İletişim özürlüsü müsün?

Vaveyla Yazarı: Nestown_ Fan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: İletişim özürlüsü müsün?

Ağlıyordum. Evin bahçesinde oturmuş yıldızları izleyerek ağlıyordum. Ablam Selen yine beni rezil etmiş, aşağılamıştı. Babam la annem de gülmüştü. Ben kendimi korumak istediğimde de annem bana bağırmıştı huzursuzluk çıkarıyorum diye, oysa ki ben bir şey yapmamıştım ki. Başımı kaldırıp yıldızlara baktım, her zaman ki gibi çok güzellerdi. Bayılıyordum bulut ve yıldızları izlemeye, fotoğraf sandığım yıldız ve bulutların fotoğrafları ile doluydu. Beğendiğim şeylerin fotoğrafını fotoğraf makinemle çeker, fotoğrafları küçük sandığımda biriktirirdim. Başımı yukarı kaldırıp gök yüzünde ki yıldızlara baktım.

"Keşke farklı bir ailede doğsaydım"

Dedikten sonra kalkıp odama gittim. Annemle babam beni sevmezdi, nedenini bilmezdim. Babam o kadar kavgacı, kötü, kinli ve her şeyi uzatan bir insandı ki, resmen insana ağır psikolojik şiddet uyguluyordu resmen. Babasına aşık kızlar var ya, ben onlardandım eskiden. Büyüdükçe bu hiss saf nefrete dönüşse de. Kansızlığım vardı 9 yaşımda ortaya çıkmış, o günden bu güne kadar 4 kez tedavi olmuş, bir sürü ilaçlar içmiştim fakat hiçbiri işe yaramamış, işe yaramadığını gören ailem ise tedaviyi kesmişti. Kanım en son baktırdığımda %60 di. Kim bilir şimdi kaçtı. Muhtemelen gerçekten en azından bu aralar baya düşmüştü çünkü bu aralar sürekli başım dönüyor, gözlerim kararıyordu. Ten rengim solmuştu, unutkanlığım epey bi ilerlemişti.

Odamda girdikten sonra saçlarımı tokadan kurtarıp taradım. Uzun, siyah, güzel saçlarım vardı. Hindistan cevizi kokuyordu çünkü en sevdiğim kokulardandı. Ayrıca siyah saçlarıma uyum sağlıyordu. Saçlarımı taradıktan sonra pijamalarımla yatağa girdim ve gözlerimi kapattım.

İki gün sonra

Odamda resim çizerken annem içeri daldı. Evet, bildiğiniz daldı.

"Napıyorsun burada?"

Kör müsün demek istedim ama henüz yaşama gibi planlarım vardı

"Hiç öyle-"

"Kalk hazırlan gidiyoruz"

Nereye diye soracakken gitti. Ben şaşkın şaşkın ayağa kalkayım derken Selen kapıda oldukça mutlu bir şekilde belirdi

"Boşuna evlatlık demiyormuşum"

Ona sorgu dolu bakışlarla baktım. O da gülerek

"Görürsün"

Deyip gitti. Neyse.

(Gözlük şapka falan yok. Zevkine uymayan değişebilir)

Bunu giyip salona indim

"Böyle iyi mi?"

Nereye gideceğimizi söylememişti nede olsa. Annem yüzünü buruşturup beni süzdü

"Rezil edeceksin bizi"

Kime? Birisiyle buluşmaya mı gideceğiz? Yoksa her zaman ki gibi arkadaşları ile aile yemeğine mi? Ben çok sorgulayamadan çıktık evden. Bir hastahane ye geldiğimizde etrafa bakındım, ardından anneme döndüm

"Neden geldik ki buraya?"

Annem ters ters bakıp yürümeye başlayınca sessiz kalmam gerektiğini anladım. Peki.

Babam görevliye Aybars'ların nerede olduğunu sorduğunda 4. Katta olduğunu öğrendik ve oraya gittik. Bir odaya girdiğimizde orada yaşı büyük olan fakat yaşına göre yapılı ve karizmatik bir adam, yanında stressten mi yoksa heyecandan mı bilemediğim yerinde duramayan bir asil ve zarif görünümlü bir kadın ve son olarak takım elbiseli bir adam vardı. Biz içeri girince gözler bize, daha doğrusu bana döndü. Anksiyetem var abi bakmayın öyle demek istesem de annemin elinin tersinde olduğum için vaz geçtim.

