7. bölüm / 19
ZİHNİMİN LABİRENTİ7.BÖLÜM=KARANLIK AYDINLANMA
Bölümler 19Şu an: 7.BÖLÜM=KARANLIK AYDINLANMA
- 1 1.BÖLÜM = PEŞİMDELER1.867 kelime
- 2 2.BÖLÜM= YOLCULUK2.766 kelime
- 3 3.BÖLÜM=KARAR2.264 kelime
- 4 4.BÖLÜM=EVLENİYORUZ..2.680 kelime
- 5 5.BÖLÜM=NİKAH3.167 kelime
- 6 6.BÖLÜM=HASTANE3.045 kelime
- 7 7.BÖLÜM=KARANLIK AYDINLANMA3.742 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8.BÖLÜM=ÖFKE3.255 kelime
- 9 9.BÖLÜM=HAYAL KIRIKLIĞI2.934 kelime
- 10 10.BÖLÜM=GÖREV3.151 kelime
- 11 11.BÖLÜM=60 SANİYE3.212 kelime
- 12 12.BÖLÜM=CANIMI CANI BİLMİŞTİ3.076 kelime
- 13 13.BÖLÜM=KRİZ2.547 kelime
- 14 14.BÖLÜM ONUN YERİ BURASI MI?3.290 kelime
- 15 15.BÖLÜM=İLK GÖRÜŞ2.866 kelime
- 16 16.BÖLÜM=UÇURUMUN KIYISINDA3.500 kelime
- 17 17.BÖLÜM=BAŞIMIN BELASISIN KADIN4.066 kelime
- 18 18.BÖLÜM=AKLIMA SEN GELDİN2.807 kelime
- 19 19.BÖLÜM=DAVET3.149 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
O bana sarılınca kafamı göğsüne yaslayıp kalp atışlarında dinlendim."
İyi okumalar...
●●●●●
Mirza'nın anlatımıyla
"Bulabildiniz mi adamı?"Bir yandan araba mı sürerken diğer yandan telefonda ki kişiyle,başka bir değimlede yakın adamlarımdan biri olan ahmetle görüşüyordum.
"Yurt dışına kaçtığı hakkında bilgi aldık.Hem Ülke içinde hem ülke dışında son sürat aramalara devam ediyoruz.Yakın zamanda elinin altında olur abi."Aradığımız kişi babam'ı bu işin içine çeken şerefsizdi.Yani aslında babamı benden alıp koparan şahıstı.Daha ilk başta babam'ı bu işin içine dahil etmeseydi belkide babam şuan hayatta olacaktı.
"Beni mi oyalıyorsunuz lan siz? O adamı en fazla üç gün içerisinde avuçlarımın arasında istiyorum. Anlaşıldı mı?"Bir buçuk haftaya yakındır bulduk bulacağız diyorlardı fakat elde avuçta daha doğru düzgün birşey yoktu.Böyle olmasıda gün geçtikçe sinirlerimi yıpratıyordu.
"Bu dediğin imka-"Karşımda çaresiz sesiyle konuşan Ahmet'in sözünü kestim.
"Bana imkansızlıktan bahsetme Ahmet.Senin işin imkansız olup olmamasını düşünmek değil benim emirlerime uymak."
"Peki abi."Telefonu kapattım.
Saat gece yarısını çoktan geçtiği için yollar bomboştu bu yüzden normalde bir saate ulaşacağım eve yarım saate ulaşmıştım.Açılan büyük demir kapıdan arabamı geçirip arabadan indim.
"Hoş geldin abi."Yanıma gelen yusuf'a göz ucuyla bakıp eve doğru adımlamaya başladım.
"Herşey yolunda mı?"
"Sen evden çıktığından beri yenge dışarı hiç çıkmadı.Dediğin gibi kapıya yakın iki adam koyduk onlarda hiç ses duymadıklarını söylüyorlar."
"Tamam işine baka bilirsin."
Yusuf yanımdan ayrıldıktan sonra kapıyı anahtarla açıp içeriye doğru ilk adımımı attım.Oturma odasının ışığı yanıyordu fakat Mira ortalıkta gözükmüyordu.Kapıyı kapatıp salona doğru bir kaç adım atmıştım ki yerde kanlar içinde gördüğüm beden sayesinde ayaklarım yere çakılı kaldı.
"Mira."İsmi dudaklarımdan fısıltı gibi çıkmıştı.Kalbim korkuyla çırpınmaya başlarken bütün bedenimi kaybetme korkusu sarmıştı.Yerde kanlar içinde gördüğüm beden hiç olmayacağı kadar derinden etkilemişti beni.
Yerimde dikilmeye son vererek koşar adımlarla yanına vardım.
Yüzünü ellerimin arasına aldığım anda gözlerini açıp yorgun gözlerle bakmaya başlamıştı bana.Nasıl bu hale geldiğini bilmiyordum.Gerçekten dediği olmuş olabilir miydi?
Hayali arkadaşı gerçekten ona zarar vermiş olabilir miydi?
"Ben sana beni götür derken boşuna demiyordum."Kollarımın arasında titriyordu.Acı çektiğini kasılan yüzünden anlaya biliyordum.Gözleri tekrar yavaş bir şekilde kapanınca daha fazla yerimde duramadım.Hafif bedenini kavradığım gibi evin çıkışına doğru ilerlemeye başladım.Kapıyı açıp kendimi dışarı atar atmaz bağırmaya başlamıştım."Bakın buraya çabuk!"Adamların hepsi koşar adımlarla yanıma geldi"HANİ HERŞEY YOLUNDAYDI YUSUF! BEN SİZİ BOŞUNA MI DİKTİM BURAYA!"Gözlerimde ki öfkenin tek sebebi kucağımda yaralı bir şekilde yatan kadındı.
