4. bölüm / 32
Abilerim mi?(Gerçek ailem)Aşiretiz biz
Bölümler 32Şu an: Aşiretiz biz
- 1 Tanıtım262 kelime
- 2 İletişim özürlüsü müsün?2.611 kelime
- 3 Kaçırıldım mı ben?2.567 kelime
- 4 Aşiretiz biz2.466 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Aybars aşireti tanıtım112 kelime
- 6 Öyledir benim kızım3.080 kelime
- 7 Öyle olsun2.332 kelime
- 8 Sevgilin var mı?2.521 kelime
- 9 Senin de mi kalbin acıyor?1.762 kelime
- 10 Yavru ceylan?2.463 kelime
- 11 Bulunmasa mıydın acaba?2.535 kelime
- 12 Kara aşireti tanıtım132 kelime
- 13 Saldırgan?2.585 kelime
- 14 Ne yediği belirsiz?3.147 kelime
- 15 Ne hastalığı?2.543 kelime
- 16 Otur kara çiyan2.818 kelime
- 17 Yazık.2.665 kelime
- 18 İlk ten temasımızdı bu2.686 kelime
- 19 Hatırladım beni kaçıranı3.472 kelime
- 20 Küçük katil3.790 kelime
- 21 Vurma ona!3.431 kelime
- 22 Öldürecek misin beni?3.625 kelime
- 23 Mezarlığa gidiyor3.382 kelime
- 24 Şerif oradaydı3.571 kelime
- 25 Ölmüş mü?3.835 kelime
- 26 Öldü!3.933 kelime
- 27 Tehlikle.4.130 kelime
- 28 Doruk!3.755 kelime
- 29 Ne abiymiş arkadaş!3.831 kelime
- 30 BABAMI İSTİYORUM!3.797 kelime
- 31 Ölüler konuşmaz!3.817 kelime
- 32 Final3.200 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Diğerleri ise şokla bakıyordu.
.
.
.
Yanlış bir şey mi demiştim? Ya da galiba gerçekten o yaşlarda kaçırılmıştım da onlar bunu hatırladığım için şaşırmışlardı. Tek tek hepsinin yüzüne tedirginlikle baktığımda Umay hanımın gözlerinin dolduğu gördüm. Tamam kolay bir şey değildi fakat kesinlikle duygularını fazlaca yaşayan bir insandı. Duygusallıkta ona benzemişim. İlk Alparslan baba bey kendini toparlayıp konuştu
"Hatırlıyor musun?"
Omuz silktim. fakat bu umursamazca değil, daha çok emin olmadığımı göstermek içindi.
"Rüyamda gördüm"
Umay hanım ellerini göğsünde birbirine kenetleyip diğerlerine umutla baktı. Sanki bir mucizeymiş gibi.
Arel abi konuştu
"Anlatır mısın meleğim?"
Başımı salladım. İkizim, Altan ve Bulut merakla konuşmamı bekliyor, Pars, Arel abi ve bey baba daha soğukkanlı bir şekilde bekliyordu. Toprak donmuş bir şekilde önünde ki masaya bakıyor, Umay hanım ise her an ani hareketle ya bayılacak, ya da masanın diğer ucunda ki benim üzerime atlayıp satılacak mış gibi duruyordu.
"Ben bahçede Barbie evi ile oynarken Umay hanım yanımda yerde oturuyordu. Sonra benim için su getirmeye gittiği sırada bir amca gelip beni kucağına alıp götürüyordu. Ben anne diye ağladığımda Umay hanım koşarak dışarı çıktı fakat adam hızlı koştuğu için yetişemedi"
Anlattıklarımın doğru olup olmadığını anlamak için yüzlerine baktığımda daha da şaşıran yüzleri ile doğru olduğunu anladım. Toprak başını kaldırıp bana baktı
"Nasıl hatırlıyor olabilir?
Umay hanım duygulu bir şekilde konuştu
"İnsanlar çocukken küçük bile olsalar kendilerine travma bırakan şeyleri hatırlarlar. 4 yaşında yaşadığı şeyi hatırlayan müvekkilim bile vardı"
Vay be. 4 yaş ne aq 9 yaşımı hatırlamıyordum ben. Neyse.
Pars hemen konuştu
"Adamın yüzünü falan hatırlıyor musun?"
Birkaç saniye duraksayıp düşündüm boşluğa bakarak.
