Ne hastalığı?

Vaveyla Yazarı: Nestown_ Fan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: Ne hastalığı?

Uçuruma doğru yürüdüğünde onu takip ettim. Ardından onun gibi uçurumdan bacaklarımı sarkıtarak oturdum. Aslında ölesiye korkardım yüksekten ama aşağı bakmak istiyordum. Göz ucuyla baktığımda mavilik görmüştüm, deniz mi vardı?

Ayaz a döndüm

"Şey, beni tutar mısın?"
.
.
.
.
Bana anlamayarak baktı

"Nasıl?"

Çekinerek konuştum

"Aşağı bakmak istiyorum ama yükseklik korkum var"

Şaşkınca bana baktı. Galiba ona bu kadar güvenmemi beklemiyordu. Bende beklemiyordum fakat güvenilir bir vibe veriyordu.

AYAZ'IN ANLATIMI İLE

Şaşkınca Yera ya baktım. Bana bu kadar çabuk mu güvenecekti? Onu bekletmemek için kolumu hemen beline doladım. O öne eğilip aşağı bakarken rüzgar uzun saçlarını yüzüme değdirdi. Kendisi vanilya kokarken saçları hindistan cevizi kokuyordu. Güzel uyumdu. Geri çekildi

"Güzelmiş."

Ezbere bildiğim aşağının manzarasında akar nehir vardı, kenarları sivri kayalıklarla doluydu. su sanki birine kızmış gibi sert ve gürültülü bir şekilde akıyordu.

Yera yı süzdüğümde dizleri üzerine oturduğunu gördüm. Yer sivri bir sürü küçük taşlarla doluydu ve onun çıplak bacaklarına batıyordu. Fakat o bundan hiç de rahatsız değilmiş gibi duruyordu. Onu incelediğimi anlamış olacak ki gözlerini aniden bana çevirdi. Gözlerime baktı, bende onun gözlerine baktım. Saçları hala rüzgarda uçuyordu, genelde kızların bu durumdan pek hoşlanmadıklarını ve saçlarının dağıldığı hakkında mızmızlandığını duymuştum, ama o bu durumdan mutluymuş gibi duruyordu.

Biz hala bakışırken o gözlerini gözlerimden ayırmadan konuştu

"Dövmelerin güzelmiş"

0 kol giyindiğim için dövmelerim rahatça görünüyordu. İki kolumda dövme doluydu. Sağ kolumda dirseğime gelmeden hemen bitiyor, sol kolumda ise omzuma kadar geliyordu.

"Abin yaptı"

Başını salladı gülümseyerek

"Güzelmiş"

"Teşekkürler"

Ardından bakışlarını bulutlara çevirdi. Hava kapalıydı ama bir sürü koyu renkli bulutlar vardı.

Yera garip kızdı. Biraz npc gibiydi fakat sorun yoktu. Kötü birisi değildi.

Aklımda için soruyu sordum

"Motordan neden bu kadar korkuyorsun?"

Yoldayken sıkı sıkı sarılıyordu. Bu normal bir sarılma değildi.

Bir an düşünür gibi oldu ama anlatmaya başladı

"14 yaşımdayken karşıdan karşıya geçtiğim sırada araba çarptı. Ben aslında hep karşıdan karşıya geçme konusunda dikkatliydim fakat kuzenim elimden tutup aniden arabanın önüne koşunca olan oldu. O günden sonra travma kaldı, karşıdan karşıya geçince ağlayıp kriz geçirmeye başladım. Ayrıca araçlardan da korkuyordum. Psikiyatriye gide gide güzeldim. Hala var biraz korkum ama eskisi kadar değil"

(Benim anım bu arada😭)

Gözlerime hüzün perdesi indi. Onun psikolojisini düşünemiyordum. Kuzeni neden böyle bir şey yapmıştı?

"Kuzenin neden bunu yaptı?"

"Arabayı görmemiş"

Dediği şeyle iç çektim. Bir anlık dikkatsizlik yüzünden olmuştu her şey.

Yera ya baktığımda yine bulutları izliyordu.

"Gidelim mi?"