Çevremde ki adamlarda en az benim kadar şok olmuş bir şekilde bakıyorlardı Mira'ya.Araba'nın yanın varınca Yusuf kapıyı açtı.Canını acıtmamaya dikkat ederek arabaya bindim.Yusuf sürücü koltuğuna geçerken diğer yandan bana açıklama yapamaya çalışıyordu.
"Bu nasıl oldu bilmiyorum abi.Evin etrafına yabancı hiç kimseyi yaklaştırmadık.Evin içerisindende hiç ses geldiğini duymadık."
Hiç birşey söylemedim.Şuan daha önemli sorunlarım vardı.Gözlerim kucağımda gözleri kapalı bir şekilde yatan kadını buldu.
"Mira,nasıl oldu bu?"Henüz kendinden geçmediğini kıpırdayan kirpiklerinden anlaya biliyordum.
Gözlerini açtı.Yine aynı şekilde bakıyordu bana.Bir insan konuşmadan gözleriyle anlata bilirmiydi söylemek istediği şeyleri ? O şuan öyle yapıyor bu olanlar için beni suçluyordu.İşin kötü tarafı ise gerçekten suçluydum.Ona zarar vermiştim.Bilerek veya bilmeyerek, benim elimle olmuştu tüm bu olanlar.Bu yüzden beni sonuna kadar suçlamaya hakkı vardı.
Elimde bir fırsatım olsa onu gittiğim gere götürmek isterdim fakat görmemesi gereken şeyler olduğu için yanıma almak istememiştim.Bu yaptığımla da onun zarar görmesine yol açmıştım.
"O yaptı."Yüzüne gelen saçlarını elimle ittim."Bana bile isteye zarar verdi."Zorla konuşuyordu.
Her konuştuğunda da canının yandığını dolan gözlerinden anlaya biliyordum.
"Tamam yorma kendini."
3 SAAT SONRA
Hastaneye geleli üç saat olmuştu.
Buraya adım atar atmaz bütün doktorları mira'nın başına toplamıştım.Yarasına gerekli müdahaleyi yapıp odaya almaları doktorların sadece iki saatini almıştı."Burdan ayrılmayın."
Yusuf'a söylediğim son sözler bunlar olmuştu.Camiye gidip sabah namazını kıldıktan sonra tekrar mira'nın yanına dönüp koltuğa oturdum.Cebimden çıkardığım telefonun kamera sistemine girerek oturma odasında olan kameraya bağlandım.Bundan iki ay önce evime saldırı yapılmıştı o saldırının ardından evin belirli yerlerine kamera yerleştirme kararı almıştım.Bu kameralar sayesinde ben evde yokken neler yaşandığını izleye bilecektim.
Telefonda'ki görüntü oynamaya başlayınca bütün dikkatimi oraya verdim.Mira ilk benimle gelmek için ısrar ediyor,ben gittikten sonra da kapıya yakın olan koltuğa oturuyordu.Onu daha kolay duysunlar diye böyle birşey düşünmüş olmalıydı.Yarım saat boyunca kafası dizinde durmuş,
ardından gözlerini açıp tam karşısına bakmaya başlamıştı.Bir müddet öyle durduktan sonra koltuktan kalkarak mutfağa doğru ilerlemeye başladı.
O mutfağa adım atar atmaz mutfakta ki kamerayı devreye soktum.Ekranı kaplayan görüntüye gözlerimi bile kırpmadan bakıyordum.Çekmeceye doğru ilerliyor ve eline büyük bir bıcak alıyordu.Tekrar salona dönerken elinde'ki bıcağı arkasına saklamayı ihmal etmemişti.
Beş dakika boyunca karşısına öylece bakmış,daha sonra sanki yanına biri oturmuşcasına bakışlarını yanına çevirmişti.Gördüğü her kimse onunla konuşuyor hatta ağlayarak kavga ediyordu.Ayağa kalktı ve geriye doğru adımlamaya başladı.Sırtı duvara çarpınca arkasında ki bıcağı çıkarmış kendisine doğru tutmuştu.Biraz daha öyle konuştuktan sonra bıcağı bir saniye bile düşünmeden karnına saplamıştı.
Evet Mira Kendi kendini bıçaklamıştı.
Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir?
Daha doğrusu mümkün olabilir miydi bilmiyorum ama şuan karşımda gördüğüm görüntüler bütün bedenimi hiç olmayacağı kadar büyük bir şok'a sokmuştu.
Gözlerim yatakta rahat bir şekilde yatan kızı buldu.Herşey'den habersiz öylece uyuyordu.
Tahmin ettiğimden daha çok hastaydı değil mi?
Daha dün hayali arkadaşı olduğunu söylemiş ondan oldukça bahsetmişti.O gördüğü her kimse aslında görmüyor olabilirmiydi?
Dün odada yaşadığı şeylerde dahil hepsi onun kafasında kurduğu birer kurgu olabilirmiydi?
Telefonu kapatıp cebime attım.Bir an önce son testi yaptırmam gerekiyordu.Bu sayede hastalığının hangi derecede olduğunu daha iyi anlaya bilirdim.Bu hastalıktan onu nasıl kurtaracağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu fakat elimden gelmeyen şeyleri bile yapamaya hazırdım.
