6. bölüm · Aynı Gökyüzü Altında

BÖLÜM 6: EMANET

Kitap Aşığı

Bölümler
1 Bölüm Bir :Sisin İçindeki Yabancı 2 BÖLÜM 2: UÇURUMUN KIYISINDA 3 BÖLÜM 3: BARUT VE KAĞIT KESİĞİ 4 BÖLÜM 4: GEÇMİŞİN HABERCİSİ 5 BÖLÜM 5: VEDA VE VİCDAN 6 BÖLÜM 6: EMANET 7 BÖLÜM 7: SAKIN... 8 BÖLÜM 8: HARABELERDEN YUVA İNŞA ETMEK 9 BÖLÜM 9: DÖNÜŞ BİLETİ 10 BÖLÜM 10: BARUTUN İÇİNDEKİ MÜREKKEP 11 BÖLÜM 11: KIRIK ÇİVİLER VE SÖZLER 12 BÖLÜM 12: KURT PENÇESİ 13 BÖLÜM 13: KURT PENÇESİ KÜTÜPHANEDE 14 BÖLÜM 14: ARAS’IN ÇIKMAZI 15 15. BÖLÜM: ARAFTAKİ NÖBET 16 BÖLÜM 16: ÇİFT CEPHELİ SAVAŞ 17 BÖLÜM 17: MÜHÜRLENEN SÖZLER 18 BÖLÜM 18: GÖLGEDEKİ PUSU 19 BÖLÜM 19:RUHUN ENKAZI 20 BÖLÜM 20: YABANCI BAKIŞLAR 21 BÖLÜM 21: EMANETİN AĞIRLIĞI 22 BÖLÜM 22: GECE NÖBETİ 23 BÖLÜM 23: NABIZ VE NÖBET 24 BÖLÜM 24: ZEHİRLİ NEZAKET 25 BÖLÜM 25: SATRANÇ VE SAKLAMBAÇ 26 BÖLÜM 26: VEDA VE VİCDAN AZABI 27 BÖLÜM 27: MAHZENDEN GELEN SES 28 BÖLÜM 28: FIRTINA SONRASI SESSİZLİK 29 BÖLÜM 29: SON NÖBETİN ŞAFAĞI 30 BÖLÜM 30: KESİŞEN KADERLER 31 BÖLÜM 31: KAYIP ŞAFAĞIN NÖBETÇİSİ 32 BÖLÜM 32: MÜREKKEP VE MERHEM 33 BÖLÜM 33: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ 34 BÖLÜM 34: TOPRAĞIN ALTINDAKİ İHANET 35 BÖLÜM 35: KAN VE KISKANÇLIK 36 BÖLÜM 36: MAHSUR KALAN GURUR 37 BÖLÜM 37: İKİ KURT, TEK KALE 38 BÖLÜM 38: NEFESİNİN DİYETİ 39 BÖLÜM 39: YALNIZLIĞIN SIĞINAĞI 40 BÖLÜM 40: GÖKYÜZÜNDEKİ DÜŞMAN 41 BÖLÜM 41: KÜLLERDEN DOĞAN YEMİN 42 BÖLÜM 42: CEHENNEMİN SÖNMEYEN ATEŞİ 43 BÖLÜM 43: SÖZÜN BİTTİĞİ YER 44 BÖLÜM 44: KURDUN DİŞİSİ 45 BÖLÜM 45: NAMLUDAKİ YEMİN 46 BÖLÜM 46: SİYAH VE KÜL 47 BÖLÜM 47: BİR ÖĞRETMENİN KALBİ 48 BÖLÜM 48: İNTİKAMIN GÖLGESİ 49 BÖLÜM 49: SON DURAK – HESAPLAŞMA 50 50.Bölüm : İhanetin Külleri 51 Bölüm 51:Küllerin Arasında Hesaplaşma 52 Bölüm 52:Kül ve Kanın Vasiyeti 53 Bölüm 53:Sonun Başlangıcı 54 Bölüm 54:Sığınak 55 Bölüm 55:Son Perde-Kırık Kanatlar

Şehir, kasabanın o dingin sessizliğinden sonra Aras’ın üzerine bir kâbus gibi çöktü. Korna sesleri, kalabalık caddeler ve gri binalar... Aras direksiyonu o kadar sıkıyordu ki eklemleri bembeyaz kesilmişti. Bir asker için şehre dönmek, görünmez bir düşmanla savaşmak gibiydi.