"Yani.. 30 lu yaşlarındaydı. Yüzünü tam hatırlayamıyorum ama bir yerde görsem tanırım"
Pars hemen ayağa kalktı
"Afiyet olsun. Ben gidip bunu yapabilecek kişilerin fotoğraflarını bulup Yera ya getireceğim."
Altan da ayaklandı
"Yardım ederim"
Pars bir şey demedi ve gittiler. Ben önümde ki yemeye baktım toktum zaten.
Ayağa kalktım
"Benim işim vardı. Afiyet olsunn"
Dedim ve mutfaktan çıkıp odama gittim. İşim yoktu, sadece boş boş kendi kendime takılacaktım. Odama gidip resim çizmeye başladım.
SARP'IN ANLATIMI İLE
Yemek odasında ki hava hala gergindi. Annem biraz kötü, ama Yera nın hatırlaması ile biraz da iyi görünüyordu. Duygularını çözemiyordum. Babam ise kaşları çatık bir şekilde, eli çemesinde düşünüyordu
"Cengiz yapmış olabilir mi?"
Cengiz bizim rakip şirketti. Dedem ve Cengiz'in babası eskiden düşmanmış şirketler yüzünden. Ve bu düşmanlık babam ve Cengiz e miras kalmıştı. Bu yüzden en eski düşmanlarındandı Cengiz.
Arel abim de düşünceli bir şekilde konuştu
"Hele bi yapmış olsun. Elimden sağ çıkamaz o it"
"Senin mi benim mi"
Diye destekledi babam. Bulut abim de aslında Yera yı ilk görüşte sevmişti her ne kadar öncesinde onun hakkında istemediğine dair kötü konuşsa da. Bu yüzden galiba onun hakkında konuşmaya yüzü yoktu. Toprak abime baktığımda onun da kaşları çatık ve düşünceli olduğunu gördüm.
"Abi iyi misin?"
Dediğimde bakışları bir an beni buldu. Başını sallayıp ayağa kalktı ve galiba odasına, üst kata çıktı. İkizimle küçüklükten beri hayal kurardım. onunla sanki aynı kalbi, aynı beyini paylaşıyormuş gibi olmak, birimizin canı acıdığında diğerinin hiss etmesi, her daim birbirimizi savunmayı falan hayal ederdim. Şimdi ona yakın davransam beni ister miydi? Biraz asosyal ve yanlız takılmayı seven birine benziyordu. Deneyecektim.
"Annem iyi misin?"
Dedim bu sefer de anneme. Annem bana dolu gözlerle ve büyük bir gülümsemeyle baktı
"Hiç bu kadar iyi olmamıştım"
Dedi. Bazen onun kafayı sıyırdığını düşünsem de üzerine durmak işime gelmediği için boş veriyordum. Başımı salladım. Hassiktir yarın da okul vardı. Yapacak bir şey yoktu maalesef içimden konuşmayı kesip ayağa kalktım
"Afiyet olsun. Ben de gidip ders çalışayım"
Besteci olabilmem için müzik, matematik, teknoloji, edebiyat ve fizik derslerimin iyi olması gerekiyordu maalesef. Her ne kadar önümde yıllarım olsa da her şeyi garantiye almayı kafaya taktığım için şimdiden harıl harıl çalışıyordum. Kimse beni siklemeyince omuz silktim ve doğruca odama gittim.
YERA'NIN ANLATIMI İLE
Aradan birkaç saat geçmişti. Saat 12 olduğunda sıkıldığım için balkona çıkıp oturdum ve bulutları izlemeye başladım. 10-15 dakika sonra kapım çalındı ve benim konuşmamı beklemeden kapı açıldı
"Yera, aşağı gel"
Deyip giden Sarp la yerimde doğruldum. Yürümeyi sevdiğim için asansörü boş verip merdivenlerden indim. Salona geldiğimde yabancı bir amca ile göz-göze geldim. Kimdi kız bu.
Diye düşünürken Alparslan baba bey onu göstererek konuştu
"Bu benim abim Ahmet, kızım."
Amcamdı demek.
"Memnun oldum amca"
Dediğimde gülümseyerek yanıma geldi
"Sarıla bilir miyim?"
Sorması hoşuma gitti.
