15.BÖLÜM=İLK GÖRÜŞ

Vaveyla Yazarı: Zehra 🦋

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 15.BÖLÜM=İLK GÖRÜŞ

İçimizi ısıtan bir bölüm ile başlayalım.Ben yazarken çok keyif aldım umarım sizde okurken aynı keyifi alırsınız.

"Güneş tenimi değil,kalbimi ısıtıyor,bir yaprak gibi savrulmadan,İlk kez bir yere ait hissediyorum."

Bölüm şarkısı =garezi var -kahraman deniz

İyi okumalar..

♡

Uçurumun ardında güneşin batışı,

Saçlarımı uçuran rüzgar,Sarılmış olduğum beden,çevremizde edilen danslar..hepsi benim için bir huzurdu.Hayatım boyunca ilk kez kalabalık bir ortamda huzurluydum.Acıyarak bakan gözler,acıdıkları için çevremde duran hiç kimse yoktu.
Şuan bu ortamda bulunan insanlar beni düşündükleri,beni gerçekten sevdikleri için buradaydılar..

"Bok koktu oğlum burası."Ege'nin sesiyle kafamı yasladığım omuzdan kaldırarak onlara baktım.Bir köşede iremle ege deli gibi dans ederken,diğer bir köşede oğuz ile Zeynep sohbet ediyordu."Sarı doğru söyle sen mi sıçtın altına?"

"He ben sıçtım Ege."Dedi oğuz bıkkınlıkla.Ege ne zaman fırsat bulsa oğuz'u sinir etmek için elinden gelen herşeyi yapıyordu."Ayrıca gelin oturun şuraya. Romantik bir şarkı çalarken siz horon
tepiyorsunuz."Adeta salaksınız der gibi baktı oğuz,irem ile Ege'ye.

"Ne yani duygusal bir şarkı çalarken horon tepilemez mi?"
İremle Ege'nin serçe parmakları bir birine kenetliydi.Kafalarını hızlı hızlı sallarken bir yandan da eğilim kalkıyorlar,ayaklarını öne arkaya doğru sallıyorlardı.

"Siz horon tepmiyor yerinizde tepiniyorsunuz."Kıkırdayarak cümlelerime devam ettim."Böyle bir dans etme,horon tepme şekli olduğunu sanmıyorum."

Ege bir anda yerinde durdu.Dolu gözlerle bana bakarken bir elinin tersini alnına yaslayarak eski yeşilçam filimlerini taklit etti.
"Şuan kalbimden vuruldum."
Onun taklidi beni daha fazla güldürürken mirza'da kahkaha atmamak için dudak içini ısırıyordu."Güvendiğim dağlara kar yağdı.Senden hiç beklemezdim bürütüs."

"Birde bayıl istersen Feriha."
Gözlerim Zeynep'e kaydı.
Ege'ye bakıyordu.Kafası arkasında ki ağaca yaslıydı."Bunca yıllık dizi izleyicisiyim böyle oyunculuk görmedim."İrem Zeynep'in lafının arkasından hemen lafa atladı.
"Şöyle durmaya son verir misin?
Aşırı komik gözüküyorsun."
Mirza sonunda dayanamayarak kahkaha atınca bizde ona katıldık.
Ege hala aynı pozisyonda duruyor bir santim bile kıpırdamıyordu.

"Harbiden bok kokuyor ya."
İrem'in gözleri şüpheyle oğuz'u buldu."Oğuz doğru söyle gerçekten tutamayıp bir yere bıraktın mı?"
Oğuz kendisine yapılan şakaları takmazdı tâki İrem'in sözlerine Zeynep dayanamayıp gülünceye kadar.

"Sen ne gülüyorsun? Hayır yani çok mu komik neye gülüyorsun?"
Zeynep gülmeye devam ederken oğuz sinirle ayaklandı."
Utanmadan hala daha gülüyorsun."

