11.BÖLÜM=60 SANİYE

Vaveyla Yazarı: Zehra 🦋

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 11.BÖLÜM=60 SANİYE

Deli kadınlar iyidir!Çünkü ne kahkahaları tutsak,Ne gözyaşları sınırlı,Ne arzuları maphus,
Nede öfkeleri prangalıdır..

İyi okumalar..

●●●●●

Normalde kapının önünde olan
korumlar şimdi yerlerinde yoktu.
Neredeyse bahçenin yarısını kaplayan cemilin adamları,her tarafı sarmıştı.Cemil belgelerin yokluğunu fark edince böyle bir atak yapacaktı.Bunu zaten bekliyorduk.Karşımızda bir ordu kadar adam varken ben korkuyu hissetmiyordum.Sanki kapımıza dikilen eli silahlı adamlar yoktu.
Öyle bir rahatlık hakimdi vücuduma.

"Sabahın bu saatinde,evimi ziyaret etmeden ki amaç ne?"
Her ne kadar bu sakinliği uzun sürecek olmasada,sakin konuşmuştu mirza."Umarım geçereli bir nedenin vardır.Aksi takdirde seni öldürmemek için hiç bir sebebim olmayacak."Cemil'in ateş saçan gözleri bana döndü.

"Sen yaptın."Bana doğru bir adım atacaktı ki mirza önüme geçerek beni arkasına aldı."Sakın ola sana koyulan çizgileri aşma."

Yüzü kıpkırmızı bir şekilde,adeta saldırgan bir boğa gibi etrafına saldırmaya yer geziyordu cemil.
"SEN YAPTIRDIN!"Hafif yana kayarak biraz öne çıktım.Bedenimin yarısı mirza'nın arkasında diğer yarısı açıktaydı.Yüzünde ki rahat ifade ile,"Neyi?"Diye sordu mirza.Karşısında eli silahlı adamlar varken gayet rahat davranıyor ve konuşuyordu.

"O belgeleri bana geri vereceksiniz!"Bu durumdan nasıl çıkacağımı bilmeme rağmen sırıttım."Onları almak için karım çok uğraştı,sırf bu yüzden geri veremem."

Arkasında ki adamların silahlı olması yetmezmiş gibi birde cemil silahına davranıp mirzaya doğrulttu"Seni öldürürüm."Endişelendim.Mirza'nın zarar görme ihtimali kalbimin sıkışmasına yol açmıştı."O belgeleri bana geri vereceksin."
Önümde korkusuzca dikilen adam göz ucuyla bana baktı.Yüzümde ki korkuyu görmüş olacak ki rahat ifadesi dağıldı.Alın kısmında ve boynunda olan damarlar kabardı.
Benim korktuğumu sanmıştı fakat yanılmıştı.Korkum kendim için değil,onun içindi.

Kolounda olan demir saatine bakıp tekrar kolunu indirdi.
"İndir silahı!"Baskın sesiyle konuşması bile Cemil'in silahı indirmesi için yeterli olmamıştı.

"Sana indir silahını dedim."Dedi bir kez daha.Onu daha önce hiç bu kadar sinirli görmemiştim.
Kendisine doğrultulan silahı değilde benim korkumu düşünmüş,benim için endişelenmişti.

Korktuğun,kendini tehlikede hissettiğin zaman vücudun beynine sinyal yolluyor bu sayede beynin o andan kurtulmak için çeşitli senaryolar üretmeye başlıyor.

Mirza bana hastalığımın farklı olduğunu söyledikten sonra sinana mesaj atmıştım.Deli olmadığıma kendimi inandırmaktı amacım.Oda bana aynı bu şekilde açıklama yapmıştı.Sinan bu durumdan mirzaya'da bahsetmiş olmalıydı.Aksi takdirde bu kadar sinirlenmesi normal değildi.

"Bir kere uyardığımda anlamıyorsunuz,değil mi?"
Karşısında olan öfkeli adamın silahını bir anda kavradı.Silahı kendine doğru çekince otomatikmen cemil'de mirzaya doğru hareketlenmişti.Kaslı kollarını boynuna dolayıp,eline hangi ara aldığını göremediğim silahı cemil'in şakağına bastırdı."İlla zor kullanmam gerekiyor."Bahçede bulunan adamlar öne doğru bir adım atmıştı ki,"Sakın,
Söyle köpeklerine indirsinler silahlarını."Dedi mirza.Şakağına dayalı olan silahtan ölesiye korkan cemil, titreyen sesiyle adamlarına bir an bile düşünmeden emir verdi.

Bu kadarda korkak olunmaz ki canım.

