18.BÖLÜM=AKLIMA SEN GELDİN

Vaveyla Yazarı: Zehra 🦋

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 18.BÖLÜM=AKLIMA SEN GELDİN

Merhabalar

Yeni bölümle karşınızdayım.

Umarım beğenirsiniz.

Bu bölüm sakinliğimizi biraz daha koruyacağız..

İyi okumalar..

♡

"Onunla tanıştıktan sonra anladım huzurun ne demek olduğunu.."

Daha önce hiç olmadığı kadar sakindi hayatım.Mirza'nın bana evlenme teklifi etmesinin üzerinden tam tamına üç hafta geçmişti.Bu üç hafta içerisinde odamı hastane odasına çevirmişlerdi.Evin içerisinde tedavi alıyordum.Tedaviye başladığımdan beri ise mirza bir saniye olsun yanımdan ayrılmıyordu.Her an her dakika yanı başımdaydı.Evimizin muhteşem dörtlüsü de her gün olmasada sık sık beni görmeye geliyordu.

Ege'nin ve İrem'in komiklikleri,
Zeynep'in oğuz'a attığı tiripler,
Oğuz'un Zeynep'in her sözüne alınması bile,gerçekten iyi hissettiriyordu.

Aldığım ilaçlar çok ağır olduğu için günün yarısını uyuyarak geçiriyordum.Sürekli mide bulantısı çekiyor baş dönmesi yaşıyordum.Sinan'a bunları söylediğimde kullandığım ilaçların yan etkileri olduğundan bahsetmişti.Tabi tüm bunların yanı sıra beni en çok korkutan şey, kafamın içinde ki seslerin
öncekilere bakınca daha çok artmış olmasıydı.İyileşmeye başladığımdan ötürümü bilmiyorum ama gördüğüm sanrılarda çoğalmaya başlamıştı.

Sürekli Sinan'ın ve mirza'nın gözetimi altında da olsam bu durum beni oldukça rahatsız ediyordu.Kendime değil ama çevremdekilere zarar vermekten korkuyordum.

Üzerimde ki tepsiyi yanımda ki komedinin üzerine bırakıp ilaçlarımı aldım.Elimde toplam 3 tane ayrı ayrı ilaç vardı ve bu içtiğim ilaçların sadece çeyreğiydi.Bir günde toplasam on'a yakın ilaç içiyordum ve hepside çok ağırdı.

Haplardan bir tanesini su yardımı ile zorlukla yuttum."Hap içmeyi sevmiyorum."Diyerek yanımda ki koltuğa oturmuş kitap okuyan mirza'ya küçük bir şikayette bulundum.Sesimi duyunca kafasını kaldırıp gözlerini üzerime dikmişti."Boğazıma takılıyorlar ve bazen yutamadan dilimin üzerine eriyorlar."Yüzünü buruşturunca bu durumu onunda sevmediğini anladım.

"Senin için onları ezebilirdim."
Ezip suya katarak içmek gerçekten iyi olabilirdi."Ama böyle yapmak ilaçların etkisini azaltıyor olabilir bu yüzden Sinan'a sormadan birşey yapamam."Ona üzgün gözlerle bakmaya başlayınca bu durumun beni tahmininden daha çok rahatsız ettiğini anladı.
"Hemen sarkıtma şu dudaklarını lanet kadın."Koltuktan kalkarak elinde ki kitabı ters bir şekilde oturduğu yere bıraktı.

"Sana kıyamadığımı biliyorsun.
O yüzden ne zaman istediğini yaptıramazsan dudaklarını sarkıtıp gözlerini dolduruyorsun."
Yanıma gelip elimde kalan hapları aldı.

"Şikayet ediyormuşsun gibi hissediyorum."Yatakta geriye yaslanarak yüzüne bakmayı sürdürdüm."Böyle olmam seni rahatsız mı ediyor?"

"Sence bu mümkün mü?"Ben ne bileyim adam.Bilsem zaten sana sormazdım,değil mi?"Şuan tedavi görüyorsun ve benim senin iyiliğin için hile yapmamam gerekiyor ama.."Bir müddet susup derin bir nefes aldı ve devam etti."Sana kıyamıyorum.Sana kıyamadığım içinde sana kızmak yerine kendime kızıyorum."Hile dediğide alt tarafı ilacı ezerek içmeme izin verecekti.

