14.BÖLÜM ONUN YERİ BURASI MI?

Vaveyla Yazarı: Zehra 🦋

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 14.BÖLÜM ONUN YERİ BURASI MI?

Zihnimde yankılanan adımlar,
Geçmişten gelen hayaletler.
Her biri bir hatıra,Her hatıra bir yara..

Bölüm şarkısı = Kahraman deniz - garezi var

İyi okumalar..

♡

İçimde bir şey koptu.Belki de hep kırıktı da ben yeni fark ettim. Nefes alıyorum ama içeri dolan hava beni yaşatmıyor.Ağlamak istiyorum ama gözyaşlarım bile beni terk etmiş gibi.Ellerim titriyor… Sebebi yok. Ya da var ama ben bulamıyorum. Aklımın bir köşesinde birisi sürekli bağırıyor,susmamı söylüyor.Diğeri ‘konuş’ diyor.Hangisi benim sesim bilmiyorum.Ben kimim? Ben neyin içindeyim? Bu ben miyim, yoksa zihnimin bana oynadığı bir oyun mu? Her şey bulanık. Yüzler... sesler... geçmiş... bugün... birbirine dolanmış ipler gibi. Çözmeye çalıştıkça daha da düğüm oluyorlar.Ve ben... ben o düğümün tam ortasında sıkışmış gibiyim. Kıpırdayamıyorum. Sadece batıyorum.

Bazen aklımdaki sessizlik,
çığlıktan daha çok acıtıyor.Ne düşündüğümü bilmiyorum,ne hissettiğimi söyleyemiyorum. Sadece... sanki ben yokum.Ya da ben,ben değilim artık.

Sessizlikle Dolu Bir Salon:Onunla göz göze gelmeye cesaret edemediğim bir an

Bazı odalar acıyı saklamaz... Salonda onlardan biriydi.Orada kaçacak duvar azdır.Her şey ortadadır.Her şey çıplak,gerçek gibi.Aynalar yoktu ama insan kendine en çok orada rastlıyordu. Göz göze gelmek için sadece başımı çevirmem yetiyordu ama ben…o gün,göz göze gelmeye bile cesaret edemedim.

Hava ağırdı, sanki duvarlar bile nefes almayı unutmuştu. Halının desenleri bile boğucuydu benim için.Koltuğun köşesine kıvrılmıştım.Mirza Üzerime bir battaniye örtmüştü ama üşümeye devam ediyordum.Kalbimin içi donuktu çünkü.Yüzümde krizin bıraktığı terin tuzu hâlâ kurumamıştı.Saçlarım dağınık, ellerim dizlerimin arasında kenetlenmişti.Gözlerim masaya kilitlenmişti fakat baktığım şey masa değildi.Çok daha derinde, zihnimin içindeydi.

Mirza karşı koltukta oturuyordu. Elinde sıcak bir fincan vardı ama içmiyordu.Sadece orda benimleydi.Bana yaklaşmıyordu. Yaklaşmaktan çekiniyordu.
Konuşmuyorduk.Sessizliği aramızda paylaşıyorduk.

“Bir şey ister misin?”diye sordu sessizce.Biraz daha sessiz konuşsa onu duyamayacaktım.

Başımı çevirip Mirza’ya baktım.

“Gitmedin,”dedim kısık bir sesle.Sesim kurumuştu ama netti.Duyuluyordu yada sadece o duyuyordu.

Mirza başını eğdi ve gülümsedi belirsizce.Boğazında yutamadığı bir düğüm vardı sanki

“Hiç gitmeyeceğim,”dedi.

"Bırakmayacaksın beni."Bir istekten çok ihtiyaçtı.Mirza'nın neye dönüşürsem dönüşeyim beni bırakmamasına ihtiyacım vardı.
"Bırakmayacağım."Öne doğru eğildi ve kollarını dizlerinin üzerinden sarkıttı.Gözlerini ise halıya sabitledi."Ben senin yanında oturuyorum ama elini tutamıyorum.Neye ihtiyacın var,ne hissediyorsun bilmiyorum."
Derin bir nefes verdikten sonra devam etti."Ama her ne olursa olsun ben hep burda olacağım.Bir adım arkanda,önünde,sağında ve solunda olacağım.Sabırla bekleyeceğim."Eğik olan kafasını kaldırıp gözlerime baktı."Daha sen elini uzatmadan yorgunluğunu,kırgınlığını hissedip seni tutacağım."Yorgun bakan gözleri şefkatle bakmaya başladı.
"Sen beklemeye değersin Mira.
Ve ben seni ömrümün sonuna kadar beklemem gereksede bekleyeceğim."