Bana bakıp başını salladı. Ayağa kalkıp elimi uzattım, elimi tutup ayağa kalktı. Birlikte yolun kenarına park ettiğim motosiklet e gittik kaskı takıp bindim, ilk ben bindim ki eteğinden dolayı binerken rahatsız olmasın. O da binince motoru çalıştırdım, bu sefer daha yavaş kullanmaya başladım.

~

YERA'NIN ANLATIMI İLE

Ayaz'ın motoskleti park etmesi ile motosikletten indim

"Teşekkürler"

"Ne için"

Kaskını çıkarıp saçlarını düzeltirken bana baktı

Gülümsedim.

"Benim için yavaş kullandın"

O da gülümsedi

"Rica ederim"

Birlikte restoran gibi bir yere girdik. İçerisi resmilikten çok samimi bir yerdi. Restoran ahşaptan yapılmış duvarlar, masalar, siyah sandalyeler, duvarlarda çerçeveler vardı. Sahil kenarında bir restorandı ve büyük pencerelere sahipti. İçerisi sıcaktı. Biraz baktığımda ileride masanın etrafında oturmuş Karan, Araz, Doruk, Tan ve Sarp ı görmemle oraya doğru yürüdüm, peşimden Ayaz geliyordu. Telefonla ilgilenen Araz'ın yanına oturduğumda diğer yanıma da Ayaz oturdu. Tam bu sırada yemekler geliyordu, mükemmel zamanlama.

Önüme bırakılan İskender dedikleri şey ve ayranla gülümsedim. Güzel görünüyordu. Garsonlar gittikten sonra yemeye başladık. İskender den bir çatal aldım

(Daha önce hiç türk yemekleri yemediğim için tatlarını yorumlayamayacağım😪)

Güzel bir et yemeğiydi. Döner gibi ince ince kesilmiş, bol soslu, yanında yoğurt olan, üstünde domates ve biber olan bir yemekti. (Gidip Pinterest den fotoya baktım)

"Beğendin mi?"

Diyen Sarp'ı görmezden geldim. Hala benimle konuşmaya çalışıyordu

"Lan siz küs müsünüz?"

Tan bi bana bi ona bakarak konuşmuştu. O gözlerini yemeğine indirirken ben ona gözlerimi kısıp ters ters baktım. Sonra ise neden uğraşmayım ki diye düşünüp iç çektim ve yemeğimle oyanmaya başladım. Bu porsiyon bana çoktu.

"İkizlerin küsmesi iyi olmazmış. Hadi bakayım barışın"

"Hayatta barışmam ben onunla"

Doruk a çıkışmıştım kaşlarımı çatarak. Yine büyük konuşuyordum. Ben alışkındım birilerini o özür dilemeden kendi kendime affetmeye. Sarp'ı da affederdim.

"Noldu ki?"

Diyen Karan a döndüm ve sinirli bir nefes verdim

"Kuzeniniz, tanıştığımızın 4. Günü benden bıkıp "bulunmasa mıydın acaba?" Dedi"

Sarp başını kaldırdı

"Öyle demek istemedim"

Tüm moralim bozulmuştu yine. Masada ki ler Sarp a öfkeli bakışlar atıyordu.

"Piç herif insan ikizine öyle der mi?"

Sarp Karan a baktı

"Abi valla öyle demek istemedim"

"Neyse. Kavga etmeyin"

Yemek yediğimiz ortamda huzursuzluk çıksın istemedim. Ki fırsatçı Sarp bu durumu değerlendirildi

"Aynen. Yera kavgadan korkuyor. Geçen ağladı"

Ay ne diyor bu

Ayaz kaşları çatık bir şekilde bana bakış attıktan sonra Sarp a döndü

"Neden ağladı?"

Ben Sarp a sus bakışları atarken Sarp bülbül gibi öttü

"Ya şu Yağız piçi var ya, Dinçer olan. O Yera ya yavşadı, Yera bunu tersleyince o da rahatsız etmeye başlamış, Tamer de olaya el atınca Yağız Tamer e vurmak için ayağa kalkmış, Yera da korkup baba diye bağırarak ağladı. Biz Yera nın sesine gitmiştik olay yerine"

Elimi anlıma vurdum. Gerizekalı gevşek ağız.

"Mal mısın Sarp?"

Karan hemen bana döndü

"Bu doğru mu?"

