DARK CORRIDORS III: SON KORİDOR kitap kapağı

19. bölüm / 20

Bölüm 19 - Hesaplaşma

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: Bölüm 19 - Hesaplaşma

B-00'ın içindeki alarm sesi durmadan devam ediyordu.

Kırmızı ışıklar koridoru aralıklarla aydınlatıyor, ardından her şey yeniden karanlığa gömülüyordu.

BİP... BİP... BİP...

Mr. Hope kapının önünde duruyordu.

Dr. Hope ise birkaç metre karşısındaydı.

İkisinin arasında yıllardır söylenmemiş sözler vardı.

Ben ise ikisinin arasında kalmıştım.

Subject 03 ve Subject 00 koridorun karanlık tarafında sessizce bekliyordu.

Kimse hareket etmiyordu.

Sonunda Mr. Hope konuştu.

"Yıllardır senden kaçtım."

Dr. Hope başını kaldırdı.

"Kaçmadın."

Mr. Hope acı bir şekilde güldü.

"Hayır."

Bir adım attı.

"Senden kaçmadım."

Bir adım daha.

"Yaptıklarından kaçtım."

Dr. Hope'un yüzündeki ifade değişti.

"Benim başka seçeneğim yoktu."

"Her zaman aynı bahaneyi kullandın."

Mr. Hope'un sesi sertleşti.

"Başka seçeneğim yoktu."

Dr. Hope cevap vermedi.

Mr. Hope cebinden eski bir dosya çıkardı.

Dosyayı yere fırlattı.

Sayfalar koridora dağıldı.

Üzerlerinde eski deney kayıtları vardı.

PROJECT HOPE

SUBJECT 00

SUBJECT 03

Ve en altta:

HOST: HOPE

Dr. Hope dosyalara baktı.

"Onları burada konuşmayalım."

"Tam da burada konuşacağız."

Mr. Hope'un gözleri öfkeyle dolmuştu.

"Çünkü bütün bunlar burada başladı."

Dr. Hope başını eğdi.

"Ben onu kurtarmaya çalıştım."

"Sen onu deneğe çevirdin."

"Ben onu öldürmedim."

"Öldürmekten daha kötüsünü yaptın."

Dr. Hope sustu.

Mr. Hope ona yaklaştı.

"Hafızasını sildin."

"Onu korumak için."

"Onun hayatını elinden aldın!"

Mr. Hope'un sesi bütün koridorda yankılandı.

Ben araya girdim.

"Yeter!"

İkisi de bana baktı.

"Benim yüzümden kavga etmeyin."

Mr. Hope başını iki yana salladı.

"Bu senin yüzünden değil."

Dr. Hope sessizce:

"Benim yüzümden."

Mr. Hope ona baktı.

"En azından bunu kabul ediyorsun."

Dr. Hope cevap vermedi.

Tam o sırada Subject 03 konuştu.

"Geç kaldınız."

Hepimiz ona döndük.

Subject 03 yavaşça karanlıktan çıktı.

Yanında Subject 00 vardı.

"Ne için?"

Subject 03 bana baktı.

"Seçim için."

Mr. Hope silahını kaldırdı.

"Yaklaşma."

Subject 03 gülümsedi.

"Sen hâlâ onu koruyorsun."

"Koruyacağım."

"Her zamanki gibi."

Dr. Hope bir adım öne çıktı.

"Yeter."

Subject 03 ona baktı.

"Sen konuşma."

Dr. Hope durdu.

"Senin yüzünden..."

Subject 03'ün sesi titredi.

"...yıllarca onun zihninde yaşadım."

Dr. Hope cevap vermedi.

Subject 03:

"Onun anılarını bana verdin."

"Başka çarem yoktu."

Subject 03 öfkeyle bağırdı.

"HER ŞEYİNİZ AYNI!"

Bir anda duvarlar titredi.

Camlar çatladı.

Tavan parçaları yere düştü.

Subject 00, Subject 03'ün omzuna dokundu.

"Sakin ol."

Subject 03 ona döndü.

"Sen de beni terk ettin."

Subject 00 sessiz kaldı.

Mr. Hope araya girdi.

"Bu kavga şimdi olmayacak."

Subject 03:

"Hayır."

Başını kaldırdı.

"Tam şimdi olacak."

Bütün ışıklar söndü.

Bir saniye sonra tekrar yandı.

Subject 03 ortada yoktu.

Mr. Hope hemen arkasını döndü.

"Dr. Hope!"

Dr. Hope'a baktım.

Ama Mr. Hope çoktan onun yakasına yapışmıştı.

