19. bölüm / 19
ZİHNİMİN LABİRENTİ19.BÖLÜM=DAVET
Bölümler 19Şu an: 19.BÖLÜM=DAVET
- 1 1.BÖLÜM = PEŞİMDELER1.867 kelime
- 2 2.BÖLÜM= YOLCULUK2.766 kelime
- 3 3.BÖLÜM=KARAR2.264 kelime
- 4 4.BÖLÜM=EVLENİYORUZ..2.680 kelime
- 5 5.BÖLÜM=NİKAH3.167 kelime
- 6 6.BÖLÜM=HASTANE3.045 kelime
- 7 7.BÖLÜM=KARANLIK AYDINLANMA3.742 kelime
- 8 8.BÖLÜM=ÖFKE3.255 kelime
- 9 9.BÖLÜM=HAYAL KIRIKLIĞI2.934 kelime
- 10 10.BÖLÜM=GÖREV3.151 kelime
- 11 11.BÖLÜM=60 SANİYE3.212 kelime
- 12 12.BÖLÜM=CANIMI CANI BİLMİŞTİ3.076 kelime
- 13 13.BÖLÜM=KRİZ2.547 kelime
- 14 14.BÖLÜM ONUN YERİ BURASI MI?3.290 kelime
- 15 15.BÖLÜM=İLK GÖRÜŞ2.866 kelime
- 16 16.BÖLÜM=UÇURUMUN KIYISINDA3.500 kelime
- 17 17.BÖLÜM=BAŞIMIN BELASISIN KADIN4.066 kelime
- 18 18.BÖLÜM=AKLIMA SEN GELDİN2.807 kelime
- 19 19.BÖLÜM=DAVET3.149 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeni bir bölümle tekrar karşınızdayım efenim.
Umarım bölümü beğenirsiniz
Bakalım bu bölümde bizleri neler bekliyor
İyi okumalar dilerim
♡
"Onun için gerekirse dişe diş kana kan savaşırdım.Kimse beni ondan ayırmaz,buna cesaret bile edemezdi.."
"Akşam önemli bir davet var bu yüzden alışverişe çıkmalıyız."
Tepkisiz gözlerle zeynep'in cümlelerini bitirmesini bekliyordum."Halam ve amcamların,ve diğer aile fertlerinin olacağı büyük bir akşam yemeği olacak."Evet bahsettiği akşam yemeğinden bahsetmişti mirza.Her ay bir kere aileler toplanır ve bir arada vakit geçirirlermiş.Gitmek istemiyordum çünkü nasıl insanlarla karşılaşacağımı bilmiyordum.Bu zamana kadar doğru düzgün insan arasına çıkmamış,hep ormanın içinde ki evimizde gözden uzak yaşamıştım.Şimdi ise böyle büyük bir davete gitmek beni oldukça geriyordu.
"Acaba hasta numarası mı yapsam."Diyerek zeynep'in konusundan çok daha uzak bir noktaya parmak bastım.
"Hayır yani gitmek istemiyorum ama mirzayı da yanlız bırakmaya gönlüm el vermiyor."
"Neden gelmek istemiyorsun ki?"
İrem'in sorusuna nasıl cevap vereceğimi düşündüm.
Sonuçta mirza'nın ailesi onlarında ailesi oluyordu ve bu konuda yanlış bir şey söyleyerek onları üzmek istemiyordum.Şuanda oturma odasında İrem ben zeynep oturuyorduk.Ege,oğuz mirza ise birlikte dışarı çıkmışlardı."Biraz üzerimde kırgınlık var."Küçük toz pembe bir yalanın kimseye zararı olmazdı bence.
"Sen onu benim götüme anlat aşko."Hayır yani neden götüne anlatıyorum.O lafın doğrusu külahıma anlat olmalıydı.
Göt ne alaka şimdi oğlum?
"Zeynep'e katılıyorum."Diyen irem'de yalanıma inanmış gibi durmuyordu."Korkunu anlaya biliyoruz."İçimi kemiren düşüncelerin bu kadar belli olduğunu bilmiyordum.
"Yani amcamla halam için iyi şeyler söyleyemeyeceğim ama diğer aile bireylerimin iyi olduğuna yemin bile edebilirim."Zeynep koltuktan doğrularak yanıma geldi."Bugün eğer orda olmazsan amcam ve halam'ın ağzına bin yıllık laf verirsin."
"Mirza ile senin apar topar evelndiğini duyunca küplere bindiler."Zeynep'in lafının arasına giren İrem'e diktim gözlerimi.