Yinede gerçekleri söylemek istiyorum ki oda şuydu.Benim için kendini çok fazla yıpratıyordu.
Tedaviye başladığımdan beri bu durum daha fazla gözüme batmaya başlamıştı."Şimdi tek sefere mahsus gidip ilaçlarını ezip getireceğim."Odanın çıkışına doğru yürüdü."Daha sonra Sinan'ı arayıp artık bu şekilde yapabilir miyiz diye soracağım."Dedi ve kapıyı açıp odadan çıktı.

Şuan nedense sınavda gizli gizli kopya çekiyormuş gibi hissediyorum.Belkide sinan'ın haberi olmadığı için böyle hissediyordum.Tam olarak bende kendimi anlamış değildim.

Aradan geçen 15 dakikanın sonunda mirza tekrar odaya girince elimde ki telefondan kaldırdım kafamı."İzin çıkmadı."Dedi mutsuzca."İlaçları ezerek içmek boğazı,mideyi tahriş edebilirmiş.Bu yüzden bütün olarak içmen gerekiyor."Yanım varınca elinde kalan iki hapı tekrar bana uzattı.Onu daha fazla üzmek istemediğim için hemen alarak ilaçların ikisinide içtim.
Hapları zorlukla yuttuktan sonra kafamı kaldırıp gülümseyerek yüzüne baktım."Ben kafamda büyütüyorum sanırım.O kadar da kötü değilmiş."

Onun için yalan söylediğimi anlayınca gülümseyerek nefesini verdi.Ayakta dikilmeye son verip yatakta hemen yanıma oturdu.
Eli saçlarımı bulurken gözleride seyrekleşen saçlarımdaydı.
"Senin için dökülme karşıtı bazı yağlar,şampuanlar aldım."Elini saçlarımda gezdirip gözlerinde ki kederle yüzüme bakmayı sürdürdü."Banyoya bıraktım.
Onlarla saçlarını yıkarsın."
Olumlu anlamda kafa salladım.

Günden güne eriyordum.Eskiden kilo zor verir çabuk alırdım ama şuan işler tam tersine dönmüştü.
Şimdi kiloları gayet hızlı verirken çok zor alıyordum."Hatta istersen seni şimdi yıkaya bilirim."

Güzel fikirdi ama onu daha fazla yormak istemiyordum."Kendim yapabilirim."Diyerek teklifini reddettim.

"Kendinin yapabileceğini biliyorum ama ben yapmak istiyorum."Fazla ısrarcı bir adamla karşı karşıyaydım.

Kesinlikle Şikayetçi değildim.

"Hem belki severek yıkarsam saçlarını,daha fazla dökülmezler."

Son cümleleriyle birlikte yutkundum.Saçlarımın dökülmesi onu diğer her şeyden daha fazla üzüyordu.Konuşurken sürekli gözleri saçıma kayıyor ve bakışlarına bir hüzün çöküyordu.
Saçlarımın dökülmesinin hastalığımla alakası yoktu.
Sadece çok fazla stres yapıyordum.Buda vücudum da istemediğim olaylara yol açıyordu.

"O zaman saçlarımı hep sen yıka."
Onun varlığı bende bağımlılık yapmıştı.Madem saçımı yıkamak istiyordu o zaman bu işi bundan sonra hep onun yapması gerekiyordu.Bir kere o tadı alırsam bir daha kolay kolay bırakamazdım.Elini saçlarımdan indirdi ve yataktan kalkarak elimi tuttu."Saçlarının benim ellerimi daha çok seveceğine kalıbımı basa bilirim."Kıkırdayarak peşine takıldım.

Benimle çocuklaşmasına hayrandım..

Odanın içerisinde ki banyoya girince ne yapacağımı bilemedim.Öylece ellerim önümde bağlı bir şekilde onun hareketlerini izlemeye başladım.

İlk öncelikle sıcak suyu açarak küveti doldurmaya başladı.Daha sonra lavabonun yanında ki kutudan banyo topu alarak suyun içerisine attı."Şuan annesini izleyen küçük çocuklar gibi gözüküyorsun."Başka ne yapabilirdim ki?

Ayrıca o kendisini baba'ya benzetmek yerine anneye mi benzetti?

"Seni anne olarak hayal ettimde."
Sırıtarak sözlerime devam ettim.
"Şu tipinle senden asla anne olmazmış."Sağ elini beline koyarak bana kaşları çatık bir şekilde bakmaya başladı.

