25. bölüm · Göz yaşlarının bedeli

25.bölüm

Kübra beren Kaynak

Sabah olduğunda bacağım Atilla'nın belinde, Atilla'nın eli ise benim belimdeydi.
Özlemek güzel bir duyguydu ama biz bu duyguya bile fırsat vermek istemiyorduk... O kadar seviyorduk ki özlemek bize ölüm gibi geliyor, insanın içini daraltıyordu.
Alina: "Sevgilim..."
Atilla: "Günaydın karım."
Alina: "Günaydın. Hadi kalkalım, ben kahvaltı hazırlayayım. Sonra Laleler gelecek eşiyle. Sen iyileşince Hoyalara ziyarete gideceğiz. Ben bir süre orada kalacağım, Lale de olacak. Siz erkekler idare edeceksiniz artık."
Atilla: "Olmaz."
Alina: "Olur."
Atilla: "Olmaz."
Alina: "Olur."
Atilla: "Olmaz, çünkü ben seni bir daha bırakmam."
Alina: "Hadi ama Atilla, yapacak bir şey yok. Kız kardeşim gibi onlar benim, hatta gibisi fazla."
Atilla: "En fazla 4 gün."
Alina: "9 gün." (Atilla'nın sırf az kalayım diye uğraşacağını bildiğim için yüksek bir sayı ile başlamıştım.)
Atilla: "6 Alina."
Alina: "Tamam kocam, seni mi kıracağım ben? Hem korkma, daha gitmeyeceğim. Hoya, Deniz'in bir arkadaşının karısı ile bir süre oğluna bakacak, yani en az 2 hafta falan. O süreçte yanındayım."
Atilla: "Öyle olsun madem."
Alina: "Sabah öpücüğünü unutmadan..." (Öptüm.)
Atilla: "Ben de onu bekliyorum. Hahahahaha!"
Alina: "Hadi bakalım canım, sen burada yat, ben kahvaltı hazırlayayım."
Atilla: "Alina, uğraşma güzelim, çorbayı ısıt yeter."
Alina: "Tamam madem."
Hızla çorbayı ısıtıp yukarı çıktım. Atilla yatakta dikilmiş beni bekliyordu. Önce ona yedirdim, sonra kendim yedim. İki omzundan da vurulduğu için kol kasları çabuk yoruluyordu, o yüzden fazla kullanmıyordu.
Alina: "Hadi kocam, ilaç vakti."
Atilla: "Tamam güzelim."
İlaçlarını ve pansuman malzemelerini alıp yanına gittim. Bandajları açıp gerekli şeyleri yaptıktan sonra tekrar kapattım. Bir bardak su ile ilaçlarını içirdim. Yanık kremini alıp beni dizine yatırdı ve yanan bölgeme kremi sürdü. Kocam yine formundaydı.
Zil çaldığında hızla kalktım ve üzerime geceliğimdeki uzun parçayı giyip önden bağladım. Merdivenleri inerken saçlarımı dağınık topuz yaptım. Delikten baktım ve Lale'mi gördüm. Cenk bebek arabasını tutuyor, Peri annesine yapışmış kapıyı çalıyordu. Açtım ve Peri'yi kucakladım.
Alina: "Teyzemmm!"
Peri: "Teyde, eniştem iyi mi?"
Alina: "BANA BAK PERİ! Seni ısırırım! Bana 'teyde' diyorsun ama konu eniştene gelince her kelime doğru çıkıyor senden."
O çocuksu kıkırtısı yine içimi eritmeye yetmişti. Hemen yanağını doyasıya öptüm.
Cenk: "Biz artık girsek mi?"
Alina: "Siz niye bekliyorsunuz ki? Aaa, Pericim koş bakalım, salonda sana bir hediyemiz var."
Peri içeri penguen gibi koşarken ben Lale'ye sarıldım.
Alina: "Hoş geldiniz aşkım, iyi ki varsınız gerçekten, kafamızı topladık."
Lale bebek arabasını Cenk'ten alıp vestiyere kapattı, kızımı bana verdi, oğlumu ise kendisi aldı. Hemen Cenk'e sarıldım.
Alina: "Özür dilerim tekrar."
Cenk: "Yenge abartma istersen, ben olsam öldürürdüm; bizi öldürme tabii de..."
Alina: "Yuh canım, ne öldürmesi!"
Cenk: "O gün hiç öyle demedin yalnız, adamları ışık hızında indirdin."
Alina: "Ahahaha, konu ailem olunca tabii."
Cenk: "Enişte-yenge prensibi der ki: İnsanlık için savaş ama ailen söz konusuysa savaşı kendin başlat!"
Alina: "İyiymiş, neyse ben kapıyı kapatayım."
Onlar içeri geçince kızımı öptüm ve kapıyı kapattım.
Alina: "Annemmm, güzelim benimmm..."
Kızımla beraber içeri girdim. Kocam aşağı inmiş Peri ile konuşuyordu.
Peri: "Teyde, benim hediyem nerede?"
