13. bölüm / 19
ZİHNİMİN LABİRENTİ13.BÖLÜM=KRİZ
Bölümler 19Şu an: 13.BÖLÜM=KRİZ
- 1 1.BÖLÜM = PEŞİMDELER1.867 kelime
- 2 2.BÖLÜM= YOLCULUK2.766 kelime
- 3 3.BÖLÜM=KARAR2.264 kelime
- 4 4.BÖLÜM=EVLENİYORUZ..2.680 kelime
- 5 5.BÖLÜM=NİKAH3.167 kelime
- 6 6.BÖLÜM=HASTANE3.045 kelime
- 7 7.BÖLÜM=KARANLIK AYDINLANMA3.742 kelime
- 8 8.BÖLÜM=ÖFKE3.255 kelime
- 9 9.BÖLÜM=HAYAL KIRIKLIĞI2.934 kelime
- 10 10.BÖLÜM=GÖREV3.151 kelime
- 11 11.BÖLÜM=60 SANİYE3.212 kelime
- 12 12.BÖLÜM=CANIMI CANI BİLMİŞTİ3.076 kelime
- 13 13.BÖLÜM=KRİZ2.547 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14.BÖLÜM ONUN YERİ BURASI MI?3.290 kelime
- 15 15.BÖLÜM=İLK GÖRÜŞ2.866 kelime
- 16 16.BÖLÜM=UÇURUMUN KIYISINDA3.500 kelime
- 17 17.BÖLÜM=BAŞIMIN BELASISIN KADIN4.066 kelime
- 18 18.BÖLÜM=AKLIMA SEN GELDİN2.807 kelime
- 19 19.BÖLÜM=DAVET3.149 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Hayattan fazla bir beklentim yok,seninle olmak yetiyor bana.."
İyi okumalar..
⚜️
Hayatta çıkmaza girdiğimiz bazı anlar olur.O anlardan biri tam olarak şuandı.Etrafımız da eli silahlı adamlar varken elimiz bağlı,karışıklı öylece kala kalmıştık.Burdan nasıl çıkacağımız hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Tek bildiğim tehlikenin ortasında bile kendimi güvendehissettiğimdi.Belkide bu savaşın sonunda yenilen biz olacaktık ama ben korkmuyordum.
Korkuyu hissetmeme rağmen bana kendimi berbat hissettirecek hisler geçiriyordum.Uyuşmaya ve morarmaya başlayan kolum,dönen başım,bulanan midem şuan bu ortamda bana hiç yardımcı olmuyordu.Mirza ile beni yere dizlerimizin üzerine çökertmişlerdi.Bir birimizin yüzüne bakarken onu dövmelerini izlemek zorunda kalıyordum.
İşin özeti tam olarak şuydu;Esir düşmüştük..
Onun yüzüne bir yumuruk daha inince sanki benim suratıma inmiş gibi canım yanmıştı.Aralıksız 15 dakikadır dayak yiyordu.Ne kadar bağırıp çağırsamda durmuyorlar,
ölümüne vurmaya devam ediyorlardı.
"Çanta nerde?"Bu kaçıncı soruşuydu?
100. falan olabilir miyidi?
"O kafanın içinde olanı kullan,tabi varsa.Sana o belgelerin yerini söyleyeceğimi mi sanıyorsun şerefsiz."Ağzınada ki kadını alaylı bir şekilde duran,ve eli kolu bağlı olan bir adama işkence yapmayı erkeklik sanan yaşlı bunağın ayağının dibine tükürdü.
"Ya söyleyeceksin ya
söyleyeceksin.Başka şansın yok."
Bir kez daha elinde ki sopayı mirza'nın karnına geçirince dayanamadım.
"Belgelerin yerini o bilmiyor."
Mirza'nın gözleri hızla beni buldu.
"Sakın!"Söylememe mi istiyordu.
Zaten söylemeyecektim yapmak istediğim tek şey dikkatleri onun üzerinden atmaktı.Çok fazla yara almıştı ve ne kadar belli etmemeye çalışsada canı yanıyordu.
"Çantayı ben sakladım."
"Tabi ya ben bunu neden düşünemedim."Sende beyin yokta ondan."Mağrada birlikteydiniz seni arka taraftan yollarken çantayı sana verdi.Sende onu sakladın,değil mi?"
"Fazla zekisin."Alaylı bir şekilde konuşmam onu sinirlendirdiği için mirza'nın karşısından ayrılarak yanıma geldi.