Boğazıma oturan yumuru geçmedi yerli yerini korudu.Kafamda oluşan sesler bu sefer bana acı vermedi.Mirza'nın sözleri içimde ki savaşı baltaladı."İstersen sana biraz kitap okuyayım.Birşey düşünmek zorunda kalmaz sadece dinlersin olur mu?"Cevap vermemi beklemeden ayaklandı.
Köşede kalan kitaplığa yürüyüp karşısında durdu.Eli kitapla eski deri bir defterin arasında gidip geldi.Daha sonra kararını vermiş olacak ki eline defteri aldı.
Yanıma gelince koltuğa oturmak yerine,uzandığım koltuğun dibine oturdu.Yüzü bana sırtı mutfak kapısına bakıyordu.

Battaniyeye biraz daha sarılıp onu dinlemeye başladım.

Elindeki eski,deri kaplı deftere baktı.Zamanla sayfaları sararmış, köşeleri kıvrılmıştı.Bu defterde sadece kelimeler yoktu onun için.
Bunu anlaya biliyordum.Sessizce bir sayfa açtı.Duyabileceğim bir sesle okumaya başladı.

“Bir insanın gözlerinin içine bakmak… bazen o gözlerde kaybolmak değil, kaybolduğu yerden birini çekip çıkarma çabasıdır.Ben seni ilk kez orada,hastanede gördüm Mira. kaybolmuştun.Ama içinden hâlâ biri ‘beni bul’ diye bağırıyordu. İşte o sesi duydum.Ve işte bu yüzden buradayım."Benim için mi tutmuştu o defteri,yoksa sıradan duygularını yazdığı bir defter miydi bilmiyorum ama söylediği kelimeler beni,içimi yansıtıyordu.

“Sen sessiz kaldığında bile ben seni duyuyorum. Çünkü senin sessizliğin... seslerden daha gür.O yüzden bazen hiçbir şey söylemeden oturuyorum yanında. Çünkü biliyorum,kelimeler değil... varlık şifa olur bazı yaralara.”

İçimde bir sızı vardı hâlâ.Ama bu sefer o sızı... yalnız değildi.Üzerine bir el uzanmış,kalbime bir ses dokunmuştu.

Gözlerimi bir saniye olsun ayırmıyordum yüzünden.O ise bir müddet durup soluklandıktan sonra daha kısık bir sesle okumaya devam etti.“Sen kırıldın,biliyorum. Ama en çok kırılan yerden ışık sızar derler. Belki de senin içinden sızan ışıkla... ben yeniden görmeyi öğrendim.”Gözlerini kaldırıp yüzümü izledi."Senin ışığın sayesinde yolumu bulabildim."

Elimi uzatıp yüzüne dokundum.
Sakalları avuç içime batınca yüzümde anlamsız bir gülümseme oluştu."Karanlığıma ışık olan sensin.Benim karanlığımı aydınlık yapan senin varlığın."Yüzünü avuç içime yaslayıp gözlerini kapattı."Benimle birlikte karanlığa gömüldün daha sonra yine benimle birlikte o karanlığa ışık tuttun."Derin bir nefes çektim."Herşey senin sayende.Şuan hala yaşıyorsam bu senin sayende Mirza."

"Yaşayacağız.Birlikte yaşayacağız."Umudum varmıydı?
Yaşamak benim için neden bu kadar zordu?

İkimizde bir süre öylece kaldık.Daha sonra gözlerini açarak."Devam etmemi ister misin."Diye sordu.
Elimi yüzünden çekip olumlu anlamda kafa salladım.
Benden onay alıktan sonra bakışlarını tekrar deftere indirdi.
Birkaç sayfa çevirdi.Açtığı sayfada ki yazılar daha dağınıktı,bazı kelimelerin üzeri karalanmıştı. Düşüncelerini kusar gibi yazmıştı sanki o kelimeleri.

“Seninle ilk konuştuğumda, cümlelerinin ardında duvarlar vardı.İnceydi ama keskin. Her kelimen,aslında söylemediğin bin şeyin suskun tercümesiydi.Ben onları duydum.Hiç konuşmasan bile… seni anladım.”Elini defterin kenarında gezdirdi,sonra bir sonraki satırı okudu.

“Bir insanın kalbini tutmak, onun neşesini paylaşmak değildir sadece.Korkularını,sancılarını, deliliklerini...ve hatta kaçmak istediklerini de tutmaktır.Senin içindeki karanlıktan korkmadım ben.Çünkü biliyorum... orada bir yerde hâlâ umut var.Ve ben o umudu bulana kadar gitmeyeceğim.”Sayfayı çevirdi. Defterin en alt köşesinde eğri büğrü yazılmış bir not vardı.Gülümsedi,
iç çekti,sonra sesini biraz daha yumuşatarak devam etti.

