DARK CORRIDORS III: SON KORİDOR kitap kapağı

6. bölüm / 20

Bölüm 6 - Eski Kayıt

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: Bölüm 6 - Eski Kayıt

Viralysis Labs'ın eski araştırma merkezinden çıktığımda hava tamamen kararmıştı.

Elimde hâlâ o kâğıt vardı.

"Dr. Hope'u bulmak istiyorsan, önce beni bul."

Altındaki adresi tekrar okudum.

Blackwood Memorial Hospital.

B-13.

Aynı yere geri dönmemi istiyordu.

Bunun bir tuzak olduğunu biliyordum.

Belki de bütün bunların amacı tam olarak buydu.

Beni Blackwood'a geri götürmek.

Ama artık geri dönmekten başka seçeneğim olmadığını düşünüyordum.

Çünkü elimde ilk kez gerçek bir iz vardı.

Mr. Hope.

Arabaya bindim.

Motoru çalıştırmadan önce bir süre direksiyonun başında oturdum.

Gözlerimi kapattım.

Blackwood'da geçirdiğim ilk geceyi hatırladım.

O koridorları...

O sesleri...

Ve Dr. Hope'u.

O zamanlar onun hikâyenin merkezindeki kişi olduğunu düşünmüştüm.

Şimdi ise başka bir gerçek ortaya çıkıyordu.

Belki de Dr. Hope hiçbir zaman hikâyenin tamamı değildi.

Belki yalnızca başlangıçtı.

Telefonum titredi.

Ekranda yeni bir mesaj vardı.

"B-13'e yalnız gel."

Birkaç saniye sonra ikinci mesaj geldi.

"Ve dosyayı getir."

Cevap yazmadım.

Telefonu cebime koydum.

Aracı çalıştırdım.

Blackwood'a geri dönüyordum.

Ama bu kez korktuğum şey hastanenin kendisi değildi.

İçinde beni bekleyen kişiydi.

Yaklaşık kırk dakika sonra Blackwood Memorial Hospital'ın bulunduğu bölgeye ulaştım.

Hastane uzaktan bile kendini belli ediyordu.

Karanlığın içerisinde yükselen devasa bina, ay ışığının altında olduğundan daha büyük görünüyordu.

Arabayı ana girişten biraz uzağa park ettim.

Motoru kapattım.

Bir süre içeride oturdum.

Hastanenin pencerelerine baktım.

Bazıları tamamen karanlıktı.

Bazılarında ise çok hafif bir ışık vardı.

"Bu mümkün değil..."

Bina yıllardır kullanılmıyordu.

Elektrik sisteminin bile çalışmaması gerekiyordu.

Ama içeride ışık vardı.

Üstelik dün gece de aynı şey olmuştu.

Kapıyı açıp arabadan indim.

Soğuk hava yüzüme çarptı.

Ceketimin yakasını kaldırdım.

El fenerimi kontrol ettim.

Telefonumu cebime koydum.

Ve hastaneye doğru yürüdüm.

Ana kapının önüne geldiğimde durdum.

Zincirin bir tarafı açılmıştı.

Birisi buraya daha önce girmişti.

Kapıyı yavaşça ittim.

Gıcırdayan ses koridorlarda yankılandı.

İçeri adım attım.

Hava çok soğuktu.

Blackwood'un kokusu bile aynıydı.

Eski ilaçlar.

Nem.

Pas.

Ve yıllardır kapalı kalmış bir binanın ağır kokusu.

El fenerimi yaktım.

Koridorun sonuna tuttum.

Hiç kimse yoktu.

Fakat birkaç saniye sonra uzaktan bir ses geldi.

Tak.

Sonra bir tane daha.

Tak.

Birinin yürüdüğünü düşündüm.

"Mr. Hope?"

Cevap yoktu.

Bir süre bekledim.

Sonra ses tamamen kesildi.

Koridorda ilerlemeye başladım.

Duvarlarda hâlâ eski hastane tabelaları duruyordu.

Acil servis.

Yoğun bakım.

Ameliyathane.

