DARK CORRIDORS III: SON KORİDOR kitap kapağı

16. bölüm / 20

Bölüm 16 - Hoş Geldin, Hope

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: Bölüm 16 - Hoş Geldin, Hope

"HOŞ GELDİN, HOPE."

Ses karanlığın içinden geldiğinde bütün vücudum dondu.

El fenerimi kaldırdım.

Işık koridorun sonuna kadar ulaştı.

Hiçbir şey yoktu.

Sadece uzun, karanlık bir koridor.

Duvarlarda dökülmüş boya parçaları vardı. Tavandan sarkan kablolar hafifçe sallanıyordu. Yerde birikmiş su, tavandaki zayıf ışığı yansıtıyordu.

Ama o ses...

Hâlâ kulaklarımdaydı.

Mr. Hope hiç kıpırdamıyordu.

Dr. Hope ise birkaç adım geriye çekilmişti.

Onu daha önce hiç böyle görmemiştim.

Tedirgindi.

Hatta korkuyordu.

"Dr. Hope?"

Cevap vermedi.

Mr. Hope elini kaldırdı.

"Ses çıkarma."

"Neden?"

"Dinle."

Hepimiz sustuk.

Birkaç saniye boyunca hiçbir şey olmadı.

Sonra...

Tak.

Bir ayak sesi.

Tak.

Bir tane daha.

Tak.

Ses bize doğru yaklaşıyordu.

Dr. Hope nefesini tuttu.

Mr. Hope ise hiç geri çekilmedi.

Tam tersine, karanlığa doğru bir adım attı.

"Ortaya çık."

Ses kesildi.

Sonra karanlıktan bir cevap geldi.

"Değişmemişsin."

Mr. Hope'un başı hafifçe yana döndü.

"Sen de."

Koridorun sonunda bir silüet belirdi.

İnsan şeklindeydi.

Uzundu.

Hareketsizdi.

Yüzü görünmüyordu.

Sadece iki beyaz nokta karanlığın içinde parlıyordu.

O an anladım.

Bu, daha önce gördüğüm şeydi.

Subject 03.

Ama Mr. Hope ona baktığında yüzünde korku yoktu.

Sanki eski bir düşmanıyla karşılaşmış gibiydi.

"Yıllar geçti," dedi silüet.

Mr. Hope cevap verdi.

"Çok fazla."

Dr. Hope araya girdi.

"Bu mümkün değil."

Silüet başını Dr. Hope'a çevirdi.

"Sen hâlâ aynı şeyi söylüyorsun."

Dr. Hope'un yüzü bembeyaz oldu.

"Sen öldün."

Silüet hafifçe güldü.

"Öyle mi?"

Koridorun ışıkları bir anda yanıp sönmeye başladı.

Bir anlığına silüetin yüzünü gördüm.

Sonra ışık tekrar söndü.

Kalbim hızlandı.

"Kim bu?"

Mr. Hope bana bakmadan cevap verdi.

"Deneyin ilk sonucu."

"Subject 03 mü?"

"Hayır."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Subject 03'ten önceki."

Bu sözleri duyduğumda içimde garip bir his oluştu.

Sanki bu cümleyi daha önce duymuştum.

Ama nerede?

Bir an başım ağrımaya başladı.

Gözlerimin önünde görüntüler belirdi.

Beyaz bir oda.

Metal bir masa.

Bir sürü kablo.

Ve bir çocuk.

Çocuk bana bakıyordu.

Yüzünü göremiyordum.

Sonra görüntü kayboldu.

"İyi misin?"

Dr. Hope'un sesiyle kendime geldim.

"Ben..."

Başımı tuttum.

"Bir şey gördüm."

Mr. Hope hemen bana döndü.

"Ne gördün?"

"Bir çocuk."

Dr. Hope'un yüzündeki ifade değişti.

"Nasıl bir çocuk?"

"Hatırlamıyorum."

Mr. Hope, Dr. Hope'a baktı.

İkisi de bir şey biliyordu.

Ama söylemiyorlardı.

"Ne saklıyorsunuz?"

Dr. Hope cevap vermedi.

Mr. Hope ise birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonunda konuştu.

"Henüz zamanı değil."

"Yeter artık!"

Sesim koridorda yankılandı.

"Her şeyi biliyorsunuz ama bana hiçbir şey söylemiyorsunuz."

Mr. Hope bana baktı.

"Çünkü hatırladığın her şey seni biraz daha buraya bağlıyor."

"Ben zaten buradayım!"

Mr. Hope sustu.

Haklıydım.

Tam o sırada koridorun diğer tarafından metal bir kapının açılma sesi geldi.

Gıcır...

Sonra başka bir kapı.

Gıcır...

Sonra bir tane daha.

Dr. Hope arkasına baktı.

"Geliyorlar."

"Kim geliyor?"

Cevap vermedi.

Duvarların arkasından sesler gelmeye başladı.

Fısıltılar.

Çığlıklar.

Metal yüzeylere vuran eller.

Tak.

Tak.

Tak.

Mr. Hope başını kaldırdı.

"Artık burada kalamayız."

"Nereye gidiyoruz?"

"B-00."

Dr. Hope hemen karşı çıktı.

"Hayır."

Mr. Hope ona döndü.

"Başka yolumuz yok."

