Tehlikle.

Vaveyla Yazarı: Nestown_ Fan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: Tehlikle.

Ağzım dolu konuştum. Çayımdan bir yudum alıp çaprazımda ki Cansu yengeye baktım bu sefer. Her zaman ki sessizliğiyle elinde çay, sehpanın ayağına bakıyordu. Hep bi mutsuzdu sanki. Hani olur ya mutsuzluğuyla sizi tedirgin eden, mutsuz eden, onlardan değil de daha çok kendi mutsuzluğuyla kimseye zarar vermeden boğulanlardandı o. Kötü birisi değildi, iyiydi şimdiye kadar ki gözlemlerime göre fakat sanki kırgındı. Hiçbir zaman anlayamamıştım bunun sebebini, neden olabilirdi? Kocası yanında, çocukları yanında, kimse ona kötü davranmıyordu, gelinler arasında dışlanmıyordu. Peki neden di bu huzursuzluğu? Kafamda susmayan sorulardan birine dönüşecek kadar ilgimi çeken bu soruyu öğrenmek için can atıyordum..
.
.
.
.

"Gelim mi"

Banyo kapısını tıklattım

"Gel"

Sarp'ın sesini duymamla kapıyı açıp odaya girdim

(Sarp)

(Yera)

"Gidek mi?"

Sarp telefon, şarj aletini ve cüzdanını cebine atarken başını salladı

"Gidelim"

Bende kendi telefonumu cebime attım. Şarj aleti önemli değildi, ben dilenerek bulurdum. Sarp'ın koluna girip kapıya doğru çekiştirdim. Merdivenlerden inip salona girdik kol kola

"Biz gidiyoz"

Herkes salondaydı, sadece amcalar, baba ve dede yoktu. Muhtemelen şirketle ilgileniyorlardır, bu aralar fazla yoğunlardı. Hakan'ın gözlerini kıstığını gördüm

"Kuzen sen benim gözümü çok yoruyorsun ya"

İç çektim dertli dertli

"Kuzen sizde benim içimi çok karartıyorsunuz ya"

Dedim onu taklit ederek. Sürekli gri ve siyah giyiniyorlardı, tamam en aşiret sizsiniz.

"Neyse"

Dedim konuyu kapatmak için

"Bırakayım sizi"

Başımı salladım. Sarp'la anneyi öptük, sonra ben abilerin yanağını öptüm. Ardından civcivler gibi salondan çıkan Arel'i takip ettik.

~

"Dikkat edin tamam mı? Bir sıkıntı olursa beni arıyorsunuz"

"Tamam abi"

Sarp bıkkın bir ifadeyle gözlerini devirdi. Ona aldırış etmeden başımı araba camından içeri sokup Arel'in yanaklarına kocaman öpücükler kondurdum

"İyi geceler abicimm"

"İyi geceler prensesim"

Ben kocaman gülümsemeyle iki elimi onun arkasından salladıktan sonra Sarp'a döndüm gitmek için. Fakat o bana garip bir ifadeyle bakıyordu, sanki şey gibi.. iğrenmiş? Kıskançlık? Çekememezlik! Kesinlikle çekemiyordu!

"Ne?"

Dedim sonunda

"Bir kez olsun beni böyle öpmedin. Senin ikizin benim, abim değil"

Ellerimi belime koydum hesap sorarcasına

"İlk geldiğimde bana kucak açan da oydu, sen değil"

Yüzü düşmüştü anında, hemen yüzünü çevirdi bana

"Tamam, her neyse.."

Morali bariz bir şekilde bozulmuştu. Kıyamadım, hemen kollarımı boynuna sarıp yanağına sulu, kocaman bir öpücük kondurdum. Muhtemelen gece saat 11 sularında, bu işlek caddenin kaldırım kenarına bizi görenler yapışkan, bir çift ergen sevgili sanırdı fakat her şey göründüğü gibi değildir, değil mi?

"Gel gitmeden önce muzlu süt alalım"

Başını salladı, neyin nerede olduğunu bilmediği için elini tutup yönlendirdim. Bir sürü market arasından en büyüğüne girdiğimizde elini bıraktım

"Hatırladığım kadarıyla içecekler şu taraftaydı"

Sal tarafı gösterdim. Başını sallayıp o tarafa gidince onu takip ettim. Bu reyonda sadece rakılar vardı

"Alayım mı bir tane?"

Ona bakarak düşündüm. Süt almaya gelmiştik ne ara rakıya geçmiştik ki? Yüzümü buruşturdum

"Rakı ağır olmaz mı ya?"

"Şarap alalım o zaman"

Başımı salladım. Hızlı ikna olmuştum ama yapacak bir şey yoktu. Birkaç çerez falan da alıp marketten çıktık. İki poşeti o taşırken ben sadece koluna girip onu yönlendiriyordum. Şifreyi girip asansör e bindik. Asansör durduğunda birkaç merdiven çıkıp kapıyı tekmeledim

"Sıkıntılı mısın kızım?"

