23. bölüm · Abilerim mi?(Gerçek ailem)

Mezarlığa gidiyor

Nestown_ Fan

To(16.03.2026 19:11)
(23 oy sonra yeni bölüm gelecektir)

"Neyse Müjgan, senlen konuşmak güzeldi ama artık benim de benim için endişelenen ailem var. Onları daha fazla bekletmeyeyim. Yarın kızını sana getireceğim tamam mı? Heyecanlandığını biliyorum ama biraz beklemelisin. Haydi bana paydos"

Arkamı döndüm yürümek için ama önümde ki büyük bedenle çığlık atıp popo üstü yere yapıştım.

.
.
.
.

Elimde ki ışığı dehşetle yüzüne tuttum görebilmek için

"Karan!?"

Bana bakıyordu

"Napıyorsun burada?"

Dedi o da

"Ya deccal mısın be sen? Zaten simsiyah giyinmişsin! Bilmiyor musun hasta olduğumu? Bayılsaydım çok mu hoşuna gidecekti he?"

Ellerini uzatıp kalkmama yardım etti

"Tamam özür dilerim, düşünemedim. Zaten amacım da korkutmak değildi."

"Napıyorsun burada?"

Dedim kızgın ve kaşları çatık bir şekilde. Popom çamur olmamıştı çünkü Müjgan'ın mezar taşına düşmüştüm

"Mezarlığın yanından geçiyordum arabayla, aniden seni gördüm, sonra emin olmak için takip ettim"

Gözlerimi devirdim

"Ya belki cinler seni kandırıp mezarlığa sokmak istiyor? Ne işim olur benim bu saate mezarlıkta?"

Mal mı bu çocuk?

"Peki senin ne işin var bu saatte mezarlıkta?"

Galiba ben daha maldım çünkü mantıklı bir soru sormuştu.

"Görmüyor musun ziyarete geldim?"

Mezarı gösterdim. Mezara kısa bir bakış atıp tekrar bana döndü

"Bu saatte?"

"Çünkü bu saatte konuşasım geldi"

Kolumu tuttu

"Gel gidelim"

Kolumu çekip önden yürüdüm. Çıkışı nereden bilsin ilk kez geliyordu. Bende ilk kez geliyordum ama yıllar önce cenazeye gelirken aklımda not almıştım bi kere, ayrıca gelirken de o kadar dolanmıştım ki ezberlemiştim.

"Gerçekten işin gücün yok da beni takip ediyorsun"

Diye söylendim. Bir yandan da zifiri karanlık olduğu için görmediği göz yaşlarımı ışığa çıkınca da görmesin diye burnumu sildiğim mendilin temiz kısımı ile göz altlarımı siliyordum. Emindim ki maskaram akmıştı.

"Sana ne demeli prenses? Bu yağmurda sırılsıklam olmuşsun, ayrıca soğuk havada giydiğini eteğin kısalığını demiyorum bile. Bide ısrarla mezarlığa gelmişsin, en kuytu köşelerde kim bilir başına neler gelirdi. Allah korusun orada başına bir şey gelse seni bulamazdık bile"

Haklıydı. Çok haklıydı.

"Kıyafetim yoktu"

Dedim omuz silkerek

"Senin mi?"

Gözlerimi devirdim. Tamam biraz çeşit çeşit kıyafetler giyinmeyi seviyordum ne var yani?

"Ya bak, bu gün benim Aksay ablanın istemesi vardı guya, iptal oldu bu arada"

Dipnot da geçmeyi eksik etmedim.

"Onun için dedim biraz sade giyineyim, malum, güzelliğimle her zaman dikkat çekiyorum"

Fırsat buldum mu egolanmayı seviyordum. Kahkahasını umursamadan devam ettim önden yürüyerek

"E benim de elbiseler falan hep rengarenk sade bir şey pek yoktu. İlk gitmeyecektim bu yüzden ama enişte, yani benim en yakın arkadaşım baldız gel falan diyince dedim geleyim. Sade kombin uydurmaya çalışınca da böyle çilek kıza döndüm iyice. Tabii bu benim aşırı moralimi bozsa da ses edemedim"

Sanki az önce ciğerim çıkana kadar ağlamamışım gibi şimdi de maskot kılığıma geri dönmüştüm. Çabam ağladığım belli olmasın diyeydi.