"Hoş geldiniz"

Dedi babamdan daha büyük görünen bey amca

Babam da
"Hoş bulduk"
Diye karşılık verdi. Selamlaşma kısmı bittiğinde doktor konuşmaya başladı

"O zaman sizi kan almak için odaya alalım?"

Dedi ben ve bey amcaya bakarak. Ne? Noluyor lan ne kanı? Anneme sorgu dolu bakışlar atarken annem konuştu

"Bu çift senin onların çocuğu olduğunu iddia ediyor."

Şaşkın şaşkın çifte ve yanlarında ki 28 yaşlarında ki adama baktım. Bey amca benim gibi akyazdı, adam da akyazdı. Yüz hatlarım bey amca ve adamınki gibi keskindi. Benziyorduk yalan yok şimdi. Ben melül melül bakarken kadın bana özlemle bakıyor, bey amca ise her an bana sarılacak gibi duruyordu. Adamın yüz ifadesi tepkisizdi. Babam eli ile omzuna dokunup fırlatırcasına beni tutup kapıya yöneltti, bey amca ve doktorun arkadan geldiğini duyabiliyordum adım seslerinden.

1 hafta sonra

Tekrardan hastahanedeydik.
Doktorun odasında ben, annem, babam, bey amca, geçen ki hanım efendi, galiba oğulları olan adam ve benim yaşlarımda bir erkekle oturuyorduk. Kadının o oğlana fısıldayarak

"Bak, sana ne kadar da benziyor"

Demesiyle oğlanla göz göze geldik. Ben hemen gözlerimi kaçırdım. Bu sırada odaya doktor girip zarfı bey amca ya uzattı

"Buyrun efendim"

Olabilir miydi ki? Onlar benim ailem olabilir miydi? 6 yaşımda şu anki ailem beni yetimhane den evlat edinmişti. Ondan öncesini hatırlamıyordum. Onlar benim biyolojik ailem ise beni neden yetimhane ye bırakmışlardı? İstemediler mi beni?

Bey amca zarfı açıp okuduğunda adam da yanındaydı. Adam başını kaldırıp bana garip bir ifade ile baktı
Kinli mi? Yoksa kabullenemiyor gibi mi? Yoksa lanet eder gibi mi? Ardından bakışlarını benden çekip heyecanla bekleyen annesine baktı ve başını salladı. Bey amca nın da yüzünde ki küçücük tebessüm den anladım test sonucunu.

"Yera Aksay, %99,99 Alparslan Aybars'ın kızıdır."

Diye sesli okudu bey amca. Demek adı Alparslan bey amcaydı. Okey. Yanlız benim acilen eve gidip overthinklenmem lazımdı. Abi bunden 5 sezonluk dizi çıkar. Neyse. Göz ucuyla yan tarafta oturan anne babama baktım. Babam kaşları çatık bir şekilde yere bakıyor, annem ise göz devirmişti. İnsan bi "kızımı vermem" falan derdi de yok. Kadın birden ayağa kalkıp bana doğru hızla ilerledi ve beni kendisine çekip sarıldı. İhtiyacım vardı ne yalan söyleyeyim iyi geldi, yumuşacıktı ve güzel kokuyordu. Kırmamak için bir kolumla sarıldım

"Kızım... Sonunda bulduk seni.."

Dedi özlemle saçlarımı koklayarak. Ne yani? Beni uzun zamandır mı arıyorlar? Umarım öyledir de beni gerçekten kendileri isteyerek yetimhane ye bırakmışlardır. Geri çekildiğinde etrafa göz gezdirdim. Annem ve babam sinirli bir şekilde yere bakıyor, adam odada ki sedyeye yaslanmış, elleri takım elbisesinin pantolonunun cebinde beni inceliyor, Alparslan bey amca ufacık bir tebessümle bana bakıyor, benim yaşlarımda ki çocuk ise şaşkınca bana bakıyordu. Kadın kendi ailesine dönüp gözleri dolu dolu bir şekilde beni gösterdi

"Bakın! Pars, Sarp bakın bulduk minik Yera'mızı! Alparslan bak!"