Omuz silktim

"Kimse sorgulamıyor zaten"

Kapı açıldı. Mert lacivert pijamalarıyla kapıda dikiliyordu. Onu siklemeden içeri geçtim

"Günayd- ay yani iyi akşamlar canolar"

Mert ve Sarp'ın tokalaştığını duyuyordum arkadan. Hepsine haber vermiş, artı olarak Sarp'ı da grupa eklemiştim. Artık o da bizden birisiydi.
Ben kendimi koltuğa attım. Sırtımı koltuğun bir koluna, bacaklarımı da diğer koluna uzattım

"Napıyonuz"

Hepsi Sarp ve benim gibi pijamalıydı

"Çatlayacağım, söyle hadi"

Kaşlarımı çatarak Liya ya baktım

"Neyi kız?"

O bana yastık atarken Selen kısaca güldü

"Olayı"

'haa' nidası yapıp oturduğum yerde dikleştim. Bu sırada Mert ve Sarp da içeri girmiş selamlaşmışlardı. Onların selamlaşması biter bitmez boğazımı temizledim

"Odak bende"

Hepsi bana baktı

"Sevgili dostlarım, bu gün burada toplanma sebebimiz bir şerefsizin bana yazması"

Sarp kaşlarını kaldırıp hemen ciddi bir ifadeye büründü

"Birisi seni rahatsız mı etti?"

Elimi kaldırıp onu susturdum ve devam ettim

"Benim eski okul arkadaşım Demir, bu gün bana yazdı. Bekleyin ben grupa ss atayım"

5 kişinin bir telefona başını sokup okumaya çalışmasındansa ss atmak daha mantıklıydı.

(Hatırlatma)

Ex ark Demir
Merhaba, Yera
Nasılsın

Yera
Mrb
İ sen

Ex ark Demir
İyi bende

Yera
İ ol cnm

Ex ark Demir
Ben şey için rahatsız etmiştim

Yera
Sole

Ex ark Demir
Senin ablan vardı
Selen

Yera
He var

Ex ark Demir
Sevgilisi varmış

Yera
He var

Ex ark Demir
Nişanlanacaklarmış

Yera
He var
Ay yani evet

Ex ark Demir
Duyduğuma göre aranız çok da iyi değilmiş Selen'le

Yera
Evet

Ex ark Demir
Ablanın sevgilisi de en yakın arkadaşınmış. Ablan onu senin elinden almış

Yera
Demir soyle artik

Ex ark Demir
Anlaşma yapalım

Yera
Ne anlasmasi

Ex ark Demir
Selen ve Mert'i ayıralım, sen arkadaşına kavuş ben Selen'le olayım.

Yera
Okey
Simdi müsait degilim aksam yazarim

.

Onlar ssleri okurken izah ettim yanlış anlaşılmamak için

"Akşam biz dalga geçeriz diye düşünüp kabul ettim ve akşam yazarım dedim. Ayrıca onun dediklerini de kabul etme sebebim buydu"

"Sikerim ben bu şerefsizi!"

Mert hemen coşmuştu. Selen elini onun omzuna koydu

"Aşkım sakin ol lütfen"

Gözlerimi devirdim. Sanki abilerim ve Sarp'a sürekli yapışıp öpmüyormuşum gibi onların tek bir dokunuşundan iğreniyordum

"Mert, sakin ol birader yemediler sevgilini"

Liya onu yatıştırmaya çalıştı. Sarp sordu

"Ne yapıyoruz?"

Ellerimi birleştirip birbirine sürttüm şeytani bir ifadeyle

"Anasını sikiyoruz.."

Sarp bana şaşkınlıkla baktı. Herkesin içinde hanım hanımcık(şüpheli) kız arkadaş ortamına girince başka bir şeye dönüşmüştü. Tabii bende olsam bende şaşırırdım.

Kanepenin önüne gidip yere oturdum

"İki kişi yanıma, iki kişi tepeme çıkın telefonu görebilmek için"

Dediğimi yaptılar. Sarp sağıma, Mert soluma, kızlar da kanepeye çıkmışlardı. Dm e girip mesaj attım

Yera
Mrb

_

Liya tepemde söylendi

"Otistik otistik şeyler yazmasana ya"

Kaşlarımı çattım, tam bir şey diyecekken Mert'in sesini duydum

"Otistik otistik şeyler yazmasa zaten garip olur"

Pardon.. bu bana laf mı sokuyordu? Telefonumun ekranının aydınması ile şu anlık bunu boşverip ekrana baktım

Ex ark Demir
İyi akşamlar
Bende seni bekliyordum

Yera
Ne dicektin

Ex ark Demir
Mert'le yakınlaş

_

"Oha ama"

Mesajı Liya benden önce görüp tepki verince gözlerimi mesaja çevirdim, çevirmez olaydım.

"Ney"

Yanımda ki Sarp'ın

"Şerefsiz.."

Diye mırıldandığını duydum. Selen'le Mert sessizdi

_

Yera
?

Ex ark Demir
Onunla yakınlaşacaksın, 1 hafta falan yakın davransan yeter. Sonra Mert sizdeyken onunla aynı odada yalnız kalacaksın, Selen odaya girince de kucağına oturacaksın sanki bir şey yaşıyormuşsunuz gibi

_

"Bak sen şu küçük Enistein'a"

Diye mırıldandım

"Ben bunu gebertirim"

"Yardım edebilirim"

Sarp Mert'e katılırken gözlerimi devirdim. 1. Sınıf kekolar..

