Ağzından bir kelime çıkmak istercesine dudakları aralandı ama hemen sonra geri kapandı. İçimde yaşadığım yıkımı bilmiyordu, bilemezdi de.
Bana doğru yaklaştı ve ellerimi tutmak için ellerini bana doğru ilerletti. Ellerimi geri çektim ve bedenimi bir adım arkaya çektim.
Atilla: "Dokunma."
Alina: "Atilla özür dilerim, keşke anlatsaydım... Nereden başlayacağımı bilemedim, beni bırakmandan korktum."
Atilla: "Şimdi bırakırsam ne yapacaksın?"
Alina: "Bırakma..."
Atilla: "Anlat."
Alina: "Otur hadi koltuğa, ben bir bardak su getireyim. Sakinleş, anlatırım."
Atilla: "SAKİNİM ZATEN!"
Alina: "Bağırma, çocuklar uyuyor."
Her ne olursa olsun anneliğine laf edemezdim. Bu durumda bile çocukları düşünüyordu. Gözlerinden kanla karışık bir damla yaş süzüldü; o kadar çok ağlamıştı ki kan ağlıyordu adeta.
Alina: "Ben o dönem seni sevmiyordum Atilla, sadece para için seninle evli olmayı kabul etmiştim. Soner liseden beri sevgilimdi... Zaten seninle ayrılacaktım. Ama işler beklediğim düzeninde ilerlemedi. Kalbim sadece senin için atmaya başlayınca ben ne yaparım bilemedim. O mesajları silmedim, bir nedenim yok, silmedim sadece..."
Atilla: "Neden yaptın?"
Alina: "Atilla, ben gerçekten özür dilerim."
Atilla: "Neden Alina, neden? Ben bunları hak ettim mi senin gözünde? Ben sırf sen üzülme diye kız çevremi sildim hayatımdan! Evet, gerçekten evli değildik ama bir şeyler seni üzer diye hepsini sildim attım. İçinde kalmasın diye gelinlik aldım ben sana kızım!"
Alina: "Atilla—"
Atilla: "Hayır Alina, bu kadar kolay değil. Bu yaptıklarının hesabını vereceksin."
Alina: "Vermeye çalışıyorum işte Atilla!"
Atilla: "Mahkemede devam edersin hesabını vermeye Alina!"
Alina: "Atilla saçmalama! Canımdan, kanımdan, her şeyimden daha çok seviyorum seni ben! Unutmak kolay mı sence?"
Atilla: "Ya ben? Benim için kolay mı Alina? Sen benimle evlenmeyi kabul etmeyebilirdin!"
Alina: "Ama ettim ve pişman değilim!"
Atilla: "Tamam, git hakime anlat bu laflarını, belki o anlar seni."
Alina: "Yapma... Dönüşü yok bu girdiğin çıkmazın."
Atilla: "Sen dönüşü olmayan bir yola girmişsin zaten! Benim senin yolundan çıkmam neden bir sorun olsun ki sana?"
Alina: "Yap-ma..."
Kapıyı açtığım gibi evden çıktım. Dayanamayacaktım; boşanma mantıklı bir fikir değildi belki ama benim için çabalayacak mı merak ediyordum.
Bölüm etkileşimi