Zeynep'te ayağa kalktı."Herkes gülüyor.Sadece benim gülmem mi sorun oldu?"Ortam bir anda ciddileşince ne yapacağımızı bilemedik.Herkes öylece yerlerinde durmuş oğuzla Zeynep'in arasında ki gerilimi seyrediyordu."Oğuz sencede abartmıyor musun?"

"Hayır abartmıyorum.Gerçekten sıçtığımı mı düşünüyorsun?"
Sorun gerçekten bumuydu?
"Hayır yani sıçsam bile buraya sıçmam.Arkalara falan giderim neden ağzınızın içine sıçayım."
Ortamın ciddiyetini bozmamak adına gülmemeye çalışıyordum ama oğuz böyle ciddi ciddi konuşurken bu çok zordu.

"Tamam o zaman dağılıp etrafa bakalım.Bakalım oğuz sıçmış mı sıçmamış mı."Ege'nin gülen sesine benim sesim eşlik etti.

"Tarihe ilk bok arayanlar diye geçersek hiç şaşırmam."İrem bu anı bekliyormuş gibi gülmeye başlayınca mirza da ona eşlik etti.
"Oğuz Ege şaka yapıyor.Zeynep'te şakasına güldü.Kimse senin sıçtığını düşünmüyor."Ayağa kalkıp Oğuz'un yanına vardım.
Elimi omzuna atarken konuşmama da devam ettim.
"Merak etme eğer ben buralarda bok falan görürsem hiç kimseye söylemeden üzerini kapatacağım."
Oğuz'un yumşamaya başlayan ifadesini sözlerim tekrar ciddileştirmişti.

"Şu konuyu kapatın.Zaten yemek yemedik midem bulunmaya başladı."Sonunda mirza da konuşarak bize katılmıştı.
"Hadi ateş yakalım.Çadırları da kuralım."Korkmuş bir surat ile mirza'ya döndüm.Gözümü bile kırpmadan bakıyordum yüzüne.
O ise suratıma anlam veremeyerek bakıyordu."Ne,Noldu?"Hızlıca yanıma geldi.Suratımı avuçlarının arasına aldı."Canın mı yanıyor? Noldu?"

"Biz."Göz ucuyla ürkütücü olan ormana baktım."Burda mı kalacağız?"

"Evet.Bir sorun mu var?"Evet.
Sorun burda kalmamızdı.Oda bunu anlayınca rahatlıkla nefesini verip elini yüzümden indirdi.

"Sence yok mu?"

"Bilmem var mı?"

"Tabiki var."Etrafım da dönerek onlara korkumu anlatmaya çalıştım."Çakal,sırtlan,ayı,yılan."

"Fare,tilki,kurtu unuttun."
Ege'ye haklısın der gibi bir bakış atarak mirza'ya döndüm."Burası hiç güvenli değil.Burda her türlü hayvan vardır.Ya bizi parçalarlarsa.Biz uyurken çadırımız bir ayı tarafından saldırıya uğrarsa.Ya tam uykunun en tatlı yerinde korkuyla uyanıp uçuruma doğru koşar,korkudan oradan atlatsak.O zaman ne yapacağız.Tüm bunlarla nasıl baş edeceğiz."Hepsi bana şaşkınlıkla bakıyordu."Ne var.Tüm bu ihtimalleri düşünmek zorundayız.
Ben canımı yerde bulmadım.
Siz yerden mi buldunuz da bu kadar rahatsınız."Hiç kimse cevap vermedi mirza benim ben oğuz,İrem,Ege Zeynep'in yüzüne bakıyordum.

"Sakin olur musun?"Mirza bir adım atarak daha çok yaklaştı.
"Burda öyle şeyler yoktur diyemeyeceğim."Sağolsun içimi çok güzel rahatlatıyordu."Vardır."

"Böyle deyince gerçekten baya sakinledik abi."Dedi Zeynep korkulu sesiyle.Kızlar olarak korkuyorduk.Erkeklerin ise umrunda değildi.

"Hiç birşey olmaz ya.Bir ateş yaktık mı birde çadırları sağlam kurduk mu bişeycik olmaz."Ege yerinde zıplayarak heycanla oğuz'a katıldı."Ayrıca biraz aksiyon fana mı olur.Düşünsenize haberlere falan çıkıyormuşuz."

