7. bölüm / 32
Abilerim mi?(Gerçek ailem)Öyle olsun
Bölümler 32Şu an: Öyle olsun
- 1 Tanıtım262 kelime
- 2 İletişim özürlüsü müsün?2.611 kelime
- 3 Kaçırıldım mı ben?2.567 kelime
- 4 Aşiretiz biz2.466 kelime
- 5 Aybars aşireti tanıtım112 kelime
- 6 Öyledir benim kızım3.080 kelime
- 7 Öyle olsun2.332 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Sevgilin var mı?2.521 kelime
- 9 Senin de mi kalbin acıyor?1.762 kelime
- 10 Yavru ceylan?2.463 kelime
- 11 Bulunmasa mıydın acaba?2.535 kelime
- 12 Kara aşireti tanıtım132 kelime
- 13 Saldırgan?2.585 kelime
- 14 Ne yediği belirsiz?3.147 kelime
- 15 Ne hastalığı?2.543 kelime
- 16 Otur kara çiyan2.818 kelime
- 17 Yazık.2.665 kelime
- 18 İlk ten temasımızdı bu2.686 kelime
- 19 Hatırladım beni kaçıranı3.472 kelime
- 20 Küçük katil3.790 kelime
- 21 Vurma ona!3.431 kelime
- 22 Öldürecek misin beni?3.625 kelime
- 23 Mezarlığa gidiyor3.382 kelime
- 24 Şerif oradaydı3.571 kelime
- 25 Ölmüş mü?3.835 kelime
- 26 Öldü!3.933 kelime
- 27 Tehlikle.4.130 kelime
- 28 Doruk!3.755 kelime
- 29 Ne abiymiş arkadaş!3.831 kelime
- 30 BABAMI İSTİYORUM!3.797 kelime
- 31 Ölüler konuşmaz!3.817 kelime
- 32 Final3.200 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Mideme bulantı girdi. başım dönüyor, gözüm kararıyordu. Başımı Aral abiden kaldırdım.
"Abi-"
Lafımı bitirmeden bilincimi kaybettim ve başım Arel abinin göğsüne geri düştü
.
.
.
.
AREL'IN ANLATIMI İLE
Yera nın başının göğsüme düşmesi ile ona baktım
"Yera?"
Miraç kaşlarını çatıp
"Noldu lan?"
"Lan ikiz"
Diyen Sarp ile Ekin doğrulup yanıma geldi. Yera nın kafasını kaldırıp onu inceledi
"Bayılmış. Arel odaya getir bakayım"
O doktor olduğu için başımı sallayıp ayağa kalktım ve Yera'yı kucağıma alıp onu takip ettim. Diğerleri de peşimizden geliyorlardı. Yatağa koyduğumda Ekin bize baktı
"Çıkın siz"
Çıkıp biraz bekledik. 10 dakika falan sonra Ekin geldi
"Serum yaptım. Yarın hastahaneye gidip birkaç test falan yaptırırız bakarız sorunun ne olduğuna."
Başımı salladım. Sarp'ı kendime çekip sarıldım. Korkmuştu kerata.
"Hadi gidin uyuyun. Saat 3 olmak üzere"
Meriç ortamı yumuşatmak adına güldü
"Biz zaten 3 den sonra uyanık olu-"
Miraç kafasına vurup susturdu
"Cin miyiz biz oğlum?"
Demesi ile her kes güldü. Yaman sırtıma vurdu
"Hadi"
Savaş a da aynı şekilde. Yaman Savaş ve ben aynı odada kalıyorduk. Uyumak için gittik
"İyi geceler"
"İyi geceler"
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
Aral, Yaman ve Savaş dan sonra Hakan, Ekin ve Tamer üçlüsü de gitmişti. Toprak, Bulut ve Pars, Miraç, Meriç ve Bora da kendi odalarına çekilmişlerdi. Asrın ve Sarp da Yera nın olduğu odaya, yani kendi odalarına girmişlerdi. Ekin gitmeden önce serum bittiğinde ikisinden birinin serum u kapatmasını söylemişti. Yera için bir yatak olmadığı için Sarp Yera ile aynı yatakta uyuyacaktı. Asrın kendi yatağına uzanıp tavana baktı
"Konuş lan"
Sarp da yatağa uzanıp, ilk önce kardeşine, sonra ise Asrın a göz atmıştı
"Ne konuşayım abi?"
