52. bölüm · Aynı Gökyüzü Altında

BÖLÜM 48: İNTİKAMIN GÖLGESİ

Kitap Aşığı

Bölümler
1 Bölüm Bir :Sisin İçindeki Yabancı 2 BÖLÜM 2: UÇURUMUN KIYISINDA 3 BÖLÜM 3: BARUT VE KAĞIT KESİĞİ 4 BÖLÜM 4: GEÇMİŞİN HABERCİSİ 5 BÖLÜM 5: VEDA VE VİCDAN 6 BÖLÜM 6: EMANET 7 BÖLÜM 7: SAKIN... 8 BÖLÜM 8: HARABELERDEN YUVA İNŞA ETMEK 9 BÖLÜM 9: DÖNÜŞ BİLETİ 10 BÖLÜM 10: BARUTUN İÇİNDEKİ MÜREKKEP 11 BÖLÜM 11: KIRIK ÇİVİLER VE SÖZLER 12 BÖLÜM 12: KURT PENÇESİ 13 BÖLÜM 13: KURT PENÇESİ KÜTÜPHANEDE 14 BÖLÜM 14: ARAS’IN ÇIKMAZI 15 15. BÖLÜM: ARAFTAKİ NÖBET 16 BÖLÜM 16: ÇİFT CEPHELİ SAVAŞ 17 BÖLÜM 17: MÜHÜRLENEN SÖZLER 18 BÖLÜM 18: GÖLGEDEKİ PUSU 19 BÖLÜM 19:RUHUN ENKAZI 20 BÖLÜM 20: YABANCI BAKIŞLAR 21 BÖLÜM 21: EMANETİN AĞIRLIĞI 22 BÖLÜM 22: GECE NÖBETİ 23 BÖLÜM 23: NABIZ VE NÖBET 24 BÖLÜM 24: ZEHİRLİ NEZAKET 25 BÖLÜM 25: SATRANÇ VE SAKLAMBAÇ 26 BÖLÜM 26: VEDA VE VİCDAN AZABI 27 BÖLÜM 27: MAHZENDEN GELEN SES 28 BÖLÜM 28: FIRTINA SONRASI SESSİZLİK 29 BÖLÜM 29: SON NÖBETİN ŞAFAĞI 30 BÖLÜM 30: KESİŞEN KADERLER 31 BÖLÜM 31: KAYIP ŞAFAĞIN NÖBETÇİSİ 32 BÖLÜM 32: MÜREKKEP VE MERHEM 33 BÖLÜM 33: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ 34 BÖLÜM 34: TOPRAĞIN ALTINDAKİ İHANET 35 BÖLÜM 35: KAN VE KISKANÇLIK 36 BÖLÜM 36: MAHSUR KALAN GURUR 37 BÖLÜM 37: İKİ KURT, TEK KALE 38 BÖLÜM 38: NEFESİNİN DİYETİ 39 BÖLÜM 39: YALNIZLIĞIN SIĞINAĞI 40 BÖLÜM 40: GÖKYÜZÜNDEKİ DÜŞMAN 41 BÖLÜM 41: KÜLLERDEN DOĞAN YEMİN 42 BÖLÜM 42: CEHENNEMİN SÖNMEYEN ATEŞİ 43 BÖLÜM 43: SÖZÜN BİTTİĞİ YER 44 BÖLÜM 44: KURDUN DİŞİSİ 45 BÖLÜM 45: NAMLUDAKİ YEMİN 46 BÖLÜM 46: SİYAH VE KÜL 47 BÖLÜM 47: BİR ÖĞRETMENİN KALBİ 48 BÖLÜM 48: İNTİKAMIN GÖLGESİ 49 BÖLÜM 49: SON DURAK – HESAPLAŞMA 50 50.Bölüm : İhanetin Külleri 51 Bölüm 51:Küllerin Arasında Hesaplaşma 52 Bölüm 52:Kül ve Kanın Vasiyeti 53 Bölüm 53:Sonun Başlangıcı 54 Bölüm 54:Sığınak 55 Bölüm 55:Son Perde-Kırık Kanatlar

Gece, dağ yolunun üzerine zift gibi dökülmüştü. Aras, okulun bahçesinden ayrıldıktan sonra direksiyonu Muhtar’ın malikanesine giden sarp kestirmeye kırmıştı. Elif, yanında bir "Gözcü" sessizliğiyle silahını temizliyor, parmakları kütüphanenin isine bulanmış halde namluyu yağlıyordu.

