5. bölüm / 19
ZİHNİMİN LABİRENTİ5.BÖLÜM=NİKAH
Bölümler 19Şu an: 5.BÖLÜM=NİKAH
- 1 1.BÖLÜM = PEŞİMDELER1.867 kelime
- 2 2.BÖLÜM= YOLCULUK2.766 kelime
- 3 3.BÖLÜM=KARAR2.264 kelime
- 4 4.BÖLÜM=EVLENİYORUZ..2.680 kelime
- 5 5.BÖLÜM=NİKAH3.167 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6.BÖLÜM=HASTANE3.045 kelime
- 7 7.BÖLÜM=KARANLIK AYDINLANMA3.742 kelime
- 8 8.BÖLÜM=ÖFKE3.255 kelime
- 9 9.BÖLÜM=HAYAL KIRIKLIĞI2.934 kelime
- 10 10.BÖLÜM=GÖREV3.151 kelime
- 11 11.BÖLÜM=60 SANİYE3.212 kelime
- 12 12.BÖLÜM=CANIMI CANI BİLMİŞTİ3.076 kelime
- 13 13.BÖLÜM=KRİZ2.547 kelime
- 14 14.BÖLÜM ONUN YERİ BURASI MI?3.290 kelime
- 15 15.BÖLÜM=İLK GÖRÜŞ2.866 kelime
- 16 16.BÖLÜM=UÇURUMUN KIYISINDA3.500 kelime
- 17 17.BÖLÜM=BAŞIMIN BELASISIN KADIN4.066 kelime
- 18 18.BÖLÜM=AKLIMA SEN GELDİN2.807 kelime
- 19 19.BÖLÜM=DAVET3.149 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar..
●●●●●
Odan'ın camından bir kez daha dışarıya bakarak iç çektim.Akşam karanlığı çoktan gökyüzünü süslemişti.
Aklımın içerisinde ise yine aynı şeyler dönüp dolaşıyordu.
Neden böyle olmak zorundaydı?
Neden bu yaşananlar benim başıma gelmek zorundaydı?
Herşey daha farklı olabilirdi.Şu iki gün içerisinde yaşamadığım şey kalmamıştı.Zaten bu hayatta kimsem yoktu birde üstüne üstlük babamı kaybetmiştim.Babamı kaybettiğim an öyle bir andı ki sanki tüm dünya başıma yıkılmıştı.Koca bir evrende ilk kez yalnızlığımı iliklerime kadar hissetmiştim.
Artı olarak hiç tanımadığım bir adama güvenip yola çıkmıştım.
Sanki ucu bucağı olmayan bir kuyu vardı ve ben orda savruluyormuşum gibi hissediyordum.Mirza'nın yanında olmak daha doğrusu onunla bir yola çıkmak aynı bu şekilde hissettiriyordu.
Odan'ın kapısı tıklanarak açıldı.
"Hazırsan aşağıya gel."Kafasını içeriye uzatarak konuşan kişi mirzaydı.Eve gelince ona hangi odada kalacağımı sormuştum oda kendi odasının hemen karşısında ki odayı göstermişti bana.Hemen hemen mirza'nın odasıyla aynı şekilde dizayn edilmişti.Tek farkı benim odam da giyinme odası yerine duvarın içine gömülü olan dolabın olmasıydı.
Sırtımı tekrar ona döndüm ve
"Geliyorum."dedim
Bir kaç saniye daha öylece arkamda kapının önünde durduğunu hissettim.
Daha sonra hiç bir şey söylemedi ve kapıyı kapatarak odadan çıktı.
"O adamla evlenmek zorunda mıydın?İsteseydin tek başına gayet iyi ilerlerdin."Eskisi kadar neden sevmiyordum artık bunu bilmiyorum ama sürekli beni sıkıştırıp duruyordu.Sanki bunca şeye keyfimden katlanıyordum.
"Evet zorundaydım.Başka çarem yok.Hani diyorsun ya isteseydin tek başına ilerleye bilirdin diye,Bu hayatta benim kimim var söylesene?Mirza'nın yanından ayrılsam bile nerde kalacağım, bunca yaşanan şeyle nasıl tek başıma savaşacağım? Bana mantıklı bir açıklama yap bir saniye bile durmayayım burda."
Bir müddet hiç birşey söylemedi.
Daha sonra oturduğu yataktan kalkarak yanıma geldi."Polise gide bilirdin."Fazla zekiçe bir öneri sunmuştu hayalet beyimiz.