"SENİ ÖLDÜRÜRÜM.ALLAH ŞAHİDİM OLSUN ONUN KILINA ZARAR GELİRSE SENİ ÖLMDÜRÜRÜM! ÖLÜMÜN KOLAY YOLDAN OLMAZ HER GÜN İLMEK İLMEK CANINI YAKA YAKA SENİ SÜRÜNDÜRÜRÜM!"İsminin Mehmet olduğunu öğrendim adam bağıran,kollarını tutanlara rağmen hareket etmeye çalışan mirza'nın gözlerinin içine bakarak saçlarımı tutup boynumu geriye yatırdı.Saç diplerimin acısı ile yüzümü buruşturdum.
"O PARMAKLARINI TEKER TEKER KESİP SANA YEDİRMEZSEM BANADA MİRZA DEMESİNLER!"
"Nefesini boşuna yoruyorsun kılıç!"Bir müddet sustu.Daha sonra cümlelerine sırıtarak devam etti."Senin zaafın olmadığını sanıyordum.Demek bu küçük sürtük senin kırmızı çizgin ha?" Saçımı bırakıp bir kaç adım uzaklaştı.Elinde ki sopayı havaya kaldırınca olacakları anladığım için yüzüme gülümsememi yerleştirdim.
Ters psikoloji yapsam işe yararmıydı.Sopa karnıma inerken aslında acımadığını düşünsem bir faydası olurmuydu?
"HAYIIIR!"Ve sopa büyük bir kuvvetle karnıma indi.Nefesim kesildi.Gözlerim doldu.Acının etkisiyle vücudumu öne doğru büktüm.Dudağımın kenarından akan sıvının kan olduğunu anlamam çok uzun sürmemişti.
"SENİN ECDADINI SİKECEĞİM!
OROSPU ÇOCUĞU!"
Acımıştı işte.Ters psikoloji mi?
Bu saçma şeyi kim çıkardı Allah aşkına?
Zorlukla sırtımı dikleştirdim.Bu şerefsiz adamların ayakları önünde eğilmek en son isteyeceğim şey bile olamazdı.Daha kendime gelemeden sopa bir kez daha indi mideme.
Mirza'nın bağıran sesi artık çok uzaklardan gelmeye başlamıştı.
Gözlerim mirza'yı buldu.Sol gözünün kenarında olan damla dikkatimi çekti.
Mirza benim için ağlıyormuydu?
Kendi yediği sopalar yüzünden yüzünde tek mimik oynamayan adam acım ile acımıştı.
Kanayan tarafım onuda kanatmıştı.
"Dayan güzelim,lütfen dayan."
Dayanamıyordum.Canım çok fazla yanıyordu.Sopa bir kez daha karnıma inince artık sırtımı dik tutamadım ve olduğum yere yığıldım.Gözlerim buğulanıyordu.
Kolumu artık tamamen hissetmiyordum.Midemde karnımda inanılmaz derecede ağrılar vardı.
Sanırım yolun sonuna gelmiştim.
Kim derdi ki sonum böyle olacak.
"Ölme ihtimalim çok yüksek olmalı çünkü kendimi hiç iyi hissetmiyorum."Mirza ile karşılıklı duruyorduk.Aramızda bir kaç metre olmasına rağmen fısıltı ile çıkan sesimi duymuştu.
"Ölmeyeceksin."Bir insanın sesi ağlaya bilirmiydi?
Mirza'nın seside ağlıyordu..
"Bana umut vermeye son ver lanet adam.Ölüyorum burda."Gülmek istiyordum fakat acım buna engel oluyordu.İkimizde uçurumun kayısındaydık ama o bana düşsende ölmeyeceksin diyordu.
"Ölmeyi bir daha aklından geçirirsen asıl ölümün benim elimden olacak.."
Gülümsedim.İkimizinde canı yanıyordu.Ama her ne olursa olsun yinede bir birimizle uğraşmaktan vazgeçmiyorduk.
"Kesin sesinizi."Dedi Mehmet.
"Sen o siktiğimin sesini kes artık!"
Mirza'nın cümlesi biter bitmez bugün içerisinde bilmem kaçıncı kez silah sesi duydum.Çevremizde bulunan adamlardan bir kaçı oldukları yere yıkılırken diğerleri neler döndüğünü anlamaya çalışıyordu.Gözlerimi artık açık tutamayacağımı anladığımda sıkıca kapattım.