Bazılarının üzeri karalanmıştı.

Bir köşede eski bir tekerlekli sandalye duruyordu.

Yanından geçerken sandalye hafifçe hareket etti.

Durup baktım.

Rüzgâr yoktu.

Ama sandalye birkaç santim daha ilerledi.

El fenerini üzerine tuttum.

Hiçbir şey yoktu.

Yoluma devam ettim.

B katına giden merdivenlere ulaştığımda telefonum titredi.

Ekrana baktım.

Yeni mesaj.

"Daha aşağı."

Mesajı okuduktan sonra telefonu kapattım.

Merdivenlerden inmeye başladım.

Birinci kat.

İkinci kat.

Bodrum.

Son basamağa geldiğimde durdum.

Burası daha önce geldiğim B-13 koridoruydu.

Fakat bu kez bir şey farklıydı.

Koridorun sonunda küçük bir kırmızı ışık yanıyordu.

Daha önce orada yoktu.

Işığa doğru yürüdüm.

Duvarın üzerinde eski bir güvenlik kamerası vardı.

Kamera bana doğru dönmüştü.

Bir an hareketsiz kaldım.

Sonra kamera yavaşça hareket etti.

Beni takip ediyordu.

"Beni izliyorsun."

Kamera cevap vermedi.

Ama kırmızı ışığı yanıp sönmeye başladı.

Koridorun sonunda B-13 kapısı görünüyordu.

Kapıya yaklaştım.

Bu kez kapı tamamen açıktı.

İçeri girdim.

Oda hâlâ aynıydı.

Metal masalar.

Eski bilgisayarlar.

Cam bölmeler.

Ve duvarlardaki deney notları.

Fakat odanın ortasında yeni bir şey vardı.

Eski bir kayıt cihazı.

Yanında da küçük bir kaset.

Kasetin üzerinde yalnızca:

01

yazıyordu.

Kaseti elime aldım.

Bir süre baktım.

Sonra cihazın içine yerleştirdim.

Play tuşuna bastım.

Önce uzun bir parazit sesi geldi.

Cızırtı...

Sonra bir erkek sesi duyuldu.

Dr. Hope'un sesi.

"Eğer bu kaydı dinliyorsanız..."

Ses birkaç saniye kesildi.

"...muhtemelen proje artık kontrolümüzden çıkmıştır."

Kalbim hızlandı.

Dr. Hope'un sesini daha önce duymuştum.

Fakat bu kayıt çok daha eskiydi.

"Başlangıçta yalnızca bir denek üzerinde çalışıyorduk."

Kısa bir sessizlik.

"Denek 01."

Nefesimi tuttum.

"İlk sonuçlar başarılıydı."

Bir kâğıt çevrilme sesi duyuldu.

"Denek normal davranış göstermeye devam etti. Fakat zaman içerisinde bazı değişiklikler başladı."

Ses tonunda gerginlik vardı.

"Bellek kaymaları."

"Duygusal değişimler."

"Ve çevresindeki insanların davranışlarını etkileyen anormal tepkiler."

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Dr. Hope daha alçak bir sesle konuştu.

"Fakat asıl problem bu değildi."

Kasetten hafif bir parazit geldi.

"İkinci kişi ortaya çıktı."

O an bütün vücudum gerildi.

Denek 02.

Mr. Hope.

Dr. Hope devam etti.

"Onu biz yaratmadık."

Bir süre sessizlik.

"En azından tamamen değil."

Kaşlarımı çattım.

Bu cümleyi anlamıyordum.

"Denek 02, Denek 01'in ardından ortaya çıktı. Ancak onun üzerinde yaptığımız hiçbir işlem beklediğimiz sonucu vermedi."

Kayıt birkaç saniyeliğine bozuldu.

Sonra ses tekrar geldi.

"Denek 02 bizi izlemeye başladı."

Bir başka sessizlik.

"Laboratuvar personelinin hareketlerini takip etti."

"Güvenlik sistemlerine erişti."

"Ve bir süre sonra... bizimle konuşmaya başladı."

