9.BÖLÜM=HAYAL KIRIKLIĞI

Vaveyla Yazarı: Zehra 🦋

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 9.BÖLÜM=HAYAL KIRIKLIĞI

İyi okumalar...

Baba tarafından sevilmeye
muhtaç kişinin yarasını kimse iyileştiremez..

♡

"Yarın akşam birlikte halletmemiz gereken bir iş var."Oturduğum koltuktan kafamı kaldırarak mirzaya baktım.Eve gelir gelmez yine herkes kendi işinin başına dönmüştü.En son o yakınlaşmamızdan sonra mirza kendisini çok kötü hissetmiş olucak ki odasına girmiş bir daha da dışarı çıkmamıştı.Tam tersi olması gerekmiyor muydu? Benim utanmam,benim köşe bucak saklanmam gerekiyordu.Gerçi onun utandığını düşünmüyordum.
Büyük ihtimalle söylediklerim kafasına takılmıştı bu yüzdende kendisine düşünme fırsatı tanımış,dediklerim doğrumu yanlış mı diye kendisiyle büyük bir mücadeleye girmişti.

"Ne işimiz var?"Karşıma gelerek hemen çaprazımda ki koltuğa oturdu.

"Defterde yazılı olan adrese gideceğiz."O evden aldığım defteri mirzaya'da göstermiştim.

"Bugün'de gidebiliriz.Neden bugün gitmiyoruz?"Henüz karanlık çökmemişti.Bu yüzden zaman kaybetmek yerine bir an önce işe koyulmak istiyordum.

"Bugün farklı bir işimiz var.Gece halletmemiz gerekiyor bu yüzden biraz daha bekleyeceğiz."Koltuğun üzerinde bacaklarımı kendime çekip kafamı koltuğun başlığına yasladım.Vücudumu ona doğru çevirip bakışlarımı yüzüne diktim.

"Bugün ne işimiz var?"Oda kafasını koltuğa yaslayıp bakışlarını bana kenetledi."Fazla mı soru soruyorsun?"
Bence sormuyordum.Ona göre böyle olmamalıydı ki hafif sitemli sesiyle sormuştu sorusunu.

"Merak ediyorum."

"Benim de merak ettiğim bazı şeyler var."E sor o zaman.Sanki ben sorma diyordum veya soru sorduğunda cevap vermiyordum.Boynumu kaşındıran ıslak saçlarımı tek omzumda topladım."Israrla kurutmuyorsun o saçlarını."

"Sevmediğimi söylemiştim."

"Ayaklarınada ısrarla çorap giyinmiyorsun."

"Üşendiğimi söylemiştim."Ne derse desin hep bir bahanem vardı.

"Çorap giyinmek iki dakikanı bile almaz biliyorsun,değil mi?"Olumlu anlamda kafa salladım."Biliyorum ama yinede üşeniyorum."Ayağa kalkıp karşıma geldi.Karnımın üzerinde duran elimi tutup ayağa kaldırdı.

"Ne yapıyorsun?"Arkasını döndü. merdivenlere yönelince otomatikmen bende peşinden yürümeye başladım.

"Yürümeye'de üşeniyor musun? Eğer öyleyse kucağımda taşıya bilirim." Normalde çok üşengeç bir insan değildim fakat konu o olunca hep üşenesim geliyordu.Merdivenleri bitirip onun odasına girdik.Beni yatağa oturttuktan sonra odadan çıktı.

"Neyin peşinde bu adam yine."Bir kaç dakika sonra mirza odaya girdi. Bakışlarım eline kaydı ve düşünme tarzı karşısında kalbim sıcacık oldu.Elinde pembe,kalpli bir çorap vardı.

Elinde ki çorapla yanıma gelip önümde diz çöktü.O gün banyoda bana,üşenirsen beni çağır ben yaparım gibi birşey söylemişti.
Gerçekten'de yapıyordu.Ne zaman ayağımda çorap görmese kendi önümde diz çöküyor,çorabı bana giydiriyordu."Yaptığım bu iş için bana yüklü miktarda maaş vermen gerekiyor?"Gülümsemeden edemedim.Benimle ilgilenmesi,bana gülmesi,benimle konuşması,
hoşuma gidiyordu.Sağ ayağıma çorabı nazik hareketlerle giyindirirken bir yandanda samimi sesiyle konuşuyordu."Seni tanımaya başlamasam bu bakışların sayesinde bana aşık olduğunu düşüneceğim."Ona nasıl bakıyordum bilmiyorum ama bakışlarımı çekmedim.İçten bir şekilde gülümseyerek bakmaya devam ettim.