_

Yera
Sen ne yapcan

Ex ark Demir
Plan benim ya

Yera
Yok
Yetmez

Ex ark Demir
Ne yapmamı istiyorsun?

Yera
/Git kendini binanin tepesinden at

_

"Ya mal mısın yazma öyle anlar"

Selen'in müdahalesi ile yazdığımı sildim ve yeniden klavyeye hızlıca tıklamaya başladım

_

Yera
/Bana para ver

_

Kafamda hissettiğim küçük tokatla afalladım. Liya vurmuştu.

"Dilenci misin Yera?"

Gönder tuşuna basmayıp tekrar sildim yazdığım mesajı

_

Yera
/Ciplak ust bed

Daha mesajı yazmayı bile bitiremeden yanımda ki Sarp koluma geçirmişti bu sefer. Beni dayak manyağı etmişlerdi resmen. Yüzümü buruşturdum

"Sapık mısın amk?"

"Yani şey için şey ettim... Şey- ifşalarız diye"

"Aynen"

Mert gülerek dalga geçmişti. Mesajı hemen sildim

_

Ex ark Demir
Ne silip duruyorsun? Çekinme iste ne istiyorsan

Yera
Sey
/Annenin fotosynu at

_

Mert telefonu elimden çekip aldı

"İyice saçmaladın ama sen"

_

Yera
Seni istiyorum bebeğim

_

"LAN!"

Onlar kahkahalara boğulurken ben gözlerimi sınırı yokmuşcasına açıp şaşkın şaşkın bakıyordum

"Ulan ırz düşmanı..."

Sinirle Mert'in üzerine atladım ve ellerimi onun boğazına sarıp boğmaya başladım. O sudan çıkmış hamsi gibi çırpınırken Selen de benim üzerime atladı

"Kocamı bırak!"

Üzerime binen ağırlıkla yere yapışmam bir oldu. Mert benim elimden kurtulup nefeslenirken Selen Mert'in rahatlığı için yerde benim üzerimde, beni yerde sabit tutuyordu.

"Kalleş karı! Hıyarın biri için bacını yere yatırdın!"

O da benim gibi çirkefce sesini yükseltti. Tabiki ciddi ciddi birbirimizi hırpalamıyorduk.

"O hıyarla evleniyorum ben!"

"Hıyar mı.."

Mert'in hayatı sorgulamasını görmezden gelip kaşımın birini kaldırdım

"Yoo nişanlı bile değilsiniz"

"Hüseyin kaza geçirmeseydi isteyecekti bi kere"

Gözlerimi devirdim. Banane, ben sonuca odaklanırım

"Sonuç olarak nişanlı değilsiniz. Her an seni bırakıp gidebilir bu piç"

Tabiki şaka yapıyordum, burada ki herkes(muhtemelen Sarp dışında) bunu bildiği için alınmıyor ve ya beni ciddiye almıyorlardı. Ayrıca Mert böyle birisi değildi

Selen üzerimden kalkarken 'yav he he' diye mırıldanmıştı. Telefonu unuttuğumu fark edip etrafa bakındım, bulamayınca elinde telefonum, yazışan Liya'yı ve yanında telefona bakan Sarp'ı gördüm. Hemen yanlarına gidip baktım, diğerleri de peşimden gelmişti

_

Ex ark Demir
Anlamadım?
Biz zaten Selen'e kavuşmam için yapmıyor muyuz bunu?

Yera
Saka yaptim canim neden bu kadar uzattin

Ex ark Demir
Anladım
Ne istiyorsun sonuç olarak?

Yera
Daha dusunmedim
Bu bir hafta icinde dusunup sana soylerim

Ex ark Demir
Tamam, başka bir şey yoksa iyi geceler

Yera
İyi geceler

_

Liya son mesajı da yazıp telefonu bize gösterdi

"Bu kadar kolay mıymış"

Diye hayıflandım. Beynim eror vermişti ben mesaj yazarken.

"Kuduruk olduğun için bi türlü yazamadın"

Liya bana laf sokarken ben sadece ona dil çıkardım.

"Partileyek mi? Şarap da var"

"Saat 12, komşular rahatsız olmaz mı?"

"Alt komşu bu gün evde yok, yan ev boş, solda ki komşu yaşlı bir kadın, duyacağını sanmıyorum baya sıkıntılı duyuyor. Üst komşu da genç bir adam, bence sorun olmaz"

Bence olurdu ama işime gelmediği için sustum. Sarp'ın sorusunu cevaplayan Liya şimdi de şarap için bardak ve çerez için birkaç tabak almaya gitmişti. Televizyon u açıp açıp Ece Seçkin'in dibine dibine şarkısını açtım

"Başlıyoruz bizim otistiğin şarkılarını dinlemeye"

Onu takmayıp zıplaya zıplaya dans etmeye başladım. Aslında dans da denilmez, sadece kollarımı sağa sala sallayarak hoplayıp zıplıyordum. Normalde olsa Sarp yüzünden utanır, şarkı bile açamazdım fakat şu anda utanasım gelmiyordu. Aniden durup kumandayı kanepeye fırlattım ve salonu ters ettim. Şarkının nakaratı gelmeden önce gidip çişimi yapsam iyi olurdu.

