8. bölüm / 19
ZİHNİMİN LABİRENTİ8.BÖLÜM=ÖFKE
Bölümler 19Şu an: 8.BÖLÜM=ÖFKE
- 1 1.BÖLÜM = PEŞİMDELER1.867 kelime
- 2 2.BÖLÜM= YOLCULUK2.766 kelime
- 3 3.BÖLÜM=KARAR2.264 kelime
- 4 4.BÖLÜM=EVLENİYORUZ..2.680 kelime
- 5 5.BÖLÜM=NİKAH3.167 kelime
- 6 6.BÖLÜM=HASTANE3.045 kelime
- 7 7.BÖLÜM=KARANLIK AYDINLANMA3.742 kelime
- 8 8.BÖLÜM=ÖFKE3.255 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9.BÖLÜM=HAYAL KIRIKLIĞI2.934 kelime
- 10 10.BÖLÜM=GÖREV3.151 kelime
- 11 11.BÖLÜM=60 SANİYE3.212 kelime
- 12 12.BÖLÜM=CANIMI CANI BİLMİŞTİ3.076 kelime
- 13 13.BÖLÜM=KRİZ2.547 kelime
- 14 14.BÖLÜM ONUN YERİ BURASI MI?3.290 kelime
- 15 15.BÖLÜM=İLK GÖRÜŞ2.866 kelime
- 16 16.BÖLÜM=UÇURUMUN KIYISINDA3.500 kelime
- 17 17.BÖLÜM=BAŞIMIN BELASISIN KADIN4.066 kelime
- 18 18.BÖLÜM=AKLIMA SEN GELDİN2.807 kelime
- 19 19.BÖLÜM=DAVET3.149 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Demirden ağır,bıçaktan keskin ahım var bazılarına.
Ömrünüze yük ahiretinize miras olsun..
İyi okumalar...
♡
"Sürekli saçımı çekiyordun,neden şuan yalan atıyorsun ki?"İrem'in isyanı beni bir kez daha güldürmüştü.Zeynep,İrem,Ege,
Oğuz ve mirza'nın çocukluğunda yaşadıkları olayları dinliyordum.Bu bana inanılmaz keyif verirken mirza bu durumdan rahatsızdı.Ege ve oğuz onun çok mızıkçı biri olduğunu,hiç bir konuda ortak karara varamadıklarını da anlatmıştı.
"Ayrıca sen saçımı çekmeseydin bende seni kuyudan aşağı atmak zorunda kalmazdım."
Önünde ki ayrandan bir yudum alıp ege'ye eğlenen gözlerle bakmaya devam etti.Şuan mutfakta ki herkes masa'nın başına oturmuş tavuklu pilavlarını kaşıklıyordu.Kimse yemek yapmaya yanaşmayınca Zeynep,tavuklu pilav söyleyelim diye bir fikir atmıştı ortaya,iyikide atmıştı.
Yoksa açlıktan gebermem an meselesi olurdu.Ben mirza'nın solunda otururken esma sağına oturmuştu.İrem Zeynep karşımıza,
onların çaprazına yani masa'nın baş köşelerinede Oğuzla Ege oturmuştu.
"Sen neden yemiyorsun?"Esma'nın mirzaya bakarak sorduğu soru beni rahatsız etmişti.Bence rahatsız olmakta sonuna kadar haklıydım.
Mirza göz ucuyla Esmaya bakıp,"Aç değilim."Dedi.Kısaca verdiği cevaptan memnun olmayan esma bu sefer farklı bir soru yöneltti ona."En son ne zaman yemek yedin?"Derin bir nefes alıp verdim.
Hayır hayır şuan bu kızı saçından tutarak bütün evde sürüklemek,
lavaboları yalattırarak temizletmek istemiyordum.Çünkü ben medeni bir insandım.Ortada hiç bir sebep yokken onu kıskanmamda saçmaydı zaten.Sonuçta kuzeniydi ve aralarında benim tahmin ettiğim gibi birşey olması imkansızdı.
"Sen neden bu kadar ilgileniyorsun? Seni ne ilgilendirir?"Mirza'nın verdiği cevap koca bir oh çekmemi sağlamıştı.Bu adamı nadir anlarda seviyordum bunu inkar edemezdim.
Ters tepki alan Esma sinirli bir şekilde yerine sinmek zorunda kalmıştı.Konuşmalarının bittiğini anladığım an ise bakışlarımı onlardan çekerek koyu muhabbet içinde olan oğuzlara çevirdim.
Dördü'de yemeklerini bitirip sandalyede geriye doğru oturmuşlardı."Hatırlıyor musunuz bir keresinde saklambaç oynadığımız sırada Zeynep kaybolmuştu.Abim bile oğuz kadar endişelenmemişti.
