10.BÖLÜM=GÖREV

Vaveyla Yazarı: Zehra 🦋

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 19Şu an: 10.BÖLÜM=GÖREV

Acıda en son aşama ağlamak değil,Gülmektir.Bir acıya en fazla gülebilirsin..

İyi okumalar...

♡

İki kelime binlerce acıyı beraberinde getirmişti.

Daha ne kadar acıtabilirler?

Daha ne kadar yaka bilirler canımı?

Daha ne kadar kıra bilirler bin parçaya bölünmüş kalbimi?

İçimde tarif edilemez bir acı vardı.Ne nefes aldırıyor,ne peşimi bırakıyordu.Ne kadar ileriye gidebilir diye sormuştum,bugün akşam kendime.Şuan yaşananlar sorumun cevabını bir bez parçası gibi suratıma çarpmıştı.Onun ağzından çıkan kelimelerin canımı bu denli yakacağını düşünmemiştim.
Babam'dan sonra bana ne yaparlarsa yapsınlar şaşırmam,kalbim acımaz diye düşünmüştüm.Fakat yanılmıştım.
Aptallık etmiştim.

"Abi,onu burda bırakamayız."
Zeynep'in acı dolu çıkan sesi bile gözlerimi ondan ayırmam için yeterli olmamıştı.

"Başka bir yolu yok muydu?"Hem beni bu adam'a vermeyeceği hemde kardeşlerini kurtara bileceği başka yol yokmuydu'da beni kendi elleriyle teslim etmişti cemil'e."Gözlerini üzerimden çekmedi,cevapta vermedi.
"Zeynep,İrem arabaya geçin."Şuan önceliği onların can güvenliğiydi.
Benim parçalar ayrılmış canım ise kimsenin umrunda değildi.

"Abi-"İrem'in sözünü kesti.

"Size arabaya geçin dedim."Dedi oldukça sert bir sesle.

Kızlar beni burda bırakmak istememelerine rağmen mirza onları zorladığı için bulunduğumuz yerden ayrılmışlardı.

Beni takmayıp soruma cevap vermediği için daha fazla onunla aynı ortamda bulunmak istemedim.Bu evin içerisinden çıkmadığım sürece cemil için sorun yok demekti.Onları oturma odasında yanlız bırakmak için hareketlenecektim ki bileğime dolanan bir çift el bana engel olmuştu."Konuşmamız gerekiyor."
Daha ne konuşacaktı benimle?
Zaten yapmıştı yapacağını.Hala yüzsüz gibi konuşmak istiyordu.

"Seninle konuşacak hiç bir şeyim yok!"Bileğimi elinden sert bir şekilde çekerek kurtardım.Bir kaç adım atmıştım ki tekrar elimden tuttu.

"Sana fikir sormadım."

"O artık benim yanımda.Benden müsade istemen gerek."İkimizin gözleri bir birimizdeyken cemil'in arkamızdan sesini duydum."Şimdi sana müsait yerden bi çakacağım bir daha müsaitliğin olmayacak."

Mirza'nın sinirle kurduğu cümleler beni normal zamanda güldürürdü.Fakat dediğim gibi normal bir zamanda."Yürü konuşacağız."Sözlerini bitirip bedenimi peşinden sürüklemeye başladı.

"Bırak.Seninle konuşmak istemiyorum."

"Sana fikir sormadığımı söylemiştim."Sinirden delirmek üzereydim.Hem suçlu,hem güçlü deyiminin vücut bulmuş haliydi mirza.

"Bırak elimi."Beni asla duymuyordu.Oturma odasından çıkıp,dış kapıya doğru ilerledik."Sen hayatımda tanıdığım en öküz insansın.İnsanlıktan nasibini almamışsın.Sana hakaret edici sözler söylemek isterdim ama onları bile hak etmiyorsun.Sen,benim seninle konuşmamı hak etmiyorsun."
Dışarıya çıkınca hiç durmadan beni çekiştirmeye devam etti."O korumları kapına boşuna dikiyorsun,değil mi? İsteseydin kızları farklı bir yoldan kurtara bilirdin.Ama sen bana ihanet etmeyi,beni sırtımdan bıcaklamayı tercih ettin."Ona saydırmaya kendimi o kadar çok kaptırmışım ki,arka bahçenin en ucra köşesine geldiğimizi durunca fark etmiştim.