"Ne varmış benim tipimde."
Daha fazla kahkaha attım.

"Düşünsene bütün gün evde 2 tane çocukla uğraşıyorsun.Erkek çocuğun kız kardeşini dövünce,kızın gelip sana şikayet ediyor ve sen üstünde uzun bir etek,çicekli biz uzun kollu ile elinde terlikle onları kovalıyorsun."Kahkahalarımı durduramıyordum.

Belki bu kadar gülmem kulağa saçma geliyordu ama gerçekten onu bu şekilde hayal edince gülme krizlerime engel olamıyordum.
"Göğüsleri kocaman ve sakallı bir anne."Mirza da bu dediklerimi hayal etmiş olacak ki gülmemek için kendisini zor tutuyordu.

Küvet taşmaya başlayınca bakışlarını zar zor benden çekerek hemen suyu kapattı.
"Al işte dikkatimi dağıttın su taştı."Hala eli belinde bana kızıyordu.

Anne olma yolunda emin adımlarla ilerliyordu ve bunun farkında bile değildi.

"Gel şimdi buraya.Seni bir haşlayayımda gör bakalım benimle dalga geçmek neymiş."
Vücudumda ki korku daha ağır bastı ve ben korkuyla kapıya doğru koştum.Tabi bir kaç adım atmaya kalmadan tişörtümün yakasından tutarak bana engel oldu.

"Nereye kaçıyorsun."

"Anne valla bir daha yapmayacağım."Diyerek yarım bıraktığım oyunu sürdürdüm.

"Sus sus,anneyle dalga geçilmez."
Beni kendisine doğru döndürerek üstümde ki tişörtü bir çırpıda çıkardı.Onun karşısında kırmızı sütyenle kalınca utanmadım.

Ben neden utanackmışım canım.
Beni soyan oydu,o utansın.

"Seni soymam hoşuna gidiyorsa hiç durmadan devam edebilirim."
Kısaca bana kendin soyunur musun yoksa ben devam edeyim mi diyordu.Omuz silkerek onu takmadığım gösterdim ona.

"İstediğin kadar soya bilirsin beni"Dudaklarımı ısırarak kendimce ona cilve yapmaya çalıştım.Ne kadar başarılı olduğum ise büyük bir tartışma konusuydu.

"Birilerinin canı yaramazlık yapmak istiyor anlaşılan."

"Yo benim canım yaramazlık istemiyor."Ona biraz daha yaklaşarak cümlelerime devam ettim."Benim canım öpülmek istiyor."Öylemi dercesine kafasını eğip bana biraz daha yaklaştı.
Onun kendisine has kokusu burnuma dolunca derin bir nefes çektim.

Kokusunda huzur bulduğumu daha önce söylemişmiydim?

"Madem benim güzelimin canı öpülmek istiyor o zaman söz dinleyen bir koca olarak bu isteğini yerine getirmem gerekiyor."Dedi ve bir saniye bile düşünmeden dudaklarını dudaklarıma bastırdı.

Asla geri durmadan ona karşılık vermeye başladım.Her seferinde aynı arzu ve istekle nasıl öpüyordu anlayamıyordum.
Gerçi bende her seferinde aynı şekilde karşılık veriyordum ona ama onun öpüşünde,dudaklarında daha garip bir duygu vardı.
Kollarımı boynuna dolayıp daha rahat olmak için parmak uçlarıma kalktım.

Ona ulaşmak için üstün bir çaba sarf ettiğimi görünce baldırlarımdan tutarak beni kucağına aldı.Bacaklarımı beline doladım.Oda geriye doğru bir adım attı.Tabi arkasında ki küveti unuttuğu için dengesini toparlayamadı ve birlikte küvetin içerisine düştük.İkimizin suya düşmesi ile birlikte ağzımdan bir çığlık kaçmış küvetin içerisinde ki sularda biraz daha etrafa dökülmüştü.

O kadar doldurursa olacağı buydu işte.

Bir saniye biz suya düştük ve hala öpüşmeye devam mı ediyorduk?

Yuh artık ya.

Bu adam gerçekten beni öpünce kendisini kaybediyordu.

Zorlukla ondan ayrılarak yüzüne baktım."Bilmem farkında mısın ama suyun içerisine düştük."
Yani dercesine bakmayı sürdürünce sorun bende mi diye düşünmeden edemedim.

"Bu durmamız için bir neden değil."Yok azizim bu adam gerçekten azmış.