Tam keskin bir virajı döndüklerinde, projektörlerin kör edici ışığı yolu yardı. Aras küfrederek frene asıldı. Karşılarında iki askeri cip ve yolun ortasında bir heykel gibi dikilen Üsteğmen Yiğit duruyordu.
"Yine mi sen!" diye kükredi Aras, kapıyı tekmesiyle açıp aşağı inerken. "Çekil yolumdan Üsteğmen! Bu gece kanun da benim, nizam da! Elif’in okuluna sıkanların hesabını kesmeden durmam!"

Yiğit, elini havaya kaldırarak askerlerine "nişan almayın" işareti verdi. Ağır adımlarla Aras’ın yanına geldi. Yüzü kireç gibi beyaz, bakışları ise Aras’ınkinden bile daha karanlıktı.

"O kütüphanedeki dosyaları okudum Aras," dedi Yiğit, sesi buz kesmişti. "Muhtar sadece senin düşmanlığınla bitmiyor. O kütüphanenin mahzeninde babamın adı vardı... Muhtar’ın rüşvet ağını deşifre ettiği için on beş yıl önce 'kaza' süsüyle öldürülen babamın. O kitaplar sadece Elif Hanım’ın değil, benim babamın da mirasıymış."
Aras duraksadı. Elif araçtan inip yanlarına geldiğinde, Yiğit bakışlarını Elif’e çevirdi. "Size hep 'narin' dedik Elif Hanım. Ama babamın emanetini korumak için elinizi kana buladınız. Şimdi izin verin, bu üniforma ilk kez gerçek bir adalet için kirlensin."

Aras, Yiğit’in Elif’e olan bakışındaki o derin saygıyı görünce dişlerini gıcırdattı. Kıskançlığı hala bir yılan gibi içini kemiriyordu ama Yiğit’in elindeki ağır mühimmat çantasını ve gözlerindeki o saf nefreti görünce sustu.

Malikanenin bir kilometre uzağında, tepelik bir alanda haritayı açtılar. Aras, Yiğit’in profesyonel askeri zekasıyla kendi vahşi baskın tecrübesini birleştirmek zorundaydı.
"Plan şu," dedi Yiğit, malikanenin termal görüntüsünü göstererek. "Ben ve timim ana kapıdan 'resmi' baskın yapıyormuş gibi dikkat dağıtacağız. Sen o sırada arka duvardan, jeneratör dairesinden sızacaksın."

Aras, Elif’i yanına çekti. "Ya Elif? O benim yanımda olacak."
"Hayır," dedi Yiğit, ilk kez Aras’a karşı dikleşerek. "O tepede, keskin nişancı pozisyonunda olacak. Elif Hanım’ın eli titremeyi bıraktı Aras. O, bizim çıkış yolumuzu kollayacak tek kişi."

Aras, Elif’e baktı. Elif, kucağındaki dürbünlü tüfeği okşayarak başıyla onayladı. Aras, Yiğit’in kulağına eğildi ve o meşhur, boğucu fısıltısını bıraktı: "Eğer bu gece biterse, seni hala sevmiyorum Üsteğmen. Ama bugünlük o mermileri aynı hedef için yakacağız. Elif’e bir şey olursa, Muhtar’dan önce seni vururum."

Malikanenin bahçesinde Muhtar’ın korumaları devriye gezerken, birden hoparlörlerden yükselen o devasa ezgi ortalığı inletmeye başladı. Yiğit’in cipinden yayılan modern "Ceddin Deden" rock versiyonu, malikanenin duvarlarını sarsıyordu.

"Ceddin deden, neslin baban...
Hep kahraman Türk milleti..."

Yiğit, cipten inip elindeki ağır makineliyle havaya ateş açtı. "Muhtar! Çık dışarı! Adalet geldi!"

Aynı anda Aras, arka duvardan bir hayalet gibi sızdı. Elif ise tepede, tüfeğinin dürbününden Muhtar’ın balkonunu nişan almıştı. Aras, jeneratör dairesine girmeden önce telsize bastı:

"Gözcü, beni duyuyor musun?"

"Duyuyorum Aras," dedi Elif, sesi bir profesyonel kadar soğuktu.

"O kovan boynunda, yeminimiz namlunda kalsın. Başlıyoruz."

Aras, malikanenin içine daldığında ilk korumayı etkisiz hale getirip Muhtar’ın çalışma odasına doğru koşturdu. Dışarıda Yiğit’in mermileri, içeride Aras’ın öfkesi ve tepede Elif’in koruyucu bakışı... Üç farklı hayat, tek bir intikamda birleşmişti.