İmkansız olsa bile imkansızı imkanlı kılarak iyileşmesini sağlayacağım.
Evet bunu yapacak,onu kaderine mahkum etmeyecektim.
Onu uyandırmamaya dikkat ederek bulunduğum yerden çıktım.Odadan
çıkar çıkmaz kapının önünde bekleyen adamlar ellerini önlerinde birleştirip pozisyonlarını düzelttiler.
"Bu kapının önünden saniyelik bile olsa ayrılmayacaksınız! Kız uyanır uyanmazda bana haber verin."Aralarından bir kaçı onay verince koridordan çıkarak yakın arkadaşım aynı zamanda Mira'nın doktoru olan sinan'ı buldum.
Hastane'nin çıkışına doğru ilerlerken bir yandan da sorular soruyordum."Babası mirayı buraya daha önce getirdi mi?"Olumsuz anlamda kafa salladı.
"Hayır."
"Emin misin?"
Olumlu anlamda kafa salladı.
"Eminim.Daha önce görmüş olsam unutmazdım."
"Dün onu bir hastaneye götürdüm.
Sen yurt dışında olduğun için buraya getirmek istemedim.
Testler yapıldı.Emar çekilecekken bazı olaylar oldu bu yüzden son testi yapmadan hastaneden çıkmak zorunda kaldık.
"Hastane'nin kapısından çıkıp banklardan birine oturduk.
"Dün n'oldu da Emar çektiremediniz?"Karşıma bakmayı sürdürerek merakla sorduğu soruyu cevapladım."Hayali birini gördüğünü iddia ediyor."Bu konuyu konuşmak beni rahatsız ediyordu fakat doktoru artık o olduğu için bunları bilmesi gerekiyordu."Bıçaklandı ve ona saldıran kişinin gördüğü kişi olduğunu söylüyor.Onu yaralayan onun hayali arkadaşıymış bana böyle anlattı ama."Sustum.Bana bile ağır geliyordu bu gerçek.Onun kesinlikle kendi kendini bıçakladığını öğrenmemesi gerekiyordu.Aksi takdirde olacakları düşünmek bile istemiyordum."Evin içerisinde olan kameralar sayesinde kendini bıçakladığını öğrendim."
Şaşırmamıştı.Daha önce böyle vakalarla karşılaşmış gibi duruyordu.
Bana bakmayı bıraktı ve oda benim gibi bakışlarını karşıya dikti."Dün yaptırdığınız testlerin sonuçları elinizde mi?"
"Evet."
"Onları görmem lazım.Daha sonra Emar çekelim."
"Şaşırmadın,daha önce karşılaştın mı böyle vakalarla?"
"Bir çok kez karşılaştım.Şizofreni hastalığının bazı evreleri olur mirza.Mira'nın hayali birini görmesi,onunla konuşması,ve kendini bıçaklaması.
Hepsi şizofreni hastalığının belirtilerinden."Bedeni mi ona çevirip bakışlarımı yüzüne diktim.Oda birşeylerin ters gittiğini anlamış olacak ki yaptığım hareketin aynısını tekrarladı.
"İki sene önce gittiği hastanede ki test sonuçları kafasında timör olduğunu gösteriyordu? Sana bir dosya atmıştım incele diye.Olumlu anlamda kafa salladı."işte o mira'nın test sonuçlarıydı."
Kaşlarını çattı.Oda anlam veremiyordu.
"Testler karışmış olabilir.Veya yanlış teşhis koymuş olabilirler.Gittiği hastane devlet hastanesi miydi?"
"Evet devlet hastanesinde yaptırmış testlerini.Fakat şuan o hastane yok."
"Nasıl yok?"Bana hastalığını söylememekte ısrar edince gittiği hastaneyi araştırmıştım.Test sonuçlarını ise eski evlerinde bulup Sinan'a atmıştım.Onunda koyduğu teşhiste kafasında timör olduğu yönündeydi.
"Şuan o hastane'nin yerinde büyük bir şirket var."
"İlaç kullanıyormu bu kız?"
Evinde bulduğum kutu kutu ilaçları hatırladım."Dört gün öncesine kadar evet kullanıyordu."Bir müddet sustu.
Daha sonra ciddi sesiyle devam etti.
"O ilaçları,dün yaptırdığınız test sonuçlarını görmem lazım."
"Dün yaptırdığımız testleri unut.
Burda en baştan sen yapacaksın bütün testlerini.Artık onunla sen ilgileneceksin."Ondan başkasına güvenemezdim.Mira'ya daha doğrusu babasına bir oyun kurulmuş ve bu oyuna mirayı'da dahil etmişlerdi.Bütün bu yaşananlardan anladığım şeyler bunlardı.Sebebini bilmiyordum fakat en kısa sürede öğrenecek,
ona bu acıları yaşatanları dünya üzerinden silecektim.
Telefonumun bilindik melodisini duyunca kimin aradığına bakmadan açtım.
"Abi yenge uyandı."
○○○○○
Mira'nın anlatımıyla
Kapının açılma sesini duymamam rağmen gözlerimi pencereden çekmedim.Burnuma gelen tanıdık parfümden odaya mirza'nın girdiğini anlamıştım.Onunla konuşmak istemiyordum.Bir yanım ne kadar suç onda değil desede diğer yanım seni beraberinde götürmedi,
götürseydi bunlar yaşanmayacaktı diyordu.Bu yüzden nasıl hissedeceğime ona nasıl davranmam gerektiğine karar veremiyordum.