"Ben yanımda olan kimseye ihanet etmem.Hele ki sırtını bana dayamış,bana güvenen karımı asla arkasından bıçaklamam,
yarı yolda bırakmam!"Kendinden emin cümlelerine rağmen ona inanmadım.Bir insanın cümleleriyle,yapmış olduğu hakaretler bir birine uymuyorsa, ölene kadar o insandan şüphe ederdim.

"Bana bir kez daha karım diye hitap edersen,olacaklardan sorumlu olmam."

Yüzünde oluşan alaylı sırıtmasıyla konuştu."Karım değil misin?"

"Değilim!"

"Nasıl değilsin?"

"Basbayağ değilim işte."

"Benimle nikahlandın sen."

"Bu neyi değiştirir? Seninle nikahlı olmam gerçek manada koca karı olduğumuz anlamına gelmez." Biz şuan neyi tartışıyoruz diye durup bir kendime sordum.Şuan ortamda ki sorun onun karısı olup olmamam değildi."Baştada dediğim gibi seninle konuşacak bir şeyim kalmadı."Diyerek asıl konumuza döndüm.Tekrar arkamı dönüp gideceğim sırada kurduğu cümleler adımlarımı kesmeye yetmişti.

"Sana ihtiyacım var."Lanet ettim.
Onun bir kelimesi ile benim salak kalbim yine heycenlanıyordu.
"Bana yardım etmen gerekiyor."
Ne için yardım istiyordu en ufak bir fikrim yoktu.Aslında şuan onu dinlememem,arkama bakmadan gitmem gerekiyordu fakat yapamıyordum.Allah beni ve hislerimi kahretsin ki yapamıyordum.Hiç birşey göründüğü gibi değil,Seninle oyun oynamadım demesine ihtiyacım vardı.Belkide bu yüzden atamıyordum ikinci ve üçüncü adımları.

Yüzümü ona döndüm.O ise bana doğru adımlayıp dibimde durdu.
"Cemil'in elinde ulaşmam gereken bazı belgeler var.Bunlara senden başka kimsenin eli uzanamaz.Bu yüzden seni buraya getirdim."
Susup derin bir nefes aldı.
"Bundan iki gün önce baba'nın İrem ve Zeynep'i kaçırdığına dair bi telefon aldım.Cemil'in yaptığı bu hareket yapmış olduğum plan için kolaylık sağladı.Farkında olmadan bana bazı konularda yardımcı oldu."

Kaşlarımı çattım."Plan diye bahsettiğin şey ne?"Şuan dönen konuşmaya hiç bir şekilde anlam yükleyemiyordum.Cebinden
çıkardığı telefonu bana uzattı."Bu telefonu al ve seni aramamı bekle."

Elinde tuttuğu telefona göz ucuyla baktım."Tek birşey soracağım tek cevap istiyorum."Olumlu anlamda kafa salladı."Beni buraya neden getirdin?"

"Baba'nın elinde olan belgeleri bana getirmen için."Havada kalan elini indirdi.Bende kollarımı göğsümde birleştirdim."Bunu neden yapayım?"

"Yapman gerektiği için yapacaksın."Bana ihtiyacı olmasına rağmen emir vermeye devam ediyor,ukala ukala konuşuyordu."Detayları telefonda konuşalım.Çok fazla dikkat çekmemiz işi aleyhimize çevirebilir."Kolumdan tuttu.Bir yandan geldiğimiz yolu geri yürümeye,diğer yandan da konuşmaya devam ettik.

"Aklında soru işaretleri olduğunun farkındayım.Sorularına şuan cevap veremem ama emin ol ki yaptığım ve yapacağım hiç birşeyde sana zarar gelmeyecek."Adımlarını ve konuşmasını durdurmuyordu."
Çoğu şeyden emin olmasanda canını yakmayacağım'dan emin olabilirsin."Güvenim bir kez kırılmıştı.Kolay kolay tamir olacağını da düşünmüyordum."Cemil'in senden alması gereken bazı şeyler var bu yüzden sana zarar verecek bir hakret yapmayacak."Arka bahçeden çıkıp,ön tarafa,mirza'nın arabasına doğru adımlamaya başladık.

"Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? Bazı şeylerden kastın ne? Benden alması gereken ne gibi birşey olabilir? Ayrıca sana neden güveneyim?"Daha binlerce sormam gereken soru vardı fakat zaman kısıtlı olduğu için en önemli olanları sormuştum.Arabanın yanına varınca durup bir birimizin yüzüne baktık.