Bütün gün akşama kadar Zeynep'i aramış daha sonrasında evin arkasında olan ahırlıkta uyuya kalmış bir şekilde bulup getirmişti."İrem'in anlattığı konu Zeynep ve oğuzun bakışlarının kesişmesine yol açmıştı.Bir müddet bakışma içinde kalmışlar daha sonra Zeynep utanarak gözlerini çekmişti.Zeynep 1.60 boyların da kumral,Oğuz ise 1.90 boylarında sarışın mavi gözlü bir adamdı.Birlikte olsalar onlardan dünyaya gelen çocuk harikalar diyarından gelmiş kadar güzel olurdu.Buna emindim.
"Gördüğüm kadar yemekleriniz bitti."İrem'in anlattığı konuyu bir yerlerine takmayan adam yine onları kovmaya hazırlanıyordu.
"Kalkın gidin."İşte beklenen cümlede geldi.
"Hayatımda senin kadar gıcık bir adam daha tanımadım abiciğim."
Ege'ye hak vermeden edemedim.
Gerçekten gıcık bir adamdı ama yeri geldiğinde çok düşünceli bir o kadar'da merhametli olabiliyordu.
Oğuz,"Kalkın gidelim ya valla.
Bir gün içerisinde 1500 kere kovalamak bana kendimi harkulade hissettirdi.Bu mükemmel duyguya daha fazla katlanamayacağım."Tam hareketlenecekti ki Esma'nın heycanlı sesi onu yerine sabitlemişti.
"Bugün'den bir hatıra olsun."Elinde ki telefonu havaya kaldırdı.Bu seferde fotoğraf çekilmek istemişti hanımefendi.
"Ne gerek var.Zaten iki günden bir evime damlıyorsunuz.Görende sanır senelerce ayrı kalıyoruz."
Ciddi bir ifade ile konuşan mirza'ya hak vermiştim.Bencede hiç gerek yoktu."Bir kerede itiraz etme ya.Alt tarafı bir fotoğraf."Kendi istediğini yaptırmadan rahat etmeyecekti anlaşılan."Hadi kameraya bakın."Mirzaya doğru hafif arkasını dönüp kolunu ileriye doğru uzattı.Bütün aile bireyleri kameraya bakınca bende bakma ihtiyacı hissettim.Fakat Esma telefonun açısını öyle bir ayarlanmıştı ki fotoğrafta ben hariç herkes çıkmıştı.Buraya geldiğinden beri garip garip tavırlar takınmıştı.En son yaptığı şu hareketi normal'de asla takmazdım.Ama bunca kişi içerisinde herkese kendimi yabancı hissetmek,Bu aile'nin bir parçası olmamak beni üzmüştü.
Daha doğrusu böyle sıcak bir yuvaya sahip olmamak yakmıştı canımı.
Dolan gözlerimi saklamak için kafamı onların aksi yönüne çevirmiştim."Ver şu telefonu."
Mirza'nın sert sesiyle birlikte ne olduğunu anlamak için tekrar onlara döndüm.Esma'nın telefonu alan mirza onun çektiği fotoğrafı sildi.Sandalye'nin alt kısmından tutarak beni biraz daha kendisine yaklaştırıp elini omzuma attı.Ben olayın şokuyla ona bakarken o elini ileriye doğru uzatıp Esma hariç masada bulunan herkesi fotoğrafın içine aldı.Fotoğrafı çektikten sonra telefonu Esma'nın eline tutuşturmuş ve sert sesiyle onu uyarmıştı."Ne yapamaya çalıştığını anlamıyorum sanma Esma.Bir dahakine karıma böyle bir terbiyesizlik yaparsan sadece fotoğrafı silmekle kalmam senide hayatımdan silerim,anladın mı?"Yutkundum.En başından beri dikkati üzerimdeydi,değil mi? Üzüldüğümü anlamıştı bu yüzden öyle tepki vermişti.Ben ona hayran hayran bakarken Esma masadan kalkıp sinirle mutfaktan ayrılmıştı.
"Ee size iyi geceler o zaman."
Zeynep abisinin bu sinirli halinden nasibini almak istemiyor olucak ki usulca yerinden kalktı.Diğerleride onu takip etmişti."Yanına gelmeye korkuyorum abiciğim o yüzden uzaktan sevgilerimi yolluyorum sana."Dedi irem'de çekinerek.
Ege ile oğuz mirza ve benle vedalaştıktan sonra mutfaktan çıkıp gitmişlerdi.
"Bana şöyle bakmaya son vermelisin."Yüzü bana dönük değildi buna rağmen ona nasıl baktığımı fark etmişti.Haddinden fazla dikkatliydi.
"Neden onların sürekli kovuyorsun?" Esma konusuna değinmek istemediğim için hiç konusunu açmadım.Sürekli ailesi olan kişileri evinden kovması garip geliyordu.Tek nedeni misafir perver olmaması olamazdı bence.
