Bölümler 20Şu an: Bölüm 11 - İki Beyaz Nokta
- 1 Bölüm 1 - Geriye Kalan498 kelime
- 2 Bölüm 2 - İkinci Hope867 kelime
- 3 Bölüm 3 - İlk İz1.027 kelime
- 4 Bölüm 4 - Blackwood'un Gölgesi987 kelime
- 5 Bölüm 5 - Viralysis Labs1.422 kelime
- 6 Bölüm 6 - Eski Kayıt1.823 kelime
- 7 Bölüm 7 - Kırık Hatıralar1.701 kelime
- 8 Bölüm 8 - B-13'ün Altında1.392 kelime
- 9 Bölüm 9 - O Gün Yalnız Değildi1.179 kelime
- 10 Bölüm 10 - B-011.559 kelime
- 11 Bölüm 11 - İki Beyaz Nokta816 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Bölüm 12 - Kapının Ardındaki Ses643 kelime
- 13 Bölüm 13 - B-00837 kelime
- 14 Bölüm 14 - Kayıt Odası716 kelime
- 15 Bölüm 15 - Karşılaşma843 kelime
- 16 Bölüm 16 - Hoş Geldin, Hope942 kelime
- 17 Bölüm 17 - Subject 00726 kelime
- 18 Bölüm 18 - Uyanış721 kelime
- 19 Bölüm 19 - Hesaplaşma1.228 kelime
- 20 Bölüm 20 - Son Koridor1.059 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Koridorun sonunda gördüğüm iki beyaz nokta birkaç saniye boyunca zihnimden çıkmadı.
Gözler olduğuna emindim.
Ama gözlerin ait olduğu şeyi görememiştim.
El fenerimi tekrar koridorun sonuna tuttum.
Hiçbir şey yoktu.
Sadece karanlık.
Ve duvarda hâlâ aynı yazı duruyordu.
"BENİ BUL, HOPE."
Elimi yazının üzerinde gezdirdim.
Boya henüz kurumamıştı.
Bu imkânsızdı.
Çünkü birkaç saniye önce o duvar bomboştu.
Birisi ben bakarken buraya yazmıştı.
Ama nasıl?
Arkamı döndüm.
Koridorun diğer tarafına baktım.
Boştu.
B-01'in kapısı arkamda duruyordu.
Kapıyı tekrar açmayı düşündüm.
Fakat içimden bir ses bunu yapmamam gerektiğini söylüyordu.
Az önce orada bir şey vardı.
Ve o şey benimle konuşmuştu.
Son kez B-01'e baktım.
Kapının üzerindeki sembol artık kırmızı değildi.
Tamamen siyahtı.
Sanki hiç yanmamış gibi.
Koridorda yürümeye başladım.
Adımlarımın sesi boş hastanede yankılanıyordu.
Tak.
Tak.
Tak.
Bir süre sonra arkamdan aynı sesin geldiğini fark ettim.
Tak.
Tak.
Tak.
Durduğumda ses de durdu.
Tekrar yürüdüm.
Ses tekrar başladı.
Arkamı çevirmedim.
Beni takip eden şeyin ne olduğunu bilmek istemiyordum.
Koridorun köşesine geldiğimde duvarda eski bir kamera gördüm.
Kameranın kırmızı ışığı yanıyordu.
Beni izliyordu.
Kameraya baktım.
Sonra kamera hareket etti.
Lens doğrudan bana döndü.
Bir adım geri çekildim.
Tam o anda hastanenin hoparlörlerinden cızırtılı bir ses geldi.
"Hope..."
Donup kaldım.
Ses çok alçaktı.
Ama kim olduğunu anlamıştım.
Dr. Hope.
"Dr. Hope?"
Cevap gelmedi.
Hoparlörden tekrar cızırtı geldi.
Sonra:
"Fotoğrafı yanında mı?"
Elimi cebime attım.
Fotoğraf hâlâ oradaydı.
"Sen nereden biliyorsun?"
Sessizlik.
Ardından:
"Çünkü onu ben bıraktım."
Kalbim hızlandı.
"2015'teki fotoğrafı mı?"
Cevap gelmedi.
Hoparlör sustu.
Tam yürümeye başlayacakken önümdeki ışıklar birer birer söndü.
Önce en uzaktaki.
Sonra bir sonraki.
Sonra bulunduğum yer.
Karanlıkta kaldım.
El fenerimi açtım.
Koridorun sonunda bir kapı görünüyordu.
Kapının üzerinde:
B-13
yazıyordu.
B-13.
Fotoğrafın çekildiği yer.
Yavaşça kapıya doğru yürüdüm.
Kapının önüne geldiğimde elim titremeye başladı.
Kapıyı açtım.
İçerisi tamamen boştu.
Ama odanın ortasında bir sandalye vardı.
Sandalyenin üzerinde eski bir fotoğraf duruyordu.
Yavaşça sandalyeye yaklaştım.
Fotoğrafı elime aldım.
Fotoğrafın kenarları yıpranmıştı.
Renkleri yıllar içinde solmuştu.
Fotoğrafta üç kişi vardı.
Dr. Hope.
Mr. Hope.
Ve aralarında duran üçüncü kişi.
Fakat bu kez üçüncü kişinin yüzü karanlıkta değildi.
Yüzünü görebiliyordum.