"Bana güven demiyorum.Sadece bunca zaman içerisinde beni azıcık tanıdıysan nasıl bir insan olduğumun farkındasındır.
Bu akşam sana ima ettiğim şeyler sayesin'de fark ettin çoğu şeyi
Sana zarar vermek isteseydim bunu öyle bir yapardım ki,işler olup bittiğinde ben ne yaşıyorum derdin."Arabanın kapısını açtı.Her ne olursa olsun geride kalan olmak istemiyordum.Burda o adamla bir arada kalmak istemiyordum.
"Sadece eve gir ve seni aramamı bekle.Sana gerekli açıklamayı yaptığımda neyi ne için yaptığımı çok net anlayacaksın."Tekrar telefonu uzattı.Elinden aldığım telefonu arka cebime sıkıştırdım.Oda arabasına binip kapısını kapattı.
Bu sırada gözleri arkamda bir noktaya takıldı.Bakışlarını takip ettiğimde babam olacak adamı gördüm.Kapının önünde dikilmiş bize bakıyordu.Bakışlarımı önüme çevirdim.

Olacakları kabullenmem gerekiyordu.Bir takas gerçekleşmişti.Kardeşlerine karşılık beni bu eve getirmişti.

Her ne bahaneyle olursa olsun istemediğim bir oyuna beni alet etmişti.Onda olan bakışlarımı arabanın içine çevirdim."Kızlar nerde?"İrem ve Zeynep'i arabaya göndermişti fakat onlar arabada yoktu.

"Gönderdim."İşte bu kadardı.

Onun için önemli olan kişiler şuan güvendeydi.

"Seni dinleyecek olmam sana hak vereceğim anlamına gelmez.Her ne olursa olsun bugün istemediğim bir yerde kalacaksam bu senin yüzündendir.Şimdi belge diyerek bazı şeylerin altına saklanıyorsun ya,bunu yapma.Kendini böyle düşünerek haklı çıkarma.Çünkü değilsin."Söylenecek daha çok şey olmasına rağmen sustum.Onun gözlerinin içine son kez baktıktan sonra arkamı çevirip eve doğru adımlamaya başladım.

♡

Mirza gittikten sonra eve girmiş bana gösterilen odaya çıkmıştım.
Burda kalmak istemememe rağmen mirzaya bunun hakkında birşey söylememeyi tercih etmiştim.Ona kırgındım,bu yüzden onu ikna etme çabasına bile girmemiştim.

Odanın kapısı açıldı.Arkam kapıya dönük olduğu için kimin geldiğini bilmiyordum.Öğrenmek içinde dönüp bakmadım. İçeriye giren kişinin yanıma gelmesini bekledim.

"Seni burda bırakıp giden,
kardeşleri karşılığında seni bana bırakan adamı bu kadar düşünme."Cemil yanıma geldi.Bakışlarını benim gibi pencereden dışarıya çevirdi.

"Bilip bilmediğin konular hakkında yorum yapma!"Onunla karşılıklı durup tabiki de mirza'nın yaptıklarını çekiştirmeyecektim.

"Sormayacak mısın?"
Bakışlarımı yüzüne çevirdim.
Ona bakınca onunda bakışları beni buldu."Neden beni bıraktın diye."Dudaklarımda oluşan alaycı gülüşüme engel olmadım.
Onun hakkında hiç bir konu beni ilgilendirmiyordu.Küçükük bir bebeği bırakıp gitmenin hiç bir bahanesi,açıklaması olamazdı.

"Sen beni salak mı sanıyorsun?"
Ciddi ciddi bu soruyu sordum ona.
Her hareketinden belliydi beni istemediği.Şimdi gelmiş karşıma neden bıraktın beni diye sormayacak mısın diye soru soruyordu."Eminim benden bir çıkarın olmasa şuan bu evde bulunuyor olmaz,karşında seninle konuşuyor olmazdım.Her ne için beni yanında tutuyorsan yakında bunun kokusu'da çıkar."Sanki bütün duygularım beni terk etmişti.
Karşımda olan buğday tenli,kahve renkli gözlü adamla konuşurken gerçekten de hiç birşey hissetmiyordum.

Üzüntü,öfke,sevinç,hiç birinin içimde yeri yoktu.

"Zeki kızsın."

"Sana çekmemişim işte."Sözlerim üzerine yüzü kızardı,kaşları çatıldı.Zeki biri olmadığını ilk kez benden duymuş olamazdı,değil mi?

"Haddini bil!"Kollarımı göğsümde birleştirdim.

"Haddini bilecek biri varsa oda sensin."Onu orda bırakıp odanın içinde bulunan banyoya doğru ilerledim."Çıktığımda seni burda görmek istemiyorum."