~

İşimi halledip geri geldim. Hepsi kanepede oturmuş ellerinde şarapla sohbet ediyordu. Ne sıkıcı. Onları boş verip sehpada ki tek kadehi aldım çünkü muhtemelen benimdi. Birkaç yudum alıp geri koydum ve tekrar dans etmeye başladım. Esnemeyi de unutmamıştım çünkü genelde bu saatlerde uykuda olmuş oluyordum. Sorun değildi, bir günlük uyanık kalabilirdin herhalde. Liya da kalkıp bana eşlik ettiğinde modum tamamen düzelmişti ve melodi kısmına gelince ikimiz de twörk atmaya başlamıştık. Selen ve Mert alkışlayarak bize gülerken Sarp'ın şaşkın bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. Muhtemelen beni ilk kez böyle gördüğü içindir. Ve muhtemelen yarın onun yanında ki bu kudurukluğum için utanç krizleri geçirecek, yüzüne bakmayacaktım.

"Selen kalk!"

Liya yanımdan ayrılıp onun kolunu tutup yanımıza çekmişti. Biz birlikte dans ederken iki oğlan da şaraplarını içerek bizi izliyordu.

~
Sabah

Duyduğum yüksek sesli horlamayla gözlerimi aralayıp tavana diktim. Uykulu bakışlarım bir süre donuk bir şekilde tavanda dolaşırken sonunda uzandığım yerden doğruldum. Ani doğrulmam ile belime saplanan acı, yüzümü buruşturmama sebep olmuştu. Yattığım alana baktığımda salonda, yere bir yastık atıp öylece yerde uyuduğumu gördüm. Gözlerimi devirdim kendime, sonra ise etrafa baktım. Selen ve Liya kanepede, Sarp koltukta, Mert'se benim gibi yerde uyuduğunu gördüm. Etrafa bakınıp telefonumu aradım, yanımda ki koltuğun altına kaymıştı, onun neden orada olduğu kendi içimde sorgulayıp elimi uzatıp aldım. Geri yerime uzanıp telefonumu açtım, bir sürü bildirim vardı. Instagram a girdim, iki post atmıştım gece. Birisi bir fotoğraf, diğeri ise videoydu. İlk video ya tıkladım, video da Liya, ben ve Sarp çılgınlarca dans ediyorduk ve daha kötüsü ben götümde kurt varmış gibi sürekli zıplıyor, manyak gibi dans ediyordum. Gözlerimi sıkıca kapatıp kendime küfür ettim. Sonra yavaşca açıp korkarak diğer fotoğrafa baktım. Neyse ki bu normaldi. Fakat daha kötüsü vardı ki baya yorum gelmişti videoya..

Yer_yer_ra

😝
@HavalıyızSarp @Liya🫐 @Mertt @Selen_n

5.9.k 20
Beğeni Yorum

Fotoğrafa gelen yorumları boş verip direkt videonun yorumlarına baktım

12k 500
Beğeni Yorum

Yorumlar

Arel Aybars
Uslu olun demiştim.
Yanıt verdiniz:
Kimseyi taşlamadik ki abicimm

Polis_Y
Ulan Yera hani içmiyordun
Yanıt verdiniz:
Valla araya kaynamis Yaman'cim

HavalıyızSarp
Keçi yavrusu gibi zıplıyor bide
Ayaz⚡, HavalıyızSarp kişisine yanıt verdi:
JSKSNDKSNXNKXMSNDNDNSMXMC
Tamer Aybars, HavalıyızSarp kişisine yanıt verdi:
NSNXKMSNSKSNXMSNSNNX
Bulut☁️, HavalıyızSarp kişisine yanıt verdi:
JSBHSKSNDJKANDKMXNSNX

Toprak🪳
Bilseydim böyle olacağını gitmemeniz için elimden geleni yapardım..

Alparslan Aybars
İçtiniz mi siz?
Yanıt verdiniz:
Oha babanın instası varrr
Yanıt verdiniz:
Sarp icti ven icmedim

"Off, başım"

Yorumları okumayı şu anlık bırakıp yerde kıvranan Mert e baktım. En çok o ve Sarp içmişti çünkü ben dans etmekten vakit bulamamış, Selen fazla içmek istememiş, Liya ise aniden Ali gelir de onu sarhoş görüp cinlenir diye içmemişti bir kadehten fazla. Ali ne kendisinin, nede kardeşinin içki içmesinden hoşlanmıyordu.

Telefonu yere bırakıp ayağa kalktım. İlk önce tuvalete gidip işimi halledip, sonra mutfağa gidip bir bardak su içmiştim. Daha sonra her zaman ilaçların orada olduğunu bildiğim buzdolabına gidip yumurtalık yerinde ki ilaçları karıştırmaya başlamıştım. Bizim sülale de ki yazısız kuraldı ilaçların hep buzdolabının kapağında olması. Biraz karıştırdıktan sonra gözüme tanıdık turuncu ambalajlı ağrı kesici tableti takıldı. Aksenfort. Hemen ellerime alıp cebime attım, sonra sürahi ve üç bardak alıp salona yürüdüm. Aksenfort, aslında dış ağrısı için kullanılan bir ilaçtı fakat o kadar güçlü bir etkisi vardı ki çoğu kişi onu ağrı kesici olarak kullanıyordu. İlk Hüseyin'in doktorunun önermesiyle tüm aileye yayılmıştı ilacın adı, şimdi ise herkesin evinde vardı.

