Bir demet kadife gülüm başka bir evre 2.kitap kitap kapağı

9. bölüm / 30

9.bölüm- Demir Kara-

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 9.bölüm- Demir Kara-

Bu kitapta yer alan bilgi ve anlatımların tamamının tarihî veya bilimsel olarak doğruluğu kesin değildir. Eserde yer alan bazı olaylar, kişiler ve bilgiler kurgu amacıyla değiştirilmiş, yorumlanmış veya yazarın hayal gücüyle şekillendirilmiş olabilir. Bu nedenle kitapta bulunan bilgilerin tamamı kesin ve resmî kaynak olarak değerlendirilmemelidir.

Batuhan gittikten sonra evin içinde garip bir eksiklik kaldı.
Sanki biri yıllarca aynı odada yaşamış da…
bir gecede bütün izlerini toplayıp gitmiş gibiydi.
Ama en kötüsü neydi biliyor musun?
İnsan birini unutmaya çalışırken…
onu en çok günlük şeylerde hatırlardı.
Banu mutfağa giriyordu.
Bir bardak fazla çıkarıyordu fark etmeden.
Gece Murathan ağladığında refleksle:
“Batuhan bi’ baksana—”
diyip cümlesini yarıda kesiyordu.
Sonra o sessizlik çöküyordu işte.
Can yakan türden.
Ama ağlamıyordu artık.
Çünkü bazı kadınlar çok ağladıktan sonra taş gibi susardı.
Hazen ise onu yalnız bırakmıyordu.
Bazen Gazel’i alıp geliyordu.
Bazen Murathan’ı parka götürüyorlardı beraber.
İki kadın…
Birbirlerinin yarasını sessizce taşıyorlardı.
Mehmet de değişmişti.
Eskisi gibi kahkaha atmıyordu artık.
İhanet erkeklerde farklı yerden kırardı insanı.
Batuhan’a kızgındı.
Ama özlüyordu da.
İşte en ağır duygu buydu.
Hem nefret etmek…
hem özlemek.
Aylar geçti.
Bir sonbahar sabahıydı.
Yağmur yeni durmuştu.
Banu balkonda çamaşır asıyordu.
Murathan içeride oyuncaklarıyla uğraşıyordu.
Telefonu titredi.
Bilinmeyen numara.
Normalde açmazdı.
Ama açtı.
Sessizlik.
Sonra…
O ses.
“Murathan nasıl?”
Banu’nun eli dondu.
Batuhan.
Aylar sonra ilk kez sesi duyuluyordu.
Banu’nun boğazı düğümlendi ama belli etmedi.
“Niye aradın?”
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
“Sesini özledim.”
Banu gözlerini kapadı.
Eskiden olsa yumuşardı belki.
Ama artık başka bir kadındı o.
Yavaşça konuştu:
“Ben seni değil…”
Durdu.
“Senin yalan olmayan hâlini özledim sadece.”
Bu cümle Batuhan’ın nefesini kesti.
Çünkü ilk kez anladı…
Banu onu hâlâ seviyordu belki.
Ama artık ona inanmıyordu.
Ve sevgisiz yaşanırdı belki…
ama güven olmadan asla.Zaman geçti.
Ve zaman gerçekten her şeyi tamamen silmese bile…
bazı yaraların üstünü kapatmayı öğretiyordu insana.
Banu artık Batuhan’ı düşünmeden uyanıyordu.
Bu onun için büyük bir şeydi.
Eskiden her köşe başında bir anı vardı.
Bir kahve kupasında.
Bir şarkıda.
Bir cümlede.
Ama şimdi…
Batuhan sadece geçmişte kalmış bir isim gibiydi.
Ne öfke uyandırıyordu artık içinde,
ne özlem.
Sadece yorgun bir hatıra.
Murathan büyüyordu.
Gülüşü Batuhan’a benzese de…
bakışları tamamen Banu’ydu.
İnatçı.
Dimdik.
Banu bütün hayatını oğlunun etrafında yeniden kurmuştu.
Ve ilk kez…
kimsenin gölgesinde değildi.
Bir gün Hazen, Banu ve çocuklar sahilde yürüyüşe çıktılar.
Gazel kumlarla oynuyor,
Murathan sürekli martılara koşuyordu.
Mehmet biraz ileride çocukları kolluyordu.
Banu denize baktı uzun uzun.
Hazen omzuna hafifçe vurdu.
“Nereye daldın?”
Banu gülümsedi.
“Hiç.”
Sonra ekledi:
“Eskiden hayat bitti sanıyordum.”
Hazen sessizce baktı ona.
Banu devam etti.
“Meğer bazı insanlar gidince hayat başlamış.”
Rüzgâr saçlarını savurdu.
Ve ilk kez bu cümleyi söylerken içinde zerre ağırlık yoktu.
Çünkü gerçekten geçmişti.
O sırada çok uzaklarda…
Gürcistan’da küçük bir evin balkonunda Batuhan oturuyordu.
Elinde eski bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta Banu gülüyordu.
Kucağında küçücük Murathan vardı.