"Benim evimden,odamdan beni mi kovuyorsun?"Kapıyı açıp içeri girdim.Kapının arkasına geçip yüzüne baktım.Bedenini bana doğru çevirmişti."Beni buraya sen getirttin.Keyfi bir şekilde gelmedim.Doğal olarakta gidecek olan sensin.He eğer dersen ki,senden rahatsız oluyorum,o zaman sal beni gideyim."Beni bırakmayacağını biliyordum.
Yinede bir umut söylemiştim işte.

Yüzüme aynı salaklıkla bakmaya devam edince."Bende öyle tahmin etmiştim."Dedim ve kapıyı suratına kapattım.

Kimine göre bu kadar sakin kalmamam,bağırıp çağırmam gerekiyordu.Fakat ben hiç birini yapmıyor veya yapamıyordum.
Tüm bunları yapmak,kaçmak,
öfkelenmek,bağırıp çağırmak gibi eylemleri yapmak içimden gelmiyordu.

O belgeler her neyse onlara ulaşıp,
sonra burdan çıkıp gitmek istiyordum.Lavoba'nın karşısına geçerek kendime baktım.Bütün geceyi uykusuz geçirdiğim için göz altlarım çökmüştü.Gözlerim daha önce hiç bakmadığı kadar yorgun bakıyordu.

"Resmen iki günde yaşlandım."
Bir çok duygu değişikliği beni mahvetmişti.İlk babam'ın yaptığı şeyler yüzünden kriz geçirmiş ardından mirza'nın sözleriyle karşılaşmıştım.Onlar içinde öfkelendikten sonra beni oyuna getirmediğini öğrenip mutlu olmuştum.

Öfke,üzüntü,sevinç,hepsi bir arada bana hiç iyi gelmemişti.
Suyu açarak yüzümü güzelce yıkadım.Kenarda duran havlu peçeteyle yüzümü kuruladıktan sonra banyodan çıktım.
Hafiften ağaran gökyüzüne bakıp iç çektim.Mirza'nın bana verdiği telefonun varlığını cebimde titreyince hatırlamıştım.
Cebimden çıkardığım telefona bakınca "kocam" diye kayıtlı olan
kişiden arama geldiğini gördüm.

Resmen kendisini benim yerime kocam diye kayıt etmişti.Hızlıca odanın kapısına ilerleyip kilitledim.Pencereye ilerlerken gelen aramayı cevapladım.

"Kayıt edecek başka isim bulamadın mı?"

"Hayır,çok düşündüm ama,kocan olduğumdan ötürü olmalı ki aklıma başka bir isim gelmedi." Ciddi ciddi kocam olduğuna kendini inandırmıştı.Bu durum hoşuma gittiği kadar sinir olmamada yol açıyordu.

"Sen beni delirtmeye yemin etmiş olabilir misin?"

"Sen zaten deli olabilir misin?"
Eğleniyordu.Benimle konuşurken sesine yansıyan huzuru solumamak imkansızdı.

"Kimin deli olduğu çok belli."
Konuşmamız gereken daha önemli konular vardı.Bizim konuştuğumuz konuya bakın. "Anlat.En baştan."Konuyu değiştirdim.

Değiştirmiş olduğum konuya uyum sağladı."Evli olmamıza rağmen bu zamana kadar bana ne iş yaptığımı sormadın."

"Sormama gerek yoktu,orman evinde karşılıklı oturuyorduk ve sen her zaman evindeydin.Dışarı çıktığını hiç görmedim."

"Dışarı çıkmıyor olmam,benim bir işim olmadığı anlamına mı geliyor?"Cevap vermedim."Her neyse konumuza dönelim."Onunla tanışalı 3 haftaya aşkın bir süre olmuştu.Fakat beni onu hiç tanımıyordum.Günlerimiz o kadar karmaşık geçiyordu ki ona kendisi hakkında soru sormak aklıma bile gelmemişti.Bir araya geldiğimizde de genelde kavga ettiğimiz için onun dediği gibi ona soru sormam imkansız bir hale geliyordu.

"Ben ajanım."

Ne?

Ben ajanım.

Bildiğimiz ajanlardan mı?

Çocukken hep havalı bulduğum ajanlardan olabilir miydi?

"Nasıl?"Heycanlanmama rağmen sakin bir şekilde sordum sorumu.