"Tabii"
Dediğimde biraz eğilip bana sarıldı. Bende kollarımı sırtına sardım nazikçe. Biraz sonra çekilip Alparslan baba beye döndü
"Pek bi tatlıymış"
Dediğinde yumuş yumuş oldum resmen. Yüzümde ki gülümseme samimi bir şekilde büyüdüğünde abilerin de burada olduğunu gördüm.
"Öyledir"
Dedi Alparslan baba bey. Ben ona bakamadan Arel abim beni çağırdı. Gidip Altan ve Arel abinin ortasına oturduğumda her kes dikkatle bana bakıyordu. Altan elinde ki sayfadan birini bana uzattı
"Seni kaçıran bu muydu?"
Sayfaya baktığımda baba beyle aynı yaşlarda bir amca gördüm. İncelemeye başladığımda altta yazan isme gözüm takıldı.
Cengiz Yıldırım
Gözlerimi adamın yüzünde gezdirdim. Kumral saçları, hafif yuvarlak fakat çene hattı keskiz bir yüzü vardı. Kirli sakalı, kahve gözleri vardı. Yüzünde ki kırışıklıklar da vardı. Bunu tanımıyordum. Bu değildi
"Hayır, bu değil"
Dediğimde Arel abi elimden aldı. Altan ise yenisini koydu
"Bu?"
Burada da ondan daha genç yaşlarda bir adam vardı. 40 lı yaşlarındaydı. Sarışın ve mavi gözlüydü. Her halinden Rus olduğu belliydi. Altta ki isme baktığımda ise bundan emin oldum.
Vladimir Rodin
Klasik Rus ismiydi. Bu adam da o adam değildi
"Hayır, bu da değil"
Dediğimde tekrar Arel abim sayfayı alıp Altan yenisini koydu. Bu da sarı saçlı mavi gözlüydü. Diğer adama benziyordu fakat uzaktan bir benzemeydi. İsme baktığımda bunda ise
Alexander Rodin
Yazdığını gördüm. Akrabaydılar galiba. Yoksa Aybars ailesi bu aile ile düşman mıydı? Muhtemelen. Fakat bu da değildi işte
"Değil"
Dediğimde Ahmet amca kaşlarını çattı
"Emin misin kızım? Eski bir olay olduğu ve küçük olduğun için belki hatırlamıyorsundur tam"
Başımı iki yana salladım
"Yok eminim bunlar değil"
Benim hatırladığım adam galiba kumraldı? Yada gri saçları kı vardı? Siyah da olabilir aslında. Ama bunu onlara söylemeyecektim.
Önüme yeni bir sayfa koyduğunda bu sefer ona baktım
Erdem Aybars
Lan bu akraba mıydı? Hayır bu adam da tanıdık değildi fakat neden bir akrabamız bunu yapsın ki? Kavgalı mı mıydı onlarla? Başımı iki yana salladım
"Değil"
Gözlerimi salonda gezdirdiğimde Umay hanımın endişe ile dolu bakışları ile çarpıştı bakışlarım. Gözlerimi hemen kaçırdım. Nedenini bilmediğim bir şekilde bana negatif enerji veriyordu bu kadın. Bana kötü davranmıyordu ve ya herhangi bir kötü davranışını hiç görmemiştim. Gerçekten çocukları üzerine titreyen iyi bir anneydi. Fakat anlamadığım bir şekilde onunla muhatap olmak istemiyordum. Geçmiş için onu mu suçluyordum istemeden? O yanımdan gitmeseydi ve ya daha çabuk gelseydi belki de kaçırılmayacaktım. Fakat bu onun suçu değildi bence.
Önümde ki sayfalar bittiğinde salondan olumsuz homurdanmalar duydum. Onlar da beni kimin kaçırdığını bulmak istiyorlardı. Aklıma gelen şeyle düşüncelerimden kurtulup onlara baktım.
"Şey.. Ben yetimhaneye verildikten iki gün sonra koruyucu ailem beni almış. Belki işinize yarar diye söylemek istedim."
Dediğimde Toprak lafa atladı
"Belki hangi yetimhane nin olduğunu bulursak kimin bıraktığını da buluruz?"
Sana noluyor Toprak?
Bulut konuştu
"11 yıl önce bırakılan çocuğu kimin bıraktığını hatırlarlar mı? Sanmıyorum"
İkizim Sarp konuştu bu sefer
"Neden 2 gün? Yetimhanede onlarca çocuk varken gidip 2 gün önce gelen çocuğu evlat edinmeleri şans mı?"