[ FOTOĞRAFIN ARKASINDAKİ NOT: "SUBJECT 03'ÜN YÜZÜNÜ HİÇBİR ZAMAN KAYDA GEÇİRMEYİN." ]
[ FOTOĞRAFIN ALTINDAKİ KISA NOT: "ÇÜNKÜ ONU GÖREN HERKES DEĞİŞİR." ]

Fotoğrafı elimden düşürdüm.
Çünkü o yüz...
Benim yüzüme benziyordu.
Bir süre nefes alamadım.
Fotoğrafı tekrar yerden aldım.
Yakından baktım.
Hayır.
Bu ben değildim.
Ama yüz hatları fazlasıyla tanıdıktı.
Sanki yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafta benim başka bir versiyonum vardı.
Fotoğrafın arkasındaki notu tekrar okudum.
"Subject 03'ün yüzünü hiçbir zaman kayda geçirmeyin."
Neden?
Neden yüzünü kaydetmek yasaktı?
Ve daha önemlisi...
Neden ben onun yüzüne bu kadar benziyordum?
Fotoğrafı cebime koydum.
Tam o anda odanın kapısı kapandı.
GÜM!
Koşarak kapıya yöneldim.
Kolu çevirdim.
Açılmadı.
Tekrar denedim.
Yine açılmadı.
Sonra odanın içindeki eski televizyon kendiliğinden açıldı.
Ekranda siyah beyaz bir görüntü vardı.
Bir koridor.
B-13.
Görüntüde Dr. Hope yürüyordu.
Arkasında Mr. Hope vardı.
İkisi bir odanın önünde durdular.
Sonra üçüncü kişi görüntüye girdi.
Dr. Hope ona döndü.
"Burada kalacaksın."
Üçüncü kişi başını kaldırdı.
Ve kameraya baktı.
Yüzü artık çok net görünüyordu.
Ekrandaki görüntü bir anda bozuldu.
Televizyon kapandı.
Odanın içi tekrar karanlığa gömüldü.
Sonra arkamdan bir nefes sesi geldi.
Bu kez çok yakındı.
Boynumun hemen arkasında.
Yavaşça döndüm.
Kimse yoktu.
Ama yerde bir gölge vardı.
Gölge benim değildi.
Gölge hareket etti.
Sonra duvarda bir el izi belirdi.
Bir tane.
Sonra ikinci.
Sonra üçüncü.
Duvarın üzerinde siyah parmak izleri oluşuyordu.
Ve yavaşça bir cümle yazıldı.
"BEN SENİ HATIRLIYORUM."
Geri çekildim.
"Ben seni tanımıyorum."
Cevap gelmedi.
Bir saniye sonra duvardaki yazı değişti.
"AMA SEN BENİ HATIRLIYORSUN."
Başım ağrımaya başladı.
Bir görüntü gördüm.
Karanlık bir oda.
Metal bir sandalye.
Beyaz ışık.
Ve çocukken duyduğum bir ses.
"Adın ne?"
Görüntü kayboldu.
Bir başka görüntü geldi.
Bir koridor.
Bir kapı.
Ve kapının üzerinde:
B-01.
Sonra bir çocuk sesi.
"Hope."
Gözlerimi kapattım.
Görüntüler kayboldu.
Yere çöktüm.
Birkaç saniye boyunca nefesimi toparlamaya çalıştım.
Bunlar benim anılarım mıydı?
Yoksa Subject 03'ün anıları mı?
Kapının kilidi bir anda açıldı.
Klik.
Başımı kaldırdım.
Kapı kendiliğinden aralandı.
Koridor boştu.
Ama koridorun sonunda bir kişi duruyordu.
Bu kez kaçmadı.
Bana bakıyordu.
El fenerimi yüzüne tuttum.
Dr. Hope.
"Sen..."
Dr. Hope parmağını dudaklarına götürdü.
"Sesini çıkarma."
Yanına gittim.
"Subject 03 kim?"
Dr. Hope gözlerini kapattı.
Bir süre cevap vermedi.
Sonra çok düşük bir sesle konuştu.
"Onu bulduysan artık geri dönüş yok."
"Kim o?"
Dr. Hope bana baktı.
Gözlerinde korku vardı.
"Sen."
Bir an hiçbir şey anlamadım.
"Ne?"
Dr. Hope bir adım geri çekildi.
"Subject 03..."
Sesi titredi.
"...seninle bağlantılı."
Koridorun ışıkları tekrar yanıp sönmeye başladı.
Dr. Hope arkasına baktı.
"Buradan gitmeliyiz."
"Hayır."
Kolundan tuttum.
"Önce gerçeği söyle."
Dr. Hope sustu.
Sonra gözlerini bana dikti.
"Gerçeği öğrenirsen..."
Koridorun sonunda bir ses duyuldu.
Tak.
Dr. Hope sustu.
Tak.
Bir adım daha.
Tak.
Ses bize doğru yaklaşıyordu.
Dr. Hope'un yüzü bir anda değişti.
"Kovalamaya başladı."
"Kim?"
Dr. Hope cevap vermedi.
Sadece bana baktı.
Ve fısıldadı:
"Subject 03."
Koridorun sonunda iki beyaz nokta belirdi.
Aynı gözler.
Bu kez daha yakındı.
Ve üzerimize doğru geliyordu.
Bölüm etkileşimi