"Geldikleri gibi defolup gitsinler evimin önünden!"Tereddütte kalan cemil bacağına kurşunu yiyince bu tereddütü anında kayboldu.Acıyla bağırıyor bir yandan da kanlı bacağını tutmaya çalışıyordu.

"Ç-çıkın dışarı."Adamlar aldıkları emir üzerine arka,arkaya dizili olan arabalarına binip gözden kayboldular.Mirza Cemil'in boynunu sıkan kolunu açıp vücudunu kendine doğru çevirdi."Senin olmayan adamlığını sikiyim ben."Yumruğunu Cemil'in suratıma çakınca,ayakta zor duran adam arkasında ki üç,dört basamaktan yuvarlanarak yere düştü.

Evden çıkarak yerde kıvranan adamın baş ucuna gitti.
Bende peşinden ilerledim.
Sol yanında duruğumda gözleri beni buldu.Ardından yerde acılar içinde yatan adamın üzerine eğildi.Elleriyle yüzünü korumaya çalışan cemil'e rağmen yumuruklarını ardı arkasına suratına indirmeye başladı.
"Korkuyla çarptırdığın her bir kalp ritminin hesabını vereceksin."Attığı her bir yumuruk,onun için atan korkak kalp ritimlerim içindi.

O dinç adamdan geriye eser kalmamıştı.Yüzü kanlar içinde kalmıştı.Bir kaç adım atarak mirza'nın yanına vardım.Vurmak için kaldırdığı yumruğunu avcumun içerisine almaya çalıştım.Sıktığı eli o kadar büyüktü ki elinin sadece yarısını kaplaya bilmişti ince,uzun parmaklarım.Öfkeden kararan gözleri beni buldu.

"Öldüreceksin."

"Beş dakika boyunca kalbin korkuyla çarptı.Bir kalbin dakika'da altmış kere attığını düşünecek olursak daha yemesi gereken 290 yumuruk var.O yüzden bırak elimi."Bu duruma bu kadar takmış olması iyi bir şeymiydi,değilmiydi anlam veremiyordum.Benim için iyi olsa bile karşı taraf için aynı şeyi söyleyemeyecektim.

"Öldüreceksin."Dedim Bir kez daha.

"Ona herşey müstahaktır."

"Bırak gitsin.Zaten alacağımızı aldık.Onun ölümü senin ellerinden olmasın."Ona engel olmasaydım durmayacağını gözlerinden anlaya biliyordum.Ne kadar sevmesemde cemili,onun ölümü sevdiğim adamın ellerinden olsun istemiyordum.
Lütfen,bırak."Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.Kehribarlarını
tekrar açtığında olumlu anlamda kafa sallayarak onu bırakacağına dair onay verdi.Elimi elinin üzerinden çektim.Bir kaç adım geriye çekilince kendinden geçmiş bir şekilde yatan adamı ayaklarından tutarak sürüklemeye başladı.Bahçe kapısından çıkana kadarda durmadı.Onu sokağa çöp atar gibi atıp,geri bana doğru adımlamaya başladı.

Yanıma varınca iç çekerek konuştum"Biri görürse sorun olur."

"Yusuf'a söyleyeceğim kaldıracak."Olumlu anlamda kafa salladım.Gözlerim yanında duran
kanlı,parçalanmış eline kaydı.
Endişeyle elini tuttum.

"Kendine zarar verdin."

"Seni korkuttu."Gözlerim doldu.
Benim için bu kadar çok endişelenmesi değerli hissettiriyordu.

"Korkum kendim için değildi.
Sana zarar gelecek diye korktum."
Yutkundu.Gözlerinin içi sevinçle parladı.Çevresinde ne kadar insan olursa olsun olsun,sevgiye, merhamete aç bir adamdı.
"Hadi elini temizleyip,saralım."
Onu peşimden eve doğru yürütmeye başladım.

♡

"Sen otur ben hemen geliyorum."
Onu odasında bırakarak dışarı çıktım.Sağlık kitini en son gördüğüm yere,yani misafir banyosuna girip beyaz kutuyu aldım.Tekrar mirza'nın odasına ilerledim.Odaya girdiğimde elleri önünde tekli koltukta oturuyordu.Bakışlarını üzerime dikip beni seyretmeye başladı.Göz tamasımızı kesmeden yanına vardım.Oturacak yer olmadığı için önünde diz çökecektim fakat kollarımı tutarak bana engel oldu.

Önünde diz çökmemi istememişti.

