6. bölüm / 19
ZİHNİMİN LABİRENTİ6.BÖLÜM=HASTANE
Bölümler 19Şu an: 6.BÖLÜM=HASTANE
- 1 1.BÖLÜM = PEŞİMDELER1.867 kelime
- 2 2.BÖLÜM= YOLCULUK2.766 kelime
- 3 3.BÖLÜM=KARAR2.264 kelime
- 4 4.BÖLÜM=EVLENİYORUZ..2.680 kelime
- 5 5.BÖLÜM=NİKAH3.167 kelime
- 6 6.BÖLÜM=HASTANE3.045 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7.BÖLÜM=KARANLIK AYDINLANMA3.742 kelime
- 8 8.BÖLÜM=ÖFKE3.255 kelime
- 9 9.BÖLÜM=HAYAL KIRIKLIĞI2.934 kelime
- 10 10.BÖLÜM=GÖREV3.151 kelime
- 11 11.BÖLÜM=60 SANİYE3.212 kelime
- 12 12.BÖLÜM=CANIMI CANI BİLMİŞTİ3.076 kelime
- 13 13.BÖLÜM=KRİZ2.547 kelime
- 14 14.BÖLÜM ONUN YERİ BURASI MI?3.290 kelime
- 15 15.BÖLÜM=İLK GÖRÜŞ2.866 kelime
- 16 16.BÖLÜM=UÇURUMUN KIYISINDA3.500 kelime
- 17 17.BÖLÜM=BAŞIMIN BELASISIN KADIN4.066 kelime
- 18 18.BÖLÜM=AKLIMA SEN GELDİN2.807 kelime
- 19 19.BÖLÜM=DAVET3.149 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölümü medyada ki şarkıyla okumanızı öneririm.
Bölüm şarkısı = nerden bileceksiniz,Ahmet Kaya.
İyi okumalar..
●●●●●
"Sabahtan beri girmediğim alet kalmadı ya bir salın artık beni."Diye isyan ettim sonunda.Neredeyse iki buçuk sattir hastanedeydik ve benim girip çıkmadığım makine kalmamıştı.Ben bunları söylerken yine tabiki kimsenin umrunda olmadım.Doktorlara isyanda etmiştim fakat onlar mirza'nın böyle buyurduğunu söylemişlerdi.
"Yeter artık vallahi ya yeter!"
Emar için beni bir odaya sokmuşlar üzerimede mavi hastane önlüğü vermişlerdi.Ne gerek vardı bilmiyorum ama ısrarla kıyafetlerimle sokmalarını istememişti mirza."Hanımefendi lütfen uzanır mısınız?"Oturduğum yere kendimi biraz daha sabitledim kollarımıda göğsümde birleştirdim."Hayır uzanamam.
Allah bilir burdan kaç dakikaya çıkacağım.Girmek istemiyorum."
Kadın hemşire birşey söylemeden odadan çıktı ve camın arkasında ki odaya yani mirza'nın yanına gidip birşeyler söyledi onun ardından mirza bana kısa bir bakış attı ve önümde gördüğüm odadan çıktı.Bir kaç saniye sonrada yanımda yerini aldı.
"Sen tam olarak ne istiyorsun?"
Burdan bir an önce çıkıp gitmek istiyorum.
"Hastanelerden nefret ediyorum.
Daha fazla burda kalmak istemiyorum."Gözlerimi gözlerinden çektim ve odanın içerisinde gezdirdim.Odanın ortasında kocaman bir makine vardı.Bulunduğumuz yerde olan tek eşyada bu aletti zaten.
"Sadece kafamda sorun var benim. Sen benim bütün senelik kontrolümü yaptırdın neredeyse."
"Neden bu kadar rahatsız oldun sen?"
Tekrar gözlerimi yüzüne çevirdim.
"Sıkılıyorum anlıyor musun? Bunalıyorum hastanede.Bir an önce çıkmak istiyorum burdan."
Olumlu anlamda kafa salladı
"Tamam bu son.Bunuda yaptıralım çıkacağız,tamam mı?"
"Son mu gerçekten?"Yine olumlu anlamda kafa salladı.
"Söz ver,bu biter bitmez çıkacağız burdan."
"Söz veriyorum.Şimdi yat şuraya."
Gülümsedim ve bende az önce onun yaptığı gibi kafa salladım."Tamam çık sen."İçinden sabır çektiğine yemin edebilirdim ama ispatlayamazdım.