"Karanlıkta tam göremiyorum ama kötü gözükmüyorsun"

"Ay sağol bebisim"

"Gitmedin mi Aksay'lara?"

Gözlerimi devirdim

"Gittim ya"

"Ee, nasıl geçti?"

"Kavga çıkarıp geldim işte"

Bir saniye durdu. Sonra konuştu

"Ne kavgası?"

"Havanın kötü olması, kombinin kötü olması ve yorgun olmam zaten yeterince sinirimi bozmamış gibi Hüseyin'in kombini de kötüydü. Bende sinirmi ona boca edip geldim"

Gür bir kahkaha attı. Ah be Karan, gerçekleri anlatsam yine böyle gülebilir miydin?

"Ölüleri rahatsız ediyorsun şu anda"

Dedim sıfır tepki ile

"Nasıl bu kadar komik olabiliyorsun?"

Sesi neşeliydi.

"Güneş gibi enerji yayıyorum dimi?"

Sustu yine, sanki düşünürmüş gibi.

"Cidden.. bazen sana hayran kalıyorum"

"Biliyorum"

Dedim gayet net bir şekilde

"Hayran kalınmayacak bir insan değilim. Ayrıca yaşım daha 17, kendimi yıpratamam daha çok gencim"

Yıprandım Karan lütfen gör. Fark edilmeye ihtiyacım var lütfen gör

"Bunun farkında olman çok güzel"

Mezarlıktan çıkmış, yanda ki çeşmeye yaklaşmıştım. Suyu açıp avuçlarıma doldurdum ve bacaklarıma su atmaya başladım çamur gitsin diye. Bu sırada dönüp onu süzdüm

"Bu yüzden mi bahtımdan kara giyindin? Harbi kaç yaşındasın sen?"

"22 ayrıca su buz gibidir bırak evde duş alırsın"

Gerçekten buz gibiydi, donuyordum

"Yok ya ben kirli duramıyorum kendimi kötü hiss ediyorum"

Elleri çeplerinde bekliyordu

"O kadın kimdi?"

"Kilimcinin kör oğlu"

Sanane lan

Elimle su atmaktan bıkıp direkt ayağımı çeşmenin altına soktum

"Lan napıyorsun?"

Ciddi anlamda donuyordum ama ne yapayım

"Valla hiperaktif bir insanım sıkılıyorum böyle sıkıcı eylemlerden"

Bana doğru yürüdü

"Donacaksın manyak"

Elimi uzatarak onu durdurdum. Sol ayağımı çekip sağ ayağımı soktum bu sefer.

"Dur bi bitti zaten"

Sağ ayağımı da yıkayıp çeşmeyi kapattım. Etimin kıpkırmızı olduğunu ve donmaktan sertleştiğini hiss ediyordum. Ayağımı çekip ona döndüm

"Tamamız"

"Çok kötü hasta olacaksın. Gel hadi"

Arabaya doğru yürümesi ile koşar adımlarla peşinden gidip arabaya bindim. Biner binmez suluğumu çıkarıp kuraklıktaymışık gibi yarısını tek sefere içtim

"Nereye gidiyoruz?"

Motoru çalıştırarak bana baktı

"Nereye gitmeyi planlıyorsun bu saatte?"

Omuz silkip arkama yaslandım. Telefonum çalınca kim olduğuna bakıp açtım

"Efendim anne"

"Geliyor musun canım kızım?"

"Geliyorum geliyorum"

Telefonu kulağımdan çekip Karan a fısıldadım

"Geliyoruz dimi?"

"Geliyoruz"

Dedi aynı şekilde. Bana ayak uydurmasına gülümseyip telefona geri döndüm

"Karan la geliyoruz"

" Oh, bari güvendesin. Tamam kızım gelin"

"Bay"

Diyip kapattım. Bacak bacak üste atıp yolu izledim

"Cidden o kadın kimdi?"

"Ex teyze"

Diye uydurdum

"Şu ex teyzeni çok seviyordun galiba? Baya tek taraflı sohbete dalmış gibi gözüküyordun?"

Başımı salladım

"Öyle. Çok seviyordum"

Beni yargılamıyor, anlamaya çalışıyor, benim için çabalıyordu. İlk kez birisi benimle ilgileniyordu. Ama her zaman ki gibi sanki lanetliymişim gibi yine hevesim kursağımda kalmıştı.

Tereddütle konuştu

"Sakıncası yoksa neden öldü peki?"