Elleri kolumda ayağa kalkıp vücudunu çevirdi.Şimdi benim yerimde o,onun yerinde ben bulunuyordum.Beni koltuğa oturttuktan sonra kendisi önümde oturarak elini bana uzattı.

İnce düşünceli adamlara sadece kalp değil bütün hayat feda edilirdi.

Yaptığı hareketin etkisinden çıkmaya çalışarak farklı bir soru sordum."Normalde kapının önünde korumlar olurdu,neden yerlerinde değillerdi?"Sağlık kitini açıp içinden yaralarını temizleyecek tentürdiyot'u çıkardım.Pamuğa döktüğüm ilaçla yarasını temizlemeye başladım.
Normalde açık yaraya uygulayınca yanma hissi oldukça yüksek olurdu.Fakat onda öyle bir etki bırakmamış olacak ki yüzünde tek bir kas bile seğirmiyordu.

"Bügün için izin istemişlerdi.
Adamların olmaması Cemil'in işine geleceği için bugünü seçmiş olmalı."Hepsinin bir anda izin istemesi oldukça komikti.

"Maç falan mı vardı?"Yarayı iyice temizledikten sonra gazlı,sargı bezini alarak eline sarmaya başladım.Bu sırada mirza'nın gözü bir saniye bile üzerimden ayrılmıyor,her yaptığım hareketi dikkatle izliyordu.

"Fenerin maçı varmış oraya gidiceklerdi."

"Bir daha saldırmaya kalkışır mı?"Maç konularından oldum olası nefret etmişimdir.Bu yüzdendir ki konuyu değişme gerekliliği hissetmiştim.

"O belgeler bende olduğu müddetçe saldırmaya bir kez değil defalarca kez kalkışır.Bu yüzden sana bahsettiğim işi bugün halledelim,yarın götürüp teslim edeceğim."Bakışlarım ara ara yüzüne değiyor sonra tekrar eline dönüyordu.Sarma işlemi bittikten sonra sargının ucunu hafif yırtarak düğüm yaptım.

"Bitti."

"Eyvallah."Ayağa kalkıp yatağına geçerek oturdu."Sen sormadan ben anlatayım ne işi olduğunu."
Beni tanımayan başlamıştı.
Artık adı kadar iyi biliyordu meraklı melehat olduğumu.

"Senin üzerine kalan büyük bir miras var.Osman'da Cemil'de bu mirasın peşinde.Sana o belgeleri imzalata bilirlerse bütün sana kalan servetin üzerine konacaklar."Kafam iyice allak bullak olmuştu.Bana kim,neden öyle bir miras bıraksın ki?

"Benim annemden başka kimsem yok.Kimden kalmış bu miras?
Ayrıca nasıl bir miras bu herkes peşinde."Koltuktan kalkarak yanına gittim.Yatağa oturup vücudumu ona doğru çevirdim."Cemil zaten zengin bir adam,Babam,"Yutkundum."Yani osman desen artık hayatta değil."Oda bedenini bana çevirdi.
Bakışlarını gözlerime dikti.

"Senin zannettiğin gibi para değil."

"Ne o zaman?"

Bir müddet sustu.Konuşup,
konuşmama arasında gidip geldi.Daha sonra konuşmaya karar vermiş olacak ki dudaklarını araladı."Cemil'in babası yani deden,çete liderlerinin başıydı.Bölük bölük olan çeteleri bir arada tutan kişiydi.Her alınan karar dede'nin gözetiminden geçerdi.Deden ölünce yaptığı görevi,sahip olduğu herşeyi sana bırakmış.Çetelerin başına geçmen için gerekli olan tüm belgeler şuan herkesin bildiği kara göl sığınaklarında saklanıyor.Bunları ellerine geçiren diğer çeteler aynı zamanda senide yakalamak istiyorlar.Çünkü o belgeye yazacağın bir isim ve atacağın bir imza herşeyi belirleyecek."
Cümlelerini bitirince derin bir nefes alıp verdi.

Bakışlarımı gözlerinden kaçırdım.
Hayatım bir kitap olsaydı kesinlikle bu kitabın ismi;Karanlığın gölgesinde olurdu.Gün geçmiyor ki gerçekler yüzüme bir bez parçası gibi çarpılmasın.Ben sadece bir gölgeydim,benim üzerime karanlığını yansıtanlar ise çevremde dönen olay ve insanlardı.Artık ciddi anlamda neyin gerçek,neyin yalan olduğunu anlayamıyordum.
Tamam artık bilmediğim birşey kalmadı dediğim yerde farklı bir oyun çıkıyordu ortaya.
"Mert karacakaya."Benimle evlenerek işlerin başına geçmek isteyen kişiydi.Kolay kolay aklımda birşey tutamayan ben bu ismi hatırlıyordum.Gerçi biraz daha ismini duymasam unuturdum.
"Mert'in babası, dedenin sağ kolu olmuş zamanında.Bu yüzden oğlunu seninle evlendirmek istiyor."
Miras denilen o saçma dosyaya imza atıp,o şerefsizin ismini yazarsam onlarda hedeflerine ulaşacaklardı.