Yüzümü ve bedeni mi tamamen ona çevirdim."Düşünmedim mi sanıyorsun?"Cevap vermedi devam ettim."Düşündüm ama polise gidemem.Polise gidersem bu olaydan tamamen uzak durmak zorunda kalacağım.Ayrıca polislerin bu işle ne kadar ilgileneceği koca bir muamma, böyle bir riski göze alamam.Ben bir an önce babamın arkamdan ne işler çevirdiğini,beni neden kaçırmak istediklerini,babam'ı neden öldürdüklerini bulmak istiyorum.Babam'ın sadece para uğruna öldürüldüğünü düşünmüyorum."Gerçi bana kalsa ben öyle düşünürdüm çünkü bir tık salaklık mevcuttu bende.
"Başka ne yüzünden öldürülmüş olabilir?"Oda'nın çıkışına doğru ilerlerken bir yandan da en sert sesimle konuştum."Bilmiyorum ama en kısa sürede bulacağım ve babama yaşaytıkları'nın aynısını onlara yaşatmadan rahat etmeyeceğim."Kapıyı açarak odadan çıktım ve aşağı kata indim.Daha fazla onunla aynı ortamda kalmak istemiyordum.
Bu yüzden en iyi yaptığım şeyi yaparak odadan kaçmıştım.
Merdivenlerin bitimine bir kaç basamak kalmıştı ki mirzayı ve karşısında oturan yaşlı adamı gördüm.Sessiz bir şekilde birşeyler konuşuyorlardı.Benim geldiğimi duyunca ikiside susmuştu.Yavaş adımlarla ilerleyip onların yanına vardım.Tam konuşucaktım ki mirza ayağa kalktı ve elinde ki siyah şalı bana doğru uzattı."Saçlarını kapatman lazım."O kadarda cahil değildim çok şükür.Bu kadarını da biliyoruz herhalde.
Elinde ki şalı aldım ve kafama gelişi güzel bir şekilde bağladım.
Ruhsal olarak olmasada bedenen artık nikah için tamamen hazırdım.
♡♡♡♡♡♡
Bir buçuk saatin sonunda tekrar evde mirzayla baş başa kalmıştım.
Nikahımızı kıyan hoca arapça dualar okumuş nikahı kabul edip etmediğimizi sormuştu.
İkimizdende kabul ettim cevabını duyunca nikahımızı kıymıştı.
Ocağın üzerine koyduğum suyun kaynama sesi gelince oturduğum koltuktan doğruldum.Dünden beri adam akıllı birşey yemediğim için kendime makarna yapma kararı almıştım.Mirza ise o hoca gittiğinden beri aşağıya inmemişti.Mutfağa ilerledim ve tezgahın üzerine bıraktığım paket makarnayı alarak suyun içine boşalttım.Birazda tuz ekleyip karıştırdım."Şimdiden güzel olacağın o kadar belliki.Bir an önce yemek istiyorum seni."Şu hayatta en sevdiğim 1.yemek makarna ve makarna çeşitleriydi.Makarnanın ardından da diğer yemekler geliyordu.Bana göre yemek yemek muazzam birşeydi.Hayatta yemek yemek diye birşey olmasaydı mahvolurdum ben.
Toplam 20 dakika da güzel bol salçalı makarna yapmıştım.
"Ananın karnından aşçı olarak mı doğdun be Mira."Bu kadar abartmasamıydım acaba alt tarafı makarna yapmıştım."Olsun olsun bunu yapamayanlarda var.
Ellerime sağlık."Hem bir yandan abartma diyordum hemde kendimi durup durup gaza getiriyordum.İşte bir kaç tahtam eksik diye boşuna demiyorum.
Tabağa koyduğum makarnayla mutfak masasına ilerleyip oturdum.Ben iştahla yemeğimi yerken mutfağa mirza girdi."Beni neden çağırmıyorsun?"Kaşık ağzımda öylece alttan yukarı doğru baktım.Çağırdığım zaman türlü türlü bahaneler üreten kendisi olmayacaktı sanki.
"Nodon çoğoroyom."Ağzım dolu olduğu için zar zor konuşa bilmiştim.
"Ağzında yemek varken konuşma."
"Hom konoştoroyorson homdo konoşmo doyorson."Evet yine iğrençlik yaparak ağzımda ki yemekle konuşmuştum.Yüzünü buruşturdu.Bir yandan kendine makarna koyarken diğer yandan her zaman ki işini yapıyor yani bana laf yetiştiriyordu.