“Bazen sana bakınca korkuyorum, bir gün tamamen kaybolabilirsin diye bu korkum.Ama sonra hatırlıyorum: Sen hâlâ buradasın. Yaralı, evet. Sessiz, evet. Ama hayattasın. Ve bu bana yeter. Çünkü yaşadığın her gün, senin hâlâ savaştığını gösteriyor."Defteri kapattı.Elini saçlarımın üzerine koyup sevmeye başladı.
"Sevmek sadece dokunmak demek değil Mira."Sözleri sadece bana değildi.Kurduğu cümleleri kendisine ve milyonlarca insana söylüyordu."Sevmek korkularına,
kırgınlıklarına,sessizliğine de kucak açmak demek.Ben seni böyle seviyorum,Korkularınla krizlerinle sessizliğinle.."

🥺

Gece geçirdiğim krizin ardından sabaha kadar uyuyamamıştım.
Benimle birlikte mirza'da uyumamış saatlerce başımda beklemişti.Sabahın ilk ışıklarıyla ikimizde ayaklanmıştık.Şuan ise mirza kahvaltı hazırlıyor ben ise oturduğum sandalyede onu seyrediyordum.Yemeklerin aksine kahvaltıyı güzel hazırlıyordu.
Masanın üzerinde patates kızartması,sigara böreği,
kahvaltılıklar yerini almıştı.
İştahımın olmaması bu güzel masayı görene kadardı.
Bunların dışında artık hastalıklı bir insan olmak istemiyordum.
Herşey normal olsun,krizsiz,
sanrısız bir hayat ve normal bir ben olmayı istiyordum.

"Seni yanılttım,değil mi?"
Masada olan gözlerimi yüzüne çıkardım."Hangi konuda?"

"Beceri konusunda."Anlamadığımı görünce açıklık getirdi."Yemek yapamadığımı sanıyordun."

Gülümsedim."Zaten yapamıyorsun ki."Kaşları çatıldı.
Ne kadar sinirli bakmaya çalışsada sinirlenmediği gülen gözlerinden belliydi."Kahvaltıyı güzel hazırlıyorsun ama yemek yapamıyorsun."

Sırtını tezgaha yaslayıp yüzünü tamamen bana döndü."Kahvaltıda yemek kategorisine giriyor."

"Hayır girmiyor."

"Giriyor."

"Girmiyor."

"Kahvaltı olsa bile sonuç olarak işin sonunda yemiyormuyuz?"

Gülümsedim."İkisinin alakasını sorguluyorum."Gözlerimi kısıp gözlerine bakmaya devam ettim."Yinede itiraf etmeliyim zekice bir çıkarımdı."
Cümlelerimin ardından yüzüne kibirli bir ifade takıntı."Ama bu benim haklı olduğum gerçeğini değiştirmez.Kahvaltı yemek türlerinin arasına girmiyor."

Kibirli ifadesi dağıldı.
Kaşlarını çattı ve elinde ki bıcağı sallayarak konuştu."Daha önce inatçı bir keçi olduğunu söylemişmiydim?"

Olumsuz anlamda kafa salladım.
"Hatırlamıyorum.Bir birimizle o kadar çok uğraşıyorsuz ki,o kadar çok gıcıklık yapıyorsun ki deyip demediğini hatırlamıyorum."
Sırtını tezgahtan ayırarak tekrar doğradığı salatalıkara döndü.

"Asıl sen gıcıksın.Hele bir damarına basayım beni burdan fizana kadar kovalarsın."Kıkırdadım o ise cümlelerine devam etti."Birde o dilin varya o dilin,Aah ah acı biber görevi görüyor."Her sözünde biraz daha fazla gülüyordum.O kadar tatlı isyan ediyordu ki onun bu hali kafamı dağıtıyordu."Bazen öyle bir laf sokuyorsun ki acısı 40 gün geçmiyor."Halbuki o an,o lafların ona etki etmediğini bile düşünmüştüm.

"Sencede biraz abartmıyor musun?"Doğradığı salatalıkları tabağa koyup yanıma adımladı.

"Abartmak mı? Bir gün seni kameraya çekeceğim."Tabağı masaya bırakıp tekrar tezgaha yöneldi."O zaman anlarsın abartıyor muyum abartmıyor muyum."

"Bence abartıyorsun.Ben gayet sakin,tatlı bir insanım."
Sandalyede daha rahat bir pozisyon alıp yüzüne bakmayı sürdürdüm.

"Tatlı olman konusunda katılıyorum ama kesinlikle sakin bir insan değilsin."Ona laf yetiştirmek istemediğim için ajitasyon yapmaya geçtim.

"Gün gelir sakin olmayan hallerimi özlersin ama ben yanında olmam."Elinde çaydanlıkla öylece kaldı.Gözünün içinde ki huzur gitti yerini donuk bakışları aldı."Şaka yaptım ya,korkma."Bir kaç saniye daha yüzüme aynı korkmuş ve donmuş ifadesi ile baktı daha sonra çaydanlıkla birlikte masaya yöneldi.