Getirdiklerimi sehpaya koyup bardağa su doldurdum ve ilaçla birlikte Mert e uzattım

"İyiki varım dimi"

O beni takmayıp elimde ki leri alırken sadece

"Hıhı"

Dedi. Bunları ben şımartıyordum, iyilik de yaramıyordu. O ilaç la suyunu içerken bardağa tekrar su doldurdum ve onun suyunu bitirmesini bekledim. Bardağı dudaklarından uzaklaştırdığı an yeni bardağa doldurduğum suyu yüzüme çarptım. Elektrik çarpmış gibi irkilip bağırınca memnuniyetile gülümsedim

"Mal mısın ya!?"

"Hıhı"

Dedim onu taklit ederek.

"Noluyor aq"

Sarp yüzünü sıvazlayarak söyleniyordu uykulu sesiyle. Selen yastığı kulağına bastırırken Liya'nın olmadığını fark ettim. Neredeydi bu kız? Salondan çıkıp evi turlamaya başladım. Ev o kadar da büyük olmadığından hemen bitirmiştim fakat Liya yoktu. Telefonumu alıp onu aradım

Çalıyor...

"Efendim bebişim"

"Neredesin kız?"

"Fırında, ekmek alıyom"

"Heh tamam"

Telefonu yüzüne kapattım. Şuna bak hele, erkenden kalkıp bide fırına gitmiş

Mutfağa gidip buzdolabında ki mazemelerle kahvaltı hazırlamaya başladım

~

Taksi durduğunda taksiden inip Sarp'ın ücreti ödemesini bekledim. O da geldiğinde koluna girip malikaneye yürüdük.

"Günaydınlarr"

Korumları selamladım. Sarp'a baktım ters ters

"Sen niye günaydın demiyorsun"

Göz ucuyla bana bakıp önüne döndü

"Genelde kimse korumalarla konuşmaz amcalar ve babamdan başka"

"Niye"

Omuz silkti

"Ne bileyim, zaten sen onlara günaydın desen de cevap vermezler"

Bende ona bakmayı kesip önüme döndüm ve rahat tavrımla konuşmaya başladım

"Biliyom ki. Onlar profesyonelliklerini bozmamak için konuşmuyorlar, sen konuşabilirsin ama"

Sadece sustu. Verecek cevabı yoktu galiba çünki haklıydım!

Kapıyı açıp içeri girdik, korumalar var ve ev kalabalık diye kapı hiç kilitli tutulmuyordu.

"GÜNAYDINN!"

Sarp yüzünü buruşturdu

"Kulağımın dibinde bağırmasana kızım ya"

"Yemedik kulağını, al başına çal"

Hayır yani ne bu drama queenlik?

"Ne didişiyorsunuz öyle?"

Konuşarak salona kol kola girdiğimizde Yıldız ablanın sevecen sesini duyup Sarp'dan çekildim

"Ya sürekli söyleniyor kaynana gibi"

Gidip Cansu yengenin yanına oturup ona sarıldım

"Yengemmm nasılsın"

Şaşırmış olacak ki birkaç saniye bekleyip o da bana sarıldı

"İyiyim canım sen nasılsın?"

"İyi olasın"

İç çekip başımı koluna dayamaya devam ettim. Saçmaladığımın farkındaydım fakat onun da mutlu olmasını istiyordum. Salonda dün gecenin sohbeti dönerken onları takmadım ve saate baktım, 2 olacaktı. Ayağa kalktım

"Ben gidiyorum ders çalışmaya"

Yarın okul vardı ve ben uzun zamandır derslere vakit ayıramadığım için notlarımda düşüşler olmuştu

"Tamam kızım, Allah zihin açıklığı versin"

"Amin"

Babaanne'nin dediği şeye anne ve Akça yenge amin demişti.

Onlara öpücük atıp odaya çıktım. Bora odadaydı. Yanına gidip yanağını öptüm ve günlük kıyafet alıp pijamalarımı değişmek için banyoya girdim. Öpmek içimden gelmişti bu arada her dakika öpmüyorum kimseyi!

Her zaman kinden daha sade giyinmeyi seçip sarı bir tişört, oldukça oversize bir pantolon ve siyah beyaz bir ayakkabı giyinmiştim. Şapka mı da çalışma masasına bırakıp sandalye ye oturdum. Dersten sonra dışarı çıkmayı düşünüyordum.

Çantamı açıp test kitaplarını masaya boşaltmaya başladım ve ilk hangisini işleyeceğime karar vermeye çalıştım... Matematik!

~

Yanağıma konan öpücükle irkildim

"Korkuttum mu? Özür dilerim"

Başımı kaldırmamla babayı gördüm. Ne kadar kin tutmaya çalışsam da babasızlık benim zayıf noktamdı. Yüzümde ki gülümsemeye engel olamadım

"Sorun değil"

Elini saçlarıma atıp nazikçe okşadı

"Annene seni sordum, saat ikiden beri ders çalıştığını söyledi. Saat 6 oluyor, yetmez mi bu kadar?"