"Medeni bir insan olarak ağzındakini bitirip öyle cevap vermelisin."Elbette bunu biliyordum fakat şöyle bir sorunumuz vardi ki ben çoğu konuyu bildiği halde uygulamayanlar gurundaydım.Elinde ki makarnayla karşıma geldi oturdu ve benim aksime insan gibi yemeye başladı.
"Bana ders verecek en son kişi bile değilsin."Göz ucuyla baktıktan sonra yemeğini yemeye devam etti."Beğendin mi?"
Ağzında olan lokmayı bitirdi.
"Sıradan makarna işte."Evet arkadaşlar an itibariyle bu adamı öldürme hatta işkence etme kararı çıkarıyorum.
"Gerçekten hayvansın."Elindeki kaşıkla öylece baka kaldı.
"Ne dedin sen?"Duymama ihtimali sıfır olmasına rağmen bir daha sormuştu.
Tabağımda kalan makarnayı ileri doğru itip kollarımı göğsümde birleştirdim."Niye bu kadar şaşırdın? ilk defa mı duydun? Tabi sende haklısın hayvanlar bile senden daha medeni ve kibardır."
"Sen bana hala hayvansın diyorsun yani öylemi?"Olumsuz anlamda kafa salladım."Hayır hayvanlar bile senden daha medenidir diyorum.Onlara haksızlık edemem hiç kusura bakma."Hala elinde kaşık öylece gözlerinin altından bana bakıyordu.
"Sen beni hasta mı etmek istiyorsun?"
Geriye yaslandım."Kafadan hasta olduğun doğrudur."Yerinden hızlıca kalktı ve iki adımda yanıma gelip karşımda dikildi."Öküzün trene baktığı gibi bakmayı kes."Evin içerisinde yankılanan zil sesi mirza'nın kelimelerini ağzına takmıştı.Biraz daha bana tip tip baktıktan sonra yanımdan ayrılarak mutfaktan çıktı bende onu takip ettim.Ben oturma odasına girdiğim de kapının önünde mirza gelen kişilere bağırıyordu."Sizin ne işiniz var burda?"İçeriye giren pembe eşraplı,buğday tenli,kadın cevap verdi."Seni özledik ziyarete gelelim dedik fenamı yaptık?"
"Öyle her kafanıza estiğinde buraya gelemezsiniz biliyorsunuz değil mi?"Eşraplı kadın cevap vermedi ve mirza'nın yanından geçerek oturma odasına ilerlemeye başladı.Onun ardından beyaz tenli,kıvırcık saçlı bir adam onunda ardından sarışın,sarı saçlı bir adam içeriye girdi.Üçüde beni görünce öylece oldukları yerde
hayatlarında ilk defa insan görmüşcesine şaşırıp kaldılar.
"Ee mirza bu hanımefendi kim?"
Kıvırcık saçlı çocuk konuşmuştu.
Kapıyı kapatan mirza hiç beklemeden yanımıza geldi ve beni onlara tanıttı."Karım Mira kılıç."Bir an kendi soy ismimi duymayıp onunkini duymak oldukça garip gelmişti.
"NE!!"Üçüde bir anda aynı kelimeyi bağırmıştı.Ben bağırmamıştım fakat bende ona şaşkın şaşkın bakmaya başlamıştım.Daha bugün normal bir evlilik yapmayacağız demiş ardından arkadaşlarına beni karım diye tanıtmıştı.Bu ne perviz bu ne lahana turşusu."Karı'nın karın olduğundan haberi yok mu?"Eşarplı kadın iğneleyici sesiyle konuşmuştu.
"Sen ne ara evlendin?"
"Bugün."Sarışın adamın sorusuna mirza gayet sakin bir şekilde cevap vermişti."Geçin oturun şöyle anlatacağım."Hepsi sanki bu komutu beklermişcesine koltuklara yayılmışlardı.Mirza büyük koltuğa oturunca bende onun yanına geçerek oturdum.
Mirza fazla beklemeden konuyu açıklamaya başladım."Ben orman evine taşınmıştım bir süreliğine hatırlıyorsanız."Hepsi olumlu anlamda kafa salladı ve mirza geri kalan olayları anlatmaya başladı.
Beni nasıl bulduğunu,yardıma ihtiyacım olduğu için yanına almak zorunda kaldığını söylemişti.
Babam'ın öldüğünü söylememesi ise oldukça işime gelmişti.
"İşte böyle uzun bir sürede bir arada olacağımız için oturup konuşarak böyle bir karar aldık."Oturup konuştuk dedi dimi o? Asla ve asla beni karşısına alarak emir vaki yapmamış ve bir anda evlenmemiz gerekiyor dememişti.