"Normalde ekim ayının ortalarında oluyordu bu yemek."Eylülün başlarındaydık daha.
"Erkene çekmelerinde ki sebep seni tanıtmak istiyor olmaları bence."Zeynep düşündüğüm şeyleri anlamışcasına açıklama yapmıştı.
"Hasta olduğumu biliyorlar mı?"
Farklı bir soru yönelterek aklımda yer edinen soruların bir kaçına daha cevap almak istedim.
Eğer o yemeğe gideceksem hakkımda ne kadar şey bildiklerini bilmem gerekiyordu.
İçimden haberleri olmaması için dua ediyordum ki irem dualarımı ağzıma tıktı "Biliyorlar."
Dualarımın bana giriş hızına her seferinde hayran kalıyordum.
"Onlar illaki üzerine gelmeye çalışacaklar ama merak etme abim ezdirmez seni."Mirza'nın beni ezdirmeyeceğini takibi ki biliyordum.Ailesi bile olsa beni üzüp kırmalarına asla izin vermezdi.Buna adım kadar emindim.
"Böyle ezik sümsük gibi göründüğüme bakma Zeynep."
Niye şimdi kendimi gömdüm ben?
"Üzerime gelmeye çalışırlarsa çekinmem ve onlara aynı şekilde karşılık veririm."Bana o kadar inanmıyorlardı ki utanmasalar benimle dalga geleceklerdi.
"Valla asla karışmayız hatta arkanda bile dururuz."
"Bizede az işkence etmediler o amca ve hala kılığında ki şeytanlar."Diyerek İrem'in cümlelerine onay verdi Zeynep.
Yerimde doğrulup aklıma gelen fikirle yüzlerine sinsi sini gülerek baktım."Bilikte fırar edelim."
Nasıl çözüm ama?
"Bu dediğin şeyi seve seve kabul ederdim ama işin sonunda abimin gazabına uğramaktan çok korkuyorum."Yok artık.
Karşımda ki sarışının korkudan sesimi titemişti?
İkisininde yüzlerinde öyle korku dolu ifade vardı ki ne yapacağımı bilemedim.
"Kızım şaka yapıyoruz ya."Ben olayları kavrayamazken onlar kahkaha ile gülmeye başladılar.
Mirza ve benim aksime oyunculukları çok iyiydi.
"Ben malmıyım ya?"
"Büyük ihtimalle öylesin."Dedi Zeynep.
"Öylesin."Diyerek onu tamamladı irem.
Şimdi bunlar neden zorbalıyorlar beni?
Galiba benim gibi,insanları zorbalamaktan keyif alıyorlardı.
"Sağolun ya.Mal olduğumu bir kerede sizden duymak çok iyi geldi."İkiside gülerek omuz silkince asıl konuya geçiş yaptım.
"Tamam akşam gidiyorum ve onlara Mira kılıç kimmiş gösteriyorum."
Kaçan taraf kesinlikle ben olmayacaktım.Madem beni merak ediyorlar ve tanımak istiyorlardı o halde gidip onlara kendimi tanıtacaktım.
Eğer ki hoşuma gitmeyen,beni küçük düşürecek bir davranışta bulunurlar ise mirza'ya gerek kalmadan onların infâzını kendim gerçekleştireceğim.
Ne kadar havalı konuştum ya.
"Çok doğru bir karar verdin."
İrem'den onay alınca gözlerimi Zeynep'e çevirdim."Kaçmak çözüm değildi zaten.Bencede güzel bir karar."İkisininde yanımda olduğunu bilmek derin bir nefes almamı sağlamıştı.Bahçe kapısından içeri Yusuf girince gözlerimiz onu buldu.
Uzun süredir görmüyordum onu.
Dışarı çıktığım zamanlar da falanda hiç gözüme çarpmamıştı.
"Mirza'nın size mesajı var."Dedi soğuk bir sesle.Gözleri sık sık İrem'in üzerinde oyalanıyordu.
Aklı bir karış havada olan kızın ise bundan haberi yoktu.
Yusuf cebinden telefonu çıkartarak mesajlara girdi ve mirza'nın sesli mesajını dinletti."Neden ben aradığımda açılmıyor o telefonlar."Ses bitti ve diğeri başladı."Yusuf git onları bul ve eğer hala kafalarının gövdelerinin üstünde kalmasını istiyorlarsa hemen aramalarıma cevap versinler."Ve ikinci seste bitti.