Mirza odadan çıkar çıkmaz oturduğum yere uzanacaktım fakat çaprazımda gördüğüm kişiyle öylece dona kaldım.
=Mirza'nın anlatımıyla =
"Nasıl gidiyor?"Karşımda duran kısa boylu adama kısa bir bakış attım ve tekrar bakışlarımı mira'ya çevirdim.
Bu kızla bir araya geldim geleli sabrımı haddinden fazla sınıyordu.
Onun yanındayken sakin kala bilmek neredeyse imkansızdı.
"Bu son yapacağımız test herşeyi belirleyen nokta olacak."
Gözlerimi üzerinden çektim ve odanın içinde duvara asılı olan saate baktım 2:30 öğlen saatlerini çoktan geçmişti.Vakit namazını kılmam gerekiyordu ama onu burda tek başına bırakıpta gitmek istemiyordum.Namazımı ihmal etmemeyi aklımın bir köşesine yazıp gözlerimi ona çevirdim.
O anda benden bağımsız olarak kaşlarım çatılmıştı.Karşımda oturan beyaz tenli kadın gözlerini bir noktaya kilitlemiş öylece karşısına bakıyordu.Bin kilometre öteden bile belli olacak O şey ise gözlerimden kaçmamıştı.
Korkunun en saf hali şuan karşımda canlı bir şekilde duruyordu.
"Sesi açın!"Birşeyler konuşuyordu fakat ses ayarları kapalı olduğu için ne dediğini duyamıyordum.
Yanımda sandalyede oturan genç, beyaz gömlekli adam dediğimi yaptı."Bilmiyordum buraya geleceğimizi."Bir kaç saniye sustu ve sonunda tekrar dolan gözleriyle konuşmasına devam etti."Gerçekten bilmiyordum.
Bilseydim gelmezdim,yemin ederim gelmezdim."Daha öncesinde de arabada aynı olay olmuştu fakat bu kadar dikkat çekecek şekilde değildi.
"O getirdi diyorum anlamıyor musun?"Gözlerini kaçırdı."Bana şöyle bakmayı kes."Bana milyon kere söylediği kelimeyi şimdi göremediğim birine söylüyordu.
Dafa fazla yerimde duramadım.
Bulunduğum odadan çıktım ve onun bulunduğu odaya yavaş bir şekilde girdim.Geldiğimi fark etmemişti hala aynı noktaya aynı korkuyla bakıyordu.
"Tedavi olmayacağım sadece kontrol için tüm bunlar.
"Korkuyla ayağa kalktı.Arkası bana dönük olduğu için hala odada olduğumun farkına varamamıştı."N-n'apıyorsun?"Geriye doğru bir kaç adım attı."Onu neden bana doğru tutuyorsun.Sen bana zarar vermezsin ki."
Sana kim zarar vermeye çalışıyor Mira?
Sen neden bu kadar çok korkuyorsun?
Tüm bunları ona sormak istiyordum fakat konuşamıyordum.
Karşımda ağlayan bir kız ve korkan bir ses vardı.O an titreyen bedenini alıp göğsüme saklamak istedim.Onu görünmeyen şeylerden bile korumak,onu kendime saklamak istedim.
"HAYIR VERMİYCEKSİN? SEN BANA ZARAR VERMEZSİN."Son gücüyle bağırdı ve bir kaç adım daha attı geriye doğru."Lütfen indir onu.Söz veriyorum hemen çıkacağım burdan."Bir iki adım daha atınca sırtı göğsüme çarpmıştı.Korkuyla hızlı bir şekilde arkasını döndü ve o anda beni fark etti.Ela gözleri gözlerimle buluşunca yüzünde ki korku,
çaresizlik tamamen yok oldu.
Derin ve içli bir nefes çekti içine."Mirza."
=Yazarın anlatımıyla=
Mira korkuyla ve çaresiz bir şekilde söylemişti karşısında ki adamın ismini.Genç kızın kolları karşısında ki adamın boynuna dolandı.
Mira mirza'ya sarıldı.
Mira sığına bileceği tek kişinin kollarına atmıştı kendisini
Genç adam ne yapacağını bilmez bir haldeydi.Kolları öylece yanında duruyordu.Mira'nın aksine mirza miraya sarılmıyordu.Ne hissedeceğini bilmiyordu.Korkuyla titreyen genç kız kendisini ona teslim etmişti nasıl karşılık vermeliydi kestiremiyordu.