"Dedem,bu işi neden bana bırakmış olabilir?"Bakışlarımı yüzüne çevirdim."Bunun cevabını yalnızca cemil biliyor."Ona selam vermeye bile tahammül edemiyordum.Birde karşısına geçip bu konuyu mu konuşacaktım?

Hayır,hayır öğrenmemeyi tercih ederdim.

"Ne zaman çıkarız yola?"Ayağa kalktı.Konuşmamızın sonuna gelmiştik.Kafama takılan bütün soruları sormuştum.Aklıma takılan birşey olursa bunu rahatlıkla konuşa bileceğimizi artık biliyordum.Aslında en başından olması gereken buydu fakat mirza'nın inatçılığı,ve gıcıklığı yüzünden hep cevapsız kalmıştı sorduğum sorular."Akşama doğru çıkarız.O zamana kadar burda uyu.Kapının önünde adamları koyacağım eğer birşey olursa haber edersin."Odanın çıkışına doğru ilerlemeye başladı.

"Seninde dinlenmen gerekiyor.
Nereye gidiyorsun?"Kapıyı açtı.
"Halletmem gereken bazı işlerim var onlarla ilgileneceğim.
Vücudum direnişlidir.İki saatlik uyku bana yeter."Tam odadan çıkacaktı ki odada birşey unutmuş olmalı ki tekrar içeriye girdi.Yanıma gelince omuzlarımdan tutup ayağa kaldırdı.Ben ayakta dikilip ne yaptığını çözmeye çalışırken o yorganı kaldırdı.Tekrar bana dönüp kolumdan tuttu.

"Ninnide söyler misin?"Bana bebeği gibi davranıyor ve bu benim çok hoşuma gidiyordu.Söylediğim sözlerle gülecek gibi oldu fakat yanaklarını ısırarak kendine engel oldu.

"Gerekirse söylerim.Hatta uyku tutmazsa bir aramana bakar geri dönmem."Yatağa uzanınca kalın yorganı boğazıma kadar çekti.

"Herkese karşı mı bu kadar düşüncelisin?"Sorumun cevabını gerçekten merak etmiştim.
Meraklı,meraklı yüzüne bakarken mirza yüzüme doğru eğilip dudaklarını burnuma bastırdı.

"Hayır,sadece sana özel bu ilgim."
Midemizde uçuşan normalde kelebeklerdi,değil mi?

Şuan benim midemde kelebekler değil farklı,ve daha büyük şeyler uçuşuyordu.Dudaklarımda oluşan gülümsemeyle yüzüne baktım.
Şuan yanımdan ayrılsın istemiyordum.Benimle kalsın hatta benimle uyusun istiyordum."Söyle artık."Yüzüne bön bön bakarken suratımda ki ifade hoşuna gitmiş olacak ki gülümsedi.Yanağında olan gamze yine yerini korurken gözlerim oraya kaydı.Gerçekten ona çok yakışıyordu."İkidir birşey söylemek için dudaklarını açıyorsun fakat birşey demeden kapatıyorsun.
"Yüzümün her ayrıntısını izlediği için bu detayları fark etmiş olmasına şaşırmamıştım."Ayrıca şu dudak ısırma işini bir an önce bırakmalısın."Bakışları dudaklarıma kaydı.Adem elması kararan bakışlarına eşlik ederek hareket etti.Hala bir eli kafamın diğer tarafında yatağa sabitli,yüzüme yaklaşmış bir şekilde duruyordu.
Dişlerimin arasında olan dudaklarımı serbest bıraktım.

"Benimle kalmanı istesem,çokmu şey istemiş olurum?"Yakınlığı yüzünden kalbimin içerisinde atlı koşturuyordu.

"Olmazsın güzelim.Karım'a zaman ayırmayacağım da kime ayıracağım?"Yakınlığını bozarak sol tarafıma gelip yorganın altına girdi.Hangi ara bu hale gelmiştik,
Hangi ara onu bu denli sevmiştim bilmiyorum ama halimden oldukça memnundum.Verdiği ilgi,söylediği sözler o kadar özel ve güzel şeylerdi ki etkilenmemek elde değildi.O vücudunu bana doğru çevirdiği için bende ona doğru çevirdim.Avcumu yanağıma yaslayıp bakışlarımı yüzüne çıkardım.O ise avcunu saçlarıma koyup sevmeye başladı.