"Yüzüme bakmayacak mısın?"Cevap vermedim."Küsmüsün bana?"Yine cevap vermedim.Sağ tarafımdan geçerek sol tarafıma geldi.Şuan pencereyle aramda durduğu için bakışlarım göğüs kısmına denk gelmişti."He yani inat ediyorsun?"Kolumda ki serumu umursamadan kollarımı göğsümde birleştirdim.Ayakta durmak istemiyor olucak ki yatağın boş tarafına oturdu.O yatağa oturunca gözlerimi sıkı sıkı kapattım.Böyle dibim'de oturmaya devam ederse bakmama eylemim yarıda kalacaktı bu yüzden çözümü gözlerimi kapatmakta bulmuştum."Böylemi koruyacaksın gözlerini gözlerimden?"Evet.
Beğenemedin mi demek istesemde sustum.İnadım inattı konuşmak istemiyordum işte.
Kendimi kandırıyorum,resmen büyüsüne kapılmamak için kendimle savaşa girmiştim.Yinede bunu onun bilmesine gerek yoktu."Susma böyle.
Konuş benimle."Bir müddet sustu daha sonra cümlelerine devam etti."Seni kendimle götürmedim çünkü görmemen gereken şeyler vardı."Çaresizlik,sesinden çaresizliği belli oluyordu."Bu olanlar için üzgünüm ama bazen ne yapacağımı kestiremiyorum.
Seni korumak isterken sana zarar verdiğim için özür dilerim."
Şaşırdım hemde oldukça.
Tanıştışığımız andan beri bir birimizi yiye yiye bitirmiştik.
Sürekli bir didişme,kavga içerisindeydik.Buna rağmen her şeyi yok sayarak benden özür dilemişti."Annem."Gözlerini gözlerimden çekip pencereye dikti.Hareket eden adem elmasından yutkunduğunu anlamıştım."Bana küs bir şekilde yumdu gözlerini."Kalbim acıdı.
Annesinin hayatta olmadığını bilmiyordum.Hem bunun ağırlığı hemde annesinin ona küs bir şekilde ölmüş olması beni derinden etkilemişti."Suçum olduğu zaman gönlünü alırım.Gerekirse günlerce laf sokmalarını bile çekerim ama küsmene dayanamam."
"Neden küstü seninle?"Bakışlarını aynı yerde sabit tuttu."Cevap vermek istemezsen anlarım."
Bir kezde onun için kendi gururumu,acılarımı bir köşeye atmıştım.
"Annemle babam boşanınca babamın yanında kalmak istedim.Annem'in hayat tarzı bana pek uymuyordu bu yüzden babam'ın yanında kalmam en doğrusuydu.Ölmeden bir kaç hafta önce benimle konuştu."Bakışlarını yeşillerime çevirdi.Bana öyle çaresiz öyle yorgun bir şekilde baktı ki o an bütün onu yoran şeyleri sırtlanmak, onu bunca yükün altından çekip çıkarmak istedim."Bu kadar ayrılık yeter gel yanıma dedi ama onu dinleyemedim.Yanına gidemedim.
Öldüğü gece en son benim ismim dökülmüş dudaklarından.Oğluma küs bir şekilde veda etmek istemezdim demiş."Yutkundu.
Boğazına oturan yumuruyu yok etmeye çalıştı fakat yutkunarak geçmeyeceğini oda bende çok iyi biliyorduk."Bana bir mektup bırakmış.Hala okumadım onu biliyor musun? Cesaret edemiyorum.Bana kızgın olduğunu okumak istemiyorum o satırlarda."Onu teselli edecek cümleler kurmadım.Onun kanayan yerlerine merhem olamayacağımı,bunca yılın hasretini iki cümleyle unutturamayacağımı biliyordum.Bu yüzden başı boş cümleler kurmak yerine ona iyi geleceğini tahmin ettiğim bir şeyi yaptım.Öne doğru ani bir şekilde hareket edince yaram acıdı fakat ona belli etmemek için ses çıkarmadım.Acımı görmezden gelerek ona sarıldım.Kendi Yaşadıklarımı bir kenara atarak ona iyi gelmeye çalıştım.Çünküsü, nedeni yok o an öyle yapmak istedim ve yaptım.
Sarıldığım anda vücudu kasıldı.Elleri yanında öylece kala kalkdı."Söz veriyorum sana hiç bir zaman küsmeyeceğim."Beni kırıp dökse bile ona küsmeyeceğimin sözünü vermiştim.Bu kararım için hiç bir zaman pişmanlık duymak istemiyordum.Umarım öyle bir anda hiç bir zaman yaşanmazdı.
"Her zaman yalvarmam mı gerekecek?"Boğazını temizleyip derin bir nefes aldı.
"Ne için yalvaracaksın?"
"Sarılman için."Kafamı kaldırıp alttan yukarıya doğru yüzüne baktım.Oda kafasını eğince hiç olmayacağımız kadar yakın olmuştuk.
"Sarılmak,"Gözlerimi kaçırdım."iyi gelir.Sarılmayı dene."Hadi sarılıyorum ne diye onun sarılmasına ihtiyaç duyuyordum ki? Gözlerimi tekrar gözlerine çevirdim.Öylece zamandan mekandan,bulunduğumuz,
yaşadığımız herşeyden uzak bir şekilde bir birimizin gözlerinin içine baktık.