Minik Yera'mız? Alparslan bey karısına baktı

"Evet yavrum, sonunda bulduk kızımızı"

Bu sırada oturduğu yerden annem hışımla kalktı

"Haftada 2 kez görüşmenize izin veririz. Hadi Yera, gidiyoruz"

Şaşırmıştım. Gerçi niye şaşırıyorsam? Evi ben temizliyordum, ne yemek isterlerse her gün ben pişiriyordum, evin parası hep bende oluyordu, ben idare ediyordum evi. Evde tek bir şey kaybolsun(ki onu kaybeden kesinlikle Selen olurdu) onun hesabı hemen bana kesilir ve annem vururdu. Kısaca ben olmasam o ev biraz zor geçinirdi. Maddi olarak olmasa da gerçekten sıkıntı olurdu onlar için.

Efendi hanım hemen beni kolumdan tutup yanına çekti. Hanım efendinin Pars ve Sarp dediği ikili ayağa kalkarken Alparslan bey amca hanım efendi ve benim yanıma gelip beni arkasına aldı

"Yok öyle bir şey. Siz kimsiniz de bizim kızımızla görüşmemize karışıyorsunuz?"

Babam sıkıntıyla iç çekti

"Ne istiyorsunuz?"

Alparslan bey amca sanki sinirlenmiş gibi sesini yükseltti

"Ne mi istiyoruz? Tabiki kızımızı! O daha 17 yaşında, reşit olmadığı için bizimle kalmak zorunda. Ya siz paşa paşa kızımızı bize verirsiniz, yada biz hukuki süreci başlatmak zorunda kalacağız. Karar sizin."

İstenmek, birinin sizi gerçekten istediği için kavga etmesi ne güzel şeymiş. Daha önce kimse benim için kavga etmemişti.

Babam sinirle bana baktı. Ben ne yaptım aq?

"Gelsin eşyalarını alsın gitsin."

Annem babama sanki "engel ol almasınlar" der gibi baktı. Bu odadakiler beni sevdikleri için annem ve babamın böyle davrandığını sanabilirdi, ama gerçeği yanlızca üçümüz biliyorduk. Onlar beni sadece köle gibi kullanıp sinirlenince stress topu olarak kullandıkları için istiyorlardı. Selen tüm gün odasındaydı. Yemek yapamıyor, bir işin ucundan tutamıyordu. Elinden gelmiyordu garip bir şekilde batırıyordu.

Babam omuz silktiğinde annem dışarıda konuşalım deyip onu dışarı çıkarmıştı. Ben ise onlarla başbaşa kalmıştım. Hanım efendi bana dönüp baktı yüzünde ki saf sevinçle

"Merak etme. Dava açıp seni onlardan alacağız"

Gözlerimi kırpıştırarak ona baktım. Saçlarımı yüzümden çekti

"Hayatım şuna bak. Aynı küçüklüğünde ki gibi"

Dediğinde daha da şaşırarak baktım. Küçüklüğüm? Ben yetimhaneye 1 yaşımda falan gittiğimi sanırdım. Bu kadın küçüklüğümü biliyorsa, demek ki küçükken onlarlaydım. Olaynekine.

Alparslan bey amca karısına bakıp gülümsedi

"Öyle."

Bu adam da çıtırından odun vibe veriyordu. Siyahlar içinde Mafya ya da benziyordu da neyse. Sonra gözüm benim yaşlarımda olan çocuğa takıldı. Benziyorduk. İkimiz de birbirimizden gözlerimizi çekmedik. Ona baktığımı giren hanım efendi onu gösterdi eli ile

"İkizin Sarp"

Ardından adamı gösterdi

"Bu da abin Pars"

Ardından kendisini gösterip

"Annen Umay Aybars, bu da baban Alparslan Aybars" dedi son sözlerinde Alparslan bey amcayı göstererek

Kısık ama beni duyabilecekleri sesle

"Memnun oldum"

Dedim. İlk kez sesimi duyuyorlardı. Konuşmayı sevmediğim için gerekmedikçe konuşmazdım.