"Parti veriyorsunuz ve bizi çağırmıyorsunuz."Bilincim kapanmadan önce duyduğum son sözler Ege'nin sesine aitti.
⚜️
Gözlerimi zorlukla araladığımda kolumda ki acı yerini boşluğa bırakmıştı.Karnımda midemde hala inanılmaz ağrılar vardı.
Bulunduğum oda mirza'nın odasıydı.Gözlerim baş ucumda,eli elimde kafasını yatak başlığına yaslayarak uyuyan mirza'yı buldu.Yüzü gözü kan içerisindeydi.Dudağının kenarında,kaşında ki kanlar kurumuştu.Elmacık kemiğinde olan morluklar ise yerli yerindeydi.
En son neler olmuştu?
Biz buraya nasıl gelmiştik?
O cehennemden nasıl kurtulmuştuk?
Boğazımda oluşan gıcık yüzünden öksürmeye başlayınca yanımda uyuyan mirza gözlerini açtı.
Bakışları uyanır uyanmaz beni buldu.
"İyimisin? Noldu?"Öksürük krizim bitince sağ kolumu midemin üzerine bıraktım.Öksürdükçe midem daha fazla ağrıyordu.
"İyiyim merak etme.Biz buraya nasıl geldik?"
Ağzından derin bir nefes vererek kaldırdığı kafasını tekrar başlığa yasladı."Şimdi dinlensen bunları daha sonra konuşsak olmaz mı?"
"Sen neden dinlenmiyor burda böyle,bu halde oturuyorsun?Benimle uğraşmaktan kendinle ilgilenemedin,değil mi?"
Sustu.Tahmin ettiğim gibi olduğunu anlamam beni pek zorlamamıştı."Neden kendine bu kadar kötü davranıyorsun? Neden kendin için bu kadar önemsizsin? Bu doğuştan olan bir şey değil biliyorum."Yutkundum.Boğazım kuru olduğu için sık sık yutkunma ihtiyacı hissediyordum.Seni böyle yapan şeyleri çok merak ediyorum."Sesim konuştukça kısılıyordu.
"Önemsiz konular."
"Önemli.Seninle ilgili her konu benim için önemli."Bu bakışı tanıyordum.Ben ona ne zaman güzel bir şey söylesem aynı bu şekilde gözlerinin içi parlayarak bakıyordu."Buraya nasıl geldiğimizi söyler misin? Merak ediyorum."
"Arabada takip cihazı vardı."
"İkimiz olmasına rağmen ormanda bir türlü silah sesleri kesilmedi.Bizi koruyanlar senin adamlarındı değil mi?" Olumlu anlamda kafa salladı.
Baş parmağı ile avcumun içerisine yaptığı dairesel hareketler kasılan vücudumu gevşetiyordu.
"Arabanın konumu ilk seferde bizi takip eden adamlardan birinin telefonundaydı.Bizimle birinci seferde gelen adamların çoğu yaralandı kaça bilen ise kaçtı.Kaçan adamlardan biri destek çağırmış.Bu sayede yerimizi bulmuş oğuzla Ege."
Ya o adam arayıp yardım istemeseydi,O zaman ayvanın en büyüğünü yerdik işte.
"Bu arada kolundan ki kurşun çıkarıldı.Çok kan kaybetmiştin bu yüzden Yusuf sana kanını verdi."
"Ama o-"
"Benim söylememe bile gerek kalmadı senin bu durumda olduğunu görür görmez hiç düşünmeden verdi."Bir müddet susup öylece gözlerimin içine baktı."Yani nasıl diye sorgulama.
Yusuf çok merhametli bir adam.
Senin bu durumda olman onu üzmüş olmalı."O an bana çok yabancı olan bir duygu kucakladı beni.Yusuf'un merhameti bana her zaman istediğim ama hiç bir zaman olmayan abi merhametini hissettirmişti.
"Bana su getirebilir misin?"
Elimi bırakıp hızlı bir şekilde ayağa kalktı.O odadan çıkar çıkmaz kolumda ki sorumu çekip çıkardım.Zaten bitmek üzere olduğu için yataktan kalkmayı yada serumu çıkarmayı sorun etmedim.Umarım mirza da etmezdi.Duvara tutunarak lavobaya ilerledim.Her adımım da vücudum ağrıyordu.Bu ağrıların bir an önce son bulması gerekiyordu.Yoksa beni hastalık falan değil canımın bu denli yanması bitirecekti.