"Şakası bile korkunç.Bir daha öyle şeyler deme."Benim birşey dememe fırsat kalmadan kapı çaldı.

"Birini mi bekliyordun?"
Çaydanlığı masaya bıraktı."Bizimkileri çağırdım."
Şaşırdım.Normalde evde kimseyi istemeyen,eve gelenleri de kovan kendisiydi.Şimdi tam tersi olmuş kendi eve birilerini davet eder olmuştu."Kafan dağılsın diye çağırdım.Belki kalabalık iyi gelir."
Dedi ve mutfaktan çıktı.

İyi olmam için kendi rahatlığından bile edün veriyordu.Daha önce kendimi bu kadar değerli
hissetmemiştim.Bu kadar düşünceli ve merhametli olması gerçekten harika birşeydi.Acaba tam tersi olsa ben ona bu kadar sabırla yaklaşırmıydım?Onun bana hissettirdiği gibi hissettire bilirmiydim?

"Selaaaam."Mutfağa giren kızlarla birlikte kafamda ki düşüncelerin tamamı dağıldı."Nasılsın balım."
Ayağa kalkıp kızlara sarıldım.

"İyiyim siz nasılsınız?"Kızlar masaya geçip oturdular.Onlar oturur oturmaz içeriye Ege,Oğuz,Ve Esma girdi."Abim bizi biraz daha kapıda bekletseydi hayatımızın geri kalanını ağaç olarak geçirecektik."Zeynep'in gözleri mirza'yı buldu."Bunu saymazsak gayet iyiyiz."

"Beş dakika bekledin noldu? İncilerin mi düştü?"Dedi mirza da masaya geçerken.Diğerleride mirza'yı takip ederek sandalyelere dağıldılar.

"Neyse sana laf yetiştirmeyeceğim.
Sana laf yetiştirmek sadece benim sinirlerimi bozuyor."Zeynep ile mirza'nın arasında olan konuşmayı bölmeden dinliyorduk.

"Açıkçası sana kırıldım mirza."
Esma'nın sesi mirza'yı ve bizi kendisine döndürmüştü.Mirza cevap vermedi esma ise devam etti."Beni neden davet etmedin."

"Gelmeni isteseydim davet ederdim,değil mi?"Esma'nın bozulan ifadesine aldırmadan devam etti."Peki sen davet edilmediğin bir yere neden geldin?"Esma'nın gözleri beni buldu.Bir müddet öylece izledi.
Daha sonra gözlerini çekerek tekrar mirza'ya döndü.Diğer herkes kahvaltısına çoktan başlamıştı.Esma'nın bakışlarını görmezden gelerek bende tabağıma birşeyler alıp yemeye başladım.

"Zeynep zahmet olmazsa çay doldururmusun?"

"Elin yokmu oğuz,kendin doldursana."Oğuz ağzında ki lokmayı yuttuktan sonra parıldayan bakışlarıyla konuştu.
"Senin elinden içmek istiyorumdur belki.Olamaz mı ?" Zeynep yutkundu daha sonra kızaran yanaklarıyla ayağa kalkıp çayları doldurmaya başladı.

"Ben birşeyler duydum."Dedi yine Esma.Acaba hangi boş konuyla ortamın havasını bozacaktı."Sence onun,"Gözleri ile beni işaret etti."Burda olması doğru mu?"Kimseden çıt çıkmadı.
İrem ile Zeynep'in sert bakışları konuşan kişiye döndü fakat o kişi bu bakışlara aldırış etmeden devam etti."Hasta bir kızın yeri hastanedir Mirza."Lokmalarım boğazımda bakışlarım ise onda takılı kaldı.

Bir insan ne kadar kötü bir kalbe sahip olursa olsun bu kadarını yapamazdı.Bu kadar acımasız olamazdı.Sırf hırs uğruna zehirli kelimelerini acımadan kalbime akıtamazdı."Gerçekten merak ediyorum hastalıklı bir kızı mı layık gördün kendine?"Çatal elimde,gözlerim masanın üzerindeydi.Lokmam ağzımda büyüdükçe büyüyordu.
Zeynep'in çay dolduran elleri duraksamış gözlerini bana dikmişti.İrem onun aksine hala sinirle esma'ya bakıyordu.
Oğuz ve Ege'nin ise iremden kalır yanları yoktu.Ne kadar yakın olurlarsa olsunlar esma'ya onu öldürecek gibi bakıyorlardı.