Kızların ikiside telaşla ayağa kalkıp askıda ki çantalarına doğru koşturdurlar.Telefonunu ilk bulan kişi Zeynep'ti hemen abisini arayıp telefonu kulağına yasladı.
"Yusufcuğum bu kaç günlerde nerelerdeydin?"Bu adama karşı ayrı bir sempatim vardı.
"Yurt dışına çıkmak zorunda kaldım Mira hanım."Hanımefendi
olmayacak kadar çingeneydim.
"Hala hanım mı diyorsun sen bana?"
"Evet."Benimle konuşuyordu güya ama gözleri gözlerime hiç uğramıyor İrem'in üzerinde oyalanıyordu.Bu şahıs neden İrem'e böyle bakıyordu?
"Hanım yok.Sadece Mira."
"Can sağlığım için bunu yapamam."Hayvan adam tüm çevresindeki insanları nasıl korkutmuşsa artık kimse onun ile karşı karşıya gelmek istemiyordu.
"Mira bizim şimdi gitmemiz gerekiyor.Daha sonra tekrar uğrarız."Zeynep askıda olan çeketini üzerine giyindi.İkiside aşırı telaşlıydı.
"Mirza ne dedi?"Öyle meraklı bir insandım ki bunun cevabını öğrenmezsem uyku girmezdi gözüme.
"Biz irem ile tatile çıkmıştık seninle tanışmadan önce."
İrem açıklamaya yapmaya başladı.
Bir yandan da ayakkabısını giyiniyordu."O tatilde sanırım biraz fazla harcama yaptık.
Abimin banka hesabından yüz bin çaldık."Yuh.Yüz bin mi?
Birde yüz bine birazcık mı diyordu bu deli kız.
"Onu öğrenmiş ve şuan bizi öldürmek için buraya geliyor.
Bir an önce izimizi kaybettirmeliyiz."Sanki bir tık abartıyorlardı.Mirza'nın yüz bin için kardeşlerini boğzalayacak olmasına inanmıyordum.
Gerçi yüz bin bana girse ben kardeş mardeş dinlemezdim.
Daha onlar çıkmadan kapı çalınca kızların ikiside korku ile bir birlerine baktılar."Ne çabuk geldi ya?"
Yusuf ile ikimiz kızların bu halini eğlenerek izliyorduk."Bence abartıyorsunuz."İpin ucunda ben olmadığım için gayet rahattım.
"Karta yatırdığı parayı her sene yetimhanelere bağışlıyormuş."
İşte şimdi işin rengi değişmişti.
Belli bir amaç uğruna yatırdığı para eğlence uğruna gitmişti.
"Biz bunu çok sonradan öğrendik."
"Bilsek valla çalmazdık ya."Dedi Zeynep'te İrem'e katılarak.
Kapı bir kez daha kırılacak gibi çalınca kapıya doğru yürüdüm."
Kızların yanına gelmiştim ki İrem kolumu tuttu."Allah aşkına açma."
"Ben halledeceğim.
Siz sakin kalmaya çalışın."
"Saklansak mı?"Zeynep'e saçmalama der gibi baktıktan sonra kapıya doğru bir kaç adım daha atarak açtım.Mirza karşımda kırmızı yüzü ile dururken oğuz ve Ege onun arkasında sırıtarak duruyorlardı.
Bu evde zorbalık ve gıcıklık yapmak adet olmuştu anlaşılan.
"Nerde onlar?"Dedi dişlerini sıkarak.
"Arkamda-"Arkamı döndüm ve onlar yoktu.Hangi ara baba ya, hangi ara kaçtılar.
"Yusuf nereye gittiler."Yusuf ellerini havaya kaldırıp karışmak istemediğini belirtti.
Mirzalar içeri girince kapıyı kapatıp hemen peşlerine takıldım.
Büyük koltuğun arkasından hapşırma sesi gelince Zeynep'in oraya saklandığını anladım.
Yusufun sol tarafında,
kapurgasının yanında bir çift göz vardı ve bu gözler İrem'e aitti.
Yusuf o kadar iri ve uzundu ki İrem onun arkasında neredeyse gözükmüyordu.
"Saklandığınız yerin içine tüküreyim.Bari saklanıyorsunuz, saklanıyorsunuz adam gibi yere saklanın."Mirza benim gibi onların yerini fark edince bir saniye beklemeden koltuğun arkasında doğru adımladı.
"Zeynep kılıç'ı nasıl bilirdiniz?"
Diyen Ege bu durumda bile beni güldürmeyi başarmıştı.