"Bana görevler geliyor,bunları değerlendiriyorum ve bana uyan görevleri kabul ediyorum.Polis teşkilatına bağlı bir iş bu.Bağlı olduğum emniyet uzun süredir bazı suç çetelerini yakalamaya çalışıyor fakat o kadar temiz iş yapıyorlar ki hiç bir açıklarını yakalayamıyorlar."O soluksuz anlatıyor bende soluksuz dinliyordum.Anlattığı şeyler dikkatimi çekmişti."Şuan elimde olan görev cemil ile alakalı."
Durup biraz nefeslendi."Sana bahsettiğim belgelerin içerisin'de cemil'in bağlantılı olduğu tüm çetelerin yapmış oldukları suçlar mevcut.Buna kendisi'de dahil.Eğer o belgeyi ele geçirirsek onları çökerte biliriz."

"Nasıl yapacağız,daha o belgelerin nerde olduğunu bile bilmiyorum."

"Ben biliyorum,bu işte sana düşen tek şey gidip onları almak."

"Bu yüzden beni buraya getirdin.
Bana bunu normal bir yolla teklif etseydinde yardımcı olmaya çalışırdım zaten."

"İnandırıcı olması gerekiyordu."
Cemil'e karşı onun istediği kadar inandırıcı olamamdan korkmuştu.
Tabi bilmiyordu ne kadar iyi bir oyuncu olduğumu.Ona istediğimi yaptırmak istediğimde,bilerek gözlerimi doldurup,sesimi titrettiğimi öğrense acaba yine oyunculuğum'dan şüphe edermiydi?

Telefonda kapının zil sesi duyuldu."Bugün akşam o belgelere ulaşa bilirsen yarın gelip seni alacağım."Ayaklandığını hissettim.
"Akşam sana belgelerin nerde olduğunu mesaj olarak atacağım."
Derin bir nefes aldı."Kendine dikkat et."Telefonu kapatmasını istemedim onunla konuşmaya devam etmek istiyordum.Buna rağmen vedalaşıp aramayı sonlandırdım.

Bir an önce şurda ki işleri halledip eve geri dönmek istiyordum.
Bu yüzden bu akşam ne yapıp edip o belgeleri ele geçireceğim.

♡

Saatlerimiz gece yarısını gösteriyordu.Cemil'in uyuduğuna emin olunca odadan çıktım.
Yavaş adımlarla alt kata indim.
Etraf oldukça karanlıktı.Evden çıt sesi bile çıkmıyordu.Bu biraz gerilmeme yol açsaca durmadan devam ettim.Bodrum kata inince durup etrafıma baktım.Mirza'nın dediğine göre merdiven altında bir kapı olmalıydı.O kapıdan geçerek bir koridora çıkmam, ordanda koridorun sonunda kalan odaya ulaşmam gerekiyordu.
Merdivenlerin arka kısmına bakınca siyah bir kapı olduğunu gördüm.

"Nasıl gidiyor?"Kulağımda tuttuğum telefonda mirza'nın sesini işittim.Her ne kadar aramasına gerek olmasada içinin rahat edemeyeceğini söylemiş,her ihtimale karşı telefonu açık tutmam gerektiğini belirtmişti.
Sanki birşey olsa ne yapa bilecekti.Ordan buraya gelene kadar olacak olanlar olup biterdi zaten.Konu dik kafalılık olunca mirza her zaman birinci sırada yer alıyordu.Bu sırayı'da kimseye kaptıracak gibi durmuyordu.
"Güzel gidiyor,şimdilik."Kapının yanında olan şifre dikkatimi çekti.
Tam şifrenin ne olduğunu soracaktım ki mirza benden önce davranarak kapıya girmem gereken şifreyi söyledi.

"89550345"Şifreyi girdim.Küçük ekranda beliren tik işaretiyle birlikte kapı açıldı."Kapıyı arkandan kapatmayı unutma."
İçeri girdim.Karanlık koridora sızan tek ışık havalandırmadan geliyordu.Evin aksine burası oldukça eski ve rutubetli bir yerdi.
Yavaş adımlarla ilerlemeye başladım."Acaba seni sürekli böyle görevlere mi dahil etsek.
Pek bir sessizsin."Benim aksime o normal sesiyle konuşuyordu.

"Seninle kavga etmemi özlemiş olamazsın,değil mi?"Fısıldayarak sorduğum soruya bir müddet cevap gelmedi.

"Keşke sadece kavgalarımızı özlemiş olsaydım."Olduğum yerde öylece durdum.Ağzının içinde yuvarlayarak söylediği şeyleri duymadığımı sanıyordu.

"Telefonu kendinden uzaklaştırman bile duymama engel olamadı?"
Dikilmeye son vererek tekrar hareketlendim.Dudaklarımda yer edinen gülümsemeyi silemedim.
Kadınları mutlu etmek gerçekten de çok kolaydı."Bu kapıda şifre yok ama farklı birşey var."