"Bana sitem ediyorsun ama itiraf et sende alıştın çoraplarımı giydirmeye."

Sağ ayağımla işi bitince sol ayağıma geçti."Ya,ya ne demezsin.Çoraplarını giydirmediğim bir gün olunca kendimi yarım kalmış gibi hissediyorum."Dudağımda olan gülümseme yerini kıkırdamaya bırakmıştı.Güldüğümü duyunca kafasını kaldırıp yüzüme baktı.
Bakışları her zaman olduğu gibi dudaklarıma indi.Bir kaç saniye öylece ayağım elinde,gözleri dudaklarımda beni seyretti.
Daha sonra gülümsedi ve kafasını sağa sola doğru hafif bir şekilde sallayıp işine geri döndü.

"Görende sanır mühim bir iş üzerindesin.Ayaklarıma bu kadar dikkatli bakmak zorunda mısın?"
Çorabı parmaklarımdan geçirmişti ki durdu.Baş parmağı bileğimin üzerinde gezindi."Bu nasıl oldu?" Parmağı ileri geri olmak üzeri bileğimin üzerinde hareket ediyordu.Elinin değdiği yerleri ise sanki ateşe veriyorlardı.

"Küçükken olmuş.Nasıl olduğunu hatırlamıyorum."Bileğimin üzerinde üç dört santimlik yara izi vardı.Merakla sorduğu şey gerçektende buydu.

"Sakar birisin.Hareket ederken dikkatli olmalısın."Kaşlarımı çattım.Sakar biri değildim.

"Sakar olduğumu nerden çıkardın?"Çorabı giyindirip sol ayağımıda yere bıraktı."Elma meselesini unuttun sanırım."Kolay kolay utanmayan ben açtığı eski,rezil anım sayesinde utanmıştım.

"O başka bir konu.Onu karıştırma."Önümden kalktı,tekrar elimi tutup yataktan kaldırdı.Bu sefer istikâmetimiz giyinme odasıydı."Şimdi nereye götürüyorsun beni acaba?"Giyinme odasına girince beni yerde duran pufun üzerine oturttu.Yemin ederim bu adamın elinin altında kukla
gibiydim.Kaldırıyor,oturtuyor,
giydiriyordu.Bu durumdan şikayetçi miydim?

Tabiki değildim.

Onun bana göstermiş olduğu ilgiyi seviyordum.

Dolapların birinden saç kurutma makinesini alarak yanıma geldi ve hemen arkamda kalan fişe taktı.
Doğrusu bu kadarını beklemiyordum."Kendim kuruta bilirim."Arkama geçti."Canın yanarsa söyle."Makineyi çalıştırıp saçlarımda gezdirmeye diğer eliylede saçlarımın belli kısımlarını ayırmaya başlamıştı.

Canımı yakmaktan kastı sanırım saçımı çekmesiydi.Bir adam nasıl bu kadar ince düşünürdü anlam veremiyordum.Onu tanıyana kadar saçlarımı asla kurutmazdım.Bunu pek sevmezdim'de fakat bugünden itibaren en sevdiğim olay saç kurutmak,veya onun saçımı kurutması olmuştu.Eli saçlarımın arasında tüy kadar hafif bir şekilde hareket ediyordu.O saçımı kurutana kadar çocuk gibi kollarımı dizlerime sarmış ve işini bitirmesini beklemeye başladım.25 dakika içerisinde de kurutma işlemi tamamen bitmişti.

"Bak işte bundan nefret ediyorum." Saçlarım elektriklendiği için saçımın arka kısmı havada duruyor gibiydi.
"Niye bu kadar kabarıp elektirikleniyor anlamıyorum."
Elimle saçlarımı düzeltmeye çalışıyordum fakat düz elle bu imkansız gibi birşeydi.