Sağlık kitini aldıktan sonra lavodan çıktım.Tekrar odaya döndüğümde mirzayı kapının önünde etrafa göz gezdirirken buldum.Banyodan çıkan beni görünce derin bir nefes aldı.
Koltuğa doğru ilerleyip elimde ki kiti koltuğun yanına bıraktım.
Mirza ise bir kaç saniye beni süzdükten sonra elinde ki suyu komedinin üzerine bırakıp yanıma geldi.
"Şu durumda bile bana pansuman mı yapacaksın?"
"Ne varmış durumum da ayrıca sen benden daha kötü bir haldesin."Elimi koluna yerleştirip koltuğa oturttum."Eğer ki sen şu durumunla beni iyileştirmeye çalışıyorsan bende gayet yapabilirim."Hala yüzüme endişe ile bakıyordu.İyi olmadığımı görüyordu.Ne kadar iyiyim desemde olmadığımın farkındaydı.
"Merak etme ben iyiyim.En azından dün akşama göre oldukça iyiyim."Yaralı olan kolumu hareket ettiremiyordum.Bu yüzden pansumanı ve diğer tüm işlerimi kolum iyleşene kadar tek elimle halledecektim."Biz eve geleli kaç saat oldu?"Yatağın yanında duran sandalyeyi alarak koltuğun karşısına koydum.Rahat bir şekilde sandalyeye oturdum.
Mirza'nın ayakları ayrık bir şekilde duruyordu benim iki bacağımın dizleri ise onun bacaklarının arasında koltuğa değiyordu.
Kiti alarak içinden gerekli malzemeleri aldım.Elimde ki pamukla suratına doğru yaklaşınca kafasını geriye atarak koltuğa yasladı."dokuz saat oldu."
Gözlerini kapatıp cümlelerine devam etti."Seni doktora götüremedim ama doktorunu buraya çağırdım."Pamukla kaşında ki yarayı temizlemeye başladım."Sanrıları,yani gördüğün her neyse hangi sıklıkla görmeye başladığını sordu."Gözlerini hafif açıp baygın bir şekilde gözlerini gözlerime dikti."Hastalığınla yeteri kadar ilgilenemedim."
Dedi.Şimdi de kendini suçluyordu.
"Bu yüzden bişey diyemedim doktora."
"Beni hastaneye sen götürdün,
Babam bile benimle bu kadar yakından ilgilenmemişti."
Pamukla işim bittikten sonra kenara bırakıp yara bandını aldım."Her durumda kendini suçlu buluyorsun.Kendine bu kadar yüklenme."Bandı kaşına yapıştırdıktan sonra kaşıyla işim bitmişti."Ayrıca ben iyiyim.Eskisi kadar hayal görmüyorum."Tekrar temiz bir pamuk alarak dudağının uç kısmını temizledim.
"Dudakların çok güzel."Zamansız gelen iltifatım temizlediğim dudağının bir karış açılmasına yol açtı.Gözlerimi gözlerine çıkardım.
"Neden bana öyle bakıyorsun?"
Bir kaç saniye daha aynı şok olmuş ifade ile yüzümü seyretti.
Daha sonra dudaklarını kapatıp yutkundu.
"Bazen çok cesaretli,bazense çok utangaç oluyorsun."Sırtını dikleştirerek üzerime doğru eğildi."Ve her ikiside çok hoşuma gidiyor."Bakışlarımı kaçırdım.
"İşte aynı bu şekilde oluyorsun utandığın zaman."Çenemden tutup yüzümü yüzüne çevirdi.
"Gözlerini kaçırıyorsun."
"Sende bazen bana beni yemek istiyormuş gibi bakıyorsun."
Gülecek gibi oldu fakat dudağının iç kısmını ısırarak kendisine engel oldu.
"Belkide gerçekten yemek istiyorumdur."Yutkunacaktım ki tükürüğüm boğazıma kaçtı.
Eli çenemde olduğu için kafamı çeviremiyordum.Bu yüzden onun yüzüne doğru öksürüyordum.
Elimi elinin üzerine koyarak indirmeye çalıştım fakat izin vermedi.Öksürüklerimin arasında yüzüne ters ters bakıp yaralı olmayan kolumla ağzımı kapattım.5 10 saniye daha ardı ardına öksürükten sonra kendimi durdura bilmiştim.
"Bu kaçıncı ölümden dönüşüm?"