Oysa bu yaşıma kadar kimse sevmemişti saçlarımı..

Saçlarımda olan elleri uykumu getirmişti.Gözlerimi kapattım.Beş on dakika sonrada açık olan bilincim bedenimi terk etti.

♡

Gözlerimi araladığımda saat çoktan öğlen vaktini geçiyordu. Bana iki saatlik uyku yeter diyen adam yanımda saatlerce uyumuştu.Bir müddet onu izledikten sonra uyandırmamaya çalışarak yanından kalkmış aşağı inmiştim.O uyanana kadar kahvaltı hazırlamaya koyuldum.

Öğlen yemeği daha mantıklı olurdu aslında.

Son olarak elimde ki portakal suyunu masaya bıraktıktan sonra geri çekilip şaheserime baktım.Sofrada bir kuş sütü eksikti demek isterdim fakat diyemezdim.Sıradan şeyler yapmıştım.Hazır börekler,hazır paketli kızartma ürünleri yer alıyordu masada.Neyse ne canım.
Sonuçta ben hazırlamıştım,değil mi?

"Yemek yapamadığını sanıyordum."Arkamı dönerek kapının pervazına yaslanmış mirza'ya baktım.Benim gözlerim onda onun gözleri ise yaptığım şeylerin üzerindeydi.

"Bir işi yapabiliyor olsan bile yapamıyorum de.Annem hep böyle söylerdi."Kapının yanından ayrılıp yanıma geldi."Yoksa sonsuza dek benim işim olurmuş."Gerçekten de öyle olduğunu düşünüyordum.
Bir işi yaptığın zaman çevrende olan insanlar;zaten sen bunu yapabiliyorsun der ve her seferinde üzerine yıkarlardı.

Gözlerini üzerimden çekip masanın baş ucunda olan sandalyeye oturdu."Zeki kadınmış."Öyleydi.Benim annem zekasıyla herkesi kendine hayran bırakacak bir kadındı."Ama bana yalan söylemene gerek yoktu.
Ben bütün işi senin üzerine yıkmam aksine sana yardım etmek hoşuma bile gider." Onu yavaş yavaş tanımaya başlamıştım.Öyle kaba saba insanlardan değildi.Ev işi kadına ait diyerek geçip kenara oturmazdı.

Yanında ki sandalyeye oturdum.
"Yalan söylemedim sadece el becerini görmek,"Aklıma bir patatesi bile soyamadığı gelince cümlelerimi değiştirdim."Daha doğrusu el becerini görememek istedim."
Kaşlarını çattı.Onunla bu olay üzerinden dalga geçmem her seferinde sinirlenmesine yol açıyordu."Sormayı unuttum.Çay içer misin yoksa portakal suyumu vereyim?" Konuyu değiştirdim.
Çatık kaşları düzeldi.Muftağa girdiğinden beri yüzüne öyle odaklanmıştım ki vücuduna hiç değmemişti gözlerim.Her zaman olduğu gibi siyahlar içindeydi.
Siyah,boğazlı bir kazak ve siyah kot tercih etmişti.Saçları ise normalde olduğu gibi dağınıklığını koruyordu.Ona dağınık saç gerçekten yakışıyordu.

Kadınları bile kıskandıracak güzelliğe sahipti.

Kalın kirpikleri kaşlarına değiyordu.Kaşları biçimli bir şekilde çizilmişti.Öyle düzenli kaşları vardı ki dikkatli bakmayan biri alındığını bile sanabilirdi.Bakışlarım gözlerine takıldı.Benim onu incelediğim gibi oda beni inceliyordu.Kehribarları çok saf ve güzel bakıyordu.Alt dudağı üst dudağına göre daha dolgundu.Burnu ise adeta bir ressamın kaleminden çıkmış gibiydi.Yüzüne göre orantılı ve güzel burnu vardı.Sağ elini kaldıp yüzüme doğru düşen saçlarımı kulağımın arkasına sıkıştırdı."Doğum lekesi mi?"Tenimle aynı renk olan küçük izin üzerinde durmuştu parmakları.Kulak mememin bir karış altında bulunuyordu bu iz.