Mirza ise..Hayır,hayır ona bakamazdım.Ne kadar yanında olacağım desede bakışlarında göreceğim en ufak pişmanlık beni darma dağın ederdi."Bana şöyle bakmaya son verin.Onun yeri burası değil hastane.Gerçekler bunlar.Ne kadar görmek istemeseniz de olacak olan veya olması gereken bu!"

"KES SESİNİ ARTIK!"Mirza'nın bağıran sesi irkilmeme sebep oldu.Onun kalkmasının şiddetiyle arkasında ki sandalye yere düştü."Sen hangi hakla bizim yuvamız da bunları ona söyleye bilirsin? Hangi cesaretle onun canını yaka bilirsin?"

Hırsla ve sinirle Esma'nın üzerine yürüdü.Esma korkarak ayağa kalktı.Oğuz olacakları anlamış gibi ikisinin arasına geçip mirza'yı tutmaya çalıştı.İrem Zeynep Esma'nın hak ettiğini düşündükleri için karışmıyorlar sadece izliyorlardı.Ege ise vücudunu bana doğru çevirmiş elini koluma koymuştu."Sen ona baktığında hasta birini görüyorsun ben ise ona baktığımda bir mucize görüyorum.Sen onun yerinin burası olmadığını savunuyorsun ama onun evi burası."Gözlerim buğulanmaya başlayınca gözlerimi kapatarak gözyaşlarını geri yolladım."Evimi yuva yapan bu kadın.Beni ben yapan,Bana kendimi değerli hissettiren,Beni gerçekten seven,beni her halimle anlayan bu kadın."Mirza'nın her bir cümlesi yüreğime bir ok misali saplanıyordu."Benim huzurlu bir uyku uyumamı sağlayan,sol yanım da atan kalbim bu kadın."

Gözlerimi açıp mirza'ya diktim.Yüzü kızarmıştı.Anlında ve boynunda bir kaç damar şişmişti.Oğuzu ittirerek Esma'nın kolundan tuttu."Onun yeri burası.Senin ise bu evde artık bir yerin yok!"Esma'nın dolan gözleri bile
artık Mirza'nın öfkesinden koruyamazdı onu.Seri adımlarla mutfağın çıkışına doğru çekiştirdi.

"Mirza."Oğuz mirza'nın peşinden giderken diğer üçlü hiç birşey olmamış gibi oturuyorlardı.
Hepsinin bakışı üzerimdeydi.
Bir tepki vermemi birşey dememi bekliyorlardı.Üzerimde olan bakışlara aldırış etmeden tabağıma koyduğum şeyleri bitirmeye çalıştım.Ağzıma aldığım lokmaları zorla çiğniyordum.
Canımı bu kadar fazla yakan neydi?

Esmanın söyledikleri mi?

Hayır,sözleri söyleyenin benim için hiç bir kıymeti yoktu.Onun söyledikleri canımı yakmıyordu.
Canımı yakan şey söylemiş olduğu kelimelerde haklılık payının olmasıydı.

Gerçekten bu kafayla,kafamın içinde dönen şeylerle benim yerim burası değildi.Korktuğum anlarda çevreme,kendime zarar verebiliyordum.En basitinden kendimi bıcaklamıştım ve beni bıcaklayanın gördüğüm ama aslında olmayan biri olduğunu söylemiştim.Bunu kendisine yapan biri çevresine neler yapmazdı?

En çok mirza ile beraber oluyorduk.Ya kendimi kaybettiğim anların birinde ona zarar verirsem.O zaman ne yapacaktım?
Dış kapının çarpma sesi geldi.
Bir kaç saniyenin ardından mutfağa adım sesleri doldu.Mutfaktan girer girmez mirza'nın bakışları beni buldu.Ona bakmasam da bana baktığını hissede biliyordum.

"Kim söyledi ona bunu?"Mirza sorusunu ortaya sordu.Kimseden çıt çıkmadı."Ona bunu kim söyledi dedim size."Dedi baskın bir sesle.
Ben hala tabağımdakilerle oyalanırken Ege Mirza'nın sorusuna cevap verdi."Bilmiyoruz abi.Bizde zaten şuan burda öğrendik."Mirza onlara hastalığımdan hiç bahsetmemiş olmalıydı.

Aradan 10-15 dakika kadar bir süre geçti.Herşey bir anda gelişmişti.Esma'nın söylediği laflar,bunun üzerine Mirza'nın Esma'nın üzerine yürümesi,evden kovması hepsi bir anda ve çok hızlı bir şekilde olmuştu.
Ortamın huzurlu havası tamamen yok olmuştu.

Eve tamamen sessizlik hâkimdi.Esma'nın gidişinden sonra herkes ne söyleyeceğini bilemeden etrafa bakınıyordu.Ben hâlâ Mirza'nın karşısında oturuyordum.
Aramızdaki bağ,bir savaşın ardından kurulmuş bir barış gibiydi; sessiz, ama sağlam. Zeynep ve İrem kenarda birbirlerine bakarken, Oğuz ve Ege ayakta durmuş,olan biteni sindirmeye çalışıyordu.

