4.BÖLÜM=EVLENİYORUZ..

Vaveyla Yazarı: Zehra 🦋

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 4.BÖLÜM=EVLENİYORUZ..

İyi okumalar

●●●●

Mirza şu iki kelimeyi kurduğundan beri beynim kıçımda atıyordu resmen.Bir kaç saniye boş boş göz kırpıştırdım ve ciddi mi değil mi diye yüzüne daha dikkatli bir şekilde bakmaya başladım."Sanki 3.dünya savaşı çıkıyor demişim gibi tepki veriyorsun."Susup derin bir nefes aldı.Kollarını dizlerinin üzerinden aşağı doğru sarkıttı ve cümlelerine devam etti."Daha seni yanıma alalı iki gün bile olmadı ve sen bu eve geldiğinden beri hiç olmayacak kadar yakınlaştık seninle."Sanki ben bile isteye yapıyormuşum gibi konuşuyordu.

"Banyodan çıktıktan sonra seni görmemi mi dersin,yediğin çeyrek elma sayesinde boğulmanı ve benim bunun üzerine sana Heimlich manevrası yapmamı mı dersin ne dersen de tüm bunlara,ama birlikte olacaksak benim kurallarıma göre hareket etmeliyiz."Benim kurallarım ne olacaktı?"Benim bazı inançlarım var Mira.Kısacası aramızda nikah olmadan bir arada olamayız."

Aramızda nikah olmadan benim seninle bir arada olmam haram

Evet özetlemek gerekirse tam olark bunları söylüyordu.

"Şimdi evlenicez dedik diyede gözün korkmasın,aramızda normal karı koca ilişkisi olmayacak sadece birlikte bir yol alacağımız için bu tür şeyler gerekli."Gözlerimi yüzünden çektim ve bakışlarımı yere indirdim.

Gözüm yerde ki elmaya takılınca ayaklandım.Elmayı aldıktan sonra mutfağa giderek elimdekini çöp kutusuna attım ve tekrar oturma odasına ilerledim.Mirza öylece koltukta bıraktığım gibi oturuyor ve her zaman ki gibi anlam veremeyerek bakıyordu bana.Tabi bu bakışmalar çok kısa sürüyordu orası ayrı konuydu."Bi tepki verecek misin artık ?"Ne diye bilirdim ki? Şuan bağırıp çağırmam,ben evlenmem,öyle saçmalık mı olur demem gerekiyordu ama diyemiyordum.Sonuçta oda keyfinden istemiyordu bunu.Mecbur kaldığı için böyle bir yola başvurmuştu.Tabi tepki gösteremiyor oluşumda en büyük etken benim inançlarım var demiş olmasıydı.

"Elhamdülillah bende müslüman'ım."Ne alakaydı şimdi.
Koltuğa oturmadan baş ucunda dikildim ve konuşmama öyle devam ettim."Yani şuan bağırıp çağırmam gerekiyor ama kendimi hiç yoramayacağım.Bu yüzden itiraz etme hakkımı kullanmadan kabul ediyorum."Bu kadar kolay olmamalıydı aslında fakat olmuştu.Kolay olmasını istemiştim.Nedensiz bir şekilde onunla bir arada olmak bana iyi gelecekmiş gibi hissediyordum.

Bazen hayatı akışına bırakmak gerekiyordu.Bu anda o anlardan biriydi.

Akışa bırakmakta ki kastıda evlenmek..

Neden gereksiz şeyler söylüyorsun benim güzel timörüm.

"Tamam bu akşam imam gelir kıyar nikahı olup biter."İşte bu kadardı.Koltuktan kalktı ve son kez göz ucuyla baktıktan sonra şu cümleleri kurdu."İtiraz etme hakkın yoktu zaten.Sana sonuçlarını düşünerek karar ver demiştim hatırlıyorsan."Bu adam şaka olmalı.Ya bir insan nasıl bu kadar yakışıklı aynı zamanda gıcık olabilirdi?"Gel benimle mont veriyim sana alışverişe çıkalım."

