53. bölüm · Aynı Gökyüzü Altında

BÖLÜM 49: SON DURAK – HESAPLAŞMA

Kitap Aşığı

Bölümler
1 Bölüm Bir :Sisin İçindeki Yabancı 2 BÖLÜM 2: UÇURUMUN KIYISINDA 3 BÖLÜM 3: BARUT VE KAĞIT KESİĞİ 4 BÖLÜM 4: GEÇMİŞİN HABERCİSİ 5 BÖLÜM 5: VEDA VE VİCDAN 6 BÖLÜM 6: EMANET 7 BÖLÜM 7: SAKIN... 8 BÖLÜM 8: HARABELERDEN YUVA İNŞA ETMEK 9 BÖLÜM 9: DÖNÜŞ BİLETİ 10 BÖLÜM 10: BARUTUN İÇİNDEKİ MÜREKKEP 11 BÖLÜM 11: KIRIK ÇİVİLER VE SÖZLER 12 BÖLÜM 12: KURT PENÇESİ 13 BÖLÜM 13: KURT PENÇESİ KÜTÜPHANEDE 14 BÖLÜM 14: ARAS’IN ÇIKMAZI 15 15. BÖLÜM: ARAFTAKİ NÖBET 16 BÖLÜM 16: ÇİFT CEPHELİ SAVAŞ 17 BÖLÜM 17: MÜHÜRLENEN SÖZLER 18 BÖLÜM 18: GÖLGEDEKİ PUSU 19 BÖLÜM 19:RUHUN ENKAZI 20 BÖLÜM 20: YABANCI BAKIŞLAR 21 BÖLÜM 21: EMANETİN AĞIRLIĞI 22 BÖLÜM 22: GECE NÖBETİ 23 BÖLÜM 23: NABIZ VE NÖBET 24 BÖLÜM 24: ZEHİRLİ NEZAKET 25 BÖLÜM 25: SATRANÇ VE SAKLAMBAÇ 26 BÖLÜM 26: VEDA VE VİCDAN AZABI 27 BÖLÜM 27: MAHZENDEN GELEN SES 28 BÖLÜM 28: FIRTINA SONRASI SESSİZLİK 29 BÖLÜM 29: SON NÖBETİN ŞAFAĞI 30 BÖLÜM 30: KESİŞEN KADERLER 31 BÖLÜM 31: KAYIP ŞAFAĞIN NÖBETÇİSİ 32 BÖLÜM 32: MÜREKKEP VE MERHEM 33 BÖLÜM 33: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ 34 BÖLÜM 34: TOPRAĞIN ALTINDAKİ İHANET 35 BÖLÜM 35: KAN VE KISKANÇLIK 36 BÖLÜM 36: MAHSUR KALAN GURUR 37 BÖLÜM 37: İKİ KURT, TEK KALE 38 BÖLÜM 38: NEFESİNİN DİYETİ 39 BÖLÜM 39: YALNIZLIĞIN SIĞINAĞI 40 BÖLÜM 40: GÖKYÜZÜNDEKİ DÜŞMAN 41 BÖLÜM 41: KÜLLERDEN DOĞAN YEMİN 42 BÖLÜM 42: CEHENNEMİN SÖNMEYEN ATEŞİ 43 BÖLÜM 43: SÖZÜN BİTTİĞİ YER 44 BÖLÜM 44: KURDUN DİŞİSİ 45 BÖLÜM 45: NAMLUDAKİ YEMİN 46 BÖLÜM 46: SİYAH VE KÜL 47 BÖLÜM 47: BİR ÖĞRETMENİN KALBİ 48 BÖLÜM 48: İNTİKAMIN GÖLGESİ 49 BÖLÜM 49: SON DURAK – HESAPLAŞMA 50 50.Bölüm : İhanetin Külleri 51 Bölüm 51:Küllerin Arasında Hesaplaşma 52 Bölüm 52:Kül ve Kanın Vasiyeti 53 Bölüm 53:Sonun Başlangıcı 54 Bölüm 54:Sığınak 55 Bölüm 55:Son Perde-Kırık Kanatlar

Malikanenin bahçesi bir savaş alanına dönmüştü. Üsteğmen Yiğit, timiyle birlikte ana kapıyı cehenneme çevirirken, Aras bir gölge gibi koridorlarda ilerliyordu. Elif ise tepedeki kayalıkların üzerinde, rüzgarın saçlarını savurmasına izin vermeden dürbününe kilitlenmişti. Dünyası sadece o küçük merceğin içindeki artı göstergesinden ibaretti.

"Gözcü, durum raporu?" dedi Aras telsize, bir adamı sessizce etkisiz hale getirirken.