"Yanlızlığı seviyorum."Geriye doğru yaslanıp kollarını göğsünde birleştirdi."Gelmesinler demiyorum gelsinler ama sürekli sürekli değil."Yüzünü bana çevirdi."Bütün gece yüzüme kaçamak bakışlar atıp durmuştu.Benimle birşeyler konuşmak istediği bariz bir şekilde ortadaydı."Söyleyecek misin artık." Gözleri beni buldu."Bütün gece kıvranıp durdun.O içinde sakladığın her neyse artık söyle,yoksa seni yiyip bitirecek."Yutkundu.Bakışlarını tekrar karşısına çevirdi.Bir kaç saniye bekledikten sonra konuşmaya karar vermiş olacak ki dudaklarını araladı."Beyninde timör yok.Hastalığın farklı."
Bunları söylerken bakışlarını yine karşısına çevirmişti.Hastalık konusuna gelecek olursam da İki sene önce gittiğim hastanede kesin teşhis koymuşlardı.Şimdi böyle demesine anlam verememiştim.
Ayrıca benimle konuşmak istediği konunun'da benim hastalığım olacağını hiç tahmin etmemiştim.
Gerçi test sonuçlarını öğrenmemiştim eninde sonunda bu konu açılacaktı fakat bu şekilde açılmasını beklemiyordum.
"O ne demek?"Sormam gereken en mantıklı soruyu sormuştum.
"Sana oyun kurmuşlar Mira."Susup tepkimi ölçtü,tepki vermediğimi görünce cümlelerine devam etti."Devlet hastanesinde yapılan testler tamamen yanlış.Asıl hastalığın,"Yine sustu.Bu konuyu konuşmak istemiyordu fakat zorunda kaldığı için bu konuşmayı yapıyordu.
"Asıl hastalığım ne?"Gözlerini kapattı.Derin bir nefes alıp verdikten sonra cümlelerine devam etti."Şizofreni hastalığı 4.evre."Dudaklarımdan alaylı bir gülüş çıktı.
"Şaka yapıyorsun değil mi?"
Ciddi bir şekilde bakıyor olması şaka yapmadığının bir kanıtıydı.
Bakışlarımı ondan çekip gözlerimi kapattım.Duyduklarımı yanlış duymuş olmayı diledim."Baban onlarla iş birliği içindeymiş.
Yanında ki adamlar senin hastaneye gitmiş olmanı fırsat bilerek akılların da olan oyunu hayata geçirmişler.Testlerin yapıldıktan sonra başka bir hastanın sonuçları ile değiştirilmiş."Hayır, duyduklarım gerçek olamazdı.Babam asla bana oyun kurmaz.Bütün hayatını bana adamış,beni korumak için herşeyi göze alabilecek birinden biahsediyorduk.O asla öyle birşey yapmazdı.Bir yerde herşeyi anlardım ama babam'ın bana oyun kurmuş olmasına asla inanmazdım.Hışımla yerimden kalktım.Ayağa kalkmamla birlikte oturduğum sandalye geriye düştü."Ne dediğinin farkında mısın sen? Babam bana nasıl oyun kurmuş olabilir?"Göz yaşlarım biz çok bile durduk dercesine akmaya başlamışlardı."Yalan söylüyorsun."Ayağa kalkıp tam karşıma geldi.
"Yalan söylüyor olmayı çok isterdim."Kafamı olumsuz anlamda sağa sola sallamaya başladım."Yalan değil."
Cebinden telefonu çıkardı bir kaç saniye birşeyler yaptıktan sonra ekranı bana doğru çevirdi.
Bakışlarımı telefona indirdim.açık bir alanda,duvarın arkasından çekilmişti görüntüler.Video'nun altı yedinci saniyesinde Depo gibi olan yerden siyah çeketli biri çıkıp büyük demir kapının önünde beklemeye başladı.Aradan geçen bir kaç saniyenin sonunda da siyah bir araç gelerek kameraya arkası dönük olan adamın yanında durdu ve içerisinden uzun boylu hafif kilolu olan adam, başka bir deyimle'de babam indi.Yutkunarak boğazımda ki acıdan kurtulmaya çalıştım.
Gözlerimi kapatarak görmekte olacağım şeyleri görmek istemedim.Kalbimde bir yerler acımıştı.Evet ben bir daha bana geri gelmeyecek olan adamı, babam olmasına rağmen bana oyun kurmuş olan adamı özlemiştim."Gözlerini aç."
Mirza'nın baskın sesiyle gözlerimi yavaş bir şekilde aralayıp ona diktim."İzle."Oda istemiyordu bu görüntüleri bana izletmeyi.Fakat Daha fazla hayatımda ki yalanlarla yaşamamı da istemiyor olacak ki izle diye baskı yapıyordu.