"Bu öyle ufak sebeplerden alınacak bir karar değil.Bize anlatmadığın eksik birşeyler olabilir mi mirza?"Kollarını beyaz gömleğinin üzerinde birleştirdi ve geriye yaslandı eşarplı kadın.
"Bu konuyu daha fazla deşmeyin."
Yaramı daha fazla deşmeyin.
"Eksik anlattığım hiç birşey yok.Bilmeniz gereken kadarını zaten anlattım daha fazla soru sormayın esma."İsminin Esma olduğunu öğrendiğim kadın mosmor ifadesi ile yerine sindi.
Sarışın adam konuşunca esmada olan bakışlarımı ona çevirdim"
Doğru bir karar vermişsin.Bir evde olacağınıza göre böyle birşey şarttı."Hay canını sevdiğim.Akıllı insanın hali bir başka oluyordu işte."Peki bu yardımlaşma nereye kadar sürecek?"
"Halletmeye çalışıyoruz.Tam bir süresi yok."
Kıvırcık saçlı çocuk lafı devr aldı.
"Bu işin bir sonu var o zaman?"Mirza olumlu anlamda kafa salladı."Bitince ne olacak.Boşanacak mısınız?"Bu sorunun üzerine ben mirzaya mirzada bana bakmıştı.Hadi ben vereceği cevabı merak ettimde baktım o ne diye bakmıştı?
"Evet,boşanacağız."Dedi gözlerimin içine bakarak.
Bakışlarını gözlerimden çekti.
"Eve olaylı bir şekilde dalış yaptığımız için tanışma şansımız olmadı."Dedi sarışın adam."Ben oğuz mirza'nın çocukluk arkadaşıyım."
Gülümsedim."Bende Mira memnun oldum."Hafif bir şekilde kafasını eğdi.Onun ardından kıvırcık saçlı çocuk tanıttı kendisini."Ben Ege oğuzun çocukluk arkadaşıyım.
"Onada aynı şekilde kendimi tanıttım.Gözlerim Esma'yı buldu.Yerinde dikleşti ve yüzüne on metre öteden anlayacağımız sahte gülümsemesini yerleştirdi.
"Ben Esma.Mirza'nın kuzeniyim."
Ona gülümsemeden sadece başımı eğdim.Bu hareket bile çoktu ona.Eve girdiğinden beri suratında anlam veremediğim bir şekilde küçümseyici bir ifade mevcuttu.Bu ifadenin özellikle bana bakınca ortaya çıkması ise büyük saçmalıktı.
"Tanışma faslı bittiğine göre kalkın gidin."Kibarca değil baya baya kaba bir şekilde kovmuştu insanları.Tabi onlar bu duruma alışkın olmalıydı ki hiç biri yadırgamamıştı.
"Bu kadar kibar olmak zorunda mısın kardeşim?"Ege'nin kinaye ile söylediği sözlere ters ters bakış atarak cevap vermişti mirza.
"Bir çay içseydik."
"Git evinde iç çayını esma.Çay ocağımı burası?"
"Çay ocağı değil ama biz misafiriz bir bardak çay içmeden şurdan şuraya gitmem."Ne diye bu kadar ısrar ediyordu anlam veremiyordum.İçimden bir ses burda daha uzun kalmak için böyle bir yola başvurduğunu söylüyordu.
"Öyle duracak mısın? Misafirlerine birşeyler ikram etmiycek misin?"Bana üsten üsten bakarak söylediği cümleler sinirlerimi oldukça bozmuştu.Bir kaşık suda boğmam,veya eşek sudan gelene kadar dövmem an meselesiydi.
"Çat kapı gelecek kadar yakın,kendine misafirim diyecek kadar uzaksın yani öylemi?"
Küçümseyici bir bakış attım ve cümlelerime devam ettim."burdan düz git,hafif sağ yap mutfak orda."
Kurduğum cümlelerin onu sinir ettiğini kızaran yüzünden anlamıştım.
"Ee biz en iyisi gidelim."Ege ayağa kalktı ve oğuz'a kısa bir bakış attı.
Oğuz bu bakışın altında yatan şeyi anlamış olacak ki ayaklandı."Hadi esma."Esma denilecek çirkef karı ilk gözlerini üzerime dikip baktı daha sonra oda ayaklandı.
Gülümsedim ve yerimde yayılarak
"Güle güle yine bekleriz."Dedim.