"Sarıl bana.İhtitacım var, lütfen."O an mirza'nın boğazına sanki bir yumuru oturdu ve yutkunamadı."Tek sığına bileceğim liman sensin."Daha fazla düşünmedi mirza ve kollarını kaldırıp karşısında ki kızın beline doladı.
Mira'nın anlatımıyla
Sarıldık
Yaptığımız eylemin tek ismi buydu. Ben mirzaya sımsıkı sarıldım.Onuda biraz kendime mecbur ettim ve bana sarılması için resmen yalvardım.
Sanırım rezillik yapma konusunda bir numaraydım.
Hala kesik kesik nefesler alıyordum.Korkum bir türlü geçmiyordu."Ne oldu anlatmak ister misin?"Kafasında olan soru işaretlerinin farkındaydım fakat ne diyeceğimi bilmiyordum.
Sadece benim gördüğüm bir arkadaşım var ve tam olarak az önce beni öldürmeye çalıştı mı demeliydim?
Hayır hayır kesinlikle anlatmazdım.
Deli değildim fakat bunu onlara anlatırsam bana bu tanıyı koyacaklarını biliyordum.
Mirza'nın kollarından yavaşça ayrılıp arkamı döndüm.Hala odanın bir köşesinde durmuş kanlanmış gözleriyle bakıyordu bana.Ona göre bu hastaneye gelmiş olmam çok büyük bir suçtu.
Tevadi olursam onu bir daha göremeyeceğimi söyleyip duruyordu. Böyle bir şeye kalkışırsam ben daha tedaviye başlamadan beni öldüreceğinide eklemişti tabi ki.
Ciddi olduğunu nerden anladın diye soracak olursanız elinde kocaman bir bıçakla üzerinize gelen birini düşünün.Sizi ölümle tehdit ediyor,bu fikrinden de bir an olsun vazgeçmiyor.
Ne düşünürdünüz merak ediyorum doğrusu.
Ben ona bakarken sıcacık bir el bileğime dolandı.Ne olduğunu sormaya kalkmadan çoktan odadan çıkarılmıştım.
"N'apıyorsun?"Burnumu çektim.
"Asıl sen napıyorsun?"Tek elimle yanağımda kalan göz yaşımı sildim.
"Napıyor muşum?"Yanımızda duran mavi sandalyeye oturdu ve eliyle yanını işaret etti.
"Gel otur."
"Neden?"Göz devirdi
"Gel otur şuraya."Dediğini yaptım.
Yanında ki sandalyeye oturunca vücudunu tamamen bana doğru çevirdi."Anlat."Gözlerimi kaçırdım."Hiç kaçırma o gözlerini,
anlat hemen."Gözlerimi gözlerine sabitledim.
"Anlatamam."Kaşlarını çattı
"Neden anlatamazsın?"
"Öyle işte anlatamam."
"Bir sebebi olmalı."Bir değil bir çok sebebi vardı."Neyden korkuyorsun bu kadar?"Yine gözlerimi kaçırdım.Ben hastanenin duvarlarını incelerken o sağ eliyle çenemi kavradı ve gözlerimi gözlerine sabitledi."Ben seni korurum korkma."
Sabahtan beri akan gözyaşlarımı zar zor durdurmuştum.Böyle derse,duygusal tarafıma oynarsa hiç durmadan ağlardım beni'de daha kimse susturamazdı.
"Koruyamazsın."Dolan gözlerimi saklamaya çalışıyordum fakat çeneme sabitli eli kafamı oynatmama izin vermiyordu.
"Onunla benim arama girerseniz bana daha çok zarar vereceğini söyledi.Hastanaye gelip tedavi olmamı istemiyor."
"Kim o? Nasıl biri?"Yuktundum ve derin bir nefes alıp konuşmaya başladım."Bembeyaz yüzü,siyah gözleri,dümdüz boynuna kadar gelen saçları var.Beni sevdiğini söylüyor Ondan başkasıyla bir arada olunca ise beni kıskanıyor.
Kimseyle konuşmamı istemiyor."
Tekrar derin kesik bir nefes çektim içime.Ve devam ettim anlatmaya."Seninle bir araya geldiğimiz zamandan beri çok nadir gözüküyor bana onda da seninle bir arada olmamam gerektiğini,seninle
yakınlaşmamam gerektiğini söylüyor."Gözlerimi kırpmamla birlikte iki damla yaş yanaklarımdan çeneme doğru akıp onun baş parmağı ile buluştu.Kehribarları gözyaşlarımı takip etti ve tekrar gözlerime çıktı.