"4 veya 3 olması lazım."Birde ciddi ciddi cevap veriyordu."Hayır yani niye bu kadar şaşırdın anlamadım."Sinirle eline vurarak çenemden indirdim.Sandalyeden hırsla kalkıp karşısına dikildim.
"Az önce bana beni yemek istediğini söyledin."
"Hala aynı fikirdeyim."Oda ayağa kalkıp karşıma geldi."De sen neden bu kadar sinir oldun? Böyle demem seni rahatsız mı etti."
Gözlerimin içine merak ve şüpheyle bakıyordu.
"Rahatsız olmak mı?"Alaylı bir şekilde güldüm."Asıl-"Yapmaman beni rahatsız ediyor diyecektim fakat sözlerimi yuttum.Tamam açık sözlü bir insandım fakat bu kadarı çok fazla olurdu.
Adam'a;asıl beni yemediğin için rahatsız oluyorum mu diyecektim.
Kesinlikle böyle birşey diyemezdim.
"Asıl ne?"Kafamı olumsuz bir şekilde salladım."Yok birşey."Tek kolumla bedenini ittirerek koltuğa ilerletmeye çalıştım."Otur şuraya pansumanını daha bitirmedim.
Kolumdan tutarak kendisine doğru çekti.Vücudum vücuduna çarparken aramızda santimler kaldı."Asıl ne?"Dedi bir kez daha.
Sesi oldukça baskın çıkıyordu.
Her ne söyleyeceksem devamını duymak için can atıyordu.
Bunu gözlerinden anlaya biliyordum.
"Yok birşey dedim ya."
"Ordan bakınca buna inanacak gibi mi duruyorum." Kafamı sağa sola yatırarak yüzünü iki taraftan da seyrettim.
"Burdan bakınca aşırı yakışıklı duruyorsun."Onun aklını dağıtmanın tek yolu konudan kaçmak,farklı bir konu açmaktı."Çok çekici,bir o kadarda seksisin"
"Seksi."Olumlu anlamda kafa sallayıp 32 diş gülümsedim.
"Evet seksi."Bir birimizin gözlerinin içine bakıyorduk."Gözlerini kırpıştır ve yutkun."Dediklerimle birlikte aynı şeyleri yaptı.Bende onu tanımaya başlamıştım.Ne zaman şaşırsa ve etkilense bu hareketi yapıyordu.
"Utandığında enseni kaşıyor.
Sinirlendiğinde burun kemerini sıkıyorsun."Ona onu anlattıkça daha fazla şaşırıyordu."Sabrın tükendiğinde ise yüzünü gökyüzüne kaldırıp sakalını sıvazlıyorsun."
Etkilendi.
"Beni bu kadar dikkatli seyrettiğini bilmiyordum." Parmak uçlarıma kalkarak yüzüne biraz daha yaklaştım.Bileğimi elinden kurtarıp kollarımı boynuna doladım.
"Yetmiyor.Bu kadar seyrediyorum ama yetmiyor."Dudağının kenarında ki yaranın üzerine kısa bir öpücük bırakıp geri çekildim."Sana doyamıyorum."Kendine gelmek için kendisine bir kaç saniye tanıdı.Daha sonra sağ elini sağ boynumla çenem arasına koyarak yüzümü sıvazladı.
"Yapma."
"Neyi?"
"Bilerek yapıyorsun."
"Neyiii?"Diye bir kez daha sordum.
"Beni tahrik ediyorsun.Yapma yanarız."Sesi gözlerinin aksine isyan ediyordu.
Başımı boynuma doğru yatırdım
"Yanalım."Bakışları koyulaşmaya başladı.Gözlerine oturan duygunun tek adı ise arzuydu.
"Böyle yapmaya devam edersen bu işin sonu yatakta biter."
"Bitsin."Bana noluyordu bilmiyorum ama içime inanılmaz bir istek doğmuştu.Onunla her anlamda birlikte olmak istiyordum.Onun gözlerine çöken ifade benim içimi yakıyordu.
Kalbim heycanla ve arzuyla yanıp tutuşuyordu.
"Kaçmam gerekiyor."
"Ne?"Bir anda elini yüzümden çekip karşımdan kapının çıkışına doğru kaçtı."Napıyorsun?"
"Bilmiyorum."Eli kapının kulpunu tutup açtı."Seninle aynı ortamda kalmaya devam edersem.."Sustu.
