Bir demet kadife gülüm başka bir evre 2.kitap kitap kapağı

33. bölüm / 30

29.bölüm -gülüm-

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 29.bölüm -gülüm-

10 yıl sonra...
Gazel yirmi altı yaşındaydı.
Çocukluğunda elinden düşürmediği boya kalemleri, artık öğrencilerinin ellerindeydi.
Bir resim öğretmeni olmuştu.
Murathan da yirmi altı yaşındaydı.
Polis olmuş, yıllar önce çocuk aklıyla direğe çarptığı arabaların yerini artık resmi ekip araçları almıştı.
Yıllardır birbirlerini seviyorlardı.
Birlikte büyümüş, dostlukları zamanla aşka dönüşmüştü.
Murathan evlenme teklif ettiğinde Gazel hiç düşünmeden "Evet." demişti.
Düğüne üç ay kala...
Bir gelinlik mağazası...
Gazel saatlerdir aynanın karşısındaydı.
Bir gelinliği giyiyor, çıkarıyor...
Hiçbiri içine sinmiyordu.
Hazen kızını izledi.
Sonunda usulca konuştu.
Hazen: "Kızım..."
"Acaba..."
Gazel: "Acaba?"
Hazen gülümsedi.
Hazen: "Ben gelinliğimi hâlâ saklıyorum."
"İstersen..."
"Bir de onu dene."
Gazel şaşkınlıkla annesine döndü.
Gazel: "Sen gelinliğini atmadın mı anne?"
Hazen başını iki yana salladı.
Hazen: "Atmadım."
Gazel'in gözleri parladı.
Gazel: "Hemen bakalım."
Eve geldiler.
Sandığın kapağı yıllar sonra yeniden açıldı.

İncecik beyaz gelinlik, hâlâ ilk günkü gibi duruyordu.
Banu da yanlarındaydı.
Elini ağzına götürdü.
Banu: "Hâlâ eskisi gibi duruyor."
Gazel hayranlıkla gelinliği eline aldı.
Sonra annesine baktı.
Gazel: "Anne..."
"Sen bu kadar zayıf mıydın?"
Hazen gelinliğine uzun uzun baktı . Anıları aklına unuttuğu sandığı anılar bianda aklına geldi.
Hazen: "öyleydik"
Gazel gelinliği giydi.
Aynanın karşısına geçti.
Bir süre kendine baktı.
Sonra gözleri doldu.
Annesine döndü.
Gazel: "Ben buldum."
"Gelinliğimi."
Hazen'in gözleri de nemlenmişti.
Çünkü yıllar önce kendi mutluluğuna şahit olan o gelinlik...
Bu kez kızının en mutlu gününe şahit olacaktı.
Üç ay sonra...
Düğün...
Salon kahkahalarla doluydu.
Şarkılar çalıyor...
Davullar vuruyor...
İnsanlar oynuyordu.
Gazel ile Murathan ilk danslarını ettiler.
Ardından aileler piste çıktı.
Hazen ile Banu yıllar önce yaptıkları gibi yine yan yana oynuyordu.
Gece ilerledikçe misafirler yavaş yavaş ayrıldı.
Saat gece yarısını geçmişti.
Salonda artık yalnızca gelin, damat ve en yakın aileleri kalmıştı.
Tam o sırada Gazel annesine seslendi.
Gazel: "Anneciğim..."
"Arabanın içinde çantam kaldı."
"Getirebilir misin?"
Hazen gülümsedi.
Hazen: "Dur, getireyim."
Dışarı çıktı.
Gece sessizdi.
Sadece uzaktan gelen müzik sesi duyuluyordu.
Arabaya doğru yürürken topuklu ayakkabısının bağı gevşedi.
Eğildi.
Bağını düzeltmeye başladı.
Tam ayağa kalktığı anda...
Çalılıkların arasından hafif bir hışırtı geldi.
Başını çevirdi.
Karanlığın içinde...
Bir çift göz...
O gözler...
Yıllar önce de aynı karanlığı taşıyordu.
Hazen'in kalbi bir an sıkıştı.
Sonra...
PAT!
Silah sesi geceyi ikiye böldü.
Kurşun Hazen'e isabet etti.
Acıyla geriye sendeledi.
Eli istemsizce yarasına gitti.
Parmaklarının arasından sıcak kan akıyordu.
Yavaşça yere çöktü.
İçeriden çıkan Gazel annesini görünce boğazı düğümlendi.
Hayatı boyunca attığı en acı çığlığı attı.
Gazel: "ANNEEEE!"
Koşmaya başladı.
Ama Gazel'den önce bir adam yetişti.
Dizlerinin üzerine çöktü.
Ceketini çıkarıp Hazen'in yarasına bastırdı.
Titreyen sesiyle konuştu.
Mehmet: "Gülüm..."
"Sakın..."
"Sakın gözünü kapatma."
Aradan geçen yirmi yıl...
Tek bir bakışta eriyip gitmişti.
Mehmet onu ilk gördüğü anda tanımıştı.
Hazen de...
O sesi...
O gözleri...
Hiç unutmamıştı.
Gazel annesinin başında diz çökmüş, gözyaşlarına boğulmuştu.
Gazel: "Anne..."
"Ne olur..."
"Anne..."
Banu ise titreyen elleriyle ambulansı arıyordu.
Banu: "Çabuk olun!"
"Silahlı yaralanma!"
"Lütfen çabuk!"
Mehmet, Hazen'in yüzünü avuçlarının arasına aldı.
Mehmet: "Gülüm..."
"Bana bak."
Hazen güçlükle gözlerini açtı.
Dudaklarından kırık bir fısıltı döküldü.
Hazen: "Ben..."
"Senin..."
"Hiçbir zaman..."
"Gülün olmadım ki..."
İşte o an...
Gazel'in gözleri Mehmet'e döndü.
Kalbi duracak gibi oldu.
Yıllarca sadece adını bildiği...
Yüzünü bile hatırlamadığı adam...
Karşısında diz çökmüş ağlıyordu.
Anladı.
Bu adam...
Babasıydı.
Mehmet'in gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Mehmet: "Sen..."
"Benim hep gülümdün."
"Hep de öyle kalacaksın..."
"Ahu gözlüm..."
Hazen'in dudakları acıyla titredi.
Yılların kırgınlığı tek kelimeye sığdı.
Hazen: "Yalancı..."
Son kez gözlerini açtı.
Önce Mehmet'e baktı.
Sonra Gazel'e...
Sanki ikisini de aynı kareye son kez yerleştiriyordu.
Dudakları kıpırdadı ama sesi çıkmadı.
Ve...
Gözleri usulca kapandı.
Bilinci karanlığın içine süzüldü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…