Bakışlarımı ondan çekerek tekrar telefona indirdim.Babam araçtan inince araba yanlarından ayrıldı."Hoş geldin." Arkası dönük olan adam babam'a hitaben konuşuyordu."Hallettin mi?"
"Hallettim."Karşısında ki adam elini babam'ın omzuna koyup sıktı."Neden oğlunu hasta bir kızla evlendirmek istiyorsun?"Hasta bir kız diye bahsettiği kişi onun öz kızıydı.Neden benden haz etmiyormuş gibi konuşuyordu?
Sevgiden merhametten çok uzaktı babam'ın kalın sesi.
"O kız sıradan biri değil bunu sende çok iyi biliyorsun.Onun bağlantılı olduğu kişiye ulaşmak için ilk onu hasta edicek,daha sonra bu hastalığını hem ona hem o adama karşı kullanacağız.Cemil kızına ulaştığı anda o hastalık kızının tüm vücudunu çoktan ele geçirmiş olacak."Alaylı bir şekilde karşılıklı güldüler ve arkası dönük olan adam konuşmayı devr aldı."Bu sayede bir taşla iki kuş vurmuş olacağız.Hem cemil'e ulaşacak hemde en değerli farlığını,yıllardır aradığı kızını ondan alacağız.O kavuştum sanarken aslında ebedi olarak kaybedecek onu."Mirza ekranı durdu.
Bakışlarımı ona diktim."Babam öz babam değil mi?"Hayır o senin gerçek baban,sen onun kızısın demesini bekledim ama demedi.
Bunun yerine olumsuz anlamda kafa salladı.Bu kadarı çok fazlaydı.Bir gecede babam'ın gerçek babam olmadığını,bana oyun kurduğunu öğrenmiştim.Başıma giren ağrıyla birlikte gözlerim karardı.
Baban sandığın kişi baban çıkmadı!
Sana oyunlar kurdu!
Seni kandırdı!
Hayatının içine etti!
Ellerimle kafamı sarmaladım.Yine Konuşmaya,hiç acımadan yeni öğrendiğim gerçekleri yüzüme vurmaya başlamıştı.O böyleydi işte kendi bana görünmediği zaman konuşmasıyla rahatsız ediyordu beni.
Fazla mı ağır geldi?
Yaşadığın herşey koca bir yalanmış!
Sen vebalı bir insansın!
"SUS ARTIK SUUUUS"Gözlerimi kapatıp dizlerimin üzerine çöktüm.Ellerimle kafama sert darbeler indirmeye başlamıştım.
Ne kadar komik bir duruma düştün!
Şuan çok fazla eğleniyorum!
"SUS! KONUŞMA ARTIK SUS!"
Susmuyordu.Onu bir türlü susturamıyordum."Lütfen sus!"
Ben kafama vurmaya,diğer yandan ağlamaya devam ederken Mirza arkadan sıkı sıkı kollarımı tutup kollarıyla kollarımı sardı.Benim kollarım göğsüme onun kolları ise bana sarılı bir şekildeydi."Yapma!"
Onun sesi benimkinden daha acılı çıkmıştı."Bunu kendine yapma"
Burnunu saçlarımın arasına gömdü ve derin bir nefes çekti içine."Acınla acıyorum.Kanayan yerlerin kanatıyor beni.Yaranla yaralanıyorum Mira."Sesi adeta yalvarıyordu."Bunu bize yapma."
Çok fazla acı vardı.Çok fazla kan vardı.
"Susmuyor,sürekli konuşuyor.
Onu susturmam lazım.Canımı yakıyor."Dudaklarımdan son dökülen cümleler bunlar olmuştu.Ağrıyan başım,kararan gözüm yüzünden daha fazla dayanamadım ve kısa bir müddet'de olsada gözlerimi gerçeklik algısını tamamen yitiren dünyaya karşı kapadım.
♡
Boğazımda ki rahatsız edici kurulukla gözlerimi açtım.Etrafa kısaca göz gezdirdiğimde kendi odamda mirza'nın da baş ucumda olduğunu fark ettim.Dün akşam olanlar zihnimi işgal etmeye başlayınca kalbim bir kez daha ağrıdı.Dün gece çok bağırmamdan aynı zaman da ağlamamdan kaynaklı olacak ki boğazım ve gözlerim ağrıyordu.İşin özeti bombok bir durumdaydım.
Bunun altından nasıl kalkacağımı,
tüm bu yaşananlarla nasıl baş edeceğimi bilmiyordum.Güçlü durmam gerektiğinin farkındaydım.Bana bu oyunu kuranları bulup onlardan hesap sormalıydım.Yaptıkları bunca kötülüğün yanlarına
Kâr kalmasına izin veremezdim.
