Senin de mi kalbin acıyor?

Vaveyla Yazarı: Nestown_ Fan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 32Şu an: Senin de mi kalbin acıyor?

"Bir şartla. Sana atacağım konuma gelirsin orada doğru düzgün konuşuruz"

Beni onaylayıp Aksayların yanına gitti. Bende Aybars'ların yanına gittim.

Bizim duruşmanın zamanı geldiğinde anons edildi ve mahkeme salonuna girdik.
.
.
.
.

Duruşma salonundan çıktığımda gülümsüyordum. Gerçekten zor olmuştu, hatta bir ara kaybettiğimize emin olacaktım fakat kazanmıştık. Velayetimi Alparslan baba bey almıştı. Artık Yera Aybars'tım. Alparslan bey bizim gitmemizi, kendisinin kimlikte ki soyadı değişmesi ile ilgileneceğini söylemişti. Hiç de vakit kaybetmiyordu. Resmen daha fazla Yera Aksay olarak kalmamam için anında kimlik işlemlerini başlatıyordu. Neyse.

Biz Altan ve Bulut'un arabası ile geri dönmüştük. Eve gidip rahat rahat yatağıma uzanırken garip bir şekilde uyku bastı üzerime. Normalde öğlen uyuma gibi bir alışkanlığım yoktu fakat kansızlığım yüzünden çok hızlı yoruluyor, sürekli halsiz oluyordum. Tabii bu halsizliklerimin sebebi çoğu zaman ani neşe patlamalarım ve sürekli hoplayıp zıplamam da olabiliyordu. Utandığım için bazen kimse görmeyince kendi kendime böyle eğlenirdim. Yatağa uzanmamla üzerimi örtüp uyumam bir oldu.

~

Dürtülmemle gözlerimi yavaşca araladım, Ekin miydi kız o?

"Uykun hafifmiş"

Dedi gülümseyerek. Yerimde doğrulup birkaç saniye ayılmaya çalıştım

"Noluyor?"

Yatağın ucuna oturdu

"Kalk, hastaneye gideceğiz."

Unutmuştuk biz onu. Başımı salladım. O da ayağa kalktı

"Dışarıda bekliyorum"

Deyip çıktı. Üzerimi değişme gibi bir zahmete girmeden elimi yüzümü yıkayıp biraz kapatıcı falan sürdüm banyonun aynasında. Odaya girdiğimde sürahi den bir bardak su içip aşağı indim. Mutfağa girdim

"Anne ben Ekin abiyle hastaneye gidiyorum"

Anne demek biraz garipti fakat dediğim gibi diğerlerinin yanında üzgün bırakmak istemiyordum.

Umay hanım kocaman gülümsedi. Zaten davadan sonra oldukça mutluydu

"Söyledi kendisi kızım. Git"

Başımı sallayıp mutfaktan çıktım ve doğruca bahçeye gidip onu arabanın önünde buldum

"Gidelim mi?"

"Gidelim"

Arabaya binip havadan sudan muhabbet ederek hastaneye gittik.

~

Birkaç test için kan vermiş, şimdi ise Ekin le arabada konağa gidiyorduk. Kan verirken kolumdan kan azlığım nedeniyle kan çıkmamış, bu nedenle mecbur elimin üzerinden almışlardı. Kanımın ne kadar az olduğunu gören Ekin benimle özel olarak ilgilenmişti.

"Teşekkürler, O kadar uğraştın."

Dedim mahçup bir şekilde.

"Lafı bile olmaz kuzen"

Başımı salladım. Bana dönüp kısa bir bakış attı ve yola döndü

"Tamer le iyi anlaşıyor gibisiniz?"

Kaşlarım istemsiz yukarı kalktı. Bunların her yerde gözü kulağı mı vardı? Biz sadece erken saatte bahçede oturup sohbet ediyorduk

"Nereden anladın?"

Sormadan edemedim

"Kuşlar söyledi"

Muhtemelen o kuşlar Rukiye hanım ve cüceleriydi. Omuz silktim, yanlış bir şey yapmıyorduk.

