1. bölüm · Göz yaşlarının bedeli

İlk bölüm

Kübra beren Kaynak

Buda kitabımızın müzik listesi efendimm 😝 🎧🍂
https://open.spotify.com/playlist/0UjFqBRRXsuNBIPYQUXWog?si=4qh6CfnbT5OMic-222-6jw&utm_source=copy-link&pi=5HOCkYuNQA20X&sci=spotify%3Acard-config%3A0HIRIOBfWlZpJuejJsOgRM
*Not: tüm bölümlerde bulunan görseller o bölümlerin ya travması yada güzelliğidir saçma olabilir neyse yazıda var .
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gözlerimi açtım. Her zamanki gibi aşağı katta bir bağırış çağırış vardı. Üstümü giyinip saçımı rastgele topladım ve hafif bir makyaj yaptıktan sonra merdivenleri indim.
"Günaydın."
Ufak bir tanıtım: Annem Derin ve babam Cihan, soylu bir ailenin mensubudur. Ben bu ailenin ilk kızıyım; kardeşim Atlas 16 yaşında, ben ise ondan tam 7 yaş büyüğüm.
Derin: "EVİ SATAMAZSIN, ÖLÜRÜM DAHA İYİ!"
Annem beni görünce yüzüne hemen bir gülümseme kondurdu ve sesini alçalttı. Babam da öyle yaptı.
Derin: "Günaydın kızım, erken kalkmışsın."
Cihan: "Günaydın babacığım. Hayırdır bu saatte?"
Alina: "Bağırmasanız uyuruz da işte... Ben size diyorum, gireyim bir işe çalışayım."
Cihan: "Bu konu bir daha açılmayacak dedim sana Alina! Sen işe giremezsin. 'Cihan Bey kızını çalıştırıyor, kendi yan gelip yatıyor' dedirtmem ben!"
Atlas: "Baba bağırma artık, yeter! Kızın çalışmıyorsa, OĞLUN OLARAK BEN ÇALIŞAYIM! YETER!"
Cihan: "SİZİN TEK YAPABİLECEĞİNİZ ŞEY EVDE OTURMAK! YETER DİYORUM!"
Alina: "Ben çıkıyorum. Atlas, sen kafana takma ablacım, ben bize yeterim tamam mı? Sen okulunu oku."
Böyle demiştim ama kardeşime verebilecek tek param cebimdeki 200 TL'ydi. Bununla yetinmek imkân dışıydı; evin masrafları, okulu derken bu parayla hiçbir şey olmazdı.
Bugün bir mafyanın yanında sekreterlik yapmak için görüşmeye gideceğim. Umarım maaş konusunda anlaşırız.
Atilla: "Günaydın arkadaşlar. Bugünkü toplantımız iptal edildi. Sekreterim ile görüşme yapmak zorundayım, bu konuları bu hafta halledeceğiz."
Toplantı yapacağım adamlar çıkmış; geriye sadece boş bir şirket ve Deniz kalmıştı. Deniz çocukluk arkadaşımdı. Borçları çok olduğu için yanımda sağ kolum olarak çalışıyordu.
Deniz: "Atilla Bey, sekreteriniz geldi. Nereye yönlendirmemi istersiniz?"
Atilla: "Odama çıksın."
Yaklaşık beş dakika sonra odaya hafif sarımsı saçlı, yeşile yakın gözleri olan bir kız girdi.
Alina: "Alina Yılmaz."
Atilla: "Hoş geldiniz, ben Atilla Yıldız."
Alina: "Tanıştığımıza memnun oldum."
Atilla: "Evet Alina, duydum ki biraz paraya sıkışık bir durumdasınız, doğru mu?"
Alina: "Evet efendim, doğru."
Karşımda oturan adam yaklaşık 1.98 boylarında, derli toplu, ideal kiloda sarışın ve mavi gözlü biriydi. Yüzümü inceliyordu ama bu durum beni rahatsız etmemişti.
Atilla: "Ne kadar bir miktar acaba?"
Alina: "Çok efendim."
Atilla: "'Efendim' demene gerek yok, Atilla yeterli. Bana miktar ver."
Alina: "90 milyon dolar."
Atilla: "Yüklü bir miktar. Çalışarak nasıl kazanmayı düşünüyorsun?"
Alina: "Açıkça söylemek gerekirse ben çalışmaya pek uygun değilim, daha bu sabah babamla kavga ettim. Ama iş görüşmesi bozulmasın diye geldim. Babam çalışmama katiyen izin vermiyor."
Atilla: "Bak Alina, henüz seni tanımıyorum ama güçlü bir kadın gibi duruyorsun. Bence üstesinden gelirsin. Bana biraz hayatından bahseder misin?"
Alina: "Elbette. İki kardeşiz; kardeşim Atlas 16 yaşında, ben de ondan 7 yaş büyüğüm."
Karşımdaki adamın içinden hesap yaptığını fark ettim ama çaktırmadan devam ettim:
"Annem Derin 41 yaşında, babam Cihan 43. Bekârım. Yakın olduğum tek bir arkadaşım var, o da Hoya, o kadar."
Atilla: "Güzel. En sevdiğin renk, hayvan, hobilerin, fobilerin, sevgilin vb.?"
Karşımda bulunan kıza aşık olma derecesinde bir çekim hissediyor, sonra hemen vazgeçiyordum. Ama son soru biraz saçmaydı; "Bekârım" demişti işte Atilla, sıkma kızı...
Alina: "En sevdiğim renk mavi, her tonu olabilir. En sevdiğim hayvan köpek, annemin alerjisi yüzünden besleyememiştim. Fobim saçma belki ama babam... Belki de buna fobi denmez. Neyse, sevgilim yok."
Karşımda oturan adam bana kendini sevdirmeyi başarmıştı. Aşk denir miydi buna, bilemezdim.
"Senin?"
Atilla: "Güzel, sevgilim yok. En sevdiğim renk kırmızı ama maviyi de severim."
Bunu dışımdan mı söylemiştim ben? Kahretsin!
"Hobim yüzmek, fobim yok. En sevdiğim hayvan, şans olacak ki köpek. Yarın başlayabilirsin, detayları konuşuruz. İstersen bu akşam bir kahve içelim çünkü şu an çok meşgulüm. Bir saniye..."
Çalan telefona uzanıyordum ki Alina'nın eli benden hızlı davrandı. Elim eline değdiği an tenime işleyen sıcaklık beni sersemletmişti.
Alina: "BUYURUN, YILDIZ ŞİRKET HATTINA BAĞLISINIZ, SİZ KİMSİNİZ?... Evet, evet, ben hemen kendisine ulaştırıyorum, bir beş dakika bekleteceğim, kusura bakmayın."
Hattı beklemeye aldım. Elime değen eli bana telaş yaptırmıştı. "Yıldız Şirket hattı" ne demekti ya, off!
Atilla: "Alina, iyi misin?"
Alina: "İyiyim, kusura bakmayın. Yarın toplantı yapılacak mı onu sordular da..."
Gözleri çoktan dudaklarıma kaymıştı.
Atilla: "HAYIR," dedi sakin ama net bir sesle.
Alina yutkundu.
Alina: "Evet, evet, kusura bakmayın. Tekrardan iyi günler dileriz."
Telefonu kapattım.