"Biliyorum.Yüz tanıma programı."
Görende sanır merkez bankasına giriş yapıyoruz.O belgeler elbette çeteler için çok önemlidir ama bu kadarıda fazlaydı.Girmediğim delik kalmamıştı."Sana gönderdiğim fotoğrafı okut."Telefonu kulağımdan indirerek mirza'nın atmış olduğu fotoğrafa baktım.Vesikalık gibi çekilen fotoğraf Cemil'e aitti."Fotoğrafı incelemen bittiyse okuta bilirsin."Etraf o kadar sessizdi ki telefon hoparlörde olmamasına rağmen duymuştum sesini.
Fotoğrafı okuturken diğer yandan ona karşılık verdim.

"Çok biliyorsan gelip kendin yapsaydın."Bu kapıda açılınca neredeyse mutluluktan ağlayacaktım.Şuan gerim gerim geriliyordum.Bir an önce şu işi bitirip burdan çıkmak istiyordum.
Yakalanırsam onca korumayla baş edebileceğimi hiç sanmıyordum.
İşin kötü tarafı Cemil'in bana ihtiyacı olmasına rağmen,böyle birşey yaptığı mı görürse bir an düşünmeden tetiği çeker,beni alnımın çatından vururdu.

"Senin dilin fazla mı uzadı sanki?"

"Benim dilim her zaman uzundu canım."Odaya girdim.Kısaca etrafa göz gezdirdim.Giri duvarları olan küçük bir yerdi.Odada'ki eşya ortada duran çalışma masası ve bir dolaptı."Çalışma masasının yanında çekmece var orda olması gerekiyor."Aldığım komutla masaya doğru ilerledim.Çekmeceye doğru eğilince buranında kilitli olduğunu gördüm.

Şaşırdık mı?

Tabiki hayır.

"Anahtar kalemliğin içinde."
Burayı ezbere biliyordu.Kalemliğe uzanıp içinde ki kalemleri boşalttım.Siyah küçük anahtar masanın üzerine düştü.

"Buraya daha önce girdin mi?"
Masanın üzerinden aldığım anahtarı kilide soktum.

"Hayır,odada ve koridorda olan kameralara sızdık.Şifrelere bu sayede ulaştım."Koridorda kameraların olması beni korkutmadı.Bunca şeyi düşünen adam kameraları devre dışı bırakmayı da illaki düşünmüştür.
Çekmeceyi açınca karşıma kırmızı dosya çıktı."Kırmızı dosya,değil mi?"Olumlu cevap alınca hemen dosyayı alıp çekmeceyi kapattım.

Herşeyi aldığım gibi bıraktıktan sonra odadan çıkacaktım ki mirza'nın sesi beni durdu.
"Dolabın arkasında küçük bir geçit var,ordan geç."

"Nasıl?"Duvar dibinde olan ahşap dolaba doğru ilerledim.

"Dolabı kenara çek."Dediğini yapınca gerçektende yere sıfır olan,Kare kapaklı geçiti gördüm.
"Yolun sonunda seni bekliyor olacağım,acele et."Beni almaya gelmişti.Buraya geleli daha bir gün olmamıştı.Bu kadar kısa süre kalacağımı bilsem belkide bu kadar sorun etmezdim burda olmayı.

"Demek dayanamadın bensiz."
Bana beni yarın almaya geleceğini söylemişti.Dayanamamış olmalı ki bugün gelmişti.

Sen kafanda fazla kuruyor olabilir misin?

Hastalığımı düşünecek olursak kuruyor olabilirdim.

Yere eğilerek kapağı açtım.Elimde ki dosyayı pantolonumla sırtım arasına sıkıştırıp dizlerimin üzerinde ilermeye başladım.
Havalandırmaya benzemesine rağmen havalandırma değildi.
Bilerek yapılmış bir geçitti.
"İnakar etmeyi bırakta,beni özlediğini söyle be adam."

Güldüğünü duydum.Onu güldürdüğüm için mutlu olduğumu bilse bir daha gülmeden dururmuydu acaba?

Geçit bitince başta olan kapağın aynısını burada da gördüm.Kapağı ittirip sürünerek dışarı çıktım.
Çalılıkların arasından geçtiğimde saçım başım bir birine girmişti.
"Saçlarım mahvoldu ya."Ayağa kalkınca üstümü sirkelemeye başladım.