Diğerleri de merakla cevabımı bekliyordu

"Ya doğru ama-"

"Tamam. Biz hallederiz"

Doruk'un lafımı kesmesi ile ona kaşlarımı çattım

"Halledecek bir şey yok. Aybars kuzenler zaten dövdü onu"

"Aybars kuzenlerden neyimiz eksik?"

Dedi beni taklit ederek Araz.

"Ya öyle mi dedim? Yani diyorum ki gerek yok"

"Var dediysek vardır. Bu konu kapanmıştır"

Ağlıyıcam

Tam bir şey söylemek için ağzımı açmıştım ki Sarp beni durdurdu

"Tamam kavga olmayacak ağlama"

"Yemin ederim elim tersiyle ağzının üzerine bi çakarım. Bence sen daha fazla benim radarıma düşme Sarp"

Sarp sönüp yerine sindi. Bu gün moralim çok bozuktu ya, gidip kendimi yatağımda kapanma moduna almak istiyordum. Yorgundum. Hem fiziksel, hemde zihinsel olarak. Ben çok sade ve sıkıcı bir hayatı seven insandım bu kadar kaos bana çok fazlaydı.

İskender den birkaç parça daha yedikten sonra çatalı bıraktım

"Ben doydum"

"Daha yemeğin bitmedi"

Karan'ın ciddiyetle konuşan erkeksi sesi beni ürkütmüştü. Omuz silktim

"Bu porsiyon bana çok fazla"

"Boş ver Karan ya, ağzı kırık işte"

"Ha?"

Anlamayarak ona baktım

"Yemek yiyemeyen insanlara denir"

Bu Sarp'ın benimle derdi neydi?

Kaşlarımı çattım

"Ne diye yiyemiyor muşum? Yerim. Sadece doydum"

"Yav he he"

Gözlerimi devirdim. Yemem için yaptığını bildiğim için pas vermedim.

"Sakin olur musunuz ikiz civcivler?"

Doruk'u takmadan arkama yaslanıp ayranımdan bir yudum aldım. Uykum çok vardı.

Diğerlerinin yemek yemesini bekledikten sonra nihayet hesabı ödeyip kalktık. Ben Ayaz la gidecektim ve Ayaz a telefon geldiği için onu bekliyordum dışarıda. Diğerleri de yanımda sohbet ediyorlardı. Onlar da sigara içiyordu, bu yüzden bekliyorlardı.

Biz sohbet ederken telefonu kapatmış sinirle gelen Ayaz'ı görmemle kaşlarımı çattım. Burnuma pis kokular geliyor

"Ayaz?"

Dememle Ayaz Araz'ın omuzundan tutup kendisine çevirdi ve yumruk attı bir tane. Ben refleksle çığlık atarken Ayaz sinirle bir tane daha yumruk attı. Diğerleri onları ayırmaya çalışırken Araz da Ayaz a yumruk attı. Ayaz öfkeyle bağırdı

"Piç herif! Murat'ı dövdüren senin arkadaşınmış! Bile bile susmuşsun!"

Ayaz Araz a saldırmaya çalışırken diğerleri onları tutuyordu

"Ben senin arkadaşını korumak zorunda mıyım lan?"

Araz da sinirle Ayaz a bağırdı. Karan Ayaz'ı geri itti

"Sakin olun lan! Geçin yerlerinize eve gidin sakin kafayla konuşun! Burası yeri mi!?"

Ayaz'ın koluna dokundum korkarak. Şu an o kadar öfkeli görünüyordu ki bana bile saldırabilirdi.

"Lütfen sakin ol Ayaz, eve gidelim mi?"

Sakinleştirmeye çalışan bir sesle. Bana bakıp sinirle soluk verdi, sonra ise başını sallayıp motosiklete yürüdü. Dudağı patlamıştı. Dönüp Araz a baktığımda diğerlerinin yanında olduğunu görsem de yüzünü biraz zor da olsa gördüm. Kaşı ve dudağı patlamıştı. Ayrıca çene hattında kızarıklık vardı. Karan kardeşini omzundan tutup arabaya sokunca bende hızlı adımlarla Ayaz'ın yanına yürüdüm

"İyi misin?"