"Evet."Dikkatli bakılmadığı sürece
anlaşılmıyordu bu leke.Yüzümü her seferinde o kadar dikkatli izliyordu ki fark etmiş olmasına şaşırmamam gerekiyordu."Bileğinde,yüzünde izler var.Daha bilmediğim kaç yerinde böyle izler var kim bilir." Yüzü sıkıntılı bir şekilde kasılmıştı.Zil sesi evin içerisinde duyulunca hemen yerimden doğruldum.Belkide hata ediyordum.Beni bu kadar dikkatli izlemesi ve her seferinde vücudumda olan bir ize şahit olmaması gerekiyordu.

"Ben bakarım."Mutfaktan çıkarak dış kapıya yöneldim.Kapıyı açtığım anda Oğuz,Ege,Zeynep,
İrem ve tabi olmazsa olmazımız Esma içeriye girmişti.

"Her zaman söylemişimdir olmayan kaynanam beni çok sever diye."Ege evin kokusundan anlamış olmalıydı yemeğin üzerine geldiğini.İrem ve Zeynep sulu öpücüklerini yüzüme bırakıp gülümseyerek geri çekilmişlerdi.Onları o geceden sonra hiç görmemiştim.Kızlar içeriye doğru adımlayınca kapıyı kapatarak peşlerine takıldım.Hepsi sofranın başında yerlerini almıştı.
"Çay içer misiniz?"

"Zahmet olmasın?"Dedi Esma kinaye barındıran sesiyle.Gözlerimi devirdim.Belki sesi kinayeli
çıkmasa bu kadar sinir olmayacaktım.

"Sen otur,Ben doldururum çayları."Mirza'nın sözleri üzerine yine gülümsedim.Beni bu kadına ezdirmiyordu.

İtiraz etmedim.Benim işime gelmişti böyle söylemesi.Her ne kadar ben teklif etmiş olsamda Esma'nın o lafı üzerine ona çay değil başka şeyler vermek istiyordum.Ben yerime otururken mirza çoktan hareketlenmişti.Çayları doldurduktan sonra herkesin önüne teker teker bıraktı.Pek mirzalık bir hareket değildi insanlara çay dağıtmak ama sırf ben kötü olmayayım diye böyle bir atak yapmıştı.

Mirza'yı tanıyan herkes neyi ne için yaptığını net bir şekilde anlardı.

"Kırk yıldır açsın sanki."İrem egeye itafen konuşmuştu.
Ege sağlı sollu bir şekilde masada olan yemeklere dalmıştı.
Gerçekten kırk yıldır açmışta bugün salmışlar gibi yemek yiyordu.Mirza sandalyesine oturup kahvaltısını etmeye başlayınca bende başladım.

"İki gündür kusmaktan yemek yiyemiyorum.Bu yüzden beni bugün bi salın."Çayından bir yudum aldı.

Zeynep"Hava buz gibiyken dalmasaydın o havuza hastalanmak zorunda kalmazdın.Tabi kusmak zorunda da."Dedi sitemli sesiyle.
Hangi akıllı insan yapardı ki böyle birşeyi?

Bir yandan sessiz bir şekilde kahvaltımı ediyor diğer yandan masada dönen konuşmaları dinliyordum."Oğzu olondo tofoklo bono kovolomasoydı bondo hovuzo otlomak zorondo kolmoyocoktom."Ağzı dolu dolu konuştuğu için cümleler yarım yamalak çıkmıştı ve ağzından çıkan bir kaç parça ekmek oğuzun üzerine fırlamıştı.

"Kimse sana ağzın doluyken konuşmaman gerektiğini söylemedi mi?"Bundan bir kaç hafta önce aynı konuşma mirzayla benim aramda geçmişti.Gözlerim istemsizce üzerine kaydığında onunda bana baktığını fark ettim.Onunda aklına gelmiş olmalıydı.

"Konoştormoyon o zomon sozdo."
Gözlerim tekrar egeyi bulduğunda gülümsedim.Çocuk gibiydi ve bu çocukluk ona yakışıyordu.

"Oğuz neden seni tüfekle kovaladı ki?"Diye sordum çayımdan bir yudum alırken.Normalde pek çaycı bir insan değildim daha çok kahve tüketmeyi severdim ama mirza doldurduğu için dökmek yerine içmek istemiştim.

"Benim için değerli olan bir kıyafeti bile isteye kestiği için." Bu durumda Ege suçlu konumuna düşüyordu.

"Zeynep'in doğum gününde aldığı gömlekti o,değil mi?"Oğuzun bakışları kısa anlığına Zeynep'e takıldı daha sonra İrem'e döndü.
Olumlu anlamda kafa sallayarak cevap vermişti irem'e.Oğuz ve Zeynep arasında arkadaşlıktan öte bir bağ olduğu net bir şekilde anlaşılıyordu.Çok fazla konuştuklarına şahit olmamıştım fakat ikisinin bir birlerine attığı kaçamak bakışlardan herşey anlaşılıyordu.