Sende öylesin dediğinizi duyar gibiyim.

En azından ben duracağım yeri biliyorum.

"Sen gerçekten sapıtmışsın."

"Ben sana sapkınım kadın."Dedi ve tekrar beni öpmeye başladı.

4 SAAT SONRA

"Bitmedi mi ya hala."Sonunda isyan ettim.4 saattir banyodaydık.
Bunun üç buçuk saatinde bir birimizi tüketmiştik.Evet ikinci kez onunla birlikte olmuştum.

Artık banyoda da yapmadım demem.

Geriye kaldı 12 oda.

"Derimi yüzdün hayvan."
Diyerek bağırdım.Kafamı öne doğru ittirince oturduğum yerde öne doğru eğildim.İkimizde küvetin içerisindeydik hala.
O arkamda otururken ben onun iki bacağının arasında dizlerimi kendime çekmiş öylece duruyordum."Ya yavaş yavaş."
Bu kezde tarağı kafama hafif bir şekilde vurdu."Ahhh kafam kırıldı."Sızlanmaya hiç durmadan devam ediyordum.

"Abartma.O kadar sert vurmadım."Dedi umursamazca.
Birde kendisini savunması yok mu?

Tam dayaklıktı tam.

"Ne zaman bitecek bu işkence?"

"Kızım banyoya girdiğimizden beri bir susmadın.Az sus ya."Kollarımı göğsümde birleştirdim.Döverek banyo yaptırıyordu isyan edincede sus diyordu hayvan herif.

"Aynı annem gibi yıkıyorsun beni."
Evet küçükken ne zaman annem beni yıkasa mirza gibi kafama vura vura yakıyordu.Saçlarıma temiz bakmadığım için her seferinde dayak yiyordum.

Tabi tüm bu dayaklara rağmen uslanmıyordum orası ayrı konuydu.

"Ne güzel işte.Anıların canlandı benim sayemde."Maşallah her söze bir cevabı vardı.

"Lan manyak adam,bırak artık beni."Küvetten kaçmaya çalışınaca belimden tutarak beni tekrar yerime oturttu.

"Rahat dur."Bir kez daha aynı uyarıyı verince isyan edercesine bağırdım.Bir daha bununla banyo yaparsam iki olsun.

Resmen saatlerdir elinin altında can çekişiyordum.

"Hom bolko Sovorok yokorsom bor doho dokolmozlor."Diyerek onu taklit ettim.Bundan 5 saat önce söylediği cümleler tam olarak bunlardı."Sen severek değil,resmen döverek yıkıyorsun saçlarımı.Bu durumda tehdit altında kaldıkları için bir daha dökülmeyeceklerine eminim."

"Eğer bir daha dökülmeyeceklerse hep döverek yıkarım ben,merak etme sen."Sesinden eğlendiği ve benimle kafa bulduğu o kadar belli oluyordu ki.Beni dövmesi yetmiyordu birde alay ederek sinirlerimin bozulmasına yol açıyordu.

Yok arkadaş yok.Bu adam zorba olmayı romantik olmaktan daha iyi beceriyordu.

"Resmen pireyi deve yaptın.
Seni dövmüyorum.Sadece hafif itiyor birazda kafanı okşuyorum."
Ne? Bunları cidden söylemiş olamazdı,değil mi?

"Resmen Çin şiddetinin taktiklerini üzerimde denedin ve hala kafanı okşadım mı diyorsun sen."Saçlarımı taradığı tarağı yanına bırakarak suyu açtı.
Kaynar su beni haşlayınca çığlığım banyoyu doldurdu."Yandım anaaam."Mirza'nın elinin altında debelenerek yine kaçmaya çalıştım.Ayağımı dışarı atmıştım ki bana engel oldu.

Sinir krizlerine girmeme ramak kalmıştı."Özür dilerim.Suyun kaynar tarafta olduğunu
unutmuşum."Kafamı suyun altına sokup yıkamaya başladı.

"Özür mü dilersin?"Kafamda ki şampuanlar yüzüme doğru akıp konuştuğum için ağzıma girdi.
İşin daha kötüsü ise saçımdan akanlarla yüzümü yıkamış olmasıydı.Resmen arkadan kolunu boynuma dolamış avcunun içiyle yüzümü yerinden sökmeye çalışıyordu.

