6. bölüm / 32
Abilerim mi?(Gerçek ailem)Öyledir benim kızım
Bölümler 32Şu an: Öyledir benim kızım
- 1 Tanıtım262 kelime
- 2 İletişim özürlüsü müsün?2.611 kelime
- 3 Kaçırıldım mı ben?2.567 kelime
- 4 Aşiretiz biz2.466 kelime
- 5 Aybars aşireti tanıtım112 kelime
- 6 Öyledir benim kızım3.080 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Öyle olsun2.332 kelime
- 8 Sevgilin var mı?2.521 kelime
- 9 Senin de mi kalbin acıyor?1.762 kelime
- 10 Yavru ceylan?2.463 kelime
- 11 Bulunmasa mıydın acaba?2.535 kelime
- 12 Kara aşireti tanıtım132 kelime
- 13 Saldırgan?2.585 kelime
- 14 Ne yediği belirsiz?3.147 kelime
- 15 Ne hastalığı?2.543 kelime
- 16 Otur kara çiyan2.818 kelime
- 17 Yazık.2.665 kelime
- 18 İlk ten temasımızdı bu2.686 kelime
- 19 Hatırladım beni kaçıranı3.472 kelime
- 20 Küçük katil3.790 kelime
- 21 Vurma ona!3.431 kelime
- 22 Öldürecek misin beni?3.625 kelime
- 23 Mezarlığa gidiyor3.382 kelime
- 24 Şerif oradaydı3.571 kelime
- 25 Ölmüş mü?3.835 kelime
- 26 Öldü!3.933 kelime
- 27 Tehlikle.4.130 kelime
- 28 Doruk!3.755 kelime
- 29 Ne abiymiş arkadaş!3.831 kelime
- 30 BABAMI İSTİYORUM!3.797 kelime
- 31 Ölüler konuşmaz!3.817 kelime
- 32 Final3.200 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Her kes hazırdı. Dede beylerle aynı semtte kalıyormuşuz. Araba ile çıkıp max 5-8 dakikaya orada olduk. Şimdi ise kapıdaydık. Büyük bir malikaneydi.
.
.
.
.
Alparslan baba bey kapıyı çaldı birkaç saniye bekledikten sonra kapıyı bir kadın açtı. Kısaca incelediğimde hoş, tatlı bir kadın olduğunu gördüm. Kumral saçları, omuzlarının bir karış altında bitiyordu kıvırcık ve kabarıktı. Dokunmak isteyeceğim kadar güzel görünüyordu. Teni ise sanki sürekli güneşin altında kalmış da yanmış gibi esmerdi fakat Şubat ayındaydık, yakacak kadar güneş yoktu. Umay hanımdan biraz küçük duruyordu.
"Hoş geldiniz! Bizde sizi bekliyorduk"
Dedi büyük bir mutlulukla. Gözleri bizi taradı, beni arıyordu. Fakat ben en arkada abilerin arkasında duruyordum, beni göremezdi. Galiba şimdilik beni es geçti ve Umay hanım la Alparslan bey ile tokalaştı. Galiba beni şimdilik es geçmişti. İlk önce Pars, sonra Altan, sonra Toprak, Bulut ve Sarp la tokalaştı. Arel abi beni yanlız bırakmak istemediği için yanımda duruyordu. Arel abimle de tokalaştıktan sonra benimle göz-göze geldi ve birkaç saniye bakıştıktan sonra aniden iki eli ile yanaklarımı sıkıca tutup yanaklarıma öpücük kondurdu
"Oy oy yerim ben seni! Ne tatlı bu kız öyle melül melül bakıyor bide!"