Sandalye de dikleştim, belim tutulmuştu

"Yeter"

Diyerek onu onayladım. Diğer yanağımı öpüp geri çekildi

"Ben duşa gireceğim"

Başımı salladım

"Ben de parka gidiyorum. Biraz hava almak istiyorum"

"Tamam. Dikkat et"

"Tamamm"

Kenarda ki şapka mı alıp kafama taktım. İkimiz birlikte odadan çıktık, o banyoya, ben merdivenlere yürüdüm.

"Anne!"

Merdivenlerden koşarak inerken anneye seslendim

"Annee!"

"Efendim kızım?"

Mutfaktan çıktı

"Ben dışarı çıkıp biraz hava alcam"

"Tamam tatlım"

Gidecekken fazla şık olduğunu fark edip onu süzdüm

"Nereye?"

Gülümsedi

"Müvekkilimle buluşacağım"

Kaşlarımı çattım

"Bu saatte?"

"Evet, anca vakit buldum"

Başımı salladım sadece

"Tamam kolay gelsin. Ben kaçar"

Kapıya yürüdüm ve evden çıktım. Hava kararmamıştı tam

~

Yaklaşık 10 dakikadır salıncakta sallanıyorum. Hava gri ve lacivert karışımıydı. Tam kararmasa da kararmıştı işte. Bazı sokak lamları havaya loş ışık saçıyordu. Etrafta çocuklar kalmamış, sadece tek tük 1-2 çiftler vardı. Bense yavaş yavaş ileri geri sallanıyordum

"Seni sallamamı ister misin?"

Yanımdan gelen sesle yere eğik olan başımı kaldırıp o tarafa baktım. Bu kimdi? Tanıdıktı... Bars'tı galiba

Bir süredir onu incelediğimi fark edince ister istemez utanmıştım. Sesim çekingen çıkmıştı

"Merhaba..."

"Merhaba"

Dedi sırıtarak.

"Seni sallamamı ister misin? Sıkılıyor gibisin"

Duraksadım, ciddi duruyordu

"Olur"

Arkama geçip fazla yükseğe çıkmayacağım fakat eğleneceğim yükseklikte sallamaya başladı.
Gülmemi durduramadım o an.

BARS'IN ANLATIMI İLE

Gülüşü o kadar masumdu ki.. kurban olduğum neşe saçıyordu etrafa.
Konu başlatmaya çalışıyordum fakat ne sormam gerektiğini bilmiyordum. Onun hakkında her şeyi biliyordum zaten.

"Kaç yaşındasın?"

"17! Sen?"

Eğlenerek söylemişti

"22"

"Ohaa 5 yaş var. Sana abi mi diyeyim?"

Bu düşünce bile sinir hücrelerimin tetiklenmesini sağlamıştı. Sen daha abilerine abi demiyorsun be güzelim, bana mı diyeceksin? Bu kızın beyninde bir problem vardı, fakat sorun değildi.

"Bars desen yeter"

Sessiz kaldı. Bir süre sonra konuştu

"Sen kimdin bu arada unuttum"

Bu filtresizliğine bir kahkaha atabilirdim fakat kendime engel olarak konuştum

"Dedenin eski arkadaşının torunu"

"Hangi dede"

"Vural Kara"

"He Kara dede"

"Evet Kara dede"

Diye onu taklit ettim. Onun yanında olmak o kadar eğlenceliydi ki, biraz daha kalırsam bir daha yanından ayrılamam diye korktum. Çünkü şu anda yeri değildi, çok fazla şey yaşıyordu ve şu anda beni öğrenmek onu yeni bir bunalıma sokabilirdi.

"Dur dur! Başım döndü"

Hemen salıncağı tutarak onu durdurdum

"İyi misin?"

Yüzümde ki endişeli ifadeye şaşırmıştı

"Ay yok iyiyim. Sadece fazla sallanınca şey oldu"

Gözlerine baktım. Koyu kahvelerinde kaybolayım kadın..

YERA'NIN ANLATIMI İLE

Fazla şey bakıyordu, derin.. yeni tanıştığımızı bilmesem geçmişimizin olduğunu falan söylerdim. Hoş, bir yerden tanıdık da geliyordu da neyse.

"Ben gidiyim artık hava iyice karardı"

Geri çekildi, sanki uykudan ayılmıştı

"Seni ben bırakayım"

Eliyle gösterdiği tarafa baktım, siyah, güzel ve havalı görünen bir arabaydı.
Fakat ben yabancıların arabasına binmezdim.

"Yok sağol"

Sanki bunu biliyormuş da yeni hatırlamış gibi bir yüz ifadesi yaptı. Kaşlarını hafif kaldırıp dudaklarını araladı

"Yürüyerek eşlik edeyim? Dediğin gibi hava karardı, Türkiye'yi de biliyorsun iti kopuğu dışarıdadır şimdi"

Başımı salladım. Şu an ölmek isteyeceğim son şey bile değildi.

Yavaş yavaş küçük parkın çıkışına yürüdük. Etrafta rahatsız edici bir sessizlik vardı.

"Ee"

"Nerelisin sen?"