Konuşmadık ama bir çok şey anlattık.Bazen konuşmak susmaktı.Konuşmadanda anlata bilmekti bazı şeyleri.Kolları yavaşça havalandı ve ikinci kez bana sarıldı.O bana sarılınca kafamı tekrar göğsüne yaslayıp kalp atışlarında dinlendim.
Her ne kadar ben ısrar etmiş olsamda sonuç olarak 2.kez sarılmıştık.
Çenesini kafama dayadı derin derin nefesler alırken bir yandanda sıkı sıkı sarmıştı beni.
"Gerçekten iyi geliyormuş."Hiç birşey söylemedim dudağımda ki gülümseme kalbimde ki huzurla göğsüne sığındım.Karnımda yer alan acı bile bu anı bozamadı.
O an bir şeyi daha çok net anladım.İnsan evinde olmadanda evindeymiş gibi hissede biliyormuş.
Ona sarıldığım anlarda tarifi olmayan bir huzur kaplıyordu beni.Ve ben her zaman ona sarılmak istiyordum.
İmkansız olduğunu bile bile istiyordum işte.Garipti hemde çok garip..
♡
Bugün'den itibaren bir hafta olmuştu.Tam tamına bir haftadır hastanede dinleniyordum.Bu bir haftanın içinde neredeyse tam iki günüm test yaptırmakla geçmişti.
Ne kadar burda kalmak istemiyorum desemde kimse beni dinlememişti.Bir yerden sonra bende çıkmak istiyorum diye ısrar etmeyi bırakmıştım.Casper ise bu bir haftada bir kez olsun gözüme gözükmemişti.Tabi biliyordu suçlu olduğunu ondan çıkmıyordu karşıma.
"Ben zaten bundan önce ki hastanede yeterince testlere girip çıktım.Bir daha neden aynı testler yapıldı?"Elinde ki dosyayı inceleyen sinan doktora sormuştum sorumu.Uzun boylu,kaslı esmer bir adamdı.Mirza kadar olmasada güzel bir yüze sahipti.
"Artık tedavin bu hastanede devam edeceği için burda bir daha yapılması gerektiğini düşündük.
Böylesi daha doğru olduğu için seni bu kadar yorduk kusura bakma."Oldukça kibar ve samimi bir adamdı Sinan.Ama dedikleri sinirimi bozmuştu.
"Keşke düşünmek yerine bana sorsaydınız.Resmen hastanın izni olmadan işlem yapıyorsunuz."
Kollarımı göğsümde birleştirip tiripli bir şekilde konuşmam onu güldürmüştü."Komik bir şey mi var? Neden gülüyorsun?"
Elinde ki dosyayı ayak ucumda ki masaya bıraktı."Senin isteyip istememen mirza'nın pek umrunda değil gibi."Evet öyleydi.Dediği gibi olmasaydı çoktan bu hastaneden çıkmış olurdum.Fakat hala burdaydım.
"Bugün bu işe son noktayı koyacağım."Bana nasıl olucak o der gibi bakmaya başlamıştı.Nasıl olacak bende bilmiyorum ama burda bir saniye daha kalacak takatim kalmamıştı."Bugün istediğim saatte hastaneden çıkış yapa bilirim değil mi?"Olumlu anlamda kafa salladı.
"Yaran iyi durumda,bütün testlerinde bitti.Yani mirzayı ikna edebilirsen çıkarsın.Şuan burda o istediği için kalıyorsun."Adama bak be resmen keyfi için hastaneden çıkmama izin vermiyordu.Benim için burda olsak bile kalmak istemiyordum.
Sıkılmıştım,hemde çok fazla.
"O nerde?"Onu bir haftada sadece iki kere görmüştüm ondada başını şişirmekten başka birşey yapmamıştım.Adama o kadar fazla demiştim ki kalmak istemiyorum diye sonunda o benim yanımda kalmamıştı.
"Bilmiyorum hastanede değil."Odanın çıkışına doğru yürüdü."Benim ilgilenmem gereken hastalar var,işim bitince tekrar uğrarım."Tam kapıyı açmıştı ki test sonuçlarımı merak ettiğim için bunu ona sormak istedim.
"Test sonuçlarım noldu benim? Bana gerekli açıklama yapılmadı neden? Bu zamana kadar çoktan sonuçların elimde olması gerekiyordu."
Bakışlarını yüzümde bir kaç saniye boyunca sabit tuttu."Bu konu hakkında bir bilgim yok."Nasıl yoktu?Testlerimi o yapmıştı ve haberim yok diyordu.Buna inanmamı beklemiyordur inşallah.
"Benim doktorum sen değil misin?"Cevap vermesini beklemeden kendim cevapladım soruduğum soruyu."Evet sensin.Bu nası-"
"İşlerim var diyorum hala oyalıyorsun beni.Hadi ben kaçtım."Bu neydi şimdi? Lafı ağzıma tıkmış odadan kaçarcasına çıkmıştı resmen.
"Neler dönüyor bu aşşağlık yerde ya?"Yatağın içinde sinirle oturduğum sırada odanın kapısı açıldı ve tanımadığım iki kız içeriye girdi.Kızlardan biri sarışın biri esmerdi.Yüzleri oldukça güzeldi.Sarışın olan kızın saçları sarı,diğer kızın ise kumraldı.
Onları incelemeyi bir kenara bıraktım.
"Hellooo bebeğimm."
"Siz kimsiniz?"Kızların ikiside yanıma gelerek biri koltuğa diğeri ise yatakta yanıma oturmuştu.