"Sende yemeğimin içine atmasaydın o sineği."Yüzümü buruşturdum.
Bunların nasıl bir ilişkisi vardı ya?

"Sanki yemediğin şey."Yok artık.

Bunlardan herşey beklenir diye söylenen kafamın içinde ki sese onay vermeden edemedim.

Düşmanlar mı dostlar mı belli bile değildi."Yedin mi?"Lütfen hayır desin.Evet dediği an şuraya çıkarmamak için hiç bir sebebim kalmayacaktı.

"Ölü sinekleri çikolataya bandırarak çikolata topu diye yedirttiğim doğrudur."Şoke olmuş gözlerle Zeynep'e bakmaya başladım.
Herkesten beklerdim ama ondan asla.

Asıl ondan beklemen gerekir.
Sessiz olandan korkacaksın arkadaş.

Zeynep pek sesiz bir insan olmasada bazı anlarda içine gömüldüğünü gözlemlemiştim.
"Neden böyle birşey yaptın?"
Midemin bulantısı sorumu sorarken bana hiç yardımcı olmamıştı.Zeynep gözlerini Ege'den çekerek bana çevirdi.

"Saçımı kestiği için."

"Sen neden kestin kızın saçını?"
Yemek yemeyi bırakmıştım bir kenara.Şaşkın surat ifademle aralarında olan 2.dünya savaşını çözmeye çalışıyordum.

"Saçımı boyadığı için."

"Erkek arkadaşlarıma benim adıma;benden uzak durun,ben lezbiyenim mesajını atmasaydın benden öyle birşey yapmak zorunda kalmayacaktım.

"Sende kız arkadaşıma bikinili fotoğrafımı atmasaydın."

Ne?

Masada oluşan gülüşmeler Ege'nin sözlerini doğruluyordu.Merak ediyordum.Baksırı anlardım ama bikini...Kafamın içinde Ege'nin kırmızı bir bikini içerisinde olduğunu hayal edince kıkırdamadan duramadım.
Geriye yaslandım.Masada dönen konuşmalar her ne kadar hayret verici olsada hoşumada gitmişti.
Bu dörtlü bir araya gelmemeliydi.

Gözlerim mirzaya kayınca onunda aynı keyifle konuşmaları dinlediğini görmüştüm.Esma ise fotoğraf olayından sonra pek konuşma taraftarı değildi.Sadece ara sora kaçamak bakışlar mirzaya değiyor daha sonra gözlerini tekrar konuşanlara çeviriyordu.

"Sen neden bikini giyindin? Böyle bir fantezin mi var?"Kollarımı göğsümde birleştirdim.Sorumun cevabını gerçekten de merak ediyordum.

"Ya ya evet.Bütün gün evin içerisinde bikiniyle gezmezsem kendi mi yarım kalmış gibi hissediyorum."Dalga geçiyordu.Artık Ege,Oğuz,Zeynep,
İrem dörtlüsünden herşeyi bekliyordum.Bu yüzden evet dese şaşırmazdım.

"Beklenir mi Beklenir."

"Ohoo daha varya bizim ne anılarımız var.Bir gün uzun uzun bu konunun üzerinde durup sana baştan sona herşeyi anlatacağım."
İrem'e karşı gülümsedim.Daha kim bilir nasıl komik şeyler yaşamışlardı.Bir gün gerçekten dinlemek isterdim.

"Siz neden doğru düzgün bir şey yemediniz?"Diye sordum İrem,Zeynep Oğuz üçlüsüne bakarken."Bizim yerimize de yedi Ege.Mirzaya fazla yük olmak istemedik."Ege oğuz'a kötü kötü baktı.Ben,İrem Zeynep ise sırıtarak Egeye bakıyorduk.

Mirza ayaklanınca bakışlarım tekrar onu buldu.Bakışlarımı fark etmiş olacak ki açıklama yaptı.
"Yukarıda biraz işlerim var.Siz keyfinize bakın."Olumlu anlamda kafa salladım.

"Hayret ilk kez kovulmadık."

"Mira'nın etkileri olsa gerek."
Dedi Oğuz Zeynep'e.

"Kovulmak hoşunuza gidiyorsa kova bilirim.Benim açımdan sıkıntı olmaz."Mutfağın çıkışına doğru adımlarken Zeynep ve oğuza lafını çakmayı da ihmal etmemişti mirza.Mirza mutfaktan çıkar çıkmaz esma'da hareketlenip mirza'nın ardından çıktı.