"Pardon da haberlere nasıl çıkmayı planlıyorsun."Elimi kare yaparak spker taklidi yapmaya başladım."Piknik için gittikleri ormanda kalan kılıç ailesi sabaha sağ çıkamadılar.Ayılar tarafından saldırıya uğrayan kılıç ailesi salaklıkları yüzünden canlarından oldular."Oğuz mirza bir birine gülen gözlerle baktılar.

"Piknik için gittikleri ormanda ayılarla savaşan kılıç ailesi adlarını ayılarla savaşan ilk insanlar olarak Guinness rekorlara yazdırdılar."
Ege aynı benim gibi faklı bir haber yaptı.Erkek olan varlıklar onun bu haberini komik bulmuş olacaklar ki gülmeye başladılar."Aşırı iyiydi."Dedi oğuz Ege'nin yanına geçerken.Onlarla eş zamanlı olarak kızlar gelip biri sağımda biri solum da durdu.

"Komik birşey görmüyoruz biz ortada."İrem ile ben Zeynep'e katıldığımızı belli edercesine kafamızı salladık.

"Hadi hadi cepe almaya son verinde çadırları kuralım.
Daha sonra mangalı yakarız."
Mirza harekete geçince kızlar olarak yerimizde durmaya devam ettik."An itibariyle hiç birşey yapmama eylemine başlamaya varmısınız?"İrem elini ileri uzattı.
Zeynep bana bakarken bende bir müddet ona baktım ve birlikte
"Varız."Diye bağırıp avucmuzu İrem'in elinin üzerine yasladık.
"İrzemir gurubu an itibariyle bir birine kenetlendi.Sıkıysa bize bir kelime daha etsinler."

🤝

"Madem öyle yaptığımız mangaldan da yemeyin.Çalışmayana ekmek yok."Mirza,Ege,Oğuz bir saate yakındır çadırlarla uğraşıyorlardı.
Çadırı güç bela kurduktan sonra ateş yakmışlar,mangalı yapmaya başlamışlardı.Şuan ise üçü birlikte köfteleri şişe dizerken Ege bizim çalışmamamıza söyleniyordu."Biz o mangaldan afiyetle yiyeceğiz sizde çalıştığınız ile kalacaksınız.Köleler çalışır sultanlar yer.Bu kural her yerde böyledir bilmiyor musunuz?"
Zeynep'in laf sokan sesine ben bile sinir olmuştum.İrem'in de Zeynep'in de ağızları çok iyi laf yapıyordu.Onların yanında ciddi manada sönük kaldığımı hissediyordum.

"Oraya gelirsem senin saçını başını yolarım sarı fırtına."
Ege'nin irem'e taktığı lakap aşırı hoştu.Aslında o bunu İrem'i sinir etmek için söylüyordu ama verdiği isim sinir olunamayacak kadar güzeldi."Ayrıca ben etlerin içine fare zehiri kattım."Bu ne saçma bir savunma tarzıydı böyle.
"Yani yerseniz ölürsünüz?"

"E biz yiyince öleceğiz siz ölmeyecek misiniz?"İrem bir müddet sinsi sinsi güldükten sonra cümlelerini devam ettirdi."Yoksa hayvan olduğunuzu kabul ediyor musunuz?"

"Şu çocukça kavganıza son verir misiniz? Gülünç duruma düşüyorsunuz."Dedi Mirza beni süzerken.Büyük ihtimalle onların kavgasına sırıtmam mirza'yı sinir etmişti.

"Yanlış anlaşılmasın ben irem ile Zeynep'in soktuğu laflara hayran kaldım.O yüzden gülüyorum."

"Sen bize hayvan demesine mi gülüyorsun yani?"Mirza köfteleri çevirmeyi bir kenara bırakıp ciddi gözlerle bakmaya başladı.
"Sen kocana hayvan denilmesine gülüyorsun ay suratlı."Diyerek kendince bir tespitte bulundu.