Ne diyeyim? Hüseyin uyuşturucu içip onu gözümün önünde öldürdü mü diyeyim?

"Sevgilisi tarafından öldürüldü"

Boğazımda ki yumruyu görmezden gelmeye çalıştım.

"Sıkça görülen kadın cinayetlerinden.."

Dedi. Sesi hüzünlüydü, üzülmüş gibi görünüyordu. Ağır ağır başımı salladım, öyleydi gerçekten.

"Evet, maalesef."

"Kaç yaşındaydın?"

"13"

O gün tekrar gözlerimin önünden aktı su gibi.

"Neyse. Bu konuları boş verip neşemizi bozmayalım Karanişko"

Yüzünü buruşturdu

"Ne?"

"Boşş verrr"

Dedim gülerek. Dediğime uyup konuyu değişti

"Isındın mı?"

Isıtıcıyı açmıştı arabaya biner binmez, bu yüzden daha iyi hiss ediyordum ama hala ıslaktım.

"He ya sağol"

"Ne demek"

"Sen ne okuyordun bu arada?"

Hepsi kendilerini tanıtmıştı aslında ama balık hafızaydım biraz unutmuştum hemen.

"İşletme"

Gözlerimi açtım şaşkınca

"Havalı meslek bu arada"

Güldü

"Eyvallah"

Baya kârlı bir bölümdü. Hem şirket sahibi, hem müdür, hem banka işçisi falan olabiliyordu tek bir bölüm okuyarak. Tabii zordur dersleri falan ama güzel bir bölümdü.

"Karan sessizlik beni geriyor. Konuşur musun azıcık?"

Gerçekten geriyordu. Sessizlik olunca nefes seslerim bana ağır geliyor, nefesimi tutmak zorunda kalıyordum. Anksiyetem tetikleniyordu. Bunun sebebi tabiki 8 yaşımda Selen'in "çok sesli nefes alıyorsun sus artık" demesiydi.

"Ne konuşayım?

"Ne bileyim gevezelik et"

"Geldik zaten"

"Sonunda"

Arabayı park etti. İnip onu bekledim ve içeriye doğru yürüdük. Neyse ki arabada akan makyajımı silmiştim. Kapıyı çalıp beklemeye başladık, biraz sonra Umay anne açtı

"Hoş geldiniz, geçin içeri"

İçeri, salona yürüdük. Dede ve babaanne dışında her kes buradaydı. Zaten o ikisi de benim gibi erken uyuyorlardı.

"Kızım bu ne hal?"

Ben mahçupca gülümsedim. Karan onlarla tokalaşırken beni de unutmamıştı.

"Sizce sizin bu kayıp prensesi nerede buldum?"

"Nerede?"

Yıldız abla merakla sordu

"Mezarlıkta. Yağmurun altında en kuytu ve karanlık köşede hemde"

Herkes dehşetle bana bakıyordu

"Ne yapayım? Mezarın yerini mi değiştireyim?"

Sanki haklıymış gibi geri durmadım

"Kızım ya başına bir şey gelseydi?"

Umay anne arkamdan çıkmıştı. Sesi endişeliydi.

"Ya kötü bir şey olsaydı?"

Alparslan baba demişti.

"Neden yarın gitmiyorsun da bu karanlıkta gidiyorsun?"

Ulaş amca da azarlamaktan geri durmadı. Kendimi boş koltuktan birine attım

"Bu kadar mühim se bari bizden birine söyleseydin seninle gelirdik"

Ekin'in lafına Sarp hemen atladı

"Ben seve seve ge-"

"Lütfen sakin olur musunuz!?"

Sinirle çıkmıştım hemen.

Arel abi hemen yanıma oturup beni kendine çekti

"Islaksın bide!"

"Bacakları çamur oldu diye buz gibi su akan çeşmede yıkadı"

"Suka!"
(Rusça da ispiyoncu kişilere orusbu demek için kullanılır genelde)

Rus aksanımla dayanamayıp Karan a sövmüştüm. Valla ağzımdan kaçtı!

"Ananı- kesin sövdü!"

Meriç gülerek bi bana bi de Karan a bakıyordu

"Amca Yera bana sövdü"

"Kanıtla"

Dedim pişkin pişkin

"Duyduk hepimiz"

Dedi o da kaşlarını çatıp

"Ne demek olduğunu söyle"

"Seni var ya, yer cücesi!"