"Ah burnum."Bu adam elinin ne kadar ağır olduğunu bilmiyormuydu ya?"Burnumu rahat bırak lanet adam."Baş ve işaret parmağı ile burnumu sıkıyor ve bana burnunu temizle diyordu.

Boşuna demiyorum bundan anne falan olmaz.Hem burnumu onun avucunun içine temizlemek ne ya.
Sanırım kusacağım.

Ben bile kendimden iğrenirken o nasıl benden iğrenmiyordu?

"Rahat dur.Neredeyse bitti."
Bir an önce bitmesi için hareket etmeyi kestim.

Beş dakikanın sonunda"Tamam bitti."Dedi sakin sesiyle.Size yemin ederim.O küvetin içinden nasıl kalktığımı,bornozumu alarak banyodan nasıl kaçtığımı bile bilmiyordum.Yine beni tutacak ve işkencelerine kaldığı yerden devam edecek diye çok korkmuştum.

"Kurtulduğunu sanıyorsan yanılıyorsun."Mirza'nın sesini duyunca isyan ederek arkamı döndüm.Üzerinde sadece bir havlu vardı.O havlu ise sadece belinden aşağısını tutuyordu.
Vücudundan damlayan sular karın kaslarından kayarak kasıklarına iniyor ordan da havluya hapsoluyordu.Bu görüntüyü saatlerce izleyebilirdim fakat şuan daha önemli işlerim vardı.

Ne gibi mi?

Mirza'dan kaçmak gibi.

Banyoda onu çektiğim yetmezmiş gibi birde burada çekemeyecektim."Ne istiyorsun benden?"Dedim ağlamaklı bir sesle.Bir daha bu adam bana banyo yaptırmak istediğini söylerse onu camdan aşağı atarım.

Evet bunu kesinlikle yapardım.

"Saçını kurutacak ve seni giydireceğim."Oldu paşam başka.

"Bakma öyle suratıma ve yanıma gel."Onun yanına giderek kendi canıma kasdetmeyi reddediyorum.

Gözlerim kapıyı buldu."Kaçmayı aklının ucundan bile geçirme ve buraya gel."Tabiki de onu dinlemedim ve kapıya doğru koştum.Benimle eş zamanlı olarak oda üzerime koştu ve ben daha kapıyı açamadan beni yakaladı.

"Lan bırak beni bırak."Hayır,hayır bu cani adamın önünde kesinlikle sinir krizi geçirmeyecektim.
"Noldu ya o kibar adama.
Bana kıyamayan adama nolduuu?"Beni götüne takmadan peşinden sürükleyip yatağın üzerine oturttu."Git sen,o gelsin.
Ben onu istiyorum."Kollarımı göğsümde birleştirdim.O kibar mirza her nerde saklanıyorsa bir an önce ortaya çıkmalıydı.

"Mira sencede biraz abartmıyor musun?"Dolaba yürüdü ve benim için kıyafet seçmeye başladı.

"Abartmak mı?"Bunu gerçekten söylemiş olamaz.Evet,evet kesinlikle ben yanlış duydum.
O öyle birşey söylemedi.
"İlk önce ırzıma geçtin."
Teknik olarak bende onun ırzına geçmiştim."Sonra kafamı kırıp,omzumu morarttın."
Elinde ki kıyafetlerle yanıma adımladı."Daha sonra tarakla saçlarımı yoldun."Elindekileri yatağın üstüne bırakıp bir kaç adım geri çekildi."Buda yetmezmiş gibi derimi yüzüp beni haşladın."

"Yok artık."Sanki tüm bunları yapmamış gibi bana şaşkınlıkla bakıyordu."İlk öncelikle ırzına geçmedim sadece seks yaptık."

Haklımıydı?

Belki.

"İkinci olarak sana sadece banyo yaptırdım."

"Hayır sen bana işkence ettin."
Bana sen iflah olmazsın der gibi baktıktan sonra yanıma gelip üzerimde ki bornozu çıkarttı.

"Kendim giyine bilirim."Onun elinin altında bir saniye daha kalmak istemiyordum.

"Tamam o zaman sen giyin bende giyineyim."Kapıya doğru yürüdü.
Her ne kadar aynı odada kalsakta kıyafetlerimiz hala farklı odalardaydı.Kapıya varınca göz ucuyla bana bakıp küçük bir uyarıda bulundu."Seni öldürmeyecek sadece saçlarını kurutacağım."Orası şüpheliydi."Sakın kaçayım deme ve burda beni bekle."Dedi ve odadan çıktı.