Mirza eğilip yere yapışan Zeynep'in kıyafetinden tutup ayağa kaldırdı."Yusuf arkanda ki sarı çadıyı buraya getir."Mirza'nın komutuna karşı Yusuf hiç birşey yapmadı."Arkandakini buraya getir."Dedi Mirza bir kez daha.
"Arkamda birimi var?Arkasına saklanın kızdan ciddi ciddi haberi yokmuş gibi davranıyordu.
"Lan sen benimle dalga mı geçiyorsun?"
"Estağfurullah abi."Peki tamam.
Buraya kadar ses çıkarmamış olmam çıkarmayacağım anlamına gelmiyordu.Eğer gerçekten evde ikinci dünya savaşının çıkmasını istemiyorsam bir şeyler yapmalı, hiç olmasa çalışmalıydım.
"Mirza biraz konuşabilir miyiz?"
Ben konuşunca mirza'nın bakışları beni buldu."Çok önemli."Tabiki de inanmadı.
"Daha sonrada konuşa biliriz bence."Kızları katletmek gibi daha önemli işleri olduğu için,ve benimde onları kurtarmak istediğimi anlamış olacak ki söylediklerimi kıçına bile takmamıştı.
"Hayır konuşamayız."
"Daha sonra."
"İnanma mirza inanma.Seni kandırıyor."Bu çocuğun derdi neydi böyle?"Kızları kurtarmaya çalışıyor."Zeki insanın hali'de başka oluyor canım.
"Bir daha seninle konuşanı silkelesinler Ege."Dedi irem yusuf'un arkasından."
"Mirza."Dedim yorgun bir sesle.
Madem konuşmak istemiyordu bende bayılırdım."Mide-"Sözümü bitiremeden kendimi yere bıraktım.Düşerken kafamı zemine çarpınca inlememek için kendimi zor tuttum.
Allah beni kahretsin,bu kadar iyi numara yapmak zorunda mıydım?
Bir kaç saniye kimseden ses çıkmadı.Daha sonra gerçekten bayıldığıma inanmış olacaklar ki hepsi bir anda başıma üşüştüler.
Mirza kafamı kaldırıp kucağına koydu.Eli yüzümü buldu ve bir kaç kez hafif bir şekilde yanağıma vurdu."Mira."Korkudan sesi titreyince kendime lanet ettim.
Kızları kurtaracağım diye Mirza'yı korkutmuştum.
Hadi ben salağım peki siz niye bana farklı bir numara yap demiyorsunuz?
Vücudum havalandı."Onu odasına götüreceğim.Oğuz sende hemen sinan'ı ara."Dedi ve baygın olan bedenimi odaya taşıyarak yatağa bıraktı."Her seferinde beni nasıl bu kadar çok korkuta biliyorsun?"
Daha çok kendiyle konuşuyor gibiydi."Yokluğunla sınanmak istemiyorum."Dedi çaresiz bir sesle.
İşte oyunumuz buraya kadardı.Her geçen saniye korkusu azalmak yerine daha çok artıyordu.Ve ben buna daha fazla göz yummayacaktım.Tek gözümü hafifçe açtım.Eli ve gözleri saçlarımdaydı."Şey onları kurtarmak-"Konuştuğumu görünce irkilip bakışlarını üzerime dikti.
"Onları kurtarmak için yaptım.
Özür dilerim."Hiç tepki vermiyor sadece yüzümü izliyordu.
Şu bir kaç saniyelik zaman onu fazlasıyla yormuştu.Omuzları yenilgi ile çöktü."Bunu yapmaya hakkın var mıydı Mira?"Şimdi de gözleri baygın bakmaya başladı."Her seferinde sana bir şey olacak diye çok korkuyorum."Bıraksaydım da öldürseydi o cadıları ama ona bu hissi bir kez daha yaşatmasaydım.
Pişmanlık bütün vücudumu etkisi altına almayı başarmıştı.
"Bir daha sakın yapma bunu."
Dedi ve beni öyle bırakarak odadan çıktı.
Bana kızmakta sonuna kadar haklıydı.Hastaydım,hasta olmam onu zaten korkuyuyordu birde üstüne neler hissedeceğini düşünmeden numara yapmıştım.
Allahta beni bildiği gibi yapsın.
HARBİDEN BEYİN NAMINA BİRŞEY YOK YA BENDE."Yatağın içinde kendi kendime sinirlenip bir müddet tepindikten sonra yataktan kalkarak odadan çıktım.