"Devam et."Konuşmaya ihtiyacım olduğunu onunla konuşmaya başlayınca anlamıştım.Sus desede susmaya niyetim yoktu.Bir kere açılmıştı musluk daha da kolay kolay durmazdı."Onu babama anlattığım zaman ilk başta bana inanmadı daha sonrasında inandımı bilmiyorum.Zaten kendisi evde çok az bulunan bir insandı.Benimle pek ilgilenmezdi.Bu yüzden hasta olmamın çok fazla üzerinde durmamıştı."Elini çenemden indirdi bende bakışlarımı kaçırdım."Tedavi almam gerektiğini söylüyordu ama bunun için hiç bir zaman beni bir hastaneye devamlı olarak götürmedi."
"Peşindekiler yüzünden dışarı pek fazla çıkarmak istememiştir.
Hastaneye götürmemesinin sebebi bu olabilir."
Alaylı bir gülüş belirdi yüzümde
"Beni kötülüklerden koruyup kötü olan şeylerin kucağına itti.Babam beni korumak isterken aslında ölümün kucağına kendi elleriyle teslim etti.Bunun ne demek olduğunu anlaya biliyor musun?"Seni anlıyorum demedi,
teselli etmedi,Öyle değildir demedi.Sadece sustu "Kafamın içerisinde bir kitle var.Her geçen gün biraz daha kemiriyor beynimi.Her geçen saniye biraz daha çalıyor hayatımdan.Yavaş yavaş ölmek,bir köşede ölümü beklemek ne demek biliyor musun sen?"Gözlerimi kucağıma diktim ve cümlelerime devam ettim."İki sene az bir süre mi ?"Kendi soruma kendim cevap verdim."Değil, iki sene hiç az bir zaman değil.2 sene boyunca dayanılmaz,katlanılmaz baş ağrılarıylasavaştım.Bayıldım,
ayıldım her geçen gün öldüm öldüm dirildim bunların hiç birinde babam yanımda olmadı."Susup bir kaç saniye kendime zaman tanıdım."Onu özlediğim zaman onunla geçirdiğimiz anıları aklıma getirmek istiyorum ama olmuyor."Akan gözyaşlarım dur durak bilmiyordu.Gözlerimi kaldırdım ve gözlerine sabitledim."Gözlerimi kapattığımda aklıma gelmiyor,gözlerimin önünde canlanmıyor neden biliyor musun?"Cevap vermedi."Çünkü öyle bir zaman yok.Babamın saçımı okşadığı tek bir an bile yok."Sustum zaten daha ne söylene bilirdi ki?Bir konudan nerelere çıkıp gelmiştim.
Meğerse ne çok ihtiyacım varmış konuşmaya,kendimi anlatmaya.
"Ben sevsem saçlarını,ben terk etmesem seni ölüme,ben yanında olsam izin verir misin?"Acılı bir şekilde gülümsedim.Sağ elimle sertçe yüzümde ki yaşları sildim.
"Neden yapasın ki bunu?"Sustu çünkü oda bilmiyordu.Neden böyle birşey söylediğini,neden saçlarımı sevmek istediğini bilmiyordu.
"İnsanlık yapıyoruz burda."Cidden bu mu?"Seni göz göre göre ölüme terk etmek istemiyorum.Öyle bir insan değilim."Yedik mi ? Açıkçası bu yaptığına başka açıklama bulamadığım için gayet güzel yiye bilirdim.
"Yani öyle bir insan olmadığın için mi saçlarımı sevmek istiyorsun?"
Yutkundu,gözlerini kaçırıp elini boynuna attı."Utandın mı sen?"
Hızla ayağa kalktı ve yine gözlerini kaçırdı."Neden utanayım? Kalk yürü gidelim.Yarın gelip son testi yaptırırız."Beni daha fazla zorlamak istemediğini çok net bir şekilde anlamıştım.Bir kaç adım uzağımızda olan odanın önüne geldik.
"Neden inkar ediyorsun? Utanmak kötü birşey mi?"
Baygın bakışlarla baktı"Konuş dedikte boş boş konuş demedik.
Bugünlük konuşma kotanı doldurdun."