"Havadan sudan" daha sonra dalga geçtiğini belli etti
"Ne konuşacaksın olum kardeşini sevdin mi ondan konuş. Serum bitene kadar uyanık kalalım"
"Haa evet. Şey çok garip ama iyi birisi"
"Garip?"
"Arkadaşı hiç yokmuş. Şimdiyene kadar hiç arkadaşı olmamış"
Asrın sırtını yatak başlığına yaslayıp başını salladı
"Evet.. bu ilginç fakat her kesin arkadaşı olmak zorunda değil Sarp. Bazı kişilerin arkadaşı kendileridir"
Sarp omuz silkti
"Bir sürü ilgi alanı var. Resim çiziyor, örgü örüyor, gitar çalıyor, bale yapıyormuş arada, beğendiği şeylerin fotoğrafını çekmeyi seviyormuş. Yemek pişirmeyi de çok seviyormuş"
"Öğrenmeyi seviyor olmalı"
"Öyle. Bide çok düşermiş"
"Nasıl yani?" Asrın dediğini anlamadı çok düşermiş?
Sarp umursamazca Yera nın tişörtünün kolu ile oynuyordu
"Duyduğun gibi. Ayağında kocaman bir morluk vardı. Nedenini sorduğumda düştüğünü söyledi, emin olup olmadığını sordum ama o sadece "ben çok düşerim"
Dedi"
Asrın kaşlarını çattı
"Eski ailesi yapmış olabilir. İçeride eski ailesinin kendisine vurduğunu sorduğumuzda susmuştu."
"Umarım sadece düşmüştür.."
Sarp'ın sona doğru sesi kısıldı. Umuyordu ki kardeşi sadece düşmüştür. Aksi ihtimali düşünmek bile istemiyordu.
~
YERA'NIN ANLATIMI İLE
Gözlerimi araladığımda dün gece gözlerimin önünden geçti. En son Aral abinin göğsüne bayılmıştım. Şimdi ise sabahtı. Gözlerimi etrafta gezdirecekken bedenime sümük gibi yapışan bir şey hiss edip hemen o yöne baktığımda başı göğsümde, ahtapot gibi kollarını, bacaklarını bana sarmış olan beden ile karşılaştım. Kumral saçlarından ve vücudundan o kişinin Sarp olduğunu anlamak zor değildi. Onu rahatsız etmemek için kıpırdamadan diğer tarafa baktığımda bizden farklı bir yatakta tahmini 7 adım ötede uyuyan Asrın ı gördüm. Dışarda ki yoğun rüzgar sesleri de tahminlerimi doğruladığı üzere soğuktu hava. Ben soğuğa alıştığım için bana soğuk gelmiyordu. Yavaş hareketlerle Sarp'ı kendimden uzaklaştırdım ve ayağa kalktım. İlk başım dönse de kendimi toparlayıp sessizce terliklerimi giyindim ve odadan ayrıldım. Sabahın erken saatlerindeydik, mutfaktan sesler geliyordu fakat daha kimse görünürde yoktu, muhtemelen kalkmamışlardır.
Sessizce merdivenlerden inip mutfağa girdim. Hem susamıştım hemde sesler kime ait merak etmiştim.
Mutfağa girdiğimde 3 tane kadınla karşılaştım. Birisi 45-47 yaşlarında, diğer ikisi ise 20-30 yaş arası görünüyordu.
"Günaydın.."
Su içsem olur muydu acaba? Yemek hazırlıyorlardı. Muhtemelen kahvaltı için. 40lı yaşlarında ki kadın beni görünce kocaman gülümsedi
"Günaydın kızım, bir şey mi istediydin?"
Bende gülümsedim. Ellerimi önümde birleştirmiştim. Ezik gibi mi duruyordum yoksa cici hanım hanımcık bir kız gibi mi?