Ben ne olduğunu anlamazken o yanlaklarımı mıncırıyordu. Kafasından tutup ittirsem ayıp olur muydu? Neyse ki Arel bebeğim bu duruma el attı
"Yenge kızın yanakları koptu"
Kadın geri çekildiğinde yüzüme dikkatle baktı
"Aynı Bora gibi sessiz bu da cıkı çıkmıyor"
Bora kim ayol
Arel başını salladı
"Öyledir. Konuşmayı sevmez. Yera bu Ahmet amcamın eşi Yıldız abla. Ahmet amcamla zaten tanıştın"
Başımı salladım
"Memnun oldum yenge"
Onlara bey/hanım diye hitap edip yeni ailemi rezil etmek istemiyordum. Bu yüzden tüm Aybars'lar a samimi bir şekilde hitap etmeye karar verdim. Umay hanım ve Alparslan beye de anne baba diyecektim. Belki bu rezil olunacak bir şey değildi fakat ben yinede ne soğuk nevale damgası yemek, nede onların anne babalarının yanında onları üzmek istiyordum.
"Yenge diyen dilini yerim! Geç içeri dışarıda kaldın"
Dediğinde başımı sallayıp içeri geçtim. Arel abi beni kolunun altına alıp içeri götürdüğünde çoğunluğu erkek olan toplu Aybars'lar la karşılaştım. Benimle birlikte 6 kadın, 20 erkek. Sayma gibi alışkanlıklarım vardı napayım. Baba bey ayağa kalkıp benim arkama geçti ve omuzlarımdan tutup ortada iki ayrı koltukta oturan muhtemelen dede ve babaanne olan kişilerin önüne getirdi
"Kızım, bu deden Süleyman"
Napsam? Elini mi öpsem?
Birkaç adım ilerleyip elini öptüm.
"Memnun oldum dede"
Dedim her zaman ki kısık ama her kesin duyabileceği çekingen bir tonda. Dede bey ilk başta şaşırsa da hemen gülümsedi ve sarılmam için kollarını açtı
"Bende kızım"
Yaşlıydı baya ama tatlı tonton bir şeydi.
Ayıp olmasın diye sarıldım normalde istemezdim ama neyse. Geri çekildiğimde Alparslan baba beye baktım. Yüzünde gururlu bir gülümseme vardı. Tamam, doğru yoldayız.
"Bu da babaannen Şükriye"
Babaanneye döndüğümde onun da tonton ve tatlı olduğunu gördüm. Gülümseyip onun da elini öptüm ve sarıldım
"Maşallah tü tü tü tüü pek bi saygılıymış"
"Öyledir benim kızım"
Alparslan bey öyle dediğinde bi sevinmedim değil. Eski ailem öğretmişti bana saygılı olmayı /acı yollarla olsa bile\ ama olsundu. Karnıma giren stress trampları biraz olsun hafiflese de varlığını belli ediyordu. Baba bey bu sefer omuzlarımdan tutup Ahmet amca gil tarafa çevirdi
"Bu en büyük amcan Ahmet. Tanıyorsun zaten kendisini" dediğinde başımı salladım. Ardından yanında oturan az önce beni kapıda balık gibi vakumlayan kadını gösterdi
"Bu Yıldız. Ahmet amcanın karısı."
Yıldız yenge bana gülümseyerek göz kırptığında bende gülümsedim. Ardından yanlarında ki üç erkeği gösterdi
"En büyük çocukları Yaman, ortanca Savaş, küçük Bora. Yaşlarını falan kendi aranızda konuşunca öğrenirsiniz"
Başımı sallayıp "memnun oldum" dedim. Onlar da karşılık verdiğinde baba bey bu sefer de başka insanlara taraf çevirdi beni
"Ortanca amcan Ulaş. Karısı Akça"
"Memnun oldum"
Onlar da gülümseyerek karşılık verdiğinde yine yanlarında ki üç erkeği gösterdi
"Büyük çocukları, Hakan. Ortanca Ekin, küçük Tamer"
Memnun oldum falan dan sonra son aileye döndük
"Küçük amcan Arda, eşi Cansu. Büyük çocukları Asrın, ikizler Miraç ve Meriç"
"Memnun oldum"
Arda amca konuştu
"Senin hakkında çok fazla hayalim var fıstığım. Birlikte araba sürmeyi öğrenip bol bol kaza yapacağız"
İstemsizce kıkırdadım. Baba bey kaşlarını çattı
"Kızımdan uzak dur Arda. 1. Ona araba sürmeyi ben öğreteceğim, 2. Fıstığa alerjisi var, ona fıstığım demek yerine daha yaratıcı şeyler bulmalısın"
Ulaş amca konuştu
"Kız senin de mi fıstığa alerjin var"
Umay hanım başını salladı
"Sarp'ın neye alerjisi varsa onun da aynı şeylere alerjisi var"
Dediğinde Cansu yenge ona katıldı
"İkiz olunca böyle oluyor. Bizim ikizlerde de durum aynı"
Baba beyle ben bizim aile tayfanın yanına oturduğumuzda kadınlar dedikoduya başladı. Amcalar ve dede bey de muhtemelen benim kaçırılma olayımı konuşacağı için dede bey biz kuzenleri gönderdi. Hava güzel olduğu için büyük bir çardak gibi bir yere geldik ve oturduk. Biraz sohbet falan tanışma derken Yaman abi konuştu
"Adamın hatırladığın kadarıyla dış görünüşünü tarif edebilir misin?"