"Ben kocama bayılıyorum beyfendi.Lütfen onun hakkında böyle düşüncelere kapılmayın."
Gülecek gibi oldu fakat sinirli bakışlarını korumak için kendisini tuttu.Konuyu kapatmaya çalışma çabamı takdir ediyor olmalıydı.

"Benim kararlılık ektedir."Dedi Zeynep

"Gerçekten baya iyi ilerletiyorsun yapmış olduğumuz eylemi."Diye tamamladı irem.

"Zaaflarımın olması benim mi suçum?"

Mahcup bir şekilde sordum.İrem ise elini omzuma attı."Tövbe haşa asla.Tabiki senin suçun değil."
Dedi kınayan bir sesle.

"O değilde bu mangalı normal şartlarda gün ışığında yapmamız gerekmiyor muydu? Neden bu kadar geçe bıraktık ki?"

"Birincisi öyle bir kural olduğunu düşünmüyorum.İkincisi sizin yüzünüzden bu saate kaldı Zeynocuğum."

"Bizim yüzümüzden mi? Pardonda biz ne yaptık?"Zeynep iyiden iyiye sinirlenmeye başlamıştı.

"Sorunda orda işte siz hiç birşey yapmıyorsunuz.Eğer koca karı gibi konuşmaya son verip yardım etseydiniz daha erken bitebilirdi."
İrem'in boğazından alaylı bir gülüş kaçtı ve oğuz'a bakarak alay edermişcesine konuşmaya başladı.

"Siz şuan çok yardım ediyorsunuz,değil mi?"Gerçekten de hepimiz etrafa dağılmış oturuyorduk.Şuan mangalı yapan tek bir kişi vardı oda mirza'ydı.
"Bütün işi abim yaptı be."

"Nerde mirza yaptı be? Biz o çadırları kurana kadar kıçımız'dan kaç tane ter aktı sen biliyor musun acaba?"Uzun süredir sessizliğini koruyan Ege'de olaya el atmıştı."Tabi bilmezsiniz."Dedi bilmiş bir ifadeyle."Götünüz yere yapıştı oturmaktan,Kalkın artık."

Kıkırdamama engel olamadım.
Bu gurubun arasında kendimi daha önce hiç hissetmediğim kadar iyi hissediyordum.Onlar gerçekten bana çok iyi geliyorlardı.Ve bu zamana kadar hiç hissetmediğim aile sıcaklığını hissettiriyorlardı bana."Yemek hazır.Bir an önce yiyin sonra gidin zıbarın."Evinden kovma alışkanlığını bir müddetlik kenara bırakmıştı mirza.Tabi bu kovma işlemini tamamen bıraktığı anlamına gelmiyordu.

45 dakikanın sonunda atışmalar eşliğinde yemekler yenmiş herkes kendi çadırına çekilmişti.Oğuz Zeynep ile uyumak istemişti.
Ege ne kadar oğuz'a "ben sensiz uyuyamam"desede oğuz asla kabul etmemiş Ege'yi çadırından kovmuş Zeynep'i almıştı.Ben mirza ile bir çadırda,Ege ile iremde bir çadırda kalmak zorunda kalmışlardı.

"Sabatan beri dilin boyum kadardı.Şimdi ise sessizlik yemini etmiş gibisin."Mirzayla sarıldığımız battaniyeye biraz daha sokuldum.Tam şeklinde olan ayı seyrederken bir yandan da mirza'nın cümlelerine gülümsüyordum.
Benimle uğraşmadan bir saniye bile geçiremiyordu bu adam.
"Gülümseyerek mi anlaşacağız."
Gözlerimi aydan çekip ona diktim.

"Sesimi duymak hoşuna gidiyor olmalı."Gülümsedi ve olumlu anlamda kafa salladı.