Yanımda ki sandalye'nin üzerinde uyuya kalan mirza'yı uyandırmamaya çalışarak yerimde doğruldum.Üzerimde siyah saten pijamalarıma baktım.Bunlarla dışarı çıkamazdım bu yüzden dolabıma yönelerek beyaz kazak,siyah pantolon çıkarıp banyoda giyindim.Elimi yüzümü yıkayıp dişlerimi fırçaladıktan sonra saçlarımı taradım.Saçlarımı toplamak istemediğim için açık bırakma kararı almıştım.Tekrar odaya döndüğümde hala onu aynı yerde uyur bir vaziyette buldum.
Yatağın uç kısmında duran pikeyi alarak üzerine örttüm.Uykusunda bile kaşları çatıktı.Yüzünde ise sanki her an kalkıp kavga edecek gibi bir ifade mevcuttu.Kirli sakalları her zaman ki gibi aynı kısalıktaydı.Bakışlarım dudaklarına kaydı.Kirpikleri,burnu,dudakları yüzüyle o kadar güzel bir uyum içindeydi ki onu saatlerce izleye bilirdim.Bütün gece yanımda kalmış,iyi olup olmadığımı her saat başı kontrol etmişti.Bölük bölük olan uykumun içerisinde bunları hatırlıyordum.Çevremde gerçekten beni düşünen birilerinin olması güzel bir duyguydu.
Onu izlemeye son vererek odadan sessiz bir şekilde çıktım.Oturma odasına indiğimde gözlerim duvarı asılı olan saate kaydı.
8:15
Kapının yanında olan dolabın içerisinden beyaz montumu alıp ayakkabı mı giyindim.Evden çıktığımda siyah giyinimli adamlar yolumu kesmişti.Kumral uzun boylu bir adam bana,ben ona bakıyordum.Ne o konuşma zahmetinde bulunuyordu nede ben.
"Aşık falan mı oldun? Nasıl bakış bunlar?"Karşımda ki adam hızla bakışlarını kaçırdı."İsmin ne senin?"Yüzünü yerden kaldırmadan İsminin Yusuf olduğunu söyledi."Önümde böyle dikilmeye devam mı edeceksin?"
Kenara çekilmedi aynı yerde durmaya devam etti.
"Mirza abinin haberi varmı dışarı çıkacağınızdan?"Hayır dersem mirza'ya haber vereceklerini bildiğim için yalana başvurmak zorunda kaldım."Evet haberi var.Kahvaltı hazırlayacaktım bir kaç malzeme eksik onları almaya gidiyorum."
"Siz içeri geçin,eksikleri biz alırız."
"Gerek yok kendim alırım.Hem almam gereken bir kaç birşey daha var."Yine itiraz etmek için hazırlanıyordu ki sözünü kestim.
"Sizin benimle gelmenize gerek yok!Hava alacağım,almam gerekenleri alacağım ve geleceğim.Beni daha fazla uğraştırma! Çekil önümden."
Yusuf bir kaç saniye şüphe içinde baktı bana.İnanmadığı net bir şekilde belli oluyordu."Araba lazım bana."Gözlerimle dışarda olan siyah Audi gösterdim."Şu arabanın anahtarı verir misin?"İtiraz etme hakkını kullanmadı çünkü biliyordu ne derse desin ikna olmayacaktım. Elini cebine attı siyah anahtarı çıkarıp bana uzattı.
"Dikkatli olun."Kenara çekildi.Bende Olumlu anlamda başımı salladıktan sonra arabaya binerek çalıştırdım.Bahçeden çıktıktan sonra hızlı bir şekilde eski evimin yolunu tuttum.18.yaş günümde babam'a ehliyet almak istediğimi söylemiştim.Uzun uğraşlar sonunda onu ikna etmiştim.O zamanlar ona inanıyordum.Benim için tehlikeli olduğunu söylemiş ve bana kullanmayı kendi öğretmişti.
Elimde geçerli bir belgem yoktu bu yüzden yolda dikkatli olmam gerektiğinin farkındaydım.
Küçük yaşlardan beri her ne yalan atsa koşulsuz inanıyordum ona.Her dediğini yapmamam gerektiğini,salak olmayıp sorgulamam gerektiğini yeni yeni anlamaya başlamıştım.
45 dakika'nın sonunda ormanın içinde olan evime varmıştım.
Ahşap olan kulübe'nin önüne geldiğim'de kapalı olan kapı içeriye girmeme engel olamamıştı.Geriye doğru giderek bir kaç kez omzumla kapıya sert darbeler indirdim.Sonun da açılan kapıyla rahat bir nefes almıştım.İçeriye adımlayıp arkamdan kapıyı kapattım.Ev o günün aksine oldukça toparlı bir vaziyetteydi.Etrafı incelemeye son vererek babam'ın yatak odasına gittim.Yatak,dolap,çalışma masası bile yerli yerinde duruyordu.