Ben saçımla savaş içerisindeyken elindeki makineyi bırakıp odasına girdi.Bir kaç saniye sonra döndüğünde elinde bir kaç yağ,ve köpük vardı."Alışveriş merkezinde seni anlattığım zaman bunları verdiler.Elektiriklenme,kabarma karşıtı yağlar ve köpükler."

O an ne diyeceğimi bilemedim.Kalbimi ısıtan davranışlarının ardı arkası kesilmiyordu.Saçımın durumunu ona anlattığım zaman doğru düzgün dinlediğini bile düşünmemiştim.Bu yaptığı hareket ise düşüncelerime balta vuruyor,beni durumun öyle olmadığına itiyordu.Karşımda elinde yağlarla duran mirza'ya gözümü bile kırpmadan bakıyordum.

"Neden bunları yapıyorsun? Neden benimle bu kadar yakından ilgileniyorsun?"Elinde ki yağları ortada duran cam masanın üzerine bıraktı.İçlerinden bir tanesini eline alıp tekrar arkama geçti.Arkama geçene kadar pür dikkat onu izlemiştim.

"Seninle ilgilenmek hoşuma gidiyor."

Benimle ilgilenmesi hoşuma gidiyor.

Yüzümde ki gülümsemeyle gözlerimi kapattım.Saçlarıma dokunuşu uykumu getirmişti."Uykun geldiğine göre hizmetimden memnun kalmış olmalısın."

Kırkırdadım"Çok memnun kaldım."Aklıma gelen düşünce sayesinde yüzümde ki gülümseme solmuştu."Söylesene benden önce ki sevgilinede böyle davranıyor muydun?"Neden merak ettiğim hakkında en ufak bir fikrim yoktu.
Sadece bana yapmış olduğu bu hareketleri başka bir kadına yapmış olma düşüncesi derin bir kıskançlığa itiyordu beni."

Bir kere daha en üsten başlayarak saç uçlarıma gelene kadar parmaklarını sürdü."Senden önce hiç sevgilim olmadı."Biraz durdu ve cümlelerine kaldığı yerden devam etti."Mümin erkeklere söyle gözlerini haramdan sakınsınlar,ırzların korusunlar." (Mümin sr/30)

"Kuran'ı Kerim'de bir ayet bu.Ne zaman haram olan birşeye yaklaşmak istesem bu ayet beni frenledi.Yani anlayacağın helalim olmayan bir kadınla bir arada bulunmam,sevgili olmam söz konusu bile değil."Mutlu olmuştum.Onun inançları içimde ki kıskançlığı söküp atmıştı."
Benimle neden bu kadar ilgileniyorsun diye sordun ya."Olumlu anlamda kafa salladım.

"Sen bana Allah'ın emanetisin."

Sen bana Allah'ın emanetisin

Helalimsin

Bu kelimelerin anlamı ne kadar derin ve güzeldi böyle..

Saçlarımla işi bitince gelip karşımda durdu."Ara sıra bir birimizi boğazlayacak bir hale gelsekte sana değer veriyorum."
Sözlerini bitince derin bir nefes aldı."İşin sonunda bir aksilik çıkmazsa seninde istediğin gibi boşanacağız."İyide ben onu o anlık sinirle söylemiştim.Oturduğum yerden kalkarak karşısına dikildim.Aramızda bir adımlık mesafe vardı.

"Benim isteğimi bir kenara atalım.Sen benimle boşanmak istiyor musun?"Kaşlarını çattı ve sert bir şekilde yutkundu.Neredeyse bir dakika boyunca soruma cevap vermedi. "Cevap vermeyecek misin?"Aramızda ki bir adamlık mesafeyi kapattı.Onun ayak parmakları benim parmaklarıma değiyordu."Şuan bunları düşünmenin bir manası yok.Zamanı geldiğinde sorunun cevabını alacaksın."

Boşanmak istiyorum dememişti.Buda beni mutlu etmişti.Yüzümde ki gülümsemeyi görünce oda gülümsedi.Onu ilk tanıdığım zamanlarda robotton farkı olduğunu düşünmemiştim.
Duyguları yoktu,gülmüyor,pek fazla konuşmuyordu.İlk zamanlara bakınca şuan arada epey bir fark vardı.