"Nefes al, Aras," dedi Elif, elini usulca adamın titreyen dizine koyarak. "Buradayız. Kaçmıyoruz."
Aras, dikiz aynasından arka koltuktaki o küçük, yıpranmış zarfa baktı. "Oraya vardığımızda ne diyeceğimi bilmiyorum, Elif. 'Oğlunuz öldü ama ben yaşıyorum, işte bu da son sözleri' mi diyeceğim? Bu adaletsizlik değil mi?"

Elif, başını hafifçe iki yana salladı. "Bu adaletsizlik değil, bu bir veda borcu. Sen ona borcunu ödemeye geldin."
Küçük, dar bir sokağa girdiler. Kerpiçten hallice, boyası dökülmüş iki katlı bir evin önünde durdular. Bahçedeki asma yaprakları kurumuş, kapının önündeki saksılar boynu bükük kalmıştı. Aras kontağı kapattı ama araçtan inmedi. Gözleri kapıdaki o eski "Maşallah" yazısına takıldı.

"Giremem,"
diye fısıldadı Aras. "Ayaklarım gitmiyor."
Elif arabadan inip Aras’ın tarafına geçti, kapısını açtı. Elini ona uzattı. "Yalnız değilsin demiştik. Tut elimi."
Aras, bir çocuk çaresizliğiyle Elif’in elini kavradı. Birlikte o birkaç basamaklı merdiveni çıktılar. Aras’ın parmağı zile gitmedi, havada asılı kaldı. Sonunda kapı yavaşça aralandı. Karşılarında, başındaki beyaz tülbenti omuzlarına düşmüş, gözleri ferini yitirmiş yaşlı bir kadın duruyordu.

Kadın Aras’ı gördüğü an dizlerinin bağı çözüldü. Hiçbir şey sormadı. Aras’ın üzerindeki o sivil kıyafetlere rağmen onun bir "asker" olduğunu, oğlunun komutanı olduğunu anlamıştı. Çünkü anneler, kara haberi gelmeden kokusundan tanırdı.

"Geldin mi oğlum?" dedi kadın, sesi bir inilti gibiydi. "Fırat’ım gelmedi ama sen geldin..."
Aras, kadının önünde diz çöktü. Hiçbir askeri protokol, hiçbir rütbe o anın ağırlığını taşıyamazdı. Cebinden o zarfı çıkardı ve kadının titreyen ellerine bıraktı. "Affet beni anne," dedi Aras, hıçkırıklarını artık gizleyemiyordu. "Onu getiremedim ama... Emanetini getirdim."

Kadın, zarfı göğsüne bastırıp Aras’ın başına kapandı. "Sağ ol evladım... Sağ ol ki sesini bana ulaştırdın. Sen gelmeseydin, ben bu dünyadan onun veda etmediğini sanarak göçecektim."

İçeride, o hüzünlü oturma odasında saatlerce oturdular. Elif, kadının elini bir an bile bırakmadı. Mektup defalarca okundu, hatıralar yad edildi. Aras ilk kez, o gecenin sadece kan ve barut değil, aynı zamanda bir kahramanlık hikayesi olduğunu bir annenin ağzından duydu. Fırat’ın onu ne kadar sevdiğini, ona ne kadar güvendiğini öğrendi.

Evden çıktıklarında hava kararmıştı. Aras’ın omuzlarındaki o devasa yük sanki rüzgara karışıp gitmişti. Sokağın başında durup derin bir nefes aldı. Şehir artık o kadar gürültülü gelmiyordu.

Aras, Elif’e döndü ve duraksadı. "Sıra sende," dedi. "Senin o yarım kalan cümlene gidelim mi?"
Elif, gözlerindeki yaşları sildi ve hafifçe gülümsedi. "Gidelim Aras. Artık hazırım."