13. bölüm · DAĞ AYISI VE SAVCI HANIM
KIRGINLIK
Banyodaki su sesi kesildiği an dış kapı sert sert çalındı. Yiğit Eren, belindeki tabancayı kontrol edip gözünü mercekten ayırmadan kapıyı kilitlerinden kurtardı. Karahan’ın adamlarından biri sanarak kapıyı ardına kadar açtığında, karşısında hiç beklemediği biri duruyordu: Nur.
Nur, Yiğit Eren’in geçmişte katıldığı bir görev sırasında ailesini kurtardığı, o günden beri Yiğit’i takıntı haline getiren sosyetik ve şımarık bir kadındı. Yiğit’in defalarca mesafe koymasına rağmen bulduğu her fırsatta karşısına çıkıyordu.
Yiğit Eren kaşlarını çatıp kapının eşiğini dev cüssesiyle kapattı. Sesi buz gibiydi:
— Nur? Senin ne işin var burada?! Bu adresi nasıl buldun?
Nur, Yiğit’in sertliğini hiç umursamadan içeri girmeye çalıştı. Yüzünde yapmacık ve şımarık bir tebessüm belirdi.
— Ay Yiğit! İnsan sevgilisini böyle mi karşılar? Çok özledim seni hayatım, günlerdir telefonlarıma bakmıyorsun!
Nur bir anda fırsat bu fırsat diyerek Yiğit Eren’in göğsüne atıldı ve kollarıyla boynuna sarılıp dudaklarına yapıştı!
Yiğit Eren neye uğradığını şaşırıp kızı sertçe üzerinden itmeye hamle yaptığı tam o salisede, banyonun kapısı açıldı.
Damla, ıslak saçlarını kuruladığı beyaz havlu elinde, yüzünde o muzip gülümsemeyle salona doğru adım attı:
— Dağ ayı...
Cümlesi boğazında tıkandı.
Damla’nın gözleri, kapının önünde sarılmış duran Yiğit Eren ile dudak dudağa gelen kadına kilitlendi. Zihninden sanki kaynar sular döküldü. Kalbinde aniden peydah olan o keskin sızı, nefesini kesti.
Elindeki beyaz havlu parmaklarının arasından kayıp gürültüsüzce yere düştü.
Yiğit Eren, Damla’nın sesini duyduğu an Nur’u iki eliyle sertçe itip geriye savurdu. Nur dengesini kaybedip duvara çarptı. Yiğit’in gözleri panik ve deşaretle Damla’ya kaydı:
— Damla! Bak düşündüğün gibi değil—
Damla, şaşkınlığını ve içindeki o devasa kırgınlığı anında hırçın bir zırhın arkasına gizledi. Dudaklarında buz gibi, alaycı bir gülümseme belirdi. Gözlerinin dolmasını engellemek için başını dikleştirdi.
— Pardon... dedi Damla, sesi titremesin diye kendini zor tutarak. — Ben rahatsız etmeyeyim. Özel hayatınıza engel olmayayım Yiğit Abi.
Yiğit Eren öne doğru bir adım attı, sesi adeta yalvarır gibi çıktı:
— Damla dur! Yanlış anladın, yemin ederim—
— Ağzını bile açma!
Damla, askılıkta duran ceketini ve çantasını tek hamlede kaptığı gibi kapıya yöneldi. Nur şaşkınlıkla Damla’ya bakarken, Damla, Yiğit Eren’in yüzüne bile bakmadan onu omzuyla sertçe itip dışarı fırladı. Merdivenleri koşar adımlarla inmeye başladı.
Yiğit Eren arkasından gürledi:
— Damla! Dışarıda hedefsin, dur!
Yiğit Eren arkasını dönüp Nur’a öyle bir baktı ki, Nur korkudan bir adım geri çekildi. Yiğit’in siyah gözlerinde felaketlerin en büyüğü alev almıştı.
— Bir daha karşıma çıkarsan Nur... Bir daha hayatıma sızarsan seni mahvederim! Defol bu evden!
Yiğit Eren, tişörtünü bile değiştiremeden, yalın ayak ve cebine attığı silahıyla Damla’nın arkasından merdivenlere atıldı