Bir an önce Mirza'yı bulmalı ve gönlünü almalıydım.Bana böyle tiripli kalmasına dayanamazdım.
Merdivenleri bitirip oturma odasına girdiğimde herkes tam kadro buradaydı.Mirza tekli koltukta tek başına otururken diğer herkes farklı koltuklara dağılmıştı.Kızlar suçlu olduklarını bildikleri için kafalarını yere eğmiş,abilerinin yüzüne bakmıyorlardı.
"Kaldırın kafalarınızı."Dedi Mirza bütün ciddiyetiyle.Konuşmanın daha çok uzayacağını anladığım için irem ve zeynep'in yanında ki tek boş yere geçerek oturdum.
"Abi valla isteyerek olmadı."
Bu ne saçma savunma şekliydi.
Ben olsam daha farklı ve inandırıcı bir şekilde savunurdum kendimi."Yani senin hesabından çaldık,çaldık ama sor bir niye yaptık?"Diyerek mahcup sesiyle sözlerini tamamladı irem.
"Soruyorum.Neden yaptınız?"
İki kız ciddiyet ile bir birine baktı.
Bunun için bile adam akıllı bir savunmaları yoktu.
Hayır madem geçerli sebebin yok ne diye "neden yaptığımızı sor" diye eşeğin aklına karpuz kabuğu sokuyorsun?
"Bir dakika ya."Zeynep ayağa kalktı"Sen bunu nerden öğrendin? Biz parayı çekerken sana haber gelmeyeceğinden emin olupta çektik."Mirza'nın gözleri zeynep'in sözlerinin üzerine Ege ile oğuz'a döndü.Onlar söylemişti,
Daha doğrusu onlar hainlik yapmıştı,değil mi?
"Size inanmıyorum."Şimdi de herkesin bakışları İrem'e dönmüştü."Bunu neden yaptınız?"
"Şimdiye kadar sizden çoktan intikamımızı almamız gerekiyordu."İrem her an Ege'nin üzerine atlayacakmış gibi bakıyordu."Bu zamana kadar size öldürücü bir darbe vurmadık çünkü biz medeni ve insanflı insanlarız."Şuan hiçte medeni bir insan gibi durmuyordu.
"Bir daha sizinle asla konuşmayacağım."
"İreme katılıyorum."Dedi Zeynep'te.Mirza bu konuşmadan sıkılmış olacak ki gecikmeden araya girdi.
"Konuyu dağıtmayın."Ayağa kalkıp elleri arkasında öne arkaya doğru yürümeye başladı."Size ne ceza verirsem vereyim
akıllınmayacaksınız."Sanki daha öncede bu tür olaylar yaşanmıştı ve kızlar ceza almıştı.Ama tabiki bu cezadan ders çıkarmamışlar kaldıkları yerden devam etmişlerdi."Yarın gidiyorsunuz."
İşte bunu ben dahil kimse beklemiyordu."Güzide sultanın yanına almanya'ya gideceksiniz."
"Abi-"İrem Zeynep'in aksine daha kötü olmuştu.Gözleri dolmuştu ve korkuyla ayağa kalkmıştı.Zeynep ise ne kadar rahat gözüksede sinirlendiğini kızaran yüzünden anlaya biliyordum."Ben haber vermeden de buraya bir daha adım atmayacaksınız."Diyerek son darbesini de vurdu.
"Mirza bu biraz ağır olmadı mı."
Soruyu yönelten kişi oğuz'du ve sanki bunların hiç birinde payı yokmuş gibi davranıyordu.
"Bunlara sebep olan sizsiniz zaten."Karışmak istemiyordum ama İrem ve zeynep'in gitmesini de istemiyordum.Onlara alışmıştım.Neredeyse her günümüz beraber geçmeye başlamıştı.Şimdi onların benden uzak bir yere gitmesi banada kötü tesir etmişti."Anlıyorum sevdiğiniz için bu kadar çok uğraşıyorsunuz bir birinizle.
Ama artık yaptıklarınız çevrenize zarar vermeye başladı."
Bir müddet susup derin nefesler aldım.Oğuz ile Ege bakışlarını kaçırdılar bende gözlerimi Mirza’ya diktim."Onların yaptığı tabiki yanlış bir davranış ama senin yaptğın davranışta hiç hoş değil."
Zeynep sanki kendisini bana bırakmışcasına yerine sindi.
Şuan bu ortamda bulunan herkes böyle bir çıkış yapmamı beklemiyordu.
Açıkçası bende beklemiyordum.
