18. bölüm · Abilerim mi?(Gerçek ailem)

İlk ten temasımızdı bu

Nestown_ Fan

İkimiz de gülerken birbirimize yakındık. İkimiz bakıyorduk, ta ki arkadan bir tıkırtı duyana kadar. İkimiz de aynı anda o tarafa baktığımızda baya uzun boylu, yıllardır Spor yaptığı belli olan, koyu kumral, baya yakışıklı bir adam gördüm. Yüzü kemikli ve karizmatikti

"Bars?"

Tamer'in konuşması ile bakışlarım ikisi arasında gidip geldi. Bars denen adam Tamer e dalacak gibi bakıyordu

.
.
.
.

BARS'IN ANLATIMI İLE

Tamer ve Yera'yı bu kadar yakın görmeye dayanamamıştım, Tamer kendini ne sanıyordu da ona bu kadar yaklaşıyordu? Gerçekten mi? Tamer kendisini iki aşiretin tek kadın varisine uygun mu görüyordu? Oysa ki sadece aptal bir çaylak hacker dı.

Tamer'in bana seslenmesi ile bakışlarım ona kaydı, birkaç adım yanıma yaklaşıp elini uzattı, bozmayıp elini tuttum ve tokalaştık.

"Burada olduğunuzu bilmiyordum, rahatsız mı ettim?"

Salağa yatıp sordum

"Saçmalama, ne rahatsızlığı?"

Ben olsam 'rahatsız ettin, siktir git' derdim. Muhtemelen bu yüzden bu kadar salaktı Tamer.

"Yera, bu dedemin en eski dostlarından Halil dede nin tek torunu Bars"

İlk önce dikkatle baktı yüzüme. Tanımaya çalıştı fakat çıkaramadı. Daha sonra boş verip güzel gözlüm tatlı tatlı gülümseyip elini uzattı. Gülüşüne ölürüm.

"Memnun oldum, bende Yera"

Ah be güzelim, senin hakkında herşeyi bildiğimi söylesem yine bu kadar tatlı gülümser misin acaba?

Elini uzatması ile elini tuttum. Yıllar sonra ki ilk ten temasımızdı bu.

"Bende küçük hanım."

İsmi bile güzeldi zalımın kızının

Tamer'in boğazını temizlemesi ile Yera'nın elini bıraktım. Noluyordu bu piç e? Yoksa benim kızıma göz mü koyuyorsun Tamer'cik?

Yera'nın elini çekmesi ile bende çektim

"Napıyorsunuz siz burada?"

Diye sordum, düzgün tutmaya çalıştığım sesimle

"Yera biraz hasta da, hava alması gerekiyordu"

Meleğimin hastalığından tabikide haberdardım

"İyi misin?"

Dedim Yera ya. Başını salladı

"İyiyim, teşekkürler"

Siyah takım elbisemin ceketini çıkardım

"Al bakalım, esiyor"

Utangaç bir şekilde elini uzattı reddetmek için

"Yok, şey üşümüyorum"

Yerdim ben bunu.

"İçim rahat olmaz, hem bak hastaymışsın"

Tamer bu durumdan hiç memnun değilmiş gibi bakıyordu fakat sikleyen kim?

Benim ısrarım üzerine Yera daha fazla diretmedi. Ceketimi onun omuzlarına bıraktım, elbisesi ile aynı boydaydı.

"Prenses gibi görünüyorsun"

Dememle bana kocaman gülümsedi. Şeytan şu anda onun dudağına yapışmamı söylüyordu, ama olmazdı, onu korkutabilirdim. Tamer'in varlığı da benim için sorun teşkil etmiyordu.

"Çok teşekkürlerr"

Dedi mutlu bir şekilde. İçinde küçük bir iltifat a bile sevinen kız çocuğu vardı. Bu düşünce sırıtma ma neden oldu.

"Neyse. Yera daha iyisen içeri geçelim mi?"