Başımı salladım. Yaman ve Savaş abi polisti, bu yüzden böyle şeyler en çok onların dikkatini çekiyordu.
"Şey..." Birkaç saniye duraksayıp yere bakarak düşündüm, hatırlamıyordum ki tam. Ayrıca üzerimde olan gözler de anksiyete si olan bana iyi gelmiyordu.
"1.75 boylarındaydı sanki? Yada 1.77? O civarlar. Saçları kumraldı... Başka bir şey hatırlamıyorum şimdilik"
Hatırlamaya çalıştım fakat bu kadardı.
"İlk önce bana onunla gelirsem çikolata alacağını söyledi-" dediğimde duraksadım. Dur, bir şey hatırlamıştım.
"Abim? Bir şey mi hatırladın?"
Dedi saçlarımı okşayarak. Başımı salladım
"O beni kaçırdıktan sonra birini bekliyorduk dışarıda, beni bir bankın üzerine oturtmuştu ve kendisinin çikolata fabrikası olduğunu, eğer susarsam bana istediğim kadar çikolata alacağını söylemişti."
Dediğimde şaşkın gözlerle karşılaştım.
Meriç ayağa kalktı
"Bunu dedemlere söylemeliyiz"
Bu çocuk çok hızlı konuşuyordu ya. Neyse. Diğerleri de onu onayladı.
Ekin "yemekte söyleriz. Şimdi rahatsız etmeylim" dediğinde katılırcasına başımı salladım. Biraz sohbet ettikten sonra Akça abla yemeğe çağırdı. Acıktım.
Yemeğe oturduğumuzda ilk çorba vardı. Fakat bu çorba... Makarna çorbasıydı...
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
FLASH BACK
12 yaşında ki Yera acele ile yemek yapmaya başlamıştı. Okuldan gelmiş, evi temizlemiş şimdi ise yemek yapıyordu. Yetiştiremediği için acele ediyordu. Yapacağı yemek makarna çorbasıydı. Aile üyeleri Yera nın özellikle makarna çorbasını çok seviyorlardı. Yemeği başarı ile yapıp bitiren Yera sofrayı da kurmuş, yemekleri tabaklara koyup yerine oturmuştu. Her kesin yemekten birer kaşık aldığını gören Yera heyecanla onların yüzüne bakmıştı
Annesi başını sallayıp
"Güzel olmuş, aferin"
Dediğinde gülümsedi Yera, Selen e döndüğünde onun yemeye devam ettiğini görünce daha da mutlu oldu. Her yemeği beğenmezdi Selen, iyi olsaydı bile Yera kırılsın diye kötü olduğuna dair bir sürü cümleler sıralardı. Babasına baktığında ise öfkeli yüzle karşılaşıp duraksadı, sorun neydi ki? Yemekten bir kaşık aldığında gerçekten iyi olduğunu gördü fakat neden babası sinirlenmişti? Babasına baktığında ona öfke ile baktığını gördü
"Sen buna yemek mi diyorsun? Sen buna çorba mı diyorsun!?"
