33. bölüm / 33
Göz yaşlarının bedeli33. Bölüm
Bölümler 33Şu an: 33. Bölüm
- 1 İlk bölüm676 kelime
- 2 Bölüm iki536 kelime
- 3 Bölüm üç467 kelime
- 4 Bölüm dört565 kelime
- 5 Bölüm beş506 kelime
- 6 Bölüm altı776 kelime
- 7 Bölüm yedi654 kelime
- 8 Bölüm sekiz737 kelime
- 9 Bölüm dokuz743 kelime
- 10 Bölüm on639 kelime
- 11 Bölüm on bir598 kelime
- 12 Bölüm on iki723 kelime
- 13 Bölüm on üç605 kelime
- 14 Bölüm on dört512 kelime
- 15 Bölüm on beş687 kelime
- 16 Bölüm on altı827 kelime
- 17 Bölüm on yedi923 kelime
- 18 Bölüm on sekiz1.183 kelime
- 19 19.bölüm816 kelime
- 20 20. Bölüm1.136 kelime
- 21 21. Bölüm1.470 kelime
- 22 22.Bölüm1.117 kelime
- 23 23.Bölüm892 kelime
- 24 24.bölüm1.149 kelime
- 25 25.bölüm949 kelime
- 26 Bölüm 261.505 kelime
- 27 27. Bölüm768 kelime
- 28 28. Bölüm873 kelime
- 29 29. Bölüm1.631 kelime
- 30 30. Bölüm1.451 kelime
- 31 31. Bölüm1.152 kelime
- 32 32. Bölüm1.065 kelime
- 33 33. Bölüm1.119 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Evin Girişi
Birlikte kapıya yürüdük. Kapı açılır açılmaz içeriden küçük ayak sesleri geldi.
Barış: "Aneee!"
Barış'ın sesini duyduğum an yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu.
Alina: "Barış!"
Daha Atilla çantasını bile bırakmadan küçük oğlum bana doğru sendeleyerek gelmeye çalıştı. Kollarımı açtım.
Alina: "Gel anneye..."
Barış: "Ane!"
Yanıma geldiği anda eğilip onu kucağıma aldım. Küçük kollarını boynuma doladı.
Barış: "Ane..."
Alina: "Buradayım oğlum."
Tam o sırada Toprak da koridorda göründü. Beni görmesine rağmen hiç durmadan Atilla'ya doğru yöneldi.
Toprak: "Babba!"
Atilla'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
Atilla: "Gel bakalım benim kızım."
Toprak iki kolunu ona doğru uzatınca Atilla hemen eğilip onu kucağına aldı.
Toprak: "Babba!"
Atilla: "Buradayım prenses."
Toprak başını Atilla'nın omzuna koyup küçük eliyle onun yüzüne dokundu. Ben Barış'la onlara bakarken istemsizce güldüm.
Alina: "Belli oldu yine kimin kızı olduğu."
Atilla gülerek Toprak'ın saçlarını okşadı.
Atilla: "Ne yapayım? Kızım beni görünce dayanamıyor."
Barış hemen kucağımda kıpırdanıp Atilla'ya baktı.
Barış: "Babba..."
Atilla ona elini uzattı.
Atilla: "Gel oğlum."
Ama Barış başını iki yana sallayıp boynuma daha sıkı sarıldı.
Barış: "Ane."
Kahkahayı bastım.
Alina: "Kusura bakma sevgilim, bugün benim taraf kazandı."
Atilla: "Görüyorum."
Toprak da Atilla'nın omzundan başını kaldırıp bana baktı.
Toprak: "Ane..."
Alina: "Sen de mi anne?"
Toprak hemen Atilla'nın boynuna sarıldı.
Toprak: "Babba!"
Atilla kahkaha attı.
Atilla: "Yok yok, bu kız kararını verdi."
Alina: "Tamam, tamam. Herkes kendi tarafını seçmiş."
İkimize de aynı anda bakıp gülmeye başladılar. Bir an durup onları izledim. İki küçük insan... İkisi de birbirinden farklı ama ikisi de bizim.
Belki bugün her şey düzelmemişti. Belki yarın yine zorlanacaktık. Ama ilk defa yarını düşünmek istemiyordum. Ve şu an, biri kucağımda, diğeri Atilla'nın kucağında bize bakıyordu. Galiba bu, bizim için fazlasıyla yeterliydi.