"İzmir"

Ne güzel

"Sen?"

Bu sefer o sordu. Açıkçası.. bilmiyordum

"Ya aslında şey.. bilmiyorum"

Yarım ağız güldü

"Olsun takılma. Zamanla öğrenirsin"

Başımı salladım. En azından zorbalamıyordu çünkü Sarp ve Meriç olsa kahkahalara boğulurlardı.

"Sevgilin falan var mı?"

Ay galiba bu soruyu sormamam gerekiyordu. Hayır yani, sanane ki!?

"Yok, senin?"

"Yok benimde"

Sonra yanlış anlamaması için kendimi düzelttim

"Yani şey aslında ben öyle şey anlamda sormadım, sadece merak"

Güldü. Bu halimden zevk alıyor gibiydi. Bense utançtan yerin dibine gidiyordum.

"Rahat ol"

Pki. Yere bakarak yürümeye devam ettim, aradan 5 dakika falan geçtikten sonra aniden durup yere yapıştım

"Oha! 4 yapraklı yonca!"

O da durdu. Hemen yoncayı kopardım, diğer ikisi 3 yapraklı, biri ise 4 yapraklı yoncaydı. Hemen kalkıp resmen Bars'ın gözüne sokarcasına uzattım

"Bak!"

Hafif şaşkın bir ifadeyle ilk yoncaya, sonra bana baktı

"Wow, gözlerin de baya iyi görüyormuş"

Yoncamı kendime çekip diğer elimle saçlarımı savurdum

"Tabiki! Mükemmel bir insanım!"

Yonca sayesinde resmen modum da, egom da tavan yapmıştı!

Önüme dönüp hızlı hızlı yürümeye devam ederken arkamdan kısaca gülüp benimle birlikte yürüdüğünü duyuyordum.

Şimdi aklıma geldi de... Biz ne ara kaynaşmıştık da birlikte yürüyorduk? Hayır yani, mantıklı değildi ki...
Fakat diyebileceğim en net şey onun yanında güvende hissettiğim di.

Biraz daha yürüdükten sonra kapının önüne varmıştık. Ona döndüm

"Teşekkürler"

"Rica ederim, zevkti."

Gözlerimi kaçırdım. Sürekli gözlerime bakıyordu

"İyi geceler"

Deyip hemen bahçe kapısından içeri girdim. Kapının önünde korumalar vardı. Evin kapısını açıp içeri girdim

~

Derin bir of daha çektim. Elimde ki örgü iğnelerini yastığın üzerine bırakıp yastığı karnıma daha çok bastırdım. Kafamda o kadar ses vardı ki bu sıralar, regl günümü de unutmuştum. Hayır yani anlamıyordum ki, regl sancısını kadınlar çeksin, 9 ay çocuğu kadınlar taşısın, yetmedi doğum sancısını da kadınlar çekip kadınlar annelik etsin çocuğa. Peki ya erkekler? Onlar niye ellerini kollarını sallayarak yaşıyorlardı? Nerede dünya adaleti? Ben zaten tarihe çok meraklı bir insan olduğum için öğrenmiştim, uzun yıllar önce kadınlara sırf kadın oldukları için vatandaşlık da verilmiyormuş. Hayırdır aq siz kimsiniz? Bak sinirim yine tepeme çıkmıştı.

Başımı kaldırıp gökyüzünde ki yıldızlara göz attım, sonra ise eğilip termosumu aldım ve içinde ki sıcak sudan birkaç yudum aldıktan sonra kapağını kapatıp elimde ki 4 satır örülmüş kılıfı suluğa geçirdim ve ölçüsüne baktım. 3. Denemede sonunda tutturmuştum düzgün örmeyi.

İşim bitmediği için suluğu kılıftan çıkarıp tekrar yere koydum. Karnıma giren sancıyla derin bir nefes alıp Pinterest de referans aldığım kılıfa baktım. Çilekleri nasıl yapacağıma dair birkaç fikrim vardı ama çok zordu! Büyük çileğin de demirini nereden bulacağımı bilmiyordum, derzilerde olurdu muhtemelen fakat regl ken fazla uğraşmayı sevmediğim için gidip bakmazdım oralara. Büyük çileği de beyaz ipliğe geçirip denir yerine asardım artık, yapacak bir şey yoktu.

Karnıma giren yeni bir sancıyla odağım bozuldu

“Boje moy! Day mne terpeniye!”
(Tanrım ya! Sen bana sabır ver!)

İğneleri ellerim arasına aldım ve yukarı bakarak sitem ettim

“Kak budto u menya malo problem, yeşço i eti boli pri mesyaçnıh!”
(İşim gücüm yokmuş gibi bir de bu regl ağrısıyla uğraşıyorum!)

Kafamda dönen ikinci ağrı kesiciyi içme tilkileri her ne kadar cilve yapsa da kulak asmamaya çalışıyordum. Her şeyin fazlası zarardı.
Derin bir nefes alıp örgü örmeye devam ettim. 5. Satırı bitirirken böyle odaklanamadığımı fark edip bir kenara koydum ve küçük sehpada ki telefonumu alıp bu aralar takıntım olan Tom a girip korsanları yok etmece oynamaya başladım.