"Sen nasıl bir adamsın? Farkındaysan ben keyfimden kabul etmedim seninle bir arada olmayı,evlenmeyi.Tüm bunların hepsine mecbur bırakıldım."
O merdivenleri çıkarken bende peşine takıldım."Ayrıca monta ne gerek var?"

"Havadan herhalde haberin yok."
Camlar'dan içeri güneş giriyordu fakat hava güneşin aksine soğuktu ki bu kas yığını,böyle bir şey atmıştı ortaya.Merdivenleri bitirip onun kaldığı odaya girdik ve giyinme odasına ilerledik.O dolabın önünde birşeyler yaparken bende arkasında öylece duruyordum."Başka çarem olsa senin yanında bir saniye bile durmazdım."Diyerek 2 dakika önce konuştuğumuz konuyu bir daha açtım.

"Diyelim ki herşey tamam."
Elinde ki montla birlikte yüzünü bana dönüp konuşmasını öyle sürdürdü."Kalacak yerin var,başka çaren var,yinede bu yol da tek başına yürüye bilecek misin? Sen yaşananları oyun sanıyorsun herhalde."

"Keşke yaşananlar gerçekten koca bir oyun olsaydı."Dedim içli içli.

Yanıma adımlayarak elinde ki montu bana uzattı."Merak etme bulacağım onları,ve sana yaşattıkları her şeyin,her acının hesabını tek tek soracağım."Elinde ki montu alırken bakışlarımı ayak parmaklarıma indirdim.

"Birlikte bulacağız."

"Birlikte bulacağız."Dedi oda aynı benim gibi."Şimdi takip et beni."Mirza odadan çıkınca montu hızlıca üzerime geçirip peşinden ilerlemeye başladım.

"Eğer beni bu işe katmayı düşünmüyorsan bana bunu şimdi söyle."Cevap vermedi."Senin yanında boşuna kalmıyorum değil mi ben?"Yine cevap vermedi."
Bulacağım dedin ilk,insan dilinin altında saklıdır."Ve yine cevap yok."Ya sana diyorum.Sen beni duymuyor musun acaba?"Evden çıktık ve BMW yanına ilerleyip bindik.Tabi bu sırada hiç sesimi kesmeden konuşmaya devam ediyordum.O ise bana bakıyordu.
"Akşam nikah kıyılır diyorsun ama bana adam gibi cevap bile vermiyorsun."Kollarımı göğsümde birleştirdim."Ben seninle evlenmeyi kara kaşın kara gözün için istemedim,sadece senin hayatına saygı duyduğum için kabul ettim sunduğun teklifi."

"Az susta kemerini tak."Kendisi kemerini takarken konuşmasınada bıkkın çıkan sesiyle devam ediyordu."Bu nasıl bir çene yapısıdır ya.Sabahtan beri car car car bir susmadın."

"Soruma cevap ver sende."Kemerimi takıp eski pozisyonuma geri döndüm.

"Akşam'a o nikah olacak,geri dönüş şansın kalmadı.Sürekli'de konuşup durma başım ağrıdı"
Arabayı çalıştırdı ve evin bahçesinden çıktık.Ona bakmaya son vererek önüme döndüm.
Anlaşıldı biz bildiğimiz yoldan ilerleyecektik.Zaten bu adama güvenip teklifini kabul eden salaktaydı suç.

Yarım saatin sonunda AVM'ye girmiş bulunuyorduk.Alışverişi ihtiyaç olduğu için,keyfimden yapmadığım için hızlıca bir kaç tişört ve pantolon aldım.İç çamaşıra falanda ihtiyacım vardı ama bunu ona nasıl
söyleyeceğimi bilmiyordum.
Tamam arsız falan olabilirdim ama karşısına geçipte bana sütyen al diyecek kadarda değildi bu arsızlığım.

Ben aynanın önünde üstüme bir kaç birşey tutarken mirza elinde ki montla yanıma geldi."Şunuda üzerine tut olursa alalım."Elinde ki montu bana uzattı.Beyaz şişme bir monttu.Üzerime geçirdim ve arkamı dönerek kendimi inceledim."Oldu işte ne diye inceliyorsun?"