"Ben mirza'nın kardeşi Zeynep."Bana elini uzatan esmer,saçları kumral olan kıza şaşırmış bir şekilde bakmayı sürdürdüm.Mirza'nın kardeşi olduğunu bilmiyordum.Bana uzatılan eli sıktım."Bende mirza'nın ikinci kardeşi İrem."Yok artık ana'nın ebesi.İki tane kız kardeşi mi vardı?Gün geçtikçe hakkında daha fazla şey öğreniyordum ve her öğrendiğim bilgiyle daha fazla şaşırıyordum.İrem'in elinide sıkıp kısaca bende kendimi tanıttım.Onların neden burda oldukları hakkına hala en ufak bir fikrim yoktu.
"Sizi o mu yolladı?"Bana sence der gibi baktıkları için onları mirza'nın yolladığını gayet açık bir şekilde anlamıştım.
"Neden sizi yolladı ki?"
"Canın sıkılmasın diye."İrem'in açıklaması dudaklarımda alaylı bir gülüş oluşmasına sebebiyet vermişti.
"Bir hafta sonra mı aklına geldi?"
"Aslında sen hastaneye geldiğin günün ertesi sabahı haber vermişti bize.İkimizde yurt dışında olduğumuz için gelmemiz biraz zaman aldı.Yani orda halletmemiz gereken işlerimiz olduğu için bu kadar uzun sürdü tanışmamız."Zeynep'in sözlerini İrem devam ettirdi."Abimin evlendiği duyduğumda bunun bir telefon şakası olduğunu düşünmüştüm.
Açıkcası seni görene kadar inanmayıda reddetmiştim."
"Şuan inanıyor musun yani?"
Olumlu anlamda kafa salladı.
"Bir anda bizi arayıp ben evlendim deyince az kalsın sinirden çatlayacaktım.Bir tane abimiz var oda bize haber vermeden gitmiş evlenmiş.
Ne kadar berbat bir durum farkında mısınız?"Gerçektende berbat bir durumdu.Yani benim abim olsa evlendiği zaman kesinlikle yanında olmak isterdim.
"Yani severek evlenmedik biz.Öyle şaşalı bir düğünde olmadı.Kısaca nikah oldu ve bitti."Bu yüzden belkide kimseye haber vermemişti.
"Neyse bunlar önemli değil.Sen nasılsın?"Zeynep konuştuğumuz konuyu kapatarak sorusunu yatakta bir haftadan beri yatan bana yöneltmişti.
"Bir haftadır yatakla bir bütün olduğumu saymazsak gayet iyiyim." İkiside kıkırdayınca bende ister istemez gülümsemiştim."Bana yardım edin onu ikna edelim.Yemin ederim yapıştım şuraya.Yatağın dili olsa isyan eder kalk artık üstümden diye."Benim isyanıma karşılık onlar gülmeye devam ediyordu."Gülmeyin lütfen.Gerçekten sinirlerim çok bozuk."
"Tamam tamam.Elimizden geleni yaparız.Gerçi bizi dinleyeceğini pek düşünmüyorum fakat senin içini canımızı ortaya koyarız."
Daha tanışalı yarım saat bile olmamıştı ama onlar sanki yıllardır tanıyorlardı beni.Öyle samimi öyle içten bir şekilde muhabbet ediyorlardı benimle.
Kapı açıldı ve mirza içeriye girdi.Baştan aşağı siyahlar içindeydi.Siyah pantolon, siyah kazak,siyah çeketi ona oldukça yakışmıştı.Çeketin kollarını hafif yukarı doğru çekmiş olması ise adeta yemede yanımda yat diyordu."Sonunda teşrif edebilmiş birileri."Kızlar abilerini görünce kızmış olmasına aldırış etmeden ayağa kalkıp hemen boynuna sarıldılar.Mirza'da odun olmasına rağmen onlara sarılarak karşılık vermişti.
"Seni çok özledik abi."
"Sürekli aramanız'dan belli ne kadar özlediğiniz."Bir müddet öyle kaldıktan sonra ayrıldılar.
"Yalan mı? Hergün aradık neredeyse."
"Para lazım demek için aradınız."
Gözleri bana değince gözlerini kaçırdı.Kızlar göz devirip koltuklara yayıldılar."Aşk olsun,sadece para istemek için mi aradık?"Zeynep'in alınarak söylediği sözlere irem'de katılmıştı.
"Neyse kapatın bu konuyu."Bir köşeye geçip oturmuyor ayakta dikilmeye devam ediyordu mirza.
"Sabahtan beri hiç birşey yemedik.En iyisi gidip bir güzel ziyafet çekmek."İrem'in kaş göz yaparak konuşması gözlerimden kaçmamıştı.Bizi yanlız bırakmak için uydurdukları bir bahaneydi bu."Senin istediğin birşey var mı?"Odanın çıkışına doğru ilerleyen aynı zamanda bana soru soran kızlara kafamı olumsuz anlamda sallayarak cevap vermiştim.Onlar odadan çıktıktan sonra mirza'da odadan çıkmak için hareketlenmişti ki konuşarak onu durdurdum.