"Su istemiştim de"
Aralarından en küçük olduğunu düşündüğüm, 23-25 yaşlarında ki kadın bana hemen bir bardak su doldurup verdi. Suyumu içip tezgaha koydum
"Teşekkür ederim"
Dediğimde üçü de bana bakıyorlardı gülümseyerek. Daha çok inceliyorlardı.
"Maşallah duru güzelliğin var kızım tü tü tü tü"
Tükürmek adet miydi acaba? 8 yaşımdan 16 yaşına kadar Rusya da büyüdüğüm için adet falan bilmiyordum pek.
40 lı yaşlarında ki kadına
"Çok teşekkür ederim" dedim.
"Ben Rukiye. Bu Aslı, bu da Serap"
En küçük Serap, orta olan Aslı, büyük olan Rukiye. Okey.
"Memnun oldum. Ben Yera"
"Bilmez miyiz? Senden önce adın geldi bu konağa"
Aslı nın konuşması ile ona baktım. Normaldi bu, her ailede her gün bir çocuk kaçırılıp sonradan bulunmuyor. Ayrıca aşiretin tek kız torunuydum, olurdu öyle şeyler. Başımı salladım sadece
Rukiye hanım konuştu
"Ee kızım, neden kalktıydın bu saatte?"
Omuz silktim
"Uyanma saatim. Kimse uyanmadı mı daha?"
"Yok kızım onlar saat 8 gibi uyanırlar. Şimdi saat 7"
Başımı salladım
"Peki. Ben bahçedeyim, size kolay gelsin"
Dediğimde hepsi gülümseyip teşekkür etmişti. Bahçeye çıktığımda bir salıncak gördüm, şu 3 kişilik oturacak salıncaklardan var ya, ondan. Bahçe kocamandı. Gidip oturup biraz ileri geri sallandım. Rüzgar a bayılıyordum resmen. Çoğu insan yağmuru çok sevse de rüzgarın saçlarımın arasından, tenimin üzerinden geçip gitmesine bayılıyordum. Huzurdu resmen. İçime işlediğini falan hiss ediyordum. Gözlerimi kapatıp rüzgarın içime işlediğini hiss ettim. Uzun saçlarım rüzgarda uçuruyordu.
Dün gece dayımla konuşup ona her şeyi anlatmıştım. Biliyordum aramızda sır kalacağını, bu yüzden rahat rahat a dan z ye kadar anlatmıştım detaylarıyla. O da bana durumu araştıracağını, kara para meselesi için de dosya falan bulmaya çalışacağını söylemişti. Aslında biliyordum ki dosya gibisinden bir şey varsa eğer bu kasadaydı. Kasa da evde, Hüseyin ve Tuana nın odasındaydı. Oraya girip kasaya bir şekilde ulaşmalıydım. Gözlerimi açmış bunu nasıl yapacağıma dair derin derin düşünürken omzuma aniden konan ceket ile irkildim. Başımı kaldırdığımda Tamer ile gözlerimiz kesişti.
"Günaydın. Ne düşünüyorsun öyle?"
"Günaydın. Öylesine şeyler ya. N'olacak"
Yanıma oturup başını salladı. O da benim gibi karşıda ki ağaçlık alana baktı. Ben üstümde ki onun ceketinin ucundan tuttum
"Al, ben üşümüyorum"
"Hava soğuk ve sen omzu açık kıyafetle rüzgarın önünde oturuyorsun"
"Ben seviyorum rüzgarı, ayrıca soğuk da değil. Alışığım ben"
Anlamadığım bir şekilde bana dönüp baktı.
"Neden Yera? Neden alışıksın? Seni soğukta mı bırakıyorlardı?"
Gerildiğimi hiss ettim. Evet, beni Rusya'nın soğuğunda balkona, bodruma kilitlediklerini nasıl tahmin ediyordu?
"Yok, 8 yaşımdan 16 yaşıma kadar Rusya da büyüdüm ben. Çok soğuk olurdu oralar"
Tamer başını salladı
"Öyle olsun"
Kaşlarımı çattım. Tam konuşacakken konuştu
"Zaten Rus aksanın hafiften kendini belli ediyor"
Öyle miydi? Gerçekten anlaşılıyor muydu? Şaşkınca ona baktım
"Gerçekten mi?"