Arel e döndüm hızla

"Bana yer cücesi dedi"

Eskiden eski ailem sürekli bu lakabı bana kullanırdı.

"Karan yer cücesi deme prensesime!"

Kollarımı göğsümde bağlayıp sırtımı Arel e yasladım ve dil çıkardım ona. Bana kötü kötü bakıyordu

"Çok ispiyoncusun bir daha arabana binmiycem"

"Nolur bin ya"

Dedi dalga geçerek

"Binmem"

Dalga geçtiğini bilsem de salağa yattım. Tüm sinirimi ve ağlama isteğimi üzerimden attığım için şimdi daha sakindim

"Annem üşüteceksin gel üzerini değişelim"

Tepemde duran anneye baktım. Üşeniyordum açıkcası

"Sen iyileştirmez misin beni?"

Şaşkınlıkla baktı

"Tabiki iyileştiririm"

"O zaman kalsın"

Deyip onu ghostladım ve tekrar önüme döndüm

"Nasıl geçti isteme?"

Arda amca gülümseyerek sormuştu

"İptal oldu"

"Neden?"

Şaşırmıştı

"Damatcığın büyük annesi şey olmuş.. fenalaşmıştı galiba unuttum"

"Kötü olmuş" Akça abla yenge demişti.

Burun kıvırdım

"Boş ver zaten geç kalmıştım iyi oldu"

"Öyle deme kız yazık kadına"

Yıldız abla saf saf konuşmuştu yine

"Yıldız ablacım sende fazla safsın ya. O kadına hiçbir şey de olmaz benim bacımı istemediği için sürekli bir sorun üretiyor evlenmesinler diye"

"Cadı kadın"

Umay anne demişti. Cansu yengeye baktım göz ucuyla. Her zaman ki gibi sohbete karışmıyordu. Sarp'ın konuşması ile bakışlarımı ondan çektim

"Nihayet bu gün benimle uyuyorsun değil mi?"

"Yok bir tur da Pars la uyuyacağım"

İroni yapıyordum tabiki ama olabilirdi tabiki

Para başını telefonundan kaldırdı

"Neden olmasın?"

Sarp hemen çıkıştı

"Hayır! Olmaz!"

"Sanane lan? Abisi değil mi uyusun işte"

Tamer söylemişti bunu

"Sarp bu kız senin tapulu malın değil oğlum"

Yaman abi gülerek söylemişti

"Ben ilk en korumacı abinin Arel olduğunu sanmıştım ama Sarp mış. Tabii o abi değil ama yinede"

"Ne? Tabiki abinim ben senin. 10 dakika önce doğdum ben senden"

Yüzümü buruşturdum

"Aman ne büyük marifet. Sonuç olarak aynı gün, aynı saatte doğmadık mı? Sen kendini nasıl canım Altan'ımla bir tutarsın?"

Altan şaşkınca bana baktı, bende ona öpücük attım

"Altan abim ne alaka?"

Sarp homurdanarak sordu. Dürüstçe fikirlerimi dilə getirdim

"Dövmeleri fazla ilgimi çekiyor boyama yapmak istiyorum o yüzden"

Salondan kahkahalar yükseldi

"Dövmesi olan her kes radarımda haberiniz olsun"

Dedim gülerek. Altan bana şefkatle bakıyordu

"Abin kurban olsun sana, tüm dövmelerim emrine amade"

Utanarak Arel'in arkasına sığındım.

"Kızım aç mısın? Hiçbir şey de yemedin ki"

Evet yememiştim ve şimdi hatırlıyordum. Ama yemek istemiyordum, sadece başım ağrıyordu

"Aç değilim"

Dedim sadece. Arel'in saçlarımı ellediğini hiss etmemle ona baktım

"Ağır değil mi bunlar? Çok uzun ve ıslak"

İç çektim

"Olsun. En azından güzeller"

O saçlarımı okşamaya başladı.

"Fıstığım"

Arda amcaya döndüm

"Hiç koyu renk giyinmez misin sen?"

Omuz silktim

"Giyiniyorum arada"

"Yakışıyor sana renkli giyinmek"

Biliyorum

Tatlı bir şekilde gülümsedim

"Teşekkürler amcacımm"

Pars ayağa kalktı

"E hadi abim, yorgunsun sende gidip uyuyalım"

Birlikte mi uyuyacaktık?