"Evet, iyi anlaşıyoruz"

Başını salladı

"Abilerinle kaynaşamayıp onunla kaynaşman garip geldi. Yanlış anlama, Miraç, Meriç, Bora, Sarp senin yaşıtın olduğu için daha çok onlarla ve ya abilerinle sıkı fıkı olursun diye düşünmüştüm. Tamer, kardeşim biraz soğuk adamdır"

Yolu izleyerek konuştum

"Abilerimle kaynaşmayı başlarda çok istedim, fakat onlar bana ön yargı ile yaklaştı. Arel abim bi tek öyle yapmadı ve onunla da gayet iyiyiz. Sarp la yakın olmama sebebim abilerinin yaptıklarına susması. Miraç, Meriç, Bora üçlüsüyle de konuşmaya çekiniyorum açıkçası. İlk sohbeti Tamer başlattığı için bu sorun onda olmadı"

Kendimi açıklamak zorunda hiss ettim. Çok garipti bi kere, iki gündür sabahları Tamer le konuşuyorum diye neden Arel ve Ekin bunu sorgulamıştı.

"Bu neden size bu kadar garip geldi? Arel abi de sorguladı sabah"

"Tamer konuşmayı ve ya biriyle muhatap olmayı pek sevmez."

Kaşlarımı kaldırdım. Sizden bıkmıştır o yüzden konuşmuyordur diyemediğim için susmayı tercih ettim.

Ekin de konuyu dağıttı

"Ee duruşma nasıl geçti?"

"Zor oldu ama kazandık"

~

Eve varmıştık. Hava biraz estiği için gidip kıyafetimi değiştim



Bayılıyordum takım kıyafetler ve elbiseler giyinmeye. Aşağı koşarak indim nedense çok neşeli hiss ediyordum. Yarın kuzenimin doğum günüydü, kutlamaya gitmeden önce Selen le buluşacak, konuştuktan sonra onunla birlikte kutlamaya gidecektik diye konuşmuştuk.

"Merhabaaa"

Neşe ile salona girdim. Arel abi hemen neşeme gülümseyip yanında ki Sarp ı yere fırlattı

"Gel güzelim"

Gülümseyip yanına oturduğumda Sarp'ın söylenmelerini duyuyordum

"Abi ben evlatlık mıyım niye Allah aşkına"

Her kes gülerken salona göz gezdirdiğimde bazı kişileri görmedim fakat sorun değildi. Tamer ile göz-göze geldiğimde birkaç saniye bakıştık. İlk gözlerini çeken ben oldum ve o sırada Sarp ile göz-göze geldim.

Moralim bozulmuştu çok hızlı bir şekilde. Çünkü yine kalbim ağrıyordu. Ara ara böyle ağrıyordu, ayda 2 kez, her hafta bir kez falan. Doktora gidecek ve ya ilaç içecek kadar güçlü bir ağrı olmasa da sanki birisi sürekli kalbine uzun tırnakları ile çizercesine dokunuyordu.

Sarp a baktığımda benimle aynı somurtkanlıkla, aynı kollarını göğsünde birleştirmeyle bana bakıyordu. İkimizin oturuşu bile aynıydı. Birbirimizi incelemeye başladık. Hafifçe kaşlarını çatmış, somurtkan bir çocuk gibi arkasına yayılmıştı. Muhtemelen onunla aynı görünüyordum.

Birbirimizi incelememiz bittiğinde bakışlarımız kesişti. Bakışlarımız da aynıydı. Tek yumurta ikizi değildik, öyle aman aman bir benzerlik yoktu fakat ikiz olduğumuz belli olacak kadar benziyorduk. Ve itiraf etmeliydim ki ikizim gerçekten yakışıklıydı.

Bakışları ile bana salonun kapısını gösterdiğinde konuşmak ve ya takılmak istediğini anladım. Buraya geldiğimden beri hayalimde ki ikizler gibi olamamıştık. Bende istiyordum onunla vakit geçirmeyi.

İkizim de aynı anda ayağa kalktığımızda çoğu göz bize döndü. Ben bir şey demeye kalmadan Sarp konuştu

"Biz ikizimle biraz vakit geçireceğiz. 3. Kattaki mutfağın balkonundayız"

Onlaylarcasına başımı salladım. Nazikçe kolunu omuzuma atıp beni salondan çıkarıp yönlendirdi. Salona son bir bakış attığımda Umay hanım ve Alparslan baba beyin gözlerinin parladığını görebiliyordum. İkizimle yakınlaşmam onları mutlu etmiş olmalıydı normal olarak. Yan yana yürüdüğümüzde en başından fark ettiğim gibi bu zibidinin benden uzun olduğunu bir kez daha fark ettim. Haksızlıktı ama benim için sorun olmadığı için sessiz kaldım.

