Bir demet kadife gülüm başka bir evre 2.kitap kitap kapağı

26. bölüm / 30

22.bölüm- sadakatli olsunlar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 22.bölüm- sadakatli olsunlar

Bu kitapta yer alan bilgi ve anlatımların tamamının tarihî veya bilimsel olarak doğruluğu kesin değildir. Eserde yer alan bazı olaylar, kişiler ve bilgiler kurgu amacıyla değiştirilmiş, yorumlanmış veya yazarın hayal gücüyle şekillendirilmiş olabilir. Bu nedenle kitapta bulunan bilgilerin tamamı kesin ve resmî kaynak olarak değerlendirilmemelidir.
3 hafta sonra Hazen büyük bir sözleşme ye imza atmıştı.
O sırada
Mehmet ve İclal küçük, sakin bir kafede kahvaltı yapıyorlardı.
Masada çaylar, sıcak ekmekler vardı.
İclal karşısındaki Mehmet’e baktı.
“Garip değil mi?”
Mehmet gözlerini kaldırdı.
“Ne?”
“Bunca şeyden sonra böyle sakin bir sabaha uyanmak.”
Mehmet hafifçe gülümsedi.
“Hayat bazen insanı hiç beklemediği yerlere getiriyor.”
İclal çayından bir yudum aldı.
“Sen hiç böyle bir hayat hayal etmiş miydin?”
Mehmet bir süre düşündü.
“Hayır.”
“Ben hep görev, aile, düzen diye düşünürdüm.”
İclal başını salladı.
“Sen çok sorumluluk alan birisin.”
Mehmet gülümsedi.
“Belki fazla.”
Bir süre sessizlik oldu.
İclal masadaki zeytine uzandı.
“Mehmet…”
“Hı?”
“Mutlu musun?”
Mehmet soruya hemen cevap vermedi.
Pencereden dışarı baktı.
“Bazen insan neyin mutluluk olduğunu anlamakta zorlanıyor.”
İclal onu dikkatle dinledi.
“Pişman olduğun şeyler var mı?”
Mehmet derin bir nefes aldı.
“Var.”
“Ama geçmişi değiştiremiyorsun.”
İclal başını eğdi.
“Doğru.”
Mehmet ona baktı.
“Önemli olan bundan sonrası.”
İclal hafifçe gülümsedi.
“Belki de.”
Garson masaya yeni çayları bıraktı.
Mehmet bardağı eline aldı.
“Bugün güzel bir gün olacak.”
İclal ona baktı.
“Umarım.”
İkisi de konuşmaya devam etti.
Ama masadaki sessiz anlarda, ikisinin de geçmişten kalan bazı düşünceleri vardı
.Mehmetgil eve gelmişti.
Ev sakindi.
İclal koltuğa oturmuş televizyon izliyordu.
Mehmet ise mutfağa geçmiş, kendine çay koyuyordu.
Çayın buharı yükselirken…
Bir anda televizyondan bir kadın sesi geldi.
O ses…
Mehmet’in elini durdurdu.
Yıllar geçse de unutamayacağı bir sesti.
Hazen’in sesi.
Mehmet yavaşça salona yürüdü.
Elinde çay dolu bardak vardı.
İclal o sırada tuvalete gitmişti.
Televizyonda Hazen vardı.
Karşısında kameralar…
Arkasında büyük bir şirket binası…
Artık kendi kurduğu tasarım şirketinin sahibiydi.
Kendi ayakları üzerinde duran bir kadındı.
Röportaj devam ediyordu.
Kadın sordu:
“İşinizden memnun musunuz?”
Hazen hafifçe gülümsedi.
“Bu iş benim çocukluk ve gençlik hayalimdi.”
“Tabii ki memnunum.”
Mehmet olduğu yerde kaldı.
Çünkü karşısındaki kadın eskisi gibi değildi.
Daha güçlüydü.
Daha sakindi.
Kadın tekrar sordu:
“Peki sizin yolunuzdan giden gençlere verebileceğiniz bir öğüt var mı?”
