22. bölüm · Aynı Gökyüzü Altında
BÖLÜM 18: GÖLGEDEKİ PUSU
Sel suları çekilmiş, kasaba halkı yorgun ama huzurlu bir sabaha uyanmıştı. Aras, kütüphanenin önündeki çamurları temizleyen gençlere talimat veriyor, bir yandan da gözüyle Elif’i arıyordu. Elif, az önce kütüphanenin arka sokağındaki revire ilaç götürmek için çıkmıştı.
"Komutanım!" diye seslendi kurye asker, Aras’ın yanına gelerek. "Teğmen Kerem’den acil not var."
Aras notu açtı. Satırlar kısaydı ama kan dondurucuydu: "Binbaşım, bölgede telsiz kestirmesi yaptık. Sizin koordinatlarınıza sızan küçük bir grup tespit ettik. Hedef kütüphane değil, hedef 'emanetiniz'. Dikkatli olun!"
Aras’ın elindeki kağıt yere düştü. "Elif..." diye fısıldadı. Kalbi, bir mayın tarlasında patlamış gibi gümlemeye başladı. Aras, kütüphanenin arkasına, revir yoluna doğru deli gibi koşmaya başladı. Sokağın köşesini döndüğünde gördüğü manzara, hayatı boyunca gördüğü en korkunç pusuydu.
Yerde Elif’in taşıdığı ilaç kutuları saçılmıştı. Birkaç adım ötede, siyah bir minibüsün patinaj çekerek toz duman içinde uzaklaştığını gördü. Elif’in beyaz tülbenti, çamurlu suyun içinde sahipsizce duruyordu.
"Elif!" diye kükredi Aras. Sesi dağlarda yankılandı ama cevap gelmedi.
O an, kütüphanenin duvarına sprey boyayla, taze sıkılmış bir kan gibi kırmızıyla yazılmış o mesajı gördü: "BİNBAŞI, HESAP KAPANMADI. EMANETİN BİZDE."
Aras’ın gözleri karardı, dizlerinin bağı çözülür gibi oldu ama asker ruhu anında devreye girdi. Korku, yerini buz gibi bir öfkeye bıraktı. O artık kütüphaneci Aras değildi; o, on yıl boyunca dağları titretmiş, "Kartal" kod adlı Binbaşı Aras’tı.
Kasaba halkı etrafına toplandı. Muhtar telaşla yanına geldi: "Aras Bey, ne oldu? Elif nerede?"
Aras, yerdeki tülbenti aldı, sıkıca yumruğunun içine sıktı. "Elif’i aldılar," dedi sesi bir bıçak kadar keskin ve ruhsuzdu. "Yıllardır bitiremedikleri hesabı, bir kadının üzerinden görmeye çalışıyorlar."
Aras, kütüphaneye daldı. Kimsenin bilmediği, döşeme altındaki o gizli bölmeyi açtı. Tozlanmış ama yağ gibi işleyen o eski telsizini ve sakladığı teçhizatı çıkardı. Kasabalılar şaşkınlıkla onu izlerken, Aras telsizin mandalına bastı:
"Kartal’dan Kobra-1’e! Kerem, duyuyor musun? Hedef ele geçirildi. Kırmızı alarm! Tüm çıkışları tutun. Ben yola çıkıyorum. Kimsenin canını bağışlamayacağım!"
Telsizden Kerem’in sesi geldi, şok içindeydi: "Komutanım? Siz... Siz ne yapacaksınız?"
Aras, kütüphanenin kapısından çıkarken güneşin son ışıkları yüzüne vurdu. Gözlerinde artık huzur değil, saf bir yıkım vardı.
"Benim olanı almaya gidiyorum Kerem. Dağları yakmaya geliyorum!"
