10. bölüm · Aynı Gökyüzü Altında

BÖLÜM 10: BARUTUN İÇİNDEKİ MÜREKKEP

Kitap Aşığı

Bölümler
1 Bölüm Bir :Sisin İçindeki Yabancı 2 BÖLÜM 2: UÇURUMUN KIYISINDA 3 BÖLÜM 3: BARUT VE KAĞIT KESİĞİ 4 BÖLÜM 4: GEÇMİŞİN HABERCİSİ 5 BÖLÜM 5: VEDA VE VİCDAN 6 BÖLÜM 6: EMANET 7 BÖLÜM 7: SAKIN... 8 BÖLÜM 8: HARABELERDEN YUVA İNŞA ETMEK 9 BÖLÜM 9: DÖNÜŞ BİLETİ 10 BÖLÜM 10: BARUTUN İÇİNDEKİ MÜREKKEP 11 BÖLÜM 11: KIRIK ÇİVİLER VE SÖZLER 12 BÖLÜM 12: KURT PENÇESİ 13 BÖLÜM 13: KURT PENÇESİ KÜTÜPHANEDE 14 BÖLÜM 14: ARAS’IN ÇIKMAZI 15 15. BÖLÜM: ARAFTAKİ NÖBET 16 BÖLÜM 16: ÇİFT CEPHELİ SAVAŞ 17 BÖLÜM 17: MÜHÜRLENEN SÖZLER 18 BÖLÜM 18: GÖLGEDEKİ PUSU 19 BÖLÜM 19:RUHUN ENKAZI 20 BÖLÜM 20: YABANCI BAKIŞLAR 21 BÖLÜM 21: EMANETİN AĞIRLIĞI 22 BÖLÜM 22: GECE NÖBETİ 23 BÖLÜM 23: NABIZ VE NÖBET 24 BÖLÜM 24: ZEHİRLİ NEZAKET 25 BÖLÜM 25: SATRANÇ VE SAKLAMBAÇ 26 BÖLÜM 26: VEDA VE VİCDAN AZABI 27 BÖLÜM 27: MAHZENDEN GELEN SES 28 BÖLÜM 28: FIRTINA SONRASI SESSİZLİK 29 BÖLÜM 29: SON NÖBETİN ŞAFAĞI 30 BÖLÜM 30: KESİŞEN KADERLER 31 BÖLÜM 31: KAYIP ŞAFAĞIN NÖBETÇİSİ 32 BÖLÜM 32: MÜREKKEP VE MERHEM 33 BÖLÜM 33: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ 34 BÖLÜM 34: TOPRAĞIN ALTINDAKİ İHANET 35 BÖLÜM 35: KAN VE KISKANÇLIK 36 BÖLÜM 36: MAHSUR KALAN GURUR 37 BÖLÜM 37: İKİ KURT, TEK KALE 38 BÖLÜM 38: NEFESİNİN DİYETİ 39 BÖLÜM 39: YALNIZLIĞIN SIĞINAĞI 40 BÖLÜM 40: GÖKYÜZÜNDEKİ DÜŞMAN 41 BÖLÜM 41: KÜLLERDEN DOĞAN YEMİN 42 BÖLÜM 42: CEHENNEMİN SÖNMEYEN ATEŞİ 43 BÖLÜM 43: SÖZÜN BİTTİĞİ YER 44 BÖLÜM 44: KURDUN DİŞİSİ 45 BÖLÜM 45: NAMLUDAKİ YEMİN 46 BÖLÜM 46: SİYAH VE KÜL 47 BÖLÜM 47: BİR ÖĞRETMENİN KALBİ 48 BÖLÜM 48: İNTİKAMIN GÖLGESİ 49 BÖLÜM 49: SON DURAK – HESAPLAŞMA 50 50.Bölüm : İhanetin Külleri 51 Bölüm 51:Küllerin Arasında Hesaplaşma 52 Bölüm 52:Kül ve Kanın Vasiyeti 53 Bölüm 53:Sonun Başlangıcı 54 Bölüm 54:Sığınak 55 Bölüm 55:Son Perde-Kırık Kanatlar

Sınırın ötesinde, kayalıkların arasında rüzgar bir kurt gibi uluyordu. Aras, mevzide sırtını soğuk taşa yaslamış, gökyüzündeki sönük yıldızlara bakıyordu. Üzerindeki kamuflaj artık onun derisi gibi olmuştu ama kalbinin üzerindeki o küçük şiir kitabının ağırlığı, çelik yeleğinden daha koruyucuydu.
Etrafındaki askerler uyurken, Aras titreyen elleriyle cebinden o kitabı çıkardı. Sayfaların arasından bir kurumuş dağ çiçeği düştü; Elif’in kütüphanenin bahçesinden gizlice koyduğu o çiçek... Aras, kitabın kenarına kurşun kalemle bir not düştü:
"Elif... Burada gece, senin kütüphanendeki sessizlikten çok farklı. Burada sessizlik bir pusu gibi. Ama gözlerimi kapattığımda, senin maviye boyadığın o rafların kokusunu alıyorum. Parmak uçlarımdaki barut izi, senin elini tuttuğum o anın sıcaklığıyla siliniyor. Ben buraya ölmek için değil, senin yanına, o yarım kalan çatıya dönmek için geldim."
Aynı saatlerde, yüzlerce kilometre ötedeki kasabada, kütüphanenin ışığı sönmemişti. Elif, Aras’ın yarım bıraktığı çatının altındaki masada oturuyordu. Dışarıda yağmur yağıyordu ve her damla, Aras’ın çaktığı o taze çivilerin üzerinde yankılanıyordu.
Elif, Aras’ın o tozlu tişörtüne sarılmış, onun kokusunu kaybetmemek için nefesini tutuyordu. Önündeki boş kağıda sadece bir cümle yazabildi:
"Aras... Gökyüzüne bakıyorum, ama gülümsemek çok zor. Gökyüzü burada çok karanlık, çünkü sen yoksun. Çivilediğin o tahtalar rüzgarda inliyor, sanki seni çağırıyorlar. Sakın... Sakın orada kalma. Bu kütüphane sensiz sadece bir bina, seninle bir yuva."
Birden kütüphanenin kapısı hafifçe aralandı. İçeri küçük Ali girdi. Gözleri uykuluydu, elinde Aras’ın ona yaptığı o tahta uçak vardı.
"Elif Abla," dedi Ali fısıltıyla. "Binbaşı Amca ne zaman gelecek? Uçağımın tekerleği kırıldı, o olmadan tamir edemiyorum."
Elif, Ali’yi yanına çekti ve ona sıkıca sarıldı. Gözyaşları çocuğun saçlarına damlarken sesi titredi: "Gelecek Ali... O, sözünü tutan bir adamdır. Sadece biraz işi var, yıldızları topluyor bizim için."
O gece, iki farklı coğrafyada, iki farklı kalp aynı ritimle çarptı. Aras, bir çatışmanın ortasında mermiler vızıldarken, cebindeki o kitabı sıkıca kavradı. Elif ise kütüphanenin soğuk zemininde, Aras’ın bot izlerinin yanında uyuyakaldı.
Şafak sökerken, Aras’ın telsizinden bir ses yükseldi: "Komutanım, sızma tespit edildi! Mevzi alın!"
Aras, kitabı son bir kez öpüp cebine koydu. Silahını kavradığında artık o eski, ruhsuz makine değildi. O, geri dönmek zorunda olan bir aşıktı. Gözlerindeki o ölümcül kararlılık, sadece vatanı için değil, bekleyen o tek sarı ışık içindi.