Mutfağa girdiğimizde balkonda küçük masaya oturmuştum, o da mutfağa geri dönüp suyu kaynattı ve dolapları karıştırmaya başladı. Sabırla onu izleyince kutuda bir şey çıkarıp iki cam bardağa attığını gördüm. Kurutulmuş papatya mıydı o sarı beyaz? Ardından kaynayan suyu üzerine döküp bardakların ağızlarını kapattı ve eline alıp birini benim, diğerini kendi önüne koyup oturdu

"Papatya çayı. Kalp ağrısına birebir iyi gelmese de en azından sakinleştirir"

Dediği şeyle kaşlarımı kaldırdım. Sanırım gerçekten Altan'a fazla benziyordum.

"Seninde mi kalbin acıyor?"

Dediğim şeyle ağır ağır başını salladı masaya bakarak

"İnce bir sızı"

Kelimesini tamamladım

"Doktora gidecek ve ilaç içecek kadar güçlü değil fakat rahatsız edecek kadar yoğun"

Sessiz kaldık. Birkaç dakika sonra konuştu

"Ne zamandır böyle?"

"1-2 aydır, belki de 4 ay bile olmuştur. Sık sık ağrımıyor, haftada 1 kez falan"

Başını salladı

"Aynısı"

Aramızda nörolojik ve ruhsal bağ mı vardı? Bu nasıl oluyordu?

"Sence sebebi ne? Tıbbi bir şey olduğunu sanmıyorum"

Omuz silkti

"Bende tıbbi bir şey olduğunu sanmıyorum. Öyle olsaydı bence düzgünce ağrırdı. Bu sanki ara ara gelip kendini ve ya bir şeyi hatırlatmak istiyor ve gidiyor."

Evet, öyle gibiydi.

"Max 15 dakika sürüyor ağrı"

Onaylar mırıltılar çıkardı. Yine suskunlaşınca aklıma bir fikir geldi

"Sarp"

"Hm?"

Bardakların kapaklarını açarken

"Yarın kuzenimin doğum günü partisi var"

'yani?' dercesine baktı

"Sende gelsene"

Dedim heyecanla. Bana kaşlarını çatıp 'ciddi misin?' der gibi baktı bu sefer

"Onlar da ikizimle tanışmayı çok istiyorlardı!"

Birkaç saniye düşündükten sonra elini ensesine atıp ovaladı.

"Rahatsız olmayacaklarına emin misin?"

"Hadi ordan, halam çok sevinecek! Aile üyeleri de çok sevinecek! Seni bir sürü kişi ile tanıştıracağım!"

"Öyle olsun, gelebilirim"

Dediğinde heyecanla oturduğum yerde kıpırdandım. Ay çok mutlu oldum

Kocama gülümsedim. O da benim gülümsememe gülümsedi.

"Saat kaçta?"

Düşündüm. Selenle olan buluşmama da mı onunla gitseydim? Aman canım ikizimle yakın olmak istiyordum sonuçta.

"Saat 5 gibi Selen, yani üvey ablamla buluşacağız. O da kendi ailesini bulmak istiyor ve benim bu konuda yardımcı olabileceğimi düşünüyor. Belki o da Aksay'lar dan bir bilgi edinmemize yardımcı olabilir"

Dediğimde çayından bir yudum aldı

"O da mı evlatlık?"

Başımı salladım

"Evet. İlk ben 6 yaşımda evlat edinildim. Ben 7, o 8 yaşındayken de o evlat edinildi"

Bende papatya çayından bir yudum alırken o konuştu

"Çocukları olmuyor mu?"

"Öyle sanıyordum"

"Anlamadım?"

Yerimden kalktım

"Bekle"

Deyip koşarak odaya gidip fotoğrafı alıp geldim ve önüne koydum



"Tuana, yani üvey annem bana kendisinin çocuğunun olmadığını, bu yüzden bizi evlat edindiğini söylemişti"

Gözlerini kısıp fotoğrafı inceliyordu.

"Belki adamın çocuğu olmuyordur?"

Başımı iki yana salladım

"Hayır. Tuana bana kendisinin çocuğunun olmadığını söylemişti. Ve.."

Söyleyip söylememe konusunda kararsızdım

"Hüseyin, yani üvey babam bir keresinde Tuana'yı aldatmıştı. Kendi sekreterini hamile bırakmıştı"

Dediğim şeyle şaşkınca bana bakıp yüzünü buruşturdu

"Şerefsiz"

Dudaklarımı büzdüm. Evet öyleydi.