Selen ve Tuana(annesi) merakla Hüseyin(baba) e bakıyordu. Çorba gayet iyiydi? Hatta Selen ve Tuana ikinci tabağı içmeyi düşünüyordu.
Yera ise korkarak en sonda ki yerinden en başta ki babasına bakıyordu.
"Noldu ki?" Dedi korkarak
Hüseyin ayağa kalktı ve ocaktan yeni inmiş bir büyük kase yemeği Yera nın başından aşağı döktü
"Gelecek sefer bu kadar katı olursa evi başına yıkarım!"
Dedi ve mutfaktan ayrıldı. Yera ise yanarken ne yapacağını bilmez bir şekilde ağlıyordu. Selen acıyıp sürahi de ki suyu üzerine döktü fakat faydası yoktu. Aynı günün ilerleyen saatlerinde Yera duş almış, yatağında oturup hıçkırarak ağlamıştı. Ağlamaktan boğazı kuruduğu için kalkıp mutfağa su içmeye gittiğinde babası Hüseyin'in o yemeği yediğini görmüştü. En kötüsü de ertesi sabah da aynı yemekten bir kase yemişti.
GÜNÜMÜZ
Yera nın kitlenmiş bir şekilde makarna çorbasına baktığını gören Umay hanım, Sarp, Toprak, Savaş, Miraç, Asrın birbirlerine bakıp neden yemek yemediğini sorguluyorlardı. Savaş istemsizce "yoksa çorbayı beğenmeyip itip bağıracak mı? Bu kadar şımarık mı?" Diye istemsizce düşünürken Yera nın gözlerini dolduğunu gören Asrın ve Toprak'ın bakışları kesişti. Hiçbir şeyden habersiz torununun yemek yemediğini gören Şükriye hanım, ona bakıp seslendi
"Kızım neden yemek yemezsin? Beğenmediysen değiştirelim?"
Yera hızla başını iki yana salladı ve tabağın yanında ki kaşığını titreyen eli ile aldı. Yavaşca çorbaya batırıp dolu kaşığı dudaklarına götürdü. Kafasında hiss ettiği sıcaklık psikolojikti.
"Çok güzel olmuş. Elinize sağlık" dedi fakat kısık sesinin geniş masada babaannesine gittiğinden emin değildi. Tahmin ettiği gibi de olmuş, ne dediğini duymayan babaannesine Ulaş amcası dediklerini iletmişti. Umay hanım kızının yemek yediğini görünce rahatlamış, önüne dönmüştü. Fakat Toprak, Sarp, Savaş, Asrın ve Miraç Yera her ne kadar başını tabağa eğsede onun gözlerinde ki yaşları görmüşlerdi.
İkizinden hiçbir şey saklamayan Miraç, yanında ki Meriç i direği ile dürtüp Yera yı göstermiş, ağzında bakla ıslanmayan Meriç ise yanında ki Bora ya durumu söylemişti.
Yera bir an önce kendini toparlayıp yemeyi yemeye başladı. Bir süre sonra Yaman lar Yera nın hatırladığı detayları anlattı.
YERA'NIN ANLATIMI İLE
Yaman abinin anlattıklarını onayladım.
"Torunum başka bir şey hatırlıyor musun?"
Dedemin sözleri ile başımı olumsuz yönde salladım
"Hayır dede. Bu kaçırılma olayı ve Yaman abinin anlattıklarını da yeni yeni hatırlıyorum zaten. Eğer başka bir şey hatırlarsam anlatırım zaten"
Dede bey gülümseyip Alparslan baba beye döndü
"Ne uslu kızmış Yera'mız. Ben şımarık olur diye düşünmüştüm"
Baba bey gülümseyip başını salladı
"Eskiden de böyleydi hatırlıyor musun baba? Benim kızım hep iyi kızdı"
Asrın la göz-göze geldik. Bakışlarımı hemen kaçırıp tabağa baktım. Başım ağrıyordu.