"Allah Allah paşama bak.Sana mı soracağım ben ne kadar konuşup konuşmamam gerektiğini?"Tabiki de sormayacaktım.
"Ne kadar konuşup konuşmaman gerektiğine kendin karar vere bilirsin ama benim hakkımda konuşup konuşmamana ben karar veririm."
"İyi tamam sen inkar etmeye devam et o zaman."Dedim ve odaya girdim.
♡
Ayaklarımı havuza bir kez daha vurdum.Hastaneden çıktıktan sonra bir yere uğramadan hemen eve gelmiştik.Mirza odasına çekilirken ben havuzun başına geçmiş ayaklarımı suya sokmuştum.Hastaneden geldiğimizden beri gözüme gözükmemişti casper.
Onun bir ismi varmıydı bilmiyorum daha öncede sormak hiç aklıma gelmemişti.Ona seslenirken zorluk çektiğim için hayalet casper'den yola çıkarak Ona casper ismini vermiştim.İkiside hayalet olduğu için bence verdiğim isim gayet mantıklıydı.
"Hasta olacaksın."Yanıma gelen mirzaya göz ucuyla bakıp tekrar önüme döndüm.
"Ben zaten hastayım."
Baş ucumda dikilerek"Bunun yanı sıra soğuk algınlığıyla baş etmek istemezsin herhalde."Dedi
Cevap vermeden sadece omuz silktim.
"Ben anı yaşayan insanlardanım.
Yarına hatta bir saat sonrasına çıkabilecek miyim bilmiyorum bu yüzden içimden geldiği gibi davranmayı seviyorum."Dedim onun gibi sakin sesimle."Sende böyle kendini kasmak yerine öyle davranmalısın bence."
"Artık işe koyulmamızın zamanı geldi.Çok fazla vakit kaybettik."
Konuyu değiştirdi bende ona ayak uydurup olumlu anlamda kafa salladım."Sen evde kalacaksın ben yapmam gereken araştırmaları yapacağım ve gün sonunda sana gerekli olan raporu vereceğim."
Kafamı ayaklarımdan kaldırarak bakışlarımı yüzüne diktim.
"Ne saçmalıyorsun sen? Biz böyle mi anlaştık?"Ellerini cebine soktu bakışlarını ise bahçenin sonunda kalan büyük söğüt ağacına dikti.
"Sana gerekli olan açıklamayı yapacağım zaten daha ne istiyorsun?"Birde kendini haklı görmesi yok mu gerçekten insana kafayı yedirttirirdi.
"Ne mi istiyorum?"Sinirle ayağa kalkıp karşısında dikildim."Sen benimle dalga mı geçiyorsun?
Bu yolda birlikte olacağız diye çıkmadık mı biz bu yola? Neden şimdi böyle yapıyorsun?"Kafasını eğmeden sadece gözlerini gözlerime indirdi.
"Ortalıkta çok gözükmemen gerekiyor.Senin geri planda kalman daha doğru olur."Kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Neden geri planda kalmam daha doğru olur anlamadım.Bilmediğim birşey mi var?"
"Babanı öldürenler senin peşinde."Bunu zaten tahmin ettiğimiz için pek şaşırmamıştım.
"Seni kendi aralarına almak istiyorlar."Allah aşkına kim beni arasına alır.Küçükken oyun arkadaşlarım bile almazlardı beni aralarına.
"O ne demek öyle? Beni kendi aralarına alıp ne yapacaklar?"
"Bu işlerin başında duran adamın oğlu Mert karacakaya seninle evlenmek ve bu işlerin başına geçmek istiyor."Bunları bana anlatırken aslında anlatmak istemediği o kadar açıktı ki sesinden buram buram tahammülsüzlük akıyordu."Seni araştırmış bir şekilde bilgilerine ulaşmış şimdi seninle bir araya gelmek için an kolluyor."
"Bu zamana kadar babam beni herkesten sakladı.Bilgilerime nasıl ulaşmış olabilir?"
"Babanla konuştuğun telefondan TC kimliğine kadar ulaşma şansları var.Teknoloji çok gelişti artık.Bunun yanı sıra Hackerlerin yapamayacağı ulaşamayacağı hiç bir bilgi yok."
"Büyük bir çete liderinin oğlu neden benimle evlenmek istesin ki?"Merak ettiğim ve kafama takılan farklı bir soruyu sormuştum.Bir an gülecek gibi oldu fakat kendisini tuttu.