Oğuz,Ege gülümseyerek karşılık vermişti.Esma ise göz devirip ortamı terk etmişti.Mirza onları yolcu ederken ben yerimden bile kalmamıştım.Kimine göre bu yaptığım yanlıştı fakat bana göre değildi.
Dış kapının kapanma sesini duydum.Bir kaç dakikanın sonunda da mirza yanıma gelmişti.
"Sakın bana neden böyle yaptın falan deme.Üzerime gelmeye çalışma."Konuya bu kadar hızlı giriş yapmam onu şaşırtmıştı.
Oturdu ve her zaman yaptığı gibi bir seksen yayılıp kafasını koltuk başlığına yasladı.Bakışlası ise tavandaydı."Öyle bir şey dedim mi? Yada üzerine geldim mi?"Gelmemişti ama her an gele bilirdi.Eşşeğimi sağlam kazığa bağlamam lazımdı."Haksız şeyler söylemedin.Saygısızlık etmedin gayet güzel bir şekilde konuştun bu yüzden birşey demedim.Sakin ol."Hayret halbuki sırf arkadaşı,
kuzeni diye üzerime gelmesini bile beklemiştim.Fakat o yapmamıştı.
"Bu sefer de üzerime gelirsin diye beklemiştim.Sonuçta onlar yakın arkadaşların bir diğeride kuzenin."Kafasını koltuğun üzerinden hafif eğerek bakışlarını yüzüme çıkardı.
"Onları yakından tanıyor olmam sana haksızlık yapacağım anlamına gelmez.Kim haklıysa onun tarafında olurum.Bununda o kişinin konumuyla alakası yoktur."Etkilendik mi ? Evet hemde sonuna kadar."Yarın dışarda işimiz var o yüzden şimdi git iyice yat dinlen."
"Ne işimiz var?"Gözlerini kapattı sorumada cevap vermedi."Bir soruyu iki kez sormadan algılayamıyor musun sen?"Yine cevap vermedi."Sana soruyorum ya."Yok yok bu düpedüz beni duymamazlıktan geliyordu.Bu adamın yanındayken sakin kala bilen bir insanoğlu olmayacağına yemin edebilirdim ama ispatlamayamazdım.Oturduğum koltuktan kalktım ve başının ucuna giderek öylece dikilmeye başladım."Cevap verecek misin artık?"Vermedi.İşaret parmağımı kaldırıp alın kısmına dokunarak bir kaç kez dürttüm fakat gözlerini açmadı."Bilerek yapıyorsun değil mi? Beni sinir etmek hoşuna gidiyor."Hafif gözlerini araladı ve alnında olan parmağımı tutarak kafasından indirdi.İşaret parmağımı sanki pis birşeye dokunmuşcasına üzerime sildim tabi'ki buda onun gözünden kaçmamıştı.
"Git uyu,başım ağrıyor uğraşamam seninle."Ben seninle uğraşmaya çok meraklıydım zaten.
"Soruma cevap verseydin benimlede uğraşmak zorunda kalmazdın."
"Git başımdan."Göz devirdim.
Gerçekten kötü gözüküyordu bu yüzden vicdanlı tarafım daha ağır bastı ve konuyu daha fazla uzatmadan başka bir konuya geçtim."Ağrı kesici krem var mı?"Kapattığı gözlerini tekrar açtı ve bana baygın baygın baktı.
"Ne yapacaksın?"Müsait bir yerime montalıycam.
"Varmı yokmu sen onu söyle."
"Mutfakta üçüncü çekmecede olması lazım."Aldığım komutun üzerine hızlıca mutfağa gittim ve dediği yere bakınca ağrı kesiciyi buldum.Tekrar oturma odasına ilerledim.Daha sonra bu yaptığım şey için pişman olurmuyum bilmiyordum ama şuan yapmak istiyordum ve yapacaktım.
Keremi sağ parmak uçlarıma sıktım ve iki elimin parmakları arasında biraz yaydıktan sonra koltuğun arka kısmına geçerek mirza'nın baş tarafına geldim.Parmak uçlarım alın kısmına değer değmez hızla gözlerini açtı.Kafasını kaldırmadı fakat ne kadar şaşkın olduğu gözlerinden anlaşılıyordu."Neden yapıyorsun bunu? Benden nefret ettiğini sanıyordum."Dedi gözlerini yeniden yavaşça kapatarak.
Ellerimin altında gevşediğini hissede biliyordum.