Dediğim sırada kaskını takıyordu. Başını salladı sadece. Bende konuşmak istemediğini anlayıp kaskımı taktım ve o bindikten sonra bende bindim. Motoru çalıştırıp park yerinden çıktı, bu sefer hızlı kullanıyordu. Korkuyordum ama bir şey dersem kızar diye diyemiyordum.

Yapılan hız kazaları bazen de sinirle kullanan araç yüzünden oluyordu değil mi... Bu düşünce ona daha sıkı sarılmak sağladı. Varlığımı hatırlamış olacak ki biraz yavaşladı. Kısa süre sonra durduğumuzda motosikletten indik. Kaskı çıkarıp ona verdim, o da kendisininkini çıkardı

"Hız yaptığım için özür dilerim. Ani öfkeyle varlığını unuttum"

Başımı iki yana salladım. Beni motoruna almaya bile mecbur değildi ki

"Sorun değil. Dudağına pansuman yapabilirim"

"Geldiğimizi haber verelim, sonra odaya çıkarız yaparsın"

Başımı salladım. Bu sırada Karan arabayı park ediyordu. Biz içeri yürüdüğümüz de onlar da arkamızdan geliyorlardı. Konağa girdik, yüksek sesler geliyordu, Umay annenin sesiydi bu. Seslerin geldiği tarafa, yani salona yürüdüğümüzde duyduğum şeyle yerimde donakaldım. Sırtım Ayaz'ın göğsüne çarptı fakat sorun değildi, şu anda bunu takamazdım

"Anne benim kızım hasta hasta! Bırak da kaç yıldır hasret olduğum kızıma kavuşmuşken onu mutlu edeyim! Benimle büyüyemedi, nasıl büyüdü bilmiyorum, ona ne yaşattılar da hasta ettiler kızımı bilmiyorum, bari bırak da bundan sonra ailesinin yanında mutlu olsun!"

Hasta? Ben hasta mıydım? Ne hastası? Kansızlık değil miydi? Ekin'in test sonuçları çıkmış mıydı?

"Ne hastası?"

Şoktan çıkıp konuştuğumda her kesin gözleri bize dönmüştü. Hepsi buradaydı.
Anne ağlıyordu. Ellerimin buz gibi olduğunu fark ettim. Yine uyuştular.

Ellerim bu aralar sık sık uyuşuyordu. Ellerimi stressle ovarken anne ve babanın gözleri ellerime kaydı, rahatsız hiss edip hemen ellerimi birbirinden ayırdım

"Ne hastası?"

Kendimi tekrar ettim. Kimse cevaplamıyordu. Midemin bulandığını hiss ederken başıma da hafif bir ağrı girdi. Bu sırada anneannenin sesini duydum

"Biliyordum! Bu kızın oğullarımı baştan çıkartıp aralarına kavga sokacağını biliyordum!"

Galiba Araz ve Ayaz'ın yüzünde ki yaraları görmüştü. Anne, baba ve abiler anneannenin bu lafına coşup onun üzerine giderken Ayaz kavga sebeplerinin ben olmadığımı söylemişti. Diğerleri hala onun üzerine giderken mide bulantım şiddetlendi. Salon gözlerimin acımasına sebep olacak kadar dalgalanmaya ve ara ara kararmaya başlayınca gözlerimi sıkıca kapatıp başımı aşağı eğdim.

Geçecek, geçecek...

"Yera?"

Kolumu tutan kişinin sesinden Bulut olduğunu anladım. Onun eli sıcacıkken tenim buz gibiydi. Ağlayacaktım, bu kadar insan önünde böyle bir duruma düşmek hoş değildi, üstelik anneanne gibi birisi buradayken şov yaptığımı sanacak olabilirlerdi. Gözlerimi açıp kafamı kaldırdım

"İyi misin?"

Arkamda ki Ayaz kaşlarını çatarak yüzüme bakmıştı

"İyiyim."

Sesimi sabit tutmaya çalıştım. Değildim, hiç değildim. Sanki Bulut şu anda kolumu tutmasaydı düşecektim. Anneanne ye bağıran Pars dikkatimi çekse de ona daha fazla bakamadım, çünkü Pars dalgalanıyordu. Hemen buradan ayrılıp elime yüzüme su çarpmam gerekiyordu. Bir adım geri attığımda bir şeye çarptım, başımı kaldırdığımda Araz'ı gördüm. Bunlar niye kapının önüne doluşmuştu?