Yeni maydanoz çeşiti olan Tamer tabiki ortadan çıkmıştı

"Olur. Ceketin?"

Ona cevap verdikten sonra bana dönmüştü

"Kalsın. Gelecek sefer karşılaştığımızda verirsin"

Tamer bana sorgularcasına bakışlar atarken o daha ne dediğimi algılamamış olacak ki sadece başını salladı

"Tamam, görüşürüz Bars"

"Görüşürüz prenses"

Tamer kolunu Yera'nın omzuna atıp onu götürdüğünde arkama yaslanarak onları izledim. O kolunu kırmak borcum olsun Tamer...

~
Ertesi sabah

"BORA"

Meriç'in bağırarak Bora'yı uyandırmaya çalışması ile bende kalktım. Bu aralar fazla uyuyordum, yoksa şimdiyene kadar uyanmış olmam gerekiyordu. Bunun sebebi ilaçlar olmalıydı. Yatakta dikleştim

"Günaydın"

Meriç sanki varlığımı yeni fark etmiş gibi şaşkınca ağzını açtı

"Lan- günaydın kuzen pardon ben seni çoktan kalktın sanıyordum"

"Sorun değil "

Dedim gülümseyerek

"Keşke Miraç da uyanınca senin kadar tatlı olsa"

Demesiyle güldüm

Bu sırada banyodan Miraç çıkıp yüzünde ki tıraş köpüğünü ikizinin kafasına sürdü

"Kes lan şebek"

Yüzünü mü tıraş ediyordu o!

Evet normal bir şey olabilirdi ama ben ilk kez canlı bir şekilde görüyordum JDJSJDNDSMDJCKDDN

Çok havalı yanlız

Yataktan kalktıktan sonra ki ilk işim saçlarımı taramak oldu. Çok uzunlardı, karışmaması için hepsini bir araya toplayıp yastığımın üzerine atıyordum ama olsun.

Meriç'in söylenmelerini pas geçip ojelerimi süzdüm, en son gök yüzü mavisi sürmüştüm, bu sefer ne süreyim?

Bizim kolej özel olduğu için takı, oje, hatta makyaja bile izin vardı. Yeşil mi sarı mı? İki ojeyi de elime alıp üçlüye döndüm

"Hangisi?"

"Sarı"

Üçü birden sarı demişti. Sarıyı bu kadar sevdiklerini bilmiyordum. Şeytan diyor yeşil i sür ama onları kırmayacağım.

Başımı sallayıp önüme döndüm, fakat bir şey fark ettim.. lan Sarp neredeydi?

Tekrar onlara döndüm

"Sarp nerede?"

Meriç elini hamile kadınlar gibi beline koyup karnını dışa verdi

"Serap abla börek yapmış, bunu duyar duymaz toz oldu piç"

Gülmek istesem de ayıp olmasın diye önüme döndüm

"Anladım-"

"Küfür etme lan kızın yanında"

Miraç'ın banyodan yankılanarak gelen sesi ile aynadan Meriç'in göz devirdiğini gördüm

"Tamam ağır abi"

Kısık sesle güldüm, oturup ojelerimi süzdüm

"Nasıl olmuş cicimm"

Tepemde şarj aletini arayan Bora kısaca göz atıp önüne döndü

"Her zaman ki gibi"

"Her zaman ki gibi?"

Dedim bende sorgulayarak

"Fazla senlik. Kısaca güzel"

"Geçiştirdin sanki ama neyse. Teşekkürler"

Gönlümü almak için eğilip yanağımı öptü

"Çok güzel olmuş"

YAA!

AY BAYILIYORUM ÖPÜLMEYE!!

"Ayy teşekkürler tatlımcımm"

Yüzümde açan güllere sırıtıp şarj aletini aramaya devam etti

"Benim ki çekmecede, alabilirsin"

Dememle başını salladı

"Eyvallah"

Ondan bu kadar argo bir kelime beklemesem de bir şey demedim.