Elif’in sesi buz gibiydi: "İkinci kat, sağdan üçüncü pencere. İki koruma kapıda bekliyor. Muhtar içeride, telefonla bir yerlere ulaşmaya çalışıyor. Aras... Eli titriyor."
Aras, Muhtar’ın odasının kapısına ulaştığında derin bir nefes aldı. İçindeki o vahşi hayvanı serbest bırakmanın vakti gelmişti. Kapıyı tekmesiyle menteşelerinden ayırarak içeri daldı.

Muhtar, masasının arkasında, elinde eski bir deri çanta ve titreyen bir silahla duruyordu. Aras’ı gördüğünde silahı doğrultmaya çalıştı ama Aras, odanın diğer ucundan bir leopar çevikliğiyle atılıp Muhtar’ın bileğini bir odun parçasını kırar gibi büktü.

"Silah patlatmak için yürek gerekir Muhtar!" diye kükredi Aras. Onu yakasından tutup masanın üzerine çarptı. "Kitap yakmaya benzemez bu iş!"

Tam o sırada, odanın büyük camı bir mermi darbesiyle tuzla buz oldu. Elif, dışarıdaki korumaları tek tek indiriyordu. Aras, Muhtar’ı pencerenin önüne, Elif’in görebileceği yere sürükledi.

"Bak!" dedi Aras, dışarıyı işaret ederek. "O tepede kim var biliyor musun? Yaktığın kütüphanenin öğretmeni var. Okulunu kurşunladığın Gözcü var. Şimdi senin kaderin, onun parmağının ucunda."

Telsizden Elif’in sesi duyuldu. Bu sefer sesi titremiyordu ama içindeki acı her kelimesinden okunuyordu.
"Aras... Çekil önünden. Babamın, yanan kitaplarımın, korkan öğrencilerimin hesabını sormak istiyorum. Bırak, o tetiği ben çekeyim."

Aras, dürbünün yansımasından Elif’in gözlerini görebiliyormuş gibi pencereye baktı. İçindeki o "tek kahraman ben olmalıyım" dürtüsüyle, Elif’in intikam alma hakkı arasında kaldı.

"Gözcü..." dedi Aras, sesi bu sefer şefkat ve karanlık bir tutku doluydu. "Senin ellerin daha fazla kana bulanmasın. Sen o çocuklara alfabe öğreteceksin, bu pisliği temizlemek benim işim."

"Hayır Aras!" dedi Elif sertçe. "Beni sen eğittin! Bana 'kendi adaletini kendin yaz' diyen sendin! Şimdi o adamı benim için orada tut!"

Aras, Muhtar’ın saçından kavrayıp başını pencereye yasladı. O sırada içeri Yiğit daldı. Üstü başı barut izi içindeydi. "Aras! Dur! Canlı almamız gerek, daha konuşacak çok şeyi var!"

Aras, Yiğit’e öfkeyle döndü. "Babandan bahsetmiştin Üsteğmen! Adaletten bahsetmiştin! Al sana adalet!"
O sırada Muhtar sinsi bir kahkaha attı. "Vursanız ne olur? O dosyaların bir kopyası çoktan merkeze gitti. Ama bir şeyi bilmiyorsunuz... Elif... Senin babanı ben öldürmedim. Babanı, o kütüphaneyi beraber kurduğunuz Aras’ın eski birliği sattı!"

Oda bir anda buz kesti. Elif, telsizden gelen bu sesi duymuştu. Dürbündeki parmağı kaskatı kesildi. Aras, Muhtar’ın boğazını daha sert sıktı. "Yalan söylüyor! Elif, sakın dinleme onu!

"Aras... Doğru mu?" dedi Elif. Sesi bu sefer bir çocuğun çaresizliğiyle titriyordu.

Aras, pencereye doğru bağırdı: "Gözcü! Bana bak! Sadece bana güven! Kimin ne yaptığı umurumda değil, ben seni sevdim! Ben seni korudum!"

Muhtar, Aras’ın bu anlık dalgınlığından yararlanıp masanın altındaki gizli butona bastı. "Madem ben gidiyorum, kütüphane gibi burası da kül olacak!"
Malikanenin alt katlarında patlamalar ardı ardına gelmeye başladı. Yiğit, "Dışarı! Çabuk!" diye bağırdı.
Aras, Muhtar’ı omzuna alıp pencereden aşağıya, bahçedeki havuzun olduğu yöne atlamaya hazırlanırken; tepeden tek bir el silah sesi geldi. Elif’in mermisi, Muhtar’ın bacağına saplanmıştı. Kaçmasını engellemişti ama öldürmemişti.

"Gözcü!" diye bağırdı Aras, alevlerin arasından Elif’e bakarak.

Elif, telsize fısıldadı: "Seni bekliyorum Aras. Ya o alevlerin içinden çıkıp bana gerçeği anlatırsın... Ya da o malikaneyle birlikte sen de kül olursun."