"İnsanlık yapıyoruz burda.Ayrıca senden nefret etmiyorum sadece sana gıcık oluyorum.Senden nefret etmem için geçerli bir sebebim yok."Ondan gerçektende nefret etmiyordum sadece beni çok sinir ettiği için gıcık oluyor,uyuz kapıyordum."Benim genelde banyodan sonra hep başım ağrır.Saçımı kurutmadığım için oluyormuş babam öyle söylerdi."
"Neden saçını kurutmuyorsun?"
"Sevmiyorum işte,saçımı kurutunca hem elektirikleniyor hemde böyle süpürge gibi oluyor."Verdiğim örneğe bir alkış almazsam hatrım kalırdı.
Gözlerini hafifçe araladı ve karşısında ki cam kapıya odakladı gözlerini."Yeterli bu kadar."
Ellerimi yavaşça indirdim.Cam kapıdan o bana bakıyor bende ona bakıyordum.
"Teşekkür ederim."
"Rica ederim.Uyuyalım mı artık."
Koltuktan kalktı ve karşıma gelip gözlerimin içine öyle bakmaya devam etti."Uyuyalım."
Şuan elimden tutup öyle çıkarması gerekiyordu beni yukarıya ama mirza onu yapmak yerine önümden yürümeye başladı."Harbi odun ya."
Sen salak mısın salak taklidi mi yapıyorsun? Adamla tanışalı daha iki gün oldu.
İki gün olabilir ama bu romantizim yaşamayacağımız anlamına gelmez.
Hızlı çıktık desene
Beynimde tümör çıktığından beri sürekli kafamın içinde kendi kendimle konuşuyordum.
Tabi sadece kafamın içinde değil yanlız kaldığımda kendi kendime de konuşuyordum.
Göz ucuyla arkasına bakıp tekrar önüne döndü"Birşey mi dedin?"
Dudağımı ileri doğru büzerek kafamı olumsuz anlamda salladım.
"Yalan söylemenin kötü birşey olduğunu biliyorsundur diye umuyorum."
"Yalan söylemek mi?"Merdivenleri çıkmaya başladık bir yandan da konuşmaya devam ediyorduk.
"Yalan falan söylemedim uydurma."
"Yalan söylemedim derken bile Yalan söylüyorsun."
"Ne dediğimi duydun mu?"
Merdivenleri bitirdik ve kaldığım odanın önüne geldik.
"Horbo odon yo dedin."Dedi.
Beni takilt ediyor oluşu ister istemez gülmeme neden olmuştu.
"Ben öyle mi konuşuyorum?"
Gözleri yine ilk gülüşüme takıldı daha sonra benim gibi olmasada oda gülümsedi.
"Evet."Onun beni taklit ettiği gibi konuşmadığıma kalıbı basa bilirdim.
Belkide öyle konuşuyorsundur.
Sonuçta kendini dışarıdan görmüyorsun.
Kafamın içinde olan o kitlenin benden daha mantıklı olduğunada kalıbı basa bilirdim.
"Madem duydun neden soruyorsun?
"Seninle konuşmak hoşuma gidiyor."
"Ne?"Bir kaç göz gözlerimi kırpıştırdım.Kafasını sağa doğru çevirip sırıtışını gizlemek için dudağını ısırdı.Gözlerim istemsizce boynunda kabaran damara kaydı ve yutkundum.Ben içli içli ona bakarken yüzünü tekrar bana döndü."Dememi bekliyorsan daha çok beklersin."Bozmasa olmuyordu sanki.
"Ne bekliycem be.Kendi kendine birşeyler uydurma.Git yat zıbar."
Arkasını döndü ve benim odamın hafif çaprazında kalan odanın önüne geçti."Amma bozuldun he."Dedi ve birşey dememe fırsat vermeden odaya girip kapıyı kapattı.
"KENDİNİ BU KADAR ÖNEMSEME."Diye hafif bağırdım arkasından.Odamın kapısını açtım ve içeriye girip kapıyı sert bir şekilde çarptım.
Bozulmadık falan diyorduk ama gayette bozulmuştum.
Odunluğunun dışına çıkıp bana güzel birşey dediği zaman aşırı heycan yapıyordum.Kalbim sanki soba gibi sımsıcak oluyordu.
Ondan etkilenmeye başlamıştım.
Bunu hiç bir şekilde inkar edemezdim.
Ne yapabilirim ben çapkın bir kadınım.
♡♡♡♡♡
"Dün akşamdan beri nereye gidiyoruz diye soruyorum artık cevap versen mi?"Saat 10:00 gibi kalkmış hazırlanıp yola çıkmıştık.