"Birlikte yemek yapalım mı?"Dedim.Tek amacım biraz daha bir birimizle vakit geçirmemizdi.

"Olur."Elinden tutup peşimden çekmeye başladım onu.Bana ayak uydurması her anlamda harikaydı.

Biz bir birimize alışmaya başlamıştık.

Oda benim gibi bunun farkındaydı...

♡

Neredeyse yarım sattir mutfaktaydık fakat doğru düzgün bir ilerleme
kaydedememiştik.Yemek yapmayı çok iyi bilmeme rağmen mirza'ya makarnadan başka birşey yapmayı bilmediğimi söylemiştim.Bunun üzerine benimle kısa bir laf kavgasına girdikten sonra yemekleri kendisinin yapacağını söylemişti.

"Sen yemek yapmayı biliyor musun ki?"Sorunun cevabını bilmeme rağmen onu gıcık etmek için sormuştum.Mutfağa girdiğimiz andan beri iki üç tane patatesi doğru düzgün soyamamıştı."Yanlız o patatesleri öyle soymaya devam edersen yemek yapmaya patates kalmayacak." Patatesle işi bittiğinde elinde küçükcük yuvarlak birşey kalmıştı.Patatesin iç kısmı kabukla birlikte çöpe gitmişti."Papatese neden şok'a girmiş gibi bakıyorsun?"
Elinde ki patatesi kaşları çatık bir şekilde inceliyordu."Yarısını kabukla birlikte attığın için geriye birşey kalmadı."Oturduğum tezgahta ayaklarımı sallıyor diğer yandan da onunla uğraşıyordum.

"Daha iyisini yapa bilirim diyorsan, buyur gel."Daha iyisini tabiki yapa bilirdim.

"Yorgun olmasam,patatesle girdiğin mücadeleye katıla bilirdim."Bana pis pis bakmaya başlayınca yerime sindim.Biraz daha konuşmaya devam edersem elinde ki patatesi bana çiğ çiğ yetirdecekti.Bunu bakışlarından anlaya biliyordum."Ona olan sinirini,"Bakışlarımla elinin içinde minnacık kalan patatesi işaret ettim."Benden çıkarma."
Gözlerini benden çekip elinde bulunan bıçakla patatesi tezgaha bıraktı ve bana doğru adımlamaya başladı.

Bacakları dizlerime değince durdu.Elini arkamda olan mutfak dolabına yaslayıp üzerime eğildi."Emin ol sinirimin bir kısmını bile sana göstermiş olsaydım şuan burda olmazdın."

Resmen tehdit ediliyordum."
"Nerde olurdum?"Sesime yerleştirmiş olduğum kinayeyi fark etti ve sanki mümkünmüşcesine biraz daha eğildi üzerime.Aramızda iki santim ya vardı yada yok.

"Benimle oyun oynama.Sen zararlı çıkarsın."Oyun oynamak mı?
Sadece sıradan bir soru sormuştum.

"Kimin kimle oyun oynadığı açık bir şekilde ortada."Kafamı hafif bir açıyla yukarı kaldırdım.

Onu öpmek istiyordum fakat iter veya karşılık vermez diye korkuyordum.Eğer böyle olursa kendimi çok kötü hissederdim.

Her zaman olduğu gibi içimi kemiren düşüncelerimi bir kenara ittim ve o an aklıma eseni yaptım.Karşılık verip vermemesi şuanlık umrumda değildi.Tek istediğim onu öpmekti.Bunun için aramızda ki az olan mesafeyi kapatıcaktım ki bir anda kendini geri çekti."İşimize dönelim.Kalbim kasıldı.Bu sefer heycandan değil acıdandı kalbimde ki bu acı.Onu öpeceğimi anlamış ve kendisini geri çekmişti.

Bakışları,konuşması benden etkilendiği yönündeydi.Buna rağmen öpmemi istememişti.

O an aklıma gelen düşünceler bir kez daha yaktı canımı.Ya ben yanlış anlıyorsam.Ya benden etkilenmiyorsa.Diğer şeyleri kafamda kurduğum gibi bunuda kuruyor olabilir miydim?