Sinirle ona döndüm ve sinirimin aksine sakince konuşmaya çalıştım."Sen bana bulaşmadan duramıyor musun?Al bak dedin bakıyoruz işte.Ne istiyorsun daha?"Böyle bir çıkış beklemediği için şaşırdı."Bence sen benle uğraşmaktan keyif alıyorsun."

"Ya ya ne demezsin bayılıyorum sana."Dedi alaylı alaylı.

"Neden olmasın taş gibi hatun'um."Şuan üstümdekiler beni pasaklı biri gibi gösteriyordu ve bu şekilde dışarı çıkmam insanların çoğunun dönüp dönüp bana bakmasına sebep oluyordu.

Amaan onlarda eleştirmeye,
bakamaya yer geziyorlardı.
Kafama fazla takmamaya çalışarak karşımda durmuş beni baştan aşağıya inceleyen mirza'ya odaklandım.

"Karşında ayna var bak bir daha konuş istersen."

Kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Ben aynaya hep bakıyorum,senin ihtiyacın var sen bak.Böylelikle ne kadar odun olduğunu,gıcık olduğunu,görmüş olursun."Sonuna kadar haklı bir konuşma yapmıştım.

Afferim bana.

Karşımda çatık kaşları ile bana bakmaya başlayınca birazda olsa onu sinir ettiğimi anladım ve keyfim yerine geldi.

"Alacakların bittiyse yürü gidelim." Konuyu değiştirme çabası,söylediklerime cevap verememiş olması acayip havalı hissettirmişti.

Bu nasıl bir vizyonsuzluktur.

"Alacakların bitti mi?"

"Hayır bitmedi."

"Ne kaldı başka?"Sütyen kaldı hadi gidip deneyip senin üzerine uygun olanı alalım.

Elini cebine atıp cüzdanını çıkardı."Al şu kartı,ben mağaza'nın çıkışında seni bekleyeceğim.Neye ihtiyacın varsa al."Dedi ve elin de olan kartı bana uzattı.Demek ki istediği zaman insan gibi davranışlar sergileye biliyordu."Biraz da acele et işim gücüm var seni bekleyemem."

"İki dakika bile sürmedi insan gibi davranman."

"Öyle ağzının içinden içinden konuşma.Ne diyeceksen duyabileceğim şekilde söyle."
Gözlerimi devirerek yanından ayrıldım.

20 dakika'nın sonunda işim tamamen bitmişti.Almam gereken herşeyi almıştım eksik hiç bir şeyim kalmamıştı.Kasanın üzerinde duran poşetleri alacaktım ki benden önce yanımdan ileriye doğru bir kol uzandı ve bütün alışveriş poşetlerini tek eliyle kavradı.Göz ucuyla baktığımda mirzayı tüm ciddiyetiyle yanımda görmüştüm.

"İstediğinde ne kadarda centilmen bir adam oluyorsun."Sinirli bakışlarıyla bakmaya başlayınca söyleyeceğim diğer kelimeleri yutmak zorunda kaldım.
Mağazadan çıktıktan sonra çenemi tutamayıp tekrar konuşmaya başladım.

"Şimdi benim vazgeçme şansım yokmu?"Yapacağım şey yüzünden sonradan pişman olmak istemiyordum."Yani şuan vazgeçsem ve tek başıma ilerleyeceğim desem olmaz mı? Kabul etmez misin? Bırakmaz mısın yani?"Yürüyen merdivenlere gelene kadar hiç birşey söylemedi.Daha sonra aramızda bir basamak olacak şekilde yürüyen merdivene bindi bende hemen arkasından bindim.
Şuan yüz yüze bakıyorduk ve o bir basamak altta ben üste olduğum için boylarımız eşitti.

"Çocuk oyuncağı mı bu?"Alakası yoktu.Ben karar verirken bana hiç birşey söylemeyeceğini,beni tüm bunlardan uzak tutacağını bilmiyordum.Bilseydim eğer farklı bir çözüm yolu bulmaya çalışırdım.En azından denerdim.

"Hayır değil ama hayatım'ın kararı."

"Hayatın'ın kararı olduğu yeni mi aklına geldi?"Merdivenler bitti ve inerek garajın olduğu tarafa doğru ilerlemeye başladık.