Ege bir anda içeriye dolan ağır havayı dağıtmak istercesine ellerini birbirine vurdu.

“Hadi ya,” dedi,sesi enerjik ve sıcaktı. “Yeter bu kadar sessizlik. Hava güzel. Çıkalım biraz.Sahile gidelim ya da bir ormana. Piknik yaparız, kafa dağıtırız.Hepimize iyi gelir.”son cümlesini kurarken gözleri beni bulmuştu.

İrem başını salladı. “Fena fikir değil aslında.Temiz hava iyi gelebilir.”

Zeynep gülümsedi bana dönerek nazikçe sordu:“Ne dersin? Sessiz, sakin bir yer… Belki bir battaniye sereriz, biraz müzik… Konuşmak zorunda bile değiliz.”

Herşeyden uzak bir ortama şuan çok daha fazla ihtiyacım vardı.“Olur… güzel olur.”

Mirza ayağa kalkarak yanıma geldi.Önümde diz çöktü ve elimi tuttu.Ege'nin ortaya attığı bu fikir hepimizin hoşuna gitmişti.

“İyi fikir Ege.Gerçekten iyi fikir. Hadi, toparlanalım.”

Oğuz lafa atlayarak“Ben müzik işine bakarım! Ama yemek işini Zeynep'e bırakıyoruz,net!”Dedi.Gözlerinde ki parıltıyla Zeynep'e bakarken.

Zeynep kaşlarını kaldırdı.“Yani yine tüm işi bana yıkıyorsunuz, anladım…”İrem elini Zeynep'in omzuna atarken vücudunu ona doğru yasladı.

"Merak etme ben sana yardım ederim."Zeynep'te ona sarılırken gülümsedi."Çok iyisin,sağol."

"İstersen etmiyim tek başına yap."

"Şuan resmen tehdit ediliyorum."
Kahkahalar küçük ama değerli bir şekilde salonun içinde çınladı. Gerginlik, yavaş yavaş dağılmaya başlamıştı.Ve o an fark ettim ki; ilk kez çevremde ki dostlarım mutlu olmam,iyi olmam için buradaydı.Sadece mirza değil.
Ege,Oğuz,Zeynep,İrem şuanda hepsi benim için çabalıyordu.İyi olacaktım ve iyi olmamda ki en büyük etken onlar olacaktı..

🙃

2 buçuk saatin ardından yiyecekler ayarlanmış,gerekli olan herşeyi yanımıza almıştık.Mirza ben bir araba ile yol alırken geri kalan dörtlü arkamızda ki araçla bizi takip ediyordu."Gideceğimiz yer o kadar güzel ki.Bayılacaksın."Mirza'nın hevesli sesi camda olan bakışlarımı kendisine çevirttirmişti."Denizin kokusunu soluyacak,batan güneşi seyrede bileceksin."Bir müddet susup tekrar konuştu."Daha önce hiç pikniğe gittin mi?"Bakışları benim ile yol arasında mekik dokuyordu.

"Hiç gitmedim."Kafamı koltuğa yaslayarak ona çevirdim.
"Babam'ın sürekli işleri ile ilgilenmesi gerekiyordu,Annem de sürekli çalışıyordu.Bu yüzden hiç gitmeye fırsatımız olmadı."Gülümseyerek devam ettim."İlk defa sizinle gidiyorum."

"Ve son olmayacak.Eğer seversen haftada bir kez piknik günümüz olur."Direksiyonu kırarak ağaçların daha sık olduğu bölgeye geçti."Farklı farklı yerlere gideriz.İstediğin yerler olursa oralarada gideriz."Kalbimde garip bir sızıltı vardı.Midem de kelebekler uçuşuyordu.Beni heycanlandıran neydi bilmiyorum ama beni konuşturma çalışması,benimle birlikte hayal kurması hoşuma gitmişti."Gerçekten gitmek istediğin bir ülke yada bir yer varmı?"

Heycanla yerimde doğruldum.
Vücudumu tamamen ona çevirirken bir yandan da hızlı hızlı konuşmaya başladım."Gitmek istediğim o kadar çok yer var ki.Mesela kuzey ışıklarına,
İsviçreye,Karadenize gitmeyi çok istiyorum.O kadar güzel yerleri var ki insan bakınca nefessiz kalıyor."Bir süre düşündükten sonra gülümseyerek devam ettim.
"Erzurum da Gökkuşağı tepeleri var orayada gitmek istiyorum."
Yerime geri sindim.Yüzümde ki gülümseme yerini boşluğa bıraktı.
"Ama çok imkansız gibi duruyor.
Oralar çok uzak yerler,hiç bir yeri tanımıyorum gitsem bile nasıl gezeceğim?"Dikkatle beni dinliyordu.Yolda olduğumuz için bakışları yola dönüyordu fakat beni soluksuz dinlediğini çatılan kaşları,ve parlayan gözleri sayesinde anlıyordum."Ben sana bahsettiğim yerleri sadece gezi programlarında ve İnternette gördüm."