Pars bey bende dercesine başını salladı. Sarp ise sadece bakıyordu. Umay hanım konuştuğum için dolu gözlerle Alparslan bey amca ya baktı. Alparslan bey amca ise "Bende" dedi sadece. Az önce beni istediğini söylemese beni istemediğini düşüneceğim soğuklukta konuşuyordu. Yoksa huyu mu buydu? Olabilir. Umay hanım tam konuşacağı sırada içeri annem ve babam girdi. Annem direkt konuştu

"Tamam, kızınızı alabilirsiniz. Gelip eşyalarını alın sonra nereye istiyorsanız götürün"

Kızınızı.

11 yıllık annem artık benden bahs ederken "kızınızı" diyordu. Bu koydu işte. Her ne kadar kendisini o kadar da sevmesem de, anlaşamasak da o benim annemdi ama. Kızınızı ha anne. Peki, öyle olsun. Ben anneme acı bir ifade ile bakarken diğerlerinin görmediği için şanslıydım. Annem boş bir ifade ile bana baktığında Umay hanım Alparslan bey amca ya döndü

"Tamam, gidelim"

Diğerleri haraketlendiğinde annem ve babam önden gitti. Ben boş boş çıktıkları kapıya bakarken Umay hanım koluma dokundu

"Kızım gidelim mi?"

Kızım

Ağır geldi ya aniden. Annemin kızınızı deyip bir yabancının kızım demesi. Peki, bu da öyle olsun. Umarım yeni eve gidince bulutlara bakarak overthinklenebilirim.

Başımı sallayıp kapıya doğru yürüdüm onları bekleyerek. Hastahane den çıkıp bizim eve gittik ilk önce. Ben bavulumu hazırlayıp önemli eşyalarımı alırken onlar içeride beklediler. Selen ise o kadar mutluydu ki, oysa ki ona hiçbir şey yapmıyordum ki ben. İşimin bittiğini haber verdikten sonra önde Alparslan bey amca ve Umay hanım, arka koltukta da sağımda Pars bey, solumda ise Sarp la oturuyordum. Sessizlikti ki bu sessizliği tabiki bozan Umay hanımdı

"Diğerlerini de çok seveceksin"

Diğerleri?

Ona baktım, cevap vermesem kabalık mı olurdu? Eski ailem olsa cevap vermez, onlar da bu halime alıştıkları için beni takmazlardı. Ama bunlar kabalık olarak algılayabilirlerdi. Ayrıca şu Pars tüylerimi diken diken ettiği için korkmuyor değildim

"Diğerleri?"

Umay hanım neşeyle gülümsedi. Ne de çok gülüyordu

"Abilerin"

Bitmedi mi ki abiler

"Bitmedi mi ki abiler"

Hassiktir. Sesli kaçtı ağzımdan.

Umay hanım gündü. Aynadan Alparslan beyin de tebessüm ettiğini gördüm. Sarp ise sanki boşluğuna gelmiş gibi güldüğünde utançtan yerimde küçüldüm

"Yok kızım 5 abin 1 ikizin var."

Ney

"Kız yok mu hiç"

Dedim saf saf

"Yok"

Dedi Pars bey. Peki

Susmayı tercih ettim. 5 abi de ne demek bide ikiz vardı tabii. Ay umarım bunlar da kötü değillerdir. Çünkü eğer onlar da bana kötü davranırlarsa ben daha da içime kapanırdım. Biliyordum işte kendimi ezik gibi her kötü söze kırılır, içime kapanırdım. Kötüydü işte bu. Ben düşüncelerime dalmışken bahçe kapıları açıldı ve bir bahçeye giriş yaptık. Arabadan indiğimizde oldukça büyük bir bahçeye sahip bir ev 4 katlı bir ev gördüm. Eski ailede ki ev de iyiydi, durumumuz da iyiydi fakat bu çok daha iyiyidi işte. Bahçede havuz ve çeşit çeşit renkli çiçekler vardı. Anneannem çiçek ekmeği çok severdi ve yaşlı olduğu hiçbir kuzen ona yardım etmez, ben ederdim. Bu yüzden çiçekleri severdim işte. Çiçekleri sonra incelemeyi aklıma not edip eve baktım. 4 katlı sade ama güzel bir evdi. Dişi beyaz, çatı ise siyahtı. Yerlerde ki taşlar da siyahtı. Asil duruyordu. Umay hanım bana dönüp