Bir anda durdum mirza'da benimle birlikte durdu."Şey.. lavaboya gitmem gerekiyor.Yola çıkmadan gitsem olur mu?"Dikkatli bakışları yüzümün yer zerresindeydi.Bir kaç saniye sonra olumlu anlamda kafa salladı."Ben hemen gidip geliyorum,sen burda beni bekle tamam mı?"Yine olumlu anlamda kafa salladı.Hemen harekete geçerek onu tam aksi yönüne doğru ilerlemeye başladım.Mağazaya girerken lavaboların bu tarafta olduğu çarpmıştı gözüme.

Gözden biraz uzaklaşınca yürüyen adımlarımı daha da hızlandırdım.Mağzan'ın arka tarafından çıkarak koşmaya başladım nereye gittiğimi
dair hiç fikrim yoktu.Öylece dümdüz koşuyordum.Onun yanında kalırsam bana hiç birşey söylemeyeceğini,tek başına halledeceğini söylemişti.Belki bunu açık açık dile getirmemişti ama ima etmişti.Şimdi ona vazgeçtiğimi söylersem hayatta kabul etmezdi bu yüzden kendi kafamda böyle bir yol çizmiş ve o yolu izlemiştim.Biraz yol kat edince koşan adımlarımı durdum ve yol kenarında öylece yürümeye başladım.

Şimdi ne yapacaktım?

Benden buraya kadardı.
Ben sadece kaçma kısmını düşünmüştüm.Kaçtıktan sonra ne yapacağıma dair asla kafa yormamıştım.

Onun yanında kalsaydın kalacak bir yerin olurdu,biraz konuştuktan sonra ikna edebilirdin onu,neden böyle bir saçmalık yaptın dedi solumdan
bir ses.

O adam çok uyuz biri,bizi herşeyden uzak tutacaktı,hiç birşeyden haberimiz olmayacaktı.Kaçmakla en iyisini yaptık dedi sağımdan bir ses.

"Neden bana bunları şimdi söylüyorsunuz.Kaçmadan önce söyleseydiniz ya."Galiba ufaktan pişman olmaya başlamıştım.
Ben bunları düşünürken yanımda bir araç durdu.Korkuyla biraz gerilerken araban'ın içinden iki tane siyah takımlı adam indi ve ben daha ne olduğunu anlayamadan kollarımdan sıkı sıkı tuttular."NAPIYORSUNUZ? SİZ KİMSİNİZ? NE İSTİYORSUNUZ BENDEN?"Bağırıp çağırıyordum fakat beni umursamıyorlardı.Beni zorla arabaya ilerletmeye başlayınca ayaklarımı yere sabitledim ve karşımda ki kırmızı arabaya binmemek için direnmeye başladım.
Yanımızdan vızır vızır arabalar geçiyordu fakat kimse durup yardım etmiyordu.

Gerçekten insanlık ölmüş

Adam kaçırıyorlar burda hiç birinin umrunda değildi.

Ayaklarımı yerden ayırmadan son ses bağırmaya başladım.
"İMDAAAAT YARDIM EDİİİN!!ADAM KAÇIRIYORLAR!!!"Bağıran sesime karşılık veren tek şey yüksek bir şekilde kırmızı arabaya çarpan siyah BWM çıkardığı ses olmuştu.Kırmızı araç siyah aracın kendisine çarpmasıyla öne doğru kaydı.Siyah arabadan ise bütün heybeti ile bir adet mirza indi.Onu gördüğüme bu kadar sevineceğim hiç aklıma gelmezdi.

"ŞİMDİ BU ADAM SİZİN AĞZINIZA ETMEZ Mİ?"Dedim bana anlık gelen bir cesaretle.

"Hayırdır noluyor?"Hiç ya,öyle yoldan geçen adamları durdum birlikte halay çekelim dedim,o yüzden kollarımı tutuyorlar.

"Napıyor gibi gözüküyoruz oradan."inceledi.Kaşlarını çatıp beni baştan aşağı süzdü."Beni kaçırıyorlar bir şeyler yapsana!!"
Dedim sitemli sesimle.Sanki yardım etmek zorundaymış gibi davranıyordum ama tabiki değildi. Hatta şuan beni burda bırakıp gitse hak verirdim.