Ayağa kalkıp odada ki kapısı açık banyoya gittim ve kapıya yaslanıp Miraç'ı izledim. Hüseyin'i hiç tıraş olurken görmemiştim. Evet, oluyordu ama ben görmemiştim. Evde Hüseyin den başka erkek de olmadığı için hiç görmemiştim. Küçükken dedemin tıraşlı yüzünü elleyip 'benim yanımda da tıraş olsana' dediğimi hatırlıyordum. O da olurum demişti ama hiç olmamıştı.

Benim onu izlediğimi görünce aynadan bana kısa bir bakış atıp işine devam etti

"Neye bakıyorsun öyle?"

Dedi sanki küçük bir çocukla konuşur gibi

Bir an ne söyleyeceğimi bilemedim. Doğruyu söylesem garipser miydi?

"Daha önce hiç tıraş olan birisini görmedim"

Güldü, yüzünü yıkadıktan sonra konuştu.

"Gerçekten mi?"

Başımı salladım

"Evet"

"Baban?"

"Tıraş oluyordu ama hiç görmedim"

Aniden aklıma bir şeyin gelmesi ile yüksek sesle konuştum

"Miraç!"

Bana baktı

"Efendim?'

"Fotoğraf çekinelim mi? Lütfennn Instagram a atacağım"

Omuz silkti

"Olur"

Hemen telefonumu kapıp sabitledim ve onun da duruşunu ayarlayıp fotoğraf çekindim. Ayy yaşasınn

Mutlulukla telefonu alıp fotoğraf a bakarken onun güldüğünü, ardından işine geri döndüğünü gördüm.

Biraz sonra başımı kaldırdığımda yüzüne kolonya sürdüğünü görüp yüzümü buruşturdum

"Litsú sürme şunu"
(Yüzüne)

Hemen sonra hata yaptığımı fark edip düzelttim

"Yüzüne yani"

"Hangi dil kız bu?"

"Neden sürmeyeyim?"

Meriç ve Miraç'ın aynı anda konuşması ile hangisine cevap vereceğimi şaşırdım. Yaslandığım kapıdan çekilip makyaj masasına yürüdüm

"Rusça. Henüz tam alışmamadım, bizim evde Rusça konuşuluyordu çünkü"

Nemlendirici mi alıp geri geldim ve Miraç a uzattım

"Alkol yakar yüzünü, bu daha iyi"

Tereddütle elimden alırken

"Eyvallah"

Diye mırıldandı. Ne eyvallah mış ya buda

O nemlendiriciye parazitmiş gibi bakarken gözlerimi devirip elinden aldım. Kapağı açıp önünde durdum ve yüzüne nazikçe sürmeye başladım. I'm just girl🎀

Bu sırada telefonum çaldı. Meriç e seslendim

"Meriç telefonumu açıp mikrofon a koyar mısın?"

"Tamam"

Ellerim kirliyken telefona dokunmaktan nefret ediyordum

"YERA!"

Telefonumdan gelen yüksek ses tabiki de kuzenim Liya ya aitti

"He Liya?"

"Günaydın"

"Günaydın" diye karşılık verdim. Miraç'ın yüzünü bitirip yüzümü yıkadım. Çişim yoktu.

"Evimin direği, kuzu tipli tilkim, saf salak kuzenim, anneler günün kutlu olmasın"

Deyip telefonu kapattı. Meriç'in gür sesli anırması diğerlerinin sesini bastırsa da onların da güldüğünü duyabiliyordum. Rezil etmişti beni it

"Gerizekalı!"

Kendi kendime söylendim. Yine de takmayıp yüzümü sildim ve makyaj masasına yürüyüp nemlendiricimi sürdüm.

"Evimin direği! Direk Yera!"