"Gel biz içeri girelim, çalışanlar eşyalarını getirecekler"

Dediğinde başımı salladım. Eve doğru yürüdük. Alparslan bey amca kapıyı çaldı. Biraz sonra hizmetçi açtı

"Hoş geldiniz efendim"

Dedi orta yaşlı kadın ve kapıyı içeri girmemiz için genişçe açarken bana merakla bakıyordu. Bende ona baktım fakat çekindiğim için gözlerimi hemen kaçırdım. İçeri girdiğimiz de Umay hanım koluma girdiği için beni yönlendirdi, salona girdik. Tahminimce abilerim olan 3 adamın biri telefona bakıyor, diğer ikisi ise PC oynuyordu. Sarp ve Pars bey koltuklara oturmaları ile bizi fark edip başlarını bize, daha doğrusu bana çevirip baktılar. Göz önünde olmayı sevmezdim, dikkat çekmeyi de sevmezdim. Yine gözlerimi kaçırıp yere baktım. Ellerim önde, tırnaklarımı birbirine geçirerek yüzüme yansıtmasam da stressle yere bakıyordum.

Umay hanım hemen arkamdan çıkıp yanımda durdu

"Yavrularım! Bu kız kardeşiniz, küçük Yera'mız! Yera geri döndü!"

PC oynayan iki adam boş boş bakarken telefonla oynayan gülümseyerek bakıyordu. Umay hanım telefonla oynayanı gösterip

"Bu, Bulut. En küçük abin."

Daha sonra diğer ikiliyi gösterip

"Toprak, ikinci en küçük abin. Diğeri de Altan, Pars tan sonra ki en büyük abin."

"Memnun oldum"

Dedim aynı sessiz tonda. 5 tane değil miydi bunlar? Nerede öteki?
Emin olmak için tekrar saydım fakat şu anda 4 abi 1 ikiz vardı burada. 5. Abi yoktu. O neredeydi acaba? Neyse. Bunu sorgulamak şu anda benim için fazla olduğu için sorgulamadım, iştedir. Yan tarafta baktığımda eşyalarım getiriliyordu. Acaba onları yerleştirmek için izin istesem olur muydu? Ayıp olmazdı dimi? Umay hanıma baktım

"Şey.. ben eşyalarımı yerleştirsem...?"

Dedim utana sıkıla. Off, yabancı yerler benlik değildi ya. Nasıl alışacaktım? Ben düzenimi bozduğumda aşırı stresli dönemler geçiriyordum, bir müddet kendime gelemiyordum. Umarım kolay toparlanırdım.

Umay hanım kocaman gülümseyerek konuştu

"Tabiki! Gel göstereyim"

Dediğinde başımı sallayıp onu takip ettim. Birlikte asansör e bindik. Umay hanım 3. Kata bastığında istemsizce sevindim. Butlutları ve yıldızları daha iyi izleye bilecektim yüksek olduğu için. Balkon da varsa deymeyin keyfime. Asansör durduğunda Umay hanım koluma girip beni bir odaya sürükledi

"Yan oda en büyük abin olan Arel abinin odası, o yurtdışında olduğu için rahat rahat takılabilirsin. Bu katta sadece ikinizin odası var, rahat etmen için odanı burada ayarladım"

Dediğinde kısaca teşekkür edip odaya girdim. Umay hanım da peşimden geldi. Oda büyüktü ve balkon vardı! Bu iyiydi işte

"Sağ da ki kapıda giyinme odan var. Odadan çıktıktan sonra koridorun sonunda bir banyo, yanında ise tuvalet var kızım. Diğerleri buraya gelmez rahat olabilirsin. 3. Katta Altan, Toprak ve Bulut, 2. Katta Pars, Sarp ve babanla ben kalıyorum canım. 1. Katta salon, yemek odası, mutfak gibi şeyler var. Onun dışında en alt katta da Spor alanı gibi şeyler var. İstediğin zaman oraya da bakmaya gidebilirsin. Hadi canım sen şimdi odana yerleş işin bitince gelirsin."