"Yüzüme bakmama yeminin mi var?"Arkası dönük bir şekilde kaldı.Bu adamın nesi vardı böyle? Neden yüzüme bakmamakta ısrar ediyordu?Peki bakışları bana değince sanki yasaklı birşeye bakmış gibi Neden bakışlarını kaçırıyordu?"Burdan çıkmak istiyorum."Yüzüme bakmıyor oluşunu bir kenara bırakarak benim için sorun olan farklı bir konuya geçiş yaptım."Çok sıkıldım.Bir haftadır burdayım.Yaram oldukça iyi durumda,burda kalmamızın bir manası yok."Sonunda mübarek yüzünü bana çevirerek gözlerini gözlerime dikti."Ayrıca test sonuçlarım bu bir haftada neden bana ulaşmadı? Geldiğim son durum ne merak ediyorum.Bana bir açıklamamı yapsan artık."
Kaşlarını çattı."Ne kadar çok konuşuyorsun."Bir hafta boyunca beni bu odaya tıkmışlar,çıkmama müsade etmemişlerdi.E yanımda da konuşacak kimse olmadığı için bir hafta boyunca susmak zorunda kalmıştım.Tabi buda bir yerden sonra patlak vermişti.
Gerçi ben hep çok konuşurdum.
"Benden kaçtığın için merak ettiğim soruların hepsini bir anda sormak zorunda kaldım.Bu yüzden çok konuşmuşum gibi durdu ama aslında çok konuşmuyorum."Kollarımı göğsümde birleştirerek söylediğim sözlere yanıma gelip,baş ucumda dikilerek cevap verdi.
"Burda kalman daha doğru olur senin açından."Kalmak istemiyordum.Gerçekten çok fazla sıkılmış, bunalmıştım."Test sonuçlarını da yakın zamanda öğreneceksin."Tekrar odadan çıkmak için hareketlenince bilerek gözlerimi doldurmuş ve sesimi titretmiştim.
"Burda kalmak istemiyorum.Eve gidelim lütfen."Bir kaç saniye öylece dolan gözlerimi izledi ve sonunda yutkunarak bakışlarını kaçırdı.Gözlerinden geçen anlık merhametle birlikte doğru yolda olduğumu anlayıp devam ettim."Yatağa yapışmış bir vaziyetteyim.Evim olmayan evi bile özledim.Hastaneleri sevmiyorum lütfen çıkalım burdan."Bir müddet hiç bir şey söylemeden bakışları bakışlarımı seyretti.Daha sonra sanki bir rüyadan uyanmış gibi bir kaç kez gözlerini kırpıp tekrar açtı ve odadan çıkmak için hareketlendi.
Gözden kaybolmadan önce söylediği son sözler ise beni oldukça mutlu etmişti.
"Bir saate hazır ol."
♡
"Neden kendi evinize gitmiyorsunuz?" Mirza'nın bıkkınlıkla sorduğu soruya kızlar alay ederek cevap vermişti.
"Ne çabuk bıktın bizden abi."
Hastaneden çıktıktan sonra hep birlikte evin yolunu tutmuştuk.
Kendi evleri olmalarına rağmen ısrarla mirza'da kalmak istiyorlardı."Akşam yemeğini yiyip kalkarız."İrem abisine tirip atarak konuşmuştu ama bu durum mirza'nın umrunda olmamıştı.
"Bizi sevdiğini bu kadar belli etme abiciğim."Zeynep'in sözlerini irem'de onaylamıştı.Mirza eve geldiğimizden beri bin beş yüz kere kovduğu için kızları onlarda mirza'nın kendilerini sevmediğini iddia etmeye başlamışlardı.Koltuklara dağılmış bir şekilde oturuyorduk.Ben mirza'nın yanında otururken kızlar tekli koltuklara oturmuşlardı.
"Beni daha fazla çileden çıkarmayın isterseniz."Mirza'nın cümlelerinin üzerine kimse birşey söylemedi ve böylece konu kapandı.
"Senin kardeşin veya abin falan varmı Mira?"Zeynep'in geriye doğru yaslanarak sorduğu soruya gülümseyerek cevap verdim.
"Hayır,evin tek çocuğuydum ben."
İrem hayıflanarak konuşması Zeynep'i güldürmüştü.
"Valla bende evin tek çocuğu olmak isterdim.Bir abiyle ve gıcık bir kardeşle baş etmek çok zor."
"Hanginiz daha önce doğdu?"
Gerçekten merak etmiştim.İkiside bir birine kardeşim diye hitap ediyordu.
"Biz ikiziz.Aynı gün doğduk.Sadece zeynep benden önce çıkmış annem'in karnından."İrem'in söylediği şey beni oldukça şaşırtmıştı.Bu şaşkın halimi gören zeynep gülerek açıklama yapmaya başladı."Doğduğumuz zaman oldukça benziyormuşuz şimdi bakma böyle olduğumuza."
Konuşmamız yarım kaldı.Kapı çalınca İrem oynayarak kapıyı açmaya gitti.Göz ucuyla mirzaya baktığımda telefonuyla ilgilendiğini gördüm.Kızlarla aramızda dönen muhabbeti beğenmediği her halinden belli oluyordu.
"Selaaaam."İçeriye giren esma,oğuz,egeyi buldu gözlerim.
Oğuz ve egeyi gördüğüm için mutlu olmuştum fakat esma için aynı şeyi söyleyemeyecektim.
"Nasılsınız gençler?"Mirza ege'nin sorusuna sinirle cevap verdi.
"Ne işiniz var sizin burda?"