"Gidiyor.Sesini duymak bana huzur veriyor."Bir müddet sustu bir karşısında ki aya baktı bir bana."Aslında seninle olmak huzur veriyor.Yani sesin,gülüşün."
Gözleri dudaklarıma kaydı.
"bakışın,"Daha sonra cümlesiyle eş zamanlı olarak gözleri gözlerime çıktı."kavgaların,laf sokmaların,"O kadar içten bir şekilde gülüyordu ki onu saatlerce bu şelikde izleye bilirdim."Kısacası bana huzur veren şey senin varlığın."Elini saçlarıma bastırarak beni göğsüne yasladı.
"Hep var olmaya devam et Mira.
Hep var olmaya devam et ki ben bu huzuru her zaman hissede bileyim."

Ne diyeceğimi bilemedim.Hep var olacağım diye söz verememedim.
O huzuru senden almayacağım da diyemedim.Yarın yaşayıp yaşamayacağım bile belli değilken ona söz veremezdim."Sen baya romantik bir adam oldun he.
İlk zamanlar da çeketini yüzüme fırlatıyor,beni boğmak istiyormuşsun gibi bakıyordun suratıma."Denizin kokusu burnuma gelince gözlerimi kapatıp havayı soludum.
"Şuan ise aşkla bakıyorsun.
Değerli bir hazineymişim gibi sarıp sarmalıyorsun beni."

"Bir hazineden daha değerlisin benim için."

"Ne kadar garip değil mi?"Meraklı sesiyle sordu."Garip olan ne?"
Onunla ilk tanıştığımız zamana gittim.Babam ölmüştü onun ölümü mirza ile beni bir araya getirmişti.Babam'ın katillerinden intikam almak peşindeyken şimdi hiç birşey yapamadan öylece duruyordum."İntikam için çıktığımız bir yolda bir birimize aşık olduk.Sen hiç kimsenin destek olmadığı kadar destek oldun bana.Hayatım koca bir yalandan ibaretti bunu bana sen gösterdin.Hastayım her daim baş ucumdasın.Canım yanacak diye ödün kopuyor."

Düzenli nefesleri,düzenli kalp atışları eşliğinde konuşmaya devam ettim.
O ise beni hiç bozmadan dinlemeye davam etti."Düşünüyorum da eğer hasta olmasaydım,yada babam ölmeseydi o zaman nasıl bir durumda olurdum? Hala hayatım da ki yalanlara inandırılmaya devam eder miyidim? Yada senin varlığından hiç haberim olmazmıydı?"

"Ben hayatında olmasam da dualarım hep seninle olmaya devam ederdi."Kafamı kaldırıp yüzüne anlam veremeyerek bakmaya başladım."Bakma bana öyle.Bunun ne demek olduğunu tabiki de sana açıklamayacağım."
Kaşlarım benden bağımsız olarak çatıldı.

"O ne demekti?"Cevap vermedi.
"Ne demek o? Lafı söyledikten sonra açıklamayacağım deyip kenara çekilemezsin."
Dudaklarımı sarkıtarak konuşmamı sürdürdüm."Lütfen söyler misin kocam."Altan yukarı ona nasıl bakıyorsam gözlerinin içi parlamaya başladı."Biliyorsun ben meraklı melahatim şimdi bunu açıklamadın diye kaç gece uyku girmez gözüme."Elimi kalbime koyarak öksürmeye başladım.
"Hem ben hastayım."Biraz daha şiddetli bir şekilde öksürdüm.
"Sen hasta olan karına kıyamazsın bence."

"ALLAH'TAN oyuncu falan olmadın sen."Gülmeye başladı.
"Şuan numara yaptığını biliyorum karıcığım."Gayet iyi oynamıştım inanıp inanmamak onun sorunuydu."Ben seni 4 senedir seviyorum Mira."Dedi bir anda.
Gözlerim kocaman oldu,nefes almayı unuttum."Seni ilk gördüğümde 16 yaşındaydın.
Bende 20 yaşındaydım."Ben donmuş bir şekilde onu dinliyordum oda buna aldırmadan anlatmaya devam ediyordu.

