22. bölüm · Aynı Gökyüzü Altında

BÖLÜM 18: GÖLGEDEKİ PUSU

Kitap Aşığı

Bölümler
1 Bölüm Bir :Sisin İçindeki Yabancı 2 BÖLÜM 2: UÇURUMUN KIYISINDA 3 BÖLÜM 3: BARUT VE KAĞIT KESİĞİ 4 BÖLÜM 4: GEÇMİŞİN HABERCİSİ 5 BÖLÜM 5: VEDA VE VİCDAN 6 BÖLÜM 6: EMANET 7 BÖLÜM 7: SAKIN... 8 BÖLÜM 8: HARABELERDEN YUVA İNŞA ETMEK 9 BÖLÜM 9: DÖNÜŞ BİLETİ 10 BÖLÜM 10: BARUTUN İÇİNDEKİ MÜREKKEP 11 BÖLÜM 11: KIRIK ÇİVİLER VE SÖZLER 12 BÖLÜM 12: KURT PENÇESİ 13 BÖLÜM 13: KURT PENÇESİ KÜTÜPHANEDE 14 BÖLÜM 14: ARAS’IN ÇIKMAZI 15 15. BÖLÜM: ARAFTAKİ NÖBET 16 BÖLÜM 16: ÇİFT CEPHELİ SAVAŞ 17 BÖLÜM 17: MÜHÜRLENEN SÖZLER 18 BÖLÜM 18: GÖLGEDEKİ PUSU 19 BÖLÜM 19:RUHUN ENKAZI 20 BÖLÜM 20: YABANCI BAKIŞLAR 21 BÖLÜM 21: EMANETİN AĞIRLIĞI 22 BÖLÜM 22: GECE NÖBETİ 23 BÖLÜM 23: NABIZ VE NÖBET 24 BÖLÜM 24: ZEHİRLİ NEZAKET 25 BÖLÜM 25: SATRANÇ VE SAKLAMBAÇ 26 BÖLÜM 26: VEDA VE VİCDAN AZABI 27 BÖLÜM 27: MAHZENDEN GELEN SES 28 BÖLÜM 28: FIRTINA SONRASI SESSİZLİK 29 BÖLÜM 29: SON NÖBETİN ŞAFAĞI 30 BÖLÜM 30: KESİŞEN KADERLER 31 BÖLÜM 31: KAYIP ŞAFAĞIN NÖBETÇİSİ 32 BÖLÜM 32: MÜREKKEP VE MERHEM 33 BÖLÜM 33: MASKELERİN DÜŞÜŞÜ 34 BÖLÜM 34: TOPRAĞIN ALTINDAKİ İHANET 35 BÖLÜM 35: KAN VE KISKANÇLIK 36 BÖLÜM 36: MAHSUR KALAN GURUR 37 BÖLÜM 37: İKİ KURT, TEK KALE 38 BÖLÜM 38: NEFESİNİN DİYETİ 39 BÖLÜM 39: YALNIZLIĞIN SIĞINAĞI 40 BÖLÜM 40: GÖKYÜZÜNDEKİ DÜŞMAN 41 BÖLÜM 41: KÜLLERDEN DOĞAN YEMİN 42 BÖLÜM 42: CEHENNEMİN SÖNMEYEN ATEŞİ 43 BÖLÜM 43: SÖZÜN BİTTİĞİ YER 44 BÖLÜM 44: KURDUN DİŞİSİ 45 BÖLÜM 45: NAMLUDAKİ YEMİN 46 BÖLÜM 46: SİYAH VE KÜL 47 BÖLÜM 47: BİR ÖĞRETMENİN KALBİ 48 BÖLÜM 48: İNTİKAMIN GÖLGESİ 49 BÖLÜM 49: SON DURAK – HESAPLAŞMA 50 50.Bölüm : İhanetin Külleri 51 Bölüm 51:Küllerin Arasında Hesaplaşma 52 Bölüm 52:Kül ve Kanın Vasiyeti 53 Bölüm 53:Sonun Başlangıcı 54 Bölüm 54:Sığınak 55 Bölüm 55:Son Perde-Kırık Kanatlar

Sel suları çekilmiş, kasaba halkı yorgun ama huzurlu bir sabaha uyanmıştı. Aras, kütüphanenin önündeki çamurları temizleyen gençlere talimat veriyor, bir yandan da gözüyle Elif’i arıyordu. Elif, az önce kütüphanenin arka sokağındaki revire ilaç götürmek için çıkmıştı.
"Komutanım!" diye seslendi kurye asker, Aras’ın yanına gelerek. "Teğmen Kerem’den acil not var."
Aras notu açtı. Satırlar kısaydı ama kan dondurucuydu: "Binbaşım, bölgede telsiz kestirmesi yaptık. Sizin koordinatlarınıza sızan küçük bir grup tespit ettik. Hedef kütüphane değil, hedef 'emanetiniz'. Dikkatli olun!"
Aras’ın elindeki kağıt yere düştü. "Elif..." diye fısıldadı. Kalbi, bir mayın tarlasında patlamış gibi gümlemeye başladı. Aras, kütüphanenin arkasına, revir yoluna doğru deli gibi koşmaya başladı. Sokağın köşesini döndüğünde gördüğü manzara, hayatı boyunca gördüğü en korkunç pusuydu.
Yerde Elif’in taşıdığı ilaç kutuları saçılmıştı. Birkaç adım ötede, siyah bir minibüsün patinaj çekerek toz duman içinde uzaklaştığını gördü. Elif’in beyaz tülbenti, çamurlu suyun içinde sahipsizce duruyordu.
"Elif!" diye kükredi Aras. Sesi dağlarda yankılandı ama cevap gelmedi.
O an, kütüphanenin duvarına sprey boyayla, taze sıkılmış bir kan gibi kırmızıyla yazılmış o mesajı gördü: "BİNBAŞI, HESAP KAPANMADI. EMANETİN BİZDE."
Aras’ın gözleri karardı, dizlerinin bağı çözülür gibi oldu ama asker ruhu anında devreye girdi. Korku, yerini buz gibi bir öfkeye bıraktı. O artık kütüphaneci Aras değildi; o, on yıl boyunca dağları titretmiş, "Kartal" kod adlı Binbaşı Aras’tı.
Kasaba halkı etrafına toplandı. Muhtar telaşla yanına geldi: "Aras Bey, ne oldu? Elif nerede?"
Aras, yerdeki tülbenti aldı, sıkıca yumruğunun içine sıktı. "Elif’i aldılar," dedi sesi bir bıçak kadar keskin ve ruhsuzdu. "Yıllardır bitiremedikleri hesabı, bir kadının üzerinden görmeye çalışıyorlar."
Aras, kütüphaneye daldı. Kimsenin bilmediği, döşeme altındaki o gizli bölmeyi açtı. Tozlanmış ama yağ gibi işleyen o eski telsizini ve sakladığı teçhizatı çıkardı. Kasabalılar şaşkınlıkla onu izlerken, Aras telsizin mandalına bastı:
"Kartal’dan Kobra-1’e! Kerem, duyuyor musun? Hedef ele geçirildi. Kırmızı alarm! Tüm çıkışları tutun. Ben yola çıkıyorum. Kimsenin canını bağışlamayacağım!"
Telsizden Kerem’in sesi geldi, şok içindeydi: "Komutanım? Siz... Siz ne yapacaksınız?"
Aras, kütüphanenin kapısından çıkarken güneşin son ışıkları yüzüne vurdu. Gözlerinde artık huzur değil, saf bir yıkım vardı.
"Benim olanı almaya gidiyorum Kerem. Dağları yakmaya geliyorum!"