"Göre biliyorum."Kafamı kaldırıp ilerde bulunan orman yoluna baktım.Ayın verdiği ışık sayesinde etraf zifiri karanlık değildi.

"Nerdesin?"Etrafa bakıyor,nerde olduğunu bulmaya çalışıyordum.

"Yürü."Dediğini yapıp adımlamaya başladım.Beş altı adım atınca ağaçların sık olduğu bölgeye girmiştim.

"Kalpten gitmemi istemiyorsan beni korkutmayı aklından bile geçirme."Bir iki ağacı geçmiştim ki aniden kolumdan tutulup sol tarafa doğru çekildim.Bağırmamam için ağzıma kapanan el olmasaydı çoktan çığlığı basmıştım.Sıkı sıkı kapattığım gözlerimi yavaşça açtım.
Karşımda gördüğüm kişi bir kez daha kalp ritimlerimi hızlandırdı.
Yine her zamanki gibi siyahlar içindeydi.Üstünde deri bir çeket vardı.Saçlarından bir kaç tel alın kısmına dökülmüştü.

bu kadar yakışıklı olmak zorunda mıydı?

Ağzıma kapanan elinin üzerine parmaklarımı yerleştiridim.
Elini çekmesini istediğim için yapmıştım bu hareketi.
Dudaklarıma kapanan avcunun indirip arkamda ki ağaca yasladı.
"Allahtan korkutma dedim."

Sitemli sesimi görmezden gelerek
yüzüme doğru yaklaştı.İki yanımda duran kollarım hareket ettiremedim veya ettirmedim.
Onu kendimden uzaklaştırmak istemedim.Hala dün gece bana vermiş olduğu öpücüğün tadı dudaklarımdaydı.

"Özledim kadın."Yüzümde oluşan kocaman gülümsememle kehribarlarına hayran,hayran bakmayı sürdürdüm.

"Özledim adam"Onu taklit ederek söylediğim sözler onuda gülümsetmişti.

"Gülmek bir kadına,anca bu kadar yakışa bilir.

"Gülmek bir adama,anca bu kadar yakışa bilir."Bana bakarken gözlerinin içi parlıyordu.
Kafasını biraz daha yaklaştırıp saçlarımın arasına dudaklarını bastırdı.Yakınlığını bozmadan elimi tuttu.

"Gitmemiz lazım."Elleri ellerimdeyken yürümeye başladık.
Onunla şuan hangi konumda olduğumuz hakkında bir fikrim yoktu.Tek bildiğim dile getirmesekte bazı hislerimizin önüne geçemediğimizdi.

♡

"Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?
Hemen teslim edecek misin bu belgeleri?"Karşımda oturan mirzaya merakla bakmayı sürdürdüm.O ise yaygan bir şekilde oturmuş yorgun gözlerle bakıyordu bana.

"Teslim etmeden önce yapmam gereken son bir iş daha var."

Kaşlarımı çattım."Ne işi bu?"

"Şuanlık bunu bir kenara bırakalım mı?"

Onu fazla zorlamak istemediğim için olumlu anlamda kafa salladım.Zamanı geldiğinde öğreneceğimi bildiğim için ses etmemiştim.Yani umarım öğrenirdim."Birşeyler izleyelim mi?"Hevesle gözlerinin içine bakmayı sürdürdüm.Bugün o evde kendime onu daha yakından tanımak için çabalayacağıma söz vermiştim.Onu tanımanın yanı sıra onunla daha fazla zaman geçirmekte istiyordum.

"Ne izleyeceğiz."Yüzünü buruşturdu."Sakın bana komedi filimleri deme."Yüzünden anladığım kadarıyla komedi filmlerini sevmiyordu.

"İlk mısır falan patlatalım.Daha sonra filim seçeriz olur mu?"Olumlu anlamda kafa salladı.Yorgun olmasına rağmen benimle filim izlemeyi kabul etmişti.

Aşk adamım ya

♡

"Baya etkileyici tarzın varmış."
Kıkırdadım.Komedi filimi sevmiyordu.Çizgi filim sevip sevmediğini hakkında ise birşey söylememişti.Birleştirdiğimiz koltukların üzerine nevresim serip,yastık koymuştuk.
Üzerine atıştırmak için birşeyler koyduktan sonra üzerimizi değişmek için odalarımıza çıkmıştık.Benim ayaklarımda ve üzerimde pembe saten pijamam, onun üzerinde ise siyah pamuktan pijamaları vardı.Oldukça uyumluyduk.