Dede bey, baba bey ve amcalar kendi aralarında benim hakkımda konuşurken dede beyin bana seslendiğini duyup ona baktım
"Efendim?"
"Yemekten sonra oturup bi konuşalım eski ailen hakkında "
Başımı tamam dercesine salladım. Arel abi ise tam bir şey diyecekken baba bey ona sus dercesine bakış attığı için susmak zorunda kalmıştı. Cebimden telefonu çıkarıp saate baktım
20:52
Uykum geliyordu. Yemek bitmişti ve yengelerle anne hanım sofrayı topluyordu. Ayağa kalkıp bende toplamaya başladım. Bitirdikten sonra dede beylerle konuşmak için salona gittim, kadınlar çıktığında dede bey, baba bey, abiler, amcalar ve kuzenler kalmıştı.
Dede bey iç çekip konuştu
"Kızım, açıkçası sen yetimhaneye koyulduktan 2 gün sonra eski ailenin seni evlat edinmesi biraz şüpheli geldi bize. Bu konuda ne düşünüyorsun? Yapabilirler mi böyle bir şeyi?"
Sabırla konuşmasının bitmesini bekledim. Olabilirdi. Yapmazlar diyemiyordum
Omuz siktim
"Bilmiyorum. Kimsenin günahını almak istemem fakat yapmış olabilirler"
Ulaş amca konuştu
"Onlar sana karşı iyi davranıyor muydular?"
Bu konuyu konuşmak istemiyordum. Gözlerimi kaçırdığımda yanımda oturan Arel abimin saçlarımı okşadığını hiss ettim
"Pek değil"
Diye kestirip attım. Umarım konuşmak istemediğimi anlamışlardır.
Bulut konuştu bu sefer
"Sana hiç vurdular mı?"
Sessiz kaldım. Konuşmak istemiyordum fakat onlar sessizliğimden cevap almışlardı. Arel abim beni göğsüne çekip başımı göğsüne yasladı saçlarımı öpüp
"Cezasını çekecekler"
Dedi kısık bir sesle. Ama ben uyurdum ki.
Toprak "ne sıklıkla-"
Diyordu ki cümlesini tamamlayamadan konuştum
"Bu konuyu konuşmak istemiyorum. Geçmişte kaldı yaşandı bitti. Sorun değil"
Sorundu. Fakat Aksayları Aybars lara şikayet edip kavga çıkarmak istemiyordum. Kavga ve kaos istemiyordum asla.
Başımın döndüğünü hiss ettim fakat yeri değildi. Başımı Arel abinin göğsüne yasladım. Bu gün onunla uyumak istiyordum, olur muydu? Daha bu gün tanışmıştık fakat sanki onu yıllardır tanımış gibiydim.
Bora sessizliği bozdu
"Ne yapacağız dede? Nasıl öğreneceksiniz Yera yı kimin kaçırdığını?"
Altan sessizliğini bozdu
"Kaçırmış ihtimali olan her kesin fotoğrafını Yera ya gösterdik fakat hiçbirinin olmadığını söyledi."
Dede bey iç çekti. Ahmet amca konuştu
"Yiğenim, sen düşündün mü bu açık bulma meselesini?"
"Düşündüm. Hüseyin Aksay kara para basıyor"
Dediğimde her kesin gözleri şaşkınca bana döndü. Bu sırada telefonum çaldı. Arayan "dayımcım💗💗" Dayım benim güvenli limanımdı. Aksay lardan en çok onu seviyordum, o da beni çok seviyordu. Her şeyimi ona söyler, o da her şeyini bana söylerdi. İki kızı vardı 3 ve 5 yaşında. Onları çok çok severdim.
Arel abi hemen dibimde olduğu için görmüştü dayımın aradığını. Telefonu sessize alıp cebime geri koydum
"Elimde kanıt yok. Fakat bulmaya çalışırım"
Dayım bulurdu ki. Dayıma olanların hepsini anlatırsam muhakkak bana yardım ederdi.