O işinin başına dönerken ben oturduğum tezgahtan indim.
Madem ağzıma girip girip onu öpmek istediğimde kendisini geri çekecekti neden her an dibimde bitiyordu.Benimle oynamak,ondan hoşlandığımı görmek hoşuna mı gidiyordu?"Benim iştahım kaçtı.Yapa bilirsen sana afiyet olsun."Mutfaktan çıkmak için hareketlendim.Yanından geçtiğim anda kolumdan tutarak durdu."Noldu?"Birde soruyordu.
"Bi moralin bozuldu sanki.Hani birlikte yapacaktık."Gözlerimin içine bakarak sorduğu soruya aynı şekilde cevap verdim.Az önce yaptığım şey için utanmam gerekiyordu fakat utanmıyordum.
Pişman'da değildim.Yaptım ve verdiği tepkiyi gördüm.Bundan sonra çok beklerdi dibime girmeyi,beni etkilemeyi.

"Moralim falan bozulmadı."
Yeniden yanından geçmek için hareketlendim.Bir anda kolumdan tutulup sırtımı buzdolabına yapıştırmasını tabiki de beklemiyordum."Yani beni öpmek istedin,ben kendimi geri çektim diye moralin bozulmadı,öyle mi?"Ellerini kafamın yan kısımlarına yasladı.

"Uzak dur benden."Uzak dursun istemiyordum ama artık durmalıydı.

"Neden?"Ellerimi göğsüne koydum.Avuçlarım göğüs kısmına değince vücudu kasıldı.

"Seninle bir arada olmaya tahammül edemiyorum çünkü."Yeterli mi der gibi bakıyordum suratına.Açıklamamı münasip bir yerlerine takmadı ve dibime kadar girdi.Hayır,hayır bir daha olmasına izin veremezdim.
Bilerek yapıyordu.Resmen beni etkisi altına almak hoşuna gidiyordu.

"Sana uza-"Sözüm yarıda kesildi çünkü mirza'nın dudakları sözlerimi bitirmeme izin vermemişti.Yapmış olduğu şey yüzünden gözlerim yerinden çıkacakmış gibi irileşti.
Kalbim adeta içimde at koşturmaya başladı.

Evet Mirza beni öpmüştü.

Ben daha onun dudaklarının tadına varamadan kendisini geri çekti.Yüzümde ki ifade hoşuna gitmiş olacak ki dudakları kıvrıldı.

"Seni öpmek,bu dünya üzerinde en çok istediğim şeylerden biri."
Yutkundum.Madem öyleydi neden kendini geri çekmişti?

Yüzümde ki ifadeyi toparladım.
"Madme öyle neden az önce kendini geri çektin?"Kaşları çatıldı.Birşeyler onu rahatsız ediyor gibiydi.

"Bana alışmanı istemiyorum."
Bunu yeni mi akıl ediyordu bu adam.Ona alıştığım kadar alışmıştım zaten."Bir birimizden ne kadar uzak durursak o kadar iyi olur."

"Neden?"Aklıma gelen şeyle birlikte acı bir şekilde gülümsedim.
Gerçekten artık halime acıyordum."Benden bir şeyler saklıyorsun değil mi mirza? Buda seni rahatsız ediyor.Sana alışmamı istemiyorsun çünkü sonradan istemeyeceğim,hatta haddinden fazla üzüleceğim şeyler yaşayacağım."Tahminlerim doğru olacak ki cevap vermedi.Kollarını indirdi ve benden uzaklaştı.
"Kendini savunmadığına göre doğru tahmin ediyorum."

"Dışardan birşeyler söyleyim."
Mutfaktan çıkmak için hareketlendi.