Zeki şey seni. Ama ben bunu düşünmüştüm cevap bulamasam da.
Alparslan baba bey ona yanıt vererek konuştu
"Yalın beyle bu konuyu konuşuruz"
"Hiçbir şey söylemezler ki"
Kessen söylemezlerdi. Onları avucumun içi gibi biliyordum.
Ahmet bey "neden?" Diye sorarken diğerleri kaşlarını çatmıştı
"Onlar beni vermek istemediği halde aldınız beni onlardan. Bu duruma oldukça öfkeli olmalılar. Gerçeği bilseler bile size tavır alıp asla söylemezler."
Alparslan bey sıkıntı ile nefes verdi. Pars konuştu bu sefer
"Onları herhangi bir şeyle tehtit edemez miyiz?"
Dediğinde diğerlerinin ona takılır bir şekilde baktığını gördüğümde düşündüm. Neyle tehtit edebilirler di? Ki bunu yapabilseler bile, 11 boyunca birlikte yaşadığım ailemin, onlar kötü insanlar olsalar bile açığını yeni tanıştığım aileme verecek miydim? Annem bazen bana bencil olmam gerektiğini söylememiş miydi? Söz konusu ben ve geçmişte kimin beni kaçırdığıydı. Aksayların açığını Aybars lara mal, mürk için değil kendi güvenliğim için verecektim. Bu yüzden sorun yoktu galiba benim için.
Pars a döndüm
"Düşünmem gerekiyor. Vardır bir açıkları"
Vardı da. Aksay ailesi ağzımın sıkı olduğundan çoğu şeylerini benim yanımda konuşur, emanet edilecek değerli şeylerini bana verirlerdi bazen. Fakat hangisinin onlar için daha değerli olduğunu düşünmem gerekiyordu. Ayrıca hafızam zayıftı biraz öyle tak diye hatırlayamazdım.
Diğerleri onaylayan mırıltılarla çıkarırken Ahmet amca Alparslan baba beye baktı.
"Bu işi tek başımıza çözmeyelim. Babamlara da haber verelim onlar da bir şey yapsın. Ayrıca onlardan sakladiğımızı öğrenseler büyük kavga çıkar."
Dediğinde baba bey başını salladı
"Haklısın. Akşam yemeğine toplanalım"
Dediğinde gerildim istemsizce. Demek tanışacaktım dede bey ve babaanne hanımla. Vay be. Ahmet amca bizimle vedalaşıp gittiğinde Alparslan bey önümde ki koltuğa oturdu.
"Güzel kızım, aslında henüz bize bile alışmadığın için seni annem ve babamla tanıştırmak istemiyordum fakat biliyorsun durumları. Bir an önce seni kaçıranı bulmalıyız ki gelecekte sana tekrar zarar vermeye kalkmasın."
Güzel kızım demişti. İlk kez bu hitabın bana karşı kullanıldığını duyuyordum. Babam bana kızım bile demezdi. Başımı olumlu yönde salladım. Anlıyordum, benim için çabalıyordu, çabalıyorlardı. Eski ailem olsaydı hazır olup olmadığımı bile merak etmeden tanıştırırdı fakat onlar önemsiyordu. Benim için fark etmezdi, tanışabilirdim babaanne ve dede beyle.
"Benim için sorun yok, tanışabiliriz"
Dediğimde gülümsedi. Umay hanım da yumuş yumuş olmuş bir şekilde gülümsedi
"Ne güzel yetişmişsin sen öyle"
Dediğinde boğazımda bir yumru belirdi, boğazımı delecek kadar ağrıdığını hiss ettim ama belli etmemeliydim. Ağır disiplinlerle büyüdüğümü bilmese de olurdu. O an ona sarılarak "bana neler yaptılar anne" diyerek ağlamak istediğimi fark ettim fakat olmazdı. Ona gülümsedim teşekkür edercesine. Gözlerimde ne gördü bilmiyorum ama gülümsemesi buruklaştı. Bende onun gibi duygularını gözlerine yansıtanlardandım. Soru sormaması için olayı başka yere çekmeye çalıştım
"Aile kalabalık mı? Yani dede beylerin ailesi"
Dede bey dememe ikizim gülse de Arel abinin delici bakışları yüzünden zorbalayamadı. Oh olsun piç
Bulut konuştu
"Dedem, babaannem, 3 amcam, 3 yengem, 1. Amcamız olan az önce tanıştığın Ahmet amcamın 2 oğlu, 2. Amcamızın 3 oğlu, 3. Amcamızın 3 oğlu var."