"Ne yaptın?"

Dr. Hope onu itti.

"Elimden geleni yaptım!"

"Senin elinden gelen bu muydu?"

Mr. Hope tekrar saldırdı.

Dr. Hope kolunu kaldırarak darbeyi engelledi.

İkisi birbirinden ayrıldı.

"Yıllarca onu aradım!"

Mr. Hope bağırıyordu.

"Yıllarca!"

Dr. Hope:

"Ben de aradım!"

"Yalan!"

Mr. Hope yumruğunu savurdu.

Dr. Hope son anda yana çekildi.

Yumruk duvara çarptı.

GÜM!

Duvar çatladı.

Dr. Hope geri çekildi.

"Dinle beni!"

"Dinleyecek hiçbir şeyim kalmadı!"

Mr. Hope tekrar üzerine yürüdü.

Bu kez Dr. Hope karşılık verdi.

İkisi birbirine saldırmaya başladı.

Yumruklar.

Darbeler.

Duvara çarpan bedenler.

Yıllardır biriktirdikleri öfke sonunda patlamıştı.

"Yeter!"

Aralarına girmeye çalıştım.

Mr. Hope beni itti.

"Çekil!"

Dr. Hope bağırdı:

"Hope, uzak dur!"

Mr. Hope tekrar saldırdı.

Dr. Hope onun kolunu yakaladı.

"Sen hiçbir zaman anlamadın!"

"NEYİ?"

"Onu kurtarmak için bunu yapmak zorundaydım!"

Mr. Hope:

"Hayır!"

Dr. Hope:

"Eğer hafızasını silmeseydim Viralysis onu tekrar bulacaktı!"

Mr. Hope:

"Onu bana verebilirdin!"

Dr. Hope sustu.

Mr. Hope'un yüzündeki öfke bir anda değişti.

"İşte."

Bir adım geri çekildi.

"Gerçek bu."

Dr. Hope ona baktı.

"Ne?"

"Onu bana vermek istemedin."

Dr. Hope cevap vermedi.

"Çünkü ona senin değil, benim sahip çıkacağımı biliyordun."

Dr. Hope'un yüzü gerildi.

"Bu doğru değil."

"Öyleyse neden?"

Dr. Hope sonunda bağırdı.

"ÇÜNKÜ SANA GÜVENMİYORDUM!"

Sessizlik.

Mr. Hope dondu.

Dr. Hope'un gözleri dolmuştu.

"Sen Viralysis'ten kaçarken her şeyi daha da kötüleştirdin."

"Ben mi?"

"Evet."

"Ben insanları kurtarmaya çalışıyordum!"

"Ve kaç kişinin öldüğünü biliyor musun?"

Mr. Hope sustu.

Dr. Hope devam etti.

"Kaç deneğin kaybolduğunu?"

Mr. Hope başını eğdi.

"Ben de onları kurtaramadım."

"İşte mesele bu."

Dr. Hope ona baktı.

"İkimiz de başarısız olduk."

Bu kez Mr. Hope saldırmadı.

Sadece ona baktı.

Sonra yerdeki dosyayı aldı.

"Belki."

Dosyayı açtı.

"Fakat bir konuda hâlâ yanılıyorsun."

Dr. Hope:

"Neymiş?"

Mr. Hope bana baktı.

"Hope artık korunması gereken bir çocuk değil."

Bana döndü.

"Artık kendi kararını verebilir."

Dr. Hope başını salladı.

"Ben de bunu öğrenmeye çalışıyorum."

Tam o sırada Subject 03'ün sesi duyuldu.

"Çok geç."

Koridorun sonundaki kapı açıldı.

Subject 03 ortaya çıktı.

Arkasında Subject 00 vardı.

Ama bu kez ikisi farklı görünüyordu.

Subject 03'ün beyaz gözleri titriyordu.

Subject 00 ise tamamen hareketsizdi.

"Bağlantı tekrar başladı."

Dr. Hope bilgisayara baktı.

Ekranda:

SUBJECT 03 / SUBJECT 00

MERGE PROTOCOL: ACTIVE

yazıyordu.

Mr. Hope:

"Hayır..."

Subject 03 bana baktı.

"Bu kez seni seçmeyeceğiz."

Subject 00:

"Hayır."

Subject 03 ona döndü.

"Ne?"

Subject 00 ilk kez öfkeyle konuştu.

"Bu onun seçimi."

Subject 03 ona saldırdı.

Subject 00 karşılık verdi.

İkisi birbirine çarptı.

Koridor sarsıldı.

Mr. Hope silahını kaldırdı.