"Ordan bakınca derdim yemek gibi mi duruyor?"Arkası bana dönük bir şekilde duruyordu.
Hızlıca karşısına geçtim."Ben sana küsmem diye bir söz vermiştim hatırlıyor musun?"Cevap vermedi bende devam ettim."Bu söz için beni pişman edeceksin.Bunu hissediyorum.Ne yapıyorsun bilmiyorum ama,canımı fazla yakmadan yap.Yaptığın her ne ise vazgeç demeyeceğim.Zaten desemde beni dinlemeyeceğinin farkındayım."Gözlerim doldu ve o bunu gördü.Yaptığı şeyi bilmiyordum fakat bilmememe rağmen canımı yaktığını anlasın istedim."Babam zannettiğim adam babam çıkmadı.Arkamdan iş çevirdi."Bunları her aklıma getirdiğimde,her söylediğimde canım daha fazla yanıyordu.
"Kafamda timör yerine farklı bir hastalığım olduğunu öğrendim.
Uzun bir süredir kullandığım ilacın gördüğüm şeyleri hızlandırıyor olduğunu fark ettim."İçli bir nefes çektim."Sana bunları neden tekrar hatırlatıyorum biliyor musun?"
Gözlerimi kapatınca iki damla yaş yanaklarımdan süzülüp boynuma indi."Canımın yeterince yandığını anla ve bir adım atmadan önce 3 kere düşün.Diğerlerinin aksine sen farklı ol.Canımı yakma."Ona ihtiyacım vardı.Bunca zamandır göstermiş olduğu ilginin yalan olmamasına ihtiyacım vardı.
Aramızda geçen bu şeylerin bir oyun olmadığını bilmeye ihtiyacım vardı."

Eğer yapa bileceksen canımı yakmadan sev beni."Elimle sertçe göz yaşlarımı sildim."Yok eğer ben beceremem.Kan akıtmadan,kırıp,
dökmeden sevemem diyorsan o zaman benden uzak dur!Yapacağım şey her neyse zamanı geldiğinde onu yap,ve hayatımdan çık git!"Ben bu akşam bir şeyi daha net bir şekilde anladım.

Oda canımı yakacak birşey yapacaktı.O gün ona söz verdiğim zaman zaten bunu hissetmiştim.
Bu sözüm için pişman olmayayım diye dua bile etmiştim.Duamın kabul olmadığını ise şuan fark ediyordum.Daha fazla karşısında durup kehribarlarına bakmak istemedim.Onu orda öylece bırakıp üst kata çıktım.Kıyafetli bir şekilde yatağa uzanıp cenin pozisyonunu aldım.

Bir insan öfkeyle hüznü bir anda nasıl yaşaya bilirdi bilmiyorum ama ben yaşamıştım.İlk önce kendisini geri çekmiş daha sonra kendi beni öpmüştü.Hemen onun ardından ise bana bir şeyler ima ederek ona güvenmemem gerektiğini,alışmamam,
sevmemem,etkilenmemem gerektiğini hatırlatmıştı.Aslında istemeseydi bunu yapmazdı.Bana hiç birşey ima etmez onu sevmeme,her geçen gün ondan etkilenmeme göz yumardı.
Fakat o öyle yapmamıştı.Ona aşık olmaya başladığımın farkına varmış olacak ki beni kendinden uzaklaştırmıştı.

Sanırım bunun için ona teşekkür etmeliydim.

"Onu aklamaya yer geziyor olabilir misin?"Gözlerimi sıkı sıkı yumdum.Birde şu hayalet bozuntusuyla uğraşamazdım.
Babamın bana verdiği ilaçları almayı bırakmıştım fakat o hala bana görünüyordu.Sanırım durumum çok vahimdi.

"Neden hep üzgün olduğum anlarda ele geçiyorsun beni?"Arkamda olduğunu hissediyordum fakat dönüp bakmıyordum."Sen gerçek değilsin.Sadece hastalığımın bir parçasısın.Buna rağmen bana nasıl görüne biliyorsun? Nasıl gerçek gibisin anlam veremiyorum.Gerçek olmamana rağmen beni nasıl bıçakladın?"Alaylı kahkahasını duydum.Gözlerimi daha sıkı bir şekilde kapattım."Hala anlayamadın mı? Seni ben değil kendin bıcakladın."

Kanım dondu.Vucüdumu ele geçiren şokla birlikte gözlerimi açtım.Bu açıdan hiç düşünmemiştim.Onu aldığım ilaçlar sayesinde gördüğümü biliyordum.Gerçek olmadığının farkındaydım.Tüm bunlara rağmen onun beni bıcakladığına nasıl inana bilmiştim?

Herşeyi geçtim bir insan kendine nasıl zarar verebilirdi?

Bugün kendini bıçaklayan yarın farklı şeyler yapabilir miydi?