(4 sene önce 2021) Mirza'nın anlatımıyla

Ağaçtan sıkılan yapraklar kendini yere doğru bırakmaya başlamıştı.
Aylardan sonbahardı.Orman evinin verandasında sıcak kahvemi yudumlarken bir yandan da elimde ki kitabın son satırlarını okuyordum.
Karşı evin kapısı açılınca gözlerimi kitaptan karşı eve doğru çevirdim.Karşı evi babam'ın arkadaşına ihtiyaçı olduğu için vermiştim.Kalacak yerleri yoktu,ve adamın anlattığı kadarıyla hasta bir kızı vardı.Kızın adı mira'ydı.Onun hakkında ise tek bildiğim buydu.

Oldukça genç gözüken biri çıktı verandaya.Kahve rengi saçlarının arasında kızıllar vardı.Beyaz tenli 1.69 boylarında olmalıydı.
Kafasını kaldırdı ve gökyüzün de, bulutların arkasına saklanmış güneşe doğru baktı.Daha sonra yüzünde öyle bir gülümseme oluştu ki sanki o an dünyanın en huzurlu ortamındaydı.Bir saniye olsun gözümü çekmek istemiyordum yüzünden.Tarif edemeyeceğim kadar doğal bir güzelliğe sahipti.Tüm bunların yanı sıra çok zayıftı.Bir sıkımlık canı vardı.Nerden bakarsam bakayım çok kırılgan bir yapısı olduğu belli oluyordu.

Kahvemi ve kitabı mı elimden yanımda ki masaya bıraktım. Sakin bir şekilde yerimden doğrultup tahta korkuluklara doğru ilerledim.Ona attığım her adımda kalbim sıkışıyordu.Beni görmüyordu ve ben görmesini istiyordum.Gözlerim yüzünden kıyafetlerine kaydı.Üzerinde pembe panterli pijaması vardı.Saçları omuzlarına dökülmüştü.Daha önce pijamanın bir insana bu kadar yakıştığına şahit olmamıştım.Gözlerini kapattı ve güneşin yüzüne vurmasını gülümseyerek hissetmeye devam etti.Esen rüzgar saçlarını uçuşturdu o ise bundan daha fazla haz aldı ve inci gibi olan dişlerini gösterecek kadar güldü.

Onun yüzünde ki gülümseme ister istemez benide gülümsetmişti.
O an yapmamam gereken birşeyi yaptım ona doğru bir kaç adım atarken ismini fısıldadım.

"Mira."Duymadı.Benim adımlarıma eş zamanlı olarak oda arkasını döndü.Eve girecekti.

Girmesini istemiyordum.

Biraz daha kalmalıydı.

Kalbimi kasıp kavuran neydi bilmiyorum ama hoşuma gitmişti bu duygu.Ve sırf bu yüzden biraz daha kalmalıydı benimle.

O gün ona biraz daha kal diyemedim.

O gün onunla konuşamadım.

O gün birşeyler bana engel oldu ve yanına gidemedim.

Bunların hiç birini yapamasam da tüm günlerimi veranda da geçirmeye başladım.Belki beş dakika çıkarda varlığıyla huzur verir bana diye her gün bekledim.

Çoğu zaman çıkmadı.

Çıktığı zamanlarda ise hep aynı şekilde gökyüzünü seyretti.
Yağmur yağdığında yağmuru seyretti.Bulutlar siyahını üzerimize bıraktığında siyah bulutları izledi.

Bir kere olsun bedeni varlığımı hissetmedi.Bir kez olsun gözleri tenime değmedi.

O gökyüzünü ben ise onu izledim hep..

Elimden gelen tek şey dua etmek oldu.Onun için,bizim için dua ettim.

Ben ona onun haberi yokken dualarım ile selam verdim.

Ve kalbimi hızlandıran kadın.

Evet Mira'm

O kadın benim kabul olmuş en güzel duamdı..