Meriç hala gülüyordu. Bence gülesi gelmiyordu da yalandan şey ediyordu

"Oraya gelirsem seni direğe çevireceğim"

Dedim fakat sesim sözlerimin aksine sakindi.

Direği sana sokacağım demek biraz benlik değildi, yoksa derdim.

Kapının açılması ile o tarafa döndüm, Sarp gelmişti. Elinde börekle bize bakıyordu olayı anlamaya çalışır gibi

"Napıyorsunuz lan siz burada? Ev sizin kahkahalarınızla dolu"

Yerde ki Meriç e, makyaj masasının önünde ki bana, yatağını toplamaya çalışıp yatağı mahveden Bora ya ve telefonla yazışıp başını kaldıran Miraç a baktı.

"Yera direk olmuş"

Hay ben senin ama

Yastığı alıp hemen kafasına sertçe attım

"Ah!"

"Oh olsun"

Yanlışlıkla dıştan söylemiştim ama sorun değildi. Oh olsun

Önüme dönüp çok az yapacak olduğum makyajıma geri döndüm. Ben kapatıcı sürerken Miraç gelip duvara yaslandı ve beni izlemeye başladı. Ona kısa bir bakış atıp işime döndüm. Yeni karşılıklı hobi kilidi açıldı. Tamer le her sabah bahçede buluşmamız 1 Miraç la birbirimizi izlememiz 2 oldu.

"Sanada süreyim mi?"

Kapatıcılı süngeri Miraç a uzattım

Bana deliymişim gibi baktı

"Hayır tabiki"

Omuz silkip makyaj masasına koydum. Farı elime alıp siyahla eyeliner yaptım. Farla yapmayı daha çok seviyordum, buğlu görüntüsü aşırı hoşuma gidiyordu.

Miraç a dönüp perçemlerini çekerek gözlerimi gösterdim

"Güzel olmuş mu?"

"Yakışmış"

Bunlar niye bir türlü düzgün cevap veremiyor aq. Tek diyeceğin şey güzel olmuş du

"Ha çirkin olmuş yani"

"Yakışmış dedim, çirkin olmuş demedim"

"Bazen çirkinlik de yakışır insana"

Yaklaşıp saçlarımı öptü

"Mükemmel görünüyorsun. O boyalar olmadan çok daha güzelsin"

Bak yumus yumus oldum yine

Kocaman gülümsedim

"Çok teşekkürlerr!"

Yerine geçti. Açlıktan midem bulanıyordu, en son ne zaman yemek yemiştim? Dün stressten bir şey yiyememiştim, ondan önce ki gün gece ise bir tabak salata yemiştim.

Duraksadığımı ve Miraç'ın üzerimde ki bakışlarını hiss ettiğimde düşünmeyi boş verip masaya baktım. Ne sürecektim ki ben?

"Aklını başından aldım dimi?"

Gözlerimi iyileştirip şaşkınca bana sırıtarak bakan Miraç a baktım

"Alakası yok!"

Tam şu anda utançtan geberebilirdim

Telefonumun çalması ile şükrettim ama sabah sabah neden bu kadar fazla çalıyordu? Tamam, akrabalarımdan uzak olduğum için ve yokluğum üzerlerinde büyük eksiklik oluşturduğu için( genelde gözlerine girebilmek için tüm işlerini ben yapardım) beni sağolsunlar arayıp soruyorlardı sık sık. Aybars ve Kara ailesi kadar olmasa da geniş bir sülaleye sahiptim.

Miraç dan kaçmak için hemen telefonu açıp kulağıma koydum

"Alo"

Daha sonra kim olduğuna bakmadığımı hatırlayıp telefonu geri çektim ve kim olduğuna baktım. Bilinmeyen numaraydı. Kaşlarımı çattım, çünkü karşı taraftan ses gelmiyordu

"Alo?"

