44. bölüm · Aynı Gökyüzü Altında

BÖLÜM 40: GÖKYÜZÜNDEKİ DÜŞMAN

Kitap Aşığı

Bölümler
1 Bölüm Bir :Sisin İçindeki Yabancı 2 BÖLÜM 2: UÇURUMUN KIYISINDA 3 BÖLÜM 3: BARUT VE KAĞIT KESİĞİ 4 BÖLÜM 4: GEÇMİŞİN HABERCİSİ 5 BÖLÜM 5: VEDA VE VİCDAN 6 BÖLÜM 6: EMANET 7 BÖLÜM 7: SAKIN... 8 BÖLÜM 8: HARABELERDEN YUVA İNŞA ETMEK 9 BÖLÜM 9: DÖNÜŞ BİLETİ 10 BÖLÜM 10: BARUTUN İÇİNDEKİ MÜREKKEP 11 BÖLÜM 11: KIRIK ÇİVİLER VE SÖZLER 12 BÖLÜM 12: KURT PENÇESİ 13 BÖLÜM 13: KURT PENÇESİ KÜTÜPHANEDE 14 BÖLÜM 14: ARAS’IN ÇIKMAZI 15 15. BÖLÜM: ARAFTAKİ NÖBET 16 BÖLÜM 16: ÇİFT CEPHELİ SAVAŞ 17 BÖLÜM 17: MÜHÜRLENEN SÖZLER 18 BÖLÜM 18: GÖLGEDEKİ PUSU 19 BÖLÜM 19:RUHUN ENKAZI 20 BÖLÜM 20: YABANCI BAKIŞLAR 21 BÖLÜM 21: EMANETİN AĞIRLIĞI 22 BÖLÜM 22: GECE NÖBETİ 23 BÖLÜM 23: NABIZ VE NÖBET 24 BÖLÜM 24: ZEHİRLİ NEZAKET 25 BÖLÜM 25: SATRANÇ VE SAKLAMBAÇ 26 BÖLÜM 26: VEDA VE VİCDAN AZABI 27 BÖLÜM 27: MAHZENDEN GELEN SES 28 BÖLÜM 28: FIRTINA SONRASI SESSİZLİK 29 BÖLÜM 29: SON NÖBETİN ŞAFAĞI 30 BÖLÜM 30: KESİŞEN KADERLER 31 BÖLÜM 31: KAYIP ŞAFAĞIN NÖBETÇİSİ 32 BÖLÜM 32: MÜREKKEP VE MERHEM 33 BÖLÜM 33: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ 34 BÖLÜM 34: TOPRAĞIN ALTINDAKİ İHANET 35 BÖLÜM 35: KAN VE KISKANÇLIK 36 BÖLÜM 36: MAHSUR KALAN GURUR 37 BÖLÜM 37: İKİ KURT, TEK KALE 38 BÖLÜM 38: NEFESİNİN DİYETİ 39 BÖLÜM 39: YALNIZLIĞIN SIĞINAĞI 40 BÖLÜM 40: GÖKYÜZÜNDEKİ DÜŞMAN 41 BÖLÜM 41: KÜLLERDEN DOĞAN YEMİN 42 BÖLÜM 42: CEHENNEMİN SÖNMEYEN ATEŞİ 43 BÖLÜM 43: SÖZÜN BİTTİĞİ YER 44 BÖLÜM 44: KURDUN DİŞİSİ 45 BÖLÜM 45: NAMLUDAKİ YEMİN 46 BÖLÜM 46: SİYAH VE KÜL 47 BÖLÜM 47: BİR ÖĞRETMENİN KALBİ 48 BÖLÜM 48: İNTİKAMIN GÖLGESİ 49 BÖLÜM 49: SON DURAK – HESAPLAŞMA 50 50.Bölüm : İhanetin Külleri 51 Bölüm 51:Küllerin Arasında Hesaplaşma 52 Bölüm 52:Kül ve Kanın Vasiyeti 53 Bölüm 53:Sonun Başlangıcı 54 Bölüm 54:Sığınak 55 Bölüm 55:Son Perde-Kırık Kanatlar