"Acaba neden sadece saçımı kurutacağına inanmıyorum."
Bu banyo faciasından sonra ona olan güvenim yerle bir olmuştu.
Ve bundan sonra kolay kolay güveneceğimide sanmıyordum.

Gerçekten abartıyor muyum diye kısa bir an düşündüm ve abartmadığım kanâtine vararak üzerimi giyindim.

......

Sporcu atletimi üzerime giyinip,ipekten olan siyah gömlekle kombinimi tamamladım.
Ben üzerimi giyinmeyi bitirir bitirmez mirza tekrar odaya girdi.

Gözlerim hızlıca üstünü taradı.
Siyah bir pantolon ve siyah bir tişört giyinmişti.Sanırım bu adamın başka renkte kıyafeti yoktu.Bakışlarım yüzüne çıkınca sinsi sinsi sırttı,böyle yapması beni daha çok korkuturken o gayet rahattı.

.....

"Boynum koptu."Evet yine ben ve evet yine sızlanıyordum.Mirza odaya girer girmez konuşmama fırsat vermeden beni kendi giyinme odasına sokmuş,yerde ki pufun üzerine oturtturmuştu.
Kendiside hemen arkadamda, ayakta durmak sureti ile saçlarımı örüyordu.Yanlış duymadınız saçlarımı kurutup yağladıktan sonra benim için bazı saç modellerini öğrendiğini söylemişti.Ve"saç örmek saçların sıkılaşmasını sağlıyor,dökülmeyi azaltıyor"demiş itiraz etmeme fırsat bile tanımamıştı.

"Boynumu birazcık indireyim mi?"15 dakikadır boynumu arkaya eğmiş yaptığı örgünün bitmesini bekliyordum.Bu şekilde durmak boynumun ağrımasına neden oluyordu.Bu yüzden de çok fazla konuşuyor,ve beni rahat bırakmasını söylüyordum.Tabi o bunların hiç birini ciddiye almıyordu."Biraz eğe bilirsin."Komutuyla hızlı bir şekilde kafamı eğdim.
Fazla aşağı indirmiş olmalıyım ki sitemli sesiyle konuştu.

"Biraz indir dedim."

"Boynum koptu diyorum vicdansız adam."Bana banyo yaptırdığından beri fazla sızlandığımın farkındaydım.Ama onu bu şekilde zorlamak hoşuma gidiyordu.
Tabi ben onu zorlayınca oda benimle uğraşmaktan geri kalmıyordu."Balık sırtımı örüyorsun?"Sol kulağımın yanında bir tutam alarak diğerlerinin arasına kattı.

"Evet."Şuan elinde ki işe o kadar fazla odaklanmıştı ki sorularıma kısa kısa cevap veriyordu.Israrla soru sormaya devam edince ise dikkatimi dağıtıyorsun diyerek beni susturuyordu.

"Çok uğraştın mı bunu öğrenmek için?"

"Nasıl yapıldığını anlamam bir hafta mı aldı."Şaşkınlıka ona bakmak için kafamı çevirdim.

"Sen ciddi misin?"Gözleri şaşkın yüzüme dönünce gülümsedi.

"Tabiki ciddiyim.Bu örgünün ne kadar zor olduğunun farkında mısın?"Tek eliyle kafamı tutarak önüme çevirdi.

"Biz kızlar için çok zor değil ama tabiki siz erkekler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim."Saçlarımın ucuna geldiğini hissedince sabırsızca yerimde kıpırdadım.
Bir an önce nasıl olduğunu görmek istiyordum.

Benim için bir haftasını vermişti.
Güzel olsada olmasada bayılacağıma emindim.
Tokayla saçımın ucunu tutturdu.

Oturduğum yerden kalkarak yönümü ona çevirdim.
"Nasıl oldu?"

"Çok yakıştı."Arkasında kalan dolaba ulaşmak için bir kaç adım attı.Çekmeceden küçük bir poşet çıkarıp tekrar karşıma geldi.
Poşetin içinden küçük kare bir kart çıkmıştı.

Bu kart ne alaka diye düşünürken kartın üzerine yapışıklı olan mavi kelebekli iki adet tokayı gördüm.