"Yine her zaman ki gibi sinirlisin anlaşılan."Gülerek sözlerine devam etti."Bu sefer kovsanda gitmeyeceğim o yüzden nefesini hiç boşuna yorma."Şu kuzen bozuntusunu kale almamaya çalışıyordum fakat söylediği şeyler kale alınmayacak gibi değildi.Esma sözlerinin ardından İrem ve Zeynep'e sarılıp bir köşeye oturdu.Oğuz,ege'de kızlara selam verip bir köşeye geçtiler.Koltuklar tamamen dolmuştu.
"Kızların geldiğinin haberini alınca gelmek istedik."Mirza ege'ye cevap vermeden kötü kötü bakmaya devam etti.Misafir perver değildi işte onuda anlamak lazımdı.
"Ee nasıl geçti tatiliniz?"Zeynep esma'nın sorusunun karşısında heycanla anlatmaya başlamıştı.
Benim ise şuan derdim çok farklıydı.Karnımda olan bandajın altında ki yara kaşınmaya başlamıştı.Parmak uçlarımla hafifçe kaşımama rağmen geçmiyordu.
"İyimisin?"Gözlerim yanımda merakla beni izleyen mirza'yı buldu.
"Kaşınıyor."Tepki vermedi öylece bakmaya devam etti."Öyle bön bön bakacağına bir çözüm bul."Napsın adam? Bir metre uzatıp kendimi kaşısın.Ne saçma şeyler söylüyordum ben ya.Kendi kendime kızmayı sonraya erteleyip koltuktan kalktım.En acilinden banyoya gidip yarayı açarak kaşımam gerekiyordu yoksa geçecek gibi değildi.
Oturduğum yerden kalkmış olmam kimsenin umrunda olmamıştı.Herkes kendi arasında konuşmaya dalmıştı bana dikkat edecek halleri yoktu ya.
Merdivenleri bitirip banyoya vardım.Üstümde ki kazağı kaldırıp bandajı açtım ve kenarları kızaran yaraya baktım.İyleşmeye başladığı için kaçınmasının doğal olduğunu düşünüyordum.
"Şu kremi sür!"Bir anda arkamda mirza'nın sesini duymuş olmam irkilmeme sebep olmuştu.
"Kapısız köyden çıkmış olabilir misin?"Elinde ki kremi alıp, lavoba'nın kenarına bırakıp yaranın kenarlarını kaşımaya devam ettim."Kapıyı açık bırakma sende."Kapıya yaslandı.Karnım açık olmasına rağmen bunu sorun etmemişti.
"Odanın kapısı kapalı ya."
"Odanın kapısı kapalı banyonun ki değil."
"Olabilir.Kapıyı çalman gerekirdi." Kapının yanından ayrılıp karşıma geldi.
Omuzlarımdan tuttuğu zaman elim karnımda bakışlarım onda kaldı.Beni klozetin üzerine oturtup lavobanın kenarında olan kremi eline aldı.Önümde diz çöküp kremin kapağını açtı.
"Karım değil misin? Seni çıplak görsem bile bunu sorun etmemen gerekir."Yutkundum.Mirza'nın beni çıplak gördüğünü düşlediğim an bile bir ateş basmıştı beni.
Kremi parmak uçlarına sürdü.
Eline sürdüğü kremi yarama sürmeye başlayınca ürpermiştim.
Parmak uçlarının sıcaklığı tüm bedenimi etkisi altına almayı başarmıştı."Nefes al."O nefes al demese nefesimi tuttuğumu fark etmeyecektim bile.Karnıma değen ellerinin etkisinden çıkmaya çalıştım.
"Biz normal şartlar altında evlenmedik ya.Beni öyle görmen senin için bir sorun teşkil etmez mi?"Kremi sürmeye devam ediyordu.Bakışkarını ise karnımda sabit tutuyor,yüzüme bakmıyordu.
"Neden etsin.Artık nikahım altındasın yani helalimsin."Hızlanan kalp atışlarımı duyacak diye telaşa kapılmıştım.
Helalimsin.
Kurduğu cümle neden bu kadar hoşuma gitti anlam veremedim.
"Her akşam bunu sürelim.Eğer üşenirsen beni çağır ben sürerim."
Tamamdıır,tamamdııır.Artık üşeneceğimin garantisini vere bilirdim size."Neden yaptın bunu?"üBir süre sustu daha sonra devam etti."Kendi içinde ne yaşıyorsun öğrenmek istiyorum."Sesizce fısıldadığı şeyleri duymuştum.
"O ne demek?"Cevap vermedi.
"Bitti.bandajı kapatma biraz hava alsın yaran."Olumlu anlamda kafa salladım.O ise önümden kalkıp elini yıkamak için musluğu açtı.Yerimden kalkıp yanında ayakta dikilmeye başladım."O ne demekti?"Cevap vermedi.Anlaşıldı cevap vermeme eylemine başlamıştı yine.Elini yıkadıktan sonra musluğu kapattı.
Islak olan ellerini duvara yakın olan havluyla kuruladı.Banyodan çıkmadan önce ise."Ayaklarına çorap giyin."Demeyi ihmal etmemişti.
●●●●●
SELAMLAAAAR
NASILSINIZ BAKALIM?
DİĞER BÖLÜMLERE NAZARAN DAHA UZUN OLDU BENCE
BÖLÜMDE EN SEVDİĞİNİZ YER NERESİ OLDU?
İREM VE ZEYNEP HAKKINDA NE
DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
PEKİ ESMA HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?
BİR DAHAKİ BÖLÜME GÖRÜŞÜRÜZ KENDİNİZE İYİ BAKIN
SEVİLİYORSUNUZ 🤍
Bölüm etkileşimi