Ama yinede bırakıp gitmesin.

"Neden birşeyler yapayım?"

"Çünkü kaçırılıyorum şuan."E bundan banane der gibi baktı suratıma."Yardım etsene."Kaşları mümkünmüş gibi biraz daha çatıldı."Yani yardım eder misin?"

"Götüre bilirsiniz."Ciddi sesi kulaklarımda çınladı.

Götüre bilir misiniz dedi o?

Bana yardım etmeyecek miydi?

Az önce atıp tutmuştum,yok efendim neymiş bana yardım etmese hak verirmişim.

Hak falan vermiyorum.
Vermezmişimde

"Hak falan vermiyorum sana.Yardım etsene banaaaağğğ."Dedim yine çaresizce.Hiç birşey yapmadı ve öylece karşımda,elleri arkasında beni seyretmeye devam etti.Hadi tamam bu bana yardım etmiyor,uyuzluk yapıyordu,ya bu kollarımdan tutan şahıslar neden hala duruyorlar?

Neden beni kaçırmıyorlar?

Sende kaşınıyorsun he.

Beynim haklı beyler dağılın!

Bu terslikte bir iş vardı da hadi hayırlısı

Beynimin içerisinde bir anda bir ses yankılandı kızım sana baban eğitim vermedi mi.Boş boşuna mı öğrendin dövüş sanatlarını?

12 yaşımdan beri aldığım özel kuvvetlere ait olan judo derslerini nasıl unutmuştum?

Neden en önemli anlarda en önemli şeyleri unutuyordum ben?"

Babam bu halimi görse için için ağlardı.Ben sana onca dersi insanların karşısında böyle sap gibi dur diye mi verdim diye hayıflanırdı.Anlık gelen şokla aklımda ki bütün bilgiler gitmişti işte.

"Götürün."Diye bir kez daha emir cümlesi kurdu mirza bey.Adamlar beni sürüklemeye başlayınca kendi kendime konuştum."Hadi kızım göreyim seni."Yanımda ki şahıslar daha ne olduğunu anlamadan sağ kolumdan tutan adamın karnına dirseğimi geçirdim.O canın acısıyla öne doğru eğilirken ben diğer adamı omuzlarından tutarak mahrem bölgesine sağlam bir şekilde vurdum.Arkadan boğazıma dolanan kollar boynumu sıkıp beni anlık olarak nefessiz bırakmıştı.Bir anda kafamı geriye atarak arkamda ki kişiyede sert bir kafa darbesi indirdim.O boynumu bırakınca derin bir nefes almadan edemedim.
Az daha öteki tarafı boyluyordum.

Şuan havalı bir müzik falan çalması gerekiyordu zira bu halim filmlerde olan sahneleri aratmıyordu.

Ben elim boğazımda öylece dururken mahrem bölgesine vurduğum adam yine üzerime geldi ve sol kolunu yüzüme doğru kaldırdı.Kolundan tutarak büktüm böylelikle kolu ders döndü.Otomatikmen sırtı bana dönünce en sağlamından bir tekme attım ve yere düşmesini sağladım.

Dövdüğüm adamların ikiside yerde 380 derece yatıyordu.

"Hadi gelsenize."Anlık olarak gözlerim mirzayı buldu sırtını arabaya yaslamış cümlenin tam anlamıyla hayran hayran beni seyrediyordu.O benden böyle bir şeyi bende ondan beni böyle seyretmesini beklemiyordum.
Benim ona baktığımı görünce yaslandığı yerden ayrıldı ve karşıma gelip yerde ki adamlara duyunca çok şaşıracağım bir cümle kurdu."Bir işi beceremediniz."

"O ne demek?"Nefes nefese sorduğum soruya cevap vermedi.Adamlar inleyerek yerden kalkmaya çalışıyorlar mirza ise başlarında bağırıyordu.

"Kalkın hemen."Burda merakımızı gidermek için soru soruyorduk bu bizi kıçına bile takmıyordu iyimi.