Onun bana endişeli bakışlarını gördüğümde tam iyi olduğum hakkında konuşacakken kendimi daha fazla tutamadım. Görüşümün kaybolması ile Araz'ın kucağına düştüm. Son duyduğum şeyler Bulut'un "Yera bayıldı!" Diye bağırmasıydı.

ARAZ'IN ANLATIMI İLE

Kucağıma düşen Yera yı hızla tuttum. Bayılma ya karşı direnmiş gibi duruyordu fakat sonunda dayanamamıştı. Bulut'un bağırış ile kavga sesleri kesilmiş, onun yerine kargaşa sesleri yükselmeye başlamıştı. Arel hemen Yera yı kollarımdan almıştı. Teyzem Alparslan eniştenin kollarında ağlarken Onur amca da doktor çağıracağını söyleyip salonu terk etmişti. Arel Yera yı kucağına oturtmuş, kendisi de koltuğa oturmuştu. Miran ceketini Yera nın bacaklarına örtmüştü. Doruk, Altan'ın getirdiği kolonya yı Yera nın yüzüne ve kollarına sürüyor, yüzüne gelen saçlarını geriye atıyordu. Teyzeme baktım. Yera nın hastalığı neydi?

Bunu ona sormak istedim fakat kendimi tuttum. Yeri değildi. Ayaz a baktığımda gerginlikle ensesini ovuyordu. Bu gün fazla mı yakın olmuşlardı? Hayırdır? Bu konuyu pas geçip babaanneme baktım. En azından biraz pişmandır diye düşünmüştüm çünkü Ayaz la olan kavgamızın sebebi Yera değildi, hatta o gitmek için Ayaz'ı ikna etmişti, görmüştüm. Yine de Yera ya karşı "oğullarımı baştan çıkartıp aralarına kavga sokacak" demesi kabul edilebilir bir şey değildi. Bu resmen sürtük damgasıydı.

Doruk'un konuşması ile ona döndüm

"Aral odaya çıkar, kimse gelmesin odaya rahat bırakın"

Klasik Doruk, konu iş olunca otoritesine geri dönüyordu. Her kes salondan çıkıp dağılırken babaanneme son kez baktım

"Babaanne.." dilime gelen kötü sözleri yutup devam ettim "Ayaz la kavga etme sebebimiz kız meselesi bile değildi, kaldı ki Yera olsun. Lütfen sal artık şu kızı. Ayrıca 17 yaşında ki daha reşit bile olmayan bir kıza sürtük muamelesi yapmak da anca sana yakışırdı"

Ağır laf olabilirdi fakat umrumda değildi. Kesin iki günlük kız için bana bunu mu dedin diye başlardı fakat konu Yera değildi işte, kim olursa olsun o 17 yaşındaydı. Yera oldukça çekingen ve iyi bir kızdı. Niyeti bu değildi.

Salondan çıkıp Yera nın odasının önünde diğerleri gibi beklemeye başladım.

Doktor geldi, içeri girip bir şeyler yapıp çıktı. Dışarıda ki bize de "fazla yormayın" deyip gitti. Yera uyandığında hepimiz odaya doluşmuştuk. Alparslan enişte kızının anlını öpüp saçlarını okşarken Yera yorgun bir şekilde konuştu

"Ne hastalığı?"

Karan, Doruk, Tan, Ayaz, Sarp ve ben de merakla gelecek cevabı bekliyorduk. Diğerleri biliyor olmalıydılar.

Alparslan enişte dertli bir şekilde iç çekti. Söylemekte zorlanıyor gibi görünüyordu.

"Kızım, Ekin'in yaptırdığı test sonuçlar çıktı. Hastalığının adı Vazobagal senkop. Bu hastalık bayılmana sebep oluyor."

"Neden peki? Neden bayılıyorum? Neden hastayım ben?"

Alparslan eniştenin acıyla yüzünü buruşturduğunu gördüm, fakat Yera ya yansıtmamak için toparladı

"Uzun süredir stresli olduğun için, aç kaldığın için, uykusuz olduğun ve ya korku hiss ettiğin için olmuş olabilirmiş."

İLAHİ BAKIŞ AÇISI

Oda da sessizlik oldu. Yera gözlerini yere değdirdi

"Ölümcül mü?"