Dr. Hope kolunu tuttu.

"Dur."

"Onları durdurmalıyız."

"Hayır."

Dr. Hope başını salladı.

"Onları değil."

Bana baktı.

"Makineyi."

Koridorun sonunda devasa bir kapı açıldı.

İçeride Memory Core bulunuyordu.

Ekranda geri sayım başlamıştı.

05:00

04:59

04:58

Mr. Hope bana baktı.

"Bu makine çalışırsa Subject 00 ve Subject 03 tamamen birleşecek."

"Sonra?"

Dr. Hope cevap verdi.

"Senin zihnin de onların bir parçası olacak."

Mr. Hope:

"Makineyi yok etmeliyiz."

Dr. Hope:

"Öyle yaparsak buradaki herkes ölebilir."

Mr. Hope ona baktı.

"Bir kez olsun doğru şeyi yap."

Dr. Hope başını kaldırdı.

"Bu kez yapacağım."

İkisi birlikte makineye doğru ilerledi.

Ama arkalarından bir ses geldi.

"Kaçamazsınız."

Subject 03.

Mr. Hope döndü.

"Bu sefer kaçmıyoruz."

Dr. Hope onun yanında durdu.

İlk kez ikisi aynı tarafta duruyordu.

Subject 03 üzerlerine saldırdı.

Mr. Hope ve Dr. Hope birlikte karşılık verdi.

Birbirlerine güvenmiyorlardı.

Ama aynı hedef için savaşıyorlardı.

Subject 00 da onlara katıldı.

Dört kişi.

Tek bir koridor.

Ve çökmekte olan B-00.

Ben makinenin başına geçtim.

Ekranda iki seçenek vardı.

COMPLETE MERGE

ABORT

Elimi kontrol paneline koydum.

Arkamdan bağırışlar geliyordu.

Mr. Hope:

"HOPE!"

Dr. Hope:

"ŞİMDİ!"

Subject 03:

"YAPMA!"

Subject 00:

"Seçimini yap."

Ekrana baktım.

Yıllardır başkaları benim yerime karar vermişti.

Hafızamı silmişlerdi.

Beni deney yapmışlardı.

Kim olduğumu değiştirmişlerdi.

Ama bu kez...

kararı ben verecektim.

Parmağımı kaldırdım.

Ve ABORT seçeneğine bastım.

Makine çığlık gibi bir ses çıkardı.

SYSTEM FAILURE

MEMORY CORE DESTABILIZED

Subject 03 yere düştü.

Subject 00 da dizlerinin üzerine çöktü.

Mr. Hope ve Dr. Hope birbirlerine baktılar.

Sonra...

büyük bir patlama oldu.

Koridor parçalanmaya başladı.

Dr. Hope bağırdı:

"ÇIKIŞA!"

Hepimiz koşmaya başladık.

Ama arkadan Subject 03'ün sesi geldi.

"Hope..."

Durup baktım.

Subject 03 yerdeydi.

Bana bakıyordu.

"Bu bitmedi."

Mr. Hope kolumdan tuttu.

"Git!"

Koşmaya devam ettim.

Dr. Hope ve Mr. Hope önümdeydi.

Kapıya ulaştığımızda bina tekrar sarsıldı.

Son anda dışarı çıktık.

Arkamızdan B-00'ın giriş kısmı çöktü.

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonra Mr. Hope Dr. Hope'a baktı.

"Bu daha bitmedi."

Dr. Hope başını salladı.

"Biliyorum."

İkisi birbirine baktı.

Bu kez kavga etmediler.

Ama aralarındaki hesap da kapanmamıştı.

Ben hastaneye baktım.

Karanlık pencereler.

Sessiz koridorlar.

Ve içeride hâlâ cevaplanmamış sorular.

Mr. Hope yanıma geldi.

"Yarın geri dönmemiz gerekecek."

"Yarın mı?"

"Evet."

"Neden?"

Mr. Hope hastanenin en üst katındaki tek yanan pencereyi gösterdi.

"Çünkü B-00'daki makineyi yok ettik."

Bir an durdu.

"Ama hastanenin tamamını değil."

Penceredeki ışık söndü.

Ve içeriden çok uzaklardan gelen bir ses duyuldu.

"HOPE..."

Bu kez ses...

Dr. Hope'un sesiydi.

Dr. Hope başını kaldırdı.

Yüzündeki ifade değişti.

"Bu imkânsız."

Mr. Hope ona baktı.

"Sanırım artık biliyoruz."

"Ne?"

Mr. Hope hastaneye baktı.

"Son deney hâlâ devam ediyor."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…