(Günümüz 2025)

"Evet,senin haberin yokken sevdim ben seni Mira.Ben hep sana dualarım ile selam verdim."
Anlattığım şeyleri baştan sona hiç kesmeden dinlemişti.Şuan ise gözleri kocaman olmuş bir şekilde seyrediyordu beni.Alttan yukarı doğru bakması o kadar tatlıydı ki onu ısırmak istiyordum.Şaşkın hali beni gülümsetirken o kendini toparlamaya çalışıyordu.
Bir kaç kez dudakları açıldı ve kapandı.Birşeyler söylemek istiyordu fakat cesaret edemiyor olmalıydı ki konuşamıyordu.

"Ben nasıl hissedemedim seni?"
Tek sorduğu soru bu oldu.Sesi de yüzü ile aynı emareyi taşıyordu.

"Çok dalgındın.Bazen o verandaya ağlayarak çıkıyordun.Sebebini öğrenmek istiyordum ama olmuyordu.Sana ilk adımı hiç bir zaman atamıyordum."Biraz daha aynı pozisyonda kalırsa boynu ağrımaya başlayacaktı.Bu yüzden onu göğsüme bastırırken çenemi saçlarının üzerine yasladım.
Şuan soluduğum bu kokuyu o zamanlarda uzaktan hissediyordum.Rüzgar onun kokusunu bana getiriyordu.

"İlk zamanlar da bana çok kötü davranıyordun.Madem seviyordun neden nefret ediyormuş gibi davranıyordun?"Aklında bir sürü soru olduğumun farkındaydım.
Hepsini sormayacaktı ama sorduklarını cevaplamaya hazırdım.

"Nefret etmek değil sadece sana karşı sert olmaya çalışıyordum."
Derin bir nefes çektim."Çünkü duvarlarımı indirirsem sana haddinden fazla yaklaşa bilirdim."
Üşüyordu.Battaniyeyi ona biraz daha sararken mümkünmüş gibi biraz daha sakladım içime.
"İmam nikahının en büyük sebeplerinden bir tanesi sana rahat yaklaşmak istiyor oluşumdu."

"Daha ne kadar şaşıra bilirim acaba merak ediyorum."Hızlıca yerinde doğruldu aklına her ne geldiyse kaşları çatıldı."Madem bana yaklaşmak istiyorsun neden o zaman her seferinde benden kaçıyorsun?"Doğal olarak merak ediyordu.Bu konuyu anlatmak benim için zordu fakat ona kendisini kötü hissettirmek
istemiyordum.Ona dokunmamak için ondan kaçtığımı düşünmesi bile onun canını yakardı.

"İkinci sınıftaydım.Daha yaşım çok küçüktü.7-8 yaşındaydım.
O gün öğle yemeğinden sonra girdiğim derste karnım ağrımaya başladı.Yediğim bir şeyin dokunduğunu düşünerek lavobaya gitmek için izin istedim."Gözlerimi gözlerinden çekerek denize doğru çevirdim."Sıradan kalkıp dersten çıkana kadar o sınıfın hocası gözlerini üzerimde tuttu.Bakışları beni rahatsız etmedi çünkü o bize bilmediğimiz şeyleri öğretiyordu.
O bizim öğretmenimizdi."
Yutkundum.Ne zaman o güne gitsem aynı duyguları hissediyordum...Korku bu yaşta bile vücudumu ele geçiriyordu.
Canım yanıyordu."Kabinden çıktığım da aynı adam kapının önünde beni bekliyordu.Onu ilk gördüğümde çok korktum.Çünkü dersteydi ve ben lavobaya gelince oda gelmişti."Gözlerimi indirerek gözleri dolan kadına baktım.Kollarımın arasında titriyordu farkında değildi ama oda korkuyordu.Korkusu bu sefer de benim içindi.Mira yine benim için,o küçük çocuk için korkudan titriyordu.

"Bir şeylerin yanlış gittiğini o yaşta bile fark ettim.Ellerimi bile yıkamadan lavabodan çıkmak için kapıya doğru yürüdüm ama kapıya varmadan o bana arkadan kollarını doladı.Bir eliyle ağzımı kapatırken küçücük bedenimi duvara yasladı.Çabaladım Mira, çok çabaladım ondan kurtulmak için.Ama olmadı o iğrenç dudakları ile beni öptü."Sesimin titremesine engel olamadım."Vücudumun her yerinde gezdirdi ellerini.Gözlerimde ki yaşlara rağmen,korkmama rağmen beni bırakmadı."Daha fazla devam etmek istemiyordum.İçime çöken ağırlık çocukluğum içindi.
Korkan,ağlayan mirza içindi.