Hazen birkaç saniye düşündü.
“Öğüt vermeyi pek sevmem ama…”
Dedi.
Sonra gözlerinin içine bakarak konuştu.
“Sadakatli olsunlar.”
“Ailesine…”
“Eşine…”
“Dostuna…”
“Ve vatanına.”
Mehmet’in eli gevşedi.
Bardağı tutan parmakları bıraktı.
Çay bardağı yere düştü.
Kırılan ses evin içinde yankılandı.
Ama Mehmet’in duyduğu sadece tek bir kelimeydi.
Sadakat.
Anladı.
O söz ona gelmişti.
Röportaj devam etti.
Kadın biraz duraksadı.
“Eski eşiniz Mehmet Kaya ile ilgili ne düşünüyorsunuz?”
Mehmet nefesini tuttu.
Hazen’in yüzünde hiçbir öfke yoktu.
Sadece sakinlik vardı.
“Onunla ilgili hiçbir düşüncem yok.”
“Tek söyleyebileceğim…”
“Eşiyle birlikte mutlu olsunlar.”
“Artık benim tek odağım kızım ve işim.”
Mehmet gözlerini yere indirdi.
Çünkü Hazen’in onu artık hayatının merkezinden çıkardığını ilk kez bu kadar net hissetti.
Kadın son soruyu sordu.
“Peki hayatınıza başka birini almayı düşünüyor musunuz?”
Hazen’in yüzündeki gülümseme kayboldu.
Kısa bir sessizlik oldu.
“Hayır.”
“İstemiyorum.”
“Artık olacağını da pek düşünmüyorum.”
Bir an durdu.
“Çünkü…”
“Artık aşkı arayan değil…”
“Kaçan tarafım.”
Gözleri uzaklara daldı.
“Galiba aşka küstüm.”
“Küstürdüler.”
O anda İclal salona geri geldi.
Yerdeki kırık bardağı gördü.
Mehmet’e baktı.
Ama Mehmet televizyona bakmaya devam ediyordu.
Çünkü ilk kez…
Kaybettiği şeyin sadece bir eş olmadığını anlamıştı.
Bir zamanlar yanında duran insanın, artık onsuz da dimdik ayakta olduğunu görmüştü.İclal salona döndüğünde yerdeki kırık cam parçalarını gördü.
Mehmet ise hâlâ televizyona bakıyordu.
Sanki duyduğu hiçbir şey gerçek değilmiş gibi…
İclal hemen yanına geldi.
“Mehmet, iyi misin?”
Mehmet dalgın şekilde baktı.
“Ne?”
İclal yere baktı.
“Bardak kırılmış.”
“Bir yerine batmasın, hareket etme.”
Ama Mehmet onu duymuyordu bile.
Göğsünde ağır bir şey vardı.
Nefesi sıkışıyordu.
Yıllardır ilk kez böyle bir hisle karşılaşmıştı.
Çünkü Hazen’in gözlerinde gördüğü kırgınlık…
Şimdi sözlerine dökülmüştü.
Ve o sözler ona dokunmuştu.
Mehmet bir anda ayağa kalktı.
İclal şaşkın baktı.
“Mehmet?”
Ama Mehmet cevap vermedi.
Sadece kapıyı açtı ve dışarı çıktı.
İclal arkasından seslendi.
“Mehmet nereye?”
Cevap yoktu.
Evin önündeki küçük parka gitti.
Hava serindi.
Çimlerin üzerine oturdu.
Etraf sessizdi.
Başını öne eğdi.
Uzun süre konuşmadı.
Sonra çok kısık bir sesle fısıldadı.
“Biliyor…”
Gözleri doldu.
“Öğrenmiş…”
Çünkü Hazen her şeyi anlamıştı.
Belki o gün değil…
Belki yıllar sonra…
Ama anlamıştı.
Ve en ağır gelen şey buydu.
Hazen artık bağırmıyordu.
Hesap sormuyordu.
Sadece yoluna devam ediyordu.
Mehmet ilk kez onun sessizliğinin ne kadar büyük olduğunu fark etti.
Ve bu sessizlik ona çok korku veriyordu

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…