"İmkansız diye birşey yoktur.
Bu hayallerin için yanında bir kişilik daha yer olur mu?"

Kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Hımmm,"Dudaklarımı sarkıttım."bilmiyorum ki.O kişi bana karşı gıcıklık yapmazsa belki olabilir."Gözleri ilk sarkttığım dudaklarıma çıktı.Daha sonra tekrar yolu buldu.

"O kişi zaten sana gıcıklık yapmıyor.O kişinin hareketlerini gıcıklık olarak algılayan sensin."

"Resmen iftira atıyorsun."

"Ne alakası var ya? Ben asla gıcıklık bir adam olmadım.
Hep sen hareketlerimi yanlış anladın."

"Çüş artık.Bu söylediğine kendin inanıyor musun?"

"Neden inanmayayım? Tabiki inanıyorum."Yüzünde bilmiş bir ifade dudaklarında her zaman ki sırıtması vardı."Peki sen bana gıcık derken gerçekten gıcık olduğumu düşündüğün için mi gıcık diyorsun?

Aynı kibirli ifadeyi bende yüzüme yerleştirdim."Tabiki,ben düşünmediğim,inanmadığım hiç birşeyi söylemem."Dudakları aralandı daha sonra kapandı ve daha sonra yine açıp kapattı.
"Diyecek laf bulamadın mı?"Diye sordum.Sesime yansıyan gülümsememe engel olamıyordum.

"Ne alakası var.Geldik o yüzden."

Araba durdu.Gözlerim hemen etrafı taradı.Gerçektende bizi çok güzel bir yere getirmişti.Heycanla arabadan indim.10-15 metre illerimizde uçurum,ve o uçurumun hemen aşağısında kocaman masmavi deniz vardı.Etrafımız ağaçlarla doluydu.Mavi gökyüzü,hafif esen rüzgar,Ve güneşin parlayışı çok iyi hissettirmişti.

"Burası çok güzel."

"Beğenmene sevindim."Bagajdan aldığı çantalarla yanıma gelen mirza'ya göz ucuyla bakıp tekrar denize döndüm.

"Niye burda dikiliyorsunuz.Hadi gelin yerleşelim."Kızlar önden ilerleyip çantanın içinde olan örtüyü aldılar ve birlikte yere serdiler.Onların hemen ardından Oğuzla Ege geçip kızlara yardım etmeye başladı.

"İşten kaçmaya çalışıyorsanız buna izin vermem haberiniz olsun."İrem'in isyanına gülüp hemen yanlarına ilerledim.
"Merak etmeyin öyle bir niyetim yok."

"Sen bakma ona.O herkesi kendisiyle karıştırıyor."Dedi Mirza hasır sepeti yere bırakırken.

"Ben iş yapmaktan ne zaman kaçtım he söyleyin,ne zaman?"
Eli belinde abisine hesap soruyordu ama cümlenin tam anlamıyla kimse onu takmıyordu.
"Sağolun ya,Çok güzel destek çıktınız bana."

"E mirza olmayan birşey söylemiyor ki.Ben mirza'ya hak veriyorum."İrem Ege'nin üzerine atlamak istedi fakat Oğuz belinden tutarak ona engel oldu.Ege Mirza'nın arkasına saklandı.
"Sarı sakın bırakma."Oğuza sarı diye mi hitap ediyordu? Tanıştığımızdan beri ilk defa duymuştum."Şu tarzan bu hırsla beni parçalar."

"Kızın üzerine gitmesenize.Hem gayet iş yapıyor.Bugün yemeklere yardım etti.Ben gördüm."
Hepsi araya giren bana baktı.
İrem oğuzun elinden kurtulup yanıma adımladı ve hiç beklemediğim bir anda alnıma öpücük bırakıp geri çekildi.

"Rica etsem hayatının geri kalanını avukatım olarak geçirirmisin?"
Gülümseyerek kafa salladım."İşte bu be.Bundan sonra hele bir üzerime gelin.Mira'yı salarım üzerinize.

"Salmak falan ayıp oluyor ama."
Sahte bir alınganlıkla konuşmamı sürdürdüm."Köpek miyim ben?"

"He? kıza köpek mi diyorsun sen?"
Dedi Ege.

"Ayıp ayıp insan arkadaşına köpek der mi?"Dedi onun arkasından Zeynep.