"B-00'ı açarsak her şey tekrar başlayabilir."

Mr. Hope'un sesi sertleşti.

"Zaten başladı."

Sonra kolumdan tuttu.

"Koş."

Üçümüz koridorda koşmaya başladık.

Arkamızdan kapılar açılıyordu.

B-13.

B-14.

B-15.

Koşarken duvarlardaki eski tabelalara bakıyordum.

Bazılarında isimler vardı.

Bazılarında sadece numaralar.

Ama bir tanesinde duraksadım.

"HOPE."

Sadece bu yazıyordu.

Kapının altında eski bir kan lekesi vardı.

Mr. Hope beni çekti.

"Bakma."

"Bu kapının arkasında ne var?"

"Geçmiş."

"Benim geçmişim mi?"

"Belki."

Koridorun sonunda eski bir asansör gördük.

Mr. Hope düğmeye bastı.

Hiçbir şey olmadı.

Tekrar bastı.

"Çalış!"

Arkamızdan ağır bir nefes sesi geldi.

Döndüm.

Koridorun sonunda Subject 03 duruyordu.

Bu kez daha yakındı.

Dr. Hope geri çekildi.

"Hayır..."

Mr. Hope silüete baktı.

"Sen burada kal."

Subject 03 cevap verdi.

"Hayır."

Bir adım attı.

"Bu kez onunla geleceğim."

Mr. Hope'un eli cebine gitti.

"Yaklaşma."

Subject 03 durdu.

Sonra başını bana çevirdi.

"Sen beni hatırlıyorsun."

"Hayır."

"Hatırlayacaksın."

Asansör bir anda çalıştı.

Kapılar açıldı.

Mr. Hope bizi içeri itti.

Kendisi de girdi.

Kapılar kapanırken Subject 03'ün yüzünü tekrar gördüm.

Bu kez yüzü daha netti.

Ama yüzündeki ifade korkunç değildi.

Üzgündü.

Sanki benden bir şey bekliyordu.

Kapılar kapandı.

Asansör aşağı doğru inmeye başladı.

Kimse konuşmuyordu.

Sadece motorun uğultusu vardı.

Bir süre sonra dayanamadım.

"Mr. Hope."

"Evet?"

"Sen beni 2015'ten beri tanıyorsun."

"Evet."

"Dr. Hope da tanıyor."

"Evet."

"Ve ikiniz de hafızamın neden silindiğini biliyorsunuz."

Mr. Hope başını eğdi.

"Evet."

"Öyleyse söyle."

Sessizlik.

"Ben kimim?"

Mr. Hope bana baktı.

"Sen Hope'sun."

"Bu bir cevap değil."

"Şimdilik verebileceğim tek cevap bu."

Dr. Hope duvara yaslandı.

"Onun bilmesi gerekiyor."

Mr. Hope ona döndü.

"Henüz değil."

"Ya tekrar olursa?"

Mr. Hope sustu.

"Bu sefer farklı olacak."

Asansör bir anda durdu.

Işıklar söndü.

Karanlığın içinde yalnızca nefeslerimizi duyabiliyordum.

Sonra kulağımın hemen yanında bir fısıltı duyuldu.

"Hatırlamaya başladın."

Geri çekildim.

"Kim var?"

Cevap yoktu.

Işıklar tekrar yandı.

Asansörde sadece üçümüz vardık.

Ama yerde eski bir fotoğraf duruyordu.

Fotoğrafı aldım.

2015.

B-00.

Fotoğrafta küçük bir çocuk vardı.

Yanında Dr. Hope.

Diğer tarafında Mr. Hope.

Ama fotoğraftaki çocuk...

bendim.

Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:

"Onu kurtarmak için onu unutturdum."

Yazının altında Dr. Hope'un imzası vardı.

Dr. Hope fotoğrafı görünce gözlerini kapattı.

"Artık biliyorsun."

"Ne yaptın bana?"

Cevap vermedi.

Mr. Hope konuştu.

"Onu korumak için hafızasını sildik."

"Kimden?"

Mr. Hope'un cevabı gecikmedi.

"Viralysis'ten."

Asansör tekrar hareket etti.

Ekranda kat numarası görünmeye başladı.

B-01.

B-02.

B-03.

Sayılar aşağı doğru ilerliyordu.

B-10.

B-11.

B-12.

Sonra...

B-13.

B-14.

B-15.

Ve sonunda:

B-00.

Asansör durdu.

Kapılar yavaşça açıldı.

Karşımızda tamamen karanlık bir koridor vardı.

Koridorun sonunda küçük bir çocuk duruyordu.

Başını kaldırdı.

Bana baktı.

Sonra gülümsedi.

"Sonunda geldin."

Bir adım attım.

Çocuk başını yana eğdi.

"Geç kaldın."

"Sen kimsin?"

Çocuk cevap vermedi.

Sadece arkasındaki kapıyı gösterdi.

Kapının üzerinde tek bir yazı vardı:

SUBJECT 00

Dr. Hope'un nefesi kesildi.

Mr. Hope ise ilk kez gerçekten korkmuş görünüyordu.

Çocuk tekrar bana baktı.

"Artık her şeyi hatırlayacaksın."

Kapı kendi kendine açıldı.

Ve karanlığın içinden...

benim sesim geldi.

"HOŞ GELDİN, HOPE."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…