Gözleri vücudumda gezindi.
Vücudumda gezinen gözleri yoğun istekle bakmaya başladı.
"Hassiktir."Bakışlarını kaçırıp açtığı kapıdan çıktı.Odanın önünden ayrıldı.Bir kaç saniye geçmedi tekrar kafasını kapıdan içeriye doğru uzatıp"Küfür için özür dilerim."Dedi ve tekrar çıktı.
Şakasız 2 dakika boyunca olduğum yerde kaldım."Biz az önce ne yaşadık ya?"Kafamı bir kaç kez sallayarak kendime gelmeye çalıştım."Neden kaçtı şimdi bu?" Dikildiğim yerde durmaya son verip yatağa ilerledim.Gözlerim koltuğa kaydı."Pansumanda yarım kaldı."Derin bir nefes çekip yatağa uzandım.Üzerime yorganı çekip uyku moduna geçtim.
"Biraz uykumu alıyım daha sonra benden kaçmak neymiş göstereceğim sana."Gözlerim yavaş bir şekilde kapanırken dudaklarımdan çıkan son cümleler ise bunlar olmuştu.
⚜️
Göz kapaklarımı yoğun bir baş ağrısı ile açmıştım.Başım daha öncekilerden çok daha şiddetli ağrıyordu.Yatağın içinde cenin pozisyonu alarak ellerimle başımı sarmış ağrının geçmesini bekliyordum.Ama acı geçmek yerine her geçen dakika daha da şiddetleniyordu.Akşam olmuştu ve odada benden başka kimse yoktu.
Mirza nerde napıyordu hiç bir fikrim yoktu.Kalkıp bakmak istiyordum fakat mirza'nın beni bu şekilde görmesini de istemiyordum.
Gözlerimden akan bir damla yaş yastıkla buluştu.
Ağrı biraz hafiflayince yataktan kalkarak karanlık odanın içinde ilerlemeye başladım.Odaya vuran tek ışık başucu lambasından geliyordu.Tekrar aynı ağrının daha şiddetlisi kafamın içini esir alınca olduğum yerde dizlerimin üzerine çöktüm.Sanki defalarca kez kızgın bir bıcağı kafamın içine saplayıp saplayıp çıkartıyorlardı.
Dayanamıyordum.
Bu acı öyle bir acıydı ki her geçen saniye ölmeyi dilettiriyordu bana..
Gözlerimden ardı ardına yaşlar akıyor,tıkalı burnum ise nefes almama izin vermiyordu.
Cümlenin tam anlamıyla boğuluyordum.Ağzımdan nefes almak istiyordum ama sanki bir el ağzımın üzerine kapanmıştı.Nefes alamıyordum.
Ellerimle kafama vurmaya başladım.Acıyı susturmam,acıyı yok etmem gerekiyordu.
Ben bunları yaparken aklıma yeni yeni şeyler düşmeye başlamıştı.
Sanki kafamın içinde olan biri bana birşeyleri göstermeye çalışıyordu.
(Geçmiş zaman )
Eski gece kondumuzdaydım.
Duvarın köşesine sinmiş anne babasının kavgasını izleyen çocuk ise benim çocukluğumdu.
"Ne istiyorsun sen benden?"
Ağlıyordu.Benim annemin yeşile çalan gözlerinden yaşlar süzülüyordu."İşe git diyorsun gidiyorum.Her dediğini eksiksiz yapmaya çalışıyorum.Ne için biliyor musun?"Babamın cevap vermesini beklemeden titreyen sesiyle konuşmasına devam etti."Senden güzel bir bakış görmek,güzel bir cümle duymak için."
"Sesini kes.Sana tahammülüm kalmadı."Babam olacak şahıs acımıyordu.Annemin ona aşkla bakan gözlerini görmezden geliyor,kalbini hunharca kırmaya devam ediyordu."
"Beni biraz sev lütfen."Annem babama yaklaşarak elini tuttu.
Yanağının babam'ın avuç içlerine yasladı."Bugün kızımızın doğum günü."Bugün küçük mira'nın doğum günümüydü?"Onun için bugün bir arada kalalım."
Babam avucunu annemin ellerinden kurtarıp onu geriye doğru itti.Odanın bir köşesinde ağlayarak olayları izleyen küçük Mira.Diğer tarafında ise ben vardım.
"Midemi bulandırıyorsun."