Benimle birlikte Sarp da ayağa kalktı

"Olmaz bari yarın uyusun"

"Hayır, bu gün uyuyacak"

Kapıya yürüdüm

"Ben duşa gidiyorum, siz karar verirsiniz iyi geceler"

Hemen gittim. Odaya resmen sürünerek gidip kıyafet alıp kendimi banyoya attım

~

Yüzüme, kollarıma ve bacaklarıma krem sürdüm. Ellerim acıyordu, küçük dikenler batmış, tırnaklarımın arası toprak olmuştu. Toprakları temizlemiştim ama dikenler kalmıştı. Cımbız alıp tek tek çıkarmaya çalıştım.

Cımbızı banyo dolabına geri koydum, çıkarabildiklerimi çıkarmıştım ama hala ağrıyordu. Düşünmeden hareket etmiştim, o karanlıkta böcek de olabilirdi ve çok kötü hastalıklar kapabilirim bu yüzden. Gözlerimi devirdim, lanet olsun!

Aynada kendime baktım
Kendimi boş verip banyodan çıktım.
Bizim kadro buradaydı. Onları boş verip suluğumu yanıma aldım, onsuz uyuyamazdım

"Sıhhatler olsun"

"O ne demek?" Miraç a baktım merakla

"İyi duşlar işte"

Başımı salladım. Kelimeyi bana düzgünce anlatmasını beklemiştim ama maalesef yapmamıştı. Neyse, Luma ya sorardım.

"Ee Sarp? Noldu anlaşabildiniz mi?"

Yüzünü buruşturdu

"Tek gecelik, sadece bir gececiklik onunla uyuyacaksın"

Dudaklarımı birbirine bastırdım, üzülmüştüm ona. Yanına yürüyüp sıkıca sarıldım

"Üzülme ya yarın senlen uyuycam"

"Senlen değil seninle, uyuycam değil uyuyacağım"

Gözlerimi devirip Bora ya döndüm

"Tamam en Türkçe sensin"

Kendini öğretmen falan sanıyordu herhalde, hani Hakan bile hiç müdahale etmiyordu bana

"Neyyse Pars'ın odası nerede?"

Dedim. Sarp burun kıvırınca Bora ayağa kalktı

"Su içecektim zaten gel göstereyim"

Başımı salladım, o ayağa kalkınca onu süzdüm, bol gri eşofman altı ve beyaz kısa kollu klasik tişört giyinmişti.

İkimiz arasında dağlar kadar fark vardı. Sanki ben kış o yazmış gibi görünüyorduk yan yana ama yapabileceğim bir şey yoktu, uyurken sıcak ortamları o kadar seviyordum ki Ağustos sıcağında bile battaniye ye sarılarak değil, direkt gömülerek uyuyordum.

Ben düşüncelerimle meşgulken biz çoktan odadan çıkmış yürüyorduk

"Bir gün de senlen uyuyacağım Bora"

"Uyursun"

Başını yana eğdim

"Beni geçiştiriyor musun?"

"Hayır, uyuruz bir gün. Fakat sonrasında başıma neler gelir düşünemiyorum"

"Niye ki"

"Sarp seni paylaşmayı sevmiyor"

Gözlerimi devirdim

"Tuvalete bile benimle gelmek isteyen ikizimi gerçekten ciddiye alıyor musun?"

Güldü

"Doğru"

Merdivenleri bitirip koridora girdik

"Şu kapı"

Gülümsedim

"Sağol, iyi gecelerr"

"İyi geceler"

O gittiğinde kapıyı çaldım

"Geliyim mi"

"Gel tabii"

Bulut'un sesiydi. Kapıyı açıp içeri girdim

"Merhabaa"

Bulut, Toprak ve Pars vardı. Onlar da beni selamlarken ben hiç beklemeden direkt Pars'ın yanına yürüdüm. Benim için yorganı kaldırıp kollarını açtığında hemen yanına sokuldum. Yanağını öptüm

"Bize yok mu?"

Bulut ve Toprak sırayla hanıma gelip yanağımı öptü.

"Kıskanmayın ama beni daha çok seviyor, değil mi abim?"

"Evet"

Dedim gülümseyerek. İkisi de şaşkınca baktı. Onları daha çok sevmemi beklemiyorlardı değil mi? Evet, ilk geldiğimde Pars da hakkımda olumsuz yorum yapmıştı ama yüzüme karşı kötü davranmamıştı.