İstemsizce sesim sanki sıradışı bir şey olmuş gibi çıkmıştı. Sırıtıp beni onayladı
"Evet"
Dudaklarımı büzüp önüme döndüm
"Oysa ki Türkçemi geliştirmek için çok çalışmıştım"
Arkasına yaslanıp kolunu omzuma attı
"Üzülme be kuzen, Türkçen gayet iyi. Sadece hafif aksan var"
Ona kısaca teşekkür ettim.
"Evdekiler saat kaçta kalkar?"
"8 gibi, neden?"
Omuz silktim
"Merak ettim. Peki ya evde mi olacak gün boyu her kes? Yoksa işe falan mı gidecekler?"
Kafasını arkaya atıp konuştu. Badem elması çekiciydi.
"Dedemin işi vardı. Alparslan amca ve Arda amca nın da işi vardı şirkette kısa da olsa. Babam ve Ahmet amca muhtemelen senin şu kaçırılma olayımı araştıracak. Üniversitelilerin dersi olanlar ben dahil olmak üzere derse gidecekler. Sarp, Miraç, Meriç ve Bora derse gidecekler. Kadınlar da ya alışveriş e giderler sana hediye almak için, yada evde kalıp dedikodu yaparlar"
Başımı salladım.
"Teşekkürler. Sen ne okuyordun bu arada? "
"Yazılımcı. Aslında hacker olma yolunda gidiyorum. Hedefim bu yani"
"Bence çok havalı hacker olmak. Benim bi tanıdığım vardı, o da hackerdı"
Başını indirip bana sanki bir kız çocuğuna bakar gibi gülümseyerek baktı
"Nereden tanıyordun sen onu?"
Fazla mı kendimi açmıştım? Ama bakışları kötü değildi. Sanki hoşuna gitmişti.
"Benim eski kuzenin en yakın arkadaşıydı."
Başını salladı
"Anladım. Sen bahs et biraz da kendinden, mesela sen hangi mesleği düşünüyorsun?"
Birkaç saniye düşündüm
"Aslında karar veremedim daha. Meslek konusunda biraz maymun iştahlı olduğum söylenir. Çok fazla şeyi düşünüyorum fakat sonra bana uygun olmadığını fark ediyorum"
"Anlatsana"
Demesi ile anlatmaya başladım
"7 yaşımda aşçı istedim, hatta o kadar çok istiyordum ki 9 yaşımda baya başarılı bir şekilde yemek yapmaya başladım. 12 yaşımda zor yemekleri profesyonel bir şekilde yapabiliyordum. Fakat mutfak fazla yağlı ve insanı kirlendirecek bir alan olduğu ve ben kirlenmekten nefret ettiğim için vaz geçmek zorunda kaldım"
Göz ucuyla ona baktığımda pür dikkat beni dinlediğini gördüm ve bu anlatma isteğimi artırdı. İlk kez birisi beni dinlemek için heyecanlıydı.
"Sonra hostes olmak istedim çünkü bulut ve yıldızları izlemeye bayılıyorum. Uçağa bindiğimde de onlara daha yakın olmak çok hoşuma gidiyor fakat uçak yere indiğinde çok sıkılıyorum ve midem bulanıyor. Uçağın kalkması ve inmesi uzun sürüyor. Bakma şu sessiz suskun hallerime normalde çok yerinde duramayan ve sürekli bir şeylerle uğraşmayı seven bir insanım. Sıkılırım diye vaz geçmek zorunda kaldım"
Dediğimde güldüğünü duydum
"Ressam olmak istiyordum ki hala tereddütteyim. Fakat her dakika ilham gelmiyor. Bazen 1 ay boyunca resim çizesim gelmiyor, geldikten sonra neyi referans alayım düşünüp bulamıyorum. E uzun süre resim çizmeyince de stress e giriyorum istemsizce olmuyor o da."
