Bölümler 20Şu an: Bölüm 20 - Son Koridor
- 1 Bölüm 1 - Geriye Kalan498 kelime
- 2 Bölüm 2 - İkinci Hope867 kelime
- 3 Bölüm 3 - İlk İz1.027 kelime
- 4 Bölüm 4 - Blackwood'un Gölgesi987 kelime
- 5 Bölüm 5 - Viralysis Labs1.422 kelime
- 6 Bölüm 6 - Eski Kayıt1.823 kelime
- 7 Bölüm 7 - Kırık Hatıralar1.701 kelime
- 8 Bölüm 8 - B-13'ün Altında1.392 kelime
- 9 Bölüm 9 - O Gün Yalnız Değildi1.179 kelime
- 10 Bölüm 10 - B-011.559 kelime
- 11 Bölüm 11 - İki Beyaz Nokta816 kelime
- 12 Bölüm 12 - Kapının Ardındaki Ses643 kelime
- 13 Bölüm 13 - B-00837 kelime
- 14 Bölüm 14 - Kayıt Odası716 kelime
- 15 Bölüm 15 - Karşılaşma843 kelime
- 16 Bölüm 16 - Hoş Geldin, Hope942 kelime
- 17 Bölüm 17 - Subject 00726 kelime
- 18 Bölüm 18 - Uyanış721 kelime
- 19 Bölüm 19 - Hesaplaşma1.228 kelime
- 20 Bölüm 20 - Son Koridor1.059 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hastanenin önünde duruyorduk.
B-00'ın çöküşünden sonra Blackwood Memorial Hospital'ın büyük bir kısmı karanlığa gömülmüştü.
Ama üst katlardan birinde hâlâ tek bir ışık yanıyordu.
Mr. Hope o pencereye bakıyordu.
Dr. Hope ise hiçbir şey söylemeden hastanenin girişine doğru yürüdü.
"Bekle."
Mr. Hope onu durdurdu.
"Bu sefer yalnız gitmeyeceksin."
Dr. Hope ona baktı.
"Seninle gelmemi gerçekten istiyor musun?"
Mr. Hope birkaç saniye sustu.
"Hayır."
Sonra bana baktı.
"Ama onun için birlikte gitmek zorundayız."
Üçümüz tekrar hastaneye girdik.
Kapı arkamızdan kapandı.
İçerisi tamamen sessizdi.
Ne alarm sesi vardı.
Ne de çalışan ışıklar.
Sadece ayak seslerimiz.
Tak.
Tak.
Tak.
Koridorun sonunda bir kapı vardı.
Üzerinde:
B-00
yazıyordu.
Mr. Hope kapıya baktı.
"Burayı dün yok ettik."
Dr. Hope başını salladı.
"Hayır."
"Ne?"
"Biz giriş bölümünü yok ettik."
Dr. Hope kapının üzerindeki yazıyı gösterdi.
"Gerçek B-00 burada."
Kapı kendiliğinden açıldı.
İçeriden soğuk bir hava geldi.
İçeri girdik.
Bu bölüm daha önce gördüğümüz hiçbir yere benzemiyordu.
Duvarlar eski değildi.
Yeni yapılmış gibiydi.
Tavanlarda kameralar vardı.
Camların arkasında bilgisayarlar çalışıyordu.
Ve koridorun sonunda büyük bir ekran bulunuyordu.
Ekran açıldı.
Bir yazı belirdi.
WELCOME BACK, HOPE.
Durduk.
Mr. Hope silahını kaldırdı.
"Kim var orada?"
Ekrandaki yazı değişti.
NO ONE.
Sonra:
ONLY YOU.
Dr. Hope ekrana yaklaştı.
"Bu sistem hâlâ çalışıyor."
Mr. Hope:
"Nasıl?"
Dr. Hope:
"Çünkü Memory Core yalnızca hafıza depolamıyordu."
"Başka ne yapıyordu?"
Dr. Hope ekrana baktı.
"Birini izliyordu."
Kameralardan biri bana döndü.
Sonra diğeri.
Sonra bütün kameralar.
Hepsi beni izliyordu.
Ekranda yeni bir yazı çıktı.
HOST DETECTED.
HOPE.
STATUS: ACTIVE.
Bir an sonra:
SUBJECT 03: ACTIVE.
SUBJECT 00: ACTIVE.
Mr. Hope:
"Bu imkânsız."
Dr. Hope'un yüzü bembeyaz oldu.
"Hayır..."
"Ne?"