Mirza bu adamları tanıyordu.
Daha doğrusu bunlar mirza'nın adamlarıydı,değil mi?

Adamlar yerden kalktı ve mirza'nın karşısına geçerek ellerini önlerinde birleştirip kafalarını eğdiler."Siz nasıl korumasınız lan? Kız iki darbeyle yere serdi sizi."Sağ eliyle yüzünü sıvazladıktan sonra kafasını gökyüzüne doğru kaldırıp derin bir nefes aldı.Tekrar kafasını eğdiğinde daha sakin gözüküyordu.

"Kovuldunuz."

"A-abi."Mirza burnu kanayan adamın sözünü kesti ve adeta böğürdü."KOVULDUNUZ DEDİM.KAYBOLUN GÖZÜM GÖRMESİN SİZİ."Adamlar mirza'nın böğürmelerini daha fazla duymak istememiş olucaklar ki hemen arabaya binerek gözden kayboldular.

"Bu adamları sen mi tuttun?"Dedim sakin kalmaya çalışarak.

"Fazla zekisin?"

"Neden böyle birşey yaptın?"Beni münasip bir yerlerine takmayarak arkada ki araça doğru ilerledi.
"Soru sordum."Diyerek daha da direttim.

"Arabaya bin."Şuan yaşananlar koca bir şaka olmalıydı.

"SANA SORU SORDUM.CEVAP VER!!"Kendimi frenleye frenleye anca buraya kadar gelmiştim.
Bende insanım bir yere kadar sabrede biliyordum.

"Arabaya bin."

Kollarımı göğsümde birleştirdim.
"BİNMİYORUM."Dedim ve kaldırıma oturdum.Hadi kaldıra biliyorsa gelip kaldırsın beni burdan.

"Yolun diğer tarafında olan giri renk aracı görüyorsun değil mi?"Karşı caddeye bakınca gerçekten de giri bir araç olduğunu gördüm."Ben burdan gider gitmez gelip seni alacaklar."Buda ne demekti şimdi? "Sen alışveriş merkezinden çıktığından beri peşindeler.Seni gerçekten kaçırmak için tek kalacağın bir anı kolluyorlar."

"Yalan söyleme."Aracın kapısını açtı ve son kez bana bakıp şu cümleleri kurdu."Ben yalan söylemem.He eğer diyorsan inanmıyorum burda dur bekle bakalım dediklerim yaşanacak mı yaşanmayacak mı."Dedi ve arabaya binerek kapıyı sert bir şekilde kapattı.

Ya doğru söylüyorsa.Bu adamlar o gider gitmez gelip beni alırlarsa.
Tamam yine baş ede bilirdim ama ya bir ordu kadar insanla gelip bana ilaç verip bayılttıktan sonra, kaçırıp ellerimi kollarımı bağlayıp bana işkence ederlerse o zaman ne yapacaktım?

Düşün düşün boktur işin.

Hızlıca ayağa kalktım ve mirza aracı hareket ettirmeden önce kendimi sol koltuğa attıp kemerimi bağladım.

"Sen dedin diye değil kendim istediğim için şuan burdayım."Alaylı gözlerle baktıktan sonra yüzünde ki sırıtma ile arabayı çalıştırdı.

"Kaçacağımı nasıl anladın?"

"Ben anlarım."

"Anlarsın anlarsında nasıl anladın?"Bakışlarını yoldan ayırmadan cevap verdi.
"Kendini fazla belli ediyorsun."
Kendi kendimi ele vermiştim yani.
"Adamları peşine takmamda ki sebep sana bir şeyleri göstermekti.
Seni tek gördükleri anda kafana binecekler."

"Sende onlardan önce böyle bir şey yaparak aklınca bana ders verdin yani öylemi?"

"Aynen öyle yaptım."İnkarda etmiyordu.Ya sabır ya selamet.

"Bana ders vermek sana mı kaldı?" Göz ucuyla bana baktı ve tekrar yola döndü.

"Evet bana kaldı çünkü olacak olanları benden başka kimse görmüyor."Olacak olanlar tam olarak neydi?

"Bu adamlar neden beni yakalamaya çalışıyorlar?"