Kendimi bıçaklamam intihardı.
Yarın öbür gün kendimi bir yerden atma ihtimalim %kaçtı?

Tüm bunların cevabını bilmiyordum.Tek bildiğim şey yaşanacak olan her ne varsa bunların önünü alamayacağımdı.

♡

Arabanın içinde olan boğucu hava nefes almamı zorlaştırıyordu.
Kafamı yasladığım camdan bir an olsun kaldırmıyor,mirzayla herhangi bir konuşma içerisine girmiyordum.Saat gece yarısını çoktan geçmişti.Bugün akşam mirza'nın bahsettiği işi halletmek için yola çıkmıştık.Onunla ne kadar yanlız kalmak istemesemde beni buna iten bazı anların olacağının farkındaydım.Araba büyük bir villanın önünde durunca bakışlarımı kaldırıp etrafı inceledim.Büyük kapıları,kapıların hemen yanında koca koca sütunlar,ortada balıkların olduğu koca bir havuz vardı.Ön tarafta olanlar bunlardan ibaretti.E bide Mirza'nın evinde olan korumların aynısı burda da vardı.
"Nereye geldik?"Yüzüne bakmadan sormuştum sorumu.O ise gözlerini üzerimden çekmiyor soluksuz beni izliyordu.

"Buraya davetliydik."Arabadan indi.Bende kemerimi açarak peşinden indim."Onca çözmemiz gereken olay varken sen beni tutup misafirliğe mi getirdin?"Yanına varınca yan yana eve doğru yürümeye başladık.

"Buda o işlerle alakalı birşey."Hala tam olarak anlatmıyordu.Gittiğimiz yerin tam bilgilerini bana vermesi gerekiyordu.Yoksa ben neyi,ne için yapacağımızı nerden bilecektim? "Daha açık bir şekilde anlat şunu."Emir veren sesimi görmezden geldi.Büyük,krem rengi kapının önüne gelince durup vücudunu bana çevirdi.

"Gerçek baban cemil'in evi."

Hayal kırıklığı içinde gülümsedim.
Vücudumu ona çevirip gözlerimi gözlerine diktim."Neden getirdin beni buraya?"Tanışıp tanışmak istemediğimi sormadan beni buraya getirmişti.Üstelik bu adam herkes tarafından aranan biriydi.Bütün suç çetelerinin gözleri bu şahısın üzerindeydi.Benim için tehlikeli olacağını hiç mi düşünmedi?Onun kızı olduğumu bilenler aynı babam gibi bunu kullanmak isteyecekler ve beni ele geçirmek için her yolu deneyeceklerdi."Bir kaç gün sabredemedin mi? Bu akşam olan konuşmamın üzerinden biraz zaman geçseydi de beni öyle hayal kırıklığına uğratsaydın keşke."Kafamı olumsuz anlamda salladım.
Boğazımda oluşan ağrıyı görmezden gelmeye çalışarak tekrar yüzüne baktım."Ne bekliyorsam.Babamla senin türün aynı.Sana inanmak benim hatamdı."

"Bilmediğin konular var."

"Yaptığın ve yapacak olacağın şeylere böyle mi kılıf uydurup kendini rahatlatıyorsun?"

"Kendimi rahatlattığım falan yok!
Sana göre yanlış olan şeyler bana göre doğru.Ve ben doğru bildiğim şeylerden bir an olsun vazgeçmedim,geçmeyeceğim."
Vücudunu kapıya çevirip zile bastı.Evin içerisinde yankılan zil sesi kesildiğinde konuşmamı sürdürdüm.

"Doğru bildiğin şey benim canımı yakmak mı? Eğer öyleyse bir an düşünme yap! Sahne kapanıp perdeler çekilmeden önce aklında olan herşeyi hayata geçir.Fakat şunu unutma,"Bir saniye olsun kırgın bakan gözlerimi üzerinden çekimiyordum.Onun ise vücudu kapıya dönük olmasına rağmen bakışları bendeydi."Herşeyin sonunda o sahne'de ben olacağım.
Perdeler kapandığında ise canın yanan sadece ben olmayacağım."
Bir kaç saniye daha gözlerime baktı.Çok duygusuz bakıyordu.