"Onları yok etmedik."
"Ne demek istiyorsun?"
Dr. Hope cevap veremeden ekran karardı.
Arkamızdan bir ses geldi.
"Çünkü onlar hiçbir zaman burada değildi."
Yavaşça arkamı döndüm.
Karanlığın içinden biri çıkıyordu.
Dr. Hope geri çekildi.
Mr. Hope silahını kaldırdı.
Adam ışığın altına geldi.
Bir doktor.
Üzerinde eski bir Viralysis önlüğü vardı.
Ama yüzünü tanımıyordum.
Adam gülümsedi.
"Sonunda hepiniz geldiniz."
Mr. Hope:
"Sen kimsin?"
"Ben mi?"
Adam hafifçe güldü.
"Ben bu projenin başladığı kişiyim."
Dr. Hope'un gözleri büyüdü.
"Hayır..."
Adam ona baktı.
"Sen beni hatırlıyorsun."
Dr. Hope'un sesi kısıldı.
"Doktor Hale."
Adam başını salladı.
"Uzun zaman oldu."
Mr. Hope silahını ona doğrulttu.
"Bu hastaneyi sen mi yönettin?"
"Hayır."
"Öyleyse kim?"
Hale bana baktı.
"Onu."
Koridorun sonunda başka bir kapı açıldı.
İçeride büyük bir cam oda vardı.
Camın arkasında bir sandalye.
Sandalyede biri oturuyordu.
Başını öne eğmişti.
Yavaşça başını kaldırdı.
Beyaz gözler.
Subject 03.
Ama bu kez yalnız değildi.
Yanında Subject 00 duruyordu.
İkisi birbirine bakıyordu.
Hale:
"Onları yok edebileceğinizi düşündünüz."
Mr. Hope:
"Onları yok ettik."
Hale:
"Hayır."
Gülümsedi.
"Onların bedenlerini yok ettiniz."
Dr. Hope:
"Ne yaptın?"
"Onları sisteme aktardım."
Mr. Hope'un yüzü gerildi.
"Memory Core..."
Hale:
"Hiçbir zaman yalnızca bir makine değildi."
Ekranlar tekrar açıldı.
Yüzlerce kayıt.
Yüzlerce deney.
Yüzlerce insan.
Hepsinin dosyalarında aynı kelime vardı:
HOPE
Dr. Hope geri çekildi.
"Kaç kişi..."
Hale:
"Yıllarca."
Mr. Hope:
"Sen bir canavarsın."
Hale gülümsedi.
"Hayır."
Bana baktı.
"Ben sadece insanlığın ne kadar ileri gidebileceğini görmek istedim."
"Ve bunun için insanları kullandın."
"Evet."
"Niye?"
Hale'nin cevabı çok sakindi.
"Çünkü insan hafızası ölümden daha güçlüdür."
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Subject 03 camın arkasından bana baktı.
"Hope."
Camın üzerine elini koydu.
Ben de istemsizce yaklaştım.
Dr. Hope beni tuttu.
"Yaklaşma."
Subject 03:
"Bu kez sana zarar vermeyeceğim."
Mr. Hope:
"Uzak dur ondan."
Subject 03:
"Sen hâlâ anlamıyorsun."
"Ne?"
"Ben onun düşmanı değilim."
Subject 00 da camın üzerine elini koydu.
"Hiçbirimiz değiliz."
Hale'nin yüzündeki gülümseme kayboldu.
"Yeter."
Ekranda bir düğme belirdi.
FINAL PROTOCOL
Dr. Hope bunu gördüğü anda bağırdı.
"Hayır!"
Mr. Hope:
"Ne?"
"Bu bütün sistemi çalıştırır."
Hale düğmeye bastı.
Alarm sesi başladı.
FINAL PROTOCOL INITIATED.
HOST TRANSFER: 10%
20%
30%
Başımın içinde ağrı başladı.
Dizlerimin üzerine çöktüm.
"Hope!"
Mr. Hope bana koştu.
Dr. Hope da yanıma geldi.
"Dayan!"
40%
50%
Gözlerimi kapattım.
Bir anda kendimi karanlık bir koridorda buldum.
Önümde üç kapı vardı.
Birinci kapının üzerinde:
SUBJECT 00
İkinci:
SUBJECT 03
Üçüncü:
HOPE
İlk iki kapının arkasından sesler geliyordu.
"Gel."
"Bizden birisin."
"Burada kal."
Üçüncü kapının arkasından ise hiçbir ses gelmiyordu.