Dinlediğini belli edercesine başını salladığında devam ettim
"Gitarist olmak istedim fakat" parmak uçlarımı gösterdim "ellerim harap oldu gitar çalmaktan"
Bakışları kabuk tutmuş, bazı yerleri kanamış parmak uçlarımı birkaç saniye izledikten sonra ellerimi çektim. Gitarımın telleri sert bir metalden yapılmıştı. Sovet dövrünün gitarıydı, oldukça değerliydi. Dayımın hediyesiydi.
Sonra iç çektim
"Küçüklükten beri bale yaparım ben. Balerin olmayı küçüklükten beri çok isterdim fakat "
pantolunumu sıyırıp dizimde ki kocaman morluğu gösterdim
"Hassas tenli birine yaramıyor balerin olmak"
Dizime baktıktan sonra dizimi indirip ona baktım.
"Anlayacağın bulamıyorum kendime göre düzgün meslek"
"Gerçekten... Fazlaca şeye karşı ilgilisin"
Başımı salladım hızla
"Evet! Sorun da bu! Aynı anda bir sürü ilgi alanım var ve bu hiç hoş değil çünkü meslek bulamıyorum. Sürekli bir şeyler ile meşgul olduğum için artık diğer meslekler bana sıkıcı geliyor"
İç çekti
"Yanında sigara içsem olur mu?"
Elimi n'olacak dercesine salladım
"Aksaylar sürekli burnumun dibinde içiyorlardı"
Dedim gülerek. O da gülüp cebinden sigarasını çıkarıp yaktı
"Belki dil çevirmeni olabilirsin ha?"
O bana bakarken bende ona döndüm
" Yabancılarla konuşmayı hiç ama hiç sevmiyorum"
Dedim yüzümü buruşturarak
"Sanırım bu artık senin için bir yabancı olmadığım anlamına geliyor"
Dediğinde kafama dank etti. Çok komuşmuştum. Tamer le çok fazla konuşmuştum. Şaşkın suratıma güldü
"Hiç fark etmemişim. Daha Arel abime bile bu kadar açılmamıştım"
Dediğimde sigaradan bir nefes verdi
"Ne yalan söyleyeyim o buna pek mutlu olmayacak olsa da ben sevindim. Ayrıca konun sarıyor. Sen konuşunca insanın dinleyesi geliyor "
Utanmıştım. Gözlerimi kaçırdım
"Teşekkürler..."
Serap abla mutfağın kapısından çıkıp bize seslendi
"Tamer! Yera! Kahvaltı ya gelin"
Saat ne çabuk 8 olmuştu? Diğerleri kalkmış mıydı? İkimiz de ayağa kalkıp yavaş yavaş yürüdük. İçeri girdiğimizde sofrada oturan aile üyelerini gördük
"Günaydın"
"Günaydın" dememizle onlar da karşılık verdi. Sarp ve Meriç'in ortasında ki boş alana geçmiştim. Tamer ise kendi yaşıtları nın yanına geçmişti, çok uzak değildi. Galiba masa düzeni yaş sıralamasına göreydi, çünkü en sonda ben, en başta dede bey oturuyordu. Bir dakika, ikizim benden önce mi doğmuştu? Dede bey bana bakarak konuştu
"Torunum duyduğuma göre dün gece rahatsızlanmışsın? Hayırdır? İyi misin?"
İyi olduğumu söylercesine başımı salladım
"İyiyim dede muhtemelen birkaç gündür biraz yorucu ve stressli geçiyor tahmin edersiniz. Ondandır"
Dede bey başını salladığında Ahmet amca konuştu
"Kendine iyi bak kızım, mazallah bir şey olur falan"
"Tamam amca"
Dedim. Dede beyin afiyet olsun demesi ile yemeğe başladık. Yemek yiyesim de yoktu mi şimdi. Yemek masasında sohbet dönüyordu. Bir an sessizlik olunca fırsat bu fırsat konuştum
"Biz burda kaç gün kalacağız?"
Alparslan baba bey bana baktı
"Bir kaç gün daha kalacağız. Neden kızım?"
"Şey.. benim bi arkadaşımın abisi ameliyat olmuş da, onun yanına gitsem ordan dönerken de eve gidip birkaç kıyafet alsam olur mu?"
Onların burda kıyafetleri vardı fakat benim yoktu. Kalacağımızdan da haberimin olmadığı için kıyafet almamıştım.