Miraç a baktım, bana sorgular ifade ile bakıyordu. Diğerlerinin sesi gelmediği için en son oldukları yere, yani arkama baktım fakat çoktan gittiklerini gördüm.
Tekrar Miraç a döndüm. Telefondan daha fazla ses gelmeyeceğini anlayınca kapattım

"Bilinmeyen numara, kimse konuşmadı"

"Versene bi telefonu"

Telefonu uzattığı eline koydum. Bu sırada maskaramı alıp aynaya yaklaşıp sürmeye başladım. Okula geç kalmamak önemliydi.

"Numara tanıdık değil. Bir arkadaşın falan şaka yapmış olabilir mi?"

"Hayır"

Dedim gayet emin bir şekilde. Onlardan başka arkadaşım yoktu. Benimle yaşıt bir kuzenim vardı, fakat o da numara alıp bana böyle bir şaka yapmakla asla uğraşmazdı. Yapsa bile aramak yerine "merhaba hanımefendi tanışabilir miyiz?" Yazardı çünkü daha önce iki kez yapmıştı.

Miraç a göz attığımda numarayı kendi telefonuna yazdığını gördüm.

"Bulut ve Tamer e söylerim bakar. Senin için sorun olur mu?"

"Keyfine bak"

Dedim sadece. Şu anda ilgimi çeken tek şey kipriklerimdi.

Telefonumu yanıma koyup yanımdan ayrıldı. Aynadan gördüğüm üzere okul takım elbisesini alıp banyoya girdi.

Yanlız içten içe takım elbiseyi zorbalasam da gerçekten öğrencilere yakışıyordu. Baya hot duruyordu

Birkaç saat sonra

Telefüs olunca yerimden kalkıp ikizim ve Bora'nın yanına yürüdüm

"Napıyoruz?"

"Seni arkadaşlarımızla tanıştırıyoruz"

Şaşkınca ona baktım

"Ne arkadaşı?"

"Okulun sahibinin oğlu"

Ha, evet. Okulun sahibi yemeğe geldiğinde sadece o, karısı ve evli kızı gelmişti. Bu oğlan motor kazası geçirdiği için gelememişti. Günlerdir hastanede olmalıydı.

"Haa evet o"

"Neydi ismi"

Diye devam ettim

"Berk"

Başımı salladım. Berk'ti

Uzun teneffüs arasında olduğumuz rahattık. 1 saat vaktimiz vardı. Açıkçası şaşkındım bu kadar telefüs olmasına çünkü bizim teleffüs ler 5 dakika, öğle arası ise 15 dakikaydı.

"Gidelim"

Sarp'ın peşine takıldım

"Nerede ki o"

"Bizim ikizlerin sınıfında okuyor. Son sınıf öğrencisi"

Demesi ile dudaklarımı büzdüm. Onlar da bu yıl gidiyordu, onlara çok çabuk alışmıştım ya gitseler sıkılırdım..

"Kardeşim"

Sarp'ın sesi ile eğdiğim başımı kaldırdım hepsi erkekçe tokalaştı.

"İyi misin?"

"Kötü olma şansım yok"

Dedi gülerek Berk

"Kötülere bir şey olmaz"

Meriç'in dediğine güldüler. Berk onun sırtına vurdu

"Berk, bu da benim prensesim, ikizim, güzeller güzelim Yera"

Öyle olmadı füze at

Utandığımı bildiği için böyle yapıyor ya

"Merhaba.."

Dedim çekingen bir tavırla elimi uzatarak

"Merhaba Sarp'ın prensesi, ikizi ve güzeller güzeli Yera"

YA Bİ SİKTİR AMA

Sarp'a çıkışa gel bakışı attım, çocuk elimi tutup sıkarken o dahil hepsi güldü

'bulunmasa mıydın acaba'

Lafı kulağımda çınladı. Böyle ara sıra yersiz yerlerde hatırlıyordum ama görmezden geldim.