"Neyse uyuyorum"

Dikeldiğim yere geri uzandım. İkisi iyi geceler deyip yataklarına gittiler, ışığı da kapatmışlardı.

"İyi geceler"

Dedim onlara. Karanlıkta anlımda Pars'ın dudaklarını hiss ettim

"İyi geceler abim"

"İyi geceler abi"

Duraksadığını ve şaşırdığını hiss ediyordum ama takmadım. Gülümseyerek onun kollarında uykuya teslim oldum..

~

Sağa dönüp başımı Pars'ın göğsüne koydum, saçlarımı okşayan eli hissediyordum.

"Görüyor musunuz? Beni daha çok seviyor. Resmen kız beni sizden daha çok seviyor"

Bekle, bu Pars'ın sesi değildi.

"Sarp?"

Başımı yavaşca kaldırdım, gözlerimi açmaya çalıştım ama uyku sersemiydim.

"Günaydın canım ikizim benim"

Yanağıma sertçe öptü

"Yalasaydın"

Toprak'ın sesiydi. Gözlerimi araladım

"Pars nerede?"

Bulut, Toprak ve Sarp vardı yalnızca

"Duşa girdi, bu piç de fırsattan istifade edip yanına girdi hemen"

Toprak ona ters ters bakarak yanıtlamıştı. Bulut çalışma masasında açeleyle kağıtları bir araya getirip büyük üniversite çantasına dolduruyordu.
Toprak ise yatakta uzanarak telefonla oynuyordu

"Saat kaç?"

Dedim bu sefer

"9 çiçeğim"

Sarp dan uzaklaşıp yataktan çıktım. Baya uyumuşum.

"Günaydın dedim mi ben ya?"

Dedim gözlerimi ovalayarak

"Günaydın"

Dedi üçü de. Yatağa geri oturup telefonu elime aldım ve dün gece takside attığım postlara bakmaya başladım

Yer_yer_ra

Evleniyorsun demek fiskiye🥀
@mertt

4.5k 18
Beğeni yorum

mertt
Allah'ın gerizekalısı söyleseydin fotoğraf çekinirdik neden 1 yıl öncenin rezilliğini koydun
Selen_n
Olsun aşkım kötü çıkmamışsın
Yanıt verdiniz:
🤮🤢

Liya🫐
Tek yakın arkadaşını da ablasına kaptırınca Yera'nın mod🥀
Yanıt verdiniz:
Düğünde turuncu giyineceğim😭

Ali
Biz kötüyüz aynen🤟🏻
Yanıt verdiniz:
😝⛓️🖤

Eceymişizz
Bu kim kız
Dupduru, Eceymişizz kişisine yanıt:
Kız en yakın arkadaşıymış yorumlar dan öğrendiğime göre

Yer_yer_ra

@Ayaz⚡ 🤗

7k 100
Beğeni yorum

Yer_yer_ra

Tmm Sarp en cok sen seviyrosun beni
@havalıyızSarp

6.2k 7
Beğeni yorum

Yorumlar kısıtlandırılmıştır

Liya🫐
Harfleri o veriyor biz kelime yapıyoruz
Yanıt verdiniz:
Kes

HavalıyızSarp
Sonunda bunu anladın
Arel Aybars, HavalıyızSarp kişisine yanıt verdi:
Dilin çok uzadı senin

Bora_falan
Kameraman benim bu arada
Dupduru, Bora_falan kişisine yanıt verdi:
Ellerine sağlık canimm
Yanıt verdiniz:
Eksik olma durucum🤗

Daha fazla yorumları okumayı kesip başımı telefondan kaldırdım. Bu duru ve Ece benim eski okulumun dedikoducu kızlarıydı. Kendi yıllarca birlikte yaşadığım ailem bile benimle bu kadar ilgilenmezken onlar resmen Instagram hesabımda yatıyorlardı

"Abim"

Başımı kaldırıp ona baktım. Ne ara duştan çıkmıştı? Ayrıca Arel ve Altan da gelmişti.

Hepsinin elinde ve ya arkasında bir şey vardı. Onlara merakla baktım. İlk Arel önümde durdu

"Dün yorgun olduğun için hediyelerini bu gün vermeye karar verdik. İyiki varsın güzelim"

Gözlerimi kocaman açıp şaşkınca baktım. O da tepkime gülmüştü

"Kocaman ve taşlı şeyleri sevdiğini duydum. Görünen o ki yanlış duymamışım"

Eminim bunu Sarp söylemişti çünkü takılarımı çıkardıktan sonra makyaj masasına bırakıyordum. Makyaj masası da yatağımızın yanında olduğu için o da görüyordu.