"Onları sevdikleri yerden uzaklaştırarak,veya gitmek istemedikleri bir yere zorla yollayarak akıllandıracağını sanıyorsun ama yanılıyorsun."
Güzide kimdi bilmiyorum ama kızların onu sevmediği ve gitmek istemedikleri aşikardı.
"Bu zamana kadar sürekli hatalar yaptılar ve anladığım kadarıyla sen hepsine böyle tepki verdin.
Ceza vererek,bağırıp çağırarak akıllandıra bileceğini,onları yola getire bileceğini sandın."
Gözlerimi mirza'dan çekip kısa bir müddet kızların üzerine çevirdim.
İkiside onlar için verdiğim çabanın farkındaydı."Ama görüyorsun ki verdiğin cezalar,bağırıp çağırmaların bir işe yaramamış.Hala hata yapıyorlar."
Şuan kendimi ortalık karışıkken,herkes bir ağızdan konuşurken "Yeter" Diyerek bağıran ve bütün okları kendi üzerine çeviren o kişi gibi hissediyorum.
"Bir kere olsun onlarla güzel bir şekilde konuşmayı denedin mi?"
"Denemedi."Araya giren ve ayağa kalkarak beni onaylayan kişi Zeynep'ti.
"Bir hata yaptıklarında onlara ceza vermek yerine anlamaya çalıştın mı?"
"Çalışmadı."Bu seferde bağırarak ayağa kalkan İrem'di.Yapmış oldukları hakaret oldukça komik olmasına rağmen kendimi tutarak gülme isteğime engel oldum.
"Onlara abi gibi yaklaşmak yerine bir dost gibi yaklaş ve adam gibi konuşarak onları anlamaya çalış."Mirza'nın tepkisiz gözlerinde anlık olarak bir duyguyu yakaladım.Sanki ben konuşana kadar yapmış olduğu şeylerin farkında değildi.Benim cümlelerim ise onu kendisine getirmişti.
Çok otoriter'di,çok fazla kuralı vardı.Bu gibi durumlar ise oldukça zordu.Böyle durumlar da insanlar ister istemez bunalıp sıkıla biliyordu.
Doğal olarak zeynep'le iremde bunalıyordu.
"Bu seferlik benim hatrım için onları affet ve bana bırak.Ben onlarla konuşacağım."
Abisini dinlemeyen seni mi dinleyecek dediğinizi duyar gibiyim.
Evet belki dinlemeyecekler,belki bende boşu boşuna nefesimi tüketeceğim ama en azından bu gitme meselesi bir süreliğine ortadan kalkacak.
Yani en azından öyle umut ediyorum..
Herkes susmuş Mirza'nın karar vermesini bekliyordu.
Hayatımda daha önce bu denli heycanlandığımı hatırlamıyordum.
"Reklamlar."Ege bakışlarımza aldanmadan konuşmaya devam etti."Acunluk yapman bittiyse kararını söyle artık mirzoş."
Bencede bu kadar heycan fazlaydı.
"Sen sus mikrop."İrem'in ve zeynep'in atacakları tiribi sonuna kadar hak ediyordu bu iki oğlan.
"Eğer bu seferde onlarda bir değişiklik olmazsa gidecekler ve buna sen bile engel olamayacaksın"Dedi Mirza İrem'in lafının arasına girerken.Sevinç ile boynuna atlayıp ona sıkıca sarıldım.Bunca mantıklı cümleyi boşu boşuna kurmadığıma o kadar sevindim ki size anlatamam.
Çok zekice konuşmuş ve onların gitme meselesini şimdilik ortadan kaldırmıştım.
Yüce Allah'ım bana böyle beyin verdiğin için sana minnettarım.
Ayda yılda bir kere beynimi kullanmışımdır.
Bu kafamın içinde ki ses fazla olmaya başladı ama.
"Teşekkür ederim.Merak etme, onlar benim bunca cümlemi boşa çıkarmayacak."Mirza'nın kolları da belimi buldu."Zaten hele bi dinlemesinler o zaman onları almanya'ya kadar bizzat ben kovalayacağım."
🤐
Yemeğe varmamıza neredeyse 15 dakika kalmıştı.Fazla özenmeden sade ama şık bir kombin tercih etmiştim.Siyah yüksek bel pantolon,siyah çeketi kombinlemiştim.Saçlarımı düzleştirip öylece bırakmıştım.
Tek sıkıntımız biraz fazla iş kadını gibi görünüyor olmamdı.
"İnmeyi düşünüyor musun?"