İstemsizce sol gözümden bir damla yaş düştü.Bu zamana kadar kimsenin önünde ağlamamıştım.
Benim göz yaşlarım da,
Korkularımda Mira'nın yanında ortaya çıkıyordu.Onun ruhunda kendi ruhumu görüyordum.
Çoğu zaman onun ruhuna sığınıyordu ruhum."

Elini ısırıp kendimi koridora atmasam o gün, o lavaboda daha kötü şeyler olabilirdi.O gün ben tacize uğradım ama cinsel istismara da uğraya bilirdim.Ben o lavaboda çocukluğumu bıraktım Mira.Bir daha eskisi gibi olmadım.
Babam dahil hiç kimseye sarılmadım.Erkeklerin gereksiz yakınlıklarından bile rahatsız oldum.Ben bir tek sana içim rahat bir şekilde sarıla biliyorum.
Bana ilk sarıldığın zamanı hatırlıyor musun."Olumlu anlamda kafa salladı.

"Hastanedeydik,sana ilk o gün sarılmıştım."Dedi.Sesi gözyaşlarının aksine güçlü çıkıyordu."Sen o gün bana sarıldığında kendimi güvende hissettim ve rahatsız olmadım."
Yüzüne içten bir gülümseme yerleştirdi.İkimizde sessiz bir şekilde ağlıyorduk.

Yine o güvende hissettiren varlığı ile göğsüme sığınıp kollarını vücuduma doladı.Konuşmadı ama beni anladı.

Varlıklar şifa olur bazı yaralara demiştim ona bir keresinde.
Bugün ve her gün Mira'nın varlığı şifa oluyordu bana.

Bir tek onun yanında iyiydim.

Bir tek onaydı göstermiş olduğum güçsüzlük.

O an, geçmişin karanlık gölgeleriyle sarılmış ruhumda ilk kez bir pencere aralandı. Mira'ya sarıldığımda, içimde yıllardır taşıdığım yük hafifledi sanki. Onun sessizliği,en gürültülü fırtınalarımı dindiriyordu.
Ben kelimeleri bitirirken, o beni anlamaktan hiç vazgeçmedi. Kimsesizliğimin içinde bir "kimse" olmuştu.Ve ben ilk kez, başımı birine yaslarken utanmıyordum. Kırıklarımı saklamıyordum.Çünkü Mira'ya anlatmak, kendime iyileşme izni vermekti.Ona anlattığım her şey, biraz daha nefes almaktı.

Ve şimdi biliyorum...
Bazen bir insan,bir başkasının kurtuluşu olurdu.

Mira'da benim kurtuluşumdu...

●●●●

SELAMLAAAAR

Nasılsınız bakalım?

Benim ruhum bu bölümün sonunda bin parçaya bölündü resmen.

Bölüm sonunu yazarken kaydetmediğim son paragraflar silindi.Kalvyede kaldıramadı mirza'nın içler acısı durumunu:((

Sorular

1.Mirza'nın anlatımıyla okuduk bölüm sonunu.Mirza'nın anlatımı hoşunuza gitti mi ?

2.Peki mirza'nın 4 sene öncesinde Mira,yı görmesine,onu sessizce her gün izleyip aşık olmasına şaşırdınız mı?

3.En sevdiğiniz sahne neresi oldu?

4.Ege ile iremin dansı,oğuzun ile Zeynep'in atışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bölüm başında ki olayı yazarken kahkahalarla güldüm resmen.
Umarım sizde eğlenmişsinizdir.

Bir dahaki bölüme görüşürüz Kendinize iyi bakınnn Kocaman öptüm hepinizin bal yanaklarından 🦋😘

Kalbi de kendiniz gibi parlatır mısınız ? 💖

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.