Hep birlikte bahçeye çıkıp güzel, yeşillik yerde ki grup masalarından birine oturup muhabbet etmeye başladık..

~

"E Yera, sen Türkçe yi nereden öğrendin?"

Soru soran Berk e baktım

"Lan bende sabah soracaktım da telefonun çaldı diye soramadım"

Dedi Meriç.

"Bir arkadaşım öğretti.."

Anılar zihnime dolup beni zehirlerken ister istemez durgunlaştığımı hiss ettim...

3 yıl önce Rusya

"Yupus! Yupus! Yupus!"

Yusuf sinirle ofladı

"Пожалуйста, научите меня и турецкому языку!"
(Lütfen bana da Türkçe öğret!)

"Убирайся от меня, Йера!"
(Git başımdan Yera!)

Zıpladığım yatakta durdum ve yanına oturup dibine girdim

"Почему бы вам меня не научить? Вы так хорошо говорите по-турецки!"
(Nolur ki öğretsen? Çok güzel Türkçe konuşuyorsun!)

"Пожалуйста, пожалуйста, пожалуйста!"
(Nolur nolur nolur!)

Diye devam ettim. Sıkıca sarıldım, belki ikna olurdu

"Yupussss"

Bıkkınlıkla iç çekti

"Хорошо, идите сюда, мы начинаем сегодня"
(Tamam, gel buraya bu günden başlıyoruz)

2 ay sonra

Evde kös kös oturmuş Yupus u bekliyordum. Haftada iki gün bu saate bekliyordum onu burada ve o da gelip bana Türkçe öğretiyordu. Çok güzel öğretim dili olsa da galiba biraz man kafa olduğum için tam konuşamıyordum. Telefonumu elime alıp bir kez daha aradım onu. Bir saat önce burada olması gerekiyordu.
Telefonu Yupus'un üvey annesi Nara açtı. Kısık kısık ağlama sesleri duyuyordum

"Yupus?"

"Yera.. Юсуф покончил жизнь самоубийством..."
(Yusuf intihar etmiş...)

Demesi ile dünyam başıma yıkıldı. Tek arkadaşım, tek kardeşim, yetimhane de ki iki günlük dostum Yupus..

Ama bunu neden yapmıştı? Üvey ailesi ondan sonra bir çocuk doğurmuş, kendi çocuklarını sevip Yupus u evlat olarak görmemişti fakat değer miydi? Daha 17 yaşında gencecikti, ileride koca bir hayat onu bekliyordu..

(Yupus'um, kınalı kuzum😭 yazarınızın bir anısı ve arkadaşıdır
😭😭)

Durgunlaştığımı gören Berk konuştu

"Senin için önemli bir arkadaş galiba"

"Öyleydi.."

"Kızım anlatsana"

Sarp a göz devirdim. Ne kadar da sabırsızdı.

"Şu iki günlük yetimhane de kalmıştım ya, o zaman tanışmıştık. İsmi Yufus tu, ismini söyleyemediğim için Yupus derdim." Kendi söylediğime güldüm. Hala Yusuf ismini söyleyemiyordum.
"Sonra ikimiz de arkadaş aileler tarafından evlat edindik. Tek arkadaşım da kardeşim de oydu. 14 yaşıma geldiğimde bana Türkçe öğretmesi için onu darlamaya başladım. O Türkçeyi mükemmel biliyordu, resmen Türkçe öğretmeni gibi"

O zamanlar da çok ilgimi çekerdi bu kadar iyi bilmesi

"Bana Türkçe'yi öğretmeye başladı, her hafta iki gün olacak şekilde. Yine o günlerden birinde onu evde bekliyordum, gecikmişti ve ben onu aradığımda annesi açıp intihar ettiğini söyledi"

Gözlerimi kaçırdım. Benim için ağır bir olaydı.

Yanımda ki Bora sırtımı sıvazladı.

"Ah be kuzen.."

Meriç dertli dertli konuştu.