Mirza'nın sesiyle kafamı kemiren düşüncelerden sıyrılıp ona baktım.Hangi ara araba durmuş ve o arabadan inmişti bilmiyorum ama şuanda dışarıdan kafasını arabanın içine sokmuş benimle konuşuyordu."Mira eğer seni rahatsız eden davranışları olursa bir saniye bile burada kalmayacağız."Oldukça anlayışlı olması büyük bir avantajdı benim için."Yani eğer burda olmak seni böylesine düşüncelere sokuyorsa,rahatsız ediyorsa şuan bile içeri girmeden geri gidebiliriz."
Bu yemekte bulunmak istemediğinin farkındayım.Sadece koyulan kurallara herkes gibi onunda uyması gerekiyordu.Tabi bu kurallara uyma süresi ben rahatsız olana kadardı.
"Benim için önemli olan tek kişi sensin burda."Arabadan inip yanına adımladım.
Gözlerinin içine bakarak samimi bir şekilde gülümsedim ve parmaklarımı parmaklarının arasına geçirerek konuştum."Hadi içeri girelim ve onlara senin nasıl şaheser bir karın olduğunu gösterelim."
Kendimi beğenerek söylediğim sözler onuda gülümsetmişti.
"Ucundan azıcık benide övseydin fena olmazdı."Onun lafının üzerine demir kapıdan içeri iki araba daha girdi.Muhteşem dörtlü arabadan inip yanımıza gelince birlikte kapıya doğru yürümeye başladık."Seni zaten her zaman övüyorum.Birazda kendimi öveyim,değil mi?"Diyerek saniyeler önce söylemiş olduğu cümlelere karşılık verdim.
"Bende seni her zaman övüyorum."
Saçımı savurdum."Çünkü övülmeyi hak ediyorum."Mirza kafasını sağa ve sola hayıflanırmış gibi salladı.
Ne derse desin hep okları kendi üzerime çevirip haklı çıkacağımı biliyordu.
Haklı olmasamda ona çaktırmadan bir şekilde haklı çıkıyordum.
O bunu fark ediyor ama sırf daha fazla üste çıkmayayım diye susuyordu.
Yada çok fazla konuştuğun için konuşmana katlanamıyor bu yüzden de susuyor.
KESİNLİKLE KATILMIYORUM.
Mirza benden ve konuşmamdan asla bıkmadı,bıkmazda.
Evet an itibariyle kafayı yemiş bulunmaktayız.
Resmen kafamda ki seslerle dolaşıyorum.
Kapıya varınca irem zile bastı.
Burası bizim saraydan daha büyüktü.Resmen koca bir orduya yetecek büyüklüğe sahipti.
Evin konumu ise harika bir yerdeydi.Bizim evimiz koskoca bir arazide tek iken burda ki evin sağında ve solunda aynı bu ev gibi villalar vardı."Sinsirellada geldi."
Zeynep'in baktığı yere bakınca Esma'yı arabasından inmiş bize doğru yürürken gördüm.
Yanlız sinsirellada çuk diye oturdu.
"Merhaba."Kızlar ve oğzu'la Ege mırıldanarak Esma'nın selamını aldı.Mirza ile ben ise onu görmezden gelmeye devam ediyorduk.En son yapmış olduğu o iğrenç hareketi hala unutmamıştım.
Unutmayada niyetim yoktu.
"Hangi kattalar acaba?"Herkes Ege'ye bakarken o cümlelerine devam etti."Kapıyı açamadılar ya,
O yüzden diyorum acaba hangi kattalar."10 dakikadır kapıda kaldığımızı göz önünde bulundurunca Ege'nin isyanına hak vermiştim.
Sonunda ahşap,altın sarısı işlemeli kapı açıldı."Selamün hello."Diyerek eve ilk adımını atan kişi İrem oldu.
Onun arkasından da biz girdik.
Kocaman yuvarlak koridor vardı ve bu koridorun sonunda yukarı kadar uzanan merdivenler bulunuyordu.
Evin dekoru ise Osmanlı dönemlerindeymişim gibi hissettirmişti.
"Bizim evimiz huzurlu."Yanıma duran ve ben evi seyrederken beni seyreden adama baktım."Eskileri seviyorum ama ona rağmen buraya daha şimdiden ısınamadım."En arkada biz olmak üzere yürümeye başladık.Nereye gittiğimiz hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Sadece onlar yürüyor ve bende onları takip ediyordum."Yani soğuk bir havası var."
"Bizim yuvamız sen olduğun için sıcak,ve huzurlu."Dedi sıcacık sesiyle."Evimi sıcak bir yuva yapan senin varlığın."
