Bölümler 30Şu an: 11.bölüm-bayram -
- 1 1.bölüm-rüyamıydı herşey-545 kelime
- 2 2.bölüm-Hazen Kaya-543 kelime
- 3 3.Bölüm-Gazel nerdesin-352 kelime
- 4 4.bölüm- senmi yaman benmi yaman -421 kelime
- 5 5.bölüm-Feyza kim?-440 kelime
- 6 6.bölüm-soğuk Teras-825 kelime
- 7 7.bölüm-yalanlarla kurulu-1.102 kelime
- 8 8.bölüm-yanındayım-1.027 kelime
- 9 9.bölüm- Demir Kara-948 kelime
- 10 10.bölüm- annesinin kızı-460 kelime
- 11 11.bölüm-bayram -810 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 12.bölüm- melek oldular -488 kelime
- 13 13.bölüm-pamit timi-682 kelime
- 14 14. Bölüm -mızıkçılık yapma-385 kelime
- 15 15.bölüm-şiire gazele-242 kelime
- 16 16.bölüm-hainsin Mehmet-533 kelime
- 17 17.bölüm- ne günah işledim ben-447 kelime
- 18 18.bölüm-Hazen yılmaz-702 kelime
- 19 19.bölüm-gurursuzun tekiyim-393 kelime
- 20 20.bölüm- şaka-311 kelime
- 21 21.bölüm-yalancı-561 kelime
- 22 22.bölüm- sadakatli olsunlar724 kelime
- 23 23.bölüm-kaderleri benzemesin-1.008 kelime
- 24 24.bölüm- zevzek-837 kelime
- 25 25.bölüm- albüm -831 kelime
- 26 26.bölüm- teyzem halleder -724 kelime
- 27 27.bölüm- hapisten çıkmış -405 kelime
- 28 28.bölüm- sıradan-412 kelime
- 29 29.bölüm -gülüm-568 kelime
- 30 30.bölüm- gitme kal-1.075 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bu kitapta yer alan bilgi ve anlatımların tamamının tarihî veya bilimsel olarak doğruluğu kesin değildir. Eserde yer alan bazı olaylar, kişiler ve bilgiler kurgu amacıyla değiştirilmiş, yorumlanmış veya yazarın hayal gücüyle şekillendirilmiş olabilir. Bu nedenle kitapta bulunan bilgilerin tamamı kesin ve resmî kaynak olarak değerlendirilmemelidir.
Aradan bir yıl geçmişti.
Zaman sessizce akıp gitmişti ama bu kez yaraları kanatarak değil…
iyileştirerek geçmişti.
Gazel artık kelimeler söylemeye başlamıştı.
Minicik sesiyle:
“Anne…”
“Baba…”
“Çilek…”
demesi bile evde bayram havası estiriyordu.
Murathan ise susmak bilmeyen bir çocuk olmuştu.
Sürekli soru soruyor, sürekli koşuyor, sürekli konuşuyordu.
Ev artık çocuk sesleriyle doluydu.
Ve o sesler…
geçmişin karanlığını bastırıyordu.
Banu ile Demir de zamanla yakınlaşmıştı.
Öyle büyük cümlelerle değil.
Sessiz sessiz.
Demir bazen Murathan’a oyuncak getiriyordu.
Bir yere giderlerse direksiyona hep Demir geçiyordu.
Kimse “aranızda ne var” diye sormuyordu artık.
Çünkü bazı şeyler zaten belliydi.
Ama ikisi de acele etmiyordu.
Banu ilk kez birinin yanında kendini güvende hissediyordu.
Demir ise ilk kez bir kadına yaklaşırken korkutmaktan çekiniyordu.
Kurban Bayramı’na iki gün kalmıştı.
Evlerde telaş başlamıştı bile.
Ortaklaşa bir dana kesilecekti.
Hazen ile Mehmet…
Banu ile Demir…
Tahir ile Nefes…
Hep birlikte anlaşmışlardı.
Kesim, Mehmet’in annesi Serpil Hanım’ın çiftliğinde yapılacaktı.
Bayramdan bir gün önce herkes çiftlikte toplandı.
Kocaman bahçe insan kaynıyordu.
Çocuklar tavukların peşinden koşuyor,
Murathan sürekli “Ben yardım edecem!” diye bağırıyordu.
Gazel ise minik elbisesiyle Hazen’in eteğine yapışmıştı.
Serpil Hanım bahçenin ortasında bağırıyordu:
“Mehmet şu masayı taşı!”
“Tahir ekmekleri getir!”
“Nefes kızım salatayı gölgeye
Bayramlaşıldıktan sonra Gazel ile Murathan sırayla büyüklerinin ellerini öptüler.
Serpil Hanım kahkahalarla harçlık uzattı.
“Alın bakalım kuzularım.”
Murathan parayı havaya kaldırdı.
“Ben zengiiin oldum!”
Gazel de elindeki paraya bakıp aynı heyecanla bağırdı:
“Ben de!”
Dana gerçekten iriydi.
Öyle böyle değil.
Adamlar bile getirirken zorlanıyordu.
Tahir nefes nefese kaldı.
“Bu dana değil tank mübarek.”
Mehmet bir dal sigarayı ağzına aldı.
Danaya şöyle bir baktı.
Demir’le göz göze geldiler.
İkisi aynı anda başıyla anlaştı.
Bir hamlede…
Danayı yere yatırdılar
Mehmet sigarayı ağzının kenarında tutup Hazene bakıyordu
O sırada Demir de kollarını sıvadı.