Dakikalarca, belki 20, belki 30 dakika oynadıktan sonra uyku iksirimin bitişi ile Tom'u uyutup telefonu kenara bıraktım. Aslında elmasım vardı, uyku iksiri alabilirdim fakat harcamak istemedim. Yavaşca ayağa kalkıp ellerimi balkonun kalın taş korkuluklarına dayadım. İlk önce gökyüzünü süzdüm, hafif çiseliyordu. Sonra ise gözlerimi bahçede gezdirdim. Korumalar hafif yağan yağmurda ıslanıyorlardı. İşleri bu olsa bile ıslanmamalarını isterdim. Yazıktı.

Daha sonra gözlerimi biraz daha ötelere çevirdim. En üst katta olduğum için bahçe duvarlarının ötesini, mahalleyi de görebiliyordum. Ev bana göre o kadar güzel bir konumdaydı ki, ne komşu vardı ve de herhangi bir geçen yabancı. Evler biraz daha ötede yerleşiyordu. Buradan arabayla 5-7 dakikalık uzaklıkta zaten Kara konağı vardı. Onların komşuları vardı fakat çok fazla değildi.

Bahçe duvarlarının ötesinde dikkatimi çeken karartı ile gözlerimi oraya diktim. Siyah, büyük bir şemsiyenin altında adam duruyordu. Ve en korkunç olanı adam doğruca bana bakıyordu. Kapının önünde duran korumalara değil, evin etrafına değil, gökyüzüne ve ya malikaneye değil, doğruca bana bakıyordu. İliklerime kadar hissettiğim tek bir duygu vardı. Tehlike.

En kuytu köşede duran silüet, korumaların göremeyeceği bir duvarın köşesine sinmişti. Simsiyah olan giyimi ise kamuflaj olmasına yardımcı oluyordu.
Karnıma saplanan yeni bir sancı, şu anda umursayacağım bir şey değildi. Gözlerimi dikmiş dikkatle ona bakıyordum. Bu adamın burada ne işi vardı? Benden ne istiyordu? Neden özellikle bana bakıyordu? Hırsız olamazdı, herhangi bir hırsız aşiretin malikanesini soymaya cüret edemezdi. Etse bile bahçede ki korumaların görüntüsü bile onun bu fikrini değiştirmeye ikna ederdi. Ayrıca hırsız olduğunu sanmıyordum, olsa bana neden baksın?

Hüseyin'in işi değildi, hafızasını kaybetmişti, yapamazdı. Manon yapmazdı. Kim yapardı? Etrafımda benimle garezi olan başka kim vardı? Düşünmem gerekiyordu. Ve ya öğrenmem.

Hızla balkondan ayrılıp koşarak, aynı zamanda sessiz olmaya çalışarak merdivenlerden inip kendimi malikanenin bahçesine attım

"Dışarıda birisi var! Bakmanız gerekiyor!"

Kapının önünde ki iki koruma hemen harekete geçmiş, dış kapıya yönelmişlerdi. Onların arkasından gidecektim ki önüme uzatılan kol engel olmuştu

"Dediğiniz kişi dışarıdaysa sizin için tehlikeli olabilir"

Başımı salladım. Haklıydı. Karnım ağrıdığı için öylece olduğum yere oturup baş parmağımın ucunu ısırarak beklemeye başladım. Dakikalar sonra gelen iki korumayla ayağa kalktım

"Malikanenin etrafına baktık, kimse yok"

Kaşlarımı çattım, gerginlikle konuştum

"Emin misiniz? Siyah giyinimli, siyah şemsiyeli bir adamdı. Gördüğüme hiç olmadığım kadar eminim. Belki saklanmıştır"

"Nerede gördünüz?"

Diğer koruma sordu. Ona oturduğum balkonu gösterdim

"Orada etrafa bakıyordum, birden gözüm sataştı"

Bu sefer balkondan adamı gördüğüm tarafı işaret ettim

"O tarafta karanlıkta durmuş bana bakıyordu. Dakikalarca bana baktı"

İki korumanın gözleri kesişti, ardından tekrar bana döndüler. İçlerinden birisi konuştu

"Belki de uykusuzluktandır. Lütfen içeri gidin, biz burayı koruyoruz, kimse gelmeyecek"

Dudaklarımı büzdüm. Anlamıyorlardı, muhtemelen bana inanmıyorlar, hayal gördüğümü sanıyorlardı..

"Peki"

Başımı sallamakla yetindim. Bana inanmıyorlarsa diretmeyecektim. Moralim bozuk bir şekilde malikaneye geri girdim. Yeni korku sebebi gelmişti, yine ve yine...

.
.
.
.

Sizce bu sefer kim?

Tanıdık birisi mi? Yeni karakter mi?

Ben biliyom söyleyeyim mi?

Şaka

Arkadaşlar çalışıyorum bu arada bu yüzden bölümler haftada 2 gün gelebilir

0:18

Bu bölüm eğlenceliydi ha sanki ne dersiniz?

Oy verin

4200 kelime

TikTok hesabımdan gelecek bölümler hakkında spoiler yayımlıyorum. Her gelecek bölüm için bir spoi videosu.

Kullanıcı adı:Nestown_fan

Bb

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

545okunma 25beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18