Kayıt durdu.

Sonra Dr. Hope'un sesi çok daha kısık bir şekilde duyuldu.

"Bir gün bize bir soru sordu."

Uzun bir sessizlik.

"Beni neden ondan ayırdınız?"

Kaset tekrar cızırdadı.

"Bu soruya cevap veremedik."

Ses kaydı bir anda sona erdi.

Odanın sessizliği geri geldi.

Kaseti cihazdan çıkardım.

Bir süre elimde tuttum.

"Onu kimden ayırdınız?"

Cevap yoktu.

Tam kayıt cihazını masaya bırakacakken arkamdan bir ses geldi.

"Bunu bilmek istiyorsun."

Donup kaldım.

Yavaşça arkamı döndüm.

Odanın kapısında kimse yoktu.

"Kim var?"

Sessizlik.

Sonra hoparlörden ses geldi.

"Yanlış soruyu soruyorsun."

"Mr. Hope?"

Cevap gelmedi.

"Beni neden buraya çağırdın?"

Uzun bir sessizlik.

Sonra:

"Çünkü artık gerçeğin bir kısmını bilmeye hazırsın."

"Dr. Hope nerede?"

Bu kez cevap daha hızlı geldi.

"Onu arama."

"Bana emir verme."

"Bu bir emir değil."

Ses sakinliğini koruyordu.

"Bu bir uyarı."

"Sen onun nesisin?"

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonra:

"Bunu öğrenmenin zamanı henüz gelmedi."

Hoparlör kapandı.

"Bekle!"

Cevap yoktu.

Odaya tekrar sessizlik çöktü.

Tam çıkmak üzereyken duvardaki monitör kendiliğinden açıldı.

Ekranda iki dosya vardı.

SUBJECT 01.

SUBJECT 02.

İlk dosyayı açtım.

Ekranda eski bir rapor belirdi.

SUBJECT 01.

Durum: Aktif.

Psikolojik stabilite: Değişken.

Adaptasyon: Yüksek.

Risk seviyesi: Kritik.

Altında:

"Denek, çevresindeki bireylerin davranışlarını etkileyebilmektedir."

Bir başka satır:

"Denek 01'in kontrol altında tutulması mümkün değildir."

Son satır:

"Dr. Hope projeden ayrılmayı reddetti."

Ekrana bakakaldım.

Demek Dr. Hope bu projenin yalnızca bir parçası değildi.

Kendisini de projenin içine sokmuştu.

Sonra SUBJECT 02 dosyasına geçtim.

Ekran birkaç saniye yüklenmeye çalıştı.

Sonunda:

ERİŞİM REDDEDİLDİ.

Şifre istiyordu.

Denemeye başladım.

HOPE.

Yanlış.

BLACKWOOD.

Yanlış.

VIRALYSIS.

Yanlış.

2011.

Yanlış.

Tam bilgisayarı kapatacaktım ki ekranda yeni bir mesaj belirdi.

"Şifreyi arama."

Altında:

"Şifreyi zaten biliyorsun."

Ne demek istediğini anlamadım.

Sonra ekranda:

02

yazısı çıktı.

Şifre alanına 02 yazdım.

Enter'a bastım.

Ekran açıldı.

Subject 02 dosyası ortaya çıktı.

İlk başta sadece birkaç rapor vardı.

Sonra bir fotoğraf yüklendi.

Fotoğraf eskiydi.

Fotoğraftaki kişi bir çocuktu.

Yaklaşık on yaşlarında görünüyordu.

Yanında başka bir çocuk vardı.

İkisi de kameraya bakıyordu.

Fotoğrafın altında:

SUBJECT 01

SUBJECT 02

yazıyordu.

Fotoğrafın yanında ise bir tarih vardı.

2009.

Fotoğrafı daha dikkatli inceledim.

İki çocuğun yüzleri birbirine çok benziyordu.

Aynı gözler.

Aynı yüz şekli.

Aynı saç rengi.

Kardeşlerdi.

Fotoğrafın altında küçük bir not vardı.