Batuhan parmağını fotoğrafın kenarında gezdirdi.
Bazı kayıplar insanın cezası olurdu.
Ve o artık biliyordu…
Banu onu affetmese de yaşayabilirdi.
Onsuz da güçlü olabilirdi.
Ama kendisi…
Hayatının geri kalanında,
kaybettiği o yuvanın sessizliğiyle yaşayacaktı.Akşam olmuştu.
Ev sakin, huzurlu bir sıcaklıkla doluydu.
Mehmet mutfak kapısına yaslandı.
Hazen sofrayı hazırlıyordu.
“Gülüm…”
Hazen dönüp baktı.
“Yarın…”
“İstersen Tahir’i, eşini bir de abisini yemeğe çağırayım diyorum.”
Hazen’in yüzü yumuşadı.
“Aa olur neden olmasın?”
Sonra aklına bir şey gelmiş gibi ekledi:
“Banu da gelir.”
“Kaç aydır doğru düzgün insan yüzü görmüyor.”
Mehmet başını salladı.
“İyi olur.”
Ertesi akşam ev kalabalıklaşmıştı.
Kapı çaldığında Hazen açtı.
Karşılarında Tahir vardı.
Yanında eşi Nefes…
Ve birkaç adım geride duran abisi.
Uzun boylu, koyu bakışlı bir adamdı.
Yüzünde sert bir ifade vardı.
Tahir gülümsedi.
“Rahatsız etmedik ya?”
Mehmet arkadan seslendi.
“Gel ulan içeri.”
Herkes tek tek tokalaştı.
Nefes, Hazen’e sarıldı.
Mehmet Tahir’le kucaklaştı.
Sonra sıra Banu’ya geldi.
Banu elini uzatırken bir an duraksadı.
Adam da ona baktı.
Sessizlik küçücük bir saniye sürdü.
“Banu ben…”
Adam elini uzattı.
“Demir Kara.”
Tokalaştılar.
Demir’in eli sertti.
Ama bakışları düşündüğünden daha sakindi.
Yemeğe geçtiler.
Başta Demir çok konuşmuyordu.
Sadece dinliyordu.
Arada kısa cevaplar veriyordu.
Ama sohbet uzadıkça yüzündeki o sertlik çözülmeye başladı.
Mehmet’le askerlik anıları konuştu.
Tahir’le atıştı.
Murathan’ın oyuncak arabasını tamir etti.
Ve istemeden de olsa ortamın içine karıştı.
Banu bunu fark etti.
Çünkü bazı insanlar ilk bakışta buz gibi görünürdü…
ama biraz yaklaşınca içindeki sıcaklık hissedilirdi.
O sırada Tahir, Gazel’i kucağına almış seviyordu.
“Gel bakalım minik hanım…”
Herkes gülüyordu.
Sonra Tahir Gazel’i yere bıraktı.
Ve bir anda…
Gazel minicik ayaklarıyla bir adım attı.
Sonra bir tane daha.
Ev bir anda sevince boğuldu.
“HAYDİİİ!”
Hazen’in gözleri doldu.
Mehmet şaşkınlıkla çömeldi.
“Gülüm bak!”
Murathan zaten üç ay önce yürümeye başlamıştı ama Gazel’in ilk adımı bambaşka hissettirmişti.
Nefes ellerini çırptı.
“Maşallah!”
Tahir gülerek Mehmet’e döndü.
“Mehmet maşallah kızın pek güzel.”
Nefes de gülümsedi.
“Bahtı da güzel olsun.”
Hazen kızına bakarken içinden sessizce amin dedi.
Sohbet ilerledikçe kahkahalar arttı.
Ama bazen insanın dikkati başka yere kayardı işte.
Bazı bakışlar aynı anda birbirine denk gelirdi.
Demir ile Banu gibi.
Birkaç kez göz göze geldiler.
Banu her seferinde gözlerini kaçırdı.
Demir ise sadece kısa kısa baktı.
Sessizce.
Sanki çözmeye çalışıyordu onu.
Gece sonunda misafirler uğurlandı.
Kapı kapandıktan sonra ev yeniden sessizleşti.
Hazen mutfakta bardakları toplarken Banu balkona çıktı.
Hazen de peşinden geldi.
Yan yana durdular.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Hazen hafifçe gülümsedi.
“Demir…”
Banu hemen döndü.
“Ne Demir’i?”
Hazen kıkırdadı.
“kara Demir .”
Banu gözlerini devirdi.
"Hazen!"
Hazen gülümsedi
" İsmi ona çok yakışıyor
Hem kendisi kara hem soy adı kara"
Banu kaşlarını çattı
" Hazen diyorum"
Hazen gözlerini ufka doğru dikti

"Banu kara güzel olur aslında"

“Saçmalama.”
Hazen omzuyla dürttü onu.
“Ama adam sana bakıyordu.”
Banu dudaklarını bastırdı.
“Baksın.”
Sonra sessizce ekledi:
“Uzun zaman sonra biri ilk kez bana acıyarak bakmadı.”
Hazen’in yüzündeki gülümseme yavaşça silindi.
Çünkü o cümlede…
Banu’nun ne kadar yorulduğu vardı aslında.
Hazen yavaşça elini tuttu.
“Belki de artık…”
“Hayat sana yeni bir sayfa açıyordur.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…