"B-baba annemin kalbini kırıyorsun."Mira sesini babasına duyurmaya çalışıyordu fakat onu annesi de dahil kimse duymuyordu.Sarsak adımlarla sindiği köşeden kalkıp akan burnunu koluyla sildi.Bir elinde el yapımı bebeği vardı.Bebeğinin kolundan tutmuş annesinin yanına yürümeye başlamıştı."Anne ben doğum günü istemiyorum.Sadece seninle uyumak istiyorum."Kendisini uyutmasını da annesi için istemişti.Annesi babasının yanında ne kadar çok kalırsa o kadar çok kırılıyordu.Ve o küçük çocuk bunu istemiyordu.Annesinin yanına giderek elini annesinin elinin içine yerleştirdi.Kendisiyle birlikte annesinide odasına doğru çekiştiriyor,babasından korumaya çalışıyordu.
"Mira kendine gel."O andan kurtuldum.Hala etrafım karanlıktı.Hala sanki o andaydım.
Ama bu ses o zamana ait değildi.
Bu ses o zamana ait olmayacak kadar huzur vericiydi."Gözlerini aç güzelim,gözlerini aç."Vücuduma dolanan kolların sahibi titriyordu.Bütün bedenine elektirik veriyorlardı sanki.Çok fazla titriyordu."Sakin ol Mira."Dedi yine aynı ses."İyleşiceksin.Seni iyileştirmek için kendi canımdan bile vazgeçmeye hazırım."Kafam göğsüne yaslanmıştı.Hızlı atan kalp atışları kulaklarımın içine doluyordu.
"Gözlerini aç.Bak ben burdayım."
Her konuştuğunda kasılan vücudum biraz daha gevşiyordu.
Yavaş bir şekilde gözlerimi açtım.
Odanın ışığı yanıyordu.Karanlık değildi.O anda değildim.Şuan burda,huzur bulduğum yerde Mirza'nın kollarının arasındaydım.Bedenimi biraz daha sardı kollarıyla.Beni kurtarmak istediği sarış şeklinden belliydi.Sanki beni içine hapis etmek ve orda korumak,hiç bir acıyı yaklaştırmak istemiyormuş gibi sarılıyordu."Böyle değildi.Onlar.."Derin bir nefes alıp devam ettim."Onlar hiç kavga etmezdi.Biz mutlu bir aileydik.Bunun olması imkansız."
"Neyin olması imkansız? Ne gördün,Ne yaşadın sen Mira?"
Zor bir sorunun zor bir cevabı olurdu.Ben ne yaşadığımı bilmiyordum.Mutlu bir ailem var sanıyordum fakat orda gördüklerim bunun tam aksini söylüyordu.Derin derin içli nefesler çektim.Biraz daha ona sokulup sorusuna cevap vermedim veya veremedim.O ise her zaman olduğu gibi beni anladı.
Kollarıyla vücudumu daha çok kendine yasladı."Sana söz veriyorum Mira.Bir an olsun seni yanlız bırakmayacağım."Çenesini kafamın üzerine yaslayıp saçlarımdan öptü."Hep yanında olacağım.Seni kaderine terk etmeceğim."
Sadece bedenim değil ruhum da sarılıyordu ona. İçimdeki tüm çığlıklar bir anda susmadı ama sesleri azaldı.O karanlık,hep içimde yaşayan o dipsiz boşluk... hâlâ oradaydı,ama ilk kez biri oraya elini uzattı.Ve ben ilk kez biriyle birlikte oradan çıkabileceğime inandım.
Bana ne olduğunu bilmiyordum. Ne yaşadığımı,ne gördüğümü, neye inandığımı... hiçbirini tam olarak ayırt edemiyordum. Ama artık bir şeyden emindim; o yanımdayken, parçalanmak daha az acıtıyordu.Ve bazen... bazen sadece birinin kalman için söz vermesi bile karanlığın ortasında bir mum yakabiliyordu.
Gözlerimi kapadım. Belki bir daha açtığımda,dünya aynı olmayacaktı.Belki hâlâ karanlıktı, ama en azından biri elimi tutuyordu.Ve bu... bu yeterdi.
♡
Selamlar
Nasılsınız bakalım
Bölümü nasıl buldunuz?
En sevdiğiniz kısım neresi oldu?
Sizce Mira bu hastalıktan kurtula bilecek mi ?
Bir daha ki bölüm görüşürüz Kendinize iyi bakınnn Kocaman öptüm 😘
Bölüm etkileşimi