Ve beynimin duruş anı. Dede ve babaanne var, 3 amca var ve gerisi yok benim için. Çok karışık abi nasıl ezberleyecek benim bu. Bunlar niye bu kadar kalabalıktı?
"Kalabalık bi aile galiba"
Dediğimde Altan cevap verdi
"Aşiretiz biz"
Ney.
"Ney"
Şaşkınca baktığımda sessizlik oldu.
"Kızlar peki? Onları söylemedin?"
Dedin Bulut a bakarak. İkizim bana geçmiş olsun bakışları ile burukça gülümsedi
"Tek kız sensin"
Ne
"Ne"
Umay hanım şok dolu yüzüme bakıp Alparslan baba beyin koluna sarıldı
"Çok tatlı değil mi Alp"
"Öyle"
Dedi Alparslan baba bey de. Bu da Umay hanımın dediği her şeye katılıyordu. Aşık galiba.
"Anne taraf akrabalarla ne zaman tanışacağım?"
Dedim şoktan çıkarak şaşkınca
İkizim kahkahasını zor tutar halde konuştu
"Onlar da aşiret ve orada da tek kız kuzensin"
Ne
"Ne!"
Bu sefer sesim biraz yüksek çıkmıştı fakat kimse garipsemedi. Çünkü bu normal değildi ki aq nasıl şaşırmayayım? Galiba artık neden tanışmaya hazır olup olmadığımı sorguladıklarını anlamıştım..
Alparslan bey konuştu
"Babamlarla tanıştıktan sonra da onlarla tanışacaksın"
Vay başıma gelenler. Olum arkadaşım da yok ki bunları ona anlatayım ben öyle melül melül bakarken Umay hanım gülümsedi
"Dert etme seni anlıyorum. Ben de baba tarafta ki tek kız kuzendim"
Ha yani nesilden nesile adet mi bu tek kız artı bir sürü oğlan doğurmak amk? Ağzımı da bozuyorlar.
İkizim Sarp sırıtıp
"Üzülme en azından yaşın biraz ilerlediğinde tek kız olduğun için her kes sana hanım ağa diyecek ve emrinde olacak"
Ona dehşet içinde baktım. Hanım ağa mı? Lan ne hanım ağası?
"Hanım ağa mı?"
Her kes gülerken Arel abim beni kolunun altına aldı
"Gelmeyin kızın üzerine çok aniden öğrendi herşeyi"
Sıkıntılı bir şekilde iç çektim
2 saat sonra
Odamda kıyafet bakıyordum. İki elbise arasında kalmıştım yemekte giyinmek için ama hangisi? 1 saat sonra çıkacaktık ve ben hiç hazır değildim. Kapı çaldı, gelmesini söylediğim de içeri ikizim geldi. O kötü değildi. Ona sorabilirdim hangi elbise olup olmadığını. Elimde ki iki elbiseyi gösterdim
"Hangisi?"
"Bu mu?"
"Yoksa bu mu?"
(Yorumlarda belirtin)
Sarp ilk kıyafetleri sonra ise beni süzdü. Galiba hangisinin daha çok yakışacağını üzerimde ölçüyordu
"İkinci daha uygun olur"
Dediğinde başımı salladım. Aşiretiler bunlar çok açık giyinmemek lazımdı yanlarında. O otururken niye geldiğini sormadan giyinme odama gidip üzerimi giyinip geri geldim. Ona kısa bir göz atıp makyaj masama yaklaşıp saçlarımı taradım
"Napıyorsun diye bakmak için gelmiştim"
Dediğinde başımı salladım. Olsundu. Gelsin.
"İyi etmişsin"
Sorun değildi. Aile bulmuşken şımarık gibi onları tersleyip bi unut belki peşimden koşarlar diye beklemek yerine atılan adıma karşılık verecek, taş atana duvar örüp onu hayatımdan çıkaracaktım. Baba ve anne taraftan kim nasıl davranacak bilmediğim için gergin olsam da onlara da bunu uygulayacaktım.