Saçımı tarayan,çorapları mı giyindiren,yaralarıma merhem olan adam gitmiş yerine ilk tanıştığım zamanlarda ki mirza gelmişti.

Kapı orta yaşlı kadın tarafından açılınca bakışmamız yarım kaldı.Mirza sessizce içeri girerken bende onu takip ettim.

Şuan bu eve adım atmamam gerekiyordu.Ona ağzıma geleni saydıktan sonra defolup gitmem gerekiyordu ama yapamıyordum.
Gidecek yerim,yardım isteyebileceğim kimse yoktu.
Sokaklarda kalmamak için gururumu ayaklar altında ezdiriyordum.

Sağ tarafta kalan büyük salona adımımı atınca ortada kurulu bir masa ve o masanın başında uzun boylu,buğday tenli,dinç bir adam duruyordu.

"Doğrusu seni buraya davet ederken geleceğini hiç düşünmemiş,işini farklı yollardan halledersin diye tahmin etmiştim."Bize doğru adımladı.Elini mirzaya uzatıp sıkmasını beklemeye başladı.

"Buraya yemek yemeye gelmedim.
Ağzını burnunu kırarak halletmek istemediğim için şuan burdayım."
Aralarında bir kaç saniye anlayamadığım bir bakışma geçti.Daha sonra mirza tekrar konuştu."Kızları çağır!"Elini sıkmadığı için cemil bozulan suratıyla elini indirdi.

Bakışlarını mirza'dan çekip bana çevirdi."Uzun süre sonra kızımı görmek ne kadar hoş bi duygu."
Yüzünde sahte bir gülümseme,
cümlelerin'den yalan akarken ona inanmam çok zordu.Bana doğru bir adım atacaktı ki mirza önünü kesip bana ulaşmasını engelledi.

Sırtıyla bakıştığım sırada sert ve uyarı dolu sesi kulaklarıma ulaştı."Hayatının geri kalanını sakat geçirmek istiyorsan hiç çekinme,at o adımı." Cemil cevap vermedi,mirza tekrar konuştu."Kızları getir,hemen."Sabahtan
beri kızlar diye bahsettiği kişiler kimdi bilmiyorum ama,onun için önemli olduklarını hissetmiştim.

Cemil geriye doğru bir adım atarken cebinde ki telefonu çıkardı.Birini arayıp getir diye emir verdikten sonra tekrar telefonu kapattı.

"Kızlar diye bahsettiğin kişiler kim?"Az sonra geleceklerini bilmeme rağmen yinede sormak istemiştim.Bir kaç adım atarak arkasından çıkıp yanında yerimi aldım.O bana cevap vermeye fırsat kalmadan salonun kapısından irem ve Zeynep girdi.Ben şok içerisinde onlara bakarken onlar kollarını tutan adamlardan kendilerini kurtardılar.İkiside bir anda Mirza'ya doğru koşup sarıldı.

Abilerinden ayrılan kızların bakışları beni buldu.İkisininde gülümsemesine karşılık verdim.

"Sende sözünü tut!"Cemil'in söz diye bahsettiği her neydi bilmiyorum ama benimle alakalı olduğu başından belliydi.

Mirza ve cemil'in bakışları beni buldu.Benim gözlerim ise sadece ondaydı.Son duyduklarım ise canımı daha fazla yakmaktan başka hiç bir işe yaramamıştı.

"Kız senindir!"

♡

MERHABALAR NASILSINIZ BAKALIM?

BÖLÜMÜ NASIL BULDUNUZ?

EN SEVDİĞİNİZ KISIMLAR NERESİ OLDU?

MİRZANIN YAPMIŞ OLDUĞU ŞEY HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

SİZCE GERÇEKTEN MİRAYA BÖYLE BİRŞEY YAPMIŞ OLABİLİR Mİ ?

AÇIKCASI MİRZA O KADAR GÜZEL CÜMLELER KURURUYORDU Kİ BEN BİLE İNANMAK İSTEMİYORUM MİRAYA İHANET ETMİŞ OLACAĞINA

BİR DAHAKİ BÖLÜME GÖRÜŞÜRÜZ KENDİNİZE İYİ BAKIN

SEVİLİYORSUNUZ♡

KOCAMAN ÖPÜYORUM SİZLERİ :3

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.