Merdivenin altındaki bölmeden kocaman Barbie evini ve Barbie bebekleriyle dolu olan hediye paketini çıkardım.
Alina: "Al bakalım teyzem, eniştenle seçtik."
Önce bize sarılıp öpüp teşekkür etti, sonra paketi açtı. O sevinçle zıplarken biz "Lafı mı olur" muhabbeti yapıyorduk.
Peri: "Çok teşekkür ederim teyzem ve eniştem."
Dediğinde dünya benim olmuştu; ilk defa "teyde" değil, "teyzem" demişti. 🥹
Biz bebeklerimizi sevmeye başlayıp sohbet ederken Lale kahve yapıp gelmişti. Sıcak kahvemizi yudumlarken güzel anılarımızı konuşup dertlerimizi paylaşmış, bir takım dedikodular yapmıştık.
Laleler geldiğinde saat öğlen 12.22'ydi, şu an 17.30 ve akşam yemeği hazırlıyorduk. Atilla içeride bebeklerimize ve Peri'ye bakıyordu. Oynadıkları oyunların sesleri mutfağa geliyor, evi minik kahkahalarla dolduruyorlardı.
Bir ara içeri gidip, "Kocam, kızımı bu kadar güldürme, gülmekten ölecek!" diye uyarmıştım. Onların anlaşması çok farklıydı; beni çocuk sahibi olma fikrine iten şey ise kesinlikle onların dinamiğiydi.
Alina: "Kocam, hadi gelin yemeğe."
Peri: (İçeriden) "Teyze azıcık daha lütfen..."
Alina: "Hadi teyzem, bugün bizde kalırsın, oynarız."
Lale: "Alina saçmalama, yük olur o size. Hem pijaması yok."
Alina: "Hallederiz biz Lale, takma kafana. Biraz da siz kafa dinleyin."
Zor da olsa ikna ettiğimde Peri, Atilla'nın kucağında içeri girmişti.
Peri: "Gerçekten kalır mıyım teyze?"
Alina: "Söz teyzem, bugün bizdesin."
Lale: "Aşkım, bebekler?"
Atilla: "Etrafları sarılı ya, bir şey olmaz karıcım. Ağlarlarsa bakarız."
Lale: "İyi madem, öyle olsun."
Yemeğimizi yedikten sonra oturup hep beraber romantik komedi izledik ve sonra Laleler eve gitti. Peri bizimle beraberdi.
Alina: "Aşkım, çocukları hazırla, çarşıya çıkalım hadi kocam. Peri'ye pijama takımı falan alırız."
Atilla: "Tamam yavrum, hallediyorum şimdi."
Bebeklerimizi bebek arabasına yatırıp bebek bakım çantasını yanımıza aldık ve yürüyerek çarşıya çıktık. Uzun sürecekti ama biz yürümeyi seviyorduk.
Peri: "Enişte, ben yoruldum."
Atilla: "Gel kucağıma Perim."
Alina: "Teyzem, sana Perili pijama alalım mı?"
Atilla: "E teyzesi, Peri zaten peri. Onun üzerinde başka perilere gerek yok ki!"
Peri: "Eniştem haklı teyze."
Atilla: "Biz Peri'ye Barbie'li pijama alacağız teyzesi."
Peri: "Tamam eniştesi."
Sonunda çarşıya vardığımızda kendimize bir şeyler aldık ve Peri'ye pijamalar aldık. Eve dönmek istediğimizde Peri'nin gazabına uğrayıp oyuncakçıya sürüklendikten sonra, bütün bunlar yetmezmiş gibi tatlı ısmarladık. Ama yeğenimi seviyordum. En azından yıllar boyu "Teyze olamayacağım, hala olacağım" dedikten sonra Allah bana iki kız kardeş, yani iki güzel arkadaş sunmuştu ve onlar sayesinde teyze oluyordum.
Kızımı kucağıma aldım ve Peri'ye gösterdim:
Alina: "Büyüyünce senin kadar güzel olur mu dersin?"
Peri: "Bilmem teyze."
Atilla: "Bana bakmayın, bu konuda yorum yapmıyorum."
Diyen kocamı anlamam da zor olmuyordu; kızımın güzelliğini Peri'den alması çok iyi olurdu ama sanırım bana çekecekti.
Atilla: "Peki Peri, teyzen güzel mi?"
Peri: "Öyle enişte. Sen hep bana diyorsun ya; 'Teyzen dünyada ve evrende gördüğüm en güzel kadın, çünkü teyzen benim eşim' diyorsun ya hani..."
Atilla: "Kızım, sen onu nasıl ezberledin?"
Alina: "Öyle miyim?"
Atilla: "Sen benim gördüğüm en eşi benzeri olmayan insansın karıcım. Güzellik olsun, kişilik olsun; hayattaki en büyük şansım da sensin bence."
Alina: "Benim de en büyük şansımsın kocam, benim de..."
Eve gidip hep beraber huzurlu bir uyku çektik.