Anlattıklarını dinleyip başımı salladım

"Teşekkür ederim Umay hanım"

Umay hanım dediğimde bir an duraksadı, sonra ise gülümsedi

"Rica ederim tatlım"

Deyip gitti. İlk günden anne demeyecektim herhalde. Neyse.

Arkamı kapıya dönüp odamı daha detaylı incelemeye başladım.

2 saat sonra

Bu kadar zaman geçeceğini bilmiyordum. Eşyalarımı yerleştirmiştim. Gitarım, kameram, kalemlerim, resim derfterlerim, birkaç çizdiğim tablolarım ve örgü iğnelerimi falan göz önüne koymuştum. Sevdiğim şeylerimin gözümün önünde olmasını severdim. Onun dışında kıyafetlerimi yerleştirmiştim. Giyinme odamda zaten benim için alınan yeni bir sürü kıyafet, ayakkabı, çantalar vardı. Hepsi etiketliydi. Geriye son kalan sandığımı da elime alıp etrafa bakındım nereye koyabilirim diye. Kiliti olan eski bir sandıktı, demir kısımları paslı, tahta kısımları ise kahverengiydi. İki elim kadardı. Anahtarı boynumda kolye olarak duruyordu. Ben elimde sandıkla dururken kapım aniden açıldı ve içeri Altan olan girdi. Kapıyı da çalmadı öküz.
Ben ona şaşkın şaşkın bakarken o ilk bana, sonra ise elimde ki sandığa baktı

"Yemeğe gel"

Dedi fakat çıkmadı. Orda dikilip bakmaya devam etti. Ben başımı sallayıp sandığı makyaj masamın üzerine koydum ve ona doğru yürüdüm.

"Gidelim"

Dedim. Son kez sandığa bakıp yürüdü. Onu takip edip yemek odasına girdik. O otururken bende onun yanında ki boş sandalye ye oturdum. Yanımda o ve Bulut vardı. Önümde ise ikizim Sarp. Yemeğe oturur oturmaz masada fazlaca çeşitin olduğunu fark ettim ve hepisinin kokusunun midemi bulandırdığını hiss ettim fakat ilk günden problem çıkarmak istemedim. Gebere gebere de olsa yemek yemek zorundaydım. Eski evde ki gibi.

Bulut beycim önüme sarma ve patlıcan koydu. Neyse ki sebze yemeyi çok seviyordum. Ona kısık sesle teşekkür ettim. Alparslan bey amcanın afiyet olsun demesiyle yemeye başladılar. Bende çatalımı sarmaya takıp yemek için kaldırdım fakat midem bulandı. Kendi kendime içten "sadece birkaç lokma" deyip yavaşca ısırık aldım ve fazla çiğnemeden yuttum. Umay hanım konuştu

"Ee kızım. Biraz kendinden bahs eder misin bize?"

Tamam. Bu iyiydi. Konuşursam belki yemek yemediğimi fark etmezlerdi. Birkaç saniye duraksayıp neyden bahs edeceğimi düşündüm

"Neyden bahs edeyim ki?"

Bulut gülümseyerek bana baktı

"Hobilerin neler?"

Çekinerek konuştum

"Şey-"

Diyerek başlayacaktım ki Toprak lafımı böldü

"İletişim özürlüsü müsün?"

Ben şaşkınlıkla ona bakarken
Umay hanım, Alparslan bey amca, Bulut ve Pars aynı anda

"Toprak!" Diye bağırdılar. Ben huzursuzluk ve kavga çıkacak diye gerim gerim gerilirken Toprak konuştu

.
.
.

Burda duruduruyorum artık. Uzun bir bölüm oldu.

Oy verirseniz sevinirim. Eğer oy gelmezse muhtemelen bu kitabı başlamadan bitireceğim.

İşsiz gücsüz insanım, her gün bölüm yazabilirim. İster haftanın 5 günü, ister 1 günü bölüm gelir. Bu sizin oy vermenize bağlı.

Bb💗

2567 kelime

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.786okunma 78beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18