"İntihar sebebi ne peki?"

Miraç her zaman ki ciddiyetiyle sordu

"Ailevi sebeplerden"

Dememle arkasına yaslanıp iç çekti.

Yupus'un cesedini bile görmek nasip olmamıştı bana. Göstermemişlerdi o zamanlar bile tek ailem olan kişiyi.

Konuyu dağıtmaya çalıştı. Ortamın içine etmiştim

"Ee, gelecek planlarınız nedir?"

"Sizi bilmem ama Miraç bu ağır abilikle mafya olacak"

Miraç Meriç'in kafasına vururken masadan kahkahalar yükseldi

~

Eve yeni gelmiştik, diğerleri üzerlerini değişip aşağı inmişti. Bende üzerimi değiştim ve makyajımı tenizledim.

Severek aldığım zebra desenli takımıma baktım ayna da. Gülümsedim, bunu Umay anneyle almıştım, o seçmişti. Ona alışmıştım, nedenini bilmiyordum ama en az ona alışmıştım. En çok babayı seviyordum, Aral abiyi de seviyordum ama nedenini anlamadığım bir şekilde babayı daha çok seviyordum. Çocukken hep beni seven bir babam olsun istemiştim, çok kıskanmıştım arkadaşlarım her şeylerini babalarına anlayırken, "babama söylerim o halleder" dediklerinde çok canım yanmıştı. Çünkü ben babama söylersem beni mahv ederdi. Dövmezdi, ama öyle bir psikolojik baskı uyguladı ki dövsün diye yalvarırdım.

Neyse.

Aynaya son kez bakıp tam salona gitmek için kapıya yürüyordum ki olduğum yere çivilendim sanki. Adım atmak için hareket etmeye çalıştım ama olmadı, kitlenmiştim. İlk kez böyle bir durumla karşı karşıyaydım. Bu da neydi?

Aniden burnuma bir koku geldi, tüylerim ürperdi. Bu koku parfüm değildi, çiçek değildi, hoşuma giden bir koku değildi. Bu koku bir erkeğe ait ten kokusuydu. Hani her insanın kendine has bir kokusu olurdu ya, ondandı. Nedenini anlamadığım bir şekilde bedenim korku ile gerildi. Odada gözlerimi gezdirdiğimde kimsenin olmadığından emin oldum. Nereden geliyordu bu koku?

Birden hafızama anılar doldu. Bu koku beni kaçıran adamın kokusuydu, ve ben bu kokuyu yakın zamanda tekrar solumuştum.. bu koku onun kokusuydu. Nasıl yapmıştı bunu? 6 yaşında ki bir çocuk ona ne yapmıştı? Kokunun sahibi net olarak aklımda değildi, ama 3 seçenek vardı aklımda. Onur dayı, Gurur dayı ve Şerif miydi? Annenin kuzeni işte. Bu 3 ünden birisiydi beni kaçıran.

Kimin olduğunu bilmesem de net bir şey biliyordum. O bana çok yakındı, tekrar gelecek beni belki de tekrar kaçıracaktı...

Bedenim korku ile tir tir titrerken kapının açıldığını ve bir silüetin durduğunu hiss ediyordum fakat kim olduğunu göremiyordum. Gözlerimde ki yoğun yaşlar bunu engelliyordu. Bedenim de hiss ettiğim ve artık kaldıramadığım stres, korku ve ağırlıkla kendimi bıraktım. Kafamı sertçe yere vurmadan önce son duyduğum sesler ismimi bağırıyordu.

.
.
.
.

Bölüm sonu

Nasil buldunuz

Yorumlarinizi ve oylarunizi eksik etmeyin emek veroyorum 😭💗

18:22

Bitim tarihi:09.03.2026
Yayınlanma tarihi:05.04.2026

Ne diyicektim ya neyse

Sizce gelecek bölüm neler olacak

2690 kelime

Bb