Gece / Salon
Çocukların odasından sessizce çıktık. Kapıyı tamamen kapatmak yerine biraz aralık bıraktım. İçeriden gelen düzenli nefes seslerini bir süre dinledim. Atilla koridorda bekliyordu.
Atilla: "Uyudular mı?"
Başımı salladım.
Alina: "İkisi de."
Birlikte salona geçtik. Ev ilk kez bu kadar sessiz gelmişti. Atilla koltuğa oturup derin bir nefes verdi. Ben de yanına oturdum. Bir süre ikimiz de konuşmadık. Sonra Atilla elimi tuttu.
Atilla: "Bugün seni ilk defa gerçekten rahatlamış gördüm."
Ona baktım.
Alina: "Ben de fark ettim."
Atilla: "İyi geldi mi?"
Gülümsedim.
Alina: "Çok."
Başımı koltuğa yasladım.
Alina: "Bazen her şeyin düzelmesini bekliyorum. Sonra düzelmediğinde sanki hiçbir şey yolunda değilmiş gibi hissediyorum."
Atilla parmaklarımı hafifçe sıktı.
Atilla: "Her şeyin bir anda düzelmesi gerekmiyor."
Alina: "Biliyorum."
Kısa bir sessizlik oldu.
Alina: "Ama bugün... Barış bana sarıldığında, Toprak sana koştuğunda..."
Cümlemi tamamlayamadım. Atilla gözlerini yere indirdi.
Atilla: "Ben de aynı şeyi düşündüm."
Alina: "Neyi?"
Atilla: "Belki de düşündüğümüzden daha iyi durumdayız."
Gülümsedim.
Alina: "Belki."
Atilla bana döndü.
Atilla: "Yoruldun mu?"
Alina: "Biraz."
Atilla: "Korkuyor musun?"
Bir an düşündüm.
Alina: "Eskisi kadar değil."
Bu cevabımdan sonra yüzündeki ifade yumuşadı. Elimi bırakmadan konuştu:
Atilla: "O zaman bugünlük başka hiçbir şeyi düşünmeyelim."
Başımı omzuna yasladım.
Alina: "Olur."
Salondaki sessizlik yeniden çöktü. Bu kez sessizlik ağır gelmiyordu. Çocukların odasından hafif bir kıpırtı duyulduğunda ikimiz de aynı anda kapıya baktık. Sonra birbirimize bakıp gülümsedik.
Hayat hâlâ karmaşıktı. Ama o gece, ilk defa karmaşanın içinde ikimize ait küçük bir huzur vardı.
Sabah / Salon & Koridor
Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından salona süzülürken ev hâlâ sessizdi. Alina, gece farkında olmadan Atilla'nın göğsüne yaslanmış, onun kollarının arasında uyuyakalmıştı. Atilla ise çoktan uyanmıştı.
Bir süre kıpırdamadan Alina'ya baktı. Bundan beş ay öncesinde böyle bir anda içindeki bütün savunma mekanizmaları yeniden devreye girerdi. Birine bu kadar yakın olmak, ona güvenmek, kendini korumasız hissetmek... Ama bu kez öyle olmadı. Alina'nın yüzündeki huzurlu ifadeyi görünce sadece derin bir nefes aldı. Elini yavaşça koltuğun kenarına koydu.
"Belki gerçekten güvenebilirim..." Bu düşünce bile ona yabancı gelmişti.
Alina hafifçe kıpırdandı ve gözlerini araladı.
Alina: "Uyandın mı?"
Atilla küçük bir gülümsemeyle başını salladı.
Atilla: "Uyandım."
Alina başını kaldırınca bir an nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Sonra geceyi hatırlayıp hafifçe gülümsedi.
Alina: "Ben burada mı uyumuşum?"
Atilla: "Evet."
Alina: "Seni rahatsız etmedim umarım?"
Atilla: "Hayır."
Atilla birkaç saniye sustu. Sonra daha önce kolay kolay söyleyemeyeceği bir cümleyi kurdu:
Atilla: "Hatta... İyi geldi."
Alina şaşkınlıkla ona baktı. Atilla gözlerini kaçırmadı.
Atilla: "Sana güvenmeye yeniden başladığımı hissediyorum."
Alina'nın yüzündeki gülümseme yavaşça büyüdü.
Alina: "Bunu duymak güzel."
Tam o sırada çocukların odasından bir ses geldi. İkisi de aynı anda kapıya baktı. Atilla ayağa kalkarken Alina da gülümseyerek peşinden kalktı.