"Seninle evlenmek istemesini sorun etmiyorsunda neden seni seçtiğini mi sorguluyorsun? Garip bir kadınsın derken boşuna demiyormuşum."Ben istemediğim sürece beni bu evliliğe mecbur edemezler bunu bildiğim için belkide bu kadar rahattım tam olarak bende anlamamıştım kendimi.
"Soğuk kanlı olmak benim suçum mu?"
"Yok canım tabiki senin suçun değil."Bu adam benimle dalga mı geçiyordu yoksa ben mi yanlış anlıyordum?
"Sen benimle dalga mı geçiyorsun?"
"Estağfurullah ne haddime."
Bunu derken bile gülecek gibi konuşuyor aynı zamanda dalga geçiyordu.
"Yüzün neden aynı şeyi söylemiyor?"Yandan kısa bir bakış attı ve eve doğru adımlamaya başladı.Bende tabi dururmuyum hemen peşinden gittim.
"Sen ağzımdan çıkanlara bak yüzümden okunanlara değil."O lafı çevirir çevirde...Neyseee..
Eve girince koltuğa doğru adımlayıp her zaman ki gibi oturdu."O adam neden benimle evlenmek istiyor?"
Kızım sen salak mısın ?
İç sesime hak versem mi vermesem mi bilemedim.
"Neyini anlamadın?"Bıkkın bir şekilde sormuştu sorusunu.
"Sen benden bıktın mı?"Konudan konuya geçiş hızıma bir alkış almasam olmazdı.
Ayakta dikilmeye son vererek yanına geçip oturdum.Evet başka bir koltuğa değil hemen dibine oturdum."Neden bıktın ki benden?"Gözlerimin dolmasına engel olamamıştım.Neden bu kadar hassaslaştığım hakkında ise en ufak bir fikrim yoktu.
Sorumun üzerine kafasını yasladığı koltuk başlığından kaldırıp bana baktı.Gözlerimin dolu olmasını beklemiyor olucak ki beni böyle görünce şaşırmıştı.
İlk gözlerime daha sonra dudaklarıma baktı ve yukundu."Çok mu fazla soru soruyorum ondan dolayı mı?"Bir müddet sustum daha sonra cümlelerimi biraz daha açtım "Anlamadığım için bu kadar fazla soru soruyorum."Bakışlarımı gözlerinden çekip yere diktim.
Bir kaç saniye yüzüme baktı ve yanımdan kalkarak bahçeye çıktı.
En azından evet baktırıyorsun deseydi de böyle yanıtsız bırakmasaydı.
Boğazımda ki yumurudan kurtulmak için yuktundum ama şu lanet olası şey geçmedi.Sanki boğazım da ceviz büyüklüğünde birşey vardı ve yutkunmama izin vermiyordu.Tekrar eve girdi,adımladı adımladı tam karşımda durdu.Ona bakmayı sonuna kadar reddettiğim için yüzüne bakmadım,bakışlarımı ayağımda sabit tuttum.Karşımda ki kişi bir anda diz çöküp bakışlarımı yakaladı."Bıktırmıyorsun.."Sağ ayağımı alarak kırdığı dizinin üzerine koydu.
"Napıyorsun?"Cevap vermedi.
Elinde olan pembe çorabı ilk parmaklarımdan geçirdi daha sonra topuğumdan geçirerek giydirdi.Gözlerim kocaman bir şekilde onu izliyordum o ise sanki dünya'nın en doğal şeyini yapıyormuş gibi sakin ve rahattı."Kendim giyine bilirim."
Heycandan çırpınan kalbime rağmen zar zor konuşmuştum.
Sağ ayağımı indirip sol ayağımı aldı"Anlayana kadar sor cevap veririm."İçli bir nefes çektim içime.Bana bazı anlarda o kadar iyi davranıyor o kadar güzel bakıyordu ki o an zaman donsun ve biz hep öyle kalalım istiyordum.
Parmaklarımdan geçirdiği çorabı giydirip ayağımı yavaş bir şekilde dizinden indirdi.
"Teşekkür ederim."
"Bir daha çorapsız gezme."Genelde çoraplarımı çıkardığım zaman ya sonradan giyinmeye üşeniyordum yada hiç giyinmiyordum.
Seda sayan'ın aksine ben çorap kadını değildim.
"Unutuyorum giyinmeyi."Diyerek kısa bir açıklamada bulundum.