"Çok güzel.."

Aşık olmuştum resmen. Eminim gözlerim ışıl ışıl olmuştu çünkü ben gerçekten renkli ve parlak şeylere bayılıyordum. Hemen Arel e sarıldım

"Çook bayıldım, teşekkürler abicimm"

O da bana sarılıp saçlarımı öptü

"Rica ederim"

Pars boğazını temizledi, Arel den ayrılıp ona baktım

(Takım olarak düşünün)

"İyiki bizimlesin prensesim"

Kocaman gülümsedim

"Şımartıyorsunuz"

Pars a da sarıldım. Toprak'ın sesini duydum

"Bir zahmet şımartalım değil mi?"

Pars dan ayrıldığımda Altan hediyesini uzattı bu sefer

Şaşkınca ona baktım

"Oha"

Bana pembe iPhone mu almıştı?!
Telefonum zaten yeniydi..

Şaşkınlığım onu memnun etmiş olacak ki sırıttı

"Beğendin mi?"

Ona sarıldım

"Cook teşekkürlerr"

Saçımı öptü.

"Bu da benim hediyem. Fotoğraf çekmeyi seviyorsun galiba "

Hayranlıkla baktım, bu oğlanlar bu gün beni çok mutlu etmişti!

"Ya Toprakk"

Altan dan ayrılıp ona sarıldım

"Çok tatlısınızz!"

Fırsattan istifade sümük gibi yapışmıştı ona. Arkamda ki Sarp'ın sıkıntılı nefesini duyabiliyordum. Toprak benden ayrıldığında Bulut'un hediyesi büyük olsa gerek ki çekmeceden çıkarmıştı. Pembe Dyson!

Ona şaşkınlıkla baktım

"Sevgilin mi var senin?"

Dyson alması için ya sevgilisi olması lazımdı ya da kadınların istediklerine hakim olması lazımdı. Yani bence. Emin değilim

O da bana şaşkınlıkla baktı

"Ne alaka lan?"

"Yoksa nereden esti Dyson almak? Hemde pembe?"

Bir yerde görse bile nerden bilcek pembesinin ve ya renk çeşidinin olduğunu? He Bulut? Açıkla hemen

"Kolay gelsin Bulut"

Toprak gülerek söylemişti. Çok konuşuyordu bu da!

"Satıcıya kardeşime hediye alacağım dedim bunu öner"

Kollarımı göğsümde bağladım

"Yalancı!"

Derin bir nefes alıp sesimi yumuşak tutmaya çalıştım

"Ya Bulut, sevgilin varsa söyle yemeyeceğim ya? Her ne kadar görümce olmak için çok erken olsa da alttan alabilirim"

Hayır ya ama istemiyordum görümce falan olmak. Tereddütle söylemiş olacağım ki Sarp kısık sesle

"Opsiyonel"

Dedi. Ona ters ters baktım

"Tamam en görümce sensin"

"Zaten benim? 5 abim 1 ikizim var en görümce ben olacağım siz evlenince"

Hepsi kahkaha atınca onlara göz devirip gülümsedim ve Bulut a sarıldım

"Çok tatlı bir hediye, teşekkürler"

Bulut da bana sarılıyordu ki Sarp hemen beni kendine çekti

"Bende vereyim artık hediyemi yeter"

Ona şaşkınlıkla baktım

"Bu ne sabırsızlık?"

"Büyükten küçüğe diyerek beni sona koydular çatladım burada"

"Al bakalım beğenecek misin"

Kutuyu hemen açtım. Çok güzel bir bale tarz ayakkabılardı..

"Çok teşekkürlerr çok beğendim"

Hemen sümük gibi yapıştı

"Rica ederim, beğeneceğini biliyordum zaten "

Hemen egolanmıştı.

~

Üzerimi giyinip suluğu çantama koydum ve kendimi aynada süzdüm. İlk önce Manon la Müjgan'ı ziyarete, sonra ise halamlara gidecektim. Liya ve Ali onun çocukları olduğu için e haliyle duymuştu olanları, sabah arayıp sormuştu, sonra ise evine davet etmiş, hem beni özlediğini hemde biraz sohbet edebileceğimizi söylemişti. Bende olur demiştim.