Ben aç olmadığım için mirza'nın da iştahı olmadığı için kahvaltı etmemiştik.Şuan saat 12:00 geliyordu ve ben tek lokma birşey yememiştim.Keşke yeseydim diye içimden geçirmeden edemedim bu kadar fazla yolda olacağımızı bilsem kesin yerdim de işte bazıları cevap vermediği için tahmin bile edememiştim.
Bunların yanı sıra hem arabada olduğum için hemde aç olduğum için midem aşırı fazla bulunmaya başlamıştı."Gidince görürsün zaten.Az kaldı sabret biraz."
Dünden beri zaten yeterince sabretmiştim hala bana sabret diyordu.
Elim istemsizce boğazıma gitti.Derin bir nefes alarak yutkundum.Bu ikidir kusmak istiyordum fakat kendimi zorlayarak tutuyordum.Üçüncü'de salı vereceğim artık olan o olucak."Midem bulanıyor."Dedim ağlamaklı çıkan sesimle.Gözlerimi kapattım derin derin nefesler alıp vermeye başladım.
"Geldik."Araba durdu ve ben gözlerimi açıp hızlıca arabadan indim.Yüzüme vuran hava birazda olsa kendimi iyi hissetmeme neden olmuştu demek isterdim ama hiç bir boka yaramamıştı.
En az yarım saat bu iğrenç duyguyla baş başa olucaktım anlaşılan.Gökyüzünde olan bakışlarımı indirip etrafı inceledim.Kocaman bir hastanenin önündeydik.
Arabanın etrafından dolaşarak mirza'nın yanına vardım."Neden geldik buraya?"Göz ucuyla bana bakıp tekrar gözlerini hastaneye çevirdi.
"Bir arkadaşa bakıp çıkacağım."
Karşısına geçtim ve alttan yukrarı doğru bakmaya başladım.Hava soğuk olmasına rağmen çok fazla güneş vardı.Gözlerimi kıstım bir elimide alın kısmıma koyarak kendime sper ettim."Şaka yapıyorsun herhalde."
Kafasını hafifçe eğdi."Fazla zekisin."
"Ya sen benle dalga mı geçiyorsun? Adam akıllı açıklama yapsana."İyiden iyiye Sinirlenmeye başlamıştım.İki saat araba yolculuğu çekmek zorunda kalmıştım birde üstüne üstlük bununla uğraşıyordum.
"Senin için geldik."
Gözlerimi bir kaç kez kırpıştırdım ve dediği şeyi algılamaya çalıştım.
Senin için geldik.
"Benim için mi geldik?"Olumlu anlamda kafa salladı."İyide neden?" Neden olabilirdi acaba ya.
Beyninin içinde koca bir kitle olduğu için olabilir mi?
"Çok fazla konuşmada takip et beni."Dedi sakin sesiyle ve önden yürümeye başladı.
"Ben gelmiyorum."
Durdu ve tekrar yüzünü bana döndü."Bana bak adam akıllı beni takip et yoksa olacaklardan sorumlu olmam."Hehe anca afkurup durursun başka'da birşey yapamazsın.
"Ben gelmiyorum."Kollarımı göğsümde birleştirdim."Ben mi dedim beni hastaneye getir diye?Beni buraya."İşaret parmağımla hastaneyi gösterdim."hiç bir güç sokamaz."Seri adımlarla yanıma geldi ve sinirli sinirli yüzüme bakmaya başladı."Hastalığımı sorup duruyordun onu öğrenmek için getirdin beni buraya dimi?"Alaylı bir şekilde sırıtıp ellerini siyah pantolonunun cebine soktu.
"Hastalığını biliyorum Mira.Seni buraya hem kontrol için hemde tedaviye başlansın diye getirdim."
Kaşlarımı çattım."Hastalığımı nasıl öğrendin?"
"Öğreneceğim dedim mi öğrenirim."Havalara gel havalara.Fatih sultan Mehmet bile bu kadar havaya girmemiştir.
"Şimdi kendi isteğinle geliyor musun içeriye yoksa zorla mı sokulmayı tercih edersin?"Omuz silktim.İnadım inattı
"Şurdan şuraya gitmeyeceğim dedim sözümden dönemem hiç kusura bakma."
"Sen beni hasta mı etmek istiyorsun?"Olumsuz anlamda kafa salladım.
"Öyle bir derdim yok."Gözlerine anlık uğrayan şaşkınlık ifadesi gözlerimden kaçmamıştı.Sen zaten hastasın falan demem gerekiyordu ama beni düşünüp buraya kadar getirdiği için öyle demek içimden gelmemişti.