"Tom ve Jerry bu lafını duysa çok üzülür."Yan yana oturup, ayaklarımızı uzattığımız koltukta parmaklarımı hareket ettirdim."İstersen farklı bir Filime koyalım.Mesela,"Biraz durup düşündüm."Maona olabilir,
Hayalet casper olabilir,ölü gelin olabilir.buz devri olabilir."Kafamı kaldırıp yüzüne bakınca ister istemez kahkaha attım.Bana sanki katliam yapmışım gibi bakıyordu.
"O kadar mı kötü ya? Dehşete düşmüş gibi bakıyorsun bana."

Bakışlarını toparladı."Hala bunları izliyor olamazsın değil mi?"Yüzümden aldığı cevapla sözlerine devam etti."20 yaşında olduğunun farkındasındır inşallah."Kollarımı göğsümde birleştirip önüme döndüm.
İlk uyumsuzluğumuzun bir çizgi filimi olacağını nasıl tahmin edebilirdim ki?

"Ne yani sen izlemiyor musun?"
İzlemediğini anlamama rağmen sormuştum"Çizgi filimler hep bana huzur vermiştim.Hele ki eskiyi andırıyorsa o çizgi filimden kimse vazgeçiremez beni."Kafamı önüme çevirdim."Sen sevmiyorsun anlaşılan."Ne olurdu yani sevseydi.Beraber yapacağımız aktivitelerin arasına bunuda eklerdik.

Haftada bir gün çizgi filim günümüz olabilirdi.

"Senin için seve bilirim."
Bakışlarımı televizyondan ayırıp yüzüne çıkardım."Sende benim için basketbol maçına katılırsın."
Şimdi dehşetle bakma sırası bendeydi.Ben ne anlardım maçtan.

"Ben anlamam ki.Yani oynamayı bilmiyorum."

"Öğretiriz."Göz kırptı."sen merak etme."Bu adamın yakışıklılığı bir gün benim sonum olacaktı.

Gülümsedim."O zaman anlaştık."

●●●●●

Eve dolan zil sesiyle zar zor gözlerimi araladım.Geç uyuduğum için ve uykumu tam almadığım için gözlerimin içi acıyordu.
Benim aksime mirza derin bir rüyanın ortasında gibiydi.
Tutulan boynumu elimle ovaladım.Kafamı hareket ettirmek istemiyordum.Kafası saçlarıma gömülü olduğu için hareklenirsem uyanırdı.Uyanmasını istemiyor,biraz daha uykusunu almasını istiyordum.
Dün gece sabahın 6:00 kadar çizgi filim izledik.Ben komik olan kısımlarda gülerken mirza, benim tepkilerime bakıp gülümsemişti.
Ağaran güneş odaya dolunca benim başım mirza'nın omzuna,mirza'nın kafasında benim saçlarımın üzerinde uyuya kalmıştık.Güzel bir gün olmamasına rağmen geceyi güzel kapatmıştık.

Kapı ısrarla çalmaya devam edince mirza'da gözlerini açtı.
Gözlerim duvarda ki saate kaydı.
Sabahın daha 10:00 buna rağmen kim kapıyı kıracak gibi çalıyordu doğrusu merak ediyordum.
"Günaydın."Tutulan boynunu ovalarken gülümsedi."Sabaha senin yüzünü görerek başlamak ne kadar çekilmez bir olay."

Sabaha seninle başlamak ne kadar güzel bir duygu.

Demek istediği bu olmasına rağmen sırf beni sinir etmek için lafı çevirmişti.Anlaşılan bu adam kavga etmeden,laf yemeden duramıyordu.Kapı bir kez daha çalınca çıldırdım."Allah aşkına kim bu münasebetsiz.Sabah sabah başımı şişirdi ya."

Koltuktan kalktı."Öğreniriz şimdi."Bende peşinden kalkıp onu takip ettim.

Mirza kapıyı açınca kapıda gördüğüm kişiyi görmeyi hiç beklemiyordum.

Arkasında bir orduyla kapımıza dayanan kişi cemil'den başkası değildi...

♡

MERHABALAR EFENDİM MERHABALAR

NASILSINIZ BAKALIM?

MİRZA MİRAYA İHANET ETMEZ DİYENLERİ BURAYA ALABİLİR MİYİM

AKSİNİ DÜŞÜNENLERİDE BURAYA ALALIM LÜTFEN

BÖLÜMDE EN SEVDİĞİNİZ YER NERESİ OLDU?

BİR DAHAKİ BÖLÜME GÖRÜŞÜRÜZ KENDİNİZE İYİ BAKIN HOŞÇA KALIN💖

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.