"Peki kızım"
Dedi dede bey. Havadan sudan biraz daha sohbet etmeye başladılar. Ben ise Aral abinin göğsünde mayışıp kalmıştım. Biraz sonra ise artık dayanamayıp gözlerimi kapattım.
BORA'NIN ANLATIMI İLE
Sağımda oturan Miraç ve solumda oturan Meriç i dürttüm. Bana baktıklarında çaprazımızda oturan, başı Aral abinin göğsünde bir şekilde uyuyan Yera yı gösterdim. Meriç boşboğazı hemen
"Aral abi! Yera uyumuş!"
Dedi yüksek sesle. Arda amca yastığı ona atıp
"Oğlum madem uyuduğunu görüyorsun, neden bağırıyorsun?"
Diye kızdı kısık sesle. Onları pas geçip Yera ya baktım. Tatlı kızdı, sessizdi, güzelliği sanki durgun sular gibiydi, duru ve temiz. İyi birine benziyordu ve babaannemin dediği gibi saygılıydı. Yüzü Altan abiye benziyordu, sessizliği ve hiçbir şey ile muhatap olmak istememesi de Altan abiye benziyordu. Dayanamayıp Altan abiye bakarak konuştum
"Altan abi, Yera sana fazlasıyla benziyor"
Altan abi gururla gülümsedi
"Şunlara benzeyecek değil ya, Tabiki bana benzeyecek"
Bulut abi ve Toprak abiyi göstererek. Sarp boğazını temizledi
"Dikkatinizi çekerim, o benim ikizim. En çok bana benziyor"
"Hadi lan ordan, puşt. Havalara bak"
Duruma el attı Hakan abi. Bende tam kafasına taş mı düştü de konuşmuyor diyordun.
"Abi kıskanmayın ikiziniz yok diye"
Meriç durur mu? Hemen Sarp a cevap verdi
"Benim var ağla"
"İlk okul bebeleri gibi kavga etmeyin lan"
Tam Sarp cevap verecekken araya girdi Savaş abim.
Arda amcam Yera ya bakıp iç çekti
"Favori amcası ona araba sürmeyi öğretecek"
Aral abi Yera nın başını okşarken yüzünü butuşturup ona baktı
"Aman amca, daha yeni bulduk. Mazallah kaza falan yaparsınız"
Dedi ve Yera nın başını öptü. Yera yı gerçekten seviyordu galiba.
Kısık gülüşmeler duyulurken Ekin abi Arda amcama pişkin pişkin baktı
"Amca daha sen araba kullanmayı bilmiyorsun ki"
Arda amca burun kıvırdı
"İşte, birlikte öğreneceğiz"
Daha çok gülünürken Aral abi Yera yı kucağına alıp ayağa kalktı
"Ben odama yatırıp geliyorum"
Dedem onu onayladığında salonu terk etti. Sık sık burada toplandığımız için odalarımız da vardı. Miraç, Meriç ve ben de aynı odada kalıyorduk yaşlarımız yakın olduğu için.
"Eee, torunlarım söyleyin bakalım kardeşinizle iyi anlaşabiliyor musunuz?"
Sarp yanyana oturan Toprak,Bulut, Pars üçlüsüne sırıtarak 'sıçtınız' bakışı atarken Bulut abi bakışlarını kaçırdı. Toprak abi de başını eğerken Pars abi boğazını temizledi
"Öhöm, evet dede"
Altan abi yanında oturan Pars abiye tek kaşını kaldırarak
"Emin misin abi?"
Dediğinde bi bokluk olduğunu anlamıştım. Pars abi konuşmak için ağzını açtığında Sarp bülbül gibi ötmeye başladı
"Pars abim Yera ya gereksiz dedi. Bulut abim Yera eve gelmesin diye annemlere direndi ve Yera nın bundan haberi oldu. Toprak abimse Yera nın yüzüne karşı "özürlü müsün?" Dedi sırf çekinerek konuşuyor diye. Toprak abim Yera yı sürekli zorbaladı"
Dediğinde üçü de buz kesilmişti sanki. Oha ama yani, kızın üzerine bu kadar gitmişler miydi 2 günde? Dedemin bastonunu iki kez yere vurması ile ona döndüm
"Ulan haydutlar! Kardeşiniz o sizin!"