"Doğrusu bu kadarını bende beklemezdim."Diye ekledi Oğuz.
İrem gerçekten alınmış olacağımı düşünmüş olacak ki hemen lafı toparlamaya çalıştı."Ya valla öyle demek istemedim.Hem ben sana neden köpek diyeyim? Macez yaptım ben."

"N'aptın n'aptın?"Ege'nin alaylı sesi oğuz'u güldürmüştü.

"Macez mi dedi o?"Oğuz anlamamış gibi bir daha sordu.

"Ya sen bakma onlara."Kolumu omzuna atarak kendimle yürütmeye başladım onu."Ben anladım seni.Takılıyorum sadece sana."Mirza'nın yanına gelince İrem'i bırakıp mirza'ya döndüm."Mangal da yapacak mıyız?"

"Yapalım mı? İster misin?"

"Ben istiyorum.Hadi yapalım."

Mirza'nın gözleri benden ayrılıp Ege'yi buldu."Senin isteyip istemediğini sormadım Ege."Ege bozuldu."Karıma soruyorum."
Tekrar gözleri beni buldu.
O kadar güzel karım diyordu ki.
Sürekli bana bu kelimeyi kullansa kesinlikle duymaktan bıkmazdım.

"Yani yanımızda malzemeler var ya,yapabiliriz bence."

"Olur hayatım yaparız.Yeter ki sen iste."Kalbim heycanla kasıldı.
Hayatım bu kelimeyi bana ilk kez kullanıyordu.

"Aile var burda aile.Bakışlarınızla yediniz bir birinizi."Zeynep'in araya giren sesi bile gözlerimi ondan çekmem için yeterli olmamıştı."Olan var olmayan var.Ulu orta yerde bir birinize böyle bakmayın."

"Kocam değil mi? Ben onu uzun uzun seyretmekte bir sorun görmüyorum."Dedim gözlerim hala mirza'dayken.Kimseden çıt çıkmadı.Mirza nefessiz kalmış bir şekilde bakmayı sürdürdü.

"Bunların evliliği anlaşma üzerine değilmiydi ya? Hangi ara bu boyuta ulaştılar?"Ege gerçekten bir şeyleri sorguluyordu.

"Valla bende ilk kez açık bir şekilde görüyorum."Zeynep'te sözleri ile Ege'yi tasdikledi.

"Kocam mı dedin sen bana?"
Olumlu anlamda kafa salladım.
"Çok yakıştı."Elini boynuna atıp kaşıdı."Yani Kocam demen hoşuma gitti."Gözlerini kaçırdı."Her zaman diyebilirsin."Kaçamak bakışlarını arada yüzüme değdiriyordu."Yani benim için sıkıntı olmaz."

"Domates oldu resmen bu."
Ege elini filim çekermiş gibi kare yapıp mirza'nın yüzünü karenin içine aldı."Daha önce seni utanmış bir şekilde hiç görmemiştim."
Etrafımızda dönüp ikimizi birlikte karenin içine aldı."Şu küçük kadın yüzünden mi domatese döndün sen?"Şen bir kahkaha attı.
"Pes yani.Bide yiyişin isterseniz.
Bir o kaldı çünkü."

"Ege kapıycak mısın çeneni?"
Oğuz Ege'nin bu kadar açık sözlü olmasına isyan ediyordu.
"Özel diye bir şey kalmadı.Hepsini açıp döktün."

"Gerçekten bu kadar konuşma,bakışma yeter hadi herkes işinin başına."Otoriter bir şekilde konuşan İrem'di.Ege yanımızdan ayrılıp kızların yanına gitti."Sen hep söyle."Dedi Mirza ve yine kaçar gibi yanımdan ayrıldı.

Kaçıyordu.Ama aslında her kaçışı bana doğru yaklaştırıyordu onu. Korkularının, suskunluğunun, utangaç tebessümünün ardında öyle büyük bir sevgi saklıydı ki, ben artık onun kaçmalarında bile kendimi buluyordum.

Bazı insanlar seni sever,bu duyguyu öyle güzel hissettirirler ki sana,hiç bitmesin hep sevsinler istersin.

Bazı sevgiler konuşmaz…Sadece hissedilir.Ve ben onu,kalbimin en sessiz yerinde,her gün biraz daha fazla hissediyorum...

♡

Merhabalar

Nasılsınız?

Umarım bölümü beğenmişsinizdir.

En sevdiğiniz kısım neresi oldu?

Sizce Mirza esma'ya göstermiş olduğu tepkide haklımıydı?

Mirza ile mira'nın uyumu hakkında ne düşünüyorsunu?

Bir daha ki bölüm görüşürüz Kendinize iyi bakınnn 🤍

Öptüm :3

(Kalbi parlatmayı unutmayın)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.