"Bunları görünce aklıma sen geldin."Tel tokalardan bir tanesini çıkartarak sağ kulağımın hemen üzerine çapraz bir şekilde sabitledi."Kelebekler bana seni yansıtıyor."İkinci tokayıda çıkartarak onuda aynı yere taktı.
"Senin kadar masum ve güzeller."
Ben alttan yukarı onu hayran hayran izlerken o bütün ciddiyetini saçımın üzerinde yoğunlaştırmıştı.Aynı zamanda da sıcacık sesiyle konuşuyordu.

Herhangi bir zamanda bile onun aklına geliyordum..Bu gerçekten mükemmel bir histi.

Aslında bakarsanız bu şekilde sevilmek,bu şekilde değer görmek mükemmelin de ötesinde bir durumdu.

Umarım herkese böylesine saf ve temiz sevilmek nasip olur..

"Şimdi tamam işte."Omzumdan tutarak beni aynanın önüne getirdi.Ayaklı aynanın önüne gelince heycanla kendimi inceledim.Gayet düzenli bir şekilde örmüştü saçımı.Tüm çizgileri eşitti.Kulaklarımın hemen yanından birer tutam saç sarkıyordu.Bu şekilde düğüne bile giderdim.

Aldığı tel tokatları ise arka arkaya takmıştı.Harika olmuştum ve kesinlikle bu kadar iyi olmasını beklemiyordum.

"Çok güzel olmuş."Dedim sesime yansıyan hayranlıkla.Arkadan belime sarılarak beni göğsüne çekti.Kafası boyun girintime yerleştirerek derin bir nefes çekti içine.

"Korktuğun kadar yokmuş,değil mi?"Gülerek kafa salladım.

"Döverek banyo yaptırdığın için biraz korktum işte."Hala aynı konunun üzerine,aynı ısrarcılığı sergilediğimi görünce kaşlarını kaldırdı.

"Seni dövmedim."

"İşkence ettin."

"Etmedim."

"Haşladın."

"Haşlamadım."

"Derimi yüzdün."

"Yok ebesinin artık ya."Diyerek beni bırakıp arkamdan uzaklaştı. Onun isyanına karşılık kahkaha atınca sinirle yüzüme bakmaya başladı."Benimle dalga mı geçiyorsun sen?"

Vücudumu ona doğru çevirdim.
"Yoooo."

"Yoo mu?"

"Evet yoo."Ağzımı yayarak konuşmam onu rahatsız etmişti anlaşılan.

"Şuan çenen kırılmış gibi konuşuyorsun."Onu sinir etmek için aynı şekilde konuşmaya devam ettim.

"Canıma kastettin."Hadi o bana sinir oluyordu.Peki ben neden kendimi boğmak istiyordum.
"Seni polise şikayet edeceğim tatlım."Yanından geçip kapıya doğru ilerledim.

"Kızım düzgün konuşsana."

"Zaten normal konuşuyorum."
Giyinme odasından çıktım oda hemen peşimden geliyordu.

"Normalini bilmesem inanacağım."Peki tamam.
Bu gerçekten..aşırı sinir bozucu bir konuşma şekliydi.

Sinir olmakta sonuna kadar haklıydı.

Onunla daha fazla uğraşmak istiyordum.Bunlar bana yetmiyordu.Kana kan dişe diş gıcıklık yapmak istiyordum.
Onunla uğraşmak ciddi anlamda bana haz veriyordu..

Ve aynı şeylerin onun içinde geçerli olması bu oyunu daha eğlenceli bir hale getiriyordu.

......

Selam

Nasılsınız?

Umarım bölümü beğenmişsinizdir.

Bu bölümü biraz daha kısa tuttum ve bu bölüm daha sakin ilerledi.
Mira ve mirza bir ara o kadar yoğun ve kötü günler geçirdi ki kendi kendime dedimki noluyor ya

Sorular

1.Önümüzde ki bölüm de sakinliğimizi korurmuyuz dersiniz yoksa farklı olaylar baş verir mi?

2.bölümde en sevdiğiniz kısım neresi oldu

3.ve sizce anlatım tarzı nasıl.
Bazen kontrol ederken diyorum ki acaba olmadı mı ya.

Evet çok fazla kendi kendimle konuşuyorum.Hshskshsj

4.Ve mirza ile mira'nın banyo sahnesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce gerçekten mirza miranın canına mı kast ediyordu? Hshslsgsgsha

Bir dahaki bölüme görüşürüz Kendinize iyi bakınnn

Kocaman öptüm.

Kalbi parlatmayı unutmayın

🦋🪽

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.