Kuzen ve abilerime baktığımda onların da şaşırdığını gördüm. Toprak abi kendini savunmaya geçti
"Dede valla abartarak anlatıyor piç! Ayrıca kendisi de Yera yı zorbaladı!"
Dediğinde şokla Sarp a döndüm. İkizini mi zorbalamıştı?
Tamer abi
"Oha lan şerefsize bak bide hiçbir şey yapmamış gibi ispiyonculuk yapıyor"
Sarp panikle konuştu
"Ne yapayım!? Babama Alparslan baba bey deyince kendimi tutamadım!"
Dediğinde yanımda ki Meriç, Hakan ve Arda amcamdan yüksek sesli kahkahalar duydum. Ortamda ki en ciddiyetsizlerdi.
Sarp onları pas geçip konuşmaya devam etti
"Ayrıca biz aramızı düzelttik! Hatta üzerinde ki kıyafeti ona ben seçtim!"
Dedem tehtit edercesine konuştu
"Bir daha torunumun canını sıkarsanız hepinizi kurşuna dizerim!"
Onlaylarcasına başlarını salladı hepsi. Bu sırada Arel abi gelmişti.
Tamer abi o oturmadan ayağa kalktı
"Bahçeye çıkalım mı?"
Dediğinde kuzenler onaylayıp ayağa kalktı ve dışarı çıktı.
Sigara içen tayfa, yani Arel, Hakan, Altan,Yaman, Savaş, Ekin, Pars, Toprak, Asrın, Tamer ve Miraç sigaralarını yakmıştı.
Miraç'ın sigara içtiğini hala kabul edemiyordum. 18 yaşındaydı evet fakat o 17 yaşında başlamıştı. Tüm kuzenler 18 yaşında öğrenmiş, onun 18 yaşından içmeye başladığını sandıkları için biraz azarlamışlardı ama sorun olmamıştı fakat Meriç ve ben biliyorduk 17 yaşında başladığını. Bizim ailede fazlaca sigara içen olduğu için bu alışkanlığı edinmesi normaldi.
"Lan Toprak, kızdan ne istedin lan?"
Yaman abimin konuşması ile Toprak abi ona ters ters baktı
"Ne bileyim oğlum, öyle mal gibi kalacağına karşılık verseydi-"
Dediğinde Arel abi tarafından kafasına tokat yedi
"Doğru konuş lan pezevenk"
Toprak abi Arel abiden uzaklaştı
"Mal derken, ben samimiyetten söyledim. Yoksa bende ısındım, iyi kız, tatlı kız"
Her kes güldüğünde Altan abi konuştu
"Dönek herif"
Toprak abi kırılırmış rolü yaptı
"Kalbimi kırıyorsun abi"
Arel abi sigaradan bir nefes verdi
"Sen bir daha Yera ya bulaş, bak bakalım ben senin farklı yerlerini kırmıyor muyum"
"Ben biliyordum zaten Yera gelince Arel abimin hepimizi sikeceğini"
Tamer abi sigarayı dudaklarından çekti
"Ulan kızın sayesinde adımını Türkiye ye atmayan abin temelli geldi buraya gidip öpüp başına koyman gerekirken sen gelmiş nankörlük ediyorsun"
Toprak abi iç çekti
"Orası öyle"
Birkaç saat sonra
Saat gece 1-2 sularıydı. ev üyeleri uyumuş, biz kuzenler de bahçede masada oturmuştuk. Yetişkinler bira içerken sadece ben ve Sarp 17 yaşında olduğumuz için bir bardak içebilmiştik. Kimse sarhoş değildi, sarhoş olmak için değil, eğlencesine içiyorlardı. Masada boş sohbet dönmeye devam ederken
"Abi"
Diye ses geldi. Her kesin bakışı mutfağın cam kapısında durup bakan Yera ya kayarken Arel abi
"Abim, gel hadi" dedi. Yera sanki bunu beklemiş gibi buraya doğru yürüyüp Arel abinin yanına oturdu
"Tekrar merhaba.." dedi çekinerek. Belki ki bizi rahatsız etmemek için gelmemişti buraya
Arel abi onu kendine çekip anlını öptü
"İyi uyudun mu?"