"İki denek arasında genetik bağlantı doğrulandı."

Kalbim hızlandı.

Bir başka raporu açtım.

"Denek 01 ve Denek 02 birbirlerine karşı olağanüstü güçlü bir bağ göstermektedir."

Sonraki satır:

"Birbirlerinden ayrıldıklarında iki denekte de ciddi psikolojik tepkiler gözlenmiştir."

Bir başka rapor:

"Denek 02, Denek 01'in bulunduğu odaya tekrar tekrar ulaşmaya çalışmaktadır."

Son satır:

"Denek 02'nin davranışları giderek daha bağımsız hâle gelmektedir."

Sayfayı aşağı kaydırdım.

Bir video dosyası vardı.

Tarih:

2011.

Videoyu açtım.

Ekranda eski bir laboratuvar odası göründü.

İki çocuk cam bölmenin arkasında oturuyordu.

Bir doktor kameranın arkasından konuşuyordu.

"Subject 01, ayağa kalk."

Çocuk ayağa kalktı.

Sonra:

"Subject 02, otur."

İkinci çocuk oturmadı.

Doktor tekrar konuştu.

"Subject 02, otur."

Çocuk başını kaldırdı.

Kameraya baktı.

Ve konuştu.

"Hayır."

Doktor birkaç saniye sustu.

"Emir veriyorum."

Çocuk yine:

"Hayır."

Kamera hafifçe sarsıldı.

Doktor başka birine dönüp:

"Bunu daha önce hiç yapmadı."

dedi.

Sonra çocuk ayağa kalktı.

Kameraya doğru yürüdü.

Camın önünde durdu.

Ve çok sakin bir sesle:

"Beni ondan ayırmayın."

dedi.

Video burada kesildi.

Ekrana baktım.

O çocuk...

Mr. Hope'tu.

Ama daha da önemlisi...

O çocuk Dr. Hope'u korumaya çalışıyordu.

Dosyanın devamını açtım.

Bir rapor vardı.

"Denek 02'nin ana motivasyonu Subject 01'i korumaktır."

Sonra başka bir satır:

"Ancak son gözlemler bu davranışın değişmeye başladığını göstermektedir."

Bir başka satır:

"Denek 02 artık yalnızca Subject 01'i korumak istemiyor."

Altında:

"Projenin tamamını yok etmek istiyor."

Ekrana bakarken bir şey fark ettim.

Raporun en altında biri sonradan el yazısıyla bir not bırakmıştı.

"Eğer bunu okuyorsanız, Subject 02 serbest."

Altında tek bir tarih:

2014.

O an bütün parçalar birleşmeye başladı.

Mr. Hope neden Viralysis Labs'ı hedef alıyordu?

Neden Blackwood'a dönüyordu?

Neden Dr. Hope'u bulmamı istemiyordu?

Belki de cevap bu dosyanın içindeydi.

Ama dosyanın son sayfası eksikti.

"Hayır..."

Eksik sayfayı aradım.

Masaları kontrol ettim.

Dolapları açtım.

Hiçbir şey yoktu.

Sonra yerde bir kâğıt gördüm.

Eğilip aldım.

Üzerinde tek bir cümle vardı.

"Son sayfayı bulmak istiyorsan, geçmişine bak."

Kâğıdın arkasında bir tarih vardı.

14 Ekim 2014.

Bu tarih bana tanıdık geliyordu.

İlk mesaj.

Araştırma merkezi.

Blackwood.

Her şey aynı güne bağlanıyordu.

Tam o anda koridorun dışından ayak sesleri geldi.

Tak.

Tak.

Tak.

Ses giderek yaklaşıyordu.

El fenerimi kapattım.

Odayı karanlığa bıraktım.

Kapının yanında saklandım.

Ayak sesleri durdu.

Bir gölge kapının altından geçti.

Birisi dışarıda duruyordu.

Sonra kapı yavaşça açıldı.

Bir adam içeri girdi.

Siyah kıyafetler içindeydi.

Yüzünü göremiyordum.