Saçlarımı daha fazla ellemeden salık bıraktım. Toplamayacaktım kendinden dalgalı saçlarımı. Kömür siyahıydı ve güzel görünüyordu uzun saçlarım. Abilerden de bazıları Alparslan baba beyinki gibi simsiyah saçlara sahip, bazıları ise Umay hanım gibi kumraldı. İkizim kumraldı mesela. Ona baktığımda dizimde ki morluğa baktığını gördüm. Dizime kadar bot giyip görünmenesini sağlayacaktım.
"Oraya noldu?"
"Düştüm"
Dedim sadece.
"Emin misin?"
Dediğinde başımı salladım
"Çok düşerim ben"
Bana şüpheli bakışlar atsa da diretmedi. Bu iyiydi, aksi takdirde çirkefleşebilirdim. Gözlerini dizimden çekti ve ayağa kalkıp odamı gezdi. Rafın önünde durup
"İlgi alanın fazlaymış"
"Öyle derler"
"Ee, arkadaşlarından bahs et biraz. İkizimin arkadaşları ile tanışmayı isterim"
Dediğinde elimde ki nemlendiriciyi yüzüme sürerek ona döndüm
"Arkadaşım yok ki benim"
O da gözlerini gitarımdan çekip bana baktı
"Nasıl yok? Hiç mi yok?"
"Hiç yok"
Dedim. Gözlerinde ki şaşkınlığı görebiliyordum. Bir an duraksayıp sonra konuştu
"Neden yok?"
Gözlerimi kaçırdım. Nemlendiriciyi tenimin emmesi için biraz zaman verdim. Bu sırada ona doğru yaklaşıp onun az önce baktığı rafa baktım
"Yok işte. Annem ben küçükken arkadaş edinmenin boş şeyler olduğunu söylerdi. İzin vermezdi arkadaş edinmeme. Tabii ben büyüdükçe bu konuda hiçbir şey dememeye başladı fakat ben yanlız takılmaya alıştım. Artık arkadaş edinmenin boş şeyler olduğunu düşünüyorum. Onun yerine bu rafta ki kitaplar, tuvaller, kalemler, gitarım falan benim arkadaşım."
Dediğimde bakışlarımı ona çevirdim. bana garip garip bakıyordu. Acıyor gibi miydi? Yoksa ilginç bir varlığa bakar gibi mi? Sadece başını sallayıp
"Anladım" dedi fakat anlamadığına yemin edebilirdim. Omuz silkip masama geri döndüm ve oturup onu incelemeye başladım. O da tuvallerimi inceliyordu
"Güzel çiziyorsun"
"Teşekkür ederim"
Genellikle yanlız olduğum için kendime ve ilgi alanlarıma oldukça vakit ayırabiliyordum. Arkadaşlarım olsa ayırabilecek miydim? Sanmıyorum. İşte bu yüzden arkadaş istemiyorum.
"Senin ilgi alanların neler? İlerde hangi mesleği istiyorsun?"
Gözlerini bana çevirdi
"Besteci olmak istiyorum, Şarkı yazmayı seviyorum."
Ardından gözleri gitarıma kaydı
"Gitar çalmayı da seviyorum. Galiba sen de seviyorsun"
Başını salladım
"Evet. Kaç yaşında çalmaya başladın?"
"13"
Tesadüf müydü? Bende 13 yaşımda başlamıştım
"Bende"
Dediğimde kaşlarını kaldırdı. Bu bir şaşkınlık belirtisiydi. Bende şaşırmıştım
"Galiba ortak alanımız fazla. Mesela benim portakal, vişne ve fıstığa alerjim var"
Kafamı salladım
"Benimde. Çikolata dan nefret ediyorum"
Burukça gülümsedi.
"Bende"
Bende aynı şekilde gülümsedim.
Yarım saat sonra
Her kes hazırdı. Dede beylerle aynı semtte kalıyormuşuz. Araba ile çıkıp max 5-8 dakikaya orada olduk. Şimdi ise kapıdaydık. Büyük bir malikaneydi.
.
.
.
.
Ay evet 3. Bölümün sonu.
12:53
02.18.2026
Oy verin please 🤗
Gelecek bölüm tanıtım olacak ve bu bölümle aynı anda yayımlanacak. Bu tanıtımda baba taraf akrabaları göreceğiz.
2485 kelime.
Bb.
Bölüm etkileşimi