Fotoğrafı masaya bıraktı

"İlginç"

"Hmhm"

Fotoğrafı alıp katladım ve cebime koydum. Konuyla alakasızdı fakat en başından beri aklımı kurcalayan soruyu sormak istedim

"Sarp"

"Hm" bitki çayından içerken

"Hangimiz ilk doğduk?"

Ciddiyeti dağılmış, piç gibi sırıtmaya başladı

"Senden 10 dakika önce doğmuşum"

Gözlerimi devirdim. Umarım abilik taslamazdı.

"Neyse ne"

"İşine gelmeyince"

İkimizin de keyfi yerine gelmişti, çünkü kalp ağrımız geçmişti. Biz biraz daha sohbet ederken Aral abi gelip arkamdan sarıldı ve koklayarak yanağıma sert bir öpücük kondurdu. ÖPÜLMEYE BAYILIYORDUM!

Ben kocaman gülümserken Sarp gözlerini devirdi.

"Bu hayatta Yera olmak da vardı.."

İkimiz de bu dediğine güldük. Aral abi konuştu

"Asrın fotoğraf albümüne bakmak istediğini söyledi. Babaannem duyar duymaz albümü getirmeye gitti. Gelin"

Dediğinde heyecanla ayağa kalktım. Boş bardağı tezgaha koyup hızlı adımlarla salona indiğimde babaanne daha gelmemişti.

"Heyecanını yerim kız senin"

Arda amca nın dediği şeyle salonda ki ler bende dahil gülerken babaanne sonunda geldi. Beni yanına çağırıp oturttu ve ilk sayfayı açtı

AAAAAAAAAAAAA!

Ona heyecanla baktığımda güldü. Umarım bunlar Miraç ve Meriç değildi yoksa onların üzerine atlardım

"Sen ve Sarp"

Heyecanla yerimde kıpırdanıp fotoğrafı incelediğimde yeni bir sayfaya geçti

Çığlık atsam kızarlar mıydı? Bu Alparslan baba beydi. Dövmelerden tanıdım. Ona karşı sevgim bir an tavan yapmıştı, çünkü mükemmel bir baba gibi duruyordu. Keşke bu baba ile büyüseydim fakat neyse, sorun yoktu.

"Babanla sen"

Ay bunlar çok tatlıydı.. yanlız çok güzelmişim

"Isırsam olur mu?"

"Aklından bile geçirme"

Arda amcanın benim hakkımda söylediği şeye babam tepki verdiğinde gözlerim fotoğrafta olsa bile güldüm.

"Burda Umay kızım, Arel ve Pars var"

Hayranlıkla baktım. Anne zaten çok karizmatik ve havalı bir kadındı fakat bu kadarını beklemiyordum. O kadar çocuk doğurup nasıl bu kadar güzel kalabilmişti hala şaşkındım.

AY BU KİMDİ

babaanne sanki beni duymuş gibi gülümseyerek konuştu

"Pars ve sen"

"Sarp ve sen. ultrason fotoğrafınız"

Kesin şu iri olan oydu. Ben minik, narin bi kızım bi kere. Şaka

"Sarp ve sen"

Yaa çok tatlıydı. Resmen eridim

"Bulut ve sen"

Lan bu Bulut mu. Tabii boy farkı vardı Sarp olamazdı. Bulut la göz-göze geldiğimizde bana gülümsedi fakat pas vermeyip fotoğraflara geri döndüm

"Ekin ve sen"

Lan oha kuzenlerlede mi fotom vardıı çok tatlı yanlız

"Miraç, Meriç ve sen"

Ayy

"Arel ve sen"

"Yaman ve sen"



"Tekrar Arel ile sen"

"Arel abinle sen"

Galiba Arel abi gerçekten seviyordu beni

"Baban ve sen"

YAAAA NOLDU YA BEN BU ADAMLA BÜYÜSEYDİM.

İstemsiz yüzüm daha da yumuşalıp gülümsemem büyümüştü

.
.
.
.

Bu bölüm kısa olmak zorunda çünkü görsel ekleme limitim aştı ve asıl Arda ile olan komik fotoğraflara daha gelmemiştim😓

22.02.2026

9:00

Oy verin ki bölüm atım

Ay o değil de inanır mısınız bölümü yazıp bitirmiştim iki dakika işim çıktı telefonu kapatıp gittim geri geldim bi baktım bölüm silinmiş kan sıçradı beynime. Bölüm yazma hevesim puf olup gitti ama neyse

Gelecek bölüm bu bölüm kısa oldu diye iki ve ya bir gün sonra gelecek

1760 bölüm

Bb

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

939okunma 40beğeni 11yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18