19. bölüm / 25
GÖLGE KÜLLERİ-III18. BÖLÜM: SAHİLDE ÖĞLE RÜZGARI VE KÜÇÜK KAÇAMAKLAR
Bölümler 25Şu an: 18. BÖLÜM: SAHİLDE ÖĞLE RÜZGARI VE KÜÇÜK KAÇAMAKLAR
- 1 GİRİŞ58 kelime
- 2 ÖNSÖZ102 kelime
- 3 1. BÖLÜM: KÜLLERDEN ÖNCE, YOLLARIN KESİŞTİĞİ AN191 kelime
- 4 2. BÖLÜM: KAHVE KOKULU SABAH191 kelime
- 5 4. BÖLÜM: SAHİL YOLUNDA AKŞAM SERİNLİĞİ203 kelime
- 6 5. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDA KAHVE MOLASI246 kelime
- 7 6. BÖLÜM: GECEYİ AYDINLATAN KIVILCIM223 kelime
- 8 7. BÖLÜM: YENİ GÜNÜN İLK IŞIKLARI226 kelime
- 9 8. BÖLÜM: SABAH KAHVESİ VE ORTAK PLANLAR202 kelime
- 10 9. BÖLÜM: SAHİL KENARINDA GEZİNTİ VE İTİRAFLAR246 kelime
- 11 10. BÖLÜM: GÜN BATIMI VE GELECEK HESAPLARI250 kelime
- 12 11. BÖLÜM: GECE MAVİSİ VE SESSİZ ANLAR274 kelime
- 13 12. BÖLÜM: YENİ GÜNÜN İLK KAHVESİ VE KAHKAHALAR249 kelime
- 14 13. BÖLÜM: ÖĞLE GÜNEŞİ VE SAHİL BOYU YÜRÜYÜŞÜ216 kelime
- 15 14. BÖLÜM: İSKELEDE ÇAY KEYFİ VE ESKİ DEFTERLER248 kelime
- 16 15. BÖLÜM: GÜNEŞIN BATTIĞI YERDE AKŞAM SEFASI232 kelime
- 17 16. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDA GECE YÜRÜYÜŞÜ223 kelime
- 18 17. BÖLÜM: KAHVE KOKULU SABAH VE YENİ PLANLAR239 kelime
- 19 18. BÖLÜM: SAHİLDE ÖĞLE RÜZGARI VE KÜÇÜK KAÇAMAKLAR241 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 19. BÖLÜM: GÜN BATIMINA DOĞRU ÇAY MOLASI244 kelime
- 21 20. BÖLÜM: GECE MAVİSİNDE İÇ DÖKÜMLERİ268 kelime
- 22 21. BÖLÜM: YENİ SABAHIN TAZELİĞİ VE GÜLÜMSEMELER239 kelime
- 23 22. BÖLÜM: SAHİL YOLUNDA ÖĞLE GÜNEŞİ VE KÜÇÜK SÜRPRİZLER216 kelime
- 24 23. BÖLÜM: İKİNDİ SERİNLİĞİ VE LİMANIN DİNGİNLİĞİ264 kelime
- 25 24. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDA SON AKŞAM YEMEĞİ270 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sabah kahvelerinin ardından kasabanın arnavut kaldırımlı sokaklarından geçerek yeniden sahil şeridine indik. Öğle güneşinin denizin yüzeyine vurduğu o pırıl pırıl altın sarısı yansımalar, yürüyüşümüze adeta bir film karesi estetiği katıyordu.
Lina ile Soner, grubun biraz gerisinde, dalgaların kıyıya vuruş sesini dinleyerek yürüyorlardı. Soner, rüzgarın Lina’nın yüzüne dağıttığı saç tellerini nazikçe kenara itip, "Biliyor musun, eskiden bu sahneleri sadece uzaktan hayal ederdim," diye fısıldadı. Lina, o uzun yolların getirdiği geçmişteki tüm o özlem dolu günleri hatırlar gibi iç çekip, "Artık hiçbir yere gitmiyoruz, buradayız" diyerek onun elini daha sıkı kavradı.
Önümüzde yürüyen Selin ile Tarkan ise denize taş atma konusunda yine küçük bir rekabete tutuşmuşlardı. Tarkan’ın attığı taş denizde sekiz kez sektikten sonra kaybolurken, Selin kollarını kavuşturup "Bunun tamamen rüzgarın açısıyla ilgisi var, yoksa benim atışım çok daha iyiydi" diye meydan okudu. Tarkan, onun bu tatlı iddiasına karşılık kahkaha atarak başını salladı. Aynı binanın iki ayrı dairesinde birbirlerinden habersiz geçen o sessiz aylar, şimdi bu neşeli sahil yürüyüşleriyle tamamen unutuluyordu.
Serçe ile Mert ise her zamanki gibi yine zıtlaşarak önden ilerliyorlardı. Mert’lerin ısrarla hangi dondurmacıya gideceklerini tartışması, Serçe’nin "Benim dediğim yere gitmezsek seninle tek kelime konuşmam Mert!" şeklindeki o inatçı çıkışıyla son buldu. Tabii ki birkaç saniye sonra ikisinin de dayanamayıp gülüşmesi, aralarındaki o eşsiz çekimin en tatlı kanıtıydı.
Ben ise defterimi ve kalemimi elimde tutarak bu dört çiftin arkasından yürümeye devam ettim. Her biri kendi hikayesinin en güzel dönemecini dönerken, ben de bu huzurlu tablonun tanığı olmaktan büyük bir keyif alıyordum.