"Unutmayacaksın.Kendine dikkat edecek hasta olmamak için elinden gelen herşeyi yapacaksın!"Baskın sesi şaşırmama neden olmuştu.
Cevap vermeyerek sadece kafa salladım.Ayağa kalktı üsten üsten bakarak şu cümleleri kurdu
"Benim biraz işlerim var dışarıda sen yemeğini ye erken uyu.Bugün yarım kalan testlere yarın devam edilecek."
Korkuyla ayağa kalktım"O hastaneye bir daha adım atmam."
"Atacaksın.Yarım kalan testler tamamlanacak."Söylemesi kadar kolay olsaydı keşke.
Kafamı olumsuz anlamda salladım."Ben bir daha adım atmam oraya,zorlama beni."Evin kapısına doğru ilerlerken bir yandan da konuşmasını sürdürdü.
"Hiç birşey olmayacak.Korkma.
"Konuştuğumuz konuyu tamamen unuttum ve hızlı adımlarla yanına vardım."Nereye gidiyorsun?"
Kapının yanında ki dolaptan çeketini aldı."İşlerim var dedim ya."
"Beni tek bırakma.O şimdi çok sinirlidir.Bugün bana zarar vermeye çalıştı eğer yine yanlız yakalarsa-"Sözümü kesti.Bir yandan çeketini üzerine giyindi diğer yandan benimle göz temasını kesmeden konuştu."Birşey olmayacak merak etme." Gözlerimin yine ve yine dolmasına engel olamadım.Ondan ilk defa bu kadar korkuyordum bu yüzden tek kalmak istemiyordum.
Elimi koluna koydum,konuşurken sesimin titremesine de engel olamadım."Lütfen beni yanlız bırakma.Bende geleyim seninle."
"Gideceğim yer senin için uygun bir yer değil.Bir kaç adam koyacağım kapının önüne eğer birşey olursa hemen onlara seslen."Daha fazla ısrar etmenin bir manası yoktu.Başıma gelecek olanları kabullenerek kafamı eğdim.
●●●●●
Mirza gittikten sonra kendimi çok savunmasız hissetmeye başlamıştım bu yüzden oturma odasından hiç ayrılmamıştım.Eğer birşey olursa sesimi duysunlar diyede bilerek kapıya yakın olan koltuğa oturmuştum.Onu daha önce böyle görmediğim için belkide bu kadar çok korkuyordum ondan.Kafamı kendime çektiğim dizlerimin üzerine koydum.Saçlarım yüzümün iki yanına doğru dökülmüştü.Bilerek uzanmak veya uyumak istemiyordum.Yeterince savunmasız dakikalar yaşarken uyumam zaten imkansız olurdu.
"Titriyorsun."Korkuyla kafamı kaldırıp baş ucumda duran Casper'a baktım.Yine yüzü kan içindeydi gözlerinin içinde ise renk kalmamıştı.Simsiyah olan gözlerine baktım."Kimden korkuyorsun bu kadar?" Sesi alaylı çıktığı için titremem daha çok artmıştı."Unuttun mu biz yakın arkadaştık neden korkuyorsun benden?"Şuan yeterince korkuttuğu için beni cevap vererek onu daha fazla sinirlendirmek istemedim.
"CEVAP VER BANA."
Gözlerimi sıkıca kapattım."Yakın arkadaşız."Sesimin titremesine engel olamamıştım.Yanıma oturdu.Onun oturmasıyla ben hızlıca ayağa kalktım.
Gür bir kahkaha attı ve oda benim gibi ayağa kalktı."İstesende kaçamazsın benden."Haklıydı.
İstesemde ondan uzağa gidemiyordum."Bugün o hastaneye giderek çok büyük bir hata yaptın."
"Ben gitmek istemedim o zorladı."
Dinlemiyordu,anlamıyordu veya anlamak istemiyordu.
"BANA YALAN SÖYLEMEYİ KES."
Bağırmasıyla geriye doğru bir kaç adım attım.
"Yalan söylemiyorum."
"O ADAM GELİĞİ İÇİN ARTIK BENİ İSTEMİYORSUN DEĞİL Mİ?"
Olumsuz anlamda kafa salladım.
"Hayır öyle değil.Yanlış anlıyorsun."Üzerime doğru bir kaç adım attı.
"Doğru olan ne? Senin ondan gün geçtikçe etkilenmen mi? Beni kandırmaya bir son ver yoksa istemediğim şeyler yapmak zorunda kalacağım."