Bayramın telaşı, insanların sesi, çocukların kahkahası birbirine karışmıştı.
Kesim bitince Gazel ile Murathan usulca dananın kellesinin başına geldiler.
İkisi de garip garip bakıyordu.
Gazel’in yüzü şaşkındı.
Murathan ise korkuyormuş gibi yapmıyordu sadece.
Tam o sırada Demir arkadan gelip kelleyi hafifçe kaldırdı.
“BÖÖ!”
İki çocuk birden çığlık attı.
“Aaaaa!”
Murathan anında Gazel’i arkasına aldı.
Küçük kollarını açtı.
Mehmet arkadan bağırdı:
“Korkutma lan kızımı!”
Murathan ciddi ciddi seslendi:
“Enişde meyak etme ben Cazeli koyuyum!”
Hazen ellerini beline koyup Murathan’a baktı.
“Daha adını söyleyemiyon…”
“Benim kızımı mı koruyacan Murathan?”
Murathan hemen karşılık verdi:
“Deyze!”
Herkes kahkahaya boğuldu.
Mehmet gidip Gazel’i kucağına aldı.
“Haydi bakalım yemek zamanı.”
Bir ara Hazen Mehmet’e yanaşıp gözlerini kıstı.
“Kızımıza talip çıktı.”
Mehmet hemen döndü.
“Murathan mı?”
Hazen başını salladı.
“Hı hı.”
Mehmet ciddi ciddi konuştu:
“Olamaz.”
“Talip malip yok.”
Hazen kıkırdadı.
“Niyeymiş o?”
“Gazel’in gönlü kayarsa?”
Mehmet anında cevap verdi:
“Benim kızım bakmaz şu salatalık tohumuna.”
Murathan uzaktan duyup bağırdı:
“Enişde ben şaladalık dohumu değilim!”
Mehmet aynı ciddiyetle:
“Öylesiiin Murathan!”
Çocuk somurtup Demir’in arkasına saklandı.
O sırada Hazen, Banu, Nefes ve Serpil Hanım mutfakta et hazırlıyordu.
Kocaman kazanlar kaynıyor, et kokusu her yere yayılıyordu.
Sonunda herkes sofraya oturdu.
Etler yendi.
Çaylar içildi.
Sohbet uzadı.
Tam o sırada Murathan annesine döndü.
“Anne…”
“Anneannem gile gitcez mi?”
Banu gülümseyip saçını okşadı.
“Gidicez oğlum.”
Gazel de bir anda Hazen’e döndü.
“Anne…”
Hazen hemen eğildi.
“Annesinin balı?”
Gazel masum masum sordu:
“Biz anneannem ve dedeme gitcez mi?”
O soru…
Hazen’in içine oturdu.
Çünkü Gazel hiç tanımamıştı onları.
Ama merak ediyordu.
Hazen’in gözleri doldu.
“Gidicez ama …”
Gazel
“ama?”
Hazen dudaklarını bastırdı.
"Doya doya sarılamayacaksın”
Masada kısa bir sessizlik oldu.
Hazen hemen ayağa kalktı.
“Ben bi hava alayım.”
Dışarı çıktı.
Gökyüzüne baktı.
Gündüz olmasına rağmen ay belli belirsiz görünüyordu.
Hazen gözlerini ona dikti.
Arkasından Mehmet geldi.
Sessizce yanında durdu.
“Çocuk acı söyler.”
Hazen anlamadı.
“Ne?”
Mehmet hafifçe başını eğdi.
“Gördüm.”
Hazen hemen gözyaşlarını sildi.
Mehmet başını salladı.
“Silme boşuna.”
Sonra yüzünü ona çevirdi.
“Gülüm…”
“Bak bana.”
“Yapma böyle.”
Hazen
“Keşke dana kesmeseydik.”
Mehmet şaşırdı.
“Noldu?”
“Eti mi sert?”
Hazen anında döndü.
“Keşke seni kesseydik öküz olarak.”
Mehmet şokla bağırdı:
“Hazen!”
Hazen yürümeye başladı.
“Sarı öküz.”
Mehmet arkasından söylendi.
“Manyak…”
Hazen dönmeden bağırdı:
“Sarı kafalı öküz!”
Mehmet kahkaha attı.
“Manyak kız…”
Ve işte o an…
Hazen ilk kez tekrar gülmüştü gerçekten.
Bayramın ikinci günü…
Banu Murathan’ı alıp annesi Raziye Hanım’a gitmeye hazırlanıyordu.
Tam kapıdan çıkarken Demir seslendi:
“Ben de geleyim mi?”
Banu kısa bir an baktı ona.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Gel.”
Raziye Hanım kapıyı açtığında önce Murathan’a sarıldı.
Sonra Demir’i görünce duraksadı.
Banu tanıştırdı.
“Anne…”
“Bu Demir.”
Demir
“Demir Kara.”
Raziye Hanım dikkatlice baktı ona.
Sonra elini uzattı
“Hoş geldin evladım.”
Demir’in yüzündeki sert ifade biraz yumuşadı.
Demir Raziye hanımın elini öptü
Evde çaylar koyuldu.
Muhabbet başladı.
Murathan ortalıkta koşarken…
Raziye Hanım bir ara sessizce Demir’e baktı.
Sonra Banu’ya.
Ve anneler gibi anladı.
Hiçbir şey demedi.
Sadece içinden şunu geçirdi:
“İnşallah bu adam…”
“Kızımın kalbini yeniden kırmaz.”
Bölüm etkileşimi