Babam'ın odaya sinen kokusu burnuma gelince lanet
sızladı.Gözlerim dolmaya başlayınca kafamı yukarı kaldırarak akmalarına engel oldum.Artık ağlamak,sızlamak yok! Bundan sonra intikam vardı,kan vardı,ama ağlamak yoktu.
Kıyafet dolabının önüne gelerek kapağı açtım.Bir kaç kez babam'ın burdan kasa tarzında kutu çıkardığını görmüştüm.Buraya sakladığı her neyse onun için önemli olmalıydı.Gömlekleri kenara çekince anormal birşey yok gibi gözüküyordu fakat elimi duvarda gezdirdiğimde işlerin gerçekten de öyle olmadığını anlamıştım.Dolabın arka kısmında ki kartonu geriye doğru ittim.Makenik bir sesle karton kenara kaymış ve şifreli bir kasa çıkmıştı ortaya.
Şifresini bilmiyordum.Bu yüzden en basit yoldan doğum tarihimi yazdım
2004
Hatalı kod yazısını görünce annem'in doğum tarihini yazdım.
1986
Hatalı kod.Elimi sıkıntıyla saçlarımın arasından geçirdim.Kendi doğum tarihini de denemiştim fakat onada hatalı kod uyarısı vermişti.Dolaba arkamı dönerek odayı incelemeye başladım.İki katlı olan kitaplığa yaklaştım.Kısaca kitaplara göz gezdirince burdanda birşey çıkmayacağını anladım.
Bakışlarım yan yana bir şekilde asılı olan tabloları buldu.Üçü'de farklı farklı tablolardı.Üçünün tek ortak noktası altlarında yazan çizilim tarihleriydi.Duvara yaklaşınca ortada olan tablonun tarihi kırmızı yazıyla yazıldığını fark ettim.
Gülümsedim."Her zaman basit bir adam oldun." Tablodan uzaklaşıp kasaya yaklaştım.
1976
Kodu girince onay kodu almam pek uzun sürmedi.Kasanın içinden çıkan kutuyu alarak yatağa oturdum.Siyah ahşap kutuyu açınca içinden küçük bir defter çıktı.İlk sayfayı açtım.
İçimden ona iyi davranmak gelmiyor fakat zorundayım.Kızını sana bitik bir şekilde vermem için,seni bitirmem için,o çok önemli servete ulaşmam için buna mecburum.
Az kaldı,çok az kaldı.
Yüzümde oluşan acı gülümsemeyle defteri kapattım.Sayfanın sonunda yazılı olan adres ve servet diye bahsettiği şeyden başka dikkatimi çeken pek bir şey olmamıştı.
Bunca zaman nasıl fark etmedim?
Çevremde dönen olayları nasıl anlamadım?
Aklıma o an annem geldi.
Annem gerçek annemdi,değil mi?
Babam'ın farklı olması annemin de farklı olacağı anlamına gelmezdi.
O babam gibi maske takmamıştır yüzüne.Babam'ın aksine o beni seviyordu.
Peki ya servet diye bahsettiği şey tam olarak neydi?
Tanımadığım adam,cemil diye bahsettikleri kişi zengin miydi?
Onun serveti için mi bu kadar çok oyun oynadılar benimle?
Şu iki günde o kadar yalanla yüzleşmiştim ki artık gerçekle yalanı ayırt edemiyordum.Defteri cebime koyarak ayağa kalktım.Bu evde yapmam gereken son bir şey kalmıştı.Odama doğru hızlı adımlarla ilerledim.Burda çok fazla oyalanmıştım.Mirza beni bulmadan bütün işlerimi halletmem gerekiyordu.Aksi takdirde beni yanına almadığı gibi yapacaklarıma da engel olurdu.
Hızlıca yatağımın altında olan defterimi alıp odaya son kez göz gezdirdikten sonra evden çıktım.
●●●●●●
"Çek şu arabanı yolun ortasından!" Evden ayrıldıktan sonra mirza yol üzerinde beni yakalamış,arabasıyla kullandığım arabanın önünü kesmişti.Son beş dakikadır da bağırıp çağırmamama rağmen arabasını çekmiyor,inat ediyordu."Arabanı çek kılıç.Yoksa olacaklardan sorumlu olmam."
Yüzüme bön bön bakmaya devam etti.Yok yok ben anladım bu adamın tek derdi beni delirtmekti.Aksi takdirde bu yaptıklarına başka bir açıklama bulamıyordum."Ne bakıyorsun salak gibi suratıma?"
"Neden bana haber vermeden çıktın?"