"Ya baban'ın borcunu senden alacaklar yada senide öldürecekler.Kendilerine ayak bağı olacak kimseyi çevrelerinde tutmazlar.Hele ki cinayete yakından şahit olan birini asla."Şaka yapmasını umut ederek yüzüne daha dikkatli bir şekilde baktım ama tabi ki yapmıyordu.
Oldukça ciddi duran ifadesi ise bunun kanıtıydı sanki.

"Babamı sadece borcu için öldürmemiş olabilirler mi?"

"İlk başta bende sadece borç için olduğunu düşünmüştüm."

Sustu."Ama."Devam etmesini bekledim.Sağ şeride geçtikten sonra cümlelerini devam ettirdi."Ama artık altında farklı sebepler de yattığını düşünüyorum."

"Buna nasıl karar verdin? Yani nasıl anladın?"

"Seni kaçırmak için an kolluyorlar.Ben o gün akşam seni yanıma bir daha karşına çıkma ihtimalleri olduğu için aldım.
Bunlar senin karşına çıkmıyorlar seni kaçırmak istiyorlar.Bunun altında onlara göre önemli bir sebep yatıyor olmalı."Bu kadar zeki olması gerçekten etkileyiciydi.Benden bir bok olmayacağı zaten belliydi.Bir salak bir zeki güzel anlaşırdık bence."Bir daha sakın benden kaçma.Sana yardım edebilecek tek kişi benim."

Hiç birşey söylemedim ve sorularımın üzerine eklenen yeni soruları düşünmeye başladım.

Babamı sadece para için öldürmemişler.Peki bunun altında ne gibi farklı bir sebep yatıyor olabilir?

Babam nasıl insanlara bulaşmıştı böyle?

"Babamı nereye defnettin?"Bu iki gün içinde kafam o kadar yoğundu ki Babamı sormak yeni yeni gelmişti aklıma.

"Memleketine."

"Ama Rusya İstanbula uzak kalıyor,ben nasıl göreceğim babam'ı?"Ben doğma büyüme İstanbulluydum ama babam rus'tu.Babam ölmüştü ve onu bize çok yabancı bir adam gömmüştü.
"Çok vefasız biriyim değil mi?"Boğazıma oturan yumuru yüzünden zar zor konuşuyordum.
Kendimi daha kötü hissedince ve yüzümde de mirza'nın bakışlarını hissedince yüzümü tamamen yanımda ki cama çevirdim.
Gözlerim buğulanınca kafamı biraz daha cama doğru çevirdim.

"Ben seni götürürüm."

Göz yaşlarım öylece göz pınarlarımda asılı kaldı.Yavaş bir şekilde yüzümü ona çevirdim.O an gözlerinin içinde merhametin en saf halini gördüm.

"Gerçekten mi?"

"Gerçekten."Dudaklarıma kocaman bir gülümseme yerleştirdim.Şuan bu adama sarılmak istiyordum.Yanımda ki kişin bakışları ilk önce gülümsememe takıldı daha sonra boğazında ki adem elması hareket etti.Sonra ise önüne döndü.
"Üzülme sen,ben seni istediğin zaman babana götürürüm."

O sert alaylı adamın içinden böyle merhametli vicdanlı bir insan nasıl çıka biliyordu?

Peki benim şu iki günde gördüğüm farklı farklı kişiliklerden hangisi mirzaydı?

Sert,soğuk,gıcık, olan kişimiydi mirza?

Yoksa merhametli,vicdanlı,kalbi yumuşacık olan kişimiydi?

Kestiremiyordum.

"Teşekkür ederim."Dedim samimi bir şekilde

"Eyvallah."Dedi oda teşekkürüme karşılık.Sonra ikimizde önümüze dönük ve geri kalan yolu sessiz bir şekilde tamamladık.

●●●●●●●

Merhabalar efendim merhabalar

Nasılsınız bakalım?

Bölümü nasıl buldunuz?

Benim en sevdiğim kısım ben seni götürürüm kısmı oldu.Valla Mira gibi benimde içim sıcacık oldu.

Bir daha ki bölüm görüşürüz Kendinize iyi bakınnn

Kocaman öptüm

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.