Ben kafamın içinde ki saçma sapan düşüncelerde boğulurken bir anda belimde ve bacaklarım altında iki adet kol hissettim.Gözlerim kocaman açılırken ona şaşkın şaşkın baktım o ise tam karşısına bakıyordu.Artı olarak çuval taşıyormuşcasına rahat bir şekilde taşıyordu beni.Ya ben zayıf ve hafiftim yada o çok güçlüydü.
Birinci seçenek olmayacağına göre yüksek ihtimalle ikinci seçenektir diye düşünüyorum.
"Napıyorsun sen?"Yüzüm göğüs kısmına değiyordu.
"Seni taşıyorum."
"Niye taşıyorsun?"Bunları sormak yerine bağırıp çağırmam gerekmiyormuydu benim?
Bu terslikte bir iş vardı
"Sen yürümeyeceğim demedin mi?" Evet demiştim."E bende sen yürüme diye seni taşıyorum.Hem böylelikle sözünden de dönmemiş olursun fena mı?"Fena değildi hatta şuan yerimden acayip derecede memnundum.
"İyi peki taşımak istiyorsan taşı işime gelir."Kafamı indirdim.
Hastanenin kapısından çoktan girmiştik.Düz koridoru geçtik,sağa dönüp asansöre bindik."Yerinden memnunsun herhalde."Gözlerimi kaldırmadım.Kafamı dik tutmaktan boynum ağrımaya başlamıştı.
"Oldukça memnum.Sen beni taşımaktan memnun musun?"
Bakışlarını yüzümde hissede biliyordum fakat kafamı kaldırıpta bakmıyordum.Zira bakarsam kalbimin eline kılıncını alıp Allah Allah diye koşmaya başlayacağını çok iyi biliyordum.
"Oldukça memnunum."İşte bakmama eylemimiz buraya kadardı.Gözlerimi kaldırıp gözlerine baktım.Yakından da ayrı bir güzeldi sanki.Şuan haddinden fazla yakındık ve bu yakınlık beni deli ediyordu.
Yanlış anlaşılmasın heycan bakımından deli oluyordum başka bir şeyden değil.
Beynimin içinde yankılan huhuhu huhu seslerini görmezden gelmeye çalışıyordum fakat ona bu kadar yakınken imkansız gibi birşeydi bu dediğim.
"Garip bir adamsın."Diye küçük bir itirafta bulundum.Gerçekten garip bir adamdı.Ne zaman,nerde,
ne yapacağını asla kestiremiyordum.Güzel birşey diyecek dediğim zamanlarda dünya'nın en kötü cümlelerini kuruyor,kötü birşey diyecek dediğim zamanlarda dünya'nın en güzel cümlelerini kuruyordu.
Diyorum ya işte garipti.
"Garip bir kadınsın."Derin bir nefes aldım.Benim cümlemi bana söylüyordu fakat ben yine salak gibi etkileniyordum.
Ben galiba aşık olmaya yer geziyordum.
Asansör durunca ister istemez gözlerimiz bir birinden kopmuştu.
Hayır yani ne olurdu sanki asansör bozulsaydıda içinde kalsaydık.
Valla hiç şikayet etmezdim.
Koridoru geçtik ve bir odanın önüne geldik."Hizmetimiz buraya kadardı, inmek ister misiniz Mira hanım?"Kulaklarımda başlayan bir sıcaklık yanaklarımı esir almıştı.
Hayret utanmak ve ben
Olacak şey değil.
Olumlu anlamda kafa salladım oda beni beni yavaşça yere bıraktı.
Yüzüne kaçamak bir bakış atınca yüzünde daha önce görmediğim kadar güzel bir gülümseme olduğunu görmüştüm.
Ona gülmek gerçekten yakışıyordu.
Keşke her zaman gülsede bende bu manzaraya daha fazla şahit olsam.
Önümüzde ki beyaz kapıya bir kaç kez vurdu gel sesini duyunca o önde ben arkada odaya girdik.
Hadi bakalım gazamız mübarek olsun.
♡♡♡♡♡
Merhabalar efendim merhabalar
Nasılsınız bakalım ?
Bölümü beğendiniz mi?
En sevdiğiniz kısım neresi oldu?
Ben asansör sahnesine bayıldım
Bir daha ki bölüm görüşürüz Kendinize iyi bakınnn
Kocaman öptüm hepinizi 😘
Bölüm etkileşimi