"İki gün önce bana banyo yaptırırken hiç böyle romantik değildin."O zamanda da bu şekilde olsaydı fena olmazdı.En azından diri diri haşlanmak zorunda kalmazdım."Ama ne yalan söyleyeyim ben senin her halini seviyorum.Gıcıklık yaptığında gıcık oluyorum ve garip bir şekilde eğleniyorum.Beni sinirlendirdiğinde evet sinir oluyorum ama yine garip bir şekilde huzurlu ve mutlu oluyorum.Romantik bir adama dönüştüğünde kalbim her zamankinden daha hızlı atıyor ve ben yine mutlu oluyorum."
Yani kısacası beni mutlu eden şey onun var oluşuydu..
"Madem sinir olduğunda mutlu oluyorsun,veya gıcıklık yaptığımda eğleniyorsun o zaman her zaman yaparak seni eğlendiren bilirim."Cidden bu konuşmadan bunu mu anlamıştı?
"Bi susun ya "Hangi ara yanımıza gelmişti bu kıvırcık."Romantik konuşmanız sonunda kusturacak beni."Her anın içine etmek gibi bir özelliğe sahip olmalıydı.
"O kıvırcıklarını tek tek yolmamı istemiyorsan her anımızın içine etmeye bir an önce son vermelisin."Ege laflarımı asla ciddiye almadı ve omzunun üzerinden göz devirdikten sonra götünü çevirip kıvırta kıvırta yürümeye başladı.Ben bunu harbiden döverim ama.
Karşımızda olan büyük kapıdan geçerek içeriye girdik.Burasıda Osmanlı tarihinden sonuna kadar nasibini almış yemek odasıydı.
Herşey ahşaptı.Koca camlı bir vitrin vardı.İçerisinde ise gümüş demir bardaklar,tabaklar bulunuyordu.Epey eski duruyorlardı.Sanki bir kaç kuşaklık eşyalardı.
Gözlerimi sonunda beni etkileyen vitrinden çekerek odanın ortasında bulunan yemek masasına çevirdim.Epey kalabalık olan masada herkes ayağa kalmış bizi,pardon beni bekliyorlardı.
Ege,İrem,Oğuz,Zeynep hatta Esma bile çoktan yerine oturmuştu.
Mirza ise benim etrafı incelememi bozmak istememiş olacak ki eli elimde beni bekliyordu.
Yada sen adamın eline yaptıştığın için beklemek zorunda kalmıştır.
Allah aşkına bu beynimin içinde ki parazitin benimle derdi ne?
"Şey.."Ne diye bilirdim ki?"Vitrin harika."Bana öyle tip tip bakarlarsa bende o an aklıma gelen en saçma şeyi söylerdim işte.
Mirza ve diğerleri söylediğim şey karşısında gülerken tanımadığım kişiler "Bu ne saçmalıyor" der gibi bakıyordu.
Mirza elimi bırakıp parmaklarını belime doladı.Bir kaç adım atmıştık ki bizimle beraber orta yaşlarda bir kadın bize doğru adımladı.Saçları sarı renkti fakat bu sarışının İrem gibi doğal sarışın olduğuna inanmıyordum.Saçları aşırı yıpranmıştı.Gözleri yeşil renk,kilosu ise bu orta yaşlarına rağmen gayet iyiydi.
Karşıma gelince kibirli yüz ifadesini bozmadan elini uzattı.
"Ben Mirza'nın halası,sevil kılıç."
Şimdiden bu kadını sevmemiştim.
Hele yüzünde ki ben herkesten üstünüm ifadesini hiç sevmemiştim.
Çekinmeden dik omuzlarımla elini tuttum ve aynı beğenmişlik ile elini sıktım."Bende Mirza'nın karısı Mira kılıç."
😶🌫️
Selamlaar
Nasılsınız bakalım?
Umarım bölümü beğenmişsinizdir.
Sorular
1.En sevdiğiniz kısım neresi oldu.
2.Mirza'nın halası hakkında ne düşünüyorsunuz? Sevdiniz mi?
3.Peki irem ile Zeynep'in çaldığı para hakkında ne düşünüyorsunuz? Mirza fazla mı tepki verdi veya siz bu konuda kimi haklı görüyorsunuz?
Bir dahaki bölüme görüşürüz Kendinize iyi bakınnn
Kocaman öptüm
Kalbi parlatmayı unutmayın
🤍🪽
Bölüm etkileşimi