Kapıyı açtım.
İçerisi tamamen boştu.
Sadece bir ayna vardı.
Aynaya baktım.
Karşımda Subject 00 yoktu.
Subject 03 yoktu.
Başka biri de yoktu.
Sadece bendim.
O anda anladım.
Yıllardır başkalarının kim olduğunu anlamaya çalışıyordum.
Ama kendi kimliğimi hiç sormamıştım.
Aynaya yaklaştım.
"Ben Hope'um."
Karanlıkta bir ses duyuldu.
"Hangisi?"
Gülümsedim.
"Hiçbiri."
Aynaya dokundum.
"Ben benim."
Ayna çatladı.
Sonra parçalandı.
Gözlerimi açtım.
B-00'daki sistem çığlık gibi bir ses çıkarıyordu.
HOST TRANSFER: 99%
Dr. Hope bana bakıyordu.
"Hope!"
Mr. Hope:
"Dayan!"
Elimi kontrol paneline uzattım.
Hale bağırdı:
"Hayır!"
Panelde tek bir seçenek vardı.
PURGE SYSTEM
Bastım.
Bir anda bütün ekranlar karardı.
Subject 03 ve Subject 00'un bulunduğu cam oda parçalanmaya başladı.
Hale geriye savruldu.
"NE YAPTIN?!"
"Seçimimi yaptım."
Bütün sistem çökmeye başladı.
Dr. Hope:
"Çıkmamız gerekiyor!"
Mr. Hope kolumdan tuttu.
"Koş!"
Üçümüz koridora çıktık.
Arkamızdan büyük bir patlama oldu.
Hale'nin sesi son kez duyuldu.
"Bu sistem olmadan siz hiçsiniz!"
Dr. Hope arkasına baktı.
"Yanılıyorsun."
Patlama bütün odayı yuttu.
Koşmaya devam ettik.
Koridorlar çökmeye başladı.
Duvarlardan parçalar düşüyordu.
Mr. Hope önümdeydi.
Dr. Hope arkamdaydı.
Sonunda hastanenin girişine ulaştık.
Kapıdan dışarı çıktık.
Birkaç saniye sonra Blackwood Memorial Hospital'ın büyük bir kısmı çöktü.
Toz bulutu gökyüzüne yükseldi.
Sonra...
sessizlik.
Uzun bir süre kimse konuşmadı.
Mr. Hope yere oturdu.
Dr. Hope hastaneye baktı.
"Gerçekten bitti mi?"
Mr. Hope cevap vermedi.
Ben ise gözlerimi kapattım.
İlk kez zihnim sessizdi.
Subject 03 yoktu.
Subject 00 yoktu.
Fısıltılar yoktu.
Sadece kendi düşüncelerim vardı.
Dr. Hope yanıma geldi.
"Onları hissediyor musun?"
Başımı salladım.
"Hayır."
Mr. Hope ayağa kalktı.
"Demek gerçekten bitti."
Bir süre hastaneye baktık.
Sonra Dr. Hope bana döndü.
"Ethan..."
İlk kez ismimi söylediğinde farklı hissettirdi.
"Artık sana söylemem gereken son bir şey var."
"Ne?"
"Geçmişin değiştirildi."
Bir an sustu.
"Ama geleceğin hiçbir zaman onların değildi."
Gülümsedim.
"Artık benim."
Dr. Hope başını salladı.
Mr. Hope da hafifçe gülümsedi.
Üçümüz hastaneden uzaklaşmaya başladık.
Arkamda Blackwood Memorial Hospital kalıyordu.
Yıllarca beni takip eden koridorlar...
Deneyler...
Kayıtlar...
Korkular...
Hepsi geride kalıyordu.
Ama tam uzaklaşırken durdum.
Son kez hastaneye baktım.
En üst kattaki pencereler karanlıktı.
Hepsi.
Bir tanesi hariç.
B-13.
O pencerenin arkasında kısa bir süreliğine bir silüet gördüm.
İki beyaz nokta.
Gözler.
Sonra ışık söndü.
Mr. Hope yanıma geldi.
"Bir şey mi gördün?"
Başımı iki yana salladım.
"Hayır."
Ve yürümeye devam ettim.
Çünkü artık karanlıktan korkmuyordum.
Karanlık bana ait değildi.
Ben de ona ait değildim.
Ben kendi yolumu seçmiştim.
Ve ilk kez...
koridorun sonuna ulaşmıştım.
SON
Bölüm etkileşimi