Sinirle sorduğu sorunun cevabı çok basitti."Canım istemedi.Şimdi çek arabanı."Kafasını olumsuz anlamda salladı."Sen beni delirtmek mi istiyorsun.ÇEK ŞU ARABANI."Ben kendi kullandığım arabanın önünde duruyordum o ise hemen bir kaç metre uzağımdaydı.Sert adımlarla ayakkabımın ucu ayakkabısına değene kadar yürüyüp karşısına dikildim."Canını yakmamı mı istiyorsun? Öyleyse bunu seve seve yaparım."Yüzünde ki alaylı gülüşün tek manası."En fazla ne yapa bilirsindi."Tabi beni tanıdığı zamandan beri ağlayıp zırlamaktan başka birşey yapmamıştım.Elime iğne batsa canım yandı diye ortalığı ayağa kaldıracak biriydim onun gözünde."Yapamam zannediyorsun dimi?"Sustum.Eskisi gibi çekinerek,
korkarak bakmıyordum gözlerinin içine.Aksine en korkusuz,en duygusuz halimle bakıyordum kehribarlarına."Yaparım! Benim canım hiç olmayacağı kadar çok yandı Mirza.Artık hiç bir şeyden korkum yok! Canını yakmak istemiyorum,çekil önümden."Oda aynı benim gibi duygusuz bir şekilde bakıyordu.Ne kadar ileri gideceğimi görmek istiyor olmalı ki milim kıpırdamıyordu yerinden."Peki,bunu sen istedin."Karşısından ayrıldım. Arkamda kalan arabaya doğru yürüp torpido'da gördüğüm silahı hiç düşünmeden aldım.
Yapacaklarım benim suçum değildi.Onu bir çok kez uyarmıştım.
Kapıyı tekrar kapatıp karşısına dikilmem en fazla bir kaç saniyemi almıştı.Elimde gördüğü silahla ilk kaşları çatıldı daha sonra yüzü eski haline döndü."Çekiliyor musun önümden?"İki elimle tuttuğum silah kalbine denk getirmiştim.
Ateş etmek istiyordum.içimde birşeyler engel olmasa bunu hiç düşünmeden de yapardım.Ona zarar vermemek için defalarca kez sordum fakat hepsinde onun cevabı aynı olmuştu.Ya cevap vermiyor yada ne kadar ileri gidebileceğimi görmek için susuyordu.
"Korkuyorsun."Bir kaç adım atarak vücudunu silaha yasladı."O silahı doğrulttuysan vuracaksın.
Başka şansın yok!"Gözlerimde ki kararsızlığı görmüş olacak ki üzerime geliyor bir saniye bile geri durmuyordu."Öfkenin arkasına saklanıyorsun ama hala korkuyorsun."Sonuna kadar haklıydı.Öfkeden başka elimde hiç birşey yoktu.Geri durup ağlayıp sızlamak yerine korkumu,öfkemin arkasına saklayarak savaşmayı tercih etmiştim.
"Biz bu yola birlikte çıktık değil mi?"Cevap vermedi bende devam ettim."Evlenmemizin sebebi bu işte birlikte olacağımız içindi.
Buna rağmen sen beni hiç bir yere götürmüyorsun.Ben seninle boşu boşuna evlendim.Arka planda herşeyi kendin yapıyorsun.Benim her şeyden çok sonra'dan haberim oluyor."Derin bir nefes aldım.Bir müddet ikimizde sustuk.
"Boşanacağım senden."
"Şuan saçmalıyorsun."
Alaylı bir kahkaha attım."Saçmalayan ben miyim sen misin acaba.Ne zannediyordun.
Herşeyi tek başına yapmana rağmen seninle bir arada olacağımı falan mı."
"Hastasın."Hadi ama bunu zaten biliyordum.Sürekli sürekli hatırlatmasına gerek yoktu.
"Tedavi olman lazım.İyleşmen lazım."
"Tedavi olmayacağım.
İyleşmeyeceğim.Bu hastalıkla ne kadar yaşamam gerekiyorsa yaşayacağım daha sonra bu hayattan defolup gideceğim."
Silahı tek elimle tutup işaret parmağımı göğsüne bastırdım."Ve senden'de boşanacağım."
"Tek taraflı boşanma mı çıkmış?"
Ne saçlamıyor bu adam yine Allah aşkına?"Boşuna yorma o güzel kafanı. Ben sana açıklayayım."
Elimde tuttuğum silahı aldı ve ben daha ne olduğunu anlamadan kol altlarımdan tuttuğu gibi sırtına attı."Boşanmayacağım senden.
Ölene kadar birlikteyiz."Dedikleri gülme isteği uyandırmıştı fakat ona sinirli olduğum için kendimi tutmuştum.
"İndir beni hayvan herif."Sırtına arka arkaya vurduğum yumruklarım onada hiç bir etki yaratmıyordu.
Yavaş adımlarla arabasına doğru ilerlemeye başladı.Beni çıldırtmaktan ciddi anlamda zevk alıyordu."İMDAAAAT.ADAM KAÇIRIYORLAR."Adam olmadığım aklıma gelince cümlemi düzeltme ihtiyacı hissettim.
"AY PARDON,KADIN KAÇIRIYORLAR."