Yok arkadaş yok gerçekten de terslenmek hoşuna gidiyor olmalıydı.Bende ayaklanıp mutfaktan çıktım.Masadakiler koyu bir muhabbetin içinde oldukları için kalktığımı fark etmemişlerdi bile.Hızlı bir şekilde merdivenleri çıkmaya başladığımda Esma ile mirzayı koridorun sonunda konuşurken bulmuştum.Onlara görünmeyecek şekilde merdivenin duvarına yaslandım.Kafamı hafif çıkartarak onları dinlemeye ve seyretmeye başladım.Esma'nın eli mirza'nın bileğindeydi.

"Seni o gün kapıdada uyardım.
Karım'a saygısızlık yaparsan karşında beni bulursun demiştim.
O zaman beni dinlemeliydin."
Onunla ilk tanıştığımız akşamı kast ediyor olmalıydı.

"Sen bu kızla zorla evlenmedin mi mirza? Ne çabuk karım,karım diye sahiplenmeye başladın."Mirza bileğini Esma'nın avcundan kurtardı.
Sıkıntıyla çenesini sıvazlayıp burun kemerini sıktı.

"Zorla evlenmedim,zorunda kaldığımız için evlendik."

Oysa ne çok isterdim onunla normal şartlar alınta tanışmayı hatta ona ilk görüşte aşık olmayı."Nasıl evlenmiş olursak olalım bu ona göstermiş olduğum saygıyı,değeri değiştiremez.Mira değilde başka biriyle zorunda kalarak evlenmiş olsaydım bile aynı değeri onada gösterecektim.Bunu sende çok iyi biliyorsun."Çünkü o böyle bir insandı.Bir kadının kalbini bile isteye kıracak bir adam değildi.En azından ben öyle düşünüyordum.

"Ona aşık mı oldun?"

"Bu neyi değiştirir."Bir müddet susup derin nefesler aldı.Daha sonra konuşmasına devam etti.
"Bak Esma bana olan ilginin her zaman farkında oldum.Kalbini kırmak istemiyorum o yüzden yol yakınken aklında ki düşünce her ne ise,sök at onu.Mirayla benim yollarımı kader kesiştirdi.Bundan sonrada Allah izin vermedikçe ve o istemedikçe kimse ayıramaz beni ondan."

Bu iş bittiğinde boşanacağız demişti bir keresinde.Artık boşanmak istemiyor muydu?

Allah izin vermedikçe o istemedikçe kimse ayıramaz beni ondan

Sırtımı duvara yaslayıp gözlerimi kapattım.İçime çektiğim derin nefesler sanki bana fazladan bir kaç yıl vermişti.Mutlu hissediyordum hemde hiç olmadığım kadar.

"Şimdi in aşağı ve herkes gibi sana koyulan sınırları sakın aşma!"
Kapının açılıp kapanma sesini duydum.Hızlı bir şekilde sessiz adımlarla alt kata indim.Yaptığım ayıp bir şeydi fakat bu konuşmayı dinlemeseydim içim içimi yerdi.

Daha bugün sabah cemil'de aynı şeyi söylemişti.Kendi kafasında bir çizgi belirlemişti.Konum fark etmeksizin kim o çizgiyi çiğnerse sinirleniyor ve çok sert bir dille uyarıyordu karşısında ki kişileri.
Bu çizginin benim etrafımda dönüyor oluşu ise kalbimde bir yerlere dokunuyordu.

Güzel bir şekilde sevilmek istiyorum.Kırmadan,dökmeden,
sevgisini esirgemeyen bir adam sevsin Allah'ım beni,demiştim
Bundan bir kaç sene önce

Şimdi yeni yeni fark ediyordum.

Şuan ben dualarımı canlı canlı yaşıyordum.Mirza benim dualarımın kimine göre dileklerimin vücut bulmuş haliydi...

♡

MERHABALAR EFENDİM MERHABALAR

NASILSINIZ BAKALIM?

MİRA GİBİ SEVİLMEK

AHHH KEŞKE

MİRZA GERÇEKTEN GÜZEL SEVEN BİR ADAM

HERKESİN KARŞSINA MİRZA GİBİ BİRİNİN ÇIKMASI DİLEĞİYLE

BÖLÜMDE EN SEVDİĞİNİZ KISIM NERESİ OLDU?

PEKİ EGE'NİN BİKİNİ GİYİNMESİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
HSHSHAJAHHAJS

BİR DAHAKİ BÖLÜME GÖRÜŞÜRÜZ KENDİNİZE İYİ BAKIN SEVİLİYORSUNUZ ♡♡

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.