"Seni kandırmıyorum!"
"O hastaneye gitmenin bir cezası olacak ki bir daha aynı hatayı yapma."Elini arkasına attı ve bugün üzerime doğrulttuğu o bıcağı çıkardı.
"Napıyorsun?"
"Ceza küçüğüm."
"Şuan saçmalıyorsun indir şunu."
Tam bir sulu göz olduğum için yine ağlamaya başlamıştım.Geriye doğru adımlar atıyordum oda benim üzerime doğru yürüyordu.
"Sen bana zarar vermezsin.Şuan beni korkutmak için yapıyorsun."
Yine o iğrenç kahkahalarından birini attı."Beni terk etmek istedin bunun elbette bir bedeli olucaktı."
"Ben seni terk etmiyorum öyle bir niyetimde yok."Sırtım duvara değince gidecek yerim kalmadığını anlamıştım."Üzerime gelmeyi kes.Beni korkutuyorsun."
"KORKMALISIN!"
"Lütfen yapma."Kafamı eğip gözlerimi kapattım.Son çare olarak ona yalvarmaya başlamıştım.Beni dinlemedi adımladı adımladı ve ayakkabıları parmak uçlarıma değince durdu.
"Ondan etkileniyorsun değil mi?"
"HAYIR,YOK ÖYLE BİRŞEY!"
"NEDEN ONA ÖYLE BAKIYORSUN O ZAMAN?"Nasıl bakıyorum demek istedim ama diyemedim.
Başıma saplanan ağrıyla ellerimle başımı çerçeveledim.
"TAM OLARAK ANNENİN KIZISIN."
Başımda ki ağrıyı unuttum.
Söylediği cümlelerin üzerine yaşlı gözlerim gözlerini buldu."Neden öyle bakıyorsun annende babanı aldatmadı mı?"Böyle bir şey kesinlikle yoktu.Bu sadece babam'ın bir kuruntusuydu."Kim bilir belkide anneni baban öldürmüştür."Kafamı sağa sola sallamaya başladım.
"HAYIR OLMADI ÖYLE BİRŞEY YALAN SÖYLÜYORSUN!"
"YALAN MI SÖYLÜYORUM? SENİN ANNEN ADİ ŞEREFSİZDEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİ.DEFALARCA KEZ BABANI ALDATTI! SEN OLANLARI UNUTUNCA O ŞEYLER HİÇ YAŞANMAMIŞ OLMUYOR!"
Söylediği şeyler benim için bardağı taşıran son damla olmuştu.Sinirle üzerine adımlamak istedim fakat yapmadım.Ona saldıracağımı anlamış olucak ki hemen kendini savunmaya geçmişti.
"ÜZGÜNÜM."Karnıma giren metal bıçağın canımı yakmasını ilmek ilmek hissettim.Adımım havada göz yaşlarım yanaklarımda asılı kaldı.
"N-Naptın sen?"Nefes alamadığım için zar zor konuşa bilmiştim.Elini bıçaktan çekti onun çekmesiyle bıçağı elimle kavradım.Karnıma saplı bir şekilde durması beni daha fazla korkuttuğu için tek hamlede bıcağı karnımdan çekerek çıkarmıştım.Bıcak gürültülü bir şekilde yere düşerken ellerim karnımda ki yarayı buldu.Yaptığım hareket bıçağın karnıma girmesinden daha fazla yakmıştı canımı.
Gözlerimin içine bakıp kafasını olumsuz anlamda salladı."Ben birşey yapmadım,sen yaptın."
Onun tarafından duyduğum son cümleler bunlar olmuştu.Ortadan kayboldu.Evet bana zarar verip beni bıçakladıktan sonra ortadan kaybolmuştu.
Daha fazla ayakta durmadım ve yere düşerek kafamı zemine çarptım.Gözlerim kararmaya başlarken son duyduğum şey evin içerisinde çalan telefonun sesi olmuştu.
●●●●●●●
Bu bölümü yazarken o kadar zorlandım ki mirayı alıp sarıp sarmalamak istedim.
Yaşadıkları gerçekten o kadar zor ki..
Fazla uzatmayacağım umarım beğenmişsinizdir.
En sevdiğiniz kısım neresi oldu?
Mirza'nın mirayı bırakıp gitmesi hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Bir dahaki bölüme görüşürüz Kendinize iyi bakınnn Kocaman öptüm 😘
Bölüm etkileşimi