Issız ormanın ortasında olduğumuz için beni kimse duymamıştı.Hoş duysalar bile yardım edeceklerini sanmıyordum.Herkes şu zamanda kendi canının derdine düşerdi.
"İndir beni diyorum sana."
İndirmedi."Duymuyor musun?"
Kollarım gibi ayaklarımı da harkert ettirdim.Ayakkabımın bacak arasına denk geldiğini küfür etmesinden anlamıştım.
"Seni ormanda bir ağaca bağlayıp kurtlara yem etmemi istemiyorsan rahat dur."Vurmaya devam ettim.O kimdi ki ben onun sözünü dinleyeceğim."Bak kızım-"İkinci kez ayağım bacak arasına denk gelince konuşması yarıda kaldı Yine küfür
savurdu ve beni sonunda indirdi.
"İNDİRİCEK BAŞKA BİR YER BULAMADIN MI?"Onca yer varken kaputun üzerine oturmuştu beni.Tabi ki kendiside tam karşımda yerini almıştı.
"Niye bağırıyorsun?"
Kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Bağırttırıyorsun çünkü."Bir anda üzerime eğilmesiyle aramızda santimler kaldı.Ben kendimi geri çekerken kafamın arkasına koyduğu eliyle beni kendisine yaklaştırdı.
"Beni deli ediyorsun,farkında mısın?"Sesinin boğuk çıkması ve kısık bakışlarının arada bir dudaklarıma değmesi vücudum da hiç iyi etkiler yaratmıyordu."Birlikte ilerleyeceğiz.
Yaptığım herşeyi birlikte yapacağız.Söz veriyorum."
Gülümsedim.Dudaklarım da oluşan gülümseme ona karşı kazandığımın bir nişanesiydi."Neden bu kadar güzelsin?"Kalbim tekledi heycanlandım.Üzerimde ki etkisinin farkında olacak ki onunda dudakları kıvrıldı.
İkimizde bir müddet öylece bir birimizin gözlerinin içine baktık.
Tabi dudaklarıma kayan bakışlarını saymıyordum."Öpmeyeceksen oyalama beni."O an yüzünde öyle bir ifade belirdi ki kahkaha atmadan duramadım.Biraz daha üzerine gitmek istediğim için göğsümde olan kollarımı saldım ve elimle boynunu kavradım."İtiraf et."Parmak uçlarımı saçlarının arasına daldırdım."Beni şuan öpmek istiyorsun,dahası benden etkileniyorsun."Alt dudağımı dişlerimin arasına aldım."Bana aşık oluyorsun."Yutkundu.Ne zaman etkilense bu hareketi yapıyordu.Bir kaç saniye kararsız bir şekilde baktı suratıma."Anladığım kadarıyla şuan öpmekle öpmemek arasında kaldın."
Gözlerini kapattı.Derin bir nefes aldıktan sonra hızlıca benden uzaklaştı."Rüyanda görürsün."
Gülümsememe engel olamıyordum.Benden bir kaç adım uzaklaştı.Bende oturduğum yerden kayarak indim."Beni öptüğünü mü rüyam da göreceğim."Görmememe rağmen sırf onu kışkırtmak için yalan attım."Eğer öyleyse zaten her gece görüyorum."
Cümlenin tam anlamıyla şok oldu.Böyle birşey duymayı beklemiyordu.Gerçi benimde yaptıklarıma pek anlam vere bildiğim söylememezdi."Beni kışkırtmaya son ver."Zor bir durumdayım yapma demekti bu sanırım"Bin şu arabaya.
Konuşmamıza evde devam ederiz."Arabaya doğru yürüp kapıyı açtı.Bende onun yaptığının aynısını tekrarladım.
"Sen inkar etmeye devam et.Ben bakışlarından benden etkilendiğini anlaya biliyorum."
"Yok öyle birşey.Bin şu arabaya."
Açtığı kapıdan bedenini geçirdi ve sürücü koltuğuna oturdu.
"Yalancısın."Bende yan koltuğa oturup kemerimi taktım.
"Sen susacak mısın artık?"
"Normalde susmamda bu seferlik susayım."Konuştuğumuz son konuda bu olmuştu.Eve varana kadar ne o nede ben konuşmuştum.Sessizlik içerisinde geçirmiştik yolculuğumuzun geri kalanını..
●●●●●●
MERHABALAR EFENDİM MERHABALAR
NASILSINIZ BAKALIM?
UMARIM BÖLÜMÜ BEĞENMİŞSİNİZDİR
EN SEVDİĞİNİZ SAHNE NERESİYDİ?
BEĞENMEYİ VE BOL BOL YORUM ATMAYI UNUTMAYINIZ LÜTFEN
BİR DAHAKİ BÖLÜME GÖRÜŞÜRÜZ KENDİNİZE İYİ BAKIN
Bölüm etkileşimi