"Aslında... Sen gittikten sonda uyanmıştım."
Altan abi kaşlarını çattı
"Ne yaptın orda tek başına?"
YERA NIN ANLATIMI İLE
"Hiç öyle, oturdum"
Aslında yanlarına gelecektim fakat onları rahatsız etmek istememiştim. Bu sırada tekrar odaya çıkıp dayımla konuşmuş, sonra ise telefona bakmıştım. Sonda isə dayanamayıp gelmiştim.
Adının Savaş olduğunu hatırladığım kişi bana baktı
"Bizden çekinmene gerek yok. Hepimiz kuzeniz, sen kız oldun ve ya sonradan geldin diye çekinme."
Dediğinde gülümsedim
"Teşekkürler"
İkizlerden sürekli gülen(Meriç)konuştu
"Teşekkür e gerek yok"
Öteki çok ciddiydi.
Kafamda Arel abimin öpücüğünü hiss ettim, temas bağımlısıydı galiba. Hakan'ın konuşması ile ona döndüm
"Amca kızı içer misin sende?"
Her kes merakla ne diyeceğimi beklerken başımı iki yana salladım
"Yok sağol"
Güldü
"Ne demek"
Tamer le bakışlarımız kesişti
"Hiç içtin mi?"
"Birkaç kez"
Bulut "ilk ne zaman?"
Diye sordu. Heyecanlanmıştı sanki
"12 yaşımda"
Dediğimde şaşıran yüzlerle karşılaştım.
"Ne? Nasıl?"
Toprak a dönmeden sorusunu cevapladım
"Kansızlığım var. Şarap kansızlığa iyi geldiği için 2 bardak 7 yıllık şaraptan içmiştim. Dayım içirmişti"
Arel abi güldü
"Beğendin mi bari?"
Yüzümü buruşturdum
"Iy"
Hiç benlik değildi. Normal şarap ı bilmiyordum fakat o eski olduğu için aşırı alkollüydü. Resmen şarabın tadı hiç gelmiyor, yerine saf alkol tadı geliyordu.
Verdiğim tepkiye güldüler. Ben de gülümsedim fakat yanağımda hiss ettiğim elle birlikte şaşkınlıkla yanımda ki Altan a baktım. Yanağımı mıncırıyordu.
"Yanağı çok yumuşak lan"
Dedi gülerek. Kafası 1500 olabilir miydi? Yanağımı daha çok ellediğinde Meriç de elini uzatıp yanağıma dokundu.
"Lan cidden yumuşak şeker kız Candy"
Aral abi beni göğsüne çekti
"Çekin lan ellerinizi"
Sarp ofladı
"Abi Yera senin değil lütfen onu salar mısın?"
"Kes lan velet"
Ona öldürücü bakışlar attıktan sonra bana döndü
"Üşüyor musun abicim?"
"Hayır"
Ama başım acayip dönüyordu. Başımı Aral abinin göğsüne yasladım. Onun mu ikiziydim yoksa Sarp'ın mı belli değildi, adam beni yanından ayırmıyordu. Sarp da bu yüzden kuduruyordu tabii.
Mideme bulantı girdi. başım dönüyor, gözüm kararıyordu. Başımı Aral abiden kaldırdım.
"Abi-"
Lafımı bitirmeden bilincimi kaybettim ve başım Aral abinin göğsüne geri düştü.
.
.
.
.
Ninini ninini
Bir bölüm daha bitti
02.19.2026
12:56
Sona doğru içime sinmedi
Bu bölüm uzun oldu
3089 kelime
Bb
Bölüm etkileşimi