Alina: "Sanırım huzurumuzun mesaisi bitti."
Atilla kısaca güldü.
Atilla: "Beş dakika sürdü."
Birlikte koridora yöneldiler. Bu kez ikisinin arasında garip bir sessizlik yoktu. Sadece, uzun zamandır ilk defa birbirlerine biraz daha fazla güveniyorlardı.
Koridora çıktıklarında Alina birkaç adım önden yürüdü. Çocukların odasının kapısına geldiğinde elini kapı koluna uzattı ama Atilla hafifçe durdu.
Atilla: "Bir dakika."
Alina ona baktı.
Alina: "Ne oldu?"
Atilla kapının ardından gelen sessizliği dinledi.
Atilla: "Sanırım uyuyorlar."
Alina da kulak verdi. İçeriden düzenli nefes sesleri geliyordu. Tam geri döneceklerdi ki beşiğin olduğu taraftan küçük bir tık sesi geldi. Alina'nın kaşları hafifçe kalktı.
Alina: "Barış mı?"
Atilla kapıyı biraz daha aralayıp içeri baktı. Barış uykusunda dönmüş, ayağını beşiğin kenarına hafifçe vurmuştu. Sonra hiçbir şey olmamış gibi tekrar kıvrılıp uyumaya devam etmişti. Atilla birkaç saniye ona baktı.
Atilla: "Uyumaya devam ediyor."
Alina gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
Alina: "Bizi korkuttu resmen."
Atilla: "Belli ki sabah mesaisine başlamamış daha."
Alina sessizce güldü.
Alina: "Toprak da uyuyor mu?"
Atilla başını salladı.
Atilla: "O da uyuyor."
İkisi kapıyı tekrar biraz aralık bırakıp sessizce salona döndüler. Alina koltuğa otururken Atilla da yanına geçti.
Alina: "Huzurumuzun mesaisi ertelenmiş."
Alina gülümseyerek başını onun omzuna yasladı.
Alina: "Şimdilik..."
Atilla da hafifçe gülümsedi.
Atilla: "Şimdilik yeter."
Koridordan gelen sessizliği birkaç saniye dinlediler.
Alina: "Uyuyorlar."
Atilla başını salladı.
Atilla: "Barış sadece ayağıyla beşiğe vurmuş."
Alina gülümseyerek başını onun omzuna yasladı.
Alina: "Bizi de uyandırmayı başardı."
Atilla: "Yeteneği var."
İkisi de hafifçe güldü. Bir süre sessiz kaldılar. Alina derin bir nefes aldı.
Alina: "Son zamanlarda ilk defa böyle rahat bir sabaha uyandığımı hissediyorum."
Atilla ona baktı.
Atilla: "Davadan sonra biraz toparlandın."
Alina: "Evet. Sanırım sürekli ne olacak diye düşünmekten yorulmuştum. Şimdi en azından o kısmı geride bıraktık."
Atilla elini tuttu.
Atilla: "Geride bıraktık."
Alina parmaklarını onun parmaklarının arasına geçirdi.
Alina: "Birkaç ay öncesine göre daha rahatım sadece. Her şey tamamen geçti demiyorum."
Atilla: "Zaten geçmek zorunda da değil."
Alina ona baktı.
Alina: "Senin bunu söylemen iyi geliyor."
Atilla hafifçe gülümsedi.
Atilla: "Yıllardır evliyiz Alina, seni neyin rahatlatacağını biraz learnedim artık."
Alina: "Biraz mı?"
Atilla: "Tamam, bayağı."
Alina gülerek başını tekrar omzuna yasladı.
Alina: "İyi ki varsın."
Atilla onun elini hafifçe sıktı.
Atilla: "İyi ki sen de varsın."
Tam o sırada Alina'nın karnından hafif bir ses geldi. Atilla birkaç saniye sessizce ona baktı.
Atilla: "Romantik anımızı mahveden şey..."
Alina hemen yüzünü buruşturdu.
Alina: "Sakın söyleme!"
Atilla: "Kahvaltı."
Alina gülmeye başladı.
Alina: "Tamam, kahvaltı."
Atilla ayağa kalkıp elini ona uzattı.
Atilla: "Hadi."
Alina: "Birlikte yapıyoruz."
Atilla: "Zaten başka türlü sana güvenip mutfağa girmem."
Alina: "Atilla!"
İkisi gülerek mutfağa geçti.
Bölüm etkileşimi