Makyaj yapmayıp malzemelerimi çantama doldurdum. Eğer makyaj yaparsam ve mezarlıkta ağlarsam berbat halde olurdum. En iyisi arabada yapmaktı.

Hemen koşar adımlarla odadan çıkıp merdivenlerden zıplayarak indim. Kıyafetimi çok sevmiştim, hava soğuktu ve beni sıcak tutacaktı. Oturma odasına girdim

"Şey ben kaçar"

Kahvaltı çoktan yapılmıştı.

"Nereye?"

Ekin kaşlarını çatarak sordu. Cumartesi olduğu için çoğuna ders yoktu o da dahil.
Bu Savaş ve Ekin fazla gözüme batıyordu... Genel olarak yani

"Arkadaşımla buluşacağım, sonra da halamlara gideceğim. Beni özlemiş"

Salonda Ulaş amca, Cansu yenge, anne, babaanne, Ekin, Tamer, Asrın, Pars ve Bora vardı.

"Dikkat et kızım olur mu?"

Babaanne şefkatle baktı. Gözlerinin içine baktım, çok şey söylemek istedim. Benim babaannem sürekli beni evlendirme derdindeydi. Her kes olurdu onun için, yaşım, yaşı, beni dövecek olması, hiçbir şey fark etmezdi. 13 yaşımda beni evlendirmeye çalışmıştı ciddi ciddi. Eğer o gün bıçağı bileğime bastırarak onları tehdit etmeseydim şu an burada olmayacaktım.

Gözlerimi babaanneden çekip başımı salladım. Boğazımda ki yumruyu yutup arkamı döndüm gitmek için ama tekrar döndüm

"Market var mı buralarda?"

Bakmamaya çalışıyordum çünkü babaanne bana derin derin bakıyordu. Sanki bir şeyler görmüştü gözlerimde.

"Neden sordun? Abim bir şeye mi ihtiyacın var?'

Pars merakla sormuştu

"Yok, meyve suyu alacaktım sadece "

Umay anne ayağa kalktı

"Mutfakta var gel vereyim"

Başımı sallayıp onu mutfağa kadar takip ettim. Mutfakta bir kapı daha vardı, o kapıyı açtığında küçük bir depo gibi bir şey olduğunu gördüm, stok yiyecek içecekler buradaydı. Garipsemedim, bu kalabalık ev için sürekli alışverişe çıkmak biraz yorucu olabilirdi.

"Üzüm suyu mu, şeftali suyu mu?"

"Şeftali"

Dedim. İsteğimle birlikte eğilip alt raftan yarım litre cam şişede şeftali suyu çıkardı. Kaliteli görünüyordu

"Teşekkürler"

Dedim elime alırken

"Rica ederim birtanem. Hadi uslu uslu git gel. Halana da selam söyle, senin için önemli biriyse tanışmak isterim."

Kocaman gülümsedim

"Mutlu olurum. En yakın zamanda sizi tanıştıracağım!"

Sahte neşeme güldü. Birlikte kapıya yürüdük, bu sırada Arda amca ve Alparslan baba karşımıza çıktı

"Kızım?"

Alparslan baba bana sarıldı.

"Kız fıstık gibi olmuşsun hanım hanımcık"

Arda amcanın neşeli sesine güldüm

"Ya, teşekkürler"

"Nereye böyle?"

Alparslan babaya cevap vermek için ağzımı açtım fakat Umay anne cevap verdi

"Mezarlığa gidiyor. Ordan da halasına uğrayacakmış"

Ağzından çıkan kelimelerle duraksadım. Hemen gözlerim ona kaydı. O bunu nereden biliyordu...?

.
.
.
.

Bitti sonunda

Ya 4 gün oldu anca bitirdim resmen ve buna rağmen bu bölüm hiç içime sinmedi. Beğendiniz mi bari onu söyleyin

Bölüm yazarken dinlediğim(en azından sonlara karşı) şarkılar
Dttk gitme, aşk yok olmaktır, porselen kalbim, farzet, anlayamazsın, kolay değildir duman. Aman kime ne

Sadece güzel gidiyor diye

Çok gevezelik ettim bb

20:09

Bitme tarihi:20.03.2026
Yayınlanma tarihi:07.05.2026

Sizce Umay nereden biliyor?

3400 kelime

Bb