Dağ evinde zaman, şöminenin çıtırtısı ve dışarıdaki rüzgarın uğultusuyla akıyordu. Aras, üç gündür Elif’i dünyadan tamamen koparmıştı. Telefonlar kapalı, telsizler sessizdi. Aras’ın yaraları, Elif’in elleriyle hazırladığı bitki çayları ve o sessiz şefkatle kabuk bağlamıştı. Ancak Aras’ın ruhundaki o "tetikte bekleme" hali hiç geçmemişti.
Elif, sabahın ilk ışıklarıyla pencerenin kenarına oturdu, kütüphaneden getirdiği Küçük Prens'i okumaya başladı. Aras, hemen arkasında, elinde bıçağıyla bir parça ahşabı yontarken bir yandan da Elif’in ensesindeki o küçük saç tutamını izliyordu.
"Dışarıyı mı özledin?" diye sordu Aras, sesi bıçağın ahşaba sürttüğü ses kadar pürüzlüydü.
Elif başını salladı. "Hayır... Sadece, bu sessizlik fazla güzel. Bir fırtına kopacakmış gibi."
Aras ayağa kalktı, Elif’in omzuna elini koydu. Tam o sırada, uzaklardan, dağların arasından yankılanan o uğultuyu duydu. Bir kurt gibi kulaklarını dikti. Pervanelerin havayı döven o ritmik sesi...
"Geldiler," dedi Aras. Sesi bir celladın son hükmü gibiydi.
Kuşatma Başlıyor
Ufukta askeri bir helikopter belirdi. Üsteğmen Yiğit, Aras’ın "iz bırakmaz" dediği yolları, teknolojiyle ve hırsıyla aşmıştı. Helikopter evin üzerinde alçaldığında, pervanelerin yarattığı rüzgar çatıdaki kiremitleri yerinden oynattı.
Aras, duvarda asılı duran dürbünlü tüfeğini kavradı. Elif’i evin en güvenli köşesine, taş şöminenin arkasına itti. "Yere yat Elif! Ve sakın, ne olursa olsun dışarı çıkma!"
Helikopterden bir hoparlör sesi yankılandı: "Binbaşı Aras! Burası Üsteğmen Yiğit! Kanundan kaçamazsınız! Elif Hanım'ı bırakın ve teslim olun!"
Aras, evin kapısını tekmesiyle açtı. Dışarıdaki o dondurucu rüzgarın içine, göğsünü gere gere çıktı. Üzerinde sadece siyah atleti ve silahlarıyla, helikoptere doğru tüfeğini doğrulttu.
"Buradan git Üsteğmen!" diye kükredi Aras. Sesi pervanelerin gürültüsünü bastırdı. "Burası benim mülküm, burası benim kalem! Elif benim yanımda ve senin 'prosedürlerin' bu zirveye tırmanamaz!"
Kıskançlığın Namlusu
Helikopterden halatlarla iki asker indi ama Yiğit helikopterin kapısında belirdi. Dürbünle aşağı bakıyordu. Aras, Yiğit’in Elif’in saklandığı pencereye doğru baktığını fark edince gözü tamamen döndü.
"Ona bakma!" diye bağırdı Aras ve helikopterin hemen altındaki kayalığa bir uyarı ateşi açtı. "Onun adını ağzına alma demiştim sana! Seni bu dağdan aşağı bizzat ben atarım!"
Yiğit telsizle bağırdı: "Ateş kes Binbaşım! Suç işliyorsunuz!"
"Benim suçum sevmek Üsteğmen! Senin suçun ise haddini bilmemek!"
Aras, helikopterin iniş yapabileceği tek düzlüğe doğru seri ateş açarak askerlerin yaklaşmasını engelledi. Yaralı omzu kanamaya başlamıştı ama o hissetmiyordu bile. O an Aras için Yiğit, bir asker değil; Elif’in nefesine göz dikmiş bir hırsızdı.
Elif’in İsyanı
Elif, içeride daha fazla dayanamadı. Aras’ın kendini imha edişini, koca bir orduya tek başına kafa tutuşunu izlemek kalbini parçalıyordu. Kapıya fırladı, rüzgarın ortasında Aras’ın yanına koştu.
"Dur Aras! Dur, yapma!" diye bağırdı Elif, Aras’ın silah tutan koluna asılarak.
Aras, Elif’i gördüğünde bir anlığına duraksadı. Rüzgar Elif’in saçlarını dağıtıyor, onu daha da narin gösteriyordu. Yiğit yukarıdan bu manzarayı izliyordu. Aras, Elif’in elini sıkıca tuttu ve yukarıya, Yiğit’e doğru havaya kaldırdı.
"Bak Üsteğmen! İyi bak!" dedi Aras. "O benimle! Kendi rızasıyla, kendi kalbiyle! Şimdi o demir kuşunu al ve benim gökyüzümden defol git! Eğer bir adım daha yaklaşırsan, bu dağı senin mezarın yaparım!"
Final: Geri Çekilme
Yiğit, Aras’ın o gözü dönmüş halini ve Elif’in Aras’a nasıl sıkı sıkıya sarıldığını gördüğünde, bu savaşı kazanamayacağını anladı. Aras’ı tutuklayabilirdi ama Elif’i ondan koparamazdı. Helikopter yavaşça yükselmeye başladı.
"Bu bitmedi Aras!" diye bağırdı Yiğit telsizden. "Ama bugünlük... senin olsun."
Helikopter uzaklaşırken Aras, silahını yere bıraktı ve dizlerinin üzerine çöktü. Elif hemen yanına çöktü, Aras’ın yüzünü ellerinin arasına aldı. Aras titriyordu; ama korkudan değil, o devasa öfkenin ve kıskançlığın boşalmasından...
"Gittiler..." dedi Elif fısıltıyla.
Aras, Elif’i kendine öyle bir çekti ki, kemikleri çatırdayacaktı neredeyse. "Gidecekler Elif. Hepsi gidecek. Bu dünyada bir tek biz kalana kadar, ben hepsini kovacağım."