GÖLGE KÜLLERİ-III kitap kapağı

15. bölüm / 25

GÖLGE KÜLLERİ-III

14. BÖLÜM: İSKELEDE ÇAY KEYFİ VE ESKİ DEFTERLER

Vaveyla Yazarı: Hasret Oktay

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 14. BÖLÜM: İSKELEDE ÇAY KEYFİ VE ESKİ DEFTERLER
  1. 1 GİRİŞ58 kelime
  2. 2 ÖNSÖZ102 kelime
  3. 3 1. BÖLÜM: KÜLLERDEN ÖNCE, YOLLARIN KESİŞTİĞİ AN191 kelime
  4. 4 2. BÖLÜM: KAHVE KOKULU SABAH191 kelime
  5. 5 4. BÖLÜM: SAHİL YOLUNDA AKŞAM SERİNLİĞİ203 kelime
  6. 6 5. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDA KAHVE MOLASI246 kelime
  7. 7 6. BÖLÜM: GECEYİ AYDINLATAN KIVILCIM223 kelime
  8. 8 7. BÖLÜM: YENİ GÜNÜN İLK IŞIKLARI226 kelime
  9. 9 8. BÖLÜM: SABAH KAHVESİ VE ORTAK PLANLAR202 kelime
  10. 10 9. BÖLÜM: SAHİL KENARINDA GEZİNTİ VE İTİRAFLAR246 kelime
  11. 11 10. BÖLÜM: GÜN BATIMI VE GELECEK HESAPLARI250 kelime
  12. 12 11. BÖLÜM: GECE MAVİSİ VE SESSİZ ANLAR274 kelime
  13. 13 12. BÖLÜM: YENİ GÜNÜN İLK KAHVESİ VE KAHKAHALAR249 kelime
  14. 14 13. BÖLÜM: ÖĞLE GÜNEŞİ VE SAHİL BOYU YÜRÜYÜŞÜ216 kelime
  15. 15 14. BÖLÜM: İSKELEDE ÇAY KEYFİ VE ESKİ DEFTERLER248 kelime · Okuduğun bölüm
  16. 16 15. BÖLÜM: GÜNEŞIN BATTIĞI YERDE AKŞAM SEFASI232 kelime
  17. 17 16. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDA GECE YÜRÜYÜŞÜ223 kelime
  18. 18 17. BÖLÜM: KAHVE KOKULU SABAH VE YENİ PLANLAR239 kelime
  19. 19 18. BÖLÜM: SAHİLDE ÖĞLE RÜZGARI VE KÜÇÜK KAÇAMAKLAR241 kelime
  20. 20 19. BÖLÜM: GÜN BATIMINA DOĞRU ÇAY MOLASI244 kelime
  21. 21 20. BÖLÜM: GECE MAVİSİNDE İÇ DÖKÜMLERİ268 kelime
  22. 22 21. BÖLÜM: YENİ SABAHIN TAZELİĞİ VE GÜLÜMSEMELER239 kelime
  23. 23 22. BÖLÜM: SAHİL YOLUNDA ÖĞLE GÜNEŞİ VE KÜÇÜK SÜRPRİZLER216 kelime
  24. 24 23. BÖLÜM: İKİNDİ SERİNLİĞİ VE LİMANIN DİNGİNLİĞİ264 kelime
  25. 25 24. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDA SON AKŞAM YEMEĞİ270 kelime

Sahil boyunca yapılan o enerjik yürüyüşün ardından, ayaklarımız bizi denizin tam ortasına kadar uzanan ahşap bir iskeleye götürdü. İskelenin ucundaki küçük kafede, üzerimize vuran ılık öğle güneşi eşliğinde masamızı kurduk; ortama yayılan taze çay kokusu ve denizin o ferahlatıcı kokusu içimizi ısıtmaya yetmişti.
Lina ile Soner, iskelenin parmaklıklarına en yakın masaya yan yana oturdular. Soner, bardakları masaya yerleştirirken Lina’nın elinin üzerine hafifçe dokundu. Aralarındaki o uzun yolların, ekran arkasında geçen gecelerin getirdiği özlem dolu günler artık geride kalmıştı; şimdi bu ahşap iskelede, dalgaların sesini birlikte dinlemek ikisine de dünyanın en büyük hediyesi gibi geliyordu. "İyi ki o yolları aşmışız," diye fısıldadı Soner; Lina bu söze gözlerinin içindeki o derin parıltıyla karşılık verdi.
Hemen karşı masada Selin ile Tarkan, menüye bakarken sakin bir uyum sergiliyorlardı. Tarkan, çayını yudumlarken Selin’in dün anlattığı küçük bir detayı hatırlatıp ona takıldı. Selin, hafifçe kaşlarını kaldırıp gülerek karşılık verdiğinde, aralarındaki o aynı binanın duvarları arasından doğan yakınlık artık tamamen oturmuş, en saf haliyle gün yüzüne çıkmıştı.
Serçe ile Mert ise iskelenin hareketli enerjisini tek başlarına sırtlamış gibiydiler. Mert’in masaya getirdiği tatlı bir iddia üzerine Serçe, çay kaşığını masaya bırakıp "Sen hala akıllanmadın değil mi Mert?" diye çıkıştı. Mert o her zamanki şımarık ve öz güvenli gülümsemesiyle karşılık verse de, Serçe’nin bu inatçı hallerine içten içe hayranlıkla baktığı o kadar belliydi ki...
Ben ise masanın bir köşesinde, önüme çektiğim defterimin sayfalarına bu huzurlu iskele anını damıtarak yazıyordum. Fırtınalar, tehlikeler, gerilim dolu o mahkeme salonları tamamen silinmişti; geriye kalan tek şey, bu masadaki hayatın ta kendisiydi.