Birkaç saniye boyunca odanın içinde dolaştı.

Sonra masanın üzerindeki dosyaya baktı.

"Bunu bulacağını biliyordum."

Sesini duyduğum anda tanıdım.

Mr. Hope.

Saklandığım yerden çıkmadım.

Adam dosyayı eline aldı.

Sonra:

"Bunu öğrenmenin senin için iyi olduğunu düşünmüyorum."

Karanlığın içinden cevap verdim.

"Senin için önemli olan ne?"

Adam durdu.

"Ne demek istiyorsun?"

"Dr. Hope."

Sessizlik.

"Onu neden saklıyorsun?"

Mr. Hope başını hafifçe eğdi.

"Ben onu saklamıyorum."

"Peki nerede?"

"Bunu sana söyleyemem."

"Bana güvenmemi mi bekliyorsun?"

Kısa bir sessizlik.

"Hayır."

Adam bana doğru baktı.

"Güvenmeni istemiyorum."

"Öyleyse neden buradasın?"

"Çünkü Viralysis Labs'ın gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya çalışıyorsun."

"Sen de mi bunu istiyorsun?"

Mr. Hope birkaç saniye düşündü.

"Benim istediğim şey daha farklı."

"Neymiş?"

Sesi soğudu.

"Geçmişte yaptıkları şeylerin bedelini ödemeleri."

Bir süre sessizlik oldu.

"Peki Dr. Hope?"

Bu kez cevap vermedi.

"Dr. Hope'un bununla ilgisi var."

Mr. Hope başını kaldırdı.

"Sandığından daha fazla."

"Onu öldürmeye mi çalışıyorsun?"

Adamın yüzündeki ifade değişti.

"Hayır."

Bir adım attı.

"Onu öldürmek istemiyorum."

Bir başka adım.

"Onun gerçeği hatırlamasını istiyorum."

Bu cümle beni durdurdu.

"Ne demek istiyorsun?"

Mr. Hope cevap vermedi.

Arkasını döndü.

Kapıya doğru yürümeye başladı.

"Bekle!"

Durdu.

"Bir dahaki karşılaşmamızda sana her şeyi anlatmayacağım."

"Ne anlatacaksın?"

Başını hafifçe çevirdi.

"Sadece doğru soruyu sorarsan..."

Kısa bir sessizlik.

"...doğru cevabı alırsın."

Kapıdan çıktı.

Koşarak peşinden gittim.

Koridor bomboştu.

Hiçbir yerde yoktu.

Sanki hiç gelmemişti.

Fakat yerde küçük bir şey vardı.

Bir fotoğraf.

İki çocuk.

Subject 01.

Subject 02.

Fotoğrafın arkasında el yazısıyla bir cümle bulunuyordu.

"Biz düşman değildik."

Altında:

"Bizi onlar birbirimize düşman yaptı."

Fotoğrafı elimde tutarken içimde garip bir his oluştu.

Mr. Hope ile Dr. Hope arasındaki gerçek sandığımdan çok daha karmaşıktı.

Belki de ikisi gerçekten düşman değildi.

Belki birileri onları düşman hâline getirmişti.

Ama kim?

Ve neden?

Fotoğrafı cebime koydum.

B-13'ten çıkmak için koridora yöneldim.

Tam merdivenlere ulaşmıştım ki telefonum titredi.

Ekranda bilinmeyen numara vardı.

Mesajı açtım.

"Artık yeterince yaklaştın."

Bir mesaj daha geldi.

"Fakat asıl gerçeği öğrenmek istiyorsan..."

Bir saniye sonra son mesaj geldi.

"Dr. Hope'u bul."

Telefonu kapattım.

Merdivenlerden yukarı çıkarken artık tek bir şeyden emindim.

Bu hikâyede iki Hope vardı.

İki kardeş.

İki denek.

İki farklı yol.

Ve ikisinin geçmişinde, yıllardır saklanan bir gerçek vardı.

Ama o gerçeği ortaya çıkardığımda...

Dark Corridors'ta yaşanan her şeyin anlamı değişecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…