Alparslan kızına sarıldı, dayanamadı onu böyle görmeye

"Hayır. Zararsız bir şey. Korkma kızım sana hiçbir şey olmayacak. Dinlenmek ister misin?"

Yera başını salladı, yorgundu zaten. Ayrıca kendini iyi hiss ediyordu şimdi. Sanki hiçbir şey yaşanmamıştı.

Alparslan kızını uzatıp ayağa kalktı. Doruk biten serumu kapatıp nazikçe Yera nın kolundan çıkardıktan sonra odayı boşalttılar. Son çıkan kişi, yani Aral kardeşinin anlını öpüp odadan çıktı. Her kes tekrar salona girdiğinde Alparslan boğazını temizledi.

"Bayılmasını tetikleyecek şeyler stres, korku, açlık, susuzluk, uykusuzluk, kan görmek ve aşırı sıcak ortam mış. Bu konularda dikkat ederseniz sevinirim. Fazla bayılma kalp rahatsızlığına sebep olabilirmiş. Kızımın üzülmesini istemiyorum."

Son sözlerini vurgulayarak söylemişti, bu bir rica değil, daha çok tehtit gibiydi. Salonda ki kişiler aslında Yera yı seviyordu, bir kişi hariç. Alparslan sözlerini daha çok kayınvalidesine ok gibi fırlatmıştı.

Kocasının lafı biter bitmez yanaklarında gözyaşı lekeleri olan Umay sesi ağlamaktan pürüzlenmiş bir şekilde konuştu

"Anne yemin ederim silerim seni, bu eve ne ben bir daha adım atarım, ne torunların. Bir daha ne yüzümüzü görürsün nede sesimizi duyarsın. Allah aşkına sen ne istiyorsun benim kızımdan? 17 yaşında ki, kimseye bir kötülüğü geçmemiş kızımdan ne istiyorsun sen anne?"

Vural gür sesi ile salonda ki leri susturdu

"Merak etme kızım. Torunumu üzen, hastalığının tetiklenmesini sağlayan kişi kendisini kapının önünde bulacak!"

Vural'ın net sözleri üzerine Füsun şokla ona döndü

"Ne söylersin sen bey! O kız için beni mı kovacaksın?"

Vural karısına döndü

"Kaç yaşına gelmiş kadınsın sen Füsun, utanmaz mısın hasta, küçücük kızla uğraşmaya? Utanıp utanmadığını bilmem ama eğer ki göreyim, duyayım, kapının önüne koyarım seni"

Füsun duydukları ile kız torununa karşı daha da kinlendi. Fakat şimdi değildi, Vural onu evden atarsa gidecek bir yeri yoktu. Bu yaşta baba ocağı da yoktu, ancak abisinin yanına gidebilirdi fakat bunu da yapamazdı. Bu yaşta gidip de beni evden kovdular diyemezdi. Susup yerinde oturdu bu yüzden. Belki şimdi değildi, fakat Yera ile işi bitmemişti. O masum rolü oynayan şeytana gününü göstermesi gerektiğini biliyordu.

.
.
.
.

Füsun hakkında ne düşünüyorsunuz?

Vazovagal senkop, vücudun aşırı stres veya ani duygusal tepkiye verdiği abartılı bir refleks yüzünden olur. Kalp hızı yavaşlar, tansiyon düşer, beyine giden kan azalır. Beyin kısa süreli elektrik kesintisi yaşar ve kişi bayılır. Tetikleyici şeyler:yoğun stres, korku, uzun süre ayakta kalma, açlık, susuzluk, kan görmek, aşırı sıcak.

Genelde zararsızdır. Bayılma kısa sürer, kişi hızlı toparlanır. Asıl risk düşerken yaralanmaktır. Altta ciddi kalp hastalığı yoksa kalıcı hasar bırakmaz.

Hastalığı anlamanız için yazdım kısaca.

Yani anlayacağınız bizim asosyal Yera Feriha olacak.

Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ayaz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sizce Tamer mi, Ayaz mı? Yoksa Karan mı?

Yalnız asıl kaos gelecek bölümlerde

9:26

Bitme tarihi:25.02.2026
Yayınlanma tarihi:05.04.2026

2541 kelime

Bb.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

815okunma 30beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18