Aslında kimi kandırıyorum? Kıyafet falan hepsi behaneydi. Arkadaşım hole yoktu ki benim. Arkadaşım diye onları kandırarak Aksaylara gidecektim ziyaret behanesi ile. İlk eve uğrayıp sandığımda ki anahtarı alıp Aksay evinde ki bodrumda cezalı olduğum bir gün keşfettiğim kasayı açıp belki bir şey çıkar umudu ile aile fotoğraflarına bakmayı düşünüyordum. Tabii Hüseyin ve Tuana nın odasına gidip dosya da arayacaktım.
Arkadaş dediğim anda Sarp ve Asrın göz göze geldi. Birbirlerine garip bir şekilde baktıklarını gördüm fakat anlamdıramadım. Alparslan baba beye baktığımda bana baktığını gördüm
"Tamam kızım. İşe gideceğim bende, oradan seni bırakıp giderim"
Tamam, ilk eve gideceğimi söyler, kıyafet aldıktan sonra da taksi ile gideceğimi söyler atlatırdım ben onu.
"Teşekkürler" dedim ve her kes yemeğine gömüldü. Ben ise bir tane peyniri ekmek olmadan oyalana oyalana yemiştim. Baba beye acil telefon gelmiş, gitmek zorunda kalmıştı ve kuzenlere içlerinden birinin beni bırakmasını söylemişti. Bu kötüydü.
Yemek bitmiş, işi olan işine, dersi olan dersine gitmişti. Yengeler ve Umay hanım beni bir süre iyi olup olmadığıma dair darlamıştı. Ekin ise işe gitmeden önce saat 6 sularında gelip beni alacağını ve hastaneye gidip test yapacağımızı söyleyip numaramı almıştı. Bir de bu çıkmıştı başıma da neyse.
Kaldığım odaya çıkıp çantamı aldıktan sonra aşağı inmiştim. Kim bırakacaktı beni? Etrafa bakındığımda Tamer ve Hakan'ı koltukta yanyana otururken gördüm. Beni gördüklerinde Hakan ayağa kalktı
"Ben bırakırım seni" dedi fakat Tamer elini onun omzuna koydu
"Ben bırakırım abi, oradan da üniversiteye geçeceğim zaten"
Hakan başını sallayıp geri oturdu.
Tamer kafası ile işaret etti kapıyı
"Hadi" dercesine. Önden yürüyüp dışarı çıktım arabasına binip ilk eve gittik ve anahtarı aldım. Üzerimi değişip sırt çantasına birkaç kıyafet ve ayakkabı aldım. O salonda oturuyordu bu sırada. Ne kadar gitmesini söylesem de gitmemişti.

Bunu giyinip üzerime bir ceket aldım ve koşarak salona indim
"Beklettim özür dilerim"
O da oturduğu koltuktan ayağa kalkıp telefonu cebine attı
"Sorun değil"
Beni kısaca süzüp
"Gidelim mi?"
Diyince başımı salladım.
"Gidelim"
Arabaya bindik, ona Aksay evinin yakınında ki bir kafeyi tarif etmiştim. Sanki orada arkadaşım varmış gibi gösterip o gittikten sonra yürüyerek Aksay evine gidecektim. Bu saatlerde Selen okulda, Tuana ve Hüseyin ise işteydi. Yani istediğim kadar arayabilecektim evi.
Kafenin önünde durduğumuz da onu döndüm içten bir gülümseme ile
"Gerçekten teşekkür ederim. Buraya kadar getirdin"
Daha dün tanıştığı kuzenine şoförlük yapmak zorunda değildi.
O da gülümsedi
"Rica ederim, her zaman"
Arabadan indim.
Kafeye gidip oturdum ve onun gitmesini bekledim. O gidince hemen dışarı çıkıp yürümeye başladım. 10 - 15 dakika falan yürüdükten sonra eve varmıştım. Bende olan anahtar ile kapıyı açıp içeri girdim.
.
.
.
.
Bölüm sonu
Beğendiniz mi?
Tamer hakkında düşünceleriniz neler